• 10-03-2021, 13:58:28
    #55
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam ben sizi gayet iyi anlıyorum. Ama sizin anlamadığınız bir nokta var. Bakın bu ülkemizde değil, dünyanın hiçbir yerinde 8 saati tam tamına çalışmak diye birşey yok. Verilen işi zamanında ve eksiksiz teslim etme var anlatabiliyormuyum ? Siz 8 saati hakkıyla çalışmıyor diye bir istekde bulunamazsınız. 8 saat aralıksızca bir adama ne yaptırıcaksınız ? Yani dediğiniz şey akla mantığa aykırı. 8 saati tam verimli çalışmak demek aralıksız 8 saat pc başından kalkmadan çalışmak demek değil bunu anlamanız lazım. 8 saat verimli çalışmak demek, verilen işi zamanında ve eksiksiz teslim etmek demektir. Umarım anlatabilmişimdir. Siz 8 saat mesai kavramını çok yanlış biliyorsunuz.
    Hocam bence sen kendi dünyanda çizdiğin ya da gördüğün şekilde konuşuyorsun. Hiçbir Alman ile tanıştın mı? 8 saatlik mesaisinin 7 saatinin nasıl geçtiğini biliyor musun? Bir İrlandalının çalışma süresinin nasıl geçtiğini biliyor musun? Bence bilmediğin için bu şekilde konuşuyorsun.

    8 saat tam verimli çalışmak demek bilgisayar başından kalkmadan sürekli çalışmak değil. Siz mağdur durumda olduğunuz için size ucu dokunacak şeyleri kabul etmiyorsunuz.

    Bir örnek daha vereyim sana. Çalışanlarımdan biri editör. Yapması gereken iş belli. Sabah bir önceki günün siparişlerini toparlayacak, kontrollerini sağlayacak ve sorun yoksa yeni siparişleri geçecek. Ama siparişin toplanıp kontrol edilme süresi saat 16:00'yı buluyor. Oysa, öğlene kadar bitirebileceği bir iş. 20 adet blog içeriği alt tarafı. Özgünlüğünü kontrol etmesi için gerekli aracı temin ediyoruz. Eklenti sayesinde yazım hatalarını görebiliyor. Tek yapması gereken şey metni bir kere okuyup yanlış yer varsa, işaretleyip yazara geri göndermesi. Şimdi bu adam kul hakkına giriyor mu girmiyor mu? Bu kişi 8 saatlik çalışma süresinin ne kadarını verimli kullanıyor? İşin sonunda yine de sorun çıkıyorsa, bu adamın kazandığı para helal mi?

    Bak yukarıda verdiğim örnek benim için sorun değil. Çünkü ben çalışanlarımla bu şekilde ilişkiyi seviyorum. Örneği vermemin sebebi işverenin de işçinin de dürüst olmadığı. Dürüstlük olacaksa, üstte verdiğim örneği kabul etmiş olman gerekecek.

    Her neyse hocam. Umarım hakkını alır, mutlu bir iş hayatı sürdürürsün.
    • ozgurcetinkaya
    ozgurcetinkaya bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 10-03-2021, 14:04:30
    #56
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam bence sen kendi dünyanda çizdiğin ya da gördüğün şekilde konuşuyorsun. Hiçbir Alman ile tanıştın mı? 8 saatlik mesaisinin 7 saatinin nasıl geçtiğini biliyor musun? Bir İrlandalının çalışma süresinin nasıl geçtiğini biliyor musun? Bence bilmediğin için bu şekilde konuşuyorsun.

    8 saat tam verimli çalışmak demek bilgisayar başından kalkmadan sürekli çalışmak değil. Siz mağdur durumda olduğunuz için size ucu dokunacak şeyleri kabul etmiyorsunuz.

    Bir örnek daha vereyim sana. Çalışanlarımdan biri editör. Yapması gereken iş belli. Sabah bir önceki günün siparişlerini toparlayacak, kontrollerini sağlayacak ve sorun yoksa yeni siparişleri geçecek. Ama siparişin toplanıp kontrol edilme süresi saat 16:00'yı buluyor. Oysa, öğlene kadar bitirebileceği bir iş. 20 adet blog içeriği alt tarafı. Özgünlüğünü kontrol etmesi için gerekli aracı temin ediyoruz. Eklenti sayesinde yazım hatalarını görebiliyor. Tek yapması gereken şey metni bir kere okuyup yanlış yer varsa, işaretleyip yazara geri göndermesi. Şimdi bu adam kul hakkına giriyor mu girmiyor mu? Bu kişi 8 saatlik çalışma süresinin ne kadarını verimli kullanıyor? İşin sonunda yine de sorun çıkıyorsa, bu adamın kazandığı para helal mi?

    Bak yukarıda verdiğim örnek benim için sorun değil. Çünkü ben çalışanlarımla bu şekilde ilişkiyi seviyorum. Örneği vermemin sebebi işverenin de işçinin de dürüst olmadığı. Dürüstlük olacaksa, üstte verdiğim örneği kabul etmiş olman gerekecek.

    Her neyse hocam. Umarım hakkını alır, mutlu bir iş hayatı sürdürürsün.
    Hocam tabiki de verdiğin örnekteki adam kul hakkına giriyor. Ama ben de diyorum ki ben ve benim gibi milyonlarcası da bu sizin dediğiniz gibi değil. Gerçekten hakkı ile çalışıyoruz. Ayrıca o arkadaş evet sizin hakkınıza giriyor. Ama yinede Avrupa ülkelerinden örnek vermeniz doğru değil. Siz işveren olarak Avrupa'daki şartları sağlamıyorsunuz öyle değil mi ? Sizin çalışanınız için söyledikleriniz doğru. Ama benim ve benim gibi dürüst çalışanlar için doğru değil.

    iyi günler.
    • Milano
    bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 10-03-2021, 14:09:55
    #57
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sizin çalışanınız için söyledikleriniz doğru. Ama benim ve benim gibi dürüst çalışanlar için doğru değil.
    Diğer arkadaş tam olarak bundan bahsetmiş. Nasıl ki ahlaksız işçiler varsa, ahlaksız işverenlerde var. O yüzden genelleme yapmak doğru değil. Bir işveren hayatı boyunca çalıştırdığı herkesin ahlaksız çıkması sonucu nasıl ki tüm işçiler kul hakkına giriyor diye genelleme yapmamalıysa aynı şey sizin içinde geçerli . Yoksa konuda yazdıklarınız zaten düzgün bir yerde çalışmadığınızı gösteriyor o konuda kimsenin söyleyebileceği birşey yok
  • 10-03-2021, 14:18:57
    #58
    "Kim namus ve ahlâk şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en namussuzu o'dur."

    -Friedrich Nietzsche
  • 10-03-2021, 14:27:22
    #59
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben kaytarmıyorum hocam. Siz bir insandan bir robotun bile yetişemeyeceği performansı bekliyorsunuz. Siz ve sizin gibi yazan o diğer kişilerin hepsi benim saydığım özelliklerde patronlarsınız. En ufacıcık bir tutar yanınız savunmanız yok, yok avrupada robot gibi çalışılıyormuş, bizim çalışanlar robot gibi değilmiş yahu böyle bir sebep bahane olabilir mi allah aşkına ? Sen avrupa klasmanında maaş verip, iş şartları sağlıyormusun da adamdan robot olsun istiyorsun. Baştan aşağıya şu konuya giren her işveren saçmalayıp çekip gidiyor. Çünkü savunucak diyecek birşeyleir yok. Onlarda işçinin hakkına girmeyi, vicdanlarına öyle kılıf uydurarak hallediyor.
    Bak hocam sen hiç tanımadığın insanlar konusunda yargıda bulunuyorsun.
    Bu kafa ile yaşadıklarına devam edersin.
    Ben sistemi tartışmaya kalkıyorum sen işi şahsileştiriyorsun.
    Ben sistemin açıklarından bahsediyorum sen işi dine diyanete kul hakkına karakter meselesine getirmeye kalkıyorsun.
    İşte tam da bu yüzden yaşadıklarını sonuna kadar hakediyorsun.

    Bu ülkede işçiler patronlarının partisine oy verip sonra ekonomik şartlarında ve çalışma koşullarına iyileşme bekliyorlar.
    Bu ülkede işçiler ezilmelerinin nedenini din diyanet zannediyorlar, işçinin hakkının yenmesini kul hakkı yenmesi sanıyorlar.
    Sonra kul hakkı din diyanet diyen partinin peşine takılıp sömürü düzeninden sömürülmeye devam ediyorlar.

    Sen avrupa şartlarında performans göstermek için avrupa şartlarında çalışma hayatı ve maaş istiyorsun ya, bu ülkede işçiler o maaşları kesinlikle haketmiyorlar.
    Bir gün işçi partisine üye olup, işçi partisine ve sendikana maaşından bağış yapmaya başlarsan bahsettiğin ekonomik hakları talep etme hakkın olur.
    Sen işçi partisine oy vermiyorsun, örgütlü mücadele için bedel ödemekten kaçıyorsun, sonra bir forumda patronların karakterleri üzerinden sömürü düzenini açıklamaya kalkıyorsun.

    Patronlar kul hakkı falan yemiyorlar dine göre.
    Hakkı yenildiğini düşünen adam patronun kölesi değil ki.
    Hakkının yenildiğini düşünüyorsa işi bırakır hakkını yemeyecek patron bulur.
    Yok hakkını yemeyecek patron bulamıyorsan bu mesele patronlar ile ilgili değil memleketi yönetenler ve sistemle ilgilidir.

    Nalıncı keseri gibi sadece kendine yontuyorsun maalesef.
    Sen Avrupadaki adamların ve onları babalarının dedelerinin verdiği mücadeleyi vermediğin için o ekonomik koşulları haketmiyorsun.
    Bir patronun işçisini fazladan çalıştırması ne kadar kul hakkı yemek ise, bir işçinin parasını aldığı saatte tam performans göstermemesi o kadar kul hakkıdır.
    Sen patronun fazla çalıştırmasına kul hakkı derken, bir saatin tamamını işine harcamamasına kul hakkı diyemiyorsun.
    O yüzden ilk başta konuyu iyi niyetle açtığını düşünmeme rağmen şu andan itibaren yazdıklarının tümüne saygımı kaybettim.

    Parasını aldığın saatin karşılığında tam performans vermek için avrupadaki koşulları istiyorsun ya.
    Belki senin patron da işçisini az çalıştırmak için işçilerin avrupadaki işçilerin verimi ile çalışmasını bekliyordur.
  • 10-03-2021, 14:37:51
    #60
    Extralarge adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şikayet etmek zormu geliyor hocam ?
    Omurgasız ama akıllı olanlardan. Her şeyi usulünce yapıyor.
    Çok etki etmez şikayet falan.
  • 10-03-2021, 15:19:10
    #61
    Malesef doğru
  • 10-03-2021, 15:46:26
    #62
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam bende bir işverenim. İş kul hakkına gelirse, işçi de işveren de yapıyor bunu. Ülkenin genel sorunu ne yazık ki.

    Kaç tane işçi çalıştığı 9 saatin 8 saatini verimli bir şekilde geçiriyor? Sigara, çay molalarının yanı sıra muhabbetin dibine vurarak zaman geçiren çok insan var.

    Bende sizin gibi düşündüğümden dolayı kendi işimi kurdum. Ama işin bu tarafı da oldukça zorlu. Sizin patron çakallık yapıyor belli ki ama insanların bir yerde çalışması için gerçekten normal sürelerinin üzerine çıkması gerekiyor bu ülkede.

    Ben size bugün 3 tane elemanımın 1 stajyerimin ve ofisin masrafını yazacağım.

    2.350 TL kira
    550 TL muhasebe
    400 TL elektrik
    550 TL doğalgaz
    100 TL su
    90 TL internet
    3 elemanın asgari ücretten maaşı 8.477,7 TL
    3 elemanın sigortası 3.255,53 TL
    1 stajyerin maaşı 767.1 TL
    4 elemanın aylık yemek masrafı 5.000 TL
    4 elemanın yol parası 600 TL
    Ofis içi kağıt havlu, tuvalet kağıdı, kahve, çay, deterjan gibi masraflar 750 TL

    Bunların üzerine çıkan stopaj, damga vergileri vs. var.

    Bakın cebime para girmeden daha kendi bağkurumu yatırmadan cebimden çıkan para minimum 22,890,33 TL.

    Şu pandemi boyunca hiçbirini işten çıkarmadık, kısa çalışma ödeneği vs. istemedik. 8 aydır kar yazmadan sırf insanların rahatı bozulmasın diye devam ettiriyorum. Kendi bağkur borcum olmuş 10K vergi borçlarım birikmiş 40K.

    Şimdi bu çalışan arkadaşlar yeri geliyor muhabbete dalıp arkada 1 saat boyunca takılıyorlar. Ses etmiyoruz insanların keyfi kaçmasın diye. Ama işverenin çakallığının yanında işçinin de çakallığı çok fazla.

    Konuyla biraz paralel gittim ama son zamanlarda işçilerin bu kadar ses çıkarması garibime gidiyor. Allah var benim çalışan arkadaşlarım iyi insanlar. Biz de ona göre sabah geleceği zaman 10 11 gibi gel diyoruz. Kimi zaman ertesi gün işimiz yoksa, gelme dinlen diyoruz. Kimi zaman ailesini görmeye ücretinden kesmeden izne yolluyoruz. Onlarda gerektiğine kalmaları gerekiyorsa, kalıyorlar.

    Genelleme yapmamalısınız bence. Çakallık yapan kadar iyi niyetli olan da çok ülkede. Genel bir sorunumuz var. Kimse dürüst değil o yüzden çığırtkanlık yapmaya gerek yok.

    8 aydır kar yazmadan

    Polemik yada art niyet olarak değil hocam da nasıl idame ettiriyorsunuz işi yani benimde ilerleyen zamanlarda bir iş açma fikrim var da 8 ay kar etmesem nasıl hayatımı sürdürürüm bilemiyorum
  • 10-03-2021, 16:23:45
    #63
    İşte tam bu noktada sendikalaşmak gerekiyor. Sizlerle aynı durumu fabrika işçisi olarak yaşadık. İşyerinde çok kişi pozitif çıktı. 3 vardiyalı 8 saat olan sistem 12 saatlik 2 vardiyaya dönmüştü. Bizde "yeter" diyerek sendikalaştık. Daha toplu iş sözleşmesi imzalanmadan yöneticiler geri adım atmaya başladı.


    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam bende bir işverenim. İş kul hakkına gelirse, işçi de işveren de yapıyor bunu. Ülkenin genel sorunu ne yazık ki.

    Kaç tane işçi çalıştığı 9 saatin 8 saatini verimli bir şekilde geçiriyor? Sigara, çay molalarının yanı sıra muhabbetin dibine vurarak zaman geçiren çok insan var.

    Bende sizin gibi düşündüğümden dolayı kendi işimi kurdum. Ama işin bu tarafı da oldukça zorlu. Sizin patron çakallık yapıyor belli ki ama insanların bir yerde çalışması için gerçekten normal sürelerinin üzerine çıkması gerekiyor bu ülkede.

    Ben size bugün 3 tane elemanımın 1 stajyerimin ve ofisin masrafını yazacağım.

    2.350 TL kira
    550 TL muhasebe
    400 TL elektrik
    550 TL doğalgaz
    100 TL su
    90 TL internet
    3 elemanın asgari ücretten maaşı 8.477,7 TL
    3 elemanın sigortası 3.255,53 TL
    1 stajyerin maaşı 767.1 TL
    4 elemanın aylık yemek masrafı 5.000 TL
    4 elemanın yol parası 600 TL
    Ofis içi kağıt havlu, tuvalet kağıdı, kahve, çay, deterjan gibi masraflar 750 TL

    Bunların üzerine çıkan stopaj, damga vergileri vs. var.

    Bakın cebime para girmeden daha kendi bağkurumu yatırmadan cebimden çıkan para minimum 22,890,33 TL.

    Şu pandemi boyunca hiçbirini işten çıkarmadık, kısa çalışma ödeneği vs. istemedik. 8 aydır kar yazmadan sırf insanların rahatı bozulmasın diye devam ettiriyorum. Kendi bağkur borcum olmuş 10K vergi borçlarım birikmiş 40K.

    Şimdi bu çalışan arkadaşlar yeri geliyor muhabbete dalıp arkada 1 saat boyunca takılıyorlar. Ses etmiyoruz insanların keyfi kaçmasın diye. Ama işverenin çakallığının yanında işçinin de çakallığı çok fazla.

    Konuyla biraz paralel gittim ama son zamanlarda işçilerin bu kadar ses çıkarması garibime gidiyor. Allah var benim çalışan arkadaşlarım iyi insanlar. Biz de ona göre sabah geleceği zaman 10 11 gibi gel diyoruz. Kimi zaman ertesi gün işimiz yoksa, gelme dinlen diyoruz. Kimi zaman ailesini görmeye ücretinden kesmeden izne yolluyoruz. Onlarda gerektiğine kalmaları gerekiyorsa, kalıyorlar.

    Genelleme yapmamalısınız bence. Çakallık yapan kadar iyi niyetli olan da çok ülkede. Genel bir sorunumuz var. Kimse dürüst değil o yüzden çığırtkanlık yapmaya gerek yok.
    Hocam sizde "çok iyi niyetli patron" kategorisine giriyorsunuz. Muhtemelen çalışanlarınız sizi "abi" olarak görüyor ve bu çook yanlış. İş başka dostluk başkadır. Art niyetli kaytaran işçiye söylenecek söz çok.
    "son zamanlarda işçilerin bu kadar ses çıkarması garibime gidiyor" demişsiniz. Hocam pandemi sürecinde tek mağdur işçi. Bu dönemde sopası elinde olan işçiye vuruyor "kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin, mobing". Hal böyle olunca işçide haklı olarak sesini yükseltiyor.