Hocam bence sen kendi dünyanda çizdiğin ya da gördüğün şekilde konuşuyorsun. Hiçbir Alman ile tanıştın mı? 8 saatlik mesaisinin 7 saatinin nasıl geçtiğini biliyor musun? Bir İrlandalının çalışma süresinin nasıl geçtiğini biliyor musun? Bence bilmediğin için bu şekilde konuşuyorsun.
8 saat tam verimli çalışmak demek bilgisayar başından kalkmadan sürekli çalışmak değil. Siz mağdur durumda olduğunuz için size ucu dokunacak şeyleri kabul etmiyorsunuz.
Bir örnek daha vereyim sana. Çalışanlarımdan biri editör. Yapması gereken iş belli. Sabah bir önceki günün siparişlerini toparlayacak, kontrollerini sağlayacak ve sorun yoksa yeni siparişleri geçecek. Ama siparişin toplanıp kontrol edilme süresi saat 16:00'yı buluyor. Oysa, öğlene kadar bitirebileceği bir iş. 20 adet blog içeriği alt tarafı. Özgünlüğünü kontrol etmesi için gerekli aracı temin ediyoruz. Eklenti sayesinde yazım hatalarını görebiliyor. Tek yapması gereken şey metni bir kere okuyup yanlış yer varsa, işaretleyip yazara geri göndermesi. Şimdi bu adam kul hakkına giriyor mu girmiyor mu? Bu kişi 8 saatlik çalışma süresinin ne kadarını verimli kullanıyor? İşin sonunda yine de sorun çıkıyorsa, bu adamın kazandığı para helal mi?
Bak yukarıda verdiğim örnek benim için sorun değil. Çünkü ben çalışanlarımla bu şekilde ilişkiyi seviyorum. Örneği vermemin sebebi işverenin de işçinin de dürüst olmadığı. Dürüstlük olacaksa, üstte verdiğim örneği kabul etmiş olman gerekecek.
Her neyse hocam. Umarım hakkını alır, mutlu bir iş hayatı sürdürürsün.
Hocam tabiki de verdiğin örnekteki adam kul hakkına giriyor. Ama ben de diyorum ki ben ve benim gibi milyonlarcası da bu sizin dediğiniz gibi değil. Gerçekten hakkı ile çalışıyoruz. Ayrıca o arkadaş evet sizin hakkınıza giriyor. Ama yinede Avrupa ülkelerinden örnek vermeniz doğru değil. Siz işveren olarak Avrupa'daki şartları sağlamıyorsunuz öyle değil mi ? Sizin çalışanınız için söyledikleriniz doğru. Ama benim ve benim gibi dürüst çalışanlar için doğru değil.
iyi günler.