• 03-09-2020, 13:02:31
    #64
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bana yanlış tespitleri yaptığımı söylerken bence yanlış tarih bilgin nedeniyle asıl yanlış tespitler yapan sensin değerli hocam.
    Sen hiç Avrupa Tarihi okumamışsın. Avrupa'da halkı eğitip bilinçlendirmek isteyem bir devlet falan olmadı.
    Halk kendisi okudu, bilinçlendi, kendini durdurmaya çalışan devlete baş kaldırdı. Yüzbinlerce insan protestolarda, grevlerde, isyanlarda katledildi.
    Batılıların kazandıkları bilinç ve eğitim devlet tarafından sistematik olarak verilen bir eğitim politikasıyla değil, halkın ayaklanarak kendi kendini bilinçlendirerek devlete karşı verdiği örgütlü mücadele ile gerçekleşti.

    Aynı şekilde Osmanlı'nın vatandaşını kasıtlı olarak geri bıraktığı da temelsiz ispatsız bir varsayım.
    Matbaa'nın kasıtlı olarak 300 yıl geç getirilmesi de yanlış bir tespit. Matbaa avrupaya çinden gelmiş.
    Ama Çin'de de Avrupadaki kadar kitap okunmamış devrimler yapılamamış.
    Avrupa'nin eğitim, bilinç, siyaset ve hak mücadelesi devletin eğitimi ile organize edilen bir konu değil tabandan halktan gelen bir hareket.
    Bizim dedeler hacı hoca şeyh imama tepki göstermemiş, adamlar papazları kiliseye hapsetmiş hatta farklı mezhepler kurmuşlar.
    Biz de tabanda böyle hareketler olmamış.

    Bizim eğitimsiz kalmamızı devlete bağlıyorsun da bugün herkesin elinde akıllı telefon var.
    1 milyon şarkıyı, 1 milyon kitabı cebinde gezdiriyorsun.
    Neden kimse okumuyor?
    Bugün güne 3 saat bilgisayar oyunu oynayıp, 2 saat instagramda resim layklayan cahiller var.
    Matbaa 300 sene geç geldi çünkü bizde talep yoktu okuyan yoktu.
    Harf devrimine kadar da okuyabilen adam sayısı bile çok az.

    Devlet vatandaşına 25 yaşına kadar evlenmezse ceza mı kesiyor?
    Vatandaş erken evleniyorsa ve hemen çocuk yapıyorsa bu halkın kendi kültürüdür

    Senin temek hatan devleti vatandaş şekillendirir.
    Sen devletin vatandaşı şekillendireceğini sanıyorsun.
    Al senin devletin vatandaşına medeni haklar vermiş, kadınlara boşanma hakkı vermiş.
    Ama hiç bir erkeğe boşanan karını git öldür diye eğitim vermemiş.

    Yani sen yukarıdan bir şeylerin değiştirilebileceğine inanıyorsun.
    Ama yukarıdaki devleti yöneten adamlar da bu toplumdan çıkıyorlar.
    Siyasetçiler bu toplumdan çıkan ve oy alabilmek için bu toplumun hoşuna gidecek işleri yapan adamlar.
    Toplumun hoşuna gitmeyen şeyler yaparan bir daha seçilemezsin.

    O yüzden devletten tepeden bir değişim bekleyerek hata yapıyorsun değerli kardeşim.
    Kalıcı değişimler tabandan gelen hareketlerle olur.
    insana vizyonu 1 - aile 2 - devletin verdiği eğitimin kalitesi aşılar. 3 ise şanslı olanlardır, zamanla kendi vizyonunu geliştirirler ama sayıları azdır. ailenin vizyon aşılayabilmesi için de önce kendini kurtarabilmesi, geçim derdinden kurtulup kafasını kaldırabilmesi gerekir ki çocuğuna vakit ayırıp bi şeyler anlatabilsin. sende baya bir devlet yandaşlığı görüyorum. devlet sanki her şeyi yapıyormuş ama insanlar umursamıyormuş gibi. ben sana şu kadarını söyleyeyim. 2 ay sonrasında ne durumda olacağını kestiremeyen ailelerle dolu bu ülke. her ay sonunu nasıl getireceğini düşünenlerle. kirası, doğalgazı, elektriği, yemesi içmesi çoluğu çocuğu derken kitlenip kalanlarla. örfü, adeti, töresi, dini, kültürü gibi kavramlara girmedim bile. bu ülkede örf adet diye diye bi kadınla erkek yan yana gezemiyordu bile, nasıl bekleyebilirsin avrupalılar gibi cesur, özgüvenli olup ayakları üzerinden durarak doğru bildiklerini kovalayabilmelerini. dinin insanlar üzerindeki baskısı daha çocukken kafalarını ezmeye başlıyor. anneye karşı çıkılmaz, babaya karşı çıkılmaz, yine atasözleri. azıcık aşım, ağrısız başım. dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak, 3 parça simite mahkum da kalsan şükretme, isyan etmeme, tepki göstermeme kültürü. daha yüzlerce insanı baskılayan, kabuğundan çıkıp tepki göstermesine engel koyan sebep. osmanlı padişahlarının halife olarak geçmesi dahi avrupadaki isyanı yapamayacaklarının göstergesi. avrupada mesihlik, mehdilik olsaydı örneğin papa ben mehdiyim deseydi kaç inançlı isyan bayrağını çekebilirdi? haliyle osmanlı toprağındaki insanlar da halifenin gözünün içine bakanlardı. bu yüzden bu coğrafyada halkın isyan etmesi kolay iş değil. siyasiler halkın istediğini yapıyor yapmazlarsa bi daha seçilmezler meselesine gelince. buna gerçekten inanıyorsan bu konuda lafım yok. evet, her istediğimiz oluyor o yüzden dışardan 100 liraya alınan araca 450 lira ödüyoruz. dropshipping yapan devlete 350 kâr payı. baya istediğimiz oluyor, güzel işler yapıyolar maşallah. devletten, tepeden değişim bekleyerek hata yapıyorsun diyip eğitim sistemini devletin, tepenin geliştirdiği ve bu insanların çoğunu onların yetiştirdiğini bilmiyormuş gibi konuşman daha da garip. bakış açılarımız farklı, sana kolay gelsin.

    buyur. milyarlarca dolar vergi borçları tek kalemde sıfırlanıyorken iyi kazı aklına.
  • 03-09-2020, 13:25:09
    #65
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bana yanlış tespitleri yaptığımı söylerken bence yanlış tarih bilgin nedeniyle asıl yanlış tespitler yapan sensin değerli hocam.
    Sen hiç Avrupa Tarihi okumamışsın. Avrupa'da halkı eğitip bilinçlendirmek isteyem bir devlet falan olmadı.
    Halk kendisi okudu, bilinçlendi, kendini durdurmaya çalışan devlete baş kaldırdı. Yüzbinlerce insan protestolarda, grevlerde, isyanlarda katledildi.
    Batılıların kazandıkları bilinç ve eğitim devlet tarafından sistematik olarak verilen bir eğitim politikasıyla değil, halkın ayaklanarak kendi kendini bilinçlendirerek devlete karşı verdiği örgütlü mücadele ile gerçekleşti.

    Aynı şekilde Osmanlı'nın vatandaşını kasıtlı olarak geri bıraktığı da temelsiz ispatsız bir varsayım.
    Matbaa'nın kasıtlı olarak 300 yıl geç getirilmesi de yanlış bir tespit. Matbaa avrupaya çinden gelmiş.
    Ama Çin'de de Avrupadaki kadar kitap okunmamış devrimler yapılamamış.
    Avrupa'nin eğitim, bilinç, siyaset ve hak mücadelesi devletin eğitimi ile organize edilen bir konu değil tabandan halktan gelen bir hareket.
    Bizim dedeler hacı hoca şeyh imama tepki göstermemiş, adamlar papazları kiliseye hapsetmiş hatta farklı mezhepler kurmuşlar.
    Biz de tabanda böyle hareketler olmamış.

    Bizim eğitimsiz kalmamızı devlete bağlıyorsun da bugün herkesin elinde akıllı telefon var.
    1 milyon şarkıyı, 1 milyon kitabı cebinde gezdiriyorsun.
    Neden kimse okumuyor?
    Bugün güne 3 saat bilgisayar oyunu oynayıp, 2 saat instagramda resim layklayan cahiller var.
    Matbaa 300 sene geç geldi çünkü bizde talep yoktu okuyan yoktu.
    Harf devrimine kadar da okuyabilen adam sayısı bile çok az.

    Devlet vatandaşına 25 yaşına kadar evlenmezse ceza mı kesiyor?
    Vatandaş erken evleniyorsa ve hemen çocuk yapıyorsa bu halkın kendi kültürüdür

    Senin temek hatan devleti vatandaş şekillendirir.
    Sen devletin vatandaşı şekillendireceğini sanıyorsun.
    Al senin devletin vatandaşına medeni haklar vermiş, kadınlara boşanma hakkı vermiş.
    Ama hiç bir erkeğe boşanan karını git öldür diye eğitim vermemiş.

    Yani sen yukarıdan bir şeylerin değiştirilebileceğine inanıyorsun.
    Ama yukarıdaki devleti yöneten adamlar da bu toplumdan çıkıyorlar.
    Siyasetçiler bu toplumdan çıkan ve oy alabilmek için bu toplumun hoşuna gidecek işleri yapan adamlar.
    Toplumun hoşuna gitmeyen şeyler yaparan bir daha seçilemezsin.

    O yüzden devletten tepeden bir değişim bekleyerek hata yapıyorsun değerli kardeşim.
    Kalıcı değişimler tabandan gelen hareketlerle olur.
    Çok önceleri hem siyasi hem dünyevi görüşlerimizde farklar vardı. Birkaç kez tartışmışlığımız bile vardır. Aradan zaman geçti ve ben bugün şu yazdıklarının tamamına imzamı atarım.

    Yurtdışında yaşıyorum ve şunu eklemek isterin; çalışan, kendini geliştirmek isteyen, düzgün bir hayat yaşamak isteyen kişi er yada geç bir yolunu buluyor.

    Her yerde eğitim sistemimizin ne kadar kötü olduğu söylenip duruyor. r10 dakiler için konuşacak olursak, sen zaten eğitim sisteminin kötü olduğunun farkına vardığın an sorunu görmüşsün demektir, teşhisi yaptıysan tedaviye geç. Sadece Youtube daki derslerle dahi ileri seviyede İngilizce öğrenmek mümkün. Öğren İngilizceni, global yap ne yapacaksan. Kazan dövizle. Ama öğrenmek, emek sarfetmek zor; şikayet etmek kolay.

    Uzatmak istemiyorum, devletten bir şey beklemekle vakit kaybetmeyin. Dünya tarihinde bireylerin kendilerini kurtarma imkanları hiç bu kadar çok olmamıştı. Aklınıza güveniyorsanız aranan kişi olmanız için 2 yıl yeter.
  • 03-09-2020, 14:22:14
    #66
    pinbtc adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    insana vizyonu 1 - aile 2 - devletin verdiği eğitimin kalitesi aşılar. 3 ise şanslı olanlardır, zamanla kendi vizyonunu geliştirirler ama sayıları azdır. ailenin vizyon aşılayabilmesi için de önce kendini kurtarabilmesi, geçim derdinden kurtulup kafasını kaldırabilmesi gerekir ki çocuğuna vakit ayırıp bi şeyler anlatabilsin. sende baya bir devlet yandaşlığı görüyorum. devlet sanki her şeyi yapıyormuş ama insanlar umursamıyormuş gibi. ben sana şu kadarını söyleyeyim. 2 ay sonrasında ne durumda olacağını kestiremeyen ailelerle dolu bu ülke. her ay sonunu nasıl getireceğini düşünenlerle. kirası, doğalgazı, elektriği, yemesi içmesi çoluğu çocuğu derken kitlenip kalanlarla. örfü, adeti, töresi, dini, kültürü gibi kavramlara girmedim bile. bu ülkede örf adet diye diye bi kadınla erkek yan yana gezemiyordu bile, nasıl bekleyebilirsin avrupalılar gibi cesur, özgüvenli olup ayakları üzerinden durarak doğru bildiklerini kovalayabilmelerini. dinin insanlar üzerindeki baskısı daha çocukken kafalarını ezmeye başlıyor. anneye karşı çıkılmaz, babaya karşı çıkılmaz, yine atasözleri. azıcık aşım, ağrısız başım. dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak, 3 parça simite mahkum da kalsan şükretme, isyan etmeme, tepki göstermeme kültürü. daha yüzlerce insanı baskılayan, kabuğundan çıkıp tepki göstermesine engel koyan sebep. osmanlı padişahlarının halife olarak geçmesi dahi avrupadaki isyanı yapamayacaklarının göstergesi. avrupada mesihlik, mehdilik olsaydı örneğin papa ben mehdiyim deseydi kaç inançlı isyan bayrağını çekebilirdi? haliyle osmanlı toprağındaki insanlar da halifenin gözünün içine bakanlardı. bu yüzden bu coğrafyada halkın isyan etmesi kolay iş değil. siyasiler halkın istediğini yapıyor yapmazlarsa bi daha seçilmezler meselesine gelince. buna gerçekten inanıyorsan bu konuda lafım yok. evet, her istediğimiz oluyor o yüzden dışardan 100 liraya alınan araca 450 lira ödüyoruz. dropshipping yapan devlete 350 kâr payı. baya istediğimiz oluyor, güzel işler yapıyolar maşallah. devletten, tepeden değişim bekleyerek hata yapıyorsun diyip eğitim sistemini devletin, tepenin geliştirdiği ve bu insanların çoğunu onların yetiştirdiğini bilmiyormuş gibi konuşman daha da garip. bakış açılarımız farklı, sana kolay gelsin.

    buyur. milyarlarca dolar vergi borçları tek kalemde sıfırlanıyorken iyi kazı aklına.
    Hocam hala ekonominin temel sistemini anlamadığın için arabaya 100 devlete 350 ödüyoruz diyorsun.
    O arabayı biz üretmiyoruz. O araba için verdiğin 100 lira yurtdışına gidiyor. Devlet de sana diyor ki sen yurt dışına 100 lira kaçırmak için bana 250 lira vermen lazım.
    Yani cari açığı bu şekilde kontrol altına alıyor.
    Çünkü Alman bir sürü araba markası var, bizim araba markamız yok.
    Biz 1 passat almak için tonlarca domates ihraç etmek zorundayız.
    Yani bizim bahsettiğin arabayı araba üreten ülkeler ile aynı paraya binememizin nedeni katma değer üretememiz.
    Araba üretmeye de gerek yok. Biz mikroçip üretsek ne olurdu?
    Biz bir kilo mikroçipe 150 ton araba alabilirdik.

    Bu devlet para harcıyor.
    Üniversite öğrencilerine kredi veriyor.
    Bu krediyi neden veriyor?
    Borcu alan okusun, katma değer üretsin ve borcunu ödesin diye.
    O para öğrencilere hibe değil.
    Başarılı öğrencilere zaten bir ton burs veriliyor.
    Eğer burs alacak düzeyde değilseniz yeterince başarılı değilsiniz demektir.

    O zaman üniversite okumak için borç alınıyor.
    Sonra bu borcu ödeyebilecek bir vasıf kazandırmayan üniversiteye gidiliyor.
    Sonra üniversiteden mezun olunca katma değer üretecek vasfa sahip olunmadığı için iş bulmakta zorlanılıyor ve kredi ödenemiyor.
    Bugün mühendisler iş bulamıyormuş.
    Ben hiç 3 dil bilen bir mühendisin işsiz kaldığını görmedim.
    Benim kargo şubemde otomotiv mühendisi var.
    Bu çocuğa gel maaşın kadar para vereyim 2 günde istediğim bir parçanın çizimini yap 3D yazıcıda basacağım dedim.
    Parça zor bir parça da değil.
    Ama yapamadı çünkü vasıfsız bir üniversitede okumuş ama kendini geliştirememiş.

    Ben bilgisayar üzerine tahsil yapmadım.
    Programlama, network yönetimi, seo, sem, smm, photoshop vs herşeyi kendi başıma öğrendim.
    Bunların hepsini de ingilizce bildiğim için öğrenebildim.
    İnternet çağında devletin kendisini eğitmesini bekleyenler daha çok bekler.
    Artık bilgi devletin elinde değil, bilgi siber uzayda dolaşımda.
    Elinin altındaki internetten bilgi edinmeyi bilmeyen kendini geliştirmeyen adamları devlet eliyle sınıflara kapatsan da bir şey öğrenmezler.

    Son olarak maddi durum bahanelerin tamamen hikaye.
    Günde 2 paket sigara içiyor senede 1 kitap almıyor o gariban yarınını göremiyor dediğin adamlar.
    Ukraynalı bir sevgilim vardı. Ukrayna feci şekilde fakir bir ülke.
    Kız 2 işte çalışıyordu. Ve çocuklarını kitap okumadan uyutmuyordu.
    Türkiye'de kadınların %99'u çocuklarını ayaklarında sallayarak uyuturlar.
    Çocuklarını kitap okuyarak uyutmayan bir milletin çocukları kitap okumaz.
    Kitap okumayan insanlar aydınlanamaz devlet eliyle de aydınlatılamaz...
    Çünkü anasının babasının kitap okduğunu görmeyen çocuklar da kitap okumazlar...
    Yani yapılması gereken şey devleti değiştirmek değil kültürü ve halkı değiştirmek.

    Ben daha çok çalışmalıyız derken 15 saat mesai yapmaktan bahsetmiyorum.
    Türkler ne zaman Almanlardan daha çok kitap okur, Almanlardan daha fazla sanatla kültürle siyasetle ekonomi ve kişisel gelişim ile ilgilenir o zaman bir süre sonra Almanlardan daha iyi yaşam koşullarına sahip olurlar.
    Biz şikayet etmiyoruz. Şikayet bile aktif bir eylemdir, ÖTV'den memnun olmayan adam imza toplar, gider devlete iktidara siyasi partilere başvuruda bulunur.
    Biz sadece söylenen bir milletiz.
    Bu forumda açılan konularda sadece söylenmektir.
    Hadi dernek kuruyorum ÖTV'ye karşı mücadel ebaşlatıyorum, ya da daha önce kurulmuş bir derneğe üye oluyorum diyeni duymadık.

    Yani değerli kardeşim devletin sistematik şekilde vasıfsız bir topluma vasıf kazandırıp bilinç kazandıracağını düşünmek saflıktır.
    Devlet iktidar tarafından yönetilir ve iktidardakiler vatandaşın bilinçlenmesine falan değil, bir sonraki seçimde tekrar iktidara gelecekleri işlere öncelik verir.
  • 03-09-2020, 14:55:26
    #67
    Konuyu açan arkadaşın yazdıklarına katılıyorum. . Aşağıdaki tablolar neden bu durumda olduğumuzun bir nevi özeti gibi aslında. Zengin iş adamlarını ayırırsak bu tablo hem yeni girişimcilerin önünde, hem kobilerin hem de esnafın önünde büyük bir engeldir. Çünkü ciddi anlamda Küçük esnaf ve işletmeler için ayakta durmak çok zor. Yapılan siyasi hataların cezasını hemen kesen bir toplum olmadığımız için sürekli acı çekiyoruz maalesef. Seçilen kişilerin bize hizmet etmek için orada olduklarını, maaşlarına kadar bizim ödediğimizi unutuyoruz. Yapılan israfları, hataların bedelini bizim ödediğimizi unutuyoruz. Oysa hatalı yönetimlere gereken siyası cezayı sandıkta halk olarak kesiyor olsaydık her yeni siyasetçi profili de bir öncekinden daha iyi olmak zorunda olacaktı. Dünyanın pek çok yerinde gençler daha fazla imkana sahipken, yaşlılar emekli olunca hangi ülkeleri gezeriz diye planlar yaparken bizim ülkemizde gençler iş bulabilir miyim diye düşünüyor, yaşlılar emekli olunca yeni bir iş daha arıyor. Bizde seçilenlerin ölümü gösterip sıtmaya razı etme politikaları yüzünden herkes aman elimdekinden de olurum korkusuyla haline şükredip sesini çıkarmadan yaşayıp gidiyor. Fakat yeni nesiller geldikçe bu işin değişeceğini düşünüyorum. Çünkü malum internet var, televizyonlarda birşeylerin yayınlanmasını engelleyerek bazı şeyler gizlenemiyor artık. Halk devlet için değil, devlet halk için vardır. Yani devletin halkın refahını yükseltmesi gerekirken, halk devlet içerisinde yer alanların refahını arttırıyor sürekli

    Türkiye için Dolaylı ve Dolaysız vergilerin, vergi gelirlerine göre oranları şöyle


    Avrupa ülkelerinde dolaysız vergilerin toplam vergi gelirine oranı


    Avrupa ülkelerinde dolaylı vergilerin toplam vergi gelirine oranı

  • 03-09-2020, 15:13:01
    #68
    Yazdığınız çoğu şeyde hem fikirim ama ben bizi yönetenlerin suçlu olduğunu düşünüyorum. Kitap oku, çok çalış ile çözülecek şeylerde olduğunu düşünmüyorum. TL, DOLAR, STERLİN, EURO'yu geçtim Gürcistan Larisi, Ukrayna Grivnası hatta Papua Yeni Gine Kinası bile TL karşısında bile değer kazanmış ve bunda farklı bir durum var, hiç normal değil. Bunu çözmesi gerekende hükümettir. En başta hükümetin yanlış politikaları geliyor. Ekstra olarakta otomobil konusuda şunları söyleceğim sen milyarca lira kazanan ve senin devlet olarak yaptığın ihaleleri hala almakta olan X, Y şirketlerinin vergi borçlarını affediyorsun gücün devlet olarak bir otomobil almak isteyen garibana mı yetiyor? Balık baştan kokar derler. İtibardan tasarruf olmaz diyenlerin yönettiği bir ülkede yaşıyoruz kendileri son model Mercedes ile gezip halka acımasızca vergi kitlersen orada duracaksın. Önce bizi yönetenler bizim gibi yaşasın ben ömür boyu bisikletle binmeyede razıyım.
  • 03-09-2020, 15:30:43
    #69
    erroy adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yazdığınız çoğu şeyde hem fikirim ama ben bizi yönetenlerin suçlu olduğunu düşünüyorum. Kitap oku, çok çalış ile çözülecek şeylerde olduğunu düşünmüyorum. TL, DOLAR, STERLİN, EURO'yu geçtim Gürcistan Larisi, Ukrayna Grivnası hatta Papua Yeni Gine Kinası bile TL karşısında bile değer kazanmış ve bunda farklı bir durum var, hiç normal değil. Bunu çözmesi gerekende hükümettir. En başta hükümetin yanlış politikaları geliyor. Ekstra olarakta otomobil konusuda şunları söyleceğim sen milyarca lira kazanan ve senin devlet olarak yaptığın ihaleleri hala almakta olan X, Y şirketlerinin vergi borçlarını affediyorsun gücün devlet olarak bir otomobil almak isteyen garibana mı yetiyor? Balık baştan kokar derler. İtibardan tasarruf olmaz diyenlerin yönettiği bir ülkede yaşıyoruz kendileri son model Mercedes ile gezip halka acımasızca vergi kitlersen orada duracaksın. Önce bizi yönetenler bizim gibi yaşasın ben ömür boyu bisikletle binmeyede razıyım.
    Hocam bu siyasetçileri afganistan dan ithal etmedik ki.
    Bunlar hizim içimizden çıkan ve toplumun çoğundan oy alarak iktidara geliyor.
    Eğer toplumda okuyan, kendini geliştiren ve çok çalışan insanların sayısı artarsa bu tarz beceriksiz ve basiretsiz siyasetçiler iktidar olamazlar.
    Yani yönetenleri oraya kim getiriyorsa asıl suçlu odur.
    Yanlış mı düşünüyorum sence?

    Sana basit bir istatistik söyleyeyim değerli hocam.
    Eğitim seviyesi yükseldikçe şu anki iktidarın aldığı oy oranı düşüyor.
    Kendi yaptırdıkları anketlere göre sosyoekonomik seviye yükseldikçe şu anki iktidarın aldığı oy oranı düşüyor.
    Yani bu iktidarın bu siyasetçilerin gitmesinin ya da daha iyi hizmet vermesinin tek yolu halkın çoğunluğunun daha çok okuyarak kendini geliştirerek bilincinin ve beklentilerinin yükselmesidir.
  • 03-09-2020, 15:32:27
    #70
    Alıntı
    1) Eğer vasıflı bir adamsanız beklemez kısa yoldan kalkınmış medeniyete sahip bir ülkeye göçersiniz orada kazanır ve yaşarsınız. Ama dünya öyle bir hale geldi ki yeterince vasıflı değilseniz, işinizin en iyilerinden biri sayılmıyorsanuz gittiğiniz yerde çok kötü gözle görüleceksiniz. Adamlar Sizi bir parazit gibi ya da dedelerinin yarattığı baldan nemalanmaya gelen meyve sinekleri gibi görecekler.
    Hocam buna katılmıyorum, bir insan açıkgöz biriyse kesinlikle gittiği her yere ayak uydurabilir. Ben 1.5 yıl abd 2 yıl kıbrıs 1 yıl malta ve birçok yerde kaldım yaşadım gezdim ettim çalıştım, inan heryere ayak uydurdum. Vasıflı bir elemanda değildim, sadece çok açıkgöz ve tuttuğunu koparan biriyim. Adam vasıflıda olsa kendini geliştiremez ifade edemezse ezilmeye mahkumdur. Birçok youtuber arkadaşımız kardeşimiz vasıfsız gitti abd'ye yada farklı ülkelere gayette güzel tutundular, eşşek gibi çalışıyorlar arabalarınıda aldılar,


    https://www.youtube.com/channel/UCML...8PruCg8-xmEs0Q

    bak okan yan köyümüzden bulgaristanda bu çocuk gitti gideli arı gibi çalıştı abd'de ev aldı. Bu adam yüksek mühendis olarak gitmedi, uberde yaptı, paket serviside yaptı sağda solda çalıştı çabaladı. Yani kafasını kullanan girişken insanlar heryerde ekmek yer. Bulunduğu şehrin sınırları dışına çıkmayan, yaşadığı ülkenin dışında farklı ülkeleri gezmek içni dahi gidip sosyalleşip hayatı görmeyen insan ufkunu çok açamıyor, bu benim şahsi düşüncem. Nekadar çok gezerse, farklı kültürleri görüp yaşama şansı olursa özgüveni yerine gelir ve bir atılım içerisine girer insan. Ben kendimde böyle deneyimledim yaşadım başardım herkes kriz yaşarken çok şükür keyfim yerinde, ama bu zamanlara gelene kadar birtakım zorluklar çektik sadece oturmadım kendimi yaymadım, çalıştım çabaladım başardım.
  • 03-09-2020, 15:46:26
    #71
    GodLessTurtLe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam buna katılmıyorum, bir insan açıkgöz biriyse kesinlikle gittiği her yere ayak uydurabilir. Ben 1.5 yıl abd 2 yıl kıbrıs 1 yıl malta ve birçok yerde kaldım yaşadım gezdim ettim çalıştım, inan heryere ayak uydurdum. Vasıflı bir elemanda değildim, sadece çok açıkgöz ve tuttuğunu koparan biriyim. Adam vasıflıda olsa kendini geliştiremez ifade edemezse ezilmeye mahkumdur. Birçok youtuber arkadaşımız kardeşimiz vasıfsız gitti abd'ye yada farklı ülkelere gayette güzel tutundular, eşşek gibi çalışıyorlar arabalarınıda aldılar,


    https://www.youtube.com/channel/UCML...8PruCg8-xmEs0Q

    bak okan yan köyümüzden bulgaristanda bu çocuk gitti gideli arı gibi çalıştı abd'de ev aldı. Bu adam yüksek mühendis olarak gitmedi, uberde yaptı, paket serviside yaptı sağda solda çalıştı çabaladı. Yani kafasını kullanan girişken insanlar heryerde ekmek yer. Bulunduğu şehrin sınırları dışına çıkmayan, yaşadığı ülkenin dışında farklı ülkeleri gezmek içni dahi gidip sosyalleşip hayatı görmeyen insan ufkunu çok açamıyor, bu benim şahsi düşüncem. Nekadar çok gezerse, farklı kültürleri görüp yaşama şansı olursa özgüveni yerine gelir ve bir atılım içerisine girer insan. Ben kendimde böyle deneyimledim yaşadım başardım herkes kriz yaşarken çok şükür keyfim yerinde, ama bu zamanlara gelene kadar birtakım zorluklar çektik sadece oturmadım kendimi yaymadım, çalıştım çabaladım başardım.
    Değerli Hocam açıkgözlülük ve çalışkanlık da bir vasıftır. Uyum sağlama kabiliyeti zekanın asıl tanımıdır. Gittiğin yerin dilini öğrenip, saygı duyulacak insani ilişkiler kurabiliyorsan bu da bir vasıftır. Sen gitmeseydin Türkiye'de kalsaydın da asgari ücretle sürünmezdin. Çünkü sende uyum sağlama, kendini değiştirme, kendini değiştirme kabiliyeti var. Gittiğin her kültüre uyum sağlamak bir vasıftır. Sen vasıflı derken iyi bir üniversiteden mezun olmayı falan düşündün zannedersem.

    Ben bu vasıfsızlık meselesinde yanlış ifade kullandım galiba. Yanlış anlamış bir çok arkadaş. Bu agresif bir kelime olmuş. Az vasıflı diyeyim. Çünkü açılan konularda şöyle iddialar vardı. Ben asgari ücretle Audiye BMW'ye binemiyorum diye şikayet ediliyordu. Benim çocukluk arkadaşım Avustralya'ya göçtü. Garsonluk yaptı. Sonra aşçı oldu. Sonra kendi restoranını açtı. Şimdi Yeni Zelanda'ya yerleşti bir wellness oteli var. Şu anda sahip olduğu saygın pozisyonu garsonlukla elde edemezdi. Ama orada sıkı çalışan ve tasarruf eden insanlar 5 senede ortalama bir ev ve bize lüks gelecek bir araba alabiliyor. Çünkü kredi faizleri çok düşük, enflasyon çok düşük ve genel ekonomik katma değer büyük olduğu için az vasıflı işlere bile daha çok gelir payı düşüyor.

    Kendini geliştirebilen, değiştirebilen uyum sağlayabilen bir insan zaten son derece vasıflıdır. Bu tip insanlar Türkiye'de de başarılı olur, gittiği ülkede de başarılı olur.
  • 03-09-2020, 16:01:45
    #72
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Değerli Hocam açıkgözlülük ve çalışkanlık da bir vasıftır. Uyum sağlama kabiliyeti zekanın asıl tanımıdır. Gittiğin yerin dilini öğrenip, saygı duyulacak insani ilişkiler kurabiliyorsan bu da bir vasıftır. Sen gitmeseydin Türkiye'de kalsaydın da asgari ücretle sürünmezdin. Çünkü sende uyum sağlama, kendini değiştirme, kendini değiştirme kabiliyeti var. Gittiğin her kültüre uyum sağlamak bir vasıftır. Sen vasıflı derken iyi bir üniversiteden mezun olmayı falan düşündün zannedersem.

    Ben bu vasıfsızlık meselesinde yanlış ifade kullandım galiba. Yanlış anlamış bir çok arkadaş. Bu agresif bir kelime olmuş. Az vasıflı diyeyim. Çünkü açılan konularda şöyle iddialar vardı. Ben asgari ücretle Audiye BMW'ye binemiyorum diye şikayet ediliyordu. Benim çocukluk arkadaşım Avustralya'ya göçtü. Garsonluk yaptı. Sonra aşçı oldu. Sonra kendi restoranını açtı. Şimdi Yeni Zelanda'ya yerleşti bir wellness oteli var. Şu anda sahip olduğu saygın pozisyonu garsonlukla elde edemezdi. Ama orada sıkı çalışan ve tasarruf eden insanlar 5 senede ortalama bir ev ve bize lüks gelecek bir araba alabiliyor. Çünkü kredi faizleri çok düşük, enflasyon çok düşük ve genel ekonomik katma değer büyük olduğu için az vasıflı işlere bile daha çok gelir payı düşüyor.

    Kendini geliştirebilen, değiştirebilen uyum sağlayabilen bir insan zaten son derece vasıflıdır. Bu tip insanlar Türkiye'de de başarılı olur, gittiği ülkede de başarılı olur.
    Ben senin niyetini biliyorum zaten seni takdirde ediyorum sende çok zeki birisin o konuda şüphem yok.

    Geçen otelde bir almancı abimiz ile derin derin sohbet ettik saatlerce, oteldekiler işi gücü bıraktı bizi dinledi. Adam bizim ülkemizi almanyadan daha verimli ve zengin görüyor, siz bolluk içindesiniz almanyada hiçbirşey yok diyor cumhurbaşkanınız çok iyi bizim merkel gibi değil biz sürünüyoruz almanyada senelerdir dedi. Adamlar almanyada a haber dinliyor sürekli + euro 8 olunca TR'ye gelince elbette seversiniz. Euro olsun 2 tl bakalım kaç kişi gelecek. Muhabbet çok uzun ama okadar çok gömdüm ki adama kalkıp gitmek zorunda kaldı. Düşün artık almancısınız oy bile kullanma hakkınız olmamalı sizin 11 ay almanyada çalış 1 ay ülkeye gel sonra ben Türküm deyip oy kullan ülke kaderini değiştir, neler neler söyledim adama

    Alım gücü konusunda hep tartışma oluyor.

    Şimdi audi a3 Türkiye'de 80bin TL olduğunu düşünelim. Daha fazladır ama ben böyle yazdım. Almanyada bu arada 8bin euro civarındaydı. Örnekleme yapalım,

    Ben TR'deyim asgari ücertliyim, sen almanyada asgari ücertlisin. ben alıyorum 2.500 TL maaş, sen alıyorsun 1.850 euro maaş.

    İkimizde ailemizle kalıyoruz, ailemiz dediki bize eve hiç para vermeyin maaşınızı kenara koyun arabanızı alın, tüm masraflarınız bizden.

    80bin tl lik araba için 32 ay yaklaşık 3 sene benim çalışmam gerekiyor. 32 maaş verip alabiliyorum.
    8bin euroluk araba için 4.5 ay çalışıp sen alabiliyorsun.

    günlük kafe garsonuyuz arabamıza benzin alacaz, sen 1 gün çalıştın saati 8 eurodan 10 saatte 80 euro aldın. Ben 100 tl aldım.

    Depo doldurmaya gittik arabalara almanyada 1.15euro litresi bizde 6 tl olsun hadi. Sen 50 litre deponu günlük 80 euro kazancından 57.5 euroya fulledin. Ben 50 litre depomu tüm gündeliğimle 16.6 litre alabildim.

    İşte bunları ben yurtdışındada yaşadım 1 2 sene çalıştığın ücretle araba alamıyorsan o ülke ekonomisi alım gücü kötüdür vasattır. Bunun sorumlusu elbette eskiler, düzeltmek için çalışan var mı? yok!! Olamıyorda çünkü eleştirilerede düşüncelerede kapalı çoğu kesim. Ağzını açarsan susturuyorlar, bir bir aklını kullanabilen gözünü karartan evlatlar kaçıyor bu ülkeden. Hani ben bu ülkeye 500tl vergi vereceğime 1000tl avrupaya veririm diyor ve gidiyor. Kimse senin dediğin gibi düşünmüyor hocam hep kendi cebini düşünüyor bizde tepedekiler bu zor değişir hiç sanmıyoruz. Biz adım atmaya kalksak adım arttığımız bacağı kırarlar.