insana vizyonu 1 - aile 2 - devletin verdiği eğitimin kalitesi aşılar. 3 ise şanslı olanlardır, zamanla kendi vizyonunu geliştirirler ama sayıları azdır. ailenin vizyon aşılayabilmesi için de önce kendini kurtarabilmesi, geçim derdinden kurtulup kafasını kaldırabilmesi gerekir ki çocuğuna vakit ayırıp bi şeyler anlatabilsin. sende baya bir devlet yandaşlığı görüyorum. devlet sanki her şeyi yapıyormuş ama insanlar umursamıyormuş gibi. ben sana şu kadarını söyleyeyim. 2 ay sonrasında ne durumda olacağını kestiremeyen ailelerle dolu bu ülke. her ay sonunu nasıl getireceğini düşünenlerle. kirası, doğalgazı, elektriği, yemesi içmesi çoluğu çocuğu derken kitlenip kalanlarla. örfü, adeti, töresi, dini, kültürü gibi kavramlara girmedim bile. bu ülkede örf adet diye diye bi kadınla erkek yan yana gezemiyordu bile, nasıl bekleyebilirsin avrupalılar gibi cesur, özgüvenli olup ayakları üzerinden durarak doğru bildiklerini kovalayabilmelerini. dinin insanlar üzerindeki baskısı daha çocukken kafalarını ezmeye başlıyor. anneye karşı çıkılmaz, babaya karşı çıkılmaz, yine atasözleri. azıcık aşım, ağrısız başım. dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak, 3 parça simite mahkum da kalsan şükretme, isyan etmeme, tepki göstermeme kültürü. daha yüzlerce insanı baskılayan, kabuğundan çıkıp tepki göstermesine engel koyan sebep. osmanlı padişahlarının halife olarak geçmesi dahi avrupadaki isyanı yapamayacaklarının göstergesi. avrupada mesihlik, mehdilik olsaydı örneğin papa ben mehdiyim deseydi kaç inançlı isyan bayrağını çekebilirdi? haliyle osmanlı toprağındaki insanlar da halifenin gözünün içine bakanlardı. bu yüzden bu coğrafyada halkın isyan etmesi kolay iş değil. siyasiler halkın istediğini yapıyor yapmazlarsa bi daha seçilmezler meselesine gelince. buna gerçekten inanıyorsan bu konuda lafım yok. evet, her istediğimiz oluyor o yüzden dışardan 100 liraya alınan araca 450 lira ödüyoruz. dropshipping yapan devlete 350 kâr payı. baya istediğimiz oluyor, güzel işler yapıyolar maşallah. devletten, tepeden değişim bekleyerek hata yapıyorsun diyip eğitim sistemini devletin, tepenin geliştirdiği ve bu insanların çoğunu onların yetiştirdiğini bilmiyormuş gibi konuşman daha da garip. bakış açılarımız farklı, sana kolay gelsin.
buyur. milyarlarca dolar vergi borçları tek kalemde sıfırlanıyorken iyi kazı aklına.
Hocam hala ekonominin temel sistemini anlamadığın için arabaya 100 devlete 350 ödüyoruz diyorsun.
O arabayı biz üretmiyoruz. O araba için verdiğin 100 lira yurtdışına gidiyor. Devlet de sana diyor ki sen yurt dışına 100 lira kaçırmak için bana 250 lira vermen lazım.
Yani cari açığı bu şekilde kontrol altına alıyor.
Çünkü Alman bir sürü araba markası var, bizim araba markamız yok.
Biz 1 passat almak için tonlarca domates ihraç etmek zorundayız.
Yani bizim bahsettiğin arabayı araba üreten ülkeler ile aynı paraya binememizin nedeni katma değer üretememiz.
Araba üretmeye de gerek yok. Biz mikroçip üretsek ne olurdu?
Biz bir kilo mikroçipe 150 ton araba alabilirdik.
Bu devlet para harcıyor.
Üniversite öğrencilerine kredi veriyor.
Bu krediyi neden veriyor?
Borcu alan okusun, katma değer üretsin ve borcunu ödesin diye.
O para öğrencilere hibe değil.
Başarılı öğrencilere zaten bir ton burs veriliyor.
Eğer burs alacak düzeyde değilseniz yeterince başarılı değilsiniz demektir.
O zaman üniversite okumak için borç alınıyor.
Sonra bu borcu ödeyebilecek bir vasıf kazandırmayan üniversiteye gidiliyor.
Sonra üniversiteden mezun olunca katma değer üretecek vasfa sahip olunmadığı için iş bulmakta zorlanılıyor ve kredi ödenemiyor.
Bugün mühendisler iş bulamıyormuş.
Ben hiç 3 dil bilen bir mühendisin işsiz kaldığını görmedim.
Benim kargo şubemde otomotiv mühendisi var.
Bu çocuğa gel maaşın kadar para vereyim 2 günde istediğim bir parçanın çizimini yap 3D yazıcıda basacağım dedim.
Parça zor bir parça da değil.
Ama yapamadı çünkü vasıfsız bir üniversitede okumuş ama kendini geliştirememiş.
Ben bilgisayar üzerine tahsil yapmadım.
Programlama, network yönetimi, seo, sem, smm, photoshop vs herşeyi kendi başıma öğrendim.
Bunların hepsini de ingilizce bildiğim için öğrenebildim.
İnternet çağında devletin kendisini eğitmesini bekleyenler daha çok bekler.
Artık bilgi devletin elinde değil, bilgi siber uzayda dolaşımda.
Elinin altındaki internetten bilgi edinmeyi bilmeyen kendini geliştirmeyen adamları devlet eliyle sınıflara kapatsan da bir şey öğrenmezler.
Son olarak maddi durum bahanelerin tamamen hikaye.
Günde 2 paket sigara içiyor senede 1 kitap almıyor o gariban yarınını göremiyor dediğin adamlar.
Ukraynalı bir sevgilim vardı. Ukrayna feci şekilde fakir bir ülke.
Kız 2 işte çalışıyordu. Ve çocuklarını kitap okumadan uyutmuyordu.
Türkiye'de kadınların %99'u çocuklarını ayaklarında sallayarak uyuturlar.
Çocuklarını kitap okuyarak uyutmayan bir milletin çocukları kitap okumaz.
Kitap okumayan insanlar aydınlanamaz devlet eliyle de aydınlatılamaz...
Çünkü anasının babasının kitap okduğunu görmeyen çocuklar da kitap okumazlar...
Yani yapılması gereken şey devleti değiştirmek değil kültürü ve halkı değiştirmek.
Ben daha çok çalışmalıyız derken 15 saat mesai yapmaktan bahsetmiyorum.
Türkler ne zaman Almanlardan daha çok kitap okur, Almanlardan daha fazla sanatla kültürle siyasetle ekonomi ve kişisel gelişim ile ilgilenir o zaman bir süre sonra Almanlardan daha iyi yaşam koşullarına sahip olurlar.
Biz şikayet etmiyoruz. Şikayet bile aktif bir eylemdir, ÖTV'den memnun olmayan adam imza toplar, gider devlete iktidara siyasi partilere başvuruda bulunur.
Biz sadece söylenen bir milletiz.
Bu forumda açılan konularda sadece söylenmektir.
Hadi dernek kuruyorum ÖTV'ye karşı mücadel ebaşlatıyorum, ya da daha önce kurulmuş bir derneğe üye oluyorum diyeni duymadık.
Yani değerli kardeşim devletin sistematik şekilde vasıfsız bir topluma vasıf kazandırıp bilinç kazandıracağını düşünmek saflıktır.
Devlet iktidar tarafından yönetilir ve iktidardakiler vatandaşın bilinçlenmesine falan değil, bir sonraki seçimde tekrar iktidara gelecekleri işlere öncelik verir.