• 03-09-2020, 07:03:36
    #55
    bu ülkede tutunamayan başka ülkede tutunsun.

    vergi yaşam kalitesi eşitsizlik olabilir ama diğer ülkeler içinde bu konular olabilir.

    iyi düşünüp hareket etmekte fayda var
  • 03-09-2020, 08:46:16
    #56
    Hayvandan çıkan eti zor yiyoruz forum sakinleri
  • 03-09-2020, 09:26:48
    #57
    Dediklerinizin bir çoğuna katılıyorum ve size şu linki bırakıyorum

    https://onedio.com/haber/toplumsal-d...r-deney-413446
  • 03-09-2020, 11:16:04
    #58
    Palria adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yok halk vergisini peşine düşsün katma değeri yüksek şeyler üretelim vs. bunlar bana çok optimist geliyor. temelde ülkenin temelinin sağlam olması gerekiyor yoksa bu isteklerin hepsi çok geçici şeyler. ülkede 10 yılda bir kriz oluyor veya ambargo. her krizde ambargoda ülkenin ekonomisi çöp oluyor böyle olunca kurmak istenilen sistemler sürekli sıfırlanıyor. böylelikle kümülatif bir süreç olmuyor. ben ülkeleri satranç oyuncularına benzetiyorum bir tarafta hiç hata yapmadan 50 adım sonrasını 50 yıl sonrasını düşünerek adım atan oyuncular var diğer tarafta kaybetmemek için saçma sapan zaman kazanma hamleleri yapan ülkeler var, Böyle olunca tabi ki gelişim olmuyor nasıl olsun ki ? Ben realist bir insanım ve Türkiye'nin hiç bir zaman istikrarlı bir ülke olacağını düşünmüyorum. umarım yanılıyorumdur.

    yazmayacaktım ama duramadım
    Değerli hocam 10 senede bir kriz olmasının vatandaşlarımızın vatandaşlık vasıflarının düşük olması. Ülkenin temelinin sağlam olması dediğin şey vatandaşların çoğunluğunun sorumluluklarının ve haklarının farkında olması ve sahip çıkması. Amerika'da Amerikan vatandaşları diye bir söz yoktur. Amerikan vatandaşı sözü amerika'nın dışındaki insanların kullandığı bir sözdür. Amerika'da insanlar American Tax Payers diye lafa başlarlar. Yani Amerikan Vergi Verenleri. Çünkü vergi vermek yönetime katılma ve yönetimden hesap sorma hakkı verir. Yani ülkenin temelinin sağlam olması siyasilere falan değil ülke vatandaşlarının demokratik, ekonomik, kültürel vasıflarının yüksek olmasına bağlı.


    berkribas adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    20 sene hiç bir şey olmasa da malum partiye oy atan adamsın anlaşılan hocam. almanyada 18 yaşındaki çocuk SIRF VERGİ YOK DİYE BMW ALABİLİYORSA ben 25 yaşımda SIRF VERGİ VAR DİYE araba alamıyorsam ben ağlarım ve ilk fırsatta da bu ülkeden giderim. sonsuz gücü olan yaratıcının kitabını bile okumayan cahil insanlar yüzünden ben bu hayatı hakettiğimi düşünmüyorum. asgari ücretten %70 fazla maaş alsam da fakirim . fakiriz fakir olacağız. siyasal islam gitmedikçe HER ZAMAN FAKİR OLACAZ
    Kusura bakma değerli kardeşim ama siyasal islamcılardan bağnazlık olarak hiç bir farkın yok. Bir çok mesaj attım konuya, sen de konudaki tüm mesajları okumadan yanıt yazmışsın çünkü bir çok meajımda yazdığın şeyleri açıkladım. Öncelikle islamcılıkla uzaktan yakından alakam yok. Üstelik ben dindar bir insan bile değilim. Ama bilgi ile desteklenen fikir üretemediğinde islamcılar da aynısını yaparlar karşı tarafı şeytanlaştırarak haklı duruma geçmeye çalışırlar. Bu ülkenin islamcı olmadığı zamanlarında çok mu zengindik zannediyorsun? Değişen bir şey yok ki. Başa laik bir iktidar da gelse islamcı bir iktidar da gelse Turancı bir iktidar da gelse sosyal demokrat bir iktidar da gelse farketmez. Fakirliğimizin nedeni başımızdaki siyasetçiler değil ki. Bizim fakirliğimizin nedeni sensin benim biziz.

    Bence sen bu hayatı sonuna kadar hakediyorsun. Çünkü sen sırf vergi var diye araba alamadığını zannediyorsun. Genel ekonomik sistem, vergi sistemi, idari sistem konusunda yeterince bilgin olmadığı için artan vergilerin bir sonuç olduğunu ve arkasındaki nedenleri göremiyorsun. Sen vergileri araba alamamanın nedeni olarak gördükçe sorun çözülmeyecek. Üstelik sana bilgi ile açıkça teyit edebileceğin fikirler söylüyorum. 2001 krizinde ülkenin başında sosyal demokrat Ecevit vardı islamcılar yoktu. 1994 krizinde ülkenin başında laik Tansu Çiller vardı islamcılar yoktu. Yani islamcıların tüm politikalarına muhalefet etmeme rağmen fakirliğimizin ya da bugünkü ekonomik durumumuzu islamcılığa bağlayamazsın.

    Ben bu ülkeden ilk fırsatta giderim diyorsun. Seni tutmuyorum ki. Zaten fırsatın ve yeterli vasfın olsa çoktan giderdin. Ben ülkede kalanlar için konuşuyorum. Eğer gidemiyorsan asgari ücretin %70 fazlasını kazanırken kendini başka ülkelerdeki 18 yaşındaki adamlarla kıyaslamayacaksın. 18 yaşında senden iyi gelir elde eden adam senden daha zengin bir topluma doğmuş.
    Birileri zengin bir aileye doğuyor birileri fakir bir aileye. Fakir aileye doğanın önünde 2 seçenek var. Ya çalışıp zenginleşecek ya da zengin bir aile tarafından evlat edinilmek ya da zengin bir ailenin çocuğu ile evlenip maddi olanaklarından faydalanacak. Eğer zengin bir eş bulamıyorsan, zengin bir aile de seni evlat edinmiyorsa, babandan daha çok daha verimli daha bilinçli ve daha vasıflı olmalısın ki babandan daha fazla gelire sahip ol. Ben bunu söylüyorum. Eğer bu ülkede kalacaksanız şu ülkede 18 yaşında adam arabaya biniyor diye isyan etmeyi bırakın da o adamın bindiği arabadan almak için daha çok efor gösterin. Çünkü baban sana lüks bir araba alamıyorsa her gün babana, sen neden bir yat alacak para biriktiremedin diye isyan etmiyorsun.


    Wenny adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İnsanlar 12 saat boyunca çalışıyor zaten bir arabaya da sahip olmak istemesin mi suç yine vatandaşa çıkarılmış pes doğrusu
    Hindistan'da da günde 16 saat çalışanlar var o zaman onlar araba değil yat hakediyorlar.
    12 saat çalışmakla araba sahibi olmanın hakedildiğini mi düşünüyorsunuz?
    Eğer öyle düşünüyorsanız üniversite sınavına girip iktisat okumanızı öneririm.
    İktisat bilimi kısıtlı kaynaklar ile sınırsız ihtiyaçlar arasındaki ilişkiyi inceler.
    Her 12 saat çalışana araba yok kusura bakmayın.
    Araba sahibi olmanın, özel mülkiyeti arttırmanın tek parametresi çalışma saati değil.
    Vatandaş suçlu değilse kim suçlu? Siyasiler mi? Kim oy veriyor bu siyasilere?
    Vatandaş suçlu değilse kim suçlu? Dış Mihraklar mı?
    Trafik canavarı diye uyduruk suçlular ürettik her zaman.
    Oysa trafik canavarı yok bu ülkenin vatandaşları canavarca araç kullanıyor.
    Suçu vatandaşta görmediğiniz sürece bir yere varamayacaksınız.


    Frekans adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Çok şey yazılabilir ama ben mesajı okuyanlara tek bir şey yazacağım.

    Hayat bu kavgaları yaşamak için çok kısa.
    İnternet herkesin elinin altında; iş kurunca vergiler, işçi giderleri burada daha düşükse burada kalın. Maaşlı çalışırken alım gücü daha yüksek ve rahat ederim diyorsanız, yurt dışına gidin.
    Mutluluğun tek bir formülü yok, siz bulacaksınız. Belki maddiyat, sağlığın yerinde olması temel koşullardır ama o bile garanti etmez.

    Kısacası kendinizi eğitmeye ve işinize gücünüze bakın, başka hiçbir şey sizi kurtarmayacak.
    Seninle tamamen aynı fikirdeyim. Gideni kınamıyorum. Sadece kalanlara mesaj veriyorum. Bu giderim falan diyen adamların çoğu maalesef gidecek bir vasfı olmayan adamlar. Sizin kendi sektörünüzde ciddi bir vasfınız ve tüm dünyada kabul görecek bir tecrübeniz varsa sürekli yurt dışına davet ediliyorsunuz. Onun dışında giderim diyenlerin çoğu kaçak köçek yollar peşinde çünkü yurt dışına gidecek bir vasıfları yok.
    Gidebilene güle güle deriz kınamayız esenlikler dileriz.

    Benim mesajım kalanlar içindi. Kalanlarda sürekli bir yanlış şeye tepki ve isyan hali var. Adamlar vergi sistemine değil otomotivdeki ÖTV vergisine itiraz ediyorlar. Adamlar vergilerin boşa harcanmasına değil, merkez bankası rezervlerinin yanlış politikalarla eksiye düşmesine değil araba alamamaya isyan ediyorlar.

    Benim söylediğim de temelde senin söylediğin ile aynı. Bu ülkeden gidemeyen herkes kendisini demokratik ekonomik kültürel olarak geliştirmeye devam ederse ve daha disiplinli ve verimli çalışırsa hem daha iyi bir hayat sürer, hem de gelecek nesiller de bu çabadan nasiplenir.

    Çünkü bazı ülkelerde 18 yaşında adamın 2-3 sene para biriktirerek bizim ülkemizde insanların 50 sene para biriktirip alamayacağı bir arabaya binmesinin nedeni kendi eforu değil, o ülkenin ekonomik değerini yükselten kendinden önceki jenerasyonların sağladığı gelişim inovasyon ve katma değer.


    Dursun05 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yazdıklarınız güzel ama çok sığ kalıyor konu için.
    Zaten bu konu bir kaç paragrafla kapanacak bir konu değil.
    Ne desek boş ama yine de değindiğiniz şeyler güzel.
    Hocam elbette yazdıklarım sığ kalacak. Kısa yazmaya çalıştım. Forumda uzun mesajlar zaten okunmuyor. Ben sadece forumda sürekli kendilerini başka ülkelerin insanları ile karşılaştırıp ben de bundan istiyorum, ben de böyle yaşamayı hakediyorum diyenlere seslenmek istedim. O adam az eforla bir şeye sahip oluyor benim neden çok efor sarfetmem gerekiyor diyenlere seslendim.


    SosyalHesap adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Turkiyede bir işte nekadae iyi olursan ol AKP Ye uye değilsen hiç bir yere varamazsin bu bir gercek.

    Cebimizde bes kurus para yok nasil gelistirelim kendimizi ?

    Aferdesiniz kopek gibi işverenler asgari ücrete çalıştiriyorlar bizleri nasil bir yere varalım.Bir ulkere adalet sistemi olucakki insanlar birseyler başara bilsin çaba gosterebilsin.

    Diyorsu ki 19 yasinda audi hayali kurma herkezin bir hayali olur cunki insanlar dunyaya bir daha gelmicek.Ben suan 26 yasindayim iyi bir arabaya binmek iyi bir evde oturmak isterim bunu herkez ister suan ben kendimi dusunuyorum torunumu değil.Bizler luks hayat istiyoruz bu doğru bunun için çabaliyormuyuz hayir ama onumuzde buyuk engeller var bizim basimizda yoneticiler değismedigi surece Turkiyedeki torpil politikasi adalet sistemi değismedigi surece bizlerden hic birsey olmiyacaktir.

    Yakinda kpss sinavi yapilacak mesela sinava çalışmiyorum bile yuksek not alsak nolacak dayimiz yok bir yere varamayiz.
    Hocam elinin altında bilgisayar ve internet varken kendini geliştirmek için paraya mı ihtiyaç duyuyorsun? Kendini nasıl geliştirmeyi düşünüyorsun para ile? Öncelikle önündeki engelleri gözünde çok büyütüyorsun. O lüks arabalara binilen ülkeler var ya, onlar bir çok konuda bizden büyük bedel ödediler. Dinci siyasetçileri ülkeden çıkarmak için yüzbinlercesi canını feda etti. Günde 16 saat fabrikalarda çalışırken işçi sınıfı direndi, isyan etti, protesto etti, vuruldu, öldürüldü, işten atıldı ve sana pazar gününün tatil edilmesini, 8 saat mesaiyi, emekliliği kazandırdı.

    Sen hiç bir bedel ödemeden lüks hayat istiyorsun. Bu bedeli senin baban deden de ödememiş. Sen de elinin altında internet varken birilerinin senin hayat standardını yükeltmesini bekliyorsun. Yeni bir dil öğretmekten, yeni pazarlama ve ilişki taktikleri öğrenmekten seni kim alıkoyuyor. Amacın iyi bir arabaya binmek ve iyi bir evde oturmak ise. Baban sana bunları bırakmadıysa çalışıp kazanacaksın. Bizlerin babaları yani ülkenin ortalaması zamanında yeteri kadar verimli, bilimsel ve disiplinli çalışmadığı için yani bedel ödemediği için sen bugün daha çok çalışmak zorundasın. Almanya sanayileşmeyi, şehirlileşmeyi, otoyol ağını, tren yolu ağını, metro hatlarını, otomobil fabrikalarını senden önce kurmuş. Bunları kurarken de bedel ödemiş.

    Senin babaların dedelerin bu bedeli ödememişler. O yüzden bugün sana gelen fatura bugün Almana gelen faturadan daha kabarık. Senin aynı hayat standardını yakalaybilmek için çok daha vasıflı ve çalışan olman gerekiyor. Ben bu faturayı ödemem günümü kurtarsam yeter diyorsan sadece bugün Almandan daha kötü şartlarda yaşamakla kalmayacaksın aynı zamanda Almanın torunu da daha rahat edecek, senin torunun senden de çok bedel ödemek zorunda kalacak.

    dogantuysuz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Eline koluna, klavyene, internetine sağlık çok güzel anlatmışsın. Ama gel gelelim dünya şartları standartları bize uymuyor. Adama verginin peşine düş dersen gündemi takip ediyorsa silivri soğuk der.

    Daha dün gazetelere çıktı adamın biri laik düzeni istemiyor, şeriat şeriat diye kendini parçalıyordu. 12 yaşında çocuğu istismar ettiği ortaya çıktı ve tutuklandı. Sonrası daha ilginç bu adinin müritleri ne yapıyor. Adam tutuklandı diye girip istismar edilen kızın babasını darp ediyor.

    Bu olaya tek olarak bakmayın böyle milyon insan yaşıyor bu ülkede. Kot pantolon giymek haram sayıp elinde samsung, apple telefonla gezenler senin benim kaderimi etkiliyor. Gel anlat bunlara. Dolarla borcum yok diye seviniyor onlar.

    Son olarak daha öncede başka bir başlıkta yazmıştım. 2010 dan sonra doğan çocukların %50 den fazlası potansiyel işsiz. Yani iş bulamayacak olarak doğuyor, büyüyor ve okuyorlar. Kimse kusura bakmasın ama ben çocuklarımın şuan ki haliyle bu ülkede yaşamasını istemem. Sırf bu yüzden her şeyden çok sevdiğim Türkiyem den gitmeyi bile düşünüyorum. Çünkü ben ve eşim şuan çok iyi bir hayat yaşıyoruz ama çocuklarım bu hayatı yaşaması çok zor olacak.
    Hocam gidebiliyorsanız ve sizin ve çocuklarınız için daha hayırlı olacağına inanıyorsanız yolunuz açık olsun demekten fazlası gelmez elimden. Evet dünya nüfusu artıyor ama iş olanakları azalıyor. Daha vasıflı olmak gerekiyor iş bulabilmek için. Emek piyasası zorlaşıyor. Ama dediğim gibi biz hep fakirdik. Sizin gitme kararınızda da ekonomik nedenlerden ziyade yaşam şeklinizin tehdit altında olmasını düşünmeniz belirleyici faktör muhtemelen. Gidebilenler gidiyor zaten. Ben kalanlar için söylenme vaktinin geçtiğini söylüyorum. Günde 2,5 saat bilgisayar oyunu oynayıp kendini geliştirmeyip hayata hazırlamayıp sonra almanın bindiği arabayı binmeyi hayal eden gençlerimiz var maalesef.
  • 03-09-2020, 11:43:12
    #59
    olumlu olumsuz yorum yazan herkese teşekkür ederim herkese yanıt vermeye çalıştım kısıtlı vaktimde.
  • 03-09-2020, 12:30:26
    #60
    bazı yerler doğru ama çoğu yeri yanlış bir tespit.

    öncelikle şunu iyi bilmek lazım. eğitimsiz, cahil olmak bir tercih değil bir sonuçtur. osmanlı imparatorluğu bu topraklarda yaşayan " halkı " bilinçli olarak cahil, eğitimsiz bırakan bi imparatorluktu. en basitinden matbaayı dahi 300 yıl geç getirdiler ki insanlar arasında " bilgi " yayılmasın diye. tüm eğitim ve bilgi saray eşrafı ve çevresinde oluşturuldu. kalan tüm kitle, milyonlarca insana düşen tek görev ekin ekmek, tarla sürmek, ürün çıkarmaktı. okuma, öğrenme, kendini geliştirme gibi kavramlardan uzak tutuldular. avrupa her konuda kendi insanlarına değer verip onların gelişimleri için uğraşırken bu imparatorluk kendi insanına kendisini bir lütuf gibi gösterip biz olmasak siz hiçsiniz düşüncesini empoze edip onları bilgisizliğin, cehaletin en derinlerine hapsetti. yüzlerce yıl bu şekilde bir cehaletin içerisinde kalan halk da yeni nesilleri eğitemedi haliyle. laleler diyorsun. hollanda'da o laleleri türlü şekle şemale sokabilecek eğitim kalitesi mevcutmuş demek ki ama osmanlı halkına bu tip bi eğitimi hiç verdi mi? bunu sormuyorsun. yani senin bakış açın da yobaz bi bakış açısı kusra bakma. suçu tek noktaya yüklersen sağdan soldan atakları yersin. bu ülkede dinin peşinde getirdiği " faiz haramdır " sözü dahi bu ülkeye neler kaybettiriyor haberin var mı? günden güne tl nin değer kaybetmesinin en büyük sorumlulularından birisidir faizin haram kılınmış olması. bu ülke insanı sırf bu yüzden kendi parasına güvenemediği için parasını kenara koymak istediğinde dolar ya da altın alır, kendi parasının değerini düşürür doları altını yükseltir. zaten cahil, eğitilmemiş bi toplumken üstüne kendi parabirimine de faiz haramdır sözü yüzünden istese dahi değer veremeyip elalemin yatırım araçlarına parasını basmak zorunda bırakılan bi toplum. çünkü kendi parasını koyarsa 2 yıl sonra koyduğu 100 lirayı 90 lira olarak geri alacak alım gücü açısından. her bölgeden köşeye sıkıştırılan insanlar ne yapabilir? bir ülkede medeniyetin gelişebilmesi için ilk öncelik devlete düşer bunu asla unutma. devlet gerçekten güçlü, halkına, insanına değer veren ve onların gelişip üretmesini isteyen bi devletse her alanda altyapı çalışmaları oluşturup geleceği şekillendirmeye çalışır. taşa betona parasını basmaz, insanına basar. yol yaptık diye övünmez, insan kazandık diye övünür. bu ülkede zengin daha da zenginleşiyorken fakir daha da fakirleşiyorsa bunun sebebini fakirlere yıkmak büyük yanlış. çünkü fakirin cebindeki 3 kuruşu dahi gözüne kestirenler, zenginlerin milyarlarca dolar vergilerini bi kalemde sıfırlayabiliyorlar. bunu sen de biliyosun. haliyle saldırman gereken kesim fakirler değil, kodomanlar ve yönetenler. onlar halkının eğitimli olmasını isterse elinden geleni yaparlar. ama halkının sırtına iş yükünü, aş yükünü, geçim yükünü bindirirse adam da başını kaldırıp 2 gün sonrasını planlayamaz hale gelir. bahsettiğin ülkelerde ortalama yaş 40 lara yakındır. burada 25-30 arası. neden? çünkü bu toplumda genç yaşta evlenilir, hayvan gibi borcun altına girilir üstüne 2 yıl geçmeden kucağa da bebe verilir. ardından bu adam sistemin çarklarından biri haline getirilip ölene dek üç kuruşa çalışır durur. oysa bu adama düzgün, kaliteli bi yaşam standartı sunulsa, düzgün eğitim verilse gidip 18-20 yaşında evlenir mi. hayır. erkenden çocuk yapar mı, hayır. üretir, araştır, okur, öğrenir ve geliştirir. yanisi, bu ülke insanına imkanlar olabildiğince az sunuluyor. aralardan sıyrılıp güzel işler başaranlar olmuyor mu elbette oluyor, çobandan sınav 1. si çıkması gibi ama bunlar uç örnekler. biz her daim istisnaları bırakıp kaideye odaklanmalıyız. genel kitle eğitimsiz, cahil. bunun temel sebepleri de taa osmanlı dönemine dayanır. sülalesinde eğitim namına bi şey görmemiş çünkü insanlar. büyük büyük dedesi de tarla sürüyormuş dedesi de, babası da. nasıl bi vizyon bekleyebilirsin böyle çocuktan.

    daha konuşulacak çok şey vardır ama bu üstteki gerekçeler meramın anlaşılması için yeterli. katıldığım nokta ise bu ülke insanının rahatçılığa alışması. yatırımdan anladığı tek şey altın, döviz, arsa, ev olması. risk alamaması, özgüven sahibi olamaması. herkes garantici. bu kafa seni hep tembelliğe alıştırır. bunun temel sebeplerinden birisi de ülkeye olan güvensizlik. risk almaya bi tarafının yememesi. yani sadece tek taraflı bakmamak lazım.
  • 03-09-2020, 12:45:35
    #61
    pinbtc adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    bazı yerler doğru ama çoğu yeri yanlış bir tespit.

    öncelikle şunu iyi bilmek lazım. eğitimsiz, cahil olmak bir tercih değil bir sonuçtur. osmanlı imparatorluğu bu topraklarda yaşayan " halkı " bilinçli olarak cahil, eğitimsiz bırakan bi imparatorluktu. en basitinden matbaayı dahi 300 yıl geç getirdiler ki insanlar arasında " bilgi " yayılmasın diye. tüm eğitim ve bilgi saray eşrafı ve çevresinde oluşturuldu. kalan tüm kitle, milyonlarca insana düşen tek görev ekin ekmek, tarla sürmek, ürün çıkarmaktı. okuma, öğrenme, kendini geliştirme gibi kavramlardan uzak tutuldular. avrupa her konuda kendi insanlarına değer verip onların gelişimleri için uğraşırken bu imparatorluk kendi insanına kendisini bir lütuf gibi gösterip biz olmasak siz hiçsiniz düşüncesini empoze edip onları bilgisizliğin, cehaletin en derinlerine hapsetti. yüzlerce yıl bu şekilde bir cehaletin içerisinde kalan halk da yeni nesilleri eğitemedi haliyle. laleler diyorsun. hollanda'da o laleleri türlü şekle şemale sokabilecek eğitim kalitesi mevcutmuş demek ki ama osmanlı halkına bu tip bi eğitimi hiç verdi mi? bunu sormuyorsun. yani senin bakış açın da yobaz bi bakış açısı kusra bakma. suçu tek noktaya yüklersen sağdan soldan atakları yersin. bu ülkede dinin peşinde getirdiği " faiz haramdır " sözü dahi bu ülkeye neler kaybettiriyor haberin var mı? günden güne tl nin değer kaybetmesinin en büyük sorumlulularından birisidir faizin haram kılınmış olması. bu ülke insanı sırf bu yüzden kendi parasına güvenemediği için parasını kenara koymak istediğinde dolar ya da altın alır, kendi parasının değerini düşürür doları altını yükseltir. zaten cahil, eğitilmemiş bi toplumken üstüne kendi parabirimine de faiz haramdır sözü yüzünden istese dahi değer veremeyip elalemin yatırım araçlarına parasını basmak zorunda bırakılan bi toplum. çünkü kendi parasını koyarsa 2 yıl sonra koyduğu 100 lirayı 90 lira olarak geri alacak alım gücü açısından. her bölgeden köşeye sıkıştırılan insanlar ne yapabilir? bir ülkede medeniyetin gelişebilmesi için ilk öncelik devlete düşer bunu asla unutma. devlet gerçekten güçlü, halkına, insanına değer veren ve onların gelişip üretmesini isteyen bi devletse her alanda altyapı çalışmaları oluşturup geleceği şekillendirmeye çalışır. taşa betona parasını basmaz, insanına basar. yol yaptık diye övünmez, insan kazandık diye övünür. bu ülkede zengin daha da zenginleşiyorken fakir daha da fakirleşiyorsa bunun sebebini fakirlere yıkmak büyük yanlış. çünkü fakirin cebindeki 3 kuruşu dahi gözüne kestirenler, zenginlerin milyarlarca dolar vergilerini bi kalemde sıfırlayabiliyorlar. bunu sen de biliyosun. haliyle saldırman gereken kesim fakirler değil, kodomanlar ve yönetenler. onlar halkının eğitimli olmasını isterse elinden geleni yaparlar. ama halkının sırtına iş yükünü, aş yükünü, geçim yükünü bindirirse adam da başını kaldırıp 2 gün sonrasını planlayamaz hale gelir. bahsettiğin ülkelerde ortalama yaş 40 lara yakındır. burada 25-30 arası. neden? çünkü bu toplumda genç yaşta evlenilir, hayvan gibi borcun altına girilir üstüne 2 yıl geçmeden kucağa da bebe verilir. ardından bu adam sistemin çarklarından biri haline getirilip ölene dek üç kuruşa çalışır durur. oysa bu adama düzgün, kaliteli bi yaşam standartı sunulsa, düzgün eğitim verilse gidip 18-20 yaşında evlenir mi. hayır. erkenden çocuk yapar mı, hayır. üretir, araştır, okur, öğrenir ve geliştirir. yanisi, bu ülke insanına imkanlar olabildiğince az sunuluyor. aralardan sıyrılıp güzel işler başaranlar olmuyor mu elbette oluyor, çobandan sınav 1. si çıkması gibi ama bunlar uç örnekler. biz her daim istisnaları bırakıp kaideye odaklanmalıyız. genel kitle eğitimsiz, cahil. bunun temel sebepleri de taa osmanlı dönemine dayanır. sülalesinde eğitim namına bi şey görmemiş çünkü insanlar. büyük büyük dedesi de tarla sürüyormuş dedesi de, babası da. nasıl bi vizyon bekleyebilirsin böyle çocuktan.

    daha konuşulacak çok şey vardır ama bu üstteki gerekçeler meramın anlaşılması için yeterli. katıldığım nokta ise bu ülke insanının rahatçılığa alışması. yatırımdan anladığı tek şey altın, döviz, arsa, ev olması. risk alamaması, özgüven sahibi olamaması. herkes garantici. bu kafa seni hep tembelliğe alıştırır. bunun temel sebeplerinden birisi de ülkeye olan güvensizlik. risk almaya bi tarafının yememesi. yani sadece tek taraflı bakmamak lazım.
    Bana yanlış tespitleri yaptığımı söylerken bence yanlış tarih bilgin nedeniyle asıl yanlış tespitler yapan sensin değerli hocam.
    Sen hiç Avrupa Tarihi okumamışsın. Avrupa'da halkı eğitip bilinçlendirmek isteyem bir devlet falan olmadı.
    Halk kendisi okudu, bilinçlendi, kendini durdurmaya çalışan devlete baş kaldırdı. Yüzbinlerce insan protestolarda, grevlerde, isyanlarda katledildi.
    Batılıların kazandıkları bilinç ve eğitim devlet tarafından sistematik olarak verilen bir eğitim politikasıyla değil, halkın ayaklanarak kendi kendini bilinçlendirerek devlete karşı verdiği örgütlü mücadele ile gerçekleşti.

    Aynı şekilde Osmanlı'nın vatandaşını kasıtlı olarak geri bıraktığı da temelsiz ispatsız bir varsayım.
    Matbaa'nın kasıtlı olarak 300 yıl geç getirilmesi de yanlış bir tespit. Matbaa avrupaya çinden gelmiş.
    Ama Çin'de de Avrupadaki kadar kitap okunmamış devrimler yapılamamış.
    Avrupa'nin eğitim, bilinç, siyaset ve hak mücadelesi devletin eğitimi ile organize edilen bir konu değil tabandan halktan gelen bir hareket.
    Bizim dedeler hacı hoca şeyh imama tepki göstermemiş, adamlar papazları kiliseye hapsetmiş hatta farklı mezhepler kurmuşlar.
    Biz de tabanda böyle hareketler olmamış.

    Bizim eğitimsiz kalmamızı devlete bağlıyorsun da bugün herkesin elinde akıllı telefon var.
    1 milyon şarkıyı, 1 milyon kitabı cebinde gezdiriyorsun.
    Neden kimse okumuyor?
    Bugün güne 3 saat bilgisayar oyunu oynayıp, 2 saat instagramda resim layklayan cahiller var.
    Matbaa 300 sene geç geldi çünkü bizde talep yoktu okuyan yoktu.
    Harf devrimine kadar da okuyabilen adam sayısı bile çok az.

    Devlet vatandaşına 25 yaşına kadar evlenmezse ceza mı kesiyor?
    Vatandaş erken evleniyorsa ve hemen çocuk yapıyorsa bu halkın kendi kültürüdür

    Senin temek hatan devleti vatandaş şekillendirir.
    Sen devletin vatandaşı şekillendireceğini sanıyorsun.
    Al senin devletin vatandaşına medeni haklar vermiş, kadınlara boşanma hakkı vermiş.
    Ama hiç bir erkeğe boşanan karını git öldür diye eğitim vermemiş.

    Yani sen yukarıdan bir şeylerin değiştirilebileceğine inanıyorsun.
    Ama yukarıdaki devleti yöneten adamlar da bu toplumdan çıkıyorlar.
    Siyasetçiler bu toplumdan çıkan ve oy alabilmek için bu toplumun hoşuna gidecek işleri yapan adamlar.
    Toplumun hoşuna gitmeyen şeyler yaparan bir daha seçilemezsin.

    O yüzden devletten tepeden bir değişim bekleyerek hata yapıyorsun değerli kardeşim.
    Kalıcı değişimler tabandan gelen hareketlerle olur.
  • 03-09-2020, 12:48:52
    #62
    Bu cümleyi beğendim "Adamlar Sizi bir parazit gibi ya da dedelerinin yarattığı baldan nemalanmaya gelen meyve sinekleri gibi görecekler. "

    Şu her fırsatta yurt dışına gideceğim diyenler varya önce bir kendilerini sorgulasınlar benim vasfım ne diye.
  • 03-09-2020, 12:51:22
    #63
    bilimokur adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu cümleyi beğendim "Adamlar Sizi bir parazit gibi ya da dedelerinin yarattığı baldan nemalanmaya gelen meyve sinekleri gibi görecekler. "

    Şu her fırsatta yurt dışına gideceğim diyenler varya önce bir kendilerini sorgulasınlar benim vasfım ne diye.
    Bu cümleyi vasıflı insanlar için kurmadığımı da söyleyeyim. Kendini geliştirmiş, işinde iyi, dil bilen, dünya vatandaşı olabilmiş insanlar gittikleri yerlerde ortalama saygı görürler. Bu sözü aslında yeterli bir vasfı olmayın Türkiye'de çalışacağıma almanya da garsonluk yaparım diyen arkadaşlar için söyledim. Yurt dışında düşük profilli az vasıflı işlerde çalıştığınızda daha iyi bir alım gücü elde edeceksiniz ama saygı duyulmamanın eksikliğini yaşayacaksınız.