delikanli53 adlı üyeden alıntı:
mesajı görüntüle
İnsan ömrü kaç gün??? Çok önemli bir kararın eşiğindeyiz.
55
●2.512
- 01-09-2019, 00:57:46Çocuklarınız uzun ve ömürlü olsun ve çok güzel yaşasınlar hocam. Siz olumsuzluklarla karşılaşmışsınız gördüğüm kadarıyla. Ama Babanızın ve Büyükbanızın içi rahat onlar çocukları için bir mücadele vermiş. Peki siz bu gönül rahatlığını kendinizde bulabilecekmisiniz. Bence olaya bu şekilde bakmanız daha iyi olur.
- 01-09-2019, 00:59:50Aha benim gibi bir deli daha (lütfen kızmayın tabirde kusur olurdijitalartiz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
)
Emekli olacağım yaş 65
eşim biraz daha az
Yani kitabı gözlüklerle okumak istemiyorum ki. Çocuklarıma güzel ahlaktan daha güzel ne bırakabilirim, inanın bilmiyorum. - 01-09-2019, 01:09:35Harika bir video. tamamını izlemedim ama benim kafamdaki birçok soruyu cevaplıyorCivciv adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

Özetle, siz ne yaparsanız yapın, sizden sonrakiler kendi yolunu çiziyor.acupato adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
"Kaliteli bir yaşam" doğru cümleF.Gungor adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 01-09-2019, 01:11:52Merhaba, öncelikle sizi tebrik ediyorum. Yoğun hayat temposundan, az zamanlığınada olsa, hayallerinize bir pencere açmışsınız. Konunuzu ve yorumları oldukça keyifle okudum. 23 yaşındayım. Birkaç ay öncesine kadar Ankarada ailemle birlikte yaşıyordum. Artık Ege Bölgesi'nde bir sahil kasabasında yaşıyorum. 80 m2 bir bahçem var. Yakın zamanda bahçemden çektiğim bir fotoğrafı paylaşıyorum belki biraz daha heyecan katar hayalinize.
Öncelikle bekarım. Tabi ki aileme karşı sorumluluklarım var. Buraya yerleşme fikri geçtiğimiz senelerde aklımdaydı. Babannem ve dedem burada yaşıyorlar. Lakin çevremdeki herkes yaşımın daha genç olduğunu, planladığım yerin (şuan yaşadığım yer) emekli bölgesi olduğunu, iş bulamayacağımı, çok pişman olacağımı söylediler ve ben geçtiğimiz sene çevremin etkisiyle Ankara'da kaldım. Seçim döneminde muhtar adayları, başkan adayları, meclis üyeleri derken Allah'a çok şükür kendime yetecek kadar kazanç elde ettim. O günlerde r10 üyesi değildim. Hatta internette bu kadar aktif de değildim. Sürekli koşuşturmaca, akşama kadar iş çıkarmaya çalışmalar, sabaha kadar tasarımlar bir koşuşturma gidiyordu. Burada kendimi eleştirmek isterim ki, birazda para hırsına kapılınca, koşuşturmanın sonunda büyük bir yorgunlukla başbaşa kaldım. Birgün babannemden bir telefon aldım. Biraz sitem etti, gelmeyecekmisin diye. Bende zor olduğunu söyledim. Yalnız içime dert oldu, kafama esti, gece valizi hazırlayıp otobüse atlayıp sürpriz yaptım. Ardından sadece eşyalarımı almak adına geri döndüm Ankara'ya .
Çevremin düşüncesi hiç değişmemişti ve hala da aynı. Bana soracak olursanız, herkes kendi hikayesini kendisi yazar hocam. Ankarada ben 23 yaşıma kadar bir meyve ağacı görmedim. ( Erik hariç
oda çok nadir
) Yanlız burada sabah ekmek almaya giderken bir incir koparıp yiyebiliyorsunuz. Size şuan yazıyı yazarken, bir yandan bulunduğum yere gelen domuzları görebiliyorum. Sabahladığım geceler, gün doğumunu izleyip, bahçeyi sulayıp, bisikletimle ekmek aldıktan sonra kahvaltı yapıp öyle uyuyorum. Burada hazır bir düzenimiz vardı. Yaşları ileri olan babannem ve dedemin hem ihtiyaçlarını karşılamak hemde artık yaşamımı burada sürdürmek adına kalıcı bir karar verdim. Kesinlikle pişman değilim, Ankara'da misal 10 lira borcum varken sabahlara kadar uyuyamıyordum. Burada 10.000 lira borcum olsa, çok Şükür kazanıp öderim deyip rahatça uyuyabiliyorum. Bence kendinizi nerede bulabiliyorsanız orada yaşayın. Tabi ki benim durumumla sizin durumunuz aynı değil. Evlisiniz sorumluluklarınız farklı, tabi tam sizin hissiyatlarınıza sahip olamasamda sizi ve endişelerinizi anlamaya çalışıyorum. Ama dediğim gibi ben mutluyum. R10'a, siteme ve satılık domainlerime sarıldım, gelir sağlamaya çalışıyorum. İnanın bir yanlış yapacağım, birgün bile uzaklaştırma alacağım diye tedirginliğimden bildiğim bölüm kurallarını bile tekrar tekrar okuyorum. Dağda elektriksiz yaşamak çok zor tabi
böyle uç hayaller yerine, eşiniz hanımefendiyle oturup maddi, manevi, çevrenizi, ailenizi her konu bakımından değerlendirip, hayallerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Herşey gönlünüzce olsun. Hatalı yazdığım biryer varsa, affınıza sığınırım. Hoşçakalın. 
https://i.hizliresim.com/AOXgLq.jpg - 01-09-2019, 01:20:50Konuya cevabınızı inanın o kadar keyifle okudum ki. Hem yaşlı bir insanı mutlu etmişsiniz hem kendinizi. Hayat böyle işte almadan vermek Allah'a mahsus. Mutluluğu vermeden alamıyorsunuz.ogulcankarsli adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Kurban bayramında eşimin köyüne gittiğimizde (6 senedir aksatmadan gideriz) gökyüzüne bi baktım yıldızların varlığını unuttuğumu farkettim. O kadar güzellerdi ki. Sonra birden 8 yaşıma döndüm. Gökyüzündeki yıldızları seyretmeyi ne çok severdim... - 01-09-2019, 01:29:21Evet hocam oldukça haklısınız. Büyüklerim bahçeyle uğraşamıyorlardı, benim gelmemle, onların tecrübesi ve benim iş gücümle biraz önce paylaştığım fotoğrafta ki hale getirdik bahçeyi. Yıldızlar konusunda da aynen katılıyorum, ben buna istinaden birde dürbün edindim. Bazı geceler terasta yatıp elimde dürbün çocuklar gibi neşeli bir şekilde yıldızları seyrederken uyuya kalıyorum. Birde play storeden bir uygulama indirdim. Hangi gök cismi nerede anlık konuma göre gösteriyor.Muhakkak tavsiye ederim. SkyView diye geçiyordu sanırım. Allah hepimizin hakkında en Hayırlısını nasip etsin. İyi geceler diliyorum, mutlulukla kalın.delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 01-09-2019, 01:41:34@delikanli53;
Değerli hocam hayatta herşeyin bir bedeli var.
Şehirlerde yaşarken bir sürü dez avantaj yaşarken aynı zamanda bir de sefa sürüyoruz.
Bir çok şeyi kendimiz yapmıyoruz. Bir çok garanti altındayız.
Küçük bir yere yerleştiğinizde bazı dezavantajlar olacak.
Öncelikle toprağa bağlı yaşamaya başladığınızda dinlenmek için o 15 günü de bulamayacaksınız )))
Köylü tatil yapamaz. Hayvanlar pislemeyi bırakmaz, bahçenin, tarlanın işi bitmez, hele bir de hazır almayıp kendi yemeğinizi yapma derdine düşerserniz, salçası, eriştesi, turşusu vesaire çok emek gider.
Kendi işimi yapıyorum ve bu sene kesintisiz 7 gün tatil yapamadım. Allaha şükür maddi sıkıntım yok ve izmir deyim.
Ama tüm yapabildiğim Cuma akşamından kaçıp hafta sonunu denizde geçirip pazartesi sabahı dönmek.
Çünkü işler ben başında durmadığım zaman yürümüyor.
Bir de bunun köy versiyonunu düşün. Bir kaç zeytin ağacının bakımı 1 hafta sürebiliyor.
Tavuklar, hayvanlar, bağ bahçe, çapa vesaire.
Eğer köyde büyümediyseniz şehirde yetişen insana bu zulüm gibi gelir bir noktadan sonra.
Evet toprağa bağlı olmak güzel, ayağının toprağa çıplak değmesi güzel.
Ama bunun bir bedeli var.
Bu bedeli karşılayabilir misiniz diye bu işe girmeden bir trial demo versiyon deneyin.
Böyle kırsal çiftlikler ve yeni mode. Para veriyorsun, gidip orada yaşayıp çalışıyorsun.
Fiziksel aktiviten artacak kiloların gidecek, ama çapa yaparken, bir şeyler taşırken, odun keserken yine kendine zarar vereceksin.
Kendini hamburger ile zehirlemeyeceksin ama kırsalda görünen bazı parazitler ve enfeksiyonlara yakalanma ihtimalin olacak.
Ben de dijital göçebeliği düşünüyorum bu arala ciddi ciddi.
Dünyanın çoğu ülkesinde ayda 1000 dolara orta sınıf bir hayat sürülebiliyor.
Bundan daha fazlasını kazanıyorum. Ve bilgisayar başında çalışıyorum.
6 ayda bir ülke değiştirip yeni bir ülke yeni bir dil yeni insanlarla yaşayabilirim.
Yani hayatta her seçimin bir bedeli var.
Seni çok iyi anlıyorum şu anda yaşadığın hayatta mutlu değilsin.
Bunun nedeni rutin. İnsanı bunaltan şey aslında bir rutin içinde döngüye girmek.
365 gün var. Ve bunun belki 360 günü aynı şekilde uyanıyor, aynı şekilde kahvaltı ediyorsun.
Yani hatırlamaya değmeyecek 360 kahvaltı var hayatında. Her gün aynı şekilde işe gidiyorsun.
Hatırlamaya değmeyecek bir birinden ayıramayacağın günlerin geçiyor. İşe git, aynı işleri yap, eve dön, aynı şeyleri yap.
Hayat hatırlayabildiğin günlrin sayısıdır.
Ama bir sahil kasabasına yerleşsen ve toprakla uğraşmaya başlarsan da hayatın süper eğlenceli olmayacak.
Bu sefer de kırsalın döngüsüne gireceksin ve bir süre sonra sıkılacaksın.
3 sene Bodrumda yaşadım. Evim denize 50 metre mesafedeydi. Ama 3. sene 3 kere denize gitmedim.
Çünkü rutin olmuştu, tatsız olmuştu...
Yani aslında rutini kırabileceğiniz bir hayat tasarlamak lazım.
Hele bizim gibi göçebe kültürlü insanlar için rutin çok ızdırap verici.
Türkler göçebe bir millet. Benim hayatımın 20 senesi Ankara'da, 3 senesi Bodrumda, 10 senesi İstanbul'da, 7 senesi İzmir'de geçti.
Rutinden hoşlanmıyorum.
Eğer yerleştiğin sahil kasabasında mutlu olacağını düşünüyorsan git.
Ama ben Bodrum'a gittim, Turgutreis'te yaşadım. ve her yaz istanbullu ve ankaralılara gıcık olmaya başlamıştım.
Çünkü cazibe merkezi bir yere gidersen, her yaz şehir sana geliyor.
Bir de bu tarz yerlerin kışları şehirde yetişenler için çok depresif oluyor.
Yola çıktığın fikir güzel.
Hayatından memnun değilsin ve değiştirmek istiyorsun.
Bunu yapacak irade ve bedelini ödeyecek azmin varsa değiştirirsin.
Sadece değiştireceğin hayatında mutlu olacağından emin olman lazım.
Çünkü geri dönmek git geller yaşamak daha fazlasını çalar hayatından.
tabi eşimle ortak bir karar verebilirsek. Değerli yorumlarınız için minnettarım.
)