• 02-09-2019, 00:12:39
    #46
    Angelicakaka adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Nasıl geçineceksiniz v.b. sorularla ilgili olan kısımlar aslında işin teferruatı. İstediğiniz yaşam gerçekten bu mu yoksa sadece tüm sene yoğun bir biçimde çalışıp sonunda 2 hafta koştur koştur tatil yapmak deşarj olmanız için yeterli gelmemiş olabilir mi bunu tespit etmek gerekiyor. Güzel bir sahil kasabasında yaşam teoride çok ideal gibi görünmesine rağmen, herkesin karakterine uygun olmayabilir.

    İstanbul'da merkezi sayılabilecek bir semtte oturuyorum hatta oldukça kalabalık ve gürültülü bir yerde. Bodrum taraflarında da sakin ve güzel bir sahil kasabasında geniş bahçeli bir yazlık evimiz var ve yazları ortalama 2-3 ay kadar orada kalıyoruz. Her sene kasabanın kışlık nüfusu daha da artmış oluyor çünkü özellikle İstanbul'dan çok göç alıyor. Bu sene oturup komşularımızla konuştuğumuzda, kışın da orada yaşıyor olmaktan ne kadar mutlu olduklarını kendi kulaklarımla duydum ve gözlerimle de gördüm ama siz de burada kalın bence İstanbul'u bırakın artık diye teklif ettiklerinde bile boğulacak gibi oldum. İlk 1 belki 1.5 ay kadar çok keyifliydi bu sene, sonra da bitse de gitsek diye baktım. Nitekim okulların açılış tarihini beklemeden, geçen hafta "aaa yeter yahu" artık deyip apar topar döndüm. Uzun zamandır biliyordum zaten ama bu sene bir kez daha anladım ki her ne kadar bazı şikayet ettiğim yönleri olsa da ben şehir insanıyım ve aksi bir yaşamdan tatmin olamıyorum. Yaz aylarında bir kaç dinlendirici ve sakin hafta güzel oluyor ama daha fazlasından çok sıkılıyorum ki mütemadiyen uğraştığım 2 tane çocuğum, yanımda eşim ve her daim beni meşgul tutabilecek bir işim olmasına rağmen durum böyle. Kısacası ne istediğinizi biliyorsanız, geri kalan teferruatlar hallolur ancak radikal bir karar vermeden önce istediğinizin gerçekten bu olup olmadığından emin olun bence. Egeye göç edip sonra nasıl geri döndüğünü bilmeyen pek çok arkadaşım olduğu gibi, senelerdir oralarda mutlu mesut yaşayan tanıdıklarım da çok sayıda var. Kişiden kişiye aile yapısından yapısına çok değişiyor.
    Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.

    dertliA adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    nerde nasıl yaşarsan yaşa paran yoksa o yaşam yaşama benzemiyor. öyle filmlerdeki gibi dağda en fazla 6 ay yşarsın. köyde yaşayacağım dersen bizim köyde bile kiralık evler 500 lira. uşakta bir köy. köy yani allahın dağı cahillerin doldurduğu yıllardır çiftçilik yapan ama iki satır okumadıkları 30 dakka tarım kanallarını izlemedikleri için besledikleri öküzden farksız insanlar.camiden çıkmazlar ama dedikodu riya alavere dalavere çekememezlik , sınır geçme, bir kürek bile verirken ödünç binbir laf etme hepsi o öküzlerde var.

    gelelim senin hayaline. eğer bir kasaba kenarından 2 dönüm yer alacak ve o yere 150 metrekare ahır yapacak içerisine 500 tavuk alacak kadar paran varsa (40-50 bin) bu iş olur. aldığın yere yakın bir ev kiralarsın yenge çocuklar orda oturur sen hayatının büyük kısmını o tarlada geçirirsin.500 tvuk 350 yumurta verir 75 kuruştan çevrene satarsın (toptan satarım hayali kurma boşuna ) 100 120 lira gideri olur. sana kalır 150 lira günlük. aya vurdun mu deli para.

    ama tavuklar hasta olur ilaç alırken bir sürü kazıklarlar seni o sevdiğin ilçenin iyi veterinerleri. talaş lazım olur hizarcı yolunacak kaz geldi diye ellerini ovuşturur falan filan filan.

    ama benim gözlemlerim eşi memur olan erkek kırsalda bu dediğim işleri yani hayvancılık yapmayacaksa -ki her yapan değil akıllı ve iyi yapan kazanıyor ve çiftçilik asla kazandırmıyor sadece hayvancılık o da nereye kadar iyi gider bilinmez koyunu keçiyi güdersen karlı bir iş hazır yemle o da o lmuyor.- iş bulması çok zor oluyor bir süre sonra ben çalışıyorum sen yatıyorsuna gelir iş hiç önermem. uzun lafın kısası nerde yaşarsan yaşa illa bir iş yapacaksın yoksa girisi boş hayal. yapacağın işi planla hesabını kitabını yap olumsuzlukları hesapla ve yapmaya başla.



    [/URL]

    ben de hep şunu merak ettim. 10bin civciv içinde 100 kadar sakat oluyordu. birgün civciv getiren abilerle sokbet ettik. kuluçka makinelerinin çok büyük olduğunu ve genellikle kenarlarda kalan kısmlarda sakat civciv çıktığını söyledi. yani yeterli çevrilmeyen ya da ısı dengesi tam olmayan kısımlardan kaynaklanmış olabilir mi diye hep düşündüm. eğer öyleyse sakat doğan bireyler de Allahın işi değil mi acaba diye düşünmeden edemiyor insan.
    Amaç sadece para kazanmak değil yalnız. Yettiği kadarıyla hayatta kalmak ve bunu yaparken mutlu olmak.

    dijitalartiz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Babamdan, anamdan birşey kalmadı bana bahsettikleriniz dışında. Ne kazandıysam ben kazandım, edindim. Ne onlar benim için gelmişti dünyaya ne ben onlar için yada ilerideki çocuklarım için geldim.

    Aklı olan varsa zaten delirir hocam
    Şirketim falan rayına otursun, işleyiş sürsün ondan sonra bu dediğimi yapacağım inşallah.

    En kısa zamanda hayallerinizi gerçeileştirme dileğiyle
    Allah razı olsun güzel dilekleriniz için teşekkür ederim.

    gosha adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Mandıra Filozofunun sahilde tapulu arazisi vardı yalnız
    O olur sorun yok.

    Reigins adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu konuya benım sağlıklı cevap vermem çok mümkün değıl çünkü ben 365 günün tamamında zaten tatıl yaparak çalışıyorum ve ev geçındırıyorum dolayısıyla kendı ışının patronu buna denıyor galıba ıster evden ıster otelden ısterse dışarıda gezerken telefondan yürütebılıyorum ışlerımı dolayısıyla normal bır ışte çalışıp sadece yıllık ıznı ve hafta sonları tatıl olan kafayı hayatım boyunca anlamadım Allah sabır versın doğru karar bana göre aldığınız ama sonrasında pışman olacağınız hataları yapmayın böyle bır kararı alıyorsanız mevcut ışlerınıze noktayı koymanız gerekıyor dolayısıyla ılerıde bır tartışma konusu halıne gelmez umarım bugün kı aldığınız karar,
    Zaten karar ne olursa olsun köklü bir değişiklik her zaman sancılıdır ve devamında tartışmaları ve anlaşmazlıkları getirir. 2. evlilik insana çok tecrübe katıyor da hayatta karşılaşmadığımız çok şey vardır.

    İnşallah sorunsuz bir değişim olur ikimizin ve çocuklarımızın mutlu olduğu bir değişim.

    Beyazsahin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şimdi mantıklı düşünelim. Yenge küçük bir kasabaya kolaylıkla tayin alabilir (Turistik değilse ,kadroda boşluk varsa ki mutlaka vardır Allahın izniyle o konuda bir sıkıntı yok.) Sende yanına geçersin üstad ufak bir tarla kiralar ya da satın alır rahat bir şekilde tarım ve hayvancılık ile uğraşabilirsin hatta bir tık ilerisi kosgeb ten teşvik alır küçük veyahut büyükbaş hayvancılığa girişebilirsin.Çocukların eğitim hayatı kasaba olduğu için az biraz sekteye uğrar ama kaç yaşındalar bilmediğim için onları düşünem k için zaman vardır diye birşey yazamıyorum.
    Notlarımın arasında en başa aldım söylediklerinizi. Çocuklar 4.5 yaşında o yüzden tam başlangıç olacak. Eğitim öğretim küçük yerlerde daha başarılı olduğunu düşünenlerdenim. İstanbulun trafiğini stresini çeken bir öğretmenin verdiği eğitim ve öğretimden çok birşey beklemiyorum açıkçası. (her öğretmen için geçerli değil elbette bu söylediklerim)

    cleiner adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    "Geçti gün ferdâyı ko sâat bu sâat dem bu dem" Dün vardı gitti, Yarın ya gelir ya gelmez. Günün kıymetini bil. ( şeyh galip )
    Kısa ve öz, özün özü olmuş bu

    Asalsayi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Şimdi insan dediğimiz canlı diğer canlıların ve özellikle ebeveynlerinin kopyasıdır ( replika ). Bunu düşününce çocuklarınız kırsalda dünyaya açık, meraklı ve sosyal hayata aç yetişme ihtimalleri yüksek. Ben de yarı zamanlı köyde yaşayarak büyüdüm buna rağmen 15-25 yaş arası dünyanın bir yerine finger atmaktan geri durmayıp sürekli gezdim.Yani bu kanımca dengesiz sosyalleğin oluşturduğu obez ruhun sonucunda olan bir davranıştı.
    Diğer yandan bizim ülkede çocukların çoğunluğu ne yazık ki yarım ömür yaşıyor.
    * Ebeveynin sana çevre mirası bıraktı mı ? ( dengeli insanlardan oluşan bir çevre ebeveyn kaybından sonra bile çocukların hayatlarına pozitif etki yapmakta , kırsalda biraz zor )
    * Ebeveynin çalışma kültürü kazandırdı mı ? ( Kırsalda çok kolay ama para kazanma - ticaret üzerinden - kültürü bırakmak biraz zor ; yine kendisi uzun ve zahmetli bir yoldan öğrenecek )
    * Ebeveynin sana maddi miras bıraktı mı ? ( Babamın anısına arsayı, kırsal evini satamadım.. Kırsalda da bir şey bırakmadılar ki)
    * Ebeveynin sana iyi bir eğitim sağladı mı ? ( Kırsalda çok zor, lise - üniversite çağına gelince yeniden şehire göçme )
    Bu maddeleri sağlarsanız çocuğunuz emin olun 1 ömürden fazlasını yaşar ve öncelikle kendine sonra yakın çevresine sonra ülkesine sonra tüm insanlara faydalı olması daha yüksek ihtimalle gerçekleşir.
    Diğer türlü üni okumaya yalnız gitsin, olmadık hatalar yapsın, kırsaldaki baba bir güzel borç ve manevi değeri yüksek miras bıraksın vs. Sonrasında 30 yıllık çalışma ömrümdeki 4 yıllık kazancımı sadece kırsaldaki babamın borçlarını ödemek için çöpleştirmek zorunda kalayım. Kimi zaman bir sorunun %99'unun çözüp son ve en önemli adımı atacakken danışabileceğim bir gün görmüş, kallavi bir amca olmasın çevrem de eblek gibi ergen halimle çok önemli kararlar alayım.

    Kırsala gidin sağlıklı beslenme, huzur, mutluluk, öz bir hayat için ama bu gidişleriniz modern dünyanın sorumluluklarını engellemeyecek kadar sürmeli ve şehirdeki bağlantılar asla ama asla kaybedilmemeli.
    Elimizden geldiği kadar paradan uzak kalmaya çalışacağız. Eğer paradan uzak kalamazsak mutlu olarak para kazanmaya çalışırız. Toprağa eli değenin mutlu olmak için çok sebebi olur. Konu içerisinde bir arkadaşımız ne diyordu BAHANE YOK

    Bolanka adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Necip milletimiz silah atmaya, mangal yapmaya, kız kovalamaya kırsala gidiyor. Şu sınırlardan çıkamadıkça (Örneğin Alaska) kafa dinlemek zor. Ben de tv'de Alaska'dan ev alanlara bakıyorum melün melün.
    Alaska programını bende izliyorum. Yemin ederim bekar olsam gidebilirim. Bayılıyorum sıfırdan birşey yapmaya. Fakat çok ciddi bir maliyet. Kullandıkları alet edevatları Türkiyeden almaya kalkarsan odun kesme motoru 10 bin

    Malikcan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    ticari bir amaç-hedef veya kariyer hedefleri olmayan insanlara hayret ediyorum, bir yandan keşke böyle mi olsaydım, bir yandan iyi ki böyleyim yoksa bu abiler gibi sonum olacak diyorum. Yanlış anlaşılmasın 50 yaşıma gelincede tabiri caizse kopekler gibi çalışmayı hayal ediyorum. Bence insan ömrü, huzurun bittiği gündür. Huzurun ilk aşaması şahsen ailedir. Sağlığınızın sıhhatinizin yerinde olması temenniyle...
    Teşekkür ederim. İstanbul stresi sağlık falan bırakmayacak. Yediklerimizin gdo'su cabası.

    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yine bir ekleme yapayım.
    İnternet bilen bir adamın kırsala gitmesi tamamen internetten soyutlanması anlamına gelmiyor.
    Benim eski bir asistanım var. Bu çocuk lisede bilgisayar okumuş ,sonra 2 yıllık bilgisayar okumuş bir kardeşim.
    Bir hostes ile evlendi. Kız evlendikten sonra uçmayı bıraktı. Bir küçük ilçeye yerleştiler. Çünkü çocuğun babası orada tarım ürünleri satıyor.
    Babanın işlerinin kötü gitmesiyle bizim eleman arıcılığa merak saldı.
    En son 200 kilo kestane balı aldığını, analize gönderdiğini, analiz sonucu gelmeden hepsini kilosunu 150 liradan sattığını anlattı.
    1 aylık kestane sezonunda 30 bin liralık satış yapmış. Eşi eski hostes olduğu için bir havayolundaki eski uçuş arkadaşlarına pilotlarına sattığı rakam bu.
    Yani hiç dışarıya bile satmaya gerek duymamış.
    100 bin liraya nasıl iş kurulur diyenlere söyleyeyim. 50 bin liraya bir büyük kamyon alırsınız. Kalan paraya dorseyi tasarlar kovanları yerleştirirsiniz. Ve kovan başı 5-25 kilo bal alırsınız.
    Yani kırsala gidip ilaçsız katkısız organik ürünler üretebiliyorsanız internetten alıcıya ulaşmak çok kolay.
    Beyler her gün bilgisayar programlama bilen adam sayısı artıyor. 7-8 sene önce forumda sürekli php işi gelirdi reddederdim.
    Yapacak adam azdı. Bugün herkes programcı forumun yarısı programcı ve benim 500 liraya beğenmediğim işleri referans olsun diye 50-100 liraya yapan adamlar var.
    İnsan sayısı artıyor, para arzı artıyor, ekonomi büyüyor, ama artmayan şey toprak.
    Kişi başına tarım arazisi düşüyor sürekli. O zaman tarıma ve hayvancılığa akıllıca yatırım yapmak maaşlı işten ve 65 yaşında emeklilikten daha iyi kazandırır.
    Yine bir hikaye size.
    Bir arkadaşım var çocukluk arkadaşım.
    Dedesi doğulu ve bu eleman doğduğunda ilk erkek çocuk diye kıraç dedikleri ekip biçmedikleri arazilerine 5000 kavak dikmiş.
    40 sene sonra bugün ağaçların tanesi 200 liradan fazla ediyor. Kesip satsa hepsini 1 milyon lira cepte.
    Bugün şehirlerde insanlar çocuklarını özel okula gönderip, özel üniversiteye gönderip sonra ayda 5 bin liraya iş bulsun diye dua ediyorlar.
    Babam profesyonel arıcı. Ondan baya şey öğrendim (gerçi şimdi dargınız ) Zaten amacım internet soyutlanmak, tamamen uzaklaşmak teknolojiden kendimi uzak tutmak değil ki. Şimdi şöyle düşünelim; tarlayı kurdum elime hortumu alıp sulamayı niye yapayım. Otomatik sulama sistemini ucuza yaptırabileceğim veya kendim elle yapacağım bir sistemi kullanacağım -teknoloji- Tavuklar için varsa koyun ve keçiler için drone kullanacağım (zamanla) gibi gibi örnekler artar. Mobilya ve dekorasyon mezunuyum, yatar daire freze gibi aletler alıp abajurlar tasarlayacağım. Reçine kullanarak tasarımlar yapacağım. İnternetten yaptıklarımız reçelleri, pekmezi (elma pekmezini çok iyi yaparım ayıptır söylemesi) süsleyip satacağız tamam süsleme işi de olacak tabi sonuçta pazarlamacılık da var bende.

    Yani oraya gidip yan gelip yapmak yerine çok çalışıp mutlu olmak istiyorum. Para gelirse eyvallah Türkiye turuna çıkar gezeriz, gelmezse soğan ekmek yer hayata tutunmayı öğreniriz.

    Ben aslında tembelin önde gideniyim o yüzden yaptığım her işi hızlı yapmanın çok pratik yollarını bulurum ve işi hızlı bitirir sonrasında dinlenirim. Şöyle ki; policor tezgah yapan bir arkadaşıma yardım ediyordum günde 4 daire bitiriyorlardı ben öğlene kadar 23 daire bitirdim 4 kişi yerine 2 kişi ile

    Mesela fasulye diktiğimde çalma (bizim şivemizde harçi) dikmeden ip kullanayım her tarafı eşit güneş alsın daha iyi mahsul versin. Azot gübre yerine koyun ve tavuk gübresini güneşte kurutup sulandırıp verimi arttırmanın yollarını arayayım bunu da tabi ki internet aracılığı ile araştırarak yapabilirim.

    Ben bu işleri yaparken eşim bu tas çorba yapsın çocuklar bana yardım etsin, boş kaldıklarında köpeklerle kedimizle, koyunlarla oynasınlar. Tavukların altından yumurtaları almanın tadını alsınlar. Kışın sobanın karşısında ormandan topladığımız kestaneleri pişirelim. Toprağa gömdüğümüz patatesleri ısıtalım.

    Çok şey mi istiyorum
  • 02-09-2019, 00:29:54
    #47
    Bu bahsettiklerinizi bende düşündüm. Şuan Ev Kredim var 7 Yıl daha Ödeyeceğim. Kredim Bittikten Sonra Çorumda güzel bir ilceye yerleşip hayatıma orada devam etmeyi düşünüyorum.(Bu Arada Size Yemek sözüm var müsait bir zamanda arayacağım hocam)
  • 02-09-2019, 00:35:31
    #48
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.


    Babam profesyonel arıcı. Ondan baya şey öğrendim (gerçi şimdi dargınız ) Zaten amacım internet soyutlanmak, tamamen uzaklaşmak teknolojiden kendimi uzak tutmak değil ki. Şimdi şöyle düşünelim; tarlayı kurdum elime hortumu alıp sulamayı niye yapayım. Otomatik sulama sistemini ucuza yaptırabileceğim veya kendim elle yapacağım bir sistemi kullanacağım -teknoloji- Tavuklar için varsa koyun ve keçiler için drone kullanacağım (zamanla) gibi gibi örnekler artar. Mobilya ve dekorasyon mezunuyum, yatar daire freze gibi aletler alıp abajurlar tasarlayacağım. Reçine kullanarak tasarımlar yapacağım. İnternetten yaptıklarımız reçelleri, pekmezi (elma pekmezini çok iyi yaparım ayıptır söylemesi) süsleyip satacağız tamam süsleme işi de olacak tabi sonuçta pazarlamacılık da var bende.

    Yani oraya gidip yan gelip yapmak yerine çok çalışıp mutlu olmak istiyorum. Para gelirse eyvallah Türkiye turuna çıkar gezeriz, gelmezse soğan ekmek yer hayata tutunmayı öğreniriz.

    Ben aslında tembelin önde gideniyim o yüzden yaptığım her işi hızlı yapmanın çok pratik yollarını bulurum ve işi hızlı bitirir sonrasında dinlenirim. Şöyle ki; policor tezgah yapan bir arkadaşıma yardım ediyordum günde 4 daire bitiriyorlardı ben öğlene kadar 23 daire bitirdim 4 kişi yerine 2 kişi ile

    Mesela fasulye diktiğimde çalma (bizim şivemizde harçi) dikmeden ip kullanayım her tarafı eşit güneş alsın daha iyi mahsul versin. Azot gübre yerine koyun ve tavuk gübresini güneşte kurutup sulandırıp verimi arttırmanın yollarını arayayım bunu da tabi ki internet aracılığı ile araştırarak yapabilirim.

    Ben bu işleri yaparken eşim bu tas çorba yapsın çocuklar bana yardım etsin, boş kaldıklarında köpeklerle kedimizle, koyunlarla oynasınlar. Tavukların altından yumurtaları almanın tadını alsınlar. Kışın sobanın karşısında ormandan topladığımız kestaneleri pişirelim. Toprağa gömdüğümüz patatesleri ısıtalım.

    Çok şey mi istiyorum
    Doğalgazlı bir köy yaparlarsa ben de düşünebilirim )))
    Ama şu soba yakma, külünü dökme, su ısıtma olayı bile benim için angarya ))
    Şehrin sağladığı konfora çok alışmışız hocam.
    Köye kırsala kaçıp dinlenmek benim için de sakinleştirici güzel bir deneyim.
    Ama bir kışı köyde geçirebileceğimi sanmıyorum )))
    Ya da iyi bir karadeniz kızı ile evlenmem lazım. Şöyle güçlü kuvvetli, sobayı yakacak külü dökecek, odunu kıracak türden )))
  • 02-09-2019, 01:00:10
    #49
    Genel'de aşırı istanbulun stresini çeken kişilerin %90'ı bu kafa yapısındadır. Çoğunun planı emekli olunca deniz kenarı bir yerden bir yer alıp orada yaşamak.
    Şöyle bir şey var ki , Bir zaman sonra insan sıkılıyor.

    Kendinizi denemek için varsa bir tanıdığınız köyde vs bir yerde gidin 3 aylığına bu tarz bir yaşam deneyin. Eger sıkılmıyorsanız , sorun yoktur. Bu sayede tüm düzeninizi geçici bir heves için bozmamış olursunuz.
  • 02-09-2019, 02:57:49
    #50
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yaklaşık 10 yıldır bu forumdayım. Çok aptalca cevaplar verdiğim de oldu, çok kişinin kalbini kırdığım da oldu. Hepiniz hakkınızı helal edin. Benden yana herkese hakkım (varsa) helal olsun. Şimdi gelelim konuya

    Bu gece eşimle kısa da olsa ciddi ciddi işi gücü bırakıp bir sahil kasabasına yerleşmeyi konuştuk. Bilenler vardır eşim devlet memuru ben ise özel sektörde çalışan birisiyim.

    Evet konunun başlığındaki gibi. Kaç günümüz kaldı ki. Mandıra filozofu 2 diyeceksiniz evet başlığı esinlendiğim film o.

    Sabah kalktığınızda bugün 6 saat kitap okuyayım deseniz. Evinizin bir duvarını yeşil, diğerini pembe boyasanız. Bir odaya hiç elektrik bağlamasanız. Eski püskü eviniz olsa. Çocuklarınıza hiçbirşey almayıp onlara sadece saygıyı sevgiyi doğayı öğretseniz kötü mü olur.

    Hemen negatifçilerin sorusunu soralım. Nasıl geçineceğiz gel gel...!!

    - Beslediğin hayvanların hastalığı
    - Kendi hastalığın
    - Yetiştirdiğin bitkilerin hastalığı
    - Hırsızlık (olmayan yer mi var )
    - Çocukların eğitim hayatı
    - elektrik
    - su
    - ısınma
    - ekmek
    ...................

    olumsuzluklar biter mi?

    Bir sabah kalktınız, o da ne. Bedeniniz yatakta siz kalkmışsınız.
    Öldüğünüzde bunların hiçbirinin bir öneme olmayacağına göre, bırakalım hayatın güzel yönlerini yaşamaya çalışalım.

    İnancınız olsun ya da olmasın. Şurada kalan birkaç günümüzü güzel yaşasak fena mı olur.

    Sakıp Sabancı'nın bir sözü vardı "Malım mülküm olmasaydı da, oğlum sağlıklı olsaydı"


    Neyse buraya kadar sıkılmadan okuduğuna göre, yorumlara da ciddi ciddi cevap verirseniz sevinirim.

    Bu konuyu 15 günlük tatilden Kemer'de düşündüm. 350 gün çalışma sonunda zar zor kazandığım 15 günümün başlangıcında düşündüm. 365 gün tatil hayaliyle heyecanıyla.

    Burayı gerçekten seviyorum (forumu )
    Kemer insana bunu hep yapar biliniz

    Gördüğüm kadarıyla siz hayatın güzel yönlerini yaşıyorsunuz zaten, sadece henüz farkında değilsiniz

    Kurgulamak istediğiniz yaşamla mevcut gerçeklikler ise pek uyuşmayabilir ne yazık ki, bunu tek değil tüm açılardan değerlendirerek söylüyorum. Ama insan yine de içine düşünce başkalarını dinler görünür ama egosu bildiğini okumak ister ve bazen inat için bile hayatını değiştirebilir.

    Bu yüzden naçizane birkaç gerçekçi tavsiyem:

    Düzenli para şart, değişmez kural hatta mümkünse bol miktarda gelir mal mülk olsun. Başlarda her şey tozpembe gelebilir ama sonradan perdeler kalkınca gerçekler acıtır. Oralara kaçıp kurtulma düşüncesine sahip olabilirsiniz ama oradan da kaçmak isterseniz ne olacak, bu yedek planı hazırlamadan taşınmayı düşünmeyin. Ya bir gün çok ciddi ve sıkıntılı bir durum olsa... Para şart.

    Çocuklarınız büyüyünce sizinle aynı fikirde olacaklar mı? Erkeklerse hadi bir nebze ama kız çocukları ise gelecekleri sıkıntılı olabilir, onlar bu düzeni sürdürebilecek durumda olacaklar mı, ömür boyu bunu isteyecekler mi? Para şart.

    Sosyal ve kültürel anlamda uzun vadede ciddi sıkıntı yaşama ihtimaliniz var, uyum sağlamak isteyip istemeyeceğiniz belli değil. Oradaki hayatınızı mumla arayabilirsiniz. Alternatif yaratmak için para şart.

    Side'nin günbatımları müthiştir, orada elişleri satan bir teyze vardı ama sırtı hep denize dönüktü suratı asıktı bir gün kendisine "Ya teyzecim, arkanda dünyanın en güzel ve huzur verici manzaralarından biri var ama senin sırtın hep dönük yüzün asık, dön biraz rahatla gülümse üç günlük dünyada" dediğimde "benim onu görecek halim mi var, kırk türlü derdim var" demişti. Yani sorunlarınız arttıkça stresiniz artar, etrafınızdaki güzellikleri görmeniz zorlaşır, odağınız değişir. Para şart.

    Bilmem anlatabiliyor muyum?

    Sizin bana göre asıl odaklanmanız gereken kısım; 350 gün çalıştığınız işten şikayet etmek yerine daha fazla para kazanma yöntemlerini araştırıp daha çok kazanabileceğiniz ve zamanınızı ayarlayabileceğiniz bir iş oluşturmak ve kendi özgür zamanlarınızı yaratabilecek kadar zengin olmak. Gelirinizi artırmak seçeneklerinizi çoğaltır.

    Siz hiç kendini bir sahil kasabasına ailesiyle birlikte kapatan milyarder gördünüz mü, göremezsiniz çünkü onlara her yer sahil kasabası
  • 02-09-2019, 03:45:05
    #51
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim.



    Amaç sadece para kazanmak değil yalnız. Yettiği kadarıyla hayatta kalmak ve bunu yaparken mutlu olmak.



    Allah razı olsun güzel dilekleriniz için teşekkür ederim.



    O olur sorun yok.



    Zaten karar ne olursa olsun köklü bir değişiklik her zaman sancılıdır ve devamında tartışmaları ve anlaşmazlıkları getirir. 2. evlilik insana çok tecrübe katıyor da hayatta karşılaşmadığımız çok şey vardır.

    İnşallah sorunsuz bir değişim olur ikimizin ve çocuklarımızın mutlu olduğu bir değişim.



    Notlarımın arasında en başa aldım söylediklerinizi. Çocuklar 4.5 yaşında o yüzden tam başlangıç olacak. Eğitim öğretim küçük yerlerde daha başarılı olduğunu düşünenlerdenim. İstanbulun trafiğini stresini çeken bir öğretmenin verdiği eğitim ve öğretimden çok birşey beklemiyorum açıkçası. (her öğretmen için geçerli değil elbette bu söylediklerim)



    Kısa ve öz, özün özü olmuş bu



    Elimizden geldiği kadar paradan uzak kalmaya çalışacağız. Eğer paradan uzak kalamazsak mutlu olarak para kazanmaya çalışırız. Toprağa eli değenin mutlu olmak için çok sebebi olur. Konu içerisinde bir arkadaşımız ne diyordu BAHANE YOK



    Alaska programını bende izliyorum. Yemin ederim bekar olsam gidebilirim. Bayılıyorum sıfırdan birşey yapmaya. Fakat çok ciddi bir maliyet. Kullandıkları alet edevatları Türkiyeden almaya kalkarsan odun kesme motoru 10 bin



    Teşekkür ederim. İstanbul stresi sağlık falan bırakmayacak. Yediklerimizin gdo'su cabası.



    Babam profesyonel arıcı. Ondan baya şey öğrendim (gerçi şimdi dargınız ) Zaten amacım internet soyutlanmak, tamamen uzaklaşmak teknolojiden kendimi uzak tutmak değil ki. Şimdi şöyle düşünelim; tarlayı kurdum elime hortumu alıp sulamayı niye yapayım. Otomatik sulama sistemini ucuza yaptırabileceğim veya kendim elle yapacağım bir sistemi kullanacağım -teknoloji- Tavuklar için varsa koyun ve keçiler için drone kullanacağım (zamanla) gibi gibi örnekler artar. Mobilya ve dekorasyon mezunuyum, yatar daire freze gibi aletler alıp abajurlar tasarlayacağım. Reçine kullanarak tasarımlar yapacağım. İnternetten yaptıklarımız reçelleri, pekmezi (elma pekmezini çok iyi yaparım ayıptır söylemesi) süsleyip satacağız tamam süsleme işi de olacak tabi sonuçta pazarlamacılık da var bende.

    Yani oraya gidip yan gelip yapmak yerine çok çalışıp mutlu olmak istiyorum. Para gelirse eyvallah Türkiye turuna çıkar gezeriz, gelmezse soğan ekmek yer hayata tutunmayı öğreniriz.

    Ben aslında tembelin önde gideniyim o yüzden yaptığım her işi hızlı yapmanın çok pratik yollarını bulurum ve işi hızlı bitirir sonrasında dinlenirim. Şöyle ki; policor tezgah yapan bir arkadaşıma yardım ediyordum günde 4 daire bitiriyorlardı ben öğlene kadar 23 daire bitirdim 4 kişi yerine 2 kişi ile

    Mesela fasulye diktiğimde çalma (bizim şivemizde harçi) dikmeden ip kullanayım her tarafı eşit güneş alsın daha iyi mahsul versin. Azot gübre yerine koyun ve tavuk gübresini güneşte kurutup sulandırıp verimi arttırmanın yollarını arayayım bunu da tabi ki internet aracılığı ile araştırarak yapabilirim.

    Ben bu işleri yaparken eşim bu tas çorba yapsın çocuklar bana yardım etsin, boş kaldıklarında köpeklerle kedimizle, koyunlarla oynasınlar. Tavukların altından yumurtaları almanın tadını alsınlar. Kışın sobanın karşısında ormandan topladığımız kestaneleri pişirelim. Toprağa gömdüğümüz patatesleri ısıtalım.

    Çok şey mi istiyorum
    Toprakta bulunan mycobacterium vaccae toprağı eşelediğimiz zaman havaya uçar ve hava yoluyla vücudumuza sızar, bunu fark eden beyin ise serotonin salgılayıp kendini korumaya alır. Bu sayede stressimiz azalır ve keyifle yaşarız. Benzer iş planlarını hazırladım ve diğer yandan çocukları şehirden ve büyük ebeveynlerden koparmamak için Silivri'den arsa aldım. İnsanlara gıda satmak biraz ağır geliyor. Geçmişte köyde babama yardım ederken örnek olarak inekleri gdolu yemle beslemek vicdanımı hamur gibi yoğurmuştu, buğdaya ise glifosfatlı ot öldürücü zehir atılması çocuklarda dna bozukluklarına neden olup kanser tipi rahatsızlıklara neden oluyor. Artık her çocuğun anasının karnından hasta doğmasının önemli bir sebebi maalesef buğday > un > ekmek tüketimi. Diğer husus ise İstanbul'daki susuzluk riskine karşı törenle Melen su çalınması. Şehirde tüket sonra gel "organik gıda " derdine düş. Derin bir çıkmaz.

    Sonucunda Silivri'deki arsa üzerinde bir hizmet işi bir de yazılım - elektronik işleri yapmak için uğraşmaya devam ediyorum. Çocuklar tabiki yaşamsal işlerden bir kaçını benimseyip sorumluluk sahibi olsunlar. Pekmez gibi uzun süre kaynatılması ve hmf riski taşıyan gıdaları üretirken fabrika tipi üretimle ( vakumlu kazan ) daha sağlıklı, daha az enerji maliyetiyle üretim yapabilirsiniz.

    Kırsal'da özellikle Anadolu'da hiç genç insan kalmadı. Gün içinde ufak tefek komşuların işine koşsanız yine günlük 100-200 TL nafaka çıkar. Lambader, sirke, jöle vs. Tüm yapabilec aeklerinizden markalaşabilecek, şirketleşebilecek,ihraç edebilecek olanı seçip çocuklarınız için çocuklarınızla birlikte güzel bir gelecek oluşturabilirsiniz.

    Şimdiden hayırlı olsun, tebrikler.
  • 02-09-2019, 11:14:54
    #52
    ss190634 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu bahsettiklerinizi bende düşündüm. Şuan Ev Kredim var 7 Yıl daha Ödeyeceğim. Kredim Bittikten Sonra Çorumda güzel bir ilceye yerleşip hayatıma orada devam etmeyi düşünüyorum.(Bu Arada Size Yemek sözüm var müsait bir zamanda arayacağım hocam)
    Bizim 18 ay kaldı hocam. Yemek sözünüzü unutmuş değilim

    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Doğalgazlı bir köy yaparlarsa ben de düşünebilirim )))
    Ama şu soba yakma, külünü dökme, su ısıtma olayı bile benim için angarya ))
    Şehrin sağladığı konfora çok alışmışız hocam.
    Köye kırsala kaçıp dinlenmek benim için de sakinleştirici güzel bir deneyim.
    Ama bir kışı köyde geçirebileceğimi sanmıyorum )))
    Ya da iyi bir karadeniz kızı ile evlenmem lazım. Şöyle güçlü kuvvetli, sobayı yakacak külü dökecek, odunu kıracak türden )))
    Değerli hocam. Artık teknoloji çağındayız. Direkt odun kullanacak değiliz ki. Elektrik üretimi için güneş panelleri, ısıtma için ise ısıtıcılar var (yine güneş enerjisi). çamaşır makinamız da olacak fakat bulaşıklar elde. Isıtma için ise soba, olmadı şömine sistemi ile kombi sistemini birleştirerek ısıtmayı gerçekleştirebilirim Aklımda delir sorular ve bu soruların daha deli cevapları var

    Kendimizi orada internet üzerinden geliştirmekte hiçbir yanlışlık yok değil mi. Mesela sulama sistemini nasıl geliştirebilirim, topraksız tarım ve balıkların gübresini nasıl daha verimli kullanabilirim diye sayısını bile sayamayacağımız bilgi var internette. Böyle bişeyi neden kullanmayalım ki. Daha öncede söylediğim gibi, teknolojiye aşığım ben onsuz yapamam. Teknoloji de sadece şehirde değil

    kalitelihostorg adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Genel'de aşırı istanbulun stresini çeken kişilerin %90'ı bu kafa yapısındadır. Çoğunun planı emekli olunca deniz kenarı bir yerden bir yer alıp orada yaşamak.
    Şöyle bir şey var ki , Bir zaman sonra insan sıkılıyor.

    Kendinizi denemek için varsa bir tanıdığınız köyde vs bir yerde gidin 3 aylığına bu tarz bir yaşam deneyin. Eger sıkılmıyorsanız , sorun yoktur. Bu sayede tüm düzeninizi geçici bir heves için bozmamış olursunuz.
    Bu tarz yaşamı köye gittiğimizde hep deniyoruz, tek eksiğimiz deniz onu da ayarlamaya çalışıyoruz

    madredeus adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kemer insana bunu hep yapar biliniz

    Gördüğüm kadarıyla siz hayatın güzel yönlerini yaşıyorsunuz zaten, sadece henüz farkında değilsiniz

    Kurgulamak istediğiniz yaşamla mevcut gerçeklikler ise pek uyuşmayabilir ne yazık ki, bunu tek değil tüm açılardan değerlendirerek söylüyorum. Ama insan yine de içine düşünce başkalarını dinler görünür ama egosu bildiğini okumak ister ve bazen inat için bile hayatını değiştirebilir.

    Bu yüzden naçizane birkaç gerçekçi tavsiyem:

    Düzenli para şart, değişmez kural hatta mümkünse bol miktarda gelir mal mülk olsun. Başlarda her şey tozpembe gelebilir ama sonradan perdeler kalkınca gerçekler acıtır. Oralara kaçıp kurtulma düşüncesine sahip olabilirsiniz ama oradan da kaçmak isterseniz ne olacak, bu yedek planı hazırlamadan taşınmayı düşünmeyin. Ya bir gün çok ciddi ve sıkıntılı bir durum olsa... Para şart.

    Çocuklarınız büyüyünce sizinle aynı fikirde olacaklar mı? Erkeklerse hadi bir nebze ama kız çocukları ise gelecekleri sıkıntılı olabilir, onlar bu düzeni sürdürebilecek durumda olacaklar mı, ömür boyu bunu isteyecekler mi? Para şart.

    Sosyal ve kültürel anlamda uzun vadede ciddi sıkıntı yaşama ihtimaliniz var, uyum sağlamak isteyip istemeyeceğiniz belli değil. Oradaki hayatınızı mumla arayabilirsiniz. Alternatif yaratmak için para şart.

    Side'nin günbatımları müthiştir, orada elişleri satan bir teyze vardı ama sırtı hep denize dönüktü suratı asıktı bir gün kendisine "Ya teyzecim, arkanda dünyanın en güzel ve huzur verici manzaralarından biri var ama senin sırtın hep dönük yüzün asık, dön biraz rahatla gülümse üç günlük dünyada" dediğimde "benim onu görecek halim mi var, kırk türlü derdim var" demişti. Yani sorunlarınız arttıkça stresiniz artar, etrafınızdaki güzellikleri görmeniz zorlaşır, odağınız değişir. Para şart.

    Bilmem anlatabiliyor muyum?

    Sizin bana göre asıl odaklanmanız gereken kısım; 350 gün çalıştığınız işten şikayet etmek yerine daha fazla para kazanma yöntemlerini araştırıp daha çok kazanabileceğiniz ve zamanınızı ayarlayabileceğiniz bir iş oluşturmak ve kendi özgür zamanlarınızı yaratabilecek kadar zengin olmak. Gelirinizi artırmak seçeneklerinizi çoğaltır.

    Siz hiç kendini bir sahil kasabasına ailesiyle birlikte kapatan milyarder gördünüz mü, göremezsiniz çünkü onlara her yer sahil kasabası
    Hayatımız gerçekten çok güzel. İyi bir eşim, dünyalar tatlısı çocuklarımız var. Fakat rutin günlük bir yaşam ve hatıralarımız olmayan koca bir yılı geçirip, biriktirebildiklerimizle tatile geliyoruz.

    Son cümlenizdeki cevabım evet

    1000 kişi üzeri çalışanı olan bir abimiz fabrikayı satarak sahil kasabasına yerleşti. Nasılsın diye sorduğumuzda, "Hayatım yeni başladı, şimdi yaşamaya başladım" diyor ve bunu 1-2 yıl sonra söylüyor. Düzen oturtmanın ne denli zor olacağını biliyorum. Fakat bunu göze alıyorum. Eğer eşimle de soruları cevaplayabilirsek birlikte göze almış olacağız.

    Asalsayi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Toprakta bulunan mycobacterium vaccae toprağı eşelediğimiz zaman havaya uçar ve hava yoluyla vücudumuza sızar, bunu fark eden beyin ise serotonin salgılayıp kendini korumaya alır. Bu sayede stressimiz azalır ve keyifle yaşarız. Benzer iş planlarını hazırladım ve diğer yandan çocukları şehirden ve büyük ebeveynlerden koparmamak için Silivri'den arsa aldım. İnsanlara gıda satmak biraz ağır geliyor. Geçmişte köyde babama yardım ederken örnek olarak inekleri gdolu yemle beslemek vicdanımı hamur gibi yoğurmuştu, buğdaya ise glifosfatlı ot öldürücü zehir atılması çocuklarda dna bozukluklarına neden olup kanser tipi rahatsızlıklara neden oluyor. Artık her çocuğun anasının karnından hasta doğmasının önemli bir sebebi maalesef buğday > un > ekmek tüketimi. Diğer husus ise İstanbul'daki susuzluk riskine karşı törenle Melen su çalınması. Şehirde tüket sonra gel "organik gıda " derdine düş. Derin bir çıkmaz.

    Sonucunda Silivri'deki arsa üzerinde bir hizmet işi bir de yazılım - elektronik işleri yapmak için uğraşmaya devam ediyorum. Çocuklar tabiki yaşamsal işlerden bir kaçını benimseyip sorumluluk sahibi olsunlar. Pekmez gibi uzun süre kaynatılması ve hmf riski taşıyan gıdaları üretirken fabrika tipi üretimle ( vakumlu kazan ) daha sağlıklı, daha az enerji maliyetiyle üretim yapabilirsiniz.

    Kırsal'da özellikle Anadolu'da hiç genç insan kalmadı. Gün içinde ufak tefek komşuların işine koşsanız yine günlük 100-200 TL nafaka çıkar. Lambader, sirke, jöle vs. Tüm yapabilec aeklerinizden markalaşabilecek, şirketleşebilecek,ihraç edebilecek olanı seçip çocuklarınız için çocuklarınızla birlikte güzel bir gelecek oluşturabilirsiniz.

    Şimdiden hayırlı olsun, tebrikler.
    Yazdıklarınızı dikkatle okudum ve kafamdaki birçok soruyu iki kelimeyle cevaplamış oldunuz. Çok teşekkür ederim cevaplar için.

    Kendimizi idare edecek kadar bir gelecek hazırlayabileceğimiz iş yapacağız inşallah.
  • 03-09-2019, 18:51:42
    #53
    Üyeliği durduruldu
    Bu forumda takılanların çoğuna bir bilgisayar ve internet verdiniz mi o bilgisayarı para kazanılan bir makine haline dönüştürebilir.

    Şöyle aylık geliri 10k üzeri olup ta kendini büyükşehire hapsedenlere de devam etsinler diyorum.

    Çünkü sakin kalması gereken yerlere gidecek olan bizim gibi kaosu kargaşayı kötü enerjiyi sevmeyen insanlar var.
  • 05-02-2020, 18:44:38
    #54
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yaklaşık 10 yıldır bu forumdayım. Çok aptalca cevaplar verdiğim de oldu, çok kişinin kalbini kırdığım da oldu. Hepiniz hakkınızı helal edin. Benden yana herkese hakkım (varsa) helal olsun. Şimdi gelelim konuya

    Bu gece eşimle kısa da olsa ciddi ciddi işi gücü bırakıp bir sahil kasabasına yerleşmeyi konuştuk. Bilenler vardır eşim devlet memuru ben ise özel sektörde çalışan birisiyim.

    Evet konunun başlığındaki gibi. Kaç günümüz kaldı ki. Mandıra filozofu 2 diyeceksiniz evet başlığı esinlendiğim film o.

    Sabah kalktığınızda bugün 6 saat kitap okuyayım deseniz. Evinizin bir duvarını yeşil, diğerini pembe boyasanız. Bir odaya hiç elektrik bağlamasanız. Eski püskü eviniz olsa. Çocuklarınıza hiçbirşey almayıp onlara sadece saygıyı sevgiyi doğayı öğretseniz kötü mü olur.

    Hemen negatifçilerin sorusunu soralım. Nasıl geçineceğiz gel gel...!!

    - Beslediğin hayvanların hastalığı
    - Kendi hastalığın
    - Yetiştirdiğin bitkilerin hastalığı
    - Hırsızlık (olmayan yer mi var )
    - Çocukların eğitim hayatı
    - elektrik
    - su
    - ısınma
    - ekmek
    ...................

    olumsuzluklar biter mi?

    Bir sabah kalktınız, o da ne. Bedeniniz yatakta siz kalkmışsınız.
    Öldüğünüzde bunların hiçbirinin bir öneme olmayacağına göre, bırakalım hayatın güzel yönlerini yaşamaya çalışalım.

    İnancınız olsun ya da olmasın. Şurada kalan birkaç günümüzü güzel yaşasak fena mı olur.

    Sakıp Sabancı'nın bir sözü vardı "Malım mülküm olmasaydı da, oğlum sağlıklı olsaydı"


    Neyse buraya kadar sıkılmadan okuduğuna göre, yorumlara da ciddi ciddi cevap verirseniz sevinirim.

    Bu konuyu 15 günlük tatilden Kemer'de düşündüm. 350 gün çalışma sonunda zar zor kazandığım 15 günümün başlangıcında düşündüm. 365 gün tatil hayaliyle heyecanıyla.

    Burayı gerçekten seviyorum (forumu )

    Merhaba. Bu konunuzu hatırladım ve sormak istedim. Hayalinizi gerçekleştirdiniz mi? Şu anda dışarıda ineklerin ve tavukların sesinin geldiği doğal ortamınızda sobayla ısınırken mi okuyorsunuz bu yazdığım yazıyı?