• 01-09-2019, 00:26:51
    #10
    Esiniz de sizin hayat tarziniza uyarsa neden olmasin?
    Benim de dusuncem 5-10 sene sonra oyle bir sahil kasabasina gecip, mustakil ve bahceli bir ev alip esimle orda yasamak. Ama kasabada diyorum, yani yine mandira filozofu gibi modern dunyadan yine cok da uzak durmayacagiz. Gerektiginde insanlara karisacaksin, gerektiginde yalniz kalabileceksin. Hayvan konusunda hic giremem, en fazla kedi olur ama bahce islerine zevkle girerim.
    • delikanli53
    delikanli53 bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 01-09-2019, 00:29:54
    #11
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    İşi gücü bırakıp bazen bende aynı şeyleri düşünüyorum ama nedendir bilemiyorum bir şeylere karşı sorumluluğum olduğunu, bazı şeyleri yapmam gerektiğini* anlıyorum.

    *:Kıyıda köşede bir baraka, ev, prefabrik oda vb. almak için de belli bir bütçe gerekiyor. Şimdi elime baltayı alıp ormana gitsem kendi barakamı, evimi yada neyse artık kuramam mutlaka şehire gidip bir şeyler almam, en azından avlanmayı yada besicilik (örn: tavuk) yapabilmem için hammaddem olması lazım, ama yok. Bunun için şehire gidilecek, alınacaklar alınacak düzene girilecek. E bakıyorsun insanlar iş güç sahibi bir şekilde adapte olmuş ben neden ormana gidip temiz havaya, temiz doğaya karışayim diye bu sefer ters düşünceye kapılıyorsun. Tamam borç yok iş yok ne bileyim sinir stres yok tek düşünebileceğin o gün karnını nasıl doğuracağın. Ama gelecek adına, ailenin veya çocuklarının geleceği adına ne yapmış olacağız ki? Bir süre sonra artık sürekli aynı çevreyi görmek de insanı derin depresyona sokar diye düşünüyorum. Tamam ölümüne, hastalığına, sağlığına evleniyoruz ama her gün aynı kişiyi görmek her saat aynı kişiyle sohbet etmek o kişiden soğutabilir bir yere kadar uzakta yaşanabilir sonrası illa ki insana muhtacız. O nefret ettiğimiz şehir hayatına, stresine, sinirine muhtacız. Nasıl ki insanlar anne sütüyle besleniyor doğduklarında, biz de şehir hayatının siniriyle, stresiyle besleniyoruz çünkü alıştık artık.


    Ben 1 aylığına bahçede kaldım İzmir/Menderes tarafında bildiğin dağa yakın, uzakta bir yer. Kafayı yiyecektim sessizlik yüzünden. Çünkü alışık değilim, beynim alışmış gürültüye, sese. Televizyonun sesini sonuna kadar açıyordum mesela gürültü olsun diye yoksa uyuyamıyordum.
    Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama ben böyle düşünüyorum
  • 01-09-2019, 00:30:24
    #12
    fatii adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Mantık çerçevesinde insanlar kendi geçimini güvenliğini kendisi sağlayabilir. Yani siz bir yerde bu hayatı yaşayabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Ama yinede en azından boş bir araziniz olması gerek. Buğday gibi şeyler için ve tüm her şeyinizin olması gerek. Mesela dedelerimiz anlatınca hayal gibi geliyor. Ama bir çoğu hiç bir şey köye getirmeden yaşamını sürdürebilmiştir. Yani sadece kıyafet ve diğer araç gereçlerle bu işlerin hepsini yapmışlardır.
    Hep şunu söylerim "eskiden dolaplarımız boştu ama soframızdan misafirimiz, gönlümüzden sevgimiz eksik olmazdı. Şimdi ise dolaplar tıka basa, sofra boş, kalp tam takır"

    Arazi konusunu da düşündüm. Birikim olarak evimiz var. 18 ay daha kredisi var ama satıp krediyi anında kapatabiliriz çok kalmadı.

    Ferrarisini satan bilge değilim belki ama hayalleri için adım atmaktan korkmayan birisiyim.

    Yorumunuz için teşekkür ederim.

    asiminnesli adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    size gore cok kucugum henuz hala universite okuyorum. Ama bende su okul bitse - zaten freelancer veya homeoffice- olarak is tecrubem ve gecmisim var sahil kasabasinda yapabilrim hepsini diyerek arastirmaya basladim sonuc olarak biraz once pino 2010 karavan alma kararimi verdim. Artik ARABA icin PARA, EHLIYET ve KARAVAN ICIN PARA seklinde bir siralama cikarttim. Basarabilirsem karavanda yasayacagim "olmazsa"si yok basaracagim. Acayip gaza geldim.
    araya tibbi bir bilgi sikistirayim bari
    yaklasik olarak 1 milyon kalp atisimiz vardir hayatimizda ( tum hayvanlarda oldugu gibi) o zaman su soru akla gelir. Bir filin ortalama omru 50 yil iken farenin nasil 4 yil olur? (cevap kalp atis hizinda fil icin 25 falan iken fare icin 500 falan )
    insan spor yaptikca omru uzar mi ? guzel yalan. ortalama bir insan spor yaparken artan o cok nabzina karsilik gun icinde nabzi cok asagilara duser( sikinti olusturmaz ama) boylelikle ortalama omur dengelenmis olur.
    gereksiz tibbi bilgi sonu

    sahil kasabasinda yasamak cok daha ucuz olur sanirim karavanda yasamak da oyle gundelik ihtiyaclar ayni iken istanbul da ortalama bir ev 1.5-2 den asagi kira istemiyor sahil kasabalarinda bu fiyat 400 tl civarinda bile olabiliyor. Karavanda park alaninda ayni 400 tl civarlarinda (bazi yerlerde bedava direk) buda size ek yerine gore 1000 tl kazanc + bol oksiyen+ stressiz bir hayat sunuyor sanirim
    Saygilarima
    Kaplumbağa örneğini verseydiniz keşke Yata yata ömür bitiriyor.

    Laniakea adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ömrün garantisi olmadığı gibi öldükten sonra bir hiç olacağımız bilinen bir gerçek. Doğmadan önce neysek öldükten sonrada oyuz yani hiçlik. Bana göre iyi yaşayabilmek ve para harcamak uzmanlık gerektirir, herkes beceremez...
    İnancınıza saygı duyarım. Benim inancıma göre Cennet Cehennem var. İnancıma göre Kuran yalan söylemiyor ve rızkı veren Allah. Bu kadar



    Fitdanisman adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Çok mantıklı 👍 Sahsen ben doğayı yesili maviyi seven biriyim. Evim beni kuş cıvıltılarıyla uyandıracak biryerde, iş yerim şehir merkezinde. Ben böyle mutlu oldugum icin fazladan 30dk yol gidip gelmek koymuyor ( İstanbulda olsam o 30dk 3 saat olur o yüzden 15 yıl geçirdigim istnbulu 9 sene önce terkettim )
    Hayatın bahanesi yok. İnşallah masallahlada birsey olmuyor. İste ve yap bahaneleri bosver. İnsanların inşa ettiği bir düzen yerine kendi insanlığınla inşa ettiğin düzende yaşa bencede. Sana bunu istediği düzeni kurmuş birisi olarak yazıyorum dostum. Not; Evli ve Babayım, eşimde çalısan bir anne. Bahane yok.
    Koca karanlığa ışık tuttun yemin ederim. Müsaadenizle arkadaş olarak ekledim sizi. Başlangıç noktamı buldum sanırım Özelden sizi bolca rahatsız ederim izin verirseniz.

    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Esiniz de sizin hayat tarziniza uyarsa neden olmasin?
    Benim de dusuncem 5-10 sene sonra oyle bir sahil kasabasina gecip, mustakil ve bahceli bir ev alip esimle orda yasamak. Ama kasabada diyorum, yani yine mandira filozofu gibi modern dunyadan yine cok da uzak durmayacagiz. Gerektiginde insanlara karisacaksin, gerektiginde yalniz kalabileceksin. Hayvan konusunda hic giremem, en fazla kedi olur ama bahce islerine zevkle girerim.
    Yalnızlık Allah'a mahsus. Hayvancılık yapmayacağız ki. Sütü için keçi /inek, yumurtaya tavuk kaz belki Devekuşu. Bahçe işini ise organik tohum için yapacağım.

    hibravez adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İşi gücü bırakıp bazen bende aynı şeyleri düşünüyorum ama nedendir bilemiyorum bir şeylere karşı sorumluluğum olduğunu, bazı şeyleri yapmam gerektiğini* anlıyorum.

    *:Kıyıda köşede bir baraka, ev, prefabrik oda vb. almak için de belli bir bütçe gerekiyor. Şimdi elime baltayı alıp ormana gitsem kendi barakamı, evimi yada neyse artık kuramam mutlaka şehire gidip bir şeyler almam, en azından avlanmayı yada besicilik (örn: tavuk) yapabilmem için hammaddem olması lazım, ama yok. Bunun için şehire gidilecek, alınacaklar alınacak düzene girilecek. E bakıyorsun insanlar iş güç sahibi bir şekilde adapte olmuş ben neden ormana gidip temiz havaya, temiz doğaya karışayim diye bu sefer ters düşünceye kapılıyorsun. Tamam borç yok iş yok ne bileyim sinir stres yok tek düşünebileceğin o gün karnını nasıl doğuracağın. Ama gelecek adına, ailenin veya çocuklarının geleceği adına ne yapmış olacağız ki? Bir süre sonra artık sürekli aynı çevreyi görmek de insanı derin depresyona sokar diye düşünüyorum. Tamam ölümüne, hastalığına, sağlığına evleniyoruz ama her gün aynı kişiyi görmek her saat aynı kişiyle sohbet etmek o kişiden soğutabilir bir yere kadar uzakta yaşanabilir sonrası illa ki insana muhtacız. O nefret ettiğimiz şehir hayatına, stresine, sinirine muhtacız. Nasıl ki insanlar anne sütüyle besleniyor doğduklarında, biz de şehir hayatının siniriyle, stresiyle besleniyoruz çünkü alıştık artık.


    Ben 1 aylığına bahçede kaldım İzmir/Menderes tarafında bildiğin dağa yakın, uzakta bir yer. Kafayı yiyecektim sessizlik yüzünden. Çünkü alışık değilim, beynim alışmış gürültüye, sese. Televizyonun sesini sonuna kadar açıyordum mesela gürültü olsun diye yoksa uyuyamıyordum.
    Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama ben böyle düşünüyorum
    Hocam elimize balta alıp kendimizi ıssız bir yere atmayacağız elbette. Ben teknolojiye aşık bir insanım. Eşim bana hep der "eline teknolojik bir şey alınca çocuk gibi oluyorsun, oyuncak bulmuş bebek gibisin". Bunu doğa ile birleştirmenin bir yolu var olmalı da.

    Hiç para kazanmayacağız değil ki. İnternetten biraz iş yaparım, biraz domates biber satarım biraz da birikmişimiz olursa yetmez mi.

    Hiç kazanamayacağımız ve peşimize götüremeyeceğimiz birşey için ömrümüzü veriyoruz ya ona üzülüyorum PARA...
  • 01-09-2019, 00:41:02
    #13
    Merhaba hocam. Yanlış anlamayın ama bu yaptığınız kendiniz için yaşamak oluyor. Çocuklarınız ilerde sizinle aynı fikirde olmazsa onlar için büyük bir hayat mücadelesi başlayacak. Bu yaşam tarzından dolayı gerekli eğitimi alamamış olacaklar. Bizler çoçuklarımız için çalışıp didinen, onlara iyi bir gelecek sağlamak için zorluklara gögüs geren insanlarız. Yarın ölecekmiş gibi bir yaşam tarzı aile kavramını benimsemiş insanlara ters düşüyor.
  • 01-09-2019, 00:47:57
    #14
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hep şunu söylerim "eskiden dolaplarımız boştu ama soframızdan misafirimiz, gönlümüzden sevgimiz eksik olmazdı. Şimdi ise dolaplar tıka basa, sofra boş, kalp tam takır"

    Arazi konusunu da düşündüm. Birikim olarak evimiz var. 18 ay daha kredisi var ama satıp krediyi anında kapatabiliriz çok kalmadı.

    Ferrarisini satan bilge değilim belki ama hayalleri için adım atmaktan korkmayan birisiyim.

    Yorumunuz için teşekkür ederim.



    Kaplumbağa örneğini verseydiniz keşke Yata yata ömür bitiriyor.



    İnancınıza saygı duyarım. Benim inancıma göre Cennet Cehennem var. İnancıma göre Kuran yalan söylemiyor ve rızkı veren Allah. Bu kadar





    Koca karanlığa ışık tuttun yemin ederim. Müsaadenizle arkadaş olarak ekledim sizi. Başlangıç noktamı buldum sanırım Özelden sizi bolca rahatsız ederim izin verirseniz.



    Yalnızlık Allah'a mahsus. Hayvancılık yapmayacağız ki. Sütü için keçi /inek, yumurtaya tavuk kaz belki Devekuşu. Bahçe işini ise organik tohum için yapacağım.



    Hocam elimize balta alıp kendimizi ıssız bir yere atmayacağız elbette. Ben teknolojiye aşık bir insanım. Eşim bana hep der "eline teknolojik bir şey alınca çocuk gibi oluyorsun, oyuncak bulmuş bebek gibisin". Bunu doğa ile birleştirmenin bir yolu var olmalı da.

    Hiç para kazanmayacağız değil ki. İnternetten biraz iş yaparım, biraz domates biber satarım biraz da birikmişimiz olursa yetmez mi.

    Hiç kazanamayacağımız ve peşimize götüremeyeceğimiz birşey için ömrümüzü veriyoruz ya ona üzülüyorum PARA...
    Umarım başarılı olursunuz hocam ama teknoloji işin içine girdi mi doğada yaşamanın pek bir anlamı olmuyor. Keşke para kullanmasak ama zorundayız değişmeyen, değişmeyecek sistem bu malesef
  • 01-09-2019, 00:47:36
    #15
    Tabi hocam ne zaman isterseniz 🙏🙂
  • 01-09-2019, 00:49:53
    #16
    acupato adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhaba hocam. Yanlış anlamayın ama bu yaptığınız kendiniz için yaşamak oluyor. Çocuklarınız ilerde sizinle aynı fikirde olmazsa onlar için büyük bir hayat mücadelesi başlayacak. Bu yaşam tarzından dolayı gerekli eğitimi alamamış olacaklar. Bizler çoçuklarımız için çalışıp didinen, onlara iyi bir gelecek sağlamak için zorluklara gögüs geren insanlarız. Yarın ölecekmiş gibi bir yaşam tarzı aile kavramını benimsemiş insanlara ters düşüyor.
    Harika bir konuya parmak bastınız. Büyükbabam (Allah rahmet etsin) küflü peynirle, kupkuru ekmekle çay seti yapardı. Sabahın karanlık saatinde yola çıkar, gittiği yerde gecelere kadar çalışırdı. Hep çalıştı. Sonra ne oldu. Yaptığı araziler yüzünden çocukları kavga ediyor. Ben ondan sonraki 2. kuşak oluyorum (Rahmetliyi saymazsak). Babam benim için çok çalıştı, didindi, karnımızı doyurdu, askere gönderdi, okuttu büyüttü... Ben ne yaptım. İstanbul'a geldim çalıştım çabaladım, annemi kaybettim, evlendim, boşandım oğlum oldu sonra annesi velayetini aldı...

    Niye bunu anlattım. Büyükbabam sizce benim böyle bir hayat sürmemi ister miydi? Peki babamın hayatının zor olmasını istedi mi? O kadar çalıştıktan sonra babama çalışacak birşey kaldı mı...

    Demem o ki, hayatta herkes bir şekilde hayatına yön veriyor. Eşim 6 yaşından beri okuyor çalışıyor ve para biriktiriyor. Hala çalışacak, para biriktirecek ve kendini geliştiricek ta ki son nefesine kadar.

    Ellerinden öper eski eşimden bir oğlum ve yeni evliliğimden ikiz kızlarımız var. Onlar da (Allah o günleri göstersin) büyüyüp evlenirse çocukları için çalışacak çabalayacak sonra onun çocuğu da... Bu çark durmayacak.

    Zamanımız olsun diye aldığımız bulaşık makinası için yaklaşık 3 ay, çamaşır makinası için 3 ay tv için 3 ay ekstradan çalışıyoruz. Sonra bakıyoruz ki, eskilerin bu saydıklarımın hiçbiri olmadığı halde oturup sohbet etmeye zamanları olurken biz niye kimseyle iki kelime etmeden günümüz bitiyor.



    hibravez adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Umarım başarılı olursunuz hocam ama teknoloji işin içine girdi mi doğada yaşamanın pek bir anlamı olmuyor. Keşke para kullanmasak ama zorundayız değişmeyen, değişmeyecek sistem bu malesef
    İnşallah ömrüm olursa bunun öyle olmadığını size ispatlayacağım tabi eşimle ortak bir karar verebilirsek. Değerli yorumlarınız için minnettarım.
  • 01-09-2019, 00:54:39
    #17
    Benimde karavan da yaşamak gibi bir hayalim var. Hayatı gelecek için yaşayanlardan değilim. Çok ileriye dönük planlar yapmam, yapılmasını tavsiye etmem.

    Anneannem İstanbulda 5 katlı bina, 1 daire yazlık sahibi.
    Kendisi Almanya ve Türkiye'den emekli. Her ay sadece emekli geliri 5-6K... Ömrünün belli bir dönemini bu saydıklarımı kazanmak için heba etti... Farkında değildi ki geleceğinide heba ettiğinin. O çalışma o yıpranma kendisini hasta etti ve son 20 yılı yatalak olarak geçti. Yiyemedi, çektiği cefaların sefasını süremedi.

    Bana güzel bir ders oldu bu.
    Varken yerim, biriktirmem yada kenara atmam.

    Herkes kendi ömrünü yaşar, kimseyi ömrünüze ortak etmeyin.
  • 01-09-2019, 00:57:37
    #18
    Hepimiz zaman zaman kaçmak isteriz şehrin keşmekeşinden ancak işlerimiz gereği erteleriz ,aslında güzel birşey çılgınlık hedefiniz bana bu aileyi hatırlattı.

    https://www.youtube.com/watch?v=lvPmVAwD4Wk