Mantık çerçevesinde insanlar kendi geçimini güvenliğini kendisi sağlayabilir. Yani siz bir yerde bu hayatı yaşayabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Ama yinede en azından boş bir araziniz olması gerek. Buğday gibi şeyler için ve tüm her şeyinizin olması gerek. Mesela dedelerimiz anlatınca hayal gibi geliyor. Ama bir çoğu hiç bir şey köye getirmeden yaşamını sürdürebilmiştir. Yani sadece kıyafet ve diğer araç gereçlerle bu işlerin hepsini yapmışlardır.
Hep şunu söylerim "eskiden dolaplarımız boştu ama soframızdan misafirimiz, gönlümüzden sevgimiz eksik olmazdı. Şimdi ise dolaplar tıka basa, sofra boş, kalp tam takır"
Arazi konusunu da düşündüm. Birikim olarak evimiz var. 18 ay daha kredisi var ama satıp krediyi anında kapatabiliriz çok kalmadı.
Ferrarisini satan bilge değilim belki ama hayalleri için adım atmaktan korkmayan birisiyim.
Yorumunuz için teşekkür ederim.
size gore cok kucugum henuz hala universite okuyorum. Ama bende su okul bitse - zaten freelancer veya homeoffice- olarak is tecrubem ve gecmisim var sahil kasabasinda yapabilrim hepsini diyerek arastirmaya basladim sonuc olarak biraz once pino 2010 karavan alma kararimi verdim. Artik ARABA icin PARA, EHLIYET ve KARAVAN ICIN PARA seklinde bir siralama cikarttim. Basarabilirsem karavanda yasayacagim "olmazsa"si yok basaracagim. Acayip gaza geldim.
araya tibbi bir bilgi sikistirayim bari
yaklasik olarak 1 milyon kalp atisimiz vardir hayatimizda ( tum hayvanlarda oldugu gibi) o zaman su soru akla gelir. Bir filin ortalama omru 50 yil iken farenin nasil 4 yil olur? (cevap kalp atis hizinda fil icin 25 falan iken fare icin 500 falan )
insan spor yaptikca omru uzar mi ? guzel yalan. ortalama bir insan spor yaparken artan o cok nabzina karsilik gun icinde nabzi cok asagilara duser( sikinti olusturmaz ama) boylelikle ortalama omur dengelenmis olur.
gereksiz tibbi bilgi sonu
sahil kasabasinda yasamak cok daha ucuz olur sanirim karavanda yasamak da oyle gundelik ihtiyaclar ayni iken istanbul da ortalama bir ev 1.5-2 den asagi kira istemiyor sahil kasabalarinda bu fiyat 400 tl civarinda bile olabiliyor. Karavanda park alaninda ayni 400 tl civarlarinda (bazi yerlerde bedava direk) buda size ek yerine gore 1000 tl kazanc + bol oksiyen+ stressiz bir hayat sunuyor sanirim
Saygilarima
Kaplumbağa örneğini verseydiniz keşke

Yata yata ömür bitiriyor.
Ömrün garantisi olmadığı gibi öldükten sonra bir hiç olacağımız bilinen bir gerçek. Doğmadan önce neysek öldükten sonrada oyuz yani hiçlik. Bana göre iyi yaşayabilmek ve para harcamak uzmanlık gerektirir, herkes beceremez...
İnancınıza saygı duyarım. Benim inancıma göre Cennet Cehennem var. İnancıma göre Kuran yalan söylemiyor ve rızkı veren Allah. Bu kadar

Çok mantıklı 👍 Sahsen ben doğayı yesili maviyi seven biriyim. Evim beni kuş cıvıltılarıyla uyandıracak biryerde, iş yerim şehir merkezinde. Ben böyle mutlu oldugum icin fazladan 30dk yol gidip gelmek koymuyor ( İstanbulda olsam o 30dk 3 saat olur o yüzden 15 yıl geçirdigim istnbulu 9 sene önce terkettim )
Hayatın bahanesi yok. İnşallah masallahlada birsey olmuyor. İste ve yap bahaneleri bosver. İnsanların inşa ettiği bir düzen yerine kendi insanlığınla inşa ettiğin düzende yaşa bencede. Sana bunu istediği düzeni kurmuş birisi olarak yazıyorum dostum. Not; Evli ve Babayım, eşimde çalısan bir anne. Bahane yok.
Koca karanlığa ışık tuttun yemin ederim. Müsaadenizle arkadaş olarak ekledim sizi. Başlangıç noktamı buldum sanırım

Özelden sizi bolca rahatsız ederim izin verirseniz.
Esiniz de sizin hayat tarziniza uyarsa neden olmasin?
Benim de dusuncem 5-10 sene sonra oyle bir sahil kasabasina gecip, mustakil ve bahceli bir ev alip esimle orda yasamak. Ama kasabada diyorum, yani yine mandira filozofu gibi modern dunyadan yine cok da uzak durmayacagiz. Gerektiginde insanlara karisacaksin, gerektiginde yalniz kalabileceksin. Hayvan konusunda hic giremem, en fazla kedi olur ama bahce islerine zevkle girerim.
Yalnızlık Allah'a mahsus. Hayvancılık yapmayacağız ki. Sütü için keçi /inek, yumurtaya tavuk kaz belki Devekuşu. Bahçe işini ise organik tohum için yapacağım.
İşi gücü bırakıp bazen bende aynı şeyleri düşünüyorum ama nedendir bilemiyorum bir şeylere karşı sorumluluğum olduğunu, bazı şeyleri yapmam gerektiğini* anlıyorum.
*:Kıyıda köşede bir baraka, ev, prefabrik oda vb. almak için de belli bir bütçe gerekiyor. Şimdi elime baltayı alıp ormana gitsem kendi barakamı, evimi yada neyse artık kuramam mutlaka şehire gidip bir şeyler almam, en azından avlanmayı yada besicilik (örn: tavuk) yapabilmem için hammaddem olması lazım, ama yok. Bunun için şehire gidilecek, alınacaklar alınacak düzene girilecek. E bakıyorsun insanlar iş güç sahibi bir şekilde adapte olmuş ben neden ormana gidip temiz havaya, temiz doğaya karışayim diye bu sefer ters düşünceye kapılıyorsun. Tamam borç yok iş yok ne bileyim sinir stres yok tek düşünebileceğin o gün karnını nasıl doğuracağın. Ama gelecek adına, ailenin veya çocuklarının geleceği adına ne yapmış olacağız ki? Bir süre sonra artık sürekli aynı çevreyi görmek de insanı derin depresyona sokar diye düşünüyorum. Tamam ölümüne, hastalığına, sağlığına evleniyoruz ama her gün aynı kişiyi görmek her saat aynı kişiyle sohbet etmek o kişiden soğutabilir bir yere kadar uzakta yaşanabilir sonrası illa ki insana muhtacız. O nefret ettiğimiz şehir hayatına, stresine, sinirine muhtacız. Nasıl ki insanlar anne sütüyle besleniyor doğduklarında, biz de şehir hayatının siniriyle, stresiyle besleniyoruz çünkü alıştık artık.
Ben 1 aylığına bahçede kaldım İzmir/Menderes tarafında bildiğin dağa yakın, uzakta bir yer. Kafayı yiyecektim sessizlik yüzünden. Çünkü alışık değilim, beynim alışmış gürültüye, sese. Televizyonun sesini sonuna kadar açıyordum mesela gürültü olsun diye yoksa uyuyamıyordum.
Siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama ben böyle düşünüyorum
Hocam elimize balta alıp kendimizi ıssız bir yere atmayacağız elbette. Ben teknolojiye aşık bir insanım. Eşim bana hep der "eline teknolojik bir şey alınca çocuk gibi oluyorsun, oyuncak bulmuş bebek gibisin". Bunu doğa ile birleştirmenin bir yolu var olmalı da.
Hiç para kazanmayacağız değil ki. İnternetten biraz iş yaparım, biraz domates biber satarım biraz da birikmişimiz olursa yetmez mi.
Hiç kazanamayacağımız ve peşimize götüremeyeceğimiz birşey için ömrümüzü veriyoruz ya ona üzülüyorum PARA...