• 01-09-2019, 08:13:53
    #37
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Aha benim gibi bir deli daha (lütfen kızmayın tabirde kusur olur )

    Emekli olacağım yaş 65
    eşim biraz daha az

    Yani kitabı gözlüklerle okumak istemiyorum ki. Çocuklarıma güzel ahlaktan daha güzel ne bırakabilirim, inanın bilmiyorum.
    Babamdan, anamdan birşey kalmadı bana bahsettikleriniz dışında. Ne kazandıysam ben kazandım, edindim. Ne onlar benim için gelmişti dünyaya ne ben onlar için yada ilerideki çocuklarım için geldim.

    Aklı olan varsa zaten delirir hocam
    Şirketim falan rayına otursun, işleyiş sürsün ondan sonra bu dediğimi yapacağım inşallah.

    En kısa zamanda hayallerinizi gerçeileştirme dileğiyle
  • 01-09-2019, 08:50:28
    #38
    Mandıra Filozofunun sahilde tapulu arazisi vardı yalnız
  • 01-09-2019, 09:05:19
    #39
    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yaklaşık 10 yıldır bu forumdayım. Çok aptalca cevaplar verdiğim de oldu, çok kişinin kalbini kırdığım da oldu. Hepiniz hakkınızı helal edin. Benden yana herkese hakkım (varsa) helal olsun. Şimdi gelelim konuya

    Bu gece eşimle kısa da olsa ciddi ciddi işi gücü bırakıp bir sahil kasabasına yerleşmeyi konuştuk. Bilenler vardır eşim devlet memuru ben ise özel sektörde çalışan birisiyim.

    Evet konunun başlığındaki gibi. Kaç günümüz kaldı ki. Mandıra filozofu 2 diyeceksiniz evet başlığı esinlendiğim film o.

    Sabah kalktığınızda bugün 6 saat kitap okuyayım deseniz. Evinizin bir duvarını yeşil, diğerini pembe boyasanız. Bir odaya hiç elektrik bağlamasanız. Eski püskü eviniz olsa. Çocuklarınıza hiçbirşey almayıp onlara sadece saygıyı sevgiyi doğayı öğretseniz kötü mü olur.

    Hemen negatifçilerin sorusunu soralım. Nasıl geçineceğiz gel gel...!!

    - Beslediğin hayvanların hastalığı
    - Kendi hastalığın
    - Yetiştirdiğin bitkilerin hastalığı
    - Hırsızlık (olmayan yer mi var )
    - Çocukların eğitim hayatı
    - elektrik
    - su
    - ısınma
    - ekmek
    ...................

    olumsuzluklar biter mi?

    Bir sabah kalktınız, o da ne. Bedeniniz yatakta siz kalkmışsınız.
    Öldüğünüzde bunların hiçbirinin bir öneme olmayacağına göre, bırakalım hayatın güzel yönlerini yaşamaya çalışalım.

    İnancınız olsun ya da olmasın. Şurada kalan birkaç günümüzü güzel yaşasak fena mı olur.

    Sakıp Sabancı'nın bir sözü vardı "Malım mülküm olmasaydı da, oğlum sağlıklı olsaydı"


    Neyse buraya kadar sıkılmadan okuduğuna göre, yorumlara da ciddi ciddi cevap verirseniz sevinirim.

    Bu konuyu 15 günlük tatilden Kemer'de düşündüm. 350 gün çalışma sonunda zar zor kazandığım 15 günümün başlangıcında düşündüm. 365 gün tatil hayaliyle heyecanıyla.

    Burayı gerçekten seviyorum (forumu )
    Şimdi mantıklı düşünelim. Yenge küçük bir kasabaya kolaylıkla tayin alabilir (Turistik değilse ,kadroda boşluk varsa ki mutlaka vardır Allahın izniyle o konuda bir sıkıntı yok.) Sende yanına geçersin üstad ufak bir tarla kiralar ya da satın alır rahat bir şekilde tarım ve hayvancılık ile uğraşabilirsin hatta bir tık ilerisi kosgeb ten teşvik alır küçük veyahut büyükbaş hayvancılığa girişebilirsin.Çocukların eğitim hayatı kasaba olduğu için az biraz sekteye uğrar ama kaç yaşındalar bilmediğim için onları düşünem k için zaman vardır diye birşey yazamıyorum.
  • 01-09-2019, 09:10:38
    #40
    Bu konuya benım sağlıklı cevap vermem çok mümkün değıl çünkü ben 365 günün tamamında zaten tatıl yaparak çalışıyorum ve ev geçındırıyorum dolayısıyla kendı ışının patronu buna denıyor galıba ıster evden ıster otelden ısterse dışarıda gezerken telefondan yürütebılıyorum ışlerımı dolayısıyla normal bır ışte çalışıp sadece yıllık ıznı ve hafta sonları tatıl olan kafayı hayatım boyunca anlamadım Allah sabır versın doğru karar bana göre aldığınız ama sonrasında pışman olacağınız hataları yapmayın böyle bır kararı alıyorsanız mevcut ışlerınıze noktayı koymanız gerekıyor dolayısıyla ılerıde bır tartışma konusu halıne gelmez umarım bugün kı aldığınız karar,
  • 01-09-2019, 16:15:01
    #41
    Necip milletimiz silah atmaya, mangal yapmaya, kız kovalamaya kırsala gidiyor. Şu sınırlardan çıkamadıkça (Örneğin Alaska) kafa dinlemek zor. Ben de tv'de Alaska'dan ev alanlara bakıyorum melün melün.
  • 01-09-2019, 16:32:06
    #42
    Şimdi insan dediğimiz canlı diğer canlıların ve özellikle ebeveynlerinin kopyasıdır ( replika ). Bunu düşününce çocuklarınız kırsalda dünyaya açık, meraklı ve sosyal hayata aç yetişme ihtimalleri yüksek. Ben de yarı zamanlı köyde yaşayarak büyüdüm buna rağmen 15-25 yaş arası dünyanın bir yerine finger atmaktan geri durmayıp sürekli gezdim.Yani bu kanımca dengesiz sosyalleğin oluşturduğu obez ruhun sonucunda olan bir davranıştı.
    Diğer yandan bizim ülkede çocukların çoğunluğu ne yazık ki yarım ömür yaşıyor.
    * Ebeveynin sana çevre mirası bıraktı mı ? ( dengeli insanlardan oluşan bir çevre ebeveyn kaybından sonra bile çocukların hayatlarına pozitif etki yapmakta , kırsalda biraz zor )
    * Ebeveynin çalışma kültürü kazandırdı mı ? ( Kırsalda çok kolay ama para kazanma - ticaret üzerinden - kültürü bırakmak biraz zor ; yine kendisi uzun ve zahmetli bir yoldan öğrenecek )
    * Ebeveynin sana maddi miras bıraktı mı ? ( Babamın anısına arsayı, kırsal evini satamadım.. Kırsalda da bir şey bırakmadılar ki)
    * Ebeveynin sana iyi bir eğitim sağladı mı ? ( Kırsalda çok zor, lise - üniversite çağına gelince yeniden şehire göçme )
    Bu maddeleri sağlarsanız çocuğunuz emin olun 1 ömürden fazlasını yaşar ve öncelikle kendine sonra yakın çevresine sonra ülkesine sonra tüm insanlara faydalı olması daha yüksek ihtimalle gerçekleşir.
    Diğer türlü üni okumaya yalnız gitsin, olmadık hatalar yapsın, kırsaldaki baba bir güzel borç ve manevi değeri yüksek miras bıraksın vs. Sonrasında 30 yıllık çalışma ömrümdeki 4 yıllık kazancımı sadece kırsaldaki babamın borçlarını ödemek için çöpleştirmek zorunda kalayım. Kimi zaman bir sorunun %99'unun çözüp son ve en önemli adımı atacakken danışabileceğim bir gün görmüş, kallavi bir amca olmasın çevrem de eblek gibi ergen halimle çok önemli kararlar alayım.

    Kırsala gidin sağlıklı beslenme, huzur, mutluluk, öz bir hayat için ama bu gidişleriniz modern dünyanın sorumluluklarını engellemeyecek kadar sürmeli ve şehirdeki bağlantılar asla ama asla kaybedilmemeli.
  • 01-09-2019, 16:52:47
    #43
    "Geçti gün ferdâyı ko sâat bu sâat dem bu dem" Dün vardı gitti, Yarın ya gelir ya gelmez. Günün kıymetini bil. ( şeyh galip )
  • 01-09-2019, 23:11:05
    #44
    ticari bir amaç-hedef veya kariyer hedefleri olmayan insanlara hayret ediyorum, bir yandan keşke böyle mi olsaydım, bir yandan iyi ki böyleyim yoksa bu abiler gibi sonum olacak diyorum. Yanlış anlaşılmasın 50 yaşıma gelincede tabiri caizse kopekler gibi çalışmayı hayal ediyorum. Bence insan ömrü, huzurun bittiği gündür. Huzurun ilk aşaması şahsen ailedir. Sağlığınızın sıhhatinizin yerinde olması temenniyle...
  • 01-09-2019, 23:51:19
    #45
    Yine bir ekleme yapayım.
    İnternet bilen bir adamın kırsala gitmesi tamamen internetten soyutlanması anlamına gelmiyor.
    Benim eski bir asistanım var. Bu çocuk lisede bilgisayar okumuş ,sonra 2 yıllık bilgisayar okumuş bir kardeşim.
    Bir hostes ile evlendi. Kız evlendikten sonra uçmayı bıraktı. Bir küçük ilçeye yerleştiler. Çünkü çocuğun babası orada tarım ürünleri satıyor.
    Babanın işlerinin kötü gitmesiyle bizim eleman arıcılığa merak saldı.
    En son 200 kilo kestane balı aldığını, analize gönderdiğini, analiz sonucu gelmeden hepsini kilosunu 150 liradan sattığını anlattı.
    1 aylık kestane sezonunda 30 bin liralık satış yapmış. Eşi eski hostes olduğu için bir havayolundaki eski uçuş arkadaşlarına pilotlarına sattığı rakam bu.
    Yani hiç dışarıya bile satmaya gerek duymamış.
    100 bin liraya nasıl iş kurulur diyenlere söyleyeyim. 50 bin liraya bir büyük kamyon alırsınız. Kalan paraya dorseyi tasarlar kovanları yerleştirirsiniz. Ve kovan başı 5-25 kilo bal alırsınız.
    Analizi olan çiçek ballarını perakende 40-50 liraya, kestane ballarını 100 liraya satabilirsiniz.
    Yani kırsala gidip ilaçsız katkısız organik ürünler üretebiliyorsanız internetten alıcıya ulaşmak çok kolay.
    Beyler her gün bilgisayar programlama bilen adam sayısı artıyor. 7-8 sene önce forumda sürekli php işi gelirdi reddederdim.
    Yapacak adam azdı. Bugün herkes programcı forumun yarısı programcı ve benim bir kaç sene önce 500 liraya beğenmediğim işleri referans olsun diye 50-100 liraya yapan adamlar var.
    İnsan sayısı artıyor, para arzı artıyor, ekonomi büyüyor, ama artmayan şey toprak.
    Kişi başına tarım arazisi düşüyor sürekli. O zaman tarıma ve hayvancılığa akıllıca yatırım yapmak maaşlı işten ve 65 yaşında emeklilikten daha iyi kazandırır.
    Yine bir hikaye size.
    Bir arkadaşım var çocukluk arkadaşım.
    Dedesi doğulu ve bu eleman doğduğunda ilk erkek torun diye kıraç dedikleri ekip biçmedikleri arazilerine 5000 kavak dikmiş.
    40 sene sonra bugün ağaçların tanesi 200 liradan fazla ediyor. Kesip satsa hepsini 1 milyon lira cepte.
    Bugün şehirlerde insanlar çocuklarını özel okula gönderip, özel üniversiteye gönderip sonra ayda 5 bin liraya iş bulsun diye dua ediyorlar.

    Çocuğunuz doğdu mu çekin krediyi, tarıma uygun olmayan ama ağaca uygun bir tarla alın, 1000 ağaç tohumu ekin.
    Çocuk 30 yaşına geldiğinde kesin ağaçları 1 ev 1 araba ve sermaye verin çocuğa.

    Aklıma hep sonradan geliyor.
    Yine bir kameraman arkadaşım var. Malatyalı.
    Dizilerde kameramanlık yapıyor.
    Üniversiteden yakın bir arkadaşım. Doğma büyüme izmir de ama malatyada köyleri ile bağlantıları kopmamış.
    Köyden çok ucuza tarla almış. Hem de inanılmaz ucuz bir paraya.
    Köydeki işsiz garibanlardan birine aylık 500 lira para gönderiyordu ağaçlarına bakım yapsın diye.
    2 bin meyve ağacı dikmiş. Bakımlarını köyde yaşayan bu işsiz adama yaptırıyor.
    10 sene sonra tarlayı ve ağaçları büyütmezse hesaba göre ortalama yılda 300-400 bin liralık meyve çıkacak.
    Neden böyle bir iş peşindesin dediğimde, kendi uzun metraj filmimi çekmek istiyorum dedi.
    Adam meyve ağaçlarından kazancağı bir kaç senelik para ile uzun metraj film çekmeyi planlıyor.
    Ve hiç de imkansız değil.