Anket Kuran-ı Kerim'in Türkçe mealini tamamen okudunuz mu?
Toplam Katılımcı Sayısı: 92
Kuran-ı Kerim'in Türkçe mealini tamamen okudunuz mu?
Evet
%22,83 (21 Oy)
Hayır
%77,17 (71 Oy)
  • 07-05-2013, 02:24:30
    #28
    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikle hadislerin sahih, hasen ve zayıf olma gibi durumları vardır.
    Bahsettiğim hadis hasen hadistir. Hadis ayet ile çelişmez fakat kendimize göre yorumlarsak çelişir işte sorun burada başlıyor.
    Bunun size bir örneğini vereyim;

    Bakara süresi 62: Şüphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hıristiyanlar ve sabiîler, bunlardan her kim Allah'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve salih amel işlerse elbette Rabbleri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir.

    Feth süresinden: Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, etmeyen Cehenneme gider. Feth 13

    (Ey iman edenler, Yahudileri de, Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardandır. Allah, zulmeden kavme hidayet etmez.) [Maide 51]

    3 farklı ayet şuan Hristiyanlar ve Yahudiler Allah ve rasuluna iman etmiyor bir ayette ecirleri vardır deniliyor, diğer ayette Allah zulmeden kavme hidayet etmez diyor?

    Yine bir hadiste (hasen hadis); Nefsim yed-i kudretinde olan ALLAH’a yemin ederim ki, bu ümmetten biri veya Yahudi ve Hıristiyan bir kişi beni dinlemez ve getirdiğimi kabul etmeden ölürse, kesinlikle Cehennemlik olur.

    Evet, sizce kuranı ve hadisi sadece düz okuyan bir kişi bu Kuran'da çelişki bu dinde çelişki var demez mi? Der...

    İslam hüküm konusunda dört temele dayanır; Kuran, sünnet, icma ve kıyas.
    Bir konu için Kuran'a bakılır, mesela Kuran-ı Kerim'de nasıl namaz kılacağını tam olarak anlatan bir ayet yoktur. Sünnet'e gidiyoruz, Peygamber efendimiz (sallahu aleyhi vesellem) buyurdu ki; Ben nasıl namaz kılıyorsam siz de öyle kılın. (Buhari-Sahih) Sünnete gittik namazı nasıl kılındığını öğrendik.

    Kıyas, bir konu hakkında Kuran'dan veya sünnetten delil yoksa sebep-sonuç ilişkisiyle konuyu bağlamak.
    İcma'da kök itibarı ile derlemek ve toplamak anlamına gelir bu konular daha çok fetva ve hüküm konuları ile alakalıdır. Ve icmanında kıyasında şartları vardır, alimler içtihat etmelidirler. Bu konuyu diğer mesajımda istiyorsanız daha detaylı açıklayabilirim.

    Diğer sorunuza gelelim, Alim kavramına bakış açım çok farklıdır. Mesela Türkiye'de alim demek; medresede eğitim görmüş arapça, tefsir, fıkıh vs. bilgisi yeterli kişilerdir. Gerçek bir alim Fen ilminide bitirmelidir, bu sebeple her gördüğümüze hoca diyebiliriz ama alim asla. Örnek vermek gerekirse; Fizilal-i Kuran bir tefsir kitabı. Seyyid Kutup yazarıdır ve büyük bir alimdir bunun gibi bir çok örnekler verebilirim. Bir de şu vardır İslam'ın şartı 5 değildir, İslam'ın şartı daha fazladır her zaman görürüz 32-54 farz vs. Mesela bir Müslüman'ın kendisine yeterli mutlaka bir fıkıh bilgisi olması şarttır. Sabah namazına istenmeden cünup bir şekilde uyandınız sabah namazını kılmak zorundasınız su çok soğuk ne yaparsınız? Yada uçağa bindiniz Afrika'ya ve Abd'ye gidiyorsunuz namaz vakitleri geçiyor ne yapacaksınız? Fıkıh demek uygunluk demektir aslında, bunları bilmemiz farzdır. Yoksa ibadet yapamayız bu sebepledir ki fıkhı konuların bir kısmı her müslümanın üzerine farzdır.
    Bahsettiğin hiyeyrarşiyi gayet iyi biliyorum.
    Ben sana bir soru soruyorum.
    Kuran'ın her yerinde apaçık ifadesi kullanılıyor.
    Kuran apaçık ise herkes onu anlayabilir.
    Yok apaçık değilse Kuran bize değil alimlere gelmiştir biz Kuran okumayalım gidip alimlerin yazdıklarını okuyalım.
    Hadis ayet ile çelişemez.
    Bunun daha ne yorumu olur? Kuran apaçıktır.
    Sadece zaman zaman tefsir okumak gerekir çünkü ayetlet bazı spesifik olayların üzerine gelmiş olabilir. O olayların ne olduğunu bilmemiz gerekir ki ayetin özel anlamını farkedebilelim.
    Ama bunun dışında meali yazan adamlar zaten alim, önüne gelen meal yazamıyor. Güvenilir bir meal okuyunca biraz Tefsir yardımı ile Kuran herkesin anlayabileceği bir kitaptır...
  • 07-05-2013, 02:33:56
    #29
    Flod olarak anlaşılmasın devam ediyorum.

    Alıntı
    Kuran'ı Türkçe okumak sonra okunan ayetler ile ilgili bir kaç farklı tefsirden fikir almak ve sonra kendi kararını kendi vermek lazım.
    Kuran'ın sözlü sevabı olduğu da söylenir. Ama tecvidle okumaktan bahsediyor arkadaşlar. Ben arap değilim ve arapça okuma diksiyon kurallarını öğrenmek zorunda değilim. Ben Allah'ın mesajını ve isteklerini öğrenmek zorundayım. Ben Kuran okurken söylediğim sözlerin ne anlama geldiği değil, benim kalbimde ne anlama geldiği önemlidir.

    İslamın %99'u niyettir. Siz iyi niyetle yanlış okusanız da sevabını alırsınız. Kötü niyetle doğru okusanız da günaha girersiniz.
    O yüzden tüm ibadetlerden önce niyetlenilir. Niyetlenmeden oruç tutarsanız sayılmaz. Niyetlendiğiniz oruçta unutarak kötü niyet olmadan yerseniz oruç bozulmaz...
    Okumakta da niyet önemlidir. Sen arapça bilmedikten sonra yanlış okurken yanlış kelime söylesen ne farkeder? Allah bilmiyor mu senin kalbinden geçeni? Bile bile yanlış ve çarpıtarak okumuyorsun ki?
    Tecvidli okumanın İslam'da hükmü farzı kıyafedir. Farzı kiyafe, bazı mükelleflerin yapmasıyla diğerlerinin yapması gerekmeyen farz demektir. Mesela cenaze namazı bir Müslüman topluluk kılarsa diğer Müslümanların üzerinden o farz kalkmış olur. Farzı ayın her mükellefin tek başına yapması gereken farzdır, namaz kılmak gibi.

    Şimdi Arapça'da 3 farklı h var, biri gırtlak boğaz, diğeri yarım boğaz, diğeri boğazın en aşağısından.

    Helake
    Hğaleke
    Biri Allah yarattı, diğeri Allah traş etti. Biri yarım boğaz harfi diğeri tam boğaz harfi. Evet çoğumuz bilmiyoruz fakat ne kadar acı bir durum? Müslümanız diyoruz ve bize inen Kitabı hakkıyla okuyamıyoruz. Tecvidli okumak farzi kıyafedir ama gelin bakın nasıl mana bozuluyor? Neden Kuran alfabesinde, iki tane s var üç tane he var vs.. bunları hiç düşündük mü? Çünkü biri ayrı ses diğeri ayrı ses.

    İslam'ın %99'u niyet değildir fakat İslam'da niyet çok önemlidir fakat o niyetin amele yani eyleme dönüşmesi gerekir. Yoksa niyet olarak sadece kalacaktır. Bilmeyen için vebal yoktur, üsttede belirttiğim gibi zaten bu farzı kiyafedir. Ben bunu arkadaşa tavsiye olarak verdim. Bu bu konuyu açan arkadaşa verilebilecek en güzel tavsiyedir. Hadisin güvenirliği konusuna gelince, insanlar yeni şeyler öğrenmek için her zaman Resullah'ın (sallahu aleyhi vesellem) yanına giderlerdi bu durum vefatından sonra da değişmedi, yine insanlar gidip onun eşlerinden veya yakınında olan insanlardan dini öğreniyordu. Ebu Hureyre Allah kendisinden razı olsun, Rasullah'ın (sallahu aleyhi vesellem) hemen hemen her sözünü ezberlemişti, herkes öğrendiğini paylaşıyordu hadis konusu da çok geniş bir konudur istiyorsanız onun da açıklamasını yapayım. Özet olarak; hadisi nakleden kişi vardır ve hadis ilmiyle muhaddis vardır. Örneğin, babası oğluna, oğlu onun oğluna vs.. böyle aktarılarak gelmiştir. Sahih dediğimiz hadislerin çoğunda raviler -nakleden kişiler- bilinmektedir. Güvenilir olma konusunda kurana ve sünnete ters düşen zaten hadis olamaz. Bu duruma islamın nazarıyla bakar kalbinizde tartarsanız hadisin gerçek olup veya olmadığını anlarsınız. Tekrar belirteyim bu konu hakkında detaylı açıklama istiyorsanız yapabilirim.

    Son olarak, önceki mesajımda bahsettiğim ayetler İslam dini gelmeden önce salih amel işleyen diğer din mensuplarına verilen ecir sözüdür.

    İslam dinin gelmesiyle, diğer bütün dinlerin hükmü kalkmıştır bu yüzden Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi vesellem kendisine iman etmeyen yahudinin ve hristiyanların cennete girmeyeceğini söylemektedir. Ve Ali İmran 19; Allah katında tek hak din İslam’dır.... Bakınız ayetle hadis birbirini nasıl destekledi?

    Ben bu çok az olan ilmile ancak bu kadar anlatabildim ama yine de soracağınız her soruya cevap vermek için elimden geleni yapacağım.
  • 07-05-2013, 02:34:47
    #30
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İşi siyasete döken kardeşim.
    Şu yazıyı da bir oku elin değmişken.
    Bazı halifelerin nasıl şarap düşkünü olduklarını.
    Osmanlı padişahlarının yarısının nasıl alkolik olduklarını bir oku...
    http://www.haberturk.com/yazarlar/mu...n-ickisi-yikti

    Hatta o da kesmezse divan edebiyatında oğlancıların yazdığı tonla şiirler var, oğlancılık gibi fuhuş da Osmanlı'nın her devrinde vardı.

    Ben alkol kullanmam, fuhuşa da yaklaşmam.
    Ama sana muhalif siyasi görüşleri karalamak için kullandığın önerme çok komik...
    Ben siyasetten çok gerçekkleri söyledim. Kışın gelmesi için sonbahar gereklidir. Sonbaharda Osmanlının son zamanlarında yaşandı. Sultan Abdülhamid ve Vahidettin bu gidişe dur demeye çalışsada yetmedi. Bahsettiğin(sanırım) Abdülmmecid hakkında ise benim bilgim yok, dediğin doğru olabilir, zaten avrupada uzun süre kalmış oranın ahlakını ve yaşamını almış olabilir. İsmini hatırlayamayacağım ama son zamanlarda gelen bir padişahta mason locasına üyeydi.

    Bunun dışında Padişahların yarısının alkolik olduğunu söylemek hadsizliktir. Yaz ve baharın yaşandığı dönemlerde Osmanlıyı incele. Yanılmıyorsam Yıldırım Bayezıt sadece cemaatle namaz kılmadığı için devlette şahitliği geçersiz kılınıyor. Diğer konularda nasıl hassas olunduğunu da siz düşünün.
  • 07-05-2013, 02:43:08
    #31
    Orada apaçık olarak kast edilenin tam olarak ne anlama geldiğini bilmemiz gerekir.
    Apaçık olan Allah tarafından geldiğine şüphe bulunmayan kesin olarak Allah'tan gelen kitap manasındadır.

    Ali İmran 7:

    Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar."


    Ekleme.
    Muhkem; anlamı açık kesin olan.
    Müteşabih; birden fazla manası olan veya ihtimali olan anlaşılması için başka delile ihtiyaç hissettiren manası hakkında kesin hüküm verilemeyen ayettir.
  • 07-05-2013, 02:45:02
    #32
    KRMVC adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben siyasetten çok gerçekkleri söyledim. Kışın gelmesi için sonbahar gereklidir. Sonbaharda Osmanlının son zamanlarında yaşandı. Sultan Abdülhamid ve Vahidettin bu gidişe dur demeye çalışsada yetmedi. Bahsettiğin Abdüllaziz hakkında ise benim bilgim yok, dediğin doğru olabilir, zaten avrupada uzun süre kalmış oranın ahlakını ve yaşamını almış olabilir. İsmini hatırlayamayacağım ama son zamanlarda gelen bir padişahta mason locasına üyeydi.

    Bunun dışında Padişahların yarısının alkolik olduğunu söylemek hadsizliktir. Yaz ve baharın yaşandığı dönemlerde Osmanlıyı incele. Yanılmıyorsam Yıldırım Bayezıt sadece cemaatle namaz kılmadığı için devlette şahitliği geçersiz kılınıyor. Diğer konularda nasıl hassas olunduğunu da siz düşünün.
    sana verdigim linkteki yaziyi okumaya zahmet etseydin keske...

    MZ601 cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
  • 07-05-2013, 02:56:08
    #33
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    sana verdigim linkteki yaziyi okumaya zahmet etseydin keske...

    MZ601 cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi
    yazıda Abdülmecidden bahsediyodu, gece gece yanlışleyn Abdüllaziz diye belirttim düzenlemiştim mesajı zaten.

    inşAllah bir gün anlarsın. Herneyse asıl konu farklıydı zaten.


    İslamda %99 niyet öenmlidir diyen arkadaşa cevap vereyim. İslamda niyet öenmlidir fakat niyet iyi diye ibadetlerden ve günahlardan kurtulma sağlanamaz. Niyetim iyi diyorsan dahi(volüm 2: benim kalbim temiz zaten) namaz kılmak, farz ibadetleri yapmak zorunludur. Nitekim Peygamberimizin kızına söylediği şu hadisi biliyoruz. "Ey Fatıma! Peygamber kızı da olsan, namazın olmadan cennete giremezsin."
    Sizce peygamber ve onun ailesi dışında kim daha iyi niyetli olabilirki?
  • 07-05-2013, 03:58:00
    #34
    Çok afedersiniz de, içki içen kafir midir ?
  • 07-05-2013, 04:28:43
    #35
    peki o halde bir müslüman müteşabih ayetlerden ne derece sorumlu olabilir?
    yok sayması gerekmez mi?
    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Orada apaçık olarak kast edilenin tam olarak ne anlama geldiğini bilmemiz gerekir.
    Apaçık olan Allah tarafından geldiğine şüphe bulunmayan kesin olarak Allah'tan gelen kitap manasındadır.

    Ali İmran 7:

    Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar."


    Ekleme.
    Muhkem; anlamı açık kesin olan.
    Müteşabih; birden fazla manası olan veya ihtimali olan anlaşılması için başka delile ihtiyaç hissettiren manası hakkında kesin hüküm verilemeyen ayettir.
  • 07-05-2013, 04:50:24
    #36
    "Kuran'ın aslı Arapça'dır, bu yüzden de Arapça okunmalıdır." diyen cahil arkadaş, sana zaten genelde "Türkçe oku!" denmiyor, istediğin kadar Arapça oku, hatim et. Türkçesini de en azından bir defa baştan sonra okumuş olman gerekiyor, ki seni yarattığına inandığın varlığın sana ne söylediğini bilesin. Öyle insanlar var ki, 60 yaşına gelmiş kadın, gün boyu elinden Kuran, tesbih düşürmüyor. Ama bir defa bile Türkçesini okumamış, yaradanının ona neler söylediğinden bi'haber. Yobazlık burada başlıyor işte.