Flod olarak anlaşılmasın devam ediyorum.

Alıntı
Kuran'ı Türkçe okumak sonra okunan ayetler ile ilgili bir kaç farklı tefsirden fikir almak ve sonra kendi kararını kendi vermek lazım.
Kuran'ın sözlü sevabı olduğu da söylenir. Ama tecvidle okumaktan bahsediyor arkadaşlar. Ben arap değilim ve arapça okuma diksiyon kurallarını öğrenmek zorunda değilim. Ben Allah'ın mesajını ve isteklerini öğrenmek zorundayım. Ben Kuran okurken söylediğim sözlerin ne anlama geldiği değil, benim kalbimde ne anlama geldiği önemlidir.

İslamın %99'u niyettir. Siz iyi niyetle yanlış okusanız da sevabını alırsınız. Kötü niyetle doğru okusanız da günaha girersiniz.
O yüzden tüm ibadetlerden önce niyetlenilir. Niyetlenmeden oruç tutarsanız sayılmaz. Niyetlendiğiniz oruçta unutarak kötü niyet olmadan yerseniz oruç bozulmaz...
Okumakta da niyet önemlidir. Sen arapça bilmedikten sonra yanlış okurken yanlış kelime söylesen ne farkeder? Allah bilmiyor mu senin kalbinden geçeni? Bile bile yanlış ve çarpıtarak okumuyorsun ki?
Tecvidli okumanın İslam'da hükmü farzı kıyafedir. Farzı kiyafe, bazı mükelleflerin yapmasıyla diğerlerinin yapması gerekmeyen farz demektir. Mesela cenaze namazı bir Müslüman topluluk kılarsa diğer Müslümanların üzerinden o farz kalkmış olur. Farzı ayın her mükellefin tek başına yapması gereken farzdır, namaz kılmak gibi.

Şimdi Arapça'da 3 farklı h var, biri gırtlak boğaz, diğeri yarım boğaz, diğeri boğazın en aşağısından.

Helake
Hğaleke
Biri Allah yarattı, diğeri Allah traş etti. Biri yarım boğaz harfi diğeri tam boğaz harfi. Evet çoğumuz bilmiyoruz fakat ne kadar acı bir durum? Müslümanız diyoruz ve bize inen Kitabı hakkıyla okuyamıyoruz. Tecvidli okumak farzi kıyafedir ama gelin bakın nasıl mana bozuluyor? Neden Kuran alfabesinde, iki tane s var üç tane he var vs.. bunları hiç düşündük mü? Çünkü biri ayrı ses diğeri ayrı ses.

İslam'ın %99'u niyet değildir fakat İslam'da niyet çok önemlidir fakat o niyetin amele yani eyleme dönüşmesi gerekir. Yoksa niyet olarak sadece kalacaktır. Bilmeyen için vebal yoktur, üsttede belirttiğim gibi zaten bu farzı kiyafedir. Ben bunu arkadaşa tavsiye olarak verdim. Bu bu konuyu açan arkadaşa verilebilecek en güzel tavsiyedir. Hadisin güvenirliği konusuna gelince, insanlar yeni şeyler öğrenmek için her zaman Resullah'ın (sallahu aleyhi vesellem) yanına giderlerdi bu durum vefatından sonra da değişmedi, yine insanlar gidip onun eşlerinden veya yakınında olan insanlardan dini öğreniyordu. Ebu Hureyre Allah kendisinden razı olsun, Rasullah'ın (sallahu aleyhi vesellem) hemen hemen her sözünü ezberlemişti, herkes öğrendiğini paylaşıyordu hadis konusu da çok geniş bir konudur istiyorsanız onun da açıklamasını yapayım. Özet olarak; hadisi nakleden kişi vardır ve hadis ilmiyle muhaddis vardır. Örneğin, babası oğluna, oğlu onun oğluna vs.. böyle aktarılarak gelmiştir. Sahih dediğimiz hadislerin çoğunda raviler -nakleden kişiler- bilinmektedir. Güvenilir olma konusunda kurana ve sünnete ters düşen zaten hadis olamaz. Bu duruma islamın nazarıyla bakar kalbinizde tartarsanız hadisin gerçek olup veya olmadığını anlarsınız. Tekrar belirteyim bu konu hakkında detaylı açıklama istiyorsanız yapabilirim.

Son olarak, önceki mesajımda bahsettiğim ayetler İslam dini gelmeden önce salih amel işleyen diğer din mensuplarına verilen ecir sözüdür.

İslam dinin gelmesiyle, diğer bütün dinlerin hükmü kalkmıştır bu yüzden Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi vesellem kendisine iman etmeyen yahudinin ve hristiyanların cennete girmeyeceğini söylemektedir. Ve Ali İmran 19; Allah katında tek hak din İslam’dır.... Bakınız ayetle hadis birbirini nasıl destekledi?

Ben bu çok az olan ilmile ancak bu kadar anlatabildim ama yine de soracağınız her soruya cevap vermek için elimden geleni yapacağım.