• 07-10-2018, 22:41:48
    #19
    Yaşamanın anlamını bile bilmeden yaşıyoruz yaşamak için yaşıyoruz
  • 07-10-2018, 23:42:24
    #20
    tunatun adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yaşamanın anlamını bile bilmeden yaşıyoruz yaşamak için yaşıyoruz
    Hayatın anlamı milyonlarca yıldır hep aynı değişmedi aslında Doğ , Çoğal , Bilgiyi aktar ve öl

    Bu basit olan yaşam döngüsünü değiştiremiyoruz değiştirmekte istemiyoruz ben ölümsüzlüten bahsetmiyorum bu forumdaki insanların kaçı sevdiği işi yapıyor ? kaçı hayatını istediği gibi yaşıyor sanki ölünce 10 saniye sonra ikinci canımızı kullanıp oyuna devam edecekmişiz gibi yaşıyoruz.

    Fakirlik paranın olmaması vs.. diye düşünen olabilir ama para hiç sorun olmadı demekki para ile alakalı değil istediğinizi yapamıyorsanız o hayatın bir anlamı olmuyor.
  • 07-10-2018, 23:50:26
    #21
    UbrTrade adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hayatın anlamı milyonlarca yıldır hep aynı değişmedi aslında Doğ , Çoğal , Bilgiyi aktar ve öl

    Bu basit olan yaşam döngüsünü değiştiremiyoruz değiştirmekte istemiyoruz ben ölümsüzlüten bahsetmiyorum bu forumdaki insanların kaçı sevdiği işi yapıyor ? kaçı hayatını istediği gibi yaşıyor sanki ölünce 10 saniye sonra ikinci canımızı kullanıp oyuna devam edecekmişiz gibi yaşıyoruz.

    Fakirlik paranın olmaması vs.. diye düşünen olabilir ama para hiç sorun olmadı demekki para ile alakalı değil istediğinizi yapamıyorsanız o hayatın bir anlamı olmuyor.
    derin düşünmeye gerek yok sistemin bir parçasıyız birimiz yaşamasada bu yaşam döngüsü devam edecek birileri sürekli yaşayacak yaşamanın anlamını bilmeden
  • 07-10-2018, 23:54:02
    #22
    tunatun adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    derin düşünmeye gerek yok sistemin bir parçasıyız birimiz yaşamasada bu yaşam döngüsü devam edecek birileri sürekli yaşayacak yaşamanın anlamını bilmeden
    Allah düşündürmesin hocam
  • 08-10-2018, 00:03:15
    #23
    Yazacaklarım kendi yaşam biçimimi yansıtıyor.
    Konuya diyecek bir şeyim yok, ama hayat için bir amaç seçmek onu boş yapmaz. Aslında boşluktan kasıtı bilmek gerekir önce.
    Bir dükkan hayal edelim, eğer bu dükkanın müşterisi yada çalışanı değilseniz hergün o dükkana gidip gelmeniz 'boş'tur. Ama ne zaman ki öğle yemeğinizi orda yemeye başladınız yada orada çalışmaya başladınız, oraya attığınız her adım bir amaç için olur..
    Hayat da böyle, bir amaç olmadığında etraftaki hayvanlar gibi oluruz, bir kedinin gayesi nedir? Doğar, büyür ardından ölene kadar o gün akşam etmek için rızkını arar. Boş değildir yaptıkları ama başta da dedim ya, boşun anlamını bilmek lazım.
    O dükkana her gün gidip geldiğimizde bize bir şey vermezler ama orada çalışan yada müşteri olduğumuzda ya para verirler yada yiyecek. Attığımız adımlar bize bir şey getirmiş olur. Ve hayatımız dolar.
    Aksi taktirde hergün boşuna gitmiş oluruz. Bu 'boşuna' kelimesi de oradan gelir.
    O halde hayatı dolu dolu yaşamak için attığın adımın dahi bir amaç için olması gerekir. İşten çıktın, evde hiçbir işin yok, uykun da yok, aç da değilsin, yürüyorsun, bu adımlar ne için peki? eve gitsen ne olacak gitmesen ne olacak? ne fark edecek? hiçbir şey mi? boşuna yürüyorsun ozaman.
    Bütün bu boşluğu doldurmak için benim hayata bakışım inanç üzerine. İnandığım değer bana inanmak için yaratıldığımı söylediğinde buna inanıyorum ve düşünüyorum.
    Şöyle bir düşünüyorum, var sayıyorum ki ben dünyaya inanmak için gönderildim, yıl bilmem kaç, ilk insanım, hiçbir benzerim eşim yada dünyada benimle etkileşim kuran hiçbir obje yok. Varlar ama beni ilakadar etmiyorlar. (Evet insanlıkla ve hayatla ilgili şeyler düşünürken kendimi hep Hz. Adem yerine koyup düşünürüm ve bu çok etkili bir yöntem ticaretten eğlenceye herşeyi bu yöntemle anlayabiliyorum)
    Neyse diz çökmüş ibadet ediyorum, sonra birden bir guruldama oluyor, karnım acıkmış biliyorum, ibadetime ara verip bir yiyecek buluyorum, amacım ibadetimin bölünmesini engellemek. Yemeği yiyip hemen geri dönüyorum, daha sonra tuvaletim geliyor, tekrar onu yapıyorum, daha sonra gözlerim ağrıyor, uyuyorum uyanıyorum tekrar devam ediyorum, daha sonra vücudum üşümeye başlıyor, kendime giysi yapıyorum ki ibadet ederken üşümeyim. Daha sonra ibadetime devam ederken etraftan tuhaf yaratıklar geliyor, korkuyorum, ev yapıyorum ki ibadetim daha rahat olsun vs.vs.vs.
    Tüm bunları bir amaca bağladığımda yediğim yemekte bir amaca, yaptığım ev de bir amaca, uyuduğum uyku da bir amaca bağlı oluyor.
    Sonra yüzyıllar geçiyor, telefon çıkıyor, bilgisayar çıkıyor, tarım, ticaret, sanayi, ulaşım, sosyal statü ve tonlarca şey çıkıyor. Sonra bir bakıyorum, asıl yaptığım şeyi unutmuş ve diğer şeylere dalmışım, sonra etrafıma bir bakıyorum, ben nereden başlamıştım? benim amacım neydi? ben ne yapıyordum? İşte tam oradayım. Eğer burada amacımdan saparsam, amacım ölmek olur ve ölene kadar tek amacım hayatta kalmak olur, peki ne için hayatta kalıyorum?
    İşte tüm bu sorunları aşmak için, hayat gayemi inanmak, amacımı da ibadet yapıyorum. En başta gittiğim o dükkandan, her adımımın karşılığını da öldüğümde almak için bekliyorum. O dükkana gitmediğim her günün karşılığını da maaşımdan eksilerek yada karnım aç kalarak ödeyeceğimi biliyorum. Böylece hayatımı dolu dolu yaşamaya çalışıyorum.
    Tabi bunlar benim,benden bana kalan düşüncelerim, sizin de buna benzer bir hayat gayeniz olursa, umuyorum bir gün boşluktan kurtulursunuz.
  • 08-10-2018, 00:12:53
    #24
    Hiç bir şey yok olmaz. Sadece şekil değiştirir. Gözlemlerseniz bunu kavrayabilirsiniz.
    Sen şimdi çocuklarına babalık yapacaksın gittiği yere kadar gidecek dostum. Öyle babanız varsa öpün koklayın olmuyor. O anki ruh halin nasılsa babana öyle davranıyorsun. Yapmacık sarılmalar bir haz vermiyor.
    Allah rahmet eylesin, sabrını versin.
  • 08-10-2018, 01:29:28
    #25
    caylakgirisimci adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yazacaklarım kendi yaşam biçimimi yansıtıyor.
    Konuya diyecek bir şeyim yok, ama hayat için bir amaç seçmek onu boş yapmaz. Aslında boşluktan kasıtı bilmek gerekir önce.
    Bir dükkan hayal edelim, eğer bu dükkanın müşterisi yada çalışanı değilseniz hergün o dükkana gidip gelmeniz 'boş'tur. Ama ne zaman ki öğle yemeğinizi orda yemeye başladınız yada orada çalışmaya başladınız, oraya attığınız her adım bir amaç için olur..
    Hayat da böyle, bir amaç olmadığında etraftaki hayvanlar gibi oluruz, bir kedinin gayesi nedir? Doğar, büyür ardından ölene kadar o gün akşam etmek için rızkını arar. Boş değildir yaptıkları ama başta da dedim ya, boşun anlamını bilmek lazım.
    O dükkana her gün gidip geldiğimizde bize bir şey vermezler ama orada çalışan yada müşteri olduğumuzda ya para verirler yada yiyecek. Attığımız adımlar bize bir şey getirmiş olur. Ve hayatımız dolar.
    Aksi taktirde hergün boşuna gitmiş oluruz. Bu 'boşuna' kelimesi de oradan gelir.
    O halde hayatı dolu dolu yaşamak için attığın adımın dahi bir amaç için olması gerekir. İşten çıktın, evde hiçbir işin yok, uykun da yok, aç da değilsin, yürüyorsun, bu adımlar ne için peki? eve gitsen ne olacak gitmesen ne olacak? ne fark edecek? hiçbir şey mi? boşuna yürüyorsun ozaman.
    Bütün bu boşluğu doldurmak için benim hayata bakışım inanç üzerine. İnandığım değer bana inanmak için yaratıldığımı söylediğinde buna inanıyorum ve düşünüyorum.
    Şöyle bir düşünüyorum, var sayıyorum ki ben dünyaya inanmak için gönderildim, yıl bilmem kaç, ilk insanım, hiçbir benzerim eşim yada dünyada benimle etkileşim kuran hiçbir obje yok. Varlar ama beni ilakadar etmiyorlar. (Evet insanlıkla ve hayatla ilgili şeyler düşünürken kendimi hep Hz. Adem yerine koyup düşünürüm ve bu çok etkili bir yöntem ticaretten eğlenceye herşeyi bu yöntemle anlayabiliyorum)
    Neyse diz çökmüş ibadet ediyorum, sonra birden bir guruldama oluyor, karnım acıkmış biliyorum, ibadetime ara verip bir yiyecek buluyorum, amacım ibadetimin bölünmesini engellemek. Yemeği yiyip hemen geri dönüyorum, daha sonra tuvaletim geliyor, tekrar onu yapıyorum, daha sonra gözlerim ağrıyor, uyuyorum uyanıyorum tekrar devam ediyorum, daha sonra vücudum üşümeye başlıyor, kendime giysi yapıyorum ki ibadet ederken üşümeyim. Daha sonra ibadetime devam ederken etraftan tuhaf yaratıklar geliyor, korkuyorum, ev yapıyorum ki ibadetim daha rahat olsun vs.vs.vs.
    Tüm bunları bir amaca bağladığımda yediğim yemekte bir amaca, yaptığım ev de bir amaca, uyuduğum uyku da bir amaca bağlı oluyor.
    Sonra yüzyıllar geçiyor, telefon çıkıyor, bilgisayar çıkıyor, tarım, ticaret, sanayi, ulaşım, sosyal statü ve tonlarca şey çıkıyor. Sonra bir bakıyorum, asıl yaptığım şeyi unutmuş ve diğer şeylere dalmışım, sonra etrafıma bir bakıyorum, ben nereden başlamıştım? benim amacım neydi? ben ne yapıyordum? İşte tam oradayım. Eğer burada amacımdan saparsam, amacım ölmek olur ve ölene kadar tek amacım hayatta kalmak olur, peki ne için hayatta kalıyorum?
    İşte tüm bu sorunları aşmak için, hayat gayemi inanmak, amacımı da ibadet yapıyorum. En başta gittiğim o dükkandan, her adımımın karşılığını da öldüğümde almak için bekliyorum. O dükkana gitmediğim her günün karşılığını da maaşımdan eksilerek yada karnım aç kalarak ödeyeceğimi biliyorum. Böylece hayatımı dolu dolu yaşamaya çalışıyorum.
    Tabi bunlar benim,benden bana kalan düşüncelerim, sizin de buna benzer bir hayat gayeniz olursa, umuyorum bir gün boşluktan kurtulursunuz.
    Dediklerinize sonuna kadar katılıyorum boştan kastım sanki artık eski anlamı olmaması istediğimi yapabilirim ama yapmak istemiyorum istediğimi alabilirim almak istemiyorum kendimi ibadete verdim ama onuda şüphe ile yapıyorum Töbe Allahtan ve dinden değil şüphem gerçekten isteyerek ibadet ediyormuyum diye şüpheleniyorum farklı ama hayat devam ediyor babanız gider sıra annenize gelir hayat bu değilmidir Evlatlar ebeveynlerini gömer

    alperweb adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hiç bir şey yok olmaz. Sadece şekil değiştirir. Gözlemlerseniz bunu kavrayabilirsiniz.
    Sen şimdi çocuklarına babalık yapacaksın gittiği yere kadar gidecek dostum. Öyle babanız varsa öpün koklayın olmuyor. O anki ruh halin nasılsa babana öyle davranıyorsun. Yapmacık sarılmalar bir haz vermiyor.
    Allah rahmet eylesin, sabrını versin.
    Maddenin sakımı kanununa göre dedikleriniz doğru en azından biz öyle biliyoruz lavoisier sağ olsun hiç bir şey yok olmaz ama şekil değiştirerek zayıflar ve gücü azalır

    Kimya bir yana evet benim babam sadece bir kurala bağlıydı insan olmak ve bizi de insan gibi yetiştirdi bende aynı felsefe ile çocuklarımı yetiştireceğim onda şüphe yok Allah izin verirse torunlarımı göreceğim. Babam ölmeden torun nasıl sevilir hepimize öğretti bende çocuklarıma öğretirim inşallah.
  • 08-10-2018, 01:55:09
    #26
    UbrTrade adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hayatım çok hızlı geçti çocuk olduğumu 6 – 7 yaşlarındaki zamanları sanki dünmüş gibi hatırlıyorum. İlk okul da silgimi düşürme bahanesi ile sıraların altında kızları dikizlediğimi , orta okulda sigaraya başladığımı , lise yıllarını Nothing Else Matters ile hatırlıyorum.

    Ama en güzeli 6 yaş idi.
    Sadece 6 yaşındaydım ve kimseden izin almadan sokakta özgürce oynuyordum ve insanların ezan okunmasıyla birlikte camiye girdiklerini gördüm bende peşlerinden gittim ne olacak 6 yaşındaki çocuk aklı işte.
    Namaz kılıyorlardı merak ettim bende onlar ne yaparsa yaptım Allahtan hiç korkmadım (Onu sevmek korkmadan daha etkili sevmeyi deneyin)ama hep sevdim ne cennet arzusu ile ne cehennem korkusu ile sade ve gerçek bir sevgi.


    Büyüdük yaş oldu 20 askerlik dediler ilk sırada koşarak gittim üniversiteyi düşünmedim bile Vatan Millet hizmet bekler Hatay Dörtyol Bol Bol ot yol 45 günde sarışın olan ben çingene karasına dönmüştüm. Oradan Mardin’e 16 ay toplamda 18 ay askerlik yaptım ama ne vatan için ne millet için olduğunu düşünmedim 2 takdirnamem var hiçbir işe yaramayan 23 şehit verdik bir tanesini terörist öldürmedi hepsi kaza intihar vs..

    Vatan için borcumdu ödedim 5 yıl psikolojisini atamadım üstünden milletle aynı adımda yürümeye çalışmaktan ve başaramamaktan çünkü onlar bana uymuyordu bende hangisine uyacağımı şaşırıyordum dişlerimi sıkmaktan dişlerimden oldum. Ama vatan için canını veren kahramanlar varken 3 , 5 dişin lafını asla etmedim.

    Yaş 24 e yaklaşırken ayrıldım vatandan 09,05,2005 yurt dışına çıktım 6 yıl gelmedim arada izinleri saymıyorum. 2011 de ülkeme geldim ama tek değildim bir ailem vardı düğün yapmadım Türkiye’de oradaki düğünde ailem yanımda değildi tek başıma ama haber ve izinleri olarak evlendim 3 kişilik bir mini aile olarak temelli döndüm vatanıma .
    Bu kadarlık hayatta çok zorluk çektim ailemin haberi olmasın diye hep sustum hep sakladım bazen o kadar sakladım ki onlarla 3 ay hiç konuşmadığım oldu. Hayat su gibi akıp gidiyordu durdurmak imkansızdı. Ülkeme geldikten sonra ailemin yanına yerleştim onlar evlerini bana verip kendileri bir üst kata bitmemiş eve taşındılar sonra orayı bitirip orada yaşamaya devam ettiler.


    3 kişilik ailem 4 kişi oldu ve hep istediğim ama bir türlü yapamadığım şeyi azda olsa başardım diyordum babam ve annem torunları ile iç içe yaşıyordu. Allahtan eşim Türk kızı trip ve gereksiz adetlerine sahip değildi ben bir çok kez kendisine isterse ayrı bir eve çıkabileceğimizi belirtmeme rağmen kabul etmedi o yüzden hiç gelin olmadı hep onların olmayan kızları oldu o boşluğu doldurdu.


    Geçen yıl tamda bu zamanlar iş için şehir dışına çıktım babam rahatsızlandı geri döndüm soğuk almıştı doktor olacak arkadaş öyle diyordu ilaç verdi gittim aldım ilaç bile alırken halen parayı bana ödetmemeye çalışıyordu dur artık baba yeter dedim artık büyüdük! Yada en azından büyüdüğümü sanıyordum her ne kadar o zamanlar yaşım 36 olsa ’da ben halen çocukmuşum. Babam az iyi gibi olunca yola çıktım ve şehir dışındaki işimle ilgilendim 12,10,2017 babamı hastaneye kaldırdılar koah hastası olduğu o gün ölüğü gün ortaya çıktı belki o doktor şüphelenip filim çekse yada bilmiyorum analiz yapsa babam yaşayacaktı yada ben öyle düşünüyorum ecel geldi mi bahanesi olmaz.


    Ben 37 yaşına girdiğimde büyüdüm babam beni ve kardeşimi çok severdi şimdi şunu soruyorum kendime hayatımın 10 yılı gurbetlerde geçti burada olduğumda da çok fazla görüşemiyordum bir üst katta oturmasına rağmen işlerimden dolayı eve az geldiğim için yada geç saate geldiğimden görüşemiyordum ne hissediyordu babam!.
    Ben sabah ofise giderken daha yolda iken çocuklarımı özlüyorum babam nasıl dayandı bunlara.


    Babanız var ise gidip sarılıp öpün ağa.
    Şimdi her şey boş geliyor ne iş ne para ne eğlence tam 30 yıl önce yaptığım gibi ibadet ediyorum her gün dua ediyorum Allah’ıma varsa bir günahı bana ver diye.


    Kısacası hayat boş ve kısa zaman çabuk geçiyor bir bakmışsınız 7 yaşındasınız birde bakıyorsunuz 37 olmuş.
    genel olarak hocam değilde abi diyeyim yaşça bayaa bi büyüksünüz.

    öncelikle Allah rahmet eylesin aynen öyle dediğin gibi abi boş aslında ama bu boş olduğunu iş işten geçtikçe anlıyoruz ne yazık ki
  • 08-10-2018, 02:10:05
    #27
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    genel olarak hocam değilde abi diyeyim yaşça bayaa bi büyüksünüz.

    öncelikle Allah rahmet eylesin aynen öyle dediğin gibi abi boş aslında ama bu boş olduğunu iş işten geçtikçe anlıyoruz ne yazık ki
    Keşke hiç keşkeler olmasaydı ama oluyor işte evet haklısınız maalesef iş işten geçmeden kaybetmeden insan anlamıyor