• 13-06-2020, 11:57:15
    "- Varlık barışına direk mi başvurmalıyım?" Bence direkt başvurun. sonra mail atarak kendisini bilgilendirebilirsiniz, sonrasında telefonla irtibata geçip inceleme hakkında görüşür, karşılıklı değerlendirme yaparsınız..
    "- Ya da müffettişi arayıp durumu uygun dille anlatıp fikrini mi almalıyım. Yani daha önce varlık barışına başvuracaktım ama koronadan vs başvuramadım bu hafta içinde beyanvericem deyip fikrini almak doğru mu?" Kesinlikle olumsuz dönüş yapar, faydalanmayın der.

    "Benim gibi inceleme gelmiş ama görüşmeye hiç gitmemiş kişiler için tavsiyeniz nedir?" En güzeli daha inceleme başlamadan varlık barışından faydalanmak.

    "Diyelim varlık barışını kazandık, daha sonra böyle dediğiniz cezalar çıktı bize. E biz buna itirazz edip "ben varlık barışı yaptım bununla vergimi ödedim daha bana ne vergisi çıkarıyorsunuz" diye itiraz edemez miyiz?" Tabiki gerek inceleme aşamasında, gerekse sonrasında itiraz edebilirsiniz.

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    sn.kenangumus@gmail.com
  • 13-06-2020, 12:13:28
    örneğin diyelim tarhiyat öncesi uzlaşma komisyonuna gittik ve sonuç 01.01.2021'de çıktı. bu sefer 2015 süre aşımına uğramış olur mu ?
  • 13-06-2020, 12:32:55
    MonsterMMORPG adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    örneğin diyelim tarhiyat öncesi uzlaşma komisyonuna gittik ve sonuç 01.01.2021'de çıktı. bu sefer 2015 süre aşımına uğramış olur mu ?
    Onlar böyle bir durumda zaman aşımına düşürmezler emin olun



    masterthone adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    sorularıma cevap verebilirseniz çokk sevinirim çok arada kaldım

    @kenankenan; @alcaym;
    Ben varlık barışına müfettişe haber etmeden, daha önceki konularımda paylaştığım dilekçe ile başvurulmasının daha sonuç odaklı olduğunu düşünüyorum. Ben bu başvurudan sonra mükellefe vergi dairesini aratıp İstanbul'daki diğer dairelerin örneklerini paylaşıyorum. Dilekçe tarihi itibariyle açtıkları mükellefiyet kaydı uyarınca beyannameyi veriyoruz, tahakkuktan sonra mükellef vergiyi ödüyor ve çok büyük oranla sorun çıkmayor.

    Eğer bunu bu şekilde yapmazsanız vergi dairesinin haberi olmadan bu işi işe başladım-başlamadımla bir çeşit Ali Cengiz oyunu ile yaparsanız, müfetiş kabul etmediğinde açtığınız vergi davasında, mahkeme sizin dosyanızı vergi dairesinden istediğinde -ki mutlaka isteyecektir- zor duruma düşersiniz. Sonuç odaklı çözüm arıyorsanız hukuku kullanın ve bir sonraki adımı düşünün ve vergi idaresinin hareket alanını daraltın.

    Ayrıca müfettiş kabul etmediğinde dava açılması halinde vergi dairesi kendi çalmış kendi oynamış yolunda savunma yapacak. Ama benim başvurularımda bunu diyemeyecek. Çünkü icazet, izin ve onay veren kendisi.

    Adım atarken müfettiş değil dava odaklı düşünün. Nihayetinde mahkeme karar verecek.
  • 13-06-2020, 15:15:24
    alcaym adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Onlar böyle bir durumda zaman aşımına düşürmezler emin olun





    Ben varlık barışına müfettişe haber etmeden, daha önceki konularımda paylaştığım dilekçe ile başvurulmasının daha sonuç odaklı olduğunu düşünüyorum. Ben bu başvurudan sonra mükellefe vergi dairesini aratıp İstanbul'daki diğer dairelerin örneklerini paylaşıyorum. Dilekçe tarihi itibariyle açtıkları mükellefiyet kaydı uyarınca beyannameyi veriyoruz, tahakkuktan sonra mükellef vergiyi ödüyor ve çok büyük oranla sorun çıkmayor.

    Eğer bunu bu şekilde yapmazsanız vergi dairesinin haberi olmadan bu işi işe başladım-başlamadımla bir çeşit Ali Cengiz oyunu ile yaparsanız, müfetiş kabul etmediğinde açtığınız vergi davasında, mahkeme sizin dosyanızı vergi dairesinden istediğinde -ki mutlaka isteyecektir- zor duruma düşersiniz. Sonuç odaklı çözüm arıyorsanız hukuku kullanın ve bir sonraki adımı düşünün ve vergi idaresinin hareket alanını daraltın.

    Ayrıca müfettiş kabul etmediğinde dava açılması halinde vergi dairesi kendi çalmış kendi oynamış yolunda savunma yapacak. Ama benim başvurularımda bunu diyemeyecek. Çünkü icazet, izin ve onay veren kendisi.

    Adım atarken müfettiş değil dava odaklı düşünün. Nihayetinde mahkeme karar verecek.
    Hocam yaptığımız uygulamada vergi dairesinin haberinin olmaması mümkün değil. Zaten verilen beyannameyi VEDOP sistemi üzerinden hem vergi müfettişleri hem de vergi dairesi görüyor. Vergi incelemelerinde müfettişler, sistem üzerinden varlık barışından faydalanmışsınız, diye belirtiyorlar. Diğer taraftan vergi dairesine konu hakkında dilekçeyle bilgi veriyoruz. "Bakın biz varlık barışından faydalandık haberiniz olsun", diyoruz. Vergi Dairesi bu dilekçeyi alıyor, ona evrak kayıt numarası veriyor yani verilen dilekçelerin görülmemesi gibi bir durum yoktur. Kağıt olarak verilen dilekçe ile sistem üzerinden verilen dilekçe arasında hiçbir fark yoktur. İkisinin de dökümünü ilgili memur alır, evrak kayıt numarası verir, ilgilisine daire içinde havale ederler. Kendisine evrak havale edilen uzman, konuya bakar, inceler, bir şey yapmaya karar verirse gereğini yapar. Vergi Dairelerine interaktif vergi dairesi üzerinden verilen her dilekçe mutlaka ama mutlaka, kayıt numarası alır ve ilgili uzmana havale edilir. Eğer vergi dairesinin bu dilekçeye bir itirazı varsa -ki olamaz, mümkün değil-ben bu işlemi kabul ediyorum veya etmiyorum şeklinde bize bir dönüş yapar. Daha önce de dediğim gibi, hiçbir vergi/varlık barışı düzenlemesinde vergi dairesinden izin/icazet almak gibi bir durum söz konusu değildir. Vergi dairelerine yasayla varlık barışını kabul veya red yetkisi verilmemiştir.

    Takdir edersiniz ki her sorun aynı dilekçe ile çözülmez, mümkün değildir. Benim sizin dilekçeniz ile varlık barışı yaptığım işler de oldu. Yani sorun çıkarmayan vergi daireleri (ağırlık Ankara+İstanbul). Farklı dilekçelerle varlık barışından faydalandırdığım işler de oldu. Fakat bunların tamamı geçici çözümdür. Bu iş mahkemeye gitmediği sürece, oradan bir karar çıkmadığı sürece geçici çözüm olarak kalacaktır. Varlık Barışından bu veya farklı yöntemlerle yararlanan kişiler mutlaka ama mutlaka incelenecektir. Ve tecrübelerim doğrultusunda eminim ki vergi müfettişlerinin % 80-90 lık bir kısmı, aldıkları/alacakları talimat gereği varlık barışını dikkate almayıp incelemelerini tamamlayacaklardır.

    Hatta vergi dairesinden önce beyanname vermek için izin isteyip, sonrasında geçici olarak sistem açıldıktan sonra beyanname verilmesini doğru bulmuyorum. Bu varlık barışı beyannamesi veya düzenlemesi herhangi bir izne tabi değildir. Dileyen herkes faydalanabilir. Sırf 2577 sayılı yasada belirtildiği şekilde, idareyle bir çekişme yaratmak için dilekçe verilmesinin önünde bir engel olmasa da, sonuca ulaştırma ihtimali olsa da bana çok mantıklı gelmiyor. En azından benim tarzım değil.

    Ben mahkemeye gittiğimde şunu demek istemiyorum: "Ben varlık barışından faydalanmak istedim, ama vergi dairesi kabul etmedi, bu idari işlemi iptal edin" Dileyen bu şekilde gidebilir, itirazım yok, sonuç alınır mı? Elbette ki alınır.
    Fakat, ben mahkemeye şu şekilde gitmek istiyorum: "Devletimiz böyle böyle varlık barışı çıkarmış, ben bu yasadan faydalanmak için gerekli şartlara sahibim, bu yüzden varlık barışından faydalandım. O halde bu yasa beni vergi incelemesinden korusun, olmadı, inceleme sonrası tarhiyatlardan korusun"
    Varlık Barışıyla ilgili işlemlerin % 90'ı nihayetinde benim dediğim noktaya gelecek zaten. Varlık Barışı dilekçesini verdik, vergi dairesi tamam beyannamenizi verin, dedi. Beyannameyi verdik çıkan vergiyi ödedik. Aradan 6 ay geçtiğinde vergi müfettişi "banane varlık barışından, ben incelememe devam ediyorum." diyecektir. Mesajlarım maillerim bunun örnekleriyle dolu. Daha bu sabah bir mail aldım. Vergi müfettişi mükellefin varlık barışından faydalandığını gördüğü halde, uyanıklık yapıp, daha doğrusu cinlik yapıp, vergi incelemesini bitirmiş, mükellefi tutanağı imzalamaya davet ediyor. Mükellef bir sene önce varlık barışından yararlanmış. Hadi bakalım dilekçe şimdi bu mükellefi korusun. Müfettişler bile artık olaya vergi incelemesi aşamasında müdahale ettiğimizi anladığından, böyle bir usul geliştiğinden, vergi incelemelerinin hatalı olduğunu bildiğinden, cinlik yapıp vergi incelemesini derhal bitirip, varlık barışını atlatıp, mükellefe cezalı tarhiyat yapmayı planlıyor. Bunların geliştirdiği stratejilere karşı benim de farklı bir strateji geliştirmem gayet doğaldır.

    Varlık barışını kabul etmek veya reddetmek yetkisi bir nevi vergi müfettişinin görüşüne/yetkisine bağlıdır. Çünkü dosyayı kapatacak olan da devam edecek olan kişi de kendisidir. Vergi müfettişi kabul ederse dosyayı kapatır, ilgili komisyona sunar. Oradan gelecek kararı bekler. Kabul etmezse, o zaman grup başkanlığı uyarılır, yine de vergi incelemesinin devamına karar verirlerse, o zaman kusura bakmasınlar benim de derhal müdahale etme hakkım doğar.

    Madem ki bu varlık barışı beni vergi incelemesinden koruyacak bir zırh ise, yani hakkımda hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacak garantisi var ise kendisinden beklenen faydayı daha vergi incelemesi aşamasında göstermesi gerekir. Yoksa kanun bu şekilde değil, "vergi incelemesi neticesinde, tarhiyat yapılamaz" şeklinde çıkarılırdı. Benim yasal düzenlemeden anladığım beni hem vergi incelemesinden hem de tarhiyatlardan koruyor şeklindedir.

    Zaten inceleme raporu neredeyse tamamlanmak üzere olan kişilerle ilgili varlık barışından faydalanıp, grup başkanlığına yaptığımız itirazlarda, durumun değerlendirileceği ve bize dönüş yapılacak şeklinde gelişmeler yaşıyoruz. Yani inceleme esnasında bu işi durdurun, yanlış yapıyorsunuz diyoruz. Bakalım ne çıkacak.

    Benim görüşlerim bu şekildedir.

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    sn.kenangumus@gmail.com
  • 13-06-2020, 17:44:54
    kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam yaptığımız uygulamada vergi dairesinin haberinin olmaması mümkün değil. Zaten verilen beyannameyi VEDOP sistemi üzerinden hem vergi müfettişleri hem de vergi dairesi görüyor. Vergi incelemelerinde müfettişler, sistem üzerinden varlık barışından faydalanmışsınız, diye belirtiyorlar. Diğer taraftan vergi dairesine konu hakkında dilekçeyle bilgi veriyoruz. "Bakın biz varlık barışından faydalandık haberiniz olsun", diyoruz. Vergi Dairesi bu dilekçeyi alıyor, ona evrak kayıt numarası veriyor yani verilen dilekçelerin görülmemesi gibi bir durum yoktur. Kağıt olarak verilen dilekçe ile sistem üzerinden verilen dilekçe arasında hiçbir fark yoktur. İkisinin de dökümünü ilgili memur alır, evrak kayıt numarası verir, ilgilisine daire içinde havale ederler. Kendisine evrak havale edilen uzman, konuya bakar, inceler, bir şey yapmaya karar verirse gereğini yapar. Vergi Dairelerine interaktif vergi dairesi üzerinden verilen her dilekçe mutlaka ama mutlaka, kayıt numarası alır ve ilgili uzmana havale edilir. Eğer vergi dairesinin bu dilekçeye bir itirazı varsa -ki olamaz, mümkün değil-ben bu işlemi kabul ediyorum veya etmiyorum şeklinde bize bir dönüş yapar. Daha önce de dediğim gibi, hiçbir vergi/varlık barışı düzenlemesinde vergi dairesinden izin/icazet almak gibi bir durum söz konusu değildir. Vergi dairelerine yasayla varlık barışını kabul veya red yetkisi verilmemiştir.

    Takdir edersiniz ki her sorun aynı dilekçe ile çözülmez, mümkün değildir. Benim sizin dilekçeniz ile varlık barışı yaptığım işler de oldu. Yani sorun çıkarmayan vergi daireleri (ağırlık Ankara+İstanbul). Farklı dilekçelerle varlık barışından faydalandırdığım işler de oldu. Fakat bunların tamamı geçici çözümdür. Bu iş mahkemeye gitmediği sürece, oradan bir karar çıkmadığı sürece geçici çözüm olarak kalacaktır. Varlık Barışından bu veya farklı yöntemlerle yararlanan kişiler mutlaka ama mutlaka incelenecektir. Ve tecrübelerim doğrultusunda eminim ki vergi müfettişlerinin % 80-90 lık bir kısmı, aldıkları/alacakları talimat gereği varlık barışını dikkate almayıp incelemelerini tamamlayacaklardır.

    Hatta vergi dairesinden önce beyanname vermek için izin isteyip, sonrasında geçici olarak sistem açıldıktan sonra beyanname verilmesini doğru bulmuyorum. Bu varlık barışı beyannamesi veya düzenlemesi herhangi bir izne tabi değildir. Dileyen herkes faydalanabilir. Sırf 2577 sayılı yasada belirtildiği şekilde, idareyle bir çekişme yaratmak için dilekçe verilmesinin önünde bir engel olmasa da, sonuca ulaştırma ihtimali olsa da bana çok mantıklı gelmiyor. En azından benim tarzım değil.

    Ben mahkemeye gittiğimde şunu demek istemiyorum: "Ben varlık barışından faydalanmak istedim, ama vergi dairesi kabul etmedi, bu idari işlemi iptal edin" Dileyen bu şekilde gidebilir, itirazım yok, sonuç alınır mı? Elbette ki alınır.
    Fakat, ben mahkemeye şu şekilde gitmek istiyorum: "Devletimiz böyle böyle varlık barışı çıkarmış, ben bu yasadan faydalanmak için gerekli şartlara sahibim, bu yüzden varlık barışından faydalandım. O halde bu yasa beni vergi incelemesinden korusun, olmadı, inceleme sonrası tarhiyatlardan korusun"
    Varlık Barışıyla ilgili işlemlerin % 90'ı nihayetinde benim dediğim noktaya gelecek zaten. Varlık Barışı dilekçesini verdik, vergi dairesi tamam beyannamenizi verin, dedi. Beyannameyi verdik çıkan vergiyi ödedik. Aradan 6 ay geçtiğinde vergi müfettişi "banane varlık barışından, ben incelememe devam ediyorum." diyecektir. Mesajlarım maillerim bunun örnekleriyle dolu. Daha bu sabah bir mail aldım. Vergi müfettişi mükellefin varlık barışından faydalandığını gördüğü halde, uyanıklık yapıp, daha doğrusu cinlik yapıp, vergi incelemesini bitirmiş, mükellefi tutanağı imzalamaya davet ediyor. Mükellef bir sene önce varlık barışından yararlanmış. Hadi bakalım dilekçe şimdi bu mükellefi korusun. Müfettişler bile artık olaya vergi incelemesi aşamasında müdahale ettiğimizi anladığından, böyle bir usul geliştiğinden, vergi incelemelerinin hatalı olduğunu bildiğinden, cinlik yapıp vergi incelemesini derhal bitirip, varlık barışını atlatıp, mükellefe cezalı tarhiyat yapmayı planlıyor. Bunların geliştirdiği stratejilere karşı benim de farklı bir strateji geliştirmem gayet doğaldır.

    Varlık barışını kabul etmek veya reddetmek yetkisi bir nevi vergi müfettişinin görüşüne/yetkisine bağlıdır. Çünkü dosyayı kapatacak olan da devam edecek olan kişi de kendisidir. Vergi müfettişi kabul ederse dosyayı kapatır, ilgili komisyona sunar. Oradan gelecek kararı bekler. Kabul etmezse, o zaman grup başkanlığı uyarılır, yine de vergi incelemesinin devamına karar verirlerse, o zaman kusura bakmasınlar benim de derhal müdahale etme hakkım doğar.

    Madem ki bu varlık barışı beni vergi incelemesinden koruyacak bir zırh ise, yani hakkımda hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacak garantisi var ise kendisinden beklenen faydayı daha vergi incelemesi aşamasında göstermesi gerekir. Yoksa kanun bu şekilde değil, "vergi incelemesi neticesinde, tarhiyat yapılamaz" şeklinde çıkarılırdı. Benim yasal düzenlemeden anladığım beni hem vergi incelemesinden hem de tarhiyatlardan koruyor şeklindedir.

    Zaten inceleme raporu neredeyse tamamlanmak üzere olan kişilerle ilgili varlık barışından faydalanıp, grup başkanlığına yaptığımız itirazlarda, durumun değerlendirileceği ve bize dönüş yapılacak şeklinde gelişmeler yaşıyoruz. Yani inceleme esnasında bu işi durdurun, yanlış yapıyorsunuz diyoruz. Bakalım ne çıkacak.

    Benim görüşlerim bu şekildedir.

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    sn.kenangumus@gmail.com
    "Zaten verilen beyannameyi VEDOP sistemi üzerinden hem vergi müfettişleri hem de vergi dairesi görüyor."
    Vergi dairesi bunu ancak gerek olduğu zaman görüyor. Otomasyon üzerinden verilen beyannameler idarenin iradesi ile işleme alınmamaktadır. Örneğin ben hali hazırda kayıt dışı kazanç elde etmedim. Ama ben de 1.000.000 TL varlık barışı beyannamesi verebilirim. Peki benim durumum varlık barışına uygun mu? Değil. Çünkü ben mükellef de değilim, para da kazanmadım. Ama beyanname vermeme engel yok. Bu nedenle önemli olan beyanname vermek değil ve tahakkuk sağlamak değil, vergi idaresi ile aynı hukuki görüşü paylaşmaya, konsensüs sağlamaya çalışmaktır.

    "Kağıt olarak verilen dilekçe ile sistem üzerinden verilen dilekçe arasında hiçbir fark yoktur."
    Evet ikisi arasında fark yok ama bir talep içeren dilekçe ile ihbar dilekçesinin hukuki sonuçları tamamen birbirinden farklıdır. İhbar dilekçesi üzerine dava açamazsınız ama talep dilekçesi üzerine dava açabilirsiniz. Beyanname verdikten sonra dilekçe sunmak bir ihbar dilekçesidir. Aslında buna dilekçe de denmez. Adı üstünde dilekçe bir istem, bir arzu, bir dilek içermelidir. Oysa haber verme tek taraflı bir eylemdir. Bu nedenle vergi idaresi ile aynı görüşte birleştirmez.

    "Daha önce de dediğim gibi, hiçbir vergi/varlık barışı düzenlemesinde vergi dairesinden izin/icazet almak gibi bir durum söz konusu değildir."
    Vergi dairesinden icazet almak gereklidir. Çünkü varlık barışı kanunu yoruma açık kuralları içerir. Eğer biz kendi yaptığımız yorumu idareye benimsetirsek zaten vergi mahkemesinde iş bitmiştir. Ancak diğer uygulamada vergi dairesi itiraz edecektir. Bizim elimizdeki dosyalara itiraz ettiğinde ise itirazlarının aksi yöndeki işlem ve iradelerini önlerine koyacağız. Dolayısıyla vergi dairesi sen varlık barışından yararlanamazsın diyemeyecek. Ancak önce beyan verir sonra ihbar ederseniz, buna çok güzel itiraz edecektir.

    "Sırf 2577 sayılı yasada belirtildiği şekilde, idareyle bir çekişme yaratmak için dilekçe verilmesinin önünde bir engel olmasa da, sonuca ulaştırma ihtimali olsa da bana çok mantıklı gelmiyor. En azından benim tarzım değil."
    Bu benim tarzım olduğundan değil idari yargı ve Danıştay uygulamalarına göre bu şekilde başvurular ve akabinde tesis edilen işlemler hukuki sonuç doğurduğundan tercih ettim. Benim tek bir amacım var vergileri mahkeme eliyle bertaraf etmek. Açıkçası çok faydasını görmeye başladık.

    "Devletimiz böyle böyle varlık barışı çıkarmış, ben bu yasadan faydalanmak için gerekli şartlara sahibim, bu yüzden varlık barışından faydalandım. O halde bu yasa beni vergi incelemesinden korusun, olmadı, inceleme sonrası tarhiyatlardan korusun"
    Eğer vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmezseniz, bu tek taraflı üretilmiş bir yasa yorumu olarak kalacak. Düşünsenize bir mağazadan kırmızı bir telefon almak için sipariş formu doldurdunuz, mağaza yetkilisi bunu onayladı, ücretini ödediniz ve telefon kutusunu alıp eve geldiniz siyah çıktı. Tüketici mahkemesinde ben kırmızı istedim siyah vermişler derseniz onaylı formu gösterirsiniz ve başka bir ispata gerek kalmaz. Ama bu olmadan dava ederseniz kırmızı istediğinizi ve mağazanın kırmızı telefon sattığını ispatlamanız gerekir. Dolayısıyla varlık barışında da mahkemeyi elde veri yokken aynı yorumu yapmaya ikna etmelisiniz. Bu çok daha zor.

    "Varlık barışını kabul etmek veya reddetmek yetkisi bir nevi vergi müfettişinin görüşüne/yetkisine bağlıdır.
    Müfettişin inceleme yetkisi varlık barışı kapsamında beyan edilen ile kendisinin tespit ettiği kayıt dışı kazancın uyumlu olup olmamasıyla sınırlıdır. Bunu aştığı nispette işlemlerin iptal edilmesi gerekir. Böyle bir yetkisi bulunduğunu düşünmüyorum.

    Yorumlarınız için teşekkür ederim.
  • 13-06-2020, 18:28:36
    alcaym adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    "Zaten verilen beyannameyi VEDOP sistemi üzerinden hem vergi müfettişleri hem de vergi dairesi görüyor."
    Vergi dairesi bunu ancak gerek olduğu zaman görüyor. Otomasyon üzerinden verilen beyannameler idarenin iradesi ile işleme alınmamaktadır. Örneğin ben hali hazırda kayıt dışı kazanç elde etmedim. Ama ben de 1.000.000 TL varlık barışı beyannamesi verebilirim. Peki benim durumum varlık barışına uygun mu? Değil. Çünkü ben mükellef de değilim, para da kazanmadım. Ama beyanname vermeme engel yok. Bu nedenle önemli olan beyanname vermek değil ve tahakkuk sağlamak değil, vergi idaresi ile aynı hukuki görüşü paylaşmaya, konsensüs sağlamaya çalışmaktır.

    "Kağıt olarak verilen dilekçe ile sistem üzerinden verilen dilekçe arasında hiçbir fark yoktur."
    Evet ikisi arasında fark yok ama bir talep içeren dilekçe ile ihbar dilekçesinin hukuki sonuçları tamamen birbirinden farklıdır. İhbar dilekçesi üzerine dava açamazsınız ama talep dilekçesi üzerine dava açabilirsiniz. Beyanname verdikten sonra dilekçe sunmak bir ihbar dilekçesidir. Aslında buna dilekçe de denmez. Adı üstünde dilekçe bir istem, bir arzu, bir dilek içermelidir. Oysa haber verme tek taraflı bir eylemdir. Bu nedenle vergi idaresi ile aynı görüşte birleştirmez.

    "Daha önce de dediğim gibi, hiçbir vergi/varlık barışı düzenlemesinde vergi dairesinden izin/icazet almak gibi bir durum söz konusu değildir."
    Vergi dairesinden icazet almak gereklidir. Çünkü varlık barışı kanunu yoruma açık kuralları içerir. Eğer biz kendi yaptığımız yorumu idareye benimsetirsek zaten vergi mahkemesinde iş bitmiştir. Ancak diğer uygulamada vergi dairesi itiraz edecektir. Bizim elimizdeki dosyalara itiraz ettiğinde ise itirazlarının aksi yöndeki işlem ve iradelerini önlerine koyacağız. Dolayısıyla vergi dairesi sen varlık barışından yararlanamazsın diyemeyecek. Ancak önce beyan verir sonra ihbar ederseniz, buna çok güzel itiraz edecektir.

    "Sırf 2577 sayılı yasada belirtildiği şekilde, idareyle bir çekişme yaratmak için dilekçe verilmesinin önünde bir engel olmasa da, sonuca ulaştırma ihtimali olsa da bana çok mantıklı gelmiyor. En azından benim tarzım değil."
    Bu benim tarzım olduğundan değil idari yargı ve Danıştay uygulamalarına göre bu şekilde başvurular ve akabinde tesis edilen işlemler hukuki sonuç doğurduğundan tercih ettim. Benim tek bir amacım var vergileri mahkeme eliyle bertaraf etmek. Açıkçası çok faydasını görmeye başladık.

    "Devletimiz böyle böyle varlık barışı çıkarmış, ben bu yasadan faydalanmak için gerekli şartlara sahibim, bu yüzden varlık barışından faydalandım. O halde bu yasa beni vergi incelemesinden korusun, olmadı, inceleme sonrası tarhiyatlardan korusun"
    Eğer vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmezseniz, bu tek taraflı üretilmiş bir yasa yorumu olarak kalacak. Düşünsenize bir mağazadan kırmızı bir telefon almak için sipariş formu doldurdunuz, mağaza yetkilisi bunu onayladı, ücretini ödediniz ve telefon kutusunu alıp eve geldiniz siyah çıktı. Tüketici mahkemesinde ben kırmızı istedim siyah vermişler derseniz onaylı formu gösterirsiniz ve başka bir ispata gerek kalmaz. Ama bu olmadan dava ederseniz kırmızı istediğinizi ve mağazanın kırmızı telefon sattığını ispatlamanız gerekir. Dolayısıyla varlık barışında da mahkemeyi elde veri yokken aynı yorumu yapmaya ikna etmelisiniz. Bu çok daha zor.

    "Varlık barışını kabul etmek veya reddetmek yetkisi bir nevi vergi müfettişinin görüşüne/yetkisine bağlıdır.
    Müfettişin inceleme yetkisi varlık barışı kapsamında beyan edilen ile kendisinin tespit ettiği kayıt dışı kazancın uyumlu olup olmamasıyla sınırlıdır. Bunu aştığı nispette işlemlerin iptal edilmesi gerekir. Böyle bir yetkisi bulunduğunu düşünmüyorum.

    Yorumlarınız için teşekkür ederim.
    Sırasıyla görüşlerimi belirteyim:

    1-Vergi dairesiyle aynı şekilde görüş birliği sağlamak konsensus sağlamanın varlık barışından faydalanıp faydalanılmayacağı noktasında bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ülkemizde binlerce vergi dairesi var. Tamamından aynı şekilde görüş almak, bir konu hakkında konsensus sağlamak mümkün değildir. Aynı ildeki hatta aynı ilçedeki vergi dairelerinin bile idari işlemlerde yaptığı uygulamalar farklı farklıdır. Hiç biri ötesine uymaz, benzemez. Vergi müfettişleri de öyledir. Birisi varlık barışına olumlu bakar öteki bakmaz. Bir grup başkanlığı olumlu bakar, öteki grup başkanlığı olumlu bakmaz. Ayrıca beyanname verirken vergi dairesinin iradesi veya görmesi diye bir şart aranmaz. Mükellef beyanını istediği şekilde verir. Vergi dairesi bu beyannameyi inceleyip ilave tarhiyat yapabilir. Onun dışında beyannameyi reddetme diye bir lüksü veya yetkisi yoktur. Bizim vergi mevzuatımız beyana dayanır. Maliye Bakanlığı kağıt evraklarla beyannamelerle uğraşmamak adına e-beyanname sistemine geçmiştir. Günümüzde şu an beyannamelerin % 99'u bu sistem kullanılarak veriliyor. Dolayısıyla Türkiye'de verilen beyannamelerin % 99 u vergi dairelerinin iradesi alınmadan verilmiş oluyor. e-beyanname vermeden önce maliye ile online sözleşme imzalıyoruz. Ben veriyorum sorumluluk bende, sen de idare olarak alıyorsun haberin olsun diye. Yani her şey karşılıklı anlaşma ile oluyor. Habersiz bir işlem söz konusu bile değil. Herkesin birbirinden haberi var. Sistem üzerinden veya kağıt ortamında verilen bütün beyannameleri maliye itirazsız kabul ediyor. Etmek zorunda.
    Ayrıca şunu daha iyi bilirsiniz ki; idarenin yaptığı her iş doğru değildir. Yani hukuka uygun olmayabilir. Bunun için vergi mahkemeleri veya idare mahkemeleri ihdas edilmiştir. İdare, yaptığı idari işlemin hukuka uygun olmadığına kanaat getirirse her zaman bu idari işlemi iptal edebilir veya düzeltebilir. Yani yaptıkları idari işlem ilelebet değiştirilemez değildir. Bunu kendileri değiştirebileceği gibi mahkemeye yoluyla iptal edilerek de değiştirebiliriz.
    Ayrıca kanunda açıkça yazan bir konu için ben neden vergi dairesinden icazet alıyım, neden onun görüşüne başvurayım. Bu durum, yaptığı işten emin olmayan bir kişinin kendisini destekleyecek bir şahit bulmasından farksızdır. Ya da ne zamandan beri vergi davaları görülürken, mahkemeler idarenin görüşünü dikkate almaya başladılar. Hem maliye bakanlığının yayınladığı genel tebliğlere, özelgelere çöp diyorsunuz, hem de vergi dairesinin vergi beyannamesi verebilirsiniz şeklindeki icazetine yani iznine delil gözüyle bakabiliyorsunuz? Ne zamandan beri, vergi dairelerinin görüşleri, maliye bakanlığının görüşlerinden daha değerli hale geldi.
    Siz de biliyorsunuz ki VUK'na göre vergi dairesinin görevi genel olarak sadece ve sadece verginin tarh edilmesiyle sınırlıdır. Verdikleri görüşün, değerlendirmenin hiç bir önemi yoktur. Zaten mükellefle, vergi idaresi arasında bir konsensus olmadığı için vergi mahkemeleri var.

    2-"İhbar dilekçesi üzerine dava açamazsınız ama talep dilekçesi üzerine dava açabilirsiniz." Yaptığım araştırmalar ve görüşmeler neticesinde, ben dava açılabileceğini düşünüyorum (ihbar dilekçesine değil tabi vergi incelemesine). Bu konuda görüş ayrılığımız olması gayet normaldir.

    3-Hocam vergi mahkemesine dava dilekçesi gittiğinde neye bakacaktır?
    -Bu kişi varlık barışından faydalanmış mı? Faydalanma şartlarını yerine getirmiş mi?
    -Bu kişi varlık barışından faydalanabilir mi? Yani bu yasal düzenleme bu kişiyi de kapsıyor mu?
    Bu iki konuyu açıklığı kavuşturacak. Açıklığa kavuştururken de yasal düzenlemeyi inceleyecek, her iki tarafın değerlendirmelerini oturup konuşup görüşecekler. Sonra 3 tane hakim kendi görüşünü söyleyecekler. Belki içlerinden bir tanesi veya iki tanesi karara muhalif olacaklar. Bunları siz daha iyi biliyorsunuz. Bu yüzden görüşlerimizin farklı olması son derece normaldir. Aynı mahkemedeki 3 hakim bile birbiriyle anlaşamıyor, farklı yönde kararlar veriyorlar. Bu normal bir şey yani.
    Hemen vergi mahkemesinde niye iş bitsin. Belki vergi mahkemeleri olumlu karar verecek, bölge idare mahkemeleri kararları bozacak. Ya da tam tersi vergi mahkemeleri davaları kabul etmeyecek, bölge idare mahkemeleri kabul edecek. Daha nereye bitiyor. Hocam dünya kadar Danıştay kararı var. Mahkeme kararı var. 3 hakimden birisinin muhalif olduğu, davanın kabul edildiği, üst mahkemede bozulduğu, sonra en üst mahkeme Danıştay'da danıştay savcısının görüşünün farklı olduğu, tetkik hakiminin görüşünün farklı olduğu, hatta Danıştay daki 5 kişilik üyenin bile görüşlerinin farklı olduğu, 3 ünün evet dediği 2 sinin hayır dediği, dünya kadar karar var. Nereye çözülüyor. Daha dur Bismillah iş daha yeni başlıyor.

    4-"Eğer vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmezseniz, bu tek taraflı üretilmiş bir yasa yorumu olarak kalacak." Bu konuya da katılmıyorum. Vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmeniz Türkiye tarihinde görülmemiş bir olaydır. Yok böyle bir amaç. Hiç olur mu öyle şey? Bütün meslektaşlarım da bilir, bir kanun çıkarsa, bir düzenleme yapılırsa, bir tebliğ, sirküler vs diğer düzenleyici işlemler yayımlanırsa o düzenleme kesinlikle vergi mükellefinin aleyhine yorumlanır. Ben daha vergiyle ilgili mükellefin lehine uygulanan bir idari işlem görmedim. Olanlar da şu şekilde oluyor. Artık aynı konuda vergi davalarını kaybetmeye başlayınca, daha fazla avukatlık masrafı, dava masrafı yapmayalım (dikkat edin hukuka uyalım, mükellef haklarını gözetelim diye değil) diye bir genel tebliğ yayımlarlar. Bundan sonra böyle yapılacak der. Örnek mi? 449 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği. Aynen bunlar yazar, biz haksızız, mahkemeler bizi haksız gördü, bu yüzden bu düzenlemeyi yaptık yazmaz.
    Bir de hocam tüketici mahkemeleri olayına hiç girmeyelim İsterseniz. Bu konuyla yakından uzaktan alakası yok. Bizim konuştuğumuz fikir beyan ettiğimiz şey idari dava, örnek verdiğiniz olay adli bir dava. Yanıtı da tüketici kesinlikle haklıdır. O kişi uğraşırsa, istediği renk telefonu istediği şekilde alır.

    5-"Müfettişin inceleme yetkisi varlık barışı kapsamında beyan edilen ile kendisinin tespit ettiği kayıt dışı kazancın uyumlu olup olmamasıyla sınırlıdır. Bunu aştığı nispette işlemlerin iptal edilmesi gerekir. Böyle bir yetkisi bulunduğunu düşünmüyorum." Tamam bu konuda hemfikiriz. Geçenlerde başımıza geldi. İncelemede olan bir vatandaş, incelemesi neredeyse bitmek üzere, varlık barışından faydalandık. Bize dediği şu "Vergi Dairesi yanlış yapmış, ama yine de ben bir görüşme yapıyım, yukarısı kabul ederse, varlık barışınızı kabul eder, dosyanızı kapatırım". Dediği cümle çok önemli. Çünkü bu adamlar vergi dairelerinin yaptığı işlemleri de denetliyor. Demek ki vergi daireleri de diğer bütün kamu kurum ve kuruluşları gibi, insanlar gibi yanlış işlem yapabiliyor. Mühür onda hocam. İsterse dosyayı kapatır, isterse devam eder. Her ne kadar buna yetkisi olmasa da yapıyorlar. Sonuçta o da bir makam. Vergi dairesinin yaptığı her işlemi uygulamak zorunda değil.

    Sonuç olarak görüşlerinize saygı duyarım, içinden alabildiğim güzel noktaları seçerim kullanırım. Bunlar için teşekkür ederim. Ama yukarıda yazdığım gibi ben vergi mahkemelerinin en azından Ankara ili için konuşuyorum, vergi dairesinin görüşünün ne olduğunu dikkate alacağını pek zannetmiyorum. önemli olan o mahkemedeki 3 hakim (öncelik mahkeme başkanı olmak üzere) ne düşünüyor. Kararı vergi dairesi vermeyecek, bu 3 hakim verecek. Sonrasında bildiğiniz gibi itiraz, temyiz, düzeltme vs vs.

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    sn.kenangumus@gmail.com
  • 13-06-2020, 19:11:01
    kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sırasıyla görüşlerimi belirteyim:

    1-Vergi dairesiyle aynı şekilde görüş birliği sağlamak konsensus sağlamanın varlık barışından faydalanıp faydalanılmayacağı noktasında bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ülkemizde binlerce vergi dairesi var. Tamamından aynı şekilde görüş almak, bir konu hakkında konsensus sağlamak mümkün değildir. Aynı ildeki hatta aynı ilçedeki vergi dairelerinin bile idari işlemlerde yaptığı uygulamalar farklı farklıdır. Hiç biri ötesine uymaz, benzemez. Vergi müfettişleri de öyledir. Birisi varlık barışına olumlu bakar öteki bakmaz. Bir grup başkanlığı olumlu bakar, öteki grup başkanlığı olumlu bakmaz. Ayrıca beyanname verirken vergi dairesinin iradesi veya görmesi diye bir şart aranmaz. Mükellef beyanını istediği şekilde verir. Vergi dairesi bu beyannameyi inceleyip ilave tarhiyat yapabilir. Onun dışında beyannameyi reddetme diye bir lüksü veya yetkisi yoktur. Bizim vergi mevzuatımız beyana dayanır. Maliye Bakanlığı kağıt evraklarla beyannamelerle uğraşmamak adına e-beyanname sistemine geçmiştir. Günümüzde şu an beyannamelerin % 99'u bu sistem kullanılarak veriliyor. Dolayısıyla Türkiye'de verilen beyannamelerin % 99 u vergi dairelerinin iradesi alınmadan verilmiş oluyor. e-beyanname vermeden önce maliye ile online sözleşme imzalıyoruz. Ben veriyorum sorumluluk bende, sen de idare olarak alıyorsun haberin olsun diye. Yani her şey karşılıklı anlaşma ile oluyor. Habersiz bir işlem söz konusu bile değil. Herkesin birbirinden haberi var. Sistem üzerinden veya kağıt ortamında verilen bütün beyannameleri maliye itirazsız kabul ediyor. Etmek zorunda.
    Ayrıca şunu daha iyi bilirsiniz ki; idarenin yaptığı her iş doğru değildir. Yani hukuka uygun olmayabilir. Bunun için vergi mahkemeleri veya idare mahkemeleri ihdas edilmiştir. İdare, yaptığı idari işlemin hukuka uygun olmadığına kanaat getirirse her zaman bu idari işlemi iptal edebilir veya düzeltebilir. Yani yaptıkları idari işlem ilelebet değiştirilemez değildir. Bunu kendileri değiştirebileceği gibi mahkemeye yoluyla iptal edilerek de değiştirebiliriz.
    Ayrıca kanunda açıkça yazan bir konu için ben neden vergi dairesinden icazet alıyım, neden onun görüşüne başvurayım. Bu durum, yaptığı işten emin olmayan bir kişinin kendisini destekleyecek bir şahit bulmasından farksızdır. Ya da ne zamandan beri vergi davaları görülürken, mahkemeler idarenin görüşünü dikkate almaya başladılar. Hem maliye bakanlığının yayınladığı genel tebliğlere, özelgelere çöp diyorsunuz, hem de vergi dairesinin vergi beyannamesi verebilirsiniz şeklindeki icazetine yani iznine delil gözüyle bakabiliyorsunuz? Ne zamandan beri, vergi dairelerinin görüşleri, maliye bakanlığının görüşlerinden daha değerli hale geldi.
    Siz de biliyorsunuz ki VUK'na göre vergi dairesinin görevi genel olarak sadece ve sadece verginin tarh edilmesiyle sınırlıdır. Verdikleri görüşün, değerlendirmenin hiç bir önemi yoktur. Zaten mükellefle, vergi idaresi arasında bir konsensus olmadığı için vergi mahkemeleri var.

    2-"İhbar dilekçesi üzerine dava açamazsınız ama talep dilekçesi üzerine dava açabilirsiniz." Yaptığım araştırmalar ve görüşmeler neticesinde, ben dava açılabileceğini düşünüyorum (ihbar dilekçesine değil tabi vergi incelemesine). Bu konuda görüş ayrılığımız olması gayet normaldir.

    3-Hocam vergi mahkemesine dava dilekçesi gittiğinde neye bakacaktır?
    -Bu kişi varlık barışından faydalanmış mı? Faydalanma şartlarını yerine getirmiş mi?
    -Bu kişi varlık barışından faydalanabilir mi? Yani bu yasal düzenleme bu kişiyi de kapsıyor mu?
    Bu iki konuyu açıklığı kavuşturacak. Açıklığa kavuştururken de yasal düzenlemeyi inceleyecek, her iki tarafın değerlendirmelerini oturup konuşup görüşecekler. Sonra 3 tane hakim kendi görüşünü söyleyecekler. Belki içlerinden bir tanesi veya iki tanesi karara muhalif olacaklar. Bunları siz daha iyi biliyorsunuz. Bu yüzden görüşlerimizin farklı olması son derece normaldir. Aynı mahkemedeki 3 hakim bile birbiriyle anlaşamıyor, farklı yönde kararlar veriyorlar. Bu normal bir şey yani.
    Hemen vergi mahkemesinde niye iş bitsin. Belki vergi mahkemeleri olumlu karar verecek, bölge idare mahkemeleri kararları bozacak. Ya da tam tersi vergi mahkemeleri davaları kabul etmeyecek, bölge idare mahkemeleri kabul edecek. Daha nereye bitiyor. Hocam dünya kadar Danıştay kararı var. Mahkeme kararı var. 3 hakimden birisinin muhalif olduğu, davanın kabul edildiği, üst mahkemede bozulduğu, sonra en üst mahkeme Danıştay'da danıştay savcısının görüşünün farklı olduğu, tetkik hakiminin görüşünün farklı olduğu, hatta Danıştay daki 5 kişilik üyenin bile görüşlerinin farklı olduğu, 3 ünün evet dediği 2 sinin hayır dediği, dünya kadar karar var. Nereye çözülüyor. Daha dur Bismillah iş daha yeni başlıyor.

    4-"Eğer vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmezseniz, bu tek taraflı üretilmiş bir yasa yorumu olarak kalacak." Bu konuya da katılmıyorum. Vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmeniz Türkiye tarihinde görülmemiş bir olaydır. Yok böyle bir amaç. Hiç olur mu öyle şey? Bütün meslektaşlarım da bilir, bir kanun çıkarsa, bir düzenleme yapılırsa, bir tebliğ, sirküler vs diğer düzenleyici işlemler yayımlanırsa o düzenleme kesinlikle vergi mükellefinin aleyhine yorumlanır. Ben daha vergiyle ilgili mükellefin lehine uygulanan bir idari işlem görmedim. Olanlar da şu şekilde oluyor. Artık aynı konuda vergi davalarını kaybetmeye başlayınca, daha fazla avukatlık masrafı, dava masrafı yapmayalım (dikkat edin hukuka uyalım, mükellef haklarını gözetelim diye değil) diye bir genel tebliğ yayımlarlar. Bundan sonra böyle yapılacak der. Örnek mi? 449 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği. Aynen bunlar yazar, biz haksızız, mahkemeler bizi haksız gördü, bu yüzden bu düzenlemeyi yaptık yazmaz.
    Bir de hocam tüketici mahkemeleri olayına hiç girmeyelim İsterseniz. Bu konuyla yakından uzaktan alakası yok. Bizim konuştuğumuz fikir beyan ettiğimiz şey idari dava, örnek verdiğiniz olay adli bir dava. Yanıtı da tüketici kesinlikle haklıdır. O kişi uğraşırsa, istediği renk telefonu istediği şekilde alır.

    5-"Müfettişin inceleme yetkisi varlık barışı kapsamında beyan edilen ile kendisinin tespit ettiği kayıt dışı kazancın uyumlu olup olmamasıyla sınırlıdır. Bunu aştığı nispette işlemlerin iptal edilmesi gerekir. Böyle bir yetkisi bulunduğunu düşünmüyorum." Tamam bu konuda hemfikiriz. Geçenlerde başımıza geldi. İncelemede olan bir vatandaş, incelemesi neredeyse bitmek üzere, varlık barışından faydalandık. Bize dediği şu "Vergi Dairesi yanlış yapmış, ama yine de ben bir görüşme yapıyım, yukarısı kabul ederse, varlık barışınızı kabul eder, dosyanızı kapatırım". Dediği cümle çok önemli. Çünkü bu adamlar vergi dairelerinin yaptığı işlemleri de denetliyor. Demek ki vergi daireleri de diğer bütün kamu kurum ve kuruluşları gibi, insanlar gibi yanlış işlem yapabiliyor. Mühür onda hocam. İsterse dosyayı kapatır, isterse devam eder. Her ne kadar buna yetkisi olmasa da yapıyorlar. Sonuçta o da bir makam. Vergi dairesinin yaptığı her işlemi uygulamak zorunda değil.

    Sonuç olarak görüşlerinize saygı duyarım, içinden alabildiğim güzel noktaları seçerim kullanırım. Bunlar için teşekkür ederim. Ama yukarıda yazdığım gibi ben vergi mahkemelerinin en azından Ankara ili için konuşuyorum, vergi dairesinin görüşünün ne olduğunu dikkate alacağını pek zannetmiyorum. önemli olan o mahkemedeki 3 hakim (öncelik mahkeme başkanı olmak üzere) ne düşünüyor. Kararı vergi dairesi vermeyecek, bu 3 hakim verecek. Sonrasında bildiğiniz gibi itiraz, temyiz, düzeltme vs vs.

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    sn.kenangumus@gmail.com
    Hem maliye bakanlığının yayınladığı genel tebliğlere, özelgelere çöp diyorsunuz, hem de vergi dairesinin vergi beyannamesi verebilirsiniz şeklindeki icazetine yani iznine delil gözüyle bakabiliyorsunuz?

    Kesinlikle bunlar vergi yargısında dikkate alınmaz. Ama ne zaman, mükellefin aleyhine olduğu zaman. Lehine ise dikkate alınır. Mantık aslında çok basit. İdari yargı ve özel olarak vergi mahkemelerinde davalı her zaman idaredir. Siz hiçbir zaman mükellefi davalı yapamazsınız. Bu durumda davalının ortaya koyduğu düşünce mükellef lehine ise değişmez, ama aleyhine ise değişir. İkisi arasında çok önemli ve ince fark budur. Dolayısıyla varlık barışındaki olumlu görüşler değişmeyecektir, çünkü kimse varlık barışından yararlandığı için dava açmaz ancak yararlandırılmazsa dava açar. Bunun bir sonucu olarak da vergi idaresinin mükellef lehine ortaya koyduğu düşünce ve mülahazaların mahkemece dikkate alınmaması veya ortadan kaldırılması görülmemiş bir hadise olacaktır.

    Bize dediği şu "Vergi Dairesi yanlış yapmış, ama yine de ben bir görüşme yapıyım, yukarısı kabul ederse, varlık barışınızı kabul eder, dosyanızı kapatırım".

    Hem beyanname üzerine tahakkuk yapma noktasında vergi dairesinin dahli yoktur demişsiniz, hem müfettiş vergi dairesi yanlış yapmış diye itiraz etmiş. Vergi dairesinin yanlışlığı nerede? Doğrudan beyan üzere yapılan tahakkuklardan haberi bile yok. Bu ancak bizim yaptığımız ve kabul edilen dilekçeli başvurular üzerine yapılması muhtemel bir itiraz ve değerlendirme

    İdari dava, örnek verdiğiniz olay adli bir dava.
    Delil durumunu kullanma açısından fark yok. Her iki mahkemede de resmi yazılı belgeler delildir.

    Geri kalanlar zaten genel bilgiler.

    Teşekkür ederim.
  • 13-06-2020, 20:26:27
    alcaym adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hem maliye bakanlığının yayınladığı genel tebliğlere, özelgelere çöp diyorsunuz, hem de vergi dairesinin vergi beyannamesi verebilirsiniz şeklindeki icazetine yani iznine delil gözüyle bakabiliyorsunuz?

    Kesinlikle bunlar vergi yargısında dikkate alınmaz. Ama ne zaman, mükellefin aleyhine olduğu zaman. Lehine ise dikkate alınır. Mantık aslında çok basit. İdari yargı ve özel olarak vergi mahkemelerinde davalı her zaman idaredir. Siz hiçbir zaman mükellefi davalı yapamazsınız. Bu durumda davalının ortaya koyduğu düşünce mükellef lehine ise değişmez, ama aleyhine ise değişir. İkisi arasında çok önemli ve ince fark budur. Dolayısıyla varlık barışındaki olumlu görüşler değişmeyecektir, çünkü kimse varlık barışından yararlandığı için dava açmaz ancak yararlandırılmazsa dava açar. Bunun bir sonucu olarak da vergi idaresinin mükellef lehine ortaya koyduğu düşünce ve mülahazaların mahkemece dikkate alınmaması veya ortadan kaldırılması görülmemiş bir hadise olacaktır.

    Bize dediği şu "Vergi Dairesi yanlış yapmış, ama yine de ben bir görüşme yapıyım, yukarısı kabul ederse, varlık barışınızı kabul eder, dosyanızı kapatırım".

    Hem beyanname üzerine tahakkuk yapma noktasında vergi dairesinin dahli yoktur demişsiniz, hem müfettiş vergi dairesi yanlış yapmış diye itiraz etmiş. Vergi dairesinin yanlışlığı nerede? Doğrudan beyan üzere yapılan tahakkuklardan haberi bile yok. Bu ancak bizim yaptığımız ve kabul edilen dilekçeli başvurular üzerine yapılması muhtemel bir itiraz ve değerlendirme

    İdari dava, örnek verdiğiniz olay adli bir dava.
    Delil durumunu kullanma açısından fark yok. Her iki mahkemede de resmi yazılı belgeler delildir.

    Geri kalanlar zaten genel bilgiler.

    Teşekkür ederim.
    Hocam vergi müfettişi yanlış yapmışsınız diye itiraz etmiyor. "Biz müfettişe varlık barışından faydalandık diyoruz" Adam evraklara bakma gereği bile duymadan, öyle şey mi olur? Vergi Dairesi yanlış yapmış, siz yararlanamazsınız, diyor. Yukarıda yazdım zaten her sorun aynı dilekçeyle çözülmez diye. İşime gelen bilgiyi alır kullanırım diye belirttim, forumda defalarca yazdım. Sizin dilekçenizi (update edilmiş hali) kullandığım da oluyor, ben bundan gocunmam, 4 farklı dilekçe kullanıyorum. Olayın geldiği aşamaya göre. Doğrudan sistem üzerinden beyanname verdiğimizde, bunu kabul eden, bu sefer de siz hata yapmışsınız diyen de var. Yani karşınızdaki kişi dilekçeyi veya beyannameyi nasıl verdiğinize bakmıyor. Mutlaka kendi mantığına göre bir bahane buluyor. Tekrar ediyorum, vergi dairesine sistem üzerinden verilen beyannameleri, salla-pati vermiyoruz. Mükellefle Mali müşavir arasında e-beyanname verme aracılık ve sorumluluk sözleşmesi yaparak gönderebiliyoruz. Bu sözleşmeyi sisteme girmeden, sistem beyanname kabul etmiyor. Dolayısıyla verilen her beyannameden vergi dairesinin haberi var. Zaten haberi olmasa, bu ay beyanname vermedin diye özel usulsüzlük cezasını hemen gönderirler. Vergi dairesinin bilgisi olmadan, hiç kimse e-beyanname sistemi üzerinden bir tane bile beyanname gönderemez. İki üç ay ard arda KDV beyannamenizde imalatçı sıfatıyla ihraç kayıtlı satış gösterin, ertesi hafta vergi dairesi kontrole gelir, bunlar gerçekten imalatçı mı diye kontrol eder. Ya da küçük bir atölyede her ay satışlarınız 100 bin TL iken, ertesi aylarda bu rakam 1 milyonlara ulaşırsa, iki üç ay sonra yoklama memuru gelir kontrol eder, hayırdır sen ne iş yapıyorsun diye sorgular. Daha önce dediğim gibi sistem üzerinden beyanname vermekle kağıt olarak beyanname vermek arasında hiç bir fark yoktur. İdarenin bilgisi dahilindedir ve kontrol edilir. Zaten maliye bile genel tebliğinde belirtmiş duruma göre ya kağıt olarak verin, ya da sistem üzerinden verin demiş.

    Ayrıca katılmadığım şu noktalar var: Maliye Bakanlığının genel tebliğleri, özelgeleri, vs diğer bütün düzenlemelerinde bir husus mükellefin lehine olursa, mükellefin lehine olduğu açıkça yazıyorsa zaten yasa gereği buna müfettişler buna uymak zorundalar. Ama uygulamada böyle bir durum yok. Mükellefin lehine yazsa bile siz okursunuz lehine anlarsınız, vergi müfettişi okur aleyhine bir anlam çıkarır. Kafa yapısı tamamen farklı yani. Şartlanmış bir şekilde yorum yaparlar. Bir husus genel tebliğde mükellefin lehine açık açık yazsa bile uy-maz-lar. Örnek olarak, geçenlerde bir inceleme raporu gördüm, dava açılacak. VUK 449 Genel Tebliğ de beyanname vermemeye ceza kesmeyin dediği halde müfettiş ne bulduysa kesmiş.

    Benzer şekilde vergi mahkemeleri mükellefin lehine bile olsa bu düzenlemelere uymak ve bunu mükellef lehine yorumlamak zorunda değildir. Vergi mahkemeleri vergi dairesinin kabul ettiği bir işlemi hiç bir araştırma ve inceleme yapmadan doğru sayamaz. Mümkün değil. O zaman yargılama makamı vergi mahkemesi değil vergi dairesi olur. Adama demezler mi vergi dairesinin her yaptığı işi doğru sayacaksanız, sen ne iş yapıyorsun o zaman? diye.

    "Bunun bir sonucu olarak da vergi idaresinin mükellef lehine ortaya koyduğu düşünce ve mülahazaların mahkemece dikkate alınmaması veya ortadan kaldırılması görülmemiş bir hadise olacaktır." bu görüşünüze de katılamıyorum maalesef. Çünkü siz de hak verirsiniz ki vergi idaresi hiç bir zaman Türkiye tarihinde var mıdır bilmem ama büyük ihtimalle yoktur. Hiç bir zaman mükellef lehine bir idari işlem yapmaz. Tekrar Tekrar söylüyorum Yapmaz. Arada yüz binde bir belki örnek çıkar. Ayrıca vergi dairesi tek başına vergi idaresi değildir. Verginin hesaplanıp mükellefe tebligatını yapan, vergi idaresinin en alt kademesidir. Görüş verme yetkisi yoktur. Yaptığı işlemler emsal niteliği taşımaz. Yaptığı idari işlemlerde hata yapma oranı yüksektir.
    Hatta ve hatta vergi mahkemesine dava açarken, karşı taraf hanesine "........ vergi dairesi bile yazamıyoruz". Kendilerini mahkemede temsil yetkileri bile yok. Onun yerine o vergi dairesinden kim sorumluysa o başkanlığın adını yazıyoruz. Bu aynen bir çocuğun yaptığı işi babasına şikayet etmek gibi bir şey. Çocuk vergi dairesi, baba, vergi dairesi başkanlığı.
    Ülkemizde belki de mal müdürlükleriyle birlikte bine yakın vergi dairesi var. İdarenin yaptığı bir işlemin delil niteliğinde emsal olabilmesi için tek bir yetkili makam olması, o makamın da bu konu hakkında söz sahibi olması gerekir. Yani bu dilekçenizi Maliye Bakanlığı kabul etse anlardım, ya da İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı. Daha mahkemelerde kendini bile savunamayan bir vergi dairesinin yaptığı işleme, vergi mahkemesi ne kadar güvenir, durum ortada. Ben olsam güvenmezdim.

    Yine örnek vermem gerekirse varlık barışı dilekçenizi 100 tane vergi dairesine verdiniz, diyelim: 60'ı kabul etti, gel beyanname ver, 40 ı kabul etmem dedi. Yani kendi aralarında bile bir uygulama birliği yok. Bunların yaptığı olumsuz görüşleri dikkate almayıp, şunlar olumlu görüş verdi diyerek, görüş vermeye hakkı bile olmayan, yaptığı uygulamalar emsal sayılmayan bir kurumun yaptığı idari işlem bence delil melil olmaz.

    Hocam ayrıca Tüketici mahkemesi delile felan bakmaz. Deyim yerindeyse boş dilekçe verseniz yine kazanırsınız. Bir tüketiciye bakar bir de karşı firmaya :-) Ne delili, ne yazısı. Tüketici mahkemesinde dava kaybetmek çok önemli bir maharettir. Kaybeden kişiye madalya verilse yeridir yani. :-)

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    sn.kenangumus@gmail.com
  • 13-06-2020, 21:41:20
    kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam vergi müfettişi yanlış yapmışsınız diye itiraz etmiyor. "Biz müfettişe varlık barışından faydalandık diyoruz" Adam evraklara bakma gereği bile duymadan, öyle şey mi olur? Vergi Dairesi yanlış yapmış, siz yararlanamazsınız, diyor. Yukarıda yazdım zaten her sorun aynı dilekçeyle çözülmez diye. İşime gelen bilgiyi alır kullanırım diye belirttim, forumda defalarca yazdım. Sizin dilekçenizi (update edilmiş hali) kullandığım da oluyor, ben bundan gocunmam, 4 farklı dilekçe kullanıyorum. Olayın geldiği aşamaya göre. Doğrudan sistem üzerinden beyanname verdiğimizde, bunu kabul eden, bu sefer de siz hata yapmışsınız diyen de var. Yani karşınızdaki kişi dilekçeyi veya beyannameyi nasıl verdiğinize bakmıyor. Mutlaka kendi mantığına göre bir bahane buluyor. Tekrar ediyorum, vergi dairesine sistem üzerinden verilen beyannameleri, salla-pati vermiyoruz. Mükellefle Mali müşavir arasında e-beyanname verme aracılık ve sorumluluk sözleşmesi yaparak gönderebiliyoruz. Bu sözleşmeyi sisteme girmeden, sistem beyanname kabul etmiyor. Dolayısıyla verilen her beyannameden vergi dairesinin haberi var. Zaten haberi olmasa, bu ay beyanname vermedin diye özel usulsüzlük cezasını hemen gönderirler. Vergi dairesinin bilgisi olmadan, hiç kimse e-beyanname sistemi üzerinden bir tane bile beyanname gönderemez. İki üç ay ard arda KDV beyannamenizde imalatçı sıfatıyla ihraç kayıtlı satış gösterin, ertesi hafta vergi dairesi kontrole gelir, bunlar gerçekten imalatçı mı diye kontrol eder. Ya da küçük bir atölyede her ay satışlarınız 100 bin TL iken, ertesi aylarda bu rakam 1 milyonlara ulaşırsa, iki üç ay sonra yoklama memuru gelir kontrol eder, hayırdır sen ne iş yapıyorsun diye sorgular. Daha önce dediğim gibi sistem üzerinden beyanname vermekle kağıt olarak beyanname vermek arasında hiç bir fark yoktur. İdarenin bilgisi dahilindedir ve kontrol edilir. Zaten maliye bile genel tebliğinde belirtmiş duruma göre ya kağıt olarak verin, ya da sistem üzerinden verin demiş.

    Ayrıca katılmadığım şu noktalar var: Maliye Bakanlığının genel tebliğleri, özelgeleri, vs diğer bütün düzenlemelerinde bir husus mükellefin lehine olursa, mükellefin lehine olduğu açıkça yazıyorsa zaten yasa gereği buna müfettişler buna uymak zorundalar. Ama uygulamada böyle bir durum yok. Mükellefin lehine yazsa bile siz okursunuz lehine anlarsınız, vergi müfettişi okur aleyhine bir anlam çıkarır. Kafa yapısı tamamen farklı yani. Şartlanmış bir şekilde yorum yaparlar. Bir husus genel tebliğde mükellefin lehine açık açık yazsa bile uy-maz-lar. Örnek olarak, geçenlerde bir inceleme raporu gördüm, dava açılacak. VUK 449 Genel Tebliğ de beyanname vermemeye ceza kesmeyin dediği halde müfettiş ne bulduysa kesmiş.

    Benzer şekilde vergi mahkemeleri mükellefin lehine bile olsa bu düzenlemelere uymak ve bunu mükellef lehine yorumlamak zorunda değildir. Vergi mahkemeleri vergi dairesinin kabul ettiği bir işlemi hiç bir araştırma ve inceleme yapmadan doğru sayamaz. Mümkün değil. O zaman yargılama makamı vergi mahkemesi değil vergi dairesi olur. Adama demezler mi vergi dairesinin her yaptığı işi doğru sayacaksanız, sen ne iş yapıyorsun o zaman? diye.

    "Bunun bir sonucu olarak da vergi idaresinin mükellef lehine ortaya koyduğu düşünce ve mülahazaların mahkemece dikkate alınmaması veya ortadan kaldırılması görülmemiş bir hadise olacaktır." bu görüşünüze de katılamıyorum maalesef. Çünkü siz de hak verirsiniz ki vergi idaresi hiç bir zaman Türkiye tarihinde var mıdır bilmem ama büyük ihtimalle yoktur. Hiç bir zaman mükellef lehine bir idari işlem yapmaz. Tekrar Tekrar söylüyorum Yapmaz. Arada yüz binde bir belki örnek çıkar. Ayrıca vergi dairesi tek başına vergi idaresi değildir. Verginin hesaplanıp mükellefe tebligatını yapan, vergi idaresinin en alt kademesidir. Görüş verme yetkisi yoktur. Yaptığı işlemler emsal niteliği taşımaz. Yaptığı idari işlemlerde hata yapma oranı yüksektir.
    Hatta ve hatta vergi mahkemesine dava açarken, karşı taraf hanesine "........ vergi dairesi bile yazamıyoruz". Kendilerini mahkemede temsil yetkileri bile yok. Onun yerine o vergi dairesinden kim sorumluysa o başkanlığın adını yazıyoruz. Bu aynen bir çocuğun yaptığı işi babasına şikayet etmek gibi bir şey. Çocuk vergi dairesi, baba, vergi dairesi başkanlığı.
    Ülkemizde belki de mal müdürlükleriyle birlikte bine yakın vergi dairesi var. İdarenin yaptığı bir işlemin delil niteliğinde emsal olabilmesi için tek bir yetkili makam olması, o makamın da bu konu hakkında söz sahibi olması gerekir. Yani bu dilekçenizi Maliye Bakanlığı kabul etse anlardım, ya da İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı. Daha mahkemelerde kendini bile savunamayan bir vergi dairesinin yaptığı işleme, vergi mahkemesi ne kadar güvenir, durum ortada. Ben olsam güvenmezdim.

    Yine örnek vermem gerekirse varlık barışı dilekçenizi 100 tane vergi dairesine verdiniz, diyelim: 60'ı kabul etti, gel beyanname ver, 40 ı kabul etmem dedi. Yani kendi aralarında bile bir uygulama birliği yok. Bunların yaptığı olumsuz görüşleri dikkate almayıp, şunlar olumlu görüş verdi diyerek, görüş vermeye hakkı bile olmayan, yaptığı uygulamalar emsal sayılmayan bir kurumun yaptığı idari işlem bence delil melil olmaz.

    Hocam ayrıca Tüketici mahkemesi delile felan bakmaz. Deyim yerindeyse boş dilekçe verseniz yine kazanırsınız. Bir tüketiciye bakar bir de karşı firmaya :-) Ne delili, ne yazısı. Tüketici mahkemesinde dava kaybetmek çok önemli bir maharettir. Kaybeden kişiye madalya verilse yeridir yani. :-)

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    sn.kenangumus@gmail.com
    Hocam vergi müfettişi yanlış yapmışsınız diye itiraz etmiyor. "Biz müfettişe varlık barışından faydalandık diyoruz" Adam evraklara bakma gereği bile duymadan, öyle şey mi olur? Vergi Dairesi yanlış yapmış, siz yararlanamazsınız, diyor.
    Bizi çoğu sefer çok iyi yerden yakalamışsınız diye tebrik ediyor. Ancak maliye hiyerarşisi bağımsız hareket etmesinin önünde engel. Muhtemelen inandığını uygulayamayacak.

    Yukarıda yazdım zaten her sorun aynı dilekçeyle çözülmez diye.
    Tabi ki çözülmez. Ama her aynı sorun aynı dilekçe ile çözülür. Negatif reaksiyonlarda ise aldığınız lehe kararlar, üretilen çözümü objektif hale getirir. Bu durumda sorun yaşama ihtimalini azaltır.

    Tekrar ediyorum, vergi dairesine sistem üzerinden verilen beyannameleri, salla-pati vermiyoruz. Mükellefle Mali müşavir arasında e-beyanname verme aracılık ve sorumluluk sözleşmesi yaparak gönderebiliyoruz.
    Mali müşavirlerin çoğu bu sözleşmelere dikkat etmez. Ücretini alır sözleşmeyi tek taraflı doldurur. Nasıl olsa sistem kabul ediyor. Yani prosedür.

    Bu sözleşmeyi sisteme girmeden, sistem beyanname kabul etmiyor.
    Sistem dediğiniz ne verirseniz alan bir otomasyon. Sözleşmenin basitliğini zaten anlattım. Dilerseniz sizin adınıza 10 dk. içinde varlık barışı beyannamesi girdireyim.

    Dolayısıyla verilen her beyannameden vergi dairesinin haberi var. Zaten haberi olmasa, bu ay beyanname vermedin diye özel usulsüzlük cezasını hemen gönderirler.
    Özel usulsüzlük cezasını kafasına göre gönderemez. Öncelikle ihtar ederler. Geçmişe dönük kesmediklerini zaten biliyoruz.

    Vergi dairesinin bilgisi olmadan, hiç kimse e-beyanname sistemi üzerinden bir tane bile beyanname gönderemez.
    Kenan bey otomasyona geçmiş vergi dairelerinde verilen beyannameleri vergi dairesi açıp okumaz, tahakkuk fişi otomatik kesilir. Vergi dairesi ancak tarh dosyasını açarsa bu bilgileri görür. İşe başlama deseniz zaten evlere şenlik. Bunu da şirket kurma diye pazarlamıyorlar mı bir de…

    İki üç ay ard arda KDV beyannamenizde imalatçı sıfatıyla ihraç kayıtlı satış gösterin, ertesi hafta vergi dairesi kontrole gelir, bunlar gerçekten imalatçı mı diye kontrol eder.
    Bahsettiğiniz konu en çok istismar edilen ve fiktif işlemlerin yapıldığı mecra. Bunu varlık barışı ile kıyas yapmanız çok enteresan. Tıpkı akaryakıt sektöründe olduğu gibi ince eleyip sık dokuyacaklardır. Bu konularla kıyas yapmak hata olur.

    Ya da küçük bir atölyede her ay satışlarınız 100 bin TL iken, ertesi aylarda bu rakam 1 milyonlara ulaşırsa, iki üç ay sonra yoklama memuru gelir kontrol eder, hayırdır sen ne iş yapıyorsun diye sorgular.
    Burada da aynı şey geçerli. Sahte fatura düzenlemenin önüne geçmek için hassas davranırlar. Bizim konumuzla ilgisi yok.

    Daha önce dediğim gibi sistem üzerinden beyanname vermekle kağıt olarak beyanname vermek arasında hiç bir fark yoktur. İdarenin bilgisi dahilindedir ve kontrol edilir. Zaten maliye bile genel tebliğinde belirtmiş duruma göre ya kağıt olarak verin, ya da sistem üzerinden verin demiş.
    Hali hazırda kayıt dışı olan biri beyannamesini 3 şekilde verebilir. Kağıt kendisi, e-beyan kendisi, e-beyan mali müşavir. Ancak hepsi için mükellefiyet kaydı açılmalı. Bu kayıt ise iki şekilde açılır.
    1. Ya varlık barışı isteminizi kabul ederler
    2. Ya da Ali Cengiz oyunu ile işe başladım deyip kayıt açtırıp sonra başlamadım diyerek
    Başka formül yok.

    Ayrıca katılmadığım şu noktalar var: Maliye Bakanlığının genel tebliğleri, özelgeleri, vs diğer bütün düzenlemelerinde bir husus mükellefin lehine olursa, mükellefin lehine olduğu açıkça yazıyorsa zaten yasa gereği buna müfettişler buna uymak zorundalar. Ama uygulamada böyle bir durum yok. Mükellefin lehine yazsa bile siz okursunuz lehine anlarsınız, vergi müfettişi okur aleyhine bir anlam çıkarır.

    Ben müfettiş demedim mahkeme dedim yanlış okumuşsunuz. Çünkü lehe düzenlemelerde ihtilaf çıkmaz ya da mevcut çekişme lehe düzenleyici işlemler nazara alınarak sonuçlandırılır. Örnek vermek gerekirse örneğin Genel Tebliğ geçmişe dönük özel usulsüzlük kesilmez diyorsa mahkeme illa keseceksin demez. Böyle bir uyuşmazlık doğmaz.

    Bir husus genel tebliğde mükellefin lehine açık açık yazsa bile uy-maz-lar. Örnek olarak, geçenlerde bir inceleme raporu gördüm, dava açılacak.
    Ben bunu hep mahkeme fonksiyonu açısından açıkladım ama siz idareyi nazara alarak değerlendirmişsiniz. İdare tabi ki daha çok vergi daha çok ceza nazarıyla olaya yaklaşır.

    Benzer şekilde vergi mahkemeleri mükellefin lehine bile olsa bu düzenlemelere uymak ve bunu mükellef lehine yorumlamak zorunda değildir. Vergi mahkemeleri vergi dairesinin kabul ettiği bir işlemi hiç bir araştırma ve inceleme yapmadan doğru sayamaz. Mümkün değil. O zaman yargılama makamı vergi mahkemesi değil vergi dairesi olur. Adama demezler mi vergi dairesinin her yaptığı işi doğru sayacaksanız, sen ne iş yapıyorsun o zaman? diye.
    Bu işin içinden geliyorum. Vergi mahkemelerinde açılan davaların %80’i mükellef lehine sonuçlanır.

    Görüş verme yetkisi yoktur. Yaptığı işlemler emsal niteliği taşımaz.

    Görüş verme yetkisi tabi ki vardır. Bir de davada taraf ise söyledikleri kendini bağlar. Yanlış özelgeye göre işlem yapana ceza verilmez. Danıştay’a göre ise idarenin yanılttığı hallerde mükellef sorumlu tutulmaz. Bunları yok sayamayız.

    Hatta ve hatta vergi mahkemesine dava açarken, karşı taraf hanesine "........ vergi dairesi bile yazamıyoruz". Kendilerini mahkemede temsil yetkileri bile yok.

    Vergi dairelerinin temsil yetkisi vardır. İstanbul vergi mahkemelerinde davalı yani hasım taraf her zaman ilçe vergi daireleridir. Vergi Dairesi Başkanlığı’nı hasım yapamazsınız. Ama küçük şehirlerde başkanlıklar davalı taraftır. Bunun temsil yetkisi ile ilgilisi yok. Bu idari işleme nüfuz edebilecek idari birimin tespitiyle ilgilidir. Hatta vergi dairesi teşkilatı olmayan yerlerde mal müdürlükleri dahi hasımdır (davalıdır).

    Yani bu dilekçenizi Maliye Bakanlığı kabul etse anlardım, ya da İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı. Daha mahkemelerde kendini bile savunamayan bir vergi dairesinin yaptığı işleme, vergi mahkemesi ne kadar güvenir, durum ortada. Ben olsam güvenmezdim.
    Atı alan Üsküdar’ı geçti. İstanbul’da birçok vergi dairesinden aynı görüşü aldık veya şifahi olarak kabul edildi. Tek direnen vergi dairesi GOP. Onun davası da devam ediyor.

    Yine örnek vermem gerekirse varlık barışı dilekçenizi 100 tane vergi dairesine verdiniz, diyelim: 60'ı kabul etti, gel beyanname ver, 40 ı kabul etmem dedi. Yani kendi aralarında bile bir uygulama birliği yok. Bunların yaptığı olumsuz görüşleri dikkate almayıp, şunlar olumlu görüş verdi diyerek, görüş vermeye hakkı bile olmayan, yaptığı uygulamalar emsal sayılmayan bir kurumun yaptığı idari işlem bence delil melil olmaz.

    Size göre delil olmayabilir ama benim bilgi ve tecrübelerime göre mükemmel delil olacaktır. Bunu zamanla göreceğiz.

    Hocam ayrıca Tüketici mahkemesi delile felan bakmaz. Deyim yerindeyse boş dilekçe verseniz yine kazanırsınız.
    Buna yorum yapmayacağım. Ne diyeyim ki 😊

    İyi çalışmalar