kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Sırasıyla görüşlerimi belirteyim:

1-Vergi dairesiyle aynı şekilde görüş birliği sağlamak konsensus sağlamanın varlık barışından faydalanıp faydalanılmayacağı noktasında bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ülkemizde binlerce vergi dairesi var. Tamamından aynı şekilde görüş almak, bir konu hakkında konsensus sağlamak mümkün değildir. Aynı ildeki hatta aynı ilçedeki vergi dairelerinin bile idari işlemlerde yaptığı uygulamalar farklı farklıdır. Hiç biri ötesine uymaz, benzemez. Vergi müfettişleri de öyledir. Birisi varlık barışına olumlu bakar öteki bakmaz. Bir grup başkanlığı olumlu bakar, öteki grup başkanlığı olumlu bakmaz. Ayrıca beyanname verirken vergi dairesinin iradesi veya görmesi diye bir şart aranmaz. Mükellef beyanını istediği şekilde verir. Vergi dairesi bu beyannameyi inceleyip ilave tarhiyat yapabilir. Onun dışında beyannameyi reddetme diye bir lüksü veya yetkisi yoktur. Bizim vergi mevzuatımız beyana dayanır. Maliye Bakanlığı kağıt evraklarla beyannamelerle uğraşmamak adına e-beyanname sistemine geçmiştir. Günümüzde şu an beyannamelerin % 99'u bu sistem kullanılarak veriliyor. Dolayısıyla Türkiye'de verilen beyannamelerin % 99 u vergi dairelerinin iradesi alınmadan verilmiş oluyor. e-beyanname vermeden önce maliye ile online sözleşme imzalıyoruz. Ben veriyorum sorumluluk bende, sen de idare olarak alıyorsun haberin olsun diye. Yani her şey karşılıklı anlaşma ile oluyor. Habersiz bir işlem söz konusu bile değil. Herkesin birbirinden haberi var. Sistem üzerinden veya kağıt ortamında verilen bütün beyannameleri maliye itirazsız kabul ediyor. Etmek zorunda.
Ayrıca şunu daha iyi bilirsiniz ki; idarenin yaptığı her iş doğru değildir. Yani hukuka uygun olmayabilir. Bunun için vergi mahkemeleri veya idare mahkemeleri ihdas edilmiştir. İdare, yaptığı idari işlemin hukuka uygun olmadığına kanaat getirirse her zaman bu idari işlemi iptal edebilir veya düzeltebilir. Yani yaptıkları idari işlem ilelebet değiştirilemez değildir. Bunu kendileri değiştirebileceği gibi mahkemeye yoluyla iptal edilerek de değiştirebiliriz.
Ayrıca kanunda açıkça yazan bir konu için ben neden vergi dairesinden icazet alıyım, neden onun görüşüne başvurayım. Bu durum, yaptığı işten emin olmayan bir kişinin kendisini destekleyecek bir şahit bulmasından farksızdır. Ya da ne zamandan beri vergi davaları görülürken, mahkemeler idarenin görüşünü dikkate almaya başladılar. Hem maliye bakanlığının yayınladığı genel tebliğlere, özelgelere çöp diyorsunuz, hem de vergi dairesinin vergi beyannamesi verebilirsiniz şeklindeki icazetine yani iznine delil gözüyle bakabiliyorsunuz? Ne zamandan beri, vergi dairelerinin görüşleri, maliye bakanlığının görüşlerinden daha değerli hale geldi.
Siz de biliyorsunuz ki VUK'na göre vergi dairesinin görevi genel olarak sadece ve sadece verginin tarh edilmesiyle sınırlıdır. Verdikleri görüşün, değerlendirmenin hiç bir önemi yoktur. Zaten mükellefle, vergi idaresi arasında bir konsensus olmadığı için vergi mahkemeleri var.

2-"İhbar dilekçesi üzerine dava açamazsınız ama talep dilekçesi üzerine dava açabilirsiniz." Yaptığım araştırmalar ve görüşmeler neticesinde, ben dava açılabileceğini düşünüyorum (ihbar dilekçesine değil tabi vergi incelemesine). Bu konuda görüş ayrılığımız olması gayet normaldir.

3-Hocam vergi mahkemesine dava dilekçesi gittiğinde neye bakacaktır?
-Bu kişi varlık barışından faydalanmış mı? Faydalanma şartlarını yerine getirmiş mi?
-Bu kişi varlık barışından faydalanabilir mi? Yani bu yasal düzenleme bu kişiyi de kapsıyor mu?
Bu iki konuyu açıklığı kavuşturacak. Açıklığa kavuştururken de yasal düzenlemeyi inceleyecek, her iki tarafın değerlendirmelerini oturup konuşup görüşecekler. Sonra 3 tane hakim kendi görüşünü söyleyecekler. Belki içlerinden bir tanesi veya iki tanesi karara muhalif olacaklar. Bunları siz daha iyi biliyorsunuz. Bu yüzden görüşlerimizin farklı olması son derece normaldir. Aynı mahkemedeki 3 hakim bile birbiriyle anlaşamıyor, farklı yönde kararlar veriyorlar. Bu normal bir şey yani.
Hemen vergi mahkemesinde niye iş bitsin. Belki vergi mahkemeleri olumlu karar verecek, bölge idare mahkemeleri kararları bozacak. Ya da tam tersi vergi mahkemeleri davaları kabul etmeyecek, bölge idare mahkemeleri kabul edecek. Daha nereye bitiyor. Hocam dünya kadar Danıştay kararı var. Mahkeme kararı var. 3 hakimden birisinin muhalif olduğu, davanın kabul edildiği, üst mahkemede bozulduğu, sonra en üst mahkeme Danıştay'da danıştay savcısının görüşünün farklı olduğu, tetkik hakiminin görüşünün farklı olduğu, hatta Danıştay daki 5 kişilik üyenin bile görüşlerinin farklı olduğu, 3 ünün evet dediği 2 sinin hayır dediği, dünya kadar karar var. Nereye çözülüyor. Daha dur Bismillah iş daha yeni başlıyor.

4-"Eğer vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmezseniz, bu tek taraflı üretilmiş bir yasa yorumu olarak kalacak." Bu konuya da katılmıyorum. Vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmeniz Türkiye tarihinde görülmemiş bir olaydır. Yok böyle bir amaç. Hiç olur mu öyle şey? Bütün meslektaşlarım da bilir, bir kanun çıkarsa, bir düzenleme yapılırsa, bir tebliğ, sirküler vs diğer düzenleyici işlemler yayımlanırsa o düzenleme kesinlikle vergi mükellefinin aleyhine yorumlanır. Ben daha vergiyle ilgili mükellefin lehine uygulanan bir idari işlem görmedim. Olanlar da şu şekilde oluyor. Artık aynı konuda vergi davalarını kaybetmeye başlayınca, daha fazla avukatlık masrafı, dava masrafı yapmayalım (dikkat edin hukuka uyalım, mükellef haklarını gözetelim diye değil) diye bir genel tebliğ yayımlarlar. Bundan sonra böyle yapılacak der. Örnek mi? 449 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği. Aynen bunlar yazar, biz haksızız, mahkemeler bizi haksız gördü, bu yüzden bu düzenlemeyi yaptık yazmaz.
Bir de hocam tüketici mahkemeleri olayına hiç girmeyelim İsterseniz. Bu konuyla yakından uzaktan alakası yok. Bizim konuştuğumuz fikir beyan ettiğimiz şey idari dava, örnek verdiğiniz olay adli bir dava. Yanıtı da tüketici kesinlikle haklıdır. O kişi uğraşırsa, istediği renk telefonu istediği şekilde alır.

5-"Müfettişin inceleme yetkisi varlık barışı kapsamında beyan edilen ile kendisinin tespit ettiği kayıt dışı kazancın uyumlu olup olmamasıyla sınırlıdır. Bunu aştığı nispette işlemlerin iptal edilmesi gerekir. Böyle bir yetkisi bulunduğunu düşünmüyorum." Tamam bu konuda hemfikiriz. Geçenlerde başımıza geldi. İncelemede olan bir vatandaş, incelemesi neredeyse bitmek üzere, varlık barışından faydalandık. Bize dediği şu "Vergi Dairesi yanlış yapmış, ama yine de ben bir görüşme yapıyım, yukarısı kabul ederse, varlık barışınızı kabul eder, dosyanızı kapatırım". Dediği cümle çok önemli. Çünkü bu adamlar vergi dairelerinin yaptığı işlemleri de denetliyor. Demek ki vergi daireleri de diğer bütün kamu kurum ve kuruluşları gibi, insanlar gibi yanlış işlem yapabiliyor. Mühür onda hocam. İsterse dosyayı kapatır, isterse devam eder. Her ne kadar buna yetkisi olmasa da yapıyorlar. Sonuçta o da bir makam. Vergi dairesinin yaptığı her işlemi uygulamak zorunda değil.

Sonuç olarak görüşlerinize saygı duyarım, içinden alabildiğim güzel noktaları seçerim kullanırım. Bunlar için teşekkür ederim. Ama yukarıda yazdığım gibi ben vergi mahkemelerinin en azından Ankara ili için konuşuyorum, vergi dairesinin görüşünün ne olduğunu dikkate alacağını pek zannetmiyorum. önemli olan o mahkemedeki 3 hakim (öncelik mahkeme başkanı olmak üzere) ne düşünüyor. Kararı vergi dairesi vermeyecek, bu 3 hakim verecek. Sonrasında bildiğiniz gibi itiraz, temyiz, düzeltme vs vs.

Kenan Gümüş
S.M. Mali Müşavir
sn.kenangumus@gmail.com
Hem maliye bakanlığının yayınladığı genel tebliğlere, özelgelere çöp diyorsunuz, hem de vergi dairesinin vergi beyannamesi verebilirsiniz şeklindeki icazetine yani iznine delil gözüyle bakabiliyorsunuz?

Kesinlikle bunlar vergi yargısında dikkate alınmaz. Ama ne zaman, mükellefin aleyhine olduğu zaman. Lehine ise dikkate alınır. Mantık aslında çok basit. İdari yargı ve özel olarak vergi mahkemelerinde davalı her zaman idaredir. Siz hiçbir zaman mükellefi davalı yapamazsınız. Bu durumda davalının ortaya koyduğu düşünce mükellef lehine ise değişmez, ama aleyhine ise değişir. İkisi arasında çok önemli ve ince fark budur. Dolayısıyla varlık barışındaki olumlu görüşler değişmeyecektir, çünkü kimse varlık barışından yararlandığı için dava açmaz ancak yararlandırılmazsa dava açar. Bunun bir sonucu olarak da vergi idaresinin mükellef lehine ortaya koyduğu düşünce ve mülahazaların mahkemece dikkate alınmaması veya ortadan kaldırılması görülmemiş bir hadise olacaktır.

Bize dediği şu "Vergi Dairesi yanlış yapmış, ama yine de ben bir görüşme yapıyım, yukarısı kabul ederse, varlık barışınızı kabul eder, dosyanızı kapatırım".

Hem beyanname üzerine tahakkuk yapma noktasında vergi dairesinin dahli yoktur demişsiniz, hem müfettiş vergi dairesi yanlış yapmış diye itiraz etmiş. Vergi dairesinin yanlışlığı nerede? Doğrudan beyan üzere yapılan tahakkuklardan haberi bile yok. Bu ancak bizim yaptığımız ve kabul edilen dilekçeli başvurular üzerine yapılması muhtemel bir itiraz ve değerlendirme

İdari dava, örnek verdiğiniz olay adli bir dava.
Delil durumunu kullanma açısından fark yok. Her iki mahkemede de resmi yazılı belgeler delildir.

Geri kalanlar zaten genel bilgiler.

Teşekkür ederim.