alcaym adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
"Zaten verilen beyannameyi VEDOP sistemi üzerinden hem vergi müfettişleri hem de vergi dairesi görüyor."
Vergi dairesi bunu ancak gerek olduğu zaman görüyor. Otomasyon üzerinden verilen beyannameler idarenin iradesi ile işleme alınmamaktadır. Örneğin ben hali hazırda kayıt dışı kazanç elde etmedim. Ama ben de 1.000.000 TL varlık barışı beyannamesi verebilirim. Peki benim durumum varlık barışına uygun mu? Değil. Çünkü ben mükellef de değilim, para da kazanmadım. Ama beyanname vermeme engel yok. Bu nedenle önemli olan beyanname vermek değil ve tahakkuk sağlamak değil, vergi idaresi ile aynı hukuki görüşü paylaşmaya, konsensüs sağlamaya çalışmaktır.

"Kağıt olarak verilen dilekçe ile sistem üzerinden verilen dilekçe arasında hiçbir fark yoktur."
Evet ikisi arasında fark yok ama bir talep içeren dilekçe ile ihbar dilekçesinin hukuki sonuçları tamamen birbirinden farklıdır. İhbar dilekçesi üzerine dava açamazsınız ama talep dilekçesi üzerine dava açabilirsiniz. Beyanname verdikten sonra dilekçe sunmak bir ihbar dilekçesidir. Aslında buna dilekçe de denmez. Adı üstünde dilekçe bir istem, bir arzu, bir dilek içermelidir. Oysa haber verme tek taraflı bir eylemdir. Bu nedenle vergi idaresi ile aynı görüşte birleştirmez.

"Daha önce de dediğim gibi, hiçbir vergi/varlık barışı düzenlemesinde vergi dairesinden izin/icazet almak gibi bir durum söz konusu değildir."
Vergi dairesinden icazet almak gereklidir. Çünkü varlık barışı kanunu yoruma açık kuralları içerir. Eğer biz kendi yaptığımız yorumu idareye benimsetirsek zaten vergi mahkemesinde iş bitmiştir. Ancak diğer uygulamada vergi dairesi itiraz edecektir. Bizim elimizdeki dosyalara itiraz ettiğinde ise itirazlarının aksi yöndeki işlem ve iradelerini önlerine koyacağız. Dolayısıyla vergi dairesi sen varlık barışından yararlanamazsın diyemeyecek. Ancak önce beyan verir sonra ihbar ederseniz, buna çok güzel itiraz edecektir.

"Sırf 2577 sayılı yasada belirtildiği şekilde, idareyle bir çekişme yaratmak için dilekçe verilmesinin önünde bir engel olmasa da, sonuca ulaştırma ihtimali olsa da bana çok mantıklı gelmiyor. En azından benim tarzım değil."
Bu benim tarzım olduğundan değil idari yargı ve Danıştay uygulamalarına göre bu şekilde başvurular ve akabinde tesis edilen işlemler hukuki sonuç doğurduğundan tercih ettim. Benim tek bir amacım var vergileri mahkeme eliyle bertaraf etmek. Açıkçası çok faydasını görmeye başladık.

"Devletimiz böyle böyle varlık barışı çıkarmış, ben bu yasadan faydalanmak için gerekli şartlara sahibim, bu yüzden varlık barışından faydalandım. O halde bu yasa beni vergi incelemesinden korusun, olmadı, inceleme sonrası tarhiyatlardan korusun"
Eğer vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmezseniz, bu tek taraflı üretilmiş bir yasa yorumu olarak kalacak. Düşünsenize bir mağazadan kırmızı bir telefon almak için sipariş formu doldurdunuz, mağaza yetkilisi bunu onayladı, ücretini ödediniz ve telefon kutusunu alıp eve geldiniz siyah çıktı. Tüketici mahkemesinde ben kırmızı istedim siyah vermişler derseniz onaylı formu gösterirsiniz ve başka bir ispata gerek kalmaz. Ama bu olmadan dava ederseniz kırmızı istediğinizi ve mağazanın kırmızı telefon sattığını ispatlamanız gerekir. Dolayısıyla varlık barışında da mahkemeyi elde veri yokken aynı yorumu yapmaya ikna etmelisiniz. Bu çok daha zor.

"Varlık barışını kabul etmek veya reddetmek yetkisi bir nevi vergi müfettişinin görüşüne/yetkisine bağlıdır.
Müfettişin inceleme yetkisi varlık barışı kapsamında beyan edilen ile kendisinin tespit ettiği kayıt dışı kazancın uyumlu olup olmamasıyla sınırlıdır. Bunu aştığı nispette işlemlerin iptal edilmesi gerekir. Böyle bir yetkisi bulunduğunu düşünmüyorum.

Yorumlarınız için teşekkür ederim.
Sırasıyla görüşlerimi belirteyim:

1-Vergi dairesiyle aynı şekilde görüş birliği sağlamak konsensus sağlamanın varlık barışından faydalanıp faydalanılmayacağı noktasında bir faydasının olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ülkemizde binlerce vergi dairesi var. Tamamından aynı şekilde görüş almak, bir konu hakkında konsensus sağlamak mümkün değildir. Aynı ildeki hatta aynı ilçedeki vergi dairelerinin bile idari işlemlerde yaptığı uygulamalar farklı farklıdır. Hiç biri ötesine uymaz, benzemez. Vergi müfettişleri de öyledir. Birisi varlık barışına olumlu bakar öteki bakmaz. Bir grup başkanlığı olumlu bakar, öteki grup başkanlığı olumlu bakmaz. Ayrıca beyanname verirken vergi dairesinin iradesi veya görmesi diye bir şart aranmaz. Mükellef beyanını istediği şekilde verir. Vergi dairesi bu beyannameyi inceleyip ilave tarhiyat yapabilir. Onun dışında beyannameyi reddetme diye bir lüksü veya yetkisi yoktur. Bizim vergi mevzuatımız beyana dayanır. Maliye Bakanlığı kağıt evraklarla beyannamelerle uğraşmamak adına e-beyanname sistemine geçmiştir. Günümüzde şu an beyannamelerin % 99'u bu sistem kullanılarak veriliyor. Dolayısıyla Türkiye'de verilen beyannamelerin % 99 u vergi dairelerinin iradesi alınmadan verilmiş oluyor. e-beyanname vermeden önce maliye ile online sözleşme imzalıyoruz. Ben veriyorum sorumluluk bende, sen de idare olarak alıyorsun haberin olsun diye. Yani her şey karşılıklı anlaşma ile oluyor. Habersiz bir işlem söz konusu bile değil. Herkesin birbirinden haberi var. Sistem üzerinden veya kağıt ortamında verilen bütün beyannameleri maliye itirazsız kabul ediyor. Etmek zorunda.
Ayrıca şunu daha iyi bilirsiniz ki; idarenin yaptığı her iş doğru değildir. Yani hukuka uygun olmayabilir. Bunun için vergi mahkemeleri veya idare mahkemeleri ihdas edilmiştir. İdare, yaptığı idari işlemin hukuka uygun olmadığına kanaat getirirse her zaman bu idari işlemi iptal edebilir veya düzeltebilir. Yani yaptıkları idari işlem ilelebet değiştirilemez değildir. Bunu kendileri değiştirebileceği gibi mahkemeye yoluyla iptal edilerek de değiştirebiliriz.
Ayrıca kanunda açıkça yazan bir konu için ben neden vergi dairesinden icazet alıyım, neden onun görüşüne başvurayım. Bu durum, yaptığı işten emin olmayan bir kişinin kendisini destekleyecek bir şahit bulmasından farksızdır. Ya da ne zamandan beri vergi davaları görülürken, mahkemeler idarenin görüşünü dikkate almaya başladılar. Hem maliye bakanlığının yayınladığı genel tebliğlere, özelgelere çöp diyorsunuz, hem de vergi dairesinin vergi beyannamesi verebilirsiniz şeklindeki icazetine yani iznine delil gözüyle bakabiliyorsunuz? Ne zamandan beri, vergi dairelerinin görüşleri, maliye bakanlığının görüşlerinden daha değerli hale geldi.
Siz de biliyorsunuz ki VUK'na göre vergi dairesinin görevi genel olarak sadece ve sadece verginin tarh edilmesiyle sınırlıdır. Verdikleri görüşün, değerlendirmenin hiç bir önemi yoktur. Zaten mükellefle, vergi idaresi arasında bir konsensus olmadığı için vergi mahkemeleri var.

2-"İhbar dilekçesi üzerine dava açamazsınız ama talep dilekçesi üzerine dava açabilirsiniz." Yaptığım araştırmalar ve görüşmeler neticesinde, ben dava açılabileceğini düşünüyorum (ihbar dilekçesine değil tabi vergi incelemesine). Bu konuda görüş ayrılığımız olması gayet normaldir.

3-Hocam vergi mahkemesine dava dilekçesi gittiğinde neye bakacaktır?
-Bu kişi varlık barışından faydalanmış mı? Faydalanma şartlarını yerine getirmiş mi?
-Bu kişi varlık barışından faydalanabilir mi? Yani bu yasal düzenleme bu kişiyi de kapsıyor mu?
Bu iki konuyu açıklığı kavuşturacak. Açıklığa kavuştururken de yasal düzenlemeyi inceleyecek, her iki tarafın değerlendirmelerini oturup konuşup görüşecekler. Sonra 3 tane hakim kendi görüşünü söyleyecekler. Belki içlerinden bir tanesi veya iki tanesi karara muhalif olacaklar. Bunları siz daha iyi biliyorsunuz. Bu yüzden görüşlerimizin farklı olması son derece normaldir. Aynı mahkemedeki 3 hakim bile birbiriyle anlaşamıyor, farklı yönde kararlar veriyorlar. Bu normal bir şey yani.
Hemen vergi mahkemesinde niye iş bitsin. Belki vergi mahkemeleri olumlu karar verecek, bölge idare mahkemeleri kararları bozacak. Ya da tam tersi vergi mahkemeleri davaları kabul etmeyecek, bölge idare mahkemeleri kabul edecek. Daha nereye bitiyor. Hocam dünya kadar Danıştay kararı var. Mahkeme kararı var. 3 hakimden birisinin muhalif olduğu, davanın kabul edildiği, üst mahkemede bozulduğu, sonra en üst mahkeme Danıştay'da danıştay savcısının görüşünün farklı olduğu, tetkik hakiminin görüşünün farklı olduğu, hatta Danıştay daki 5 kişilik üyenin bile görüşlerinin farklı olduğu, 3 ünün evet dediği 2 sinin hayır dediği, dünya kadar karar var. Nereye çözülüyor. Daha dur Bismillah iş daha yeni başlıyor.

4-"Eğer vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmezseniz, bu tek taraflı üretilmiş bir yasa yorumu olarak kalacak." Bu konuya da katılmıyorum. Vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmeniz Türkiye tarihinde görülmemiş bir olaydır. Yok böyle bir amaç. Hiç olur mu öyle şey? Bütün meslektaşlarım da bilir, bir kanun çıkarsa, bir düzenleme yapılırsa, bir tebliğ, sirküler vs diğer düzenleyici işlemler yayımlanırsa o düzenleme kesinlikle vergi mükellefinin aleyhine yorumlanır. Ben daha vergiyle ilgili mükellefin lehine uygulanan bir idari işlem görmedim. Olanlar da şu şekilde oluyor. Artık aynı konuda vergi davalarını kaybetmeye başlayınca, daha fazla avukatlık masrafı, dava masrafı yapmayalım (dikkat edin hukuka uyalım, mükellef haklarını gözetelim diye değil) diye bir genel tebliğ yayımlarlar. Bundan sonra böyle yapılacak der. Örnek mi? 449 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği. Aynen bunlar yazar, biz haksızız, mahkemeler bizi haksız gördü, bu yüzden bu düzenlemeyi yaptık yazmaz.
Bir de hocam tüketici mahkemeleri olayına hiç girmeyelim İsterseniz. Bu konuyla yakından uzaktan alakası yok. Bizim konuştuğumuz fikir beyan ettiğimiz şey idari dava, örnek verdiğiniz olay adli bir dava. Yanıtı da tüketici kesinlikle haklıdır. O kişi uğraşırsa, istediği renk telefonu istediği şekilde alır.

5-"Müfettişin inceleme yetkisi varlık barışı kapsamında beyan edilen ile kendisinin tespit ettiği kayıt dışı kazancın uyumlu olup olmamasıyla sınırlıdır. Bunu aştığı nispette işlemlerin iptal edilmesi gerekir. Böyle bir yetkisi bulunduğunu düşünmüyorum." Tamam bu konuda hemfikiriz. Geçenlerde başımıza geldi. İncelemede olan bir vatandaş, incelemesi neredeyse bitmek üzere, varlık barışından faydalandık. Bize dediği şu "Vergi Dairesi yanlış yapmış, ama yine de ben bir görüşme yapıyım, yukarısı kabul ederse, varlık barışınızı kabul eder, dosyanızı kapatırım". Dediği cümle çok önemli. Çünkü bu adamlar vergi dairelerinin yaptığı işlemleri de denetliyor. Demek ki vergi daireleri de diğer bütün kamu kurum ve kuruluşları gibi, insanlar gibi yanlış işlem yapabiliyor. Mühür onda hocam. İsterse dosyayı kapatır, isterse devam eder. Her ne kadar buna yetkisi olmasa da yapıyorlar. Sonuçta o da bir makam. Vergi dairesinin yaptığı her işlemi uygulamak zorunda değil.

Sonuç olarak görüşlerinize saygı duyarım, içinden alabildiğim güzel noktaları seçerim kullanırım. Bunlar için teşekkür ederim. Ama yukarıda yazdığım gibi ben vergi mahkemelerinin en azından Ankara ili için konuşuyorum, vergi dairesinin görüşünün ne olduğunu dikkate alacağını pek zannetmiyorum. önemli olan o mahkemedeki 3 hakim (öncelik mahkeme başkanı olmak üzere) ne düşünüyor. Kararı vergi dairesi vermeyecek, bu 3 hakim verecek. Sonrasında bildiğiniz gibi itiraz, temyiz, düzeltme vs vs.

Kenan Gümüş
S.M. Mali Müşavir
sn.kenangumus@gmail.com