alcaym adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hem maliye bakanlığının yayınladığı genel tebliğlere, özelgelere çöp diyorsunuz, hem de vergi dairesinin vergi beyannamesi verebilirsiniz şeklindeki icazetine yani iznine delil gözüyle bakabiliyorsunuz?

Kesinlikle bunlar vergi yargısında dikkate alınmaz. Ama ne zaman, mükellefin aleyhine olduğu zaman. Lehine ise dikkate alınır. Mantık aslında çok basit. İdari yargı ve özel olarak vergi mahkemelerinde davalı her zaman idaredir. Siz hiçbir zaman mükellefi davalı yapamazsınız. Bu durumda davalının ortaya koyduğu düşünce mükellef lehine ise değişmez, ama aleyhine ise değişir. İkisi arasında çok önemli ve ince fark budur. Dolayısıyla varlık barışındaki olumlu görüşler değişmeyecektir, çünkü kimse varlık barışından yararlandığı için dava açmaz ancak yararlandırılmazsa dava açar. Bunun bir sonucu olarak da vergi idaresinin mükellef lehine ortaya koyduğu düşünce ve mülahazaların mahkemece dikkate alınmaması veya ortadan kaldırılması görülmemiş bir hadise olacaktır.

Bize dediği şu "Vergi Dairesi yanlış yapmış, ama yine de ben bir görüşme yapıyım, yukarısı kabul ederse, varlık barışınızı kabul eder, dosyanızı kapatırım".

Hem beyanname üzerine tahakkuk yapma noktasında vergi dairesinin dahli yoktur demişsiniz, hem müfettiş vergi dairesi yanlış yapmış diye itiraz etmiş. Vergi dairesinin yanlışlığı nerede? Doğrudan beyan üzere yapılan tahakkuklardan haberi bile yok. Bu ancak bizim yaptığımız ve kabul edilen dilekçeli başvurular üzerine yapılması muhtemel bir itiraz ve değerlendirme

İdari dava, örnek verdiğiniz olay adli bir dava.
Delil durumunu kullanma açısından fark yok. Her iki mahkemede de resmi yazılı belgeler delildir.

Geri kalanlar zaten genel bilgiler.

Teşekkür ederim.
Hocam vergi müfettişi yanlış yapmışsınız diye itiraz etmiyor. "Biz müfettişe varlık barışından faydalandık diyoruz" Adam evraklara bakma gereği bile duymadan, öyle şey mi olur? Vergi Dairesi yanlış yapmış, siz yararlanamazsınız, diyor. Yukarıda yazdım zaten her sorun aynı dilekçeyle çözülmez diye. İşime gelen bilgiyi alır kullanırım diye belirttim, forumda defalarca yazdım. Sizin dilekçenizi (update edilmiş hali) kullandığım da oluyor, ben bundan gocunmam, 4 farklı dilekçe kullanıyorum. Olayın geldiği aşamaya göre. Doğrudan sistem üzerinden beyanname verdiğimizde, bunu kabul eden, bu sefer de siz hata yapmışsınız diyen de var. Yani karşınızdaki kişi dilekçeyi veya beyannameyi nasıl verdiğinize bakmıyor. Mutlaka kendi mantığına göre bir bahane buluyor. Tekrar ediyorum, vergi dairesine sistem üzerinden verilen beyannameleri, salla-pati vermiyoruz. Mükellefle Mali müşavir arasında e-beyanname verme aracılık ve sorumluluk sözleşmesi yaparak gönderebiliyoruz. Bu sözleşmeyi sisteme girmeden, sistem beyanname kabul etmiyor. Dolayısıyla verilen her beyannameden vergi dairesinin haberi var. Zaten haberi olmasa, bu ay beyanname vermedin diye özel usulsüzlük cezasını hemen gönderirler. Vergi dairesinin bilgisi olmadan, hiç kimse e-beyanname sistemi üzerinden bir tane bile beyanname gönderemez. İki üç ay ard arda KDV beyannamenizde imalatçı sıfatıyla ihraç kayıtlı satış gösterin, ertesi hafta vergi dairesi kontrole gelir, bunlar gerçekten imalatçı mı diye kontrol eder. Ya da küçük bir atölyede her ay satışlarınız 100 bin TL iken, ertesi aylarda bu rakam 1 milyonlara ulaşırsa, iki üç ay sonra yoklama memuru gelir kontrol eder, hayırdır sen ne iş yapıyorsun diye sorgular. Daha önce dediğim gibi sistem üzerinden beyanname vermekle kağıt olarak beyanname vermek arasında hiç bir fark yoktur. İdarenin bilgisi dahilindedir ve kontrol edilir. Zaten maliye bile genel tebliğinde belirtmiş duruma göre ya kağıt olarak verin, ya da sistem üzerinden verin demiş.

Ayrıca katılmadığım şu noktalar var: Maliye Bakanlığının genel tebliğleri, özelgeleri, vs diğer bütün düzenlemelerinde bir husus mükellefin lehine olursa, mükellefin lehine olduğu açıkça yazıyorsa zaten yasa gereği buna müfettişler buna uymak zorundalar. Ama uygulamada böyle bir durum yok. Mükellefin lehine yazsa bile siz okursunuz lehine anlarsınız, vergi müfettişi okur aleyhine bir anlam çıkarır. Kafa yapısı tamamen farklı yani. Şartlanmış bir şekilde yorum yaparlar. Bir husus genel tebliğde mükellefin lehine açık açık yazsa bile uy-maz-lar. Örnek olarak, geçenlerde bir inceleme raporu gördüm, dava açılacak. VUK 449 Genel Tebliğ de beyanname vermemeye ceza kesmeyin dediği halde müfettiş ne bulduysa kesmiş.

Benzer şekilde vergi mahkemeleri mükellefin lehine bile olsa bu düzenlemelere uymak ve bunu mükellef lehine yorumlamak zorunda değildir. Vergi mahkemeleri vergi dairesinin kabul ettiği bir işlemi hiç bir araştırma ve inceleme yapmadan doğru sayamaz. Mümkün değil. O zaman yargılama makamı vergi mahkemesi değil vergi dairesi olur. Adama demezler mi vergi dairesinin her yaptığı işi doğru sayacaksanız, sen ne iş yapıyorsun o zaman? diye.

"Bunun bir sonucu olarak da vergi idaresinin mükellef lehine ortaya koyduğu düşünce ve mülahazaların mahkemece dikkate alınmaması veya ortadan kaldırılması görülmemiş bir hadise olacaktır." bu görüşünüze de katılamıyorum maalesef. Çünkü siz de hak verirsiniz ki vergi idaresi hiç bir zaman Türkiye tarihinde var mıdır bilmem ama büyük ihtimalle yoktur. Hiç bir zaman mükellef lehine bir idari işlem yapmaz. Tekrar Tekrar söylüyorum Yapmaz. Arada yüz binde bir belki örnek çıkar. Ayrıca vergi dairesi tek başına vergi idaresi değildir. Verginin hesaplanıp mükellefe tebligatını yapan, vergi idaresinin en alt kademesidir. Görüş verme yetkisi yoktur. Yaptığı işlemler emsal niteliği taşımaz. Yaptığı idari işlemlerde hata yapma oranı yüksektir.
Hatta ve hatta vergi mahkemesine dava açarken, karşı taraf hanesine "........ vergi dairesi bile yazamıyoruz". Kendilerini mahkemede temsil yetkileri bile yok. Onun yerine o vergi dairesinden kim sorumluysa o başkanlığın adını yazıyoruz. Bu aynen bir çocuğun yaptığı işi babasına şikayet etmek gibi bir şey. Çocuk vergi dairesi, baba, vergi dairesi başkanlığı.
Ülkemizde belki de mal müdürlükleriyle birlikte bine yakın vergi dairesi var. İdarenin yaptığı bir işlemin delil niteliğinde emsal olabilmesi için tek bir yetkili makam olması, o makamın da bu konu hakkında söz sahibi olması gerekir. Yani bu dilekçenizi Maliye Bakanlığı kabul etse anlardım, ya da İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı. Daha mahkemelerde kendini bile savunamayan bir vergi dairesinin yaptığı işleme, vergi mahkemesi ne kadar güvenir, durum ortada. Ben olsam güvenmezdim.

Yine örnek vermem gerekirse varlık barışı dilekçenizi 100 tane vergi dairesine verdiniz, diyelim: 60'ı kabul etti, gel beyanname ver, 40 ı kabul etmem dedi. Yani kendi aralarında bile bir uygulama birliği yok. Bunların yaptığı olumsuz görüşleri dikkate almayıp, şunlar olumlu görüş verdi diyerek, görüş vermeye hakkı bile olmayan, yaptığı uygulamalar emsal sayılmayan bir kurumun yaptığı idari işlem bence delil melil olmaz.

Hocam ayrıca Tüketici mahkemesi delile felan bakmaz. Deyim yerindeyse boş dilekçe verseniz yine kazanırsınız. Bir tüketiciye bakar bir de karşı firmaya :-) Ne delili, ne yazısı. Tüketici mahkemesinde dava kaybetmek çok önemli bir maharettir. Kaybeden kişiye madalya verilse yeridir yani. :-)

Kenan Gümüş
S.M. Mali Müşavir
sn.kenangumus@gmail.com