kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam yaptığımız uygulamada vergi dairesinin haberinin olmaması mümkün değil. Zaten verilen beyannameyi VEDOP sistemi üzerinden hem vergi müfettişleri hem de vergi dairesi görüyor. Vergi incelemelerinde müfettişler, sistem üzerinden varlık barışından faydalanmışsınız, diye belirtiyorlar. Diğer taraftan vergi dairesine konu hakkında dilekçeyle bilgi veriyoruz. "Bakın biz varlık barışından faydalandık haberiniz olsun", diyoruz. Vergi Dairesi bu dilekçeyi alıyor, ona evrak kayıt numarası veriyor yani verilen dilekçelerin görülmemesi gibi bir durum yoktur. Kağıt olarak verilen dilekçe ile sistem üzerinden verilen dilekçe arasında hiçbir fark yoktur. İkisinin de dökümünü ilgili memur alır, evrak kayıt numarası verir, ilgilisine daire içinde havale ederler. Kendisine evrak havale edilen uzman, konuya bakar, inceler, bir şey yapmaya karar verirse gereğini yapar. Vergi Dairelerine interaktif vergi dairesi üzerinden verilen her dilekçe mutlaka ama mutlaka, kayıt numarası alır ve ilgili uzmana havale edilir. Eğer vergi dairesinin bu dilekçeye bir itirazı varsa -ki olamaz, mümkün değil-ben bu işlemi kabul ediyorum veya etmiyorum şeklinde bize bir dönüş yapar. Daha önce de dediğim gibi, hiçbir vergi/varlık barışı düzenlemesinde vergi dairesinden izin/icazet almak gibi bir durum söz konusu değildir. Vergi dairelerine yasayla varlık barışını kabul veya red yetkisi verilmemiştir.

Takdir edersiniz ki her sorun aynı dilekçe ile çözülmez, mümkün değildir. Benim sizin dilekçeniz ile varlık barışı yaptığım işler de oldu. Yani sorun çıkarmayan vergi daireleri (ağırlık Ankara+İstanbul). Farklı dilekçelerle varlık barışından faydalandırdığım işler de oldu. Fakat bunların tamamı geçici çözümdür. Bu iş mahkemeye gitmediği sürece, oradan bir karar çıkmadığı sürece geçici çözüm olarak kalacaktır. Varlık Barışından bu veya farklı yöntemlerle yararlanan kişiler mutlaka ama mutlaka incelenecektir. Ve tecrübelerim doğrultusunda eminim ki vergi müfettişlerinin % 80-90 lık bir kısmı, aldıkları/alacakları talimat gereği varlık barışını dikkate almayıp incelemelerini tamamlayacaklardır.

Hatta vergi dairesinden önce beyanname vermek için izin isteyip, sonrasında geçici olarak sistem açıldıktan sonra beyanname verilmesini doğru bulmuyorum. Bu varlık barışı beyannamesi veya düzenlemesi herhangi bir izne tabi değildir. Dileyen herkes faydalanabilir. Sırf 2577 sayılı yasada belirtildiği şekilde, idareyle bir çekişme yaratmak için dilekçe verilmesinin önünde bir engel olmasa da, sonuca ulaştırma ihtimali olsa da bana çok mantıklı gelmiyor. En azından benim tarzım değil.

Ben mahkemeye gittiğimde şunu demek istemiyorum: "Ben varlık barışından faydalanmak istedim, ama vergi dairesi kabul etmedi, bu idari işlemi iptal edin" Dileyen bu şekilde gidebilir, itirazım yok, sonuç alınır mı? Elbette ki alınır.
Fakat, ben mahkemeye şu şekilde gitmek istiyorum: "Devletimiz böyle böyle varlık barışı çıkarmış, ben bu yasadan faydalanmak için gerekli şartlara sahibim, bu yüzden varlık barışından faydalandım. O halde bu yasa beni vergi incelemesinden korusun, olmadı, inceleme sonrası tarhiyatlardan korusun"
Varlık Barışıyla ilgili işlemlerin % 90'ı nihayetinde benim dediğim noktaya gelecek zaten. Varlık Barışı dilekçesini verdik, vergi dairesi tamam beyannamenizi verin, dedi. Beyannameyi verdik çıkan vergiyi ödedik. Aradan 6 ay geçtiğinde vergi müfettişi "banane varlık barışından, ben incelememe devam ediyorum." diyecektir. Mesajlarım maillerim bunun örnekleriyle dolu. Daha bu sabah bir mail aldım. Vergi müfettişi mükellefin varlık barışından faydalandığını gördüğü halde, uyanıklık yapıp, daha doğrusu cinlik yapıp, vergi incelemesini bitirmiş, mükellefi tutanağı imzalamaya davet ediyor. Mükellef bir sene önce varlık barışından yararlanmış. Hadi bakalım dilekçe şimdi bu mükellefi korusun. Müfettişler bile artık olaya vergi incelemesi aşamasında müdahale ettiğimizi anladığından, böyle bir usul geliştiğinden, vergi incelemelerinin hatalı olduğunu bildiğinden, cinlik yapıp vergi incelemesini derhal bitirip, varlık barışını atlatıp, mükellefe cezalı tarhiyat yapmayı planlıyor. Bunların geliştirdiği stratejilere karşı benim de farklı bir strateji geliştirmem gayet doğaldır.

Varlık barışını kabul etmek veya reddetmek yetkisi bir nevi vergi müfettişinin görüşüne/yetkisine bağlıdır. Çünkü dosyayı kapatacak olan da devam edecek olan kişi de kendisidir. Vergi müfettişi kabul ederse dosyayı kapatır, ilgili komisyona sunar. Oradan gelecek kararı bekler. Kabul etmezse, o zaman grup başkanlığı uyarılır, yine de vergi incelemesinin devamına karar verirlerse, o zaman kusura bakmasınlar benim de derhal müdahale etme hakkım doğar.

Madem ki bu varlık barışı beni vergi incelemesinden koruyacak bir zırh ise, yani hakkımda hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyat yapılamayacak garantisi var ise kendisinden beklenen faydayı daha vergi incelemesi aşamasında göstermesi gerekir. Yoksa kanun bu şekilde değil, "vergi incelemesi neticesinde, tarhiyat yapılamaz" şeklinde çıkarılırdı. Benim yasal düzenlemeden anladığım beni hem vergi incelemesinden hem de tarhiyatlardan koruyor şeklindedir.

Zaten inceleme raporu neredeyse tamamlanmak üzere olan kişilerle ilgili varlık barışından faydalanıp, grup başkanlığına yaptığımız itirazlarda, durumun değerlendirileceği ve bize dönüş yapılacak şeklinde gelişmeler yaşıyoruz. Yani inceleme esnasında bu işi durdurun, yanlış yapıyorsunuz diyoruz. Bakalım ne çıkacak.

Benim görüşlerim bu şekildedir.

Kenan Gümüş
S.M. Mali Müşavir
sn.kenangumus@gmail.com
"Zaten verilen beyannameyi VEDOP sistemi üzerinden hem vergi müfettişleri hem de vergi dairesi görüyor."
Vergi dairesi bunu ancak gerek olduğu zaman görüyor. Otomasyon üzerinden verilen beyannameler idarenin iradesi ile işleme alınmamaktadır. Örneğin ben hali hazırda kayıt dışı kazanç elde etmedim. Ama ben de 1.000.000 TL varlık barışı beyannamesi verebilirim. Peki benim durumum varlık barışına uygun mu? Değil. Çünkü ben mükellef de değilim, para da kazanmadım. Ama beyanname vermeme engel yok. Bu nedenle önemli olan beyanname vermek değil ve tahakkuk sağlamak değil, vergi idaresi ile aynı hukuki görüşü paylaşmaya, konsensüs sağlamaya çalışmaktır.

"Kağıt olarak verilen dilekçe ile sistem üzerinden verilen dilekçe arasında hiçbir fark yoktur."
Evet ikisi arasında fark yok ama bir talep içeren dilekçe ile ihbar dilekçesinin hukuki sonuçları tamamen birbirinden farklıdır. İhbar dilekçesi üzerine dava açamazsınız ama talep dilekçesi üzerine dava açabilirsiniz. Beyanname verdikten sonra dilekçe sunmak bir ihbar dilekçesidir. Aslında buna dilekçe de denmez. Adı üstünde dilekçe bir istem, bir arzu, bir dilek içermelidir. Oysa haber verme tek taraflı bir eylemdir. Bu nedenle vergi idaresi ile aynı görüşte birleştirmez.

"Daha önce de dediğim gibi, hiçbir vergi/varlık barışı düzenlemesinde vergi dairesinden izin/icazet almak gibi bir durum söz konusu değildir."
Vergi dairesinden icazet almak gereklidir. Çünkü varlık barışı kanunu yoruma açık kuralları içerir. Eğer biz kendi yaptığımız yorumu idareye benimsetirsek zaten vergi mahkemesinde iş bitmiştir. Ancak diğer uygulamada vergi dairesi itiraz edecektir. Bizim elimizdeki dosyalara itiraz ettiğinde ise itirazlarının aksi yöndeki işlem ve iradelerini önlerine koyacağız. Dolayısıyla vergi dairesi sen varlık barışından yararlanamazsın diyemeyecek. Ancak önce beyan verir sonra ihbar ederseniz, buna çok güzel itiraz edecektir.

"Sırf 2577 sayılı yasada belirtildiği şekilde, idareyle bir çekişme yaratmak için dilekçe verilmesinin önünde bir engel olmasa da, sonuca ulaştırma ihtimali olsa da bana çok mantıklı gelmiyor. En azından benim tarzım değil."
Bu benim tarzım olduğundan değil idari yargı ve Danıştay uygulamalarına göre bu şekilde başvurular ve akabinde tesis edilen işlemler hukuki sonuç doğurduğundan tercih ettim. Benim tek bir amacım var vergileri mahkeme eliyle bertaraf etmek. Açıkçası çok faydasını görmeye başladık.

"Devletimiz böyle böyle varlık barışı çıkarmış, ben bu yasadan faydalanmak için gerekli şartlara sahibim, bu yüzden varlık barışından faydalandım. O halde bu yasa beni vergi incelemesinden korusun, olmadı, inceleme sonrası tarhiyatlardan korusun"
Eğer vergi idaresini kendi düşünceniz yönünde ikna etmezseniz, bu tek taraflı üretilmiş bir yasa yorumu olarak kalacak. Düşünsenize bir mağazadan kırmızı bir telefon almak için sipariş formu doldurdunuz, mağaza yetkilisi bunu onayladı, ücretini ödediniz ve telefon kutusunu alıp eve geldiniz siyah çıktı. Tüketici mahkemesinde ben kırmızı istedim siyah vermişler derseniz onaylı formu gösterirsiniz ve başka bir ispata gerek kalmaz. Ama bu olmadan dava ederseniz kırmızı istediğinizi ve mağazanın kırmızı telefon sattığını ispatlamanız gerekir. Dolayısıyla varlık barışında da mahkemeyi elde veri yokken aynı yorumu yapmaya ikna etmelisiniz. Bu çok daha zor.

"Varlık barışını kabul etmek veya reddetmek yetkisi bir nevi vergi müfettişinin görüşüne/yetkisine bağlıdır.
Müfettişin inceleme yetkisi varlık barışı kapsamında beyan edilen ile kendisinin tespit ettiği kayıt dışı kazancın uyumlu olup olmamasıyla sınırlıdır. Bunu aştığı nispette işlemlerin iptal edilmesi gerekir. Böyle bir yetkisi bulunduğunu düşünmüyorum.

Yorumlarınız için teşekkür ederim.