Hocam katkılarınız için ben teşekkür ederim. Kusura bakmayın bu alıntı vs bu tip şeyleri beceremiyorum. Yalnızca şu görüşlerinize katılmıyorum.
Bildiğiniz üzere vergi usul kanununa göre vergi dairesinin görevi verginin tarh edilmesiyle ilgilidir. Yani vergi dairesinin bir beyannameyi kabul etmesi, izin vermesi veya görüş vermesi gibi bir görevi yoktur. Verdiği görüşlerin de hiç bir önemi yoktur.
Yine vergi usul kanunu 369.maddede, görüş vermeye yetkili makamların görüş verecekleri belirtilmiştir. Yani vergi dairesi bu makamlardan birisi değildir.
Hatta görüş vermeye yetkili makamlar bile "siz varlık barışından faydalanabilirsiniz" şeklinde bir görüş verseler bile bu görüşlerin bile çok fazla bir önemi yoktur. Sadece başvuran kişiyi vergi cezası ve gecikme faizinden kurtarır. Kişiye salınacak vergilerden kesinlikle kurtarmaz. Yani vergi müfettişleri vergi dairesinin görüşlerini hiç dikkate almayabilir, maliye bakanlığının verdiği görüşleri de yine aynı şekilde dikkate almayabilir. Böyle bir seçimlik hakları vardır.
Benim demek istediğim kişinin kazancının ticari kazanç mı, serbest meslek kazancı mı veya başka bir kazanç türü mü olup olmadığı değildir. Hangi türde vergilendirilirse vergilendirilsin yine KDV ve Gelir vergisiyle uğraşmak zorunda kalacaklar. Bu kişiler yazılımla uğraşan kişilerdir. Profesyonel reklamcı değildir. Bu işlerle uğraşan firmalar da vardır. Bunlar profesyonel olarak çeşitli ticari firmaların reklamlarını profesyonel olarak sosyal medyada yapmak üzere kurulmuşlardır. Fakat bu kişilerin bunlarla yakından uzaktan bir alakası yoktur. Bunlar web sayfasını çeşitli platformlara veya uluslararası şirketlere kullandırırlar. Google da bunun karşılığı olarak, bir kullandırım bedeli öder.
Web sayfalarının ismine bakan bir kişi bile bu kişilerin reklamcı olmadığını açıkça anlar. Yani google ın ödediği para reklam parası değildir, web sayfalarının kullandırılmasından kaynaklı bir kiralama veya satış bedelidir. Google İreland firması sadece reklam işiyle uğraşmaz, bir çok faaliyeti vardır. Bu faaliyetinden toplanan kazançları bir havuzunda toplar ve hizmet aldığı yurt içi veya yurt dışı kişi veya kurumlara buradan hizmet alım bedelleri öder. Bana da ilk zamanlarda bu iş reklam geliri gibi geliyordu ama işin içine girince öyle değil. Bu kişiler yazılımcı reklamcı değil.
Web sayfasını bugün google a kiralar, yarın Arçelik veya Aselsan a kiralar. Şimdi Arçelik bu kişilerin web sayfası üzerinden ürün satışı yapsa ve karşılığında bu arkadaşlara para ödese, bu kişiler sanayici olur, Aselsan, bu kişilerin web sayfası üzerinden ürünlerini satsa, sergilese bu kişilere para ödese bu kişiler silah tüccarı olur. Böyle bir yaklaşım doğru değildir. Burada esas olan bunların yaptığı yazılımdır. Web sayfasıdır. Yani bu kişilerin web sayfası bunların işyeridir. Reklam kazancı yoksa kazanç yoktur, kısmen doğrudur. Fakat bu web sayfası yoksa yani dükkan-işyeri yoksa, hiç bir kazanç yoktur. Bir de meseleye bu açıdan bakmak gerekir. Oradan çeşitli kazançlar elde ederler. Siz daha iyi bilirsiniz, ben karşı görüşte olsam da yani web sayfasını işyeri olarak kabul etmesem de, web sayfasının işyeri olduğunu artık bizim vergi yargımız da kabul ediyor. Yeni çıkarılacak taslak halindeki vergi usul kanununa da bu web sayfalarının artık işyeri sayılacağı konusunu eklediler. Kişi bu iş yerinden (web sayfasından) reklam kazancı da elde eder, araç satışı da yapar, gıda maddesi satışı da yapar. Her türlü faaliyeti yapabilir. Her türlü faaliyetten ticari kazanç sağlayabilir.
Bana göre bu kişiler dediğim gibi kesinlikle reklamcı değildir. Kazançları da reklam geliri değildir. Bir nevi google un Türkiye'deki bir mümessili veya çözüm ortağı gibidir. Hiç birinin mesleği veya mezuniyeti reklam alanıyla ilgili değildir. Ya da geçmişte çoğu herhangi bir reklam firmasında çalışmamıştır. Özet olarak ben bu konuya çok farklı bir açıdan bakıyorum.
+
Bu arada Google öyle uyanık bir firma ki, zaten bu yüzden dünya şirketi. Tabiri caizse çalının taşıyla çalının kuşunu vuruyor.
Türkiye'den aldığı işi, yine Türkiye'deki firmalara yaptırıyor.
Yani Arçelik Google a benim firmamın tanıtımını yap diyor. Google ok. yapıyorum. 200.000 TL yolla. Arçelik 200.000 Tl yi yolluyor, hizmetten TR de faydalanıldığı için Arçelik bu işin KDVsini ödüyor.
söz konusu reklam bütçesi 200.000 TL, Katma değere tabi kazanç 200.000 TL. Bu işin KDV si hazineye intikal etti mi, etti.
Uyanık google, hemen Türkiye'deki çözüm ortaklarıyla irtibata geçip web sayfalarını videolarını vs kullanıp, burada bu işin ifasını gerçekleştiriyor. yani web sayfasının kullanımı karşılığında bu reklam işini halletmiş oluyor. Yani ödenen para reklam değil, web sayfasının karşılığı bir ödeme.
Aslına bakarsanız buradaki 200.000 TL lik bütçe, yani Türkiye'de tıklanan veya gösterilen reklam bütçesinin KDV si hazineye girdi. Tekrardan bu 200.000 TL lik reklam işiyle ilgili, bu arkadaşlardan KDV istenmesi bile çok saçmadır. Bu işin KDV si zaten TR de ödendi. Tekrar aynı iş için, aynı sipariş için, bu arkadaşlardan KDV istenmesi mükerrer vergilendirmeye neden olacaktır. Yani Arçelik firmasının işinden kaynaklı bir KDV doğuyor, bu kdv yi Arçelik devlete ödüyor. Sonradan aynı işten kaynaklanan, KDV si devlete ödenmiş olan bir işten dolayı sen maliye olarak tekrar bu kişilerden KDV istiyorsun. Olay reklam işinden çok farklı bir noktaya gitmiş. Bu arkadaşlarla konuştukça bu kişilerin içinde oldukça daha iyi anlaşılıyor. Kendilerini ve yaptıkları işi iyi ifade edemiyorlar. Bazı sıkıntılar bu yüzden kaynaklanıyor.
+
" Dolayısıyla adsense geliri elde edenler gerçek usule tabi ticari kazanç sahibi olarak dikkate alınmaktadırlar. Eğer bu kişiler yaptığı programları app store, google play gibi yerlerde satarak ya da Udemy gibi platformlarda içeriklerini pazarlayarak gelir elde etmiş olsa idi serbest meslek kazancı olurdu. Burada şahsi birikim ve mesaiden ziyade emek ve sermayenin içerisinde bulunduğu bir organizasyon vardır. Zaten vergi hukukçuları arasında da bu konuda ihtilaf yok." bu görüşünüze de katılamıyorum malesef.
Danıştay 3. Dairesi Esas No:2010/2303 ve Karar No:2012/3985 kararında bu tip faaliyetleri ticari kazanç olarak yorumlamıştır;
İnternet servis sağlayıcılarından sanal alan kiralamak suretiyle kurulan internet sitesinde yazılımı yapılan bilgisayar programındaki oyunun belli bir bedel karşılığı internet kullanıcılarına sunularak elde edilen kazancın ticari kazanç olduğu hakkında.
"Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında düzenlenen basit raporda; davacının yazılımını kendisinin yaptığı bilgisayar programındaki 101 adlı oyunu kendi kurduğu internet sitesinde üyelerine belli bir bedel karşılığında kullanıma açtığı ve söz konusu sitede yayınladığı, muhtelif banka hesaplarına 2003 yılından 2006 yılının sonuna kadar toplam 159.826,27 TL tutarındaki paranın yatırıldığı tespit edilmiş, davacı inceleme elemanına verdiği ifadede, internet sitesinde programın ek avantajlarından yararlanan yaklaşık 1000 kişinin ücret ödediğini, tahsilatların banka aracılığıyla gerçekleştirildiğini, ücret ödemeleri ve servis sağlayıcılarına ödenen kira bedeli ve başka giderlerinin de bulunduğunu beyan etmiştir.
...
Yapılan bu açıklamalar dikkate alındığında, dava konusu tarhiyata neden olan faaliyetin ticari faaliyet olduğu ve bu faaliyetten elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, vergilendirmeye konu kazancın telif kazancı olarak kabulü suretiyle vergiden müstesna tutulan serbest meslek kazancı olduğu yönünde verilen vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır."
Eski maliyeciler de bu kazancı ticari kazanç olarak yorumluyorlar.
Üstadım yanlış anlamayın da işin özü şu galiba:
Memleketimizde ne vergi idaresi, ne vergi mahkemeleri, danıştay vs kimin ne yaptığı belli değil gibi. Bugün A diyorlar, yarın B.
Benim anladığım bu. Kenan Gümüş
S.M. Mali Müşavir
Ankara
sn.kenangumus@gmail.com