• 13-05-2020, 01:50:52
    #55
    akaya560 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Burada ki konuyu okuyarak gaza geldim bende dilekçe hazırladım gittim ankara dışkapı vergi dairesi müdürüyle görüştüm bizzat. Sen incelemedesin üstelik gelir vergini beyan etmemiş mükellef olmamışsın dedi beni postaladı!!!! Kısaca faydalanmıyosun dedi. Siz nasıl kabul ettirdiniz? Burada insanlara faydalı olmak istiyorsanız kanıt koyun lütfen magdur bir çok arkadaşımız ümitlenmesin boşa!
    Merhaba, bu işin garantisi olmayacağını, mücadele etmek gerektiğini hep anlattım. Bu bir tavsiyedir. Kimseyi başvuruya zorlamıyorum. Dilerseniz hiçbir şey yapmadan inceleme sonucunu bekleyin. Buna kim müdahale edebilir? Kaldı ki bu konuda netice almış birçok evrak paylaştım. Yine netice alamayanları da paylaştım. Vergi dairelerinde uygulama birliği olmamasının kusuru nasıl bana ait olabilir? Biz olumsuz cevap aldıklarımıza yargı yoluna gidiyoruz. Kaldı ki mücadelede hukuki itirazları gerek diyalogla gerek ikinci üçüncü dilekçelerle sunmak oldukça önemli. Sorunla karşılaşmadan çözüm üretilemez.

    Bu sitenin SEO sayfalarını okuyan herkes başarılı bir webmaster mı oluyor? Olamadığı için kullanıcıları suçlamak akla mantığa uyar mı? Yazdıklarım tavsiyeden başka birşey değil.



    akaya560 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Burada ki konuyu okuyarak gaza geldim bende dilekçe hazırladım gittim ankara dışkapı vergi dairesi müdürüyle görüştüm bizzat. Sen incelemedesin üstelik gelir vergini beyan etmemiş mükellef olmamışsın zamanında dedi beni postaladı!!!! Kısaca faydalanmıyosun dedi. Siz nasıl kabul ettirdiniz? Burada insanlara faydalı olmak istiyorsanız kanıt koyun lütfen mağdur bir çok arkadaşımız ümitlenmesin boşa!

    Not: 3 aydır vergi mükellefiyim şahıs şirketim var.
    Sizin 3 aydır zaten mükellefiyet kaydınız açık ise mali müşaviriniz hemen verebilir beyannameyi buna engel yok. Ama vergi idaresi istemediği halde yararlanmış olacaksınız. Dilekçenin gayesi zaten ikna etmek ve dönemleri vesikalandırmak, yoksa beyan verip herkes tahakkuk ettirir. Burada paylaştığım bilgilerin kıymetini bilmiyorsunuz. Eğer ileride, geçmişte varlık barışı yaptığı için yapılmaması gerektiği halde yapılan inceleme sonunda salınacak vergilere karşı açılacak davayı kazancak olanlar olacaksa bu bizim yaptığımız başvurularla genellik kazanacak.
  • 13-05-2020, 02:06:25
    #56
    vallah hocam ben anlamam adamlar beni kabul etmedi bu arada beni inceleyen müfettiş arkadaş r10 konularını okuyor bilginiz olsun burada ne yazılıp çiziliyorsa adamların haberi var.
  • 13-05-2020, 03:03:19
    #57
    akaya560 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    vallah hocam ben anlamam adamlar beni kabul etmedi bu arada beni inceleyen müfettiş arkadaş r10 konularını okuyor bilginiz olsun burada ne yazılıp çiziliyorsa adamların haberi var.
    Okusunlar biz burada hukuka aykırı birşey tavsiye etmedik. Hükümet kanun çıkarmış uygulayıcıları vergi idaresi ve müfettişlik. Vergi inceleme yönetmeliğine göre müfettişin bir görevi de mükellefin haklarını gözetmek. Aynı şekilde gelir idaresinin mükellef hakları bildirgesinde bu var. Tabi bu olmazsa yargıdan döneceğini ümit ediyorum. Kötü olan siz hakkınızı aramadan kimsenin bunu düşünmemesi. Böyle olmamalı. Yasada olmadığı halde kısıtlama kabul edilemez.

    Varlık barışında inceleme ve vergi olmaz diyor kanun. Bunu yok sayamazlar. Yine örneğin incelemede gerçek usul geçerli olduğu halde %50 gider kabul ediliyor. Böyle birşey olmaz. Bu bir varsayımdır. Bunların hepsi yargıdan döner. Yine İstisnalarda belge şartı arıyorlar. Olmaz. Kanunda yok. Yurt dışı tıklamalar belge olmasa da KDV'den istisnadır. Bunlar hep iptal sebebi. Zamanla göreceksiniz.
  • 13-05-2020, 11:18:56
    #58
    akaya560 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    vallah hocam ben anlamam adamlar beni kabul etmedi bu arada beni inceleyen müfettiş arkadaş r10 konularını okuyor bilginiz olsun burada ne yazılıp çiziliyorsa adamların haberi var.
    Hocam tavsiyem, mali müşaviriniz e-beyan sistemi üzerinden YRTI7186 - 01.08.2019 kodlu tarihli beyanmameyi doldurup beyan etsin. Çıkan vergiyi vadesini geçirmeden ödeyin. Yine sistem üzerinden interaktif vergi dairesi üzerinden ise bu verilen beyannamenin şu yıl ...... TL, şu yıl .... tL, şu yıl .... TL olmak üzere toplam .... rakamın kayıt dışı google rakamı ile ilgili olduğunu belirtin. Zaten beyannameyi elden vermeniz doğru değil. Tebliğde vergi kaydı olan kişilerin bu beyannameyi sistem üzerinden vermesi gerektiğini söyler. Kağıt ortamında beyannameyi verirseniz, bu beyannameyi usulüne uygun verilmediği için maliye veya vergi müfettişi yok sayabilir.

    Sonrasında ben varlık barışından faydalandım diye muhakkak müfettişin inceleme tutanağına bu durumun geçirin.




    +
    İncelemelerde aklınızda olsun SİZ REKLAMCI DEĞİLSİNİZ. Tekrar yazıyorum, SİZ REKLAMCI DEĞİLSİNİZ.
    Kendiniz de müfettişi de mali müşavirleri de mahkemeleri de yanlış yönlendiriyorsunuz.


    Türk Dil Kurumuna göre; Reklamcı: Reklam işiyle uğraşan kimse.
    Vidipedi: "Reklam, "insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan (diğer bir deyimle parasal destek sağlayan kişi ya da kuruluşların kimliği açık olan) duyuru"dur"


    Siz bu işi yapmıyorsunuz. Sizler yazılımcısınız. Bir kısmınız web tasarımcısı, web yazılımcısı, web geliştiricilersiniz. sizin işiniz reklam felan değil, web sayfası yapar, onu sürekli olarak geliştirir ve güncellersiniz. Google a alan kiralarsınız ya da satarsanız, google reklam mı verir, yazılım mı indirtir, uygulama mı satar, sizi ilgilendirmez.
    Bir kısmınız ise uygulama yazar, mobil uygulama veya diğer yazılımlar. İşiniz budur. Reklamla bir alakanız yoktur.

    Reklamcıyım derseniz, yurt içi tıklanmaydı, yurt dışı tıklanmaydı, bir sürü sıkıntıyla uğraşırsınız. SİZ YAZILIMCISINIZ. YANİ YAZILIM DÜNYASINDA YER ALAN İŞLERİ YAPIYORSUNUZ. Hiç birinizin bir reklam eğitimi veya reklamcılık faaliyeti yoktur. Reklam oluşturma, reklam yapma, reklam videosu vs vs bir faaliyetiniz yoktur.


    Reklamcı olsak ne fark eder yazılımcı olsak ne fark eder demeyin: Çok fark eder. Yazılımcılar ve tasarımcıların kazançlarının 2016 yılından bu yana sadece yarısı vergiye tabidir. Gelir Vegisi Kanunu'nun 89/13.maddesi; 13. Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara (GOOGLE'a) Türkiye'de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, ... bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50'si. Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.

    R10 Web sayfası da yazılımcıların web sayfasıdır. Reklamcıların buluştuğu dertleştiği bir alan değildir.

    Müfettiş arkadaşlar burayı da okusun, sizlere hakkınız olan % 50 kazanç vergisi indirimini uygulasın. Yasada fatura kesme şartı var derse; siz geçmişte elimizde olmayan faturayı kesmedik diye ceza uyguluyorsunuz ama iş bize gelince fatura kesmedik diye, neden hakkımız olan vergi indirimlerini uygulamıyorsunuz, dersiniz. Fatura kesmemiş bilmem neymiş, defter tutmamış bilmem neymiş, şekli boş verin arkadaşlar, bu konuda ESAS şekilden üstündür. Vergi Usul Kanunu'nun 137.maddesine göre defter ve hesap tutmak, aldığı belgeleri saklamak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin vergi incelemesine tabi olacağı yazar. Vergi incelemesi geçirdiğinize göre demek ki sizler defter tutmak zorunda olan gerçek kişilersiniz. Defter tutmamanın yaptırımı yine aynı kanunda belirtilmiştir. Ama defter tutmadı diye bir kimsenin indirimleri uygulanmaz diye bir şart yoktur. Ya da defter tutmadı diye varlık barışından faydalandırılmaması mantıklı değildir. O halde defter tutmadı diye incelenmesi de saçmadır. Elinizde o kadar teknolojik imkan varken, istediğiniz yerden bilgi alma hakkınız varken, o kadar yazılım, program, denetmeniniz varken, son 5 yıldır ne yapıyordunuz? Zamanında bu kişileri tespit etseydiniz de keşke vergi mükellefi yapsaydınız. Anayasamıza göre herkes mali gücüne göre vergi vermekle mükelleftir. Son 5 yılın vergi incelemesini yapıp bir anda toplu bir şekilde vergi ve ceza istenmesi başka bir hukuksuzluktur. Burada maliyenin yapması gereken iş daha faaliyetinin ilk yılında kayıt dışı faaliyeti olan bir kişiyi tespit edip onu vergi mükellefi yapmak, vergiye gönüllü uyumunu sağlamak, sonrasında bu tip ağır vergi ve cezalara muhatap olmamalarını sağlamaktır. Yani vergi mükellefini de koruyup kollamaktır. Yoksa bir kişiye bir anda son 5 yılın vergi incelemesini yapıp bu kadar vergi ve ceza çıkarmak MÜLKİYET HAKKINA TECAVÜZDÜR. Ülkemizin imzalamış olduğu AİHM, insan hakları bilmem neleri, AB bilmem nelerine ne aykırıdır.


    Kenan GÜMÜŞ
    S.M. Mali Müşavir
    Ankara
    sn.kenangumus@gmail.com




    Benim yaklaşımım biraz daha farklı. Elinize dilekçe alıp kapı kapı vergi dairesi dolaşmayın. ŞU AN VERGİ KAYDI OLANLAR İLGİLİ TEBLİĞE GÖRE YALNIZCA SİSTEM ÜZERİNDEN BU BEYANNAMEYİ VERSİNLER. Şu an herhangi bir vergi kaydı olmayan kişiler kağıt olarak verebilirler. Sıkıntı çıkabilir. Bana göre sıkıntı yok ama vergi idaresi problem çıkarabilir.

    Ben şu şekilde yapıyorum: Vergi kaydı açıp, beyannameyi ve dilekçeyi sistem üzerinden yolluyorum. Kimseden izin istemiyorum. Beyanname de esas olan kişinin kendi iradesiyle beyanname vermesidir. Beyanname vermenin izni olmaz. Vergi mevzuatımızda beyanname verilirken hiç kimseden izin alınmaz. Bu yüzden verilen beyannamelere maliye bakanlığı bile karışmaz. Herkes beyanname verme özgürlüğüne sahiptir. Sen beyannameni verirsin, sonrasında müfettiş inceler ya da vergi dairesi, beyannamenizde bir eksiklik fazlalık varsa, 1 ay, 1 yıl, 4 yıl sonra geriye dönük olarak gerekli işlemleri yapar.

    Vergi kaydı olanlar için veya bu işlere devam edip vergi kaydı açtıran kişiler için varlık barışı çok daha kolaydır. Muhasebecileri e-beyanname sistemi üzerinden bunu rahatlıkla gönderebilirler. Dilekçelerini ise interaktif vergi dairesinden ilgili vergi dairesine yollarlar.
    Bu işleri bırakmış olan vergi kaydı olmayan kişiler ise bu beyannameyi bir dilekçe ekinde vergi dairelerine taahhütlü posta yoluyla gönderebilirler.

    Ama dilekçede kabul ediniz diye bir ibareye gerek yok. Ben varlık barışından faydalandım, şu şu şu yıllar şu şu google kazançlarım için yararlandım. Bilgilerinize sunarım. demeniz yeterlidir. Hiç bir hakkınız kaybolmaz. Buna rağmen incelenirseniz -ki inceleneceksiniz- o zaman incelemenin iptali için dava açarsınız. Çünkü yasa bu konuyla ilgili incelenemezsiniz diyor. Zaten varlık barışından faydalanmış bir kişiye vergi incelemesi yapılması, varlık barışı talebinin reddi anlamına gelir. Yani hepsi aynı kapıya çıkıyor.


    Bir de varlık barışından faydalanan arkadaşlar. Kurtuldum, oh be demeyin. Her şey bitti demeyin. Yine de vergi incelemesi geçireceksiniz. Müfettişlerin % 90'ı bu varlık barışı beyannamesinden faydalanma şartları sizde yok, diyerek, incelemesine devam edecektir. Eninde sonunda bu iş vergi mahkemesine gidecektir. Varlık Barışından faydalandım. Her şey sıfırlandı, şu an rahatım, bana artık vergi inceleme yazısı gelmez, demeyin. Mutlaka gelecek.

    Kenan GÜMÜŞ
    S.M. Mali Müşavir
    Ankara
    sn.kenangumus@gmail.com


    +

    "Dilekçe ile beni varlık barışından faydalandırın" gereğini arz ederim. Diye başvurursanız vergi mahkemesinden şöyle bir karar çıkabilir. Aklıma geldiği için yazıyorum. Çıkar mı çıkar?

    ".... yasaya göre varlık barışı yasasında... başvuru için dilekçe veya izin şartı bulunmadığı, vergi usul kanunu vs vs bulunmadığı, zaten söz konusu yasaya göre beyannamenin verilmesiyle ve çıkan verginin süresinde ödenmesiyle varlık barışının kabul olunacağı...... belirtildiğinden, söz konusu dilekçe 2577 sayılı İYUK bahsi geçen .... olmadığından, iptali gereken kesin bir idari işlem vs vs olmadığından, ......" başvurunun reddine.......

    O yüzden benim kanaatim varlık barışından faydalanmak (izin, kabul vs rica etmeden). Olur da ileride vergi incelemesi başlatılırsa, kesinlikle incelenmemem gerektiği belirtilerek, incelemenin iptali (incelemeye başlama tutanağı) için dava açmaktır. Bu bana daha mantıklı geliyor.
  • 13-05-2020, 12:52:52
    #59
    kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam tavsiyem, mali müşaviriniz e-beyan sistemi üzerinden YRTI7186 - 01.08.2019 kodlu tarihli beyanmameyi doldurup beyan etsin. Çıkan vergiyi vadesini geçirmeden ödeyin. Yine sistem üzerinden interaktif vergi dairesi üzerinden ise bu verilen beyannamenin şu yıl ...... TL, şu yıl .... tL, şu yıl .... TL olmak üzere toplam .... rakamın kayıt dışı google rakamı ile ilgili olduğunu belirtin. Zaten beyannameyi elden vermeniz doğru değil. Tebliğde vergi kaydı olan kişilerin bu beyannameyi sistem üzerinden vermesi gerektiğini söyler. Kağıt ortamında beyannameyi verirseniz, bu beyannameyi usulüne uygun verilmediği için maliye veya vergi müfettişi yok sayabilir.

    Sonrasında ben varlık barışından faydalandım diye muhakkak müfettişin inceleme tutanağına bu durumun geçirin.




    +
    İncelemelerde aklınızda olsun SİZ REKLAMCI DEĞİLSİNİZ. Tekrar yazıyorum, SİZ REKLAMCI DEĞİLSİNİZ.
    Kendiniz de müfettişi de mali müşavirleri de mahkemeleri de yanlış yönlendiriyorsunuz.


    Türk Dil Kurumuna göre; Reklamcı: Reklam işiyle uğraşan kimse.
    Vidipedi: "Reklam, "insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan (diğer bir deyimle parasal destek sağlayan kişi ya da kuruluşların kimliği açık olan) duyuru"dur"


    Siz bu işi yapmıyorsunuz. Sizler yazılımcısınız. Bir kısmınız web tasarımcısı, web yazılımcısı, web geliştiricilersiniz. sizin işiniz reklam felan değil, web sayfası yapar, onu sürekli olarak geliştirir ve güncellersiniz. Google a alan kiralarsınız ya da satarsanız, google reklam mı verir, yazılım mı indirtir, uygulama mı satar, sizi ilgilendirmez.
    Bir kısmınız ise uygulama yazar, mobil uygulama veya diğer yazılımlar. İşiniz budur. Reklamla bir alakanız yoktur.

    Reklamcıyım derseniz, yurt içi tıklanmaydı, yurt dışı tıklanmaydı, bir sürü sıkıntıyla uğraşırsınız. SİZ YAZILIMCISINIZ. YANİ YAZILIM DÜNYASINDA YER ALAN İŞLERİ YAPIYORSUNUZ. Hiç birinizin bir reklam eğitimi veya reklamcılık faaliyeti yoktur. Reklam oluşturma, reklam yapma, reklam videosu vs vs bir faaliyetiniz yoktur.


    Reklamcı olsak ne fark eder yazılımcı olsak ne fark eder demeyin: Çok fark eder. Yazılımcılar ve tasarımcıların kazançlarının 2016 yılından bu yana sadece yarısı vergiye tabidir. Gelir Vegisi Kanunu'nun 89/13.maddesi; 13. Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara (GOOGLE'a) Türkiye'de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, ... bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50'si. Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.

    R10 Web sayfası da yazılımcıların web sayfasıdır. Reklamcıların buluştuğu dertleştiği bir alan değildir.

    Müfettiş arkadaşlar burayı da okusun, sizlere hakkınız olan % 50 kazanç vergisi indirimini uygulasın. Yasada fatura kesme şartı var derse; siz geçmişte elimizde olmayan faturayı kesmedik diye ceza uyguluyorsunuz ama iş bize gelince fatura kesmedik diye, neden hakkımız olan vergi indirimlerini uygulamıyorsunuz, dersiniz. Fatura kesmemiş bilmem neymiş, defter tutmamış bilmem neymiş, şekli boş verin arkadaşlar, bu konuda ESAS şekilden üstündür. Vergi Usul Kanunu'nun 137.maddesine göre defter ve hesap tutmak, aldığı belgeleri saklamak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin vergi incelemesine tabi olacağı yazar. Vergi incelemesi geçirdiğinize göre demek ki sizler defter tutmak zorunda olan gerçek kişilersiniz. Defter tutmamanın yaptırımı yine aynı kanunda belirtilmiştir. Ama defter tutmadı diye bir kimsenin indirimleri uygulanmaz diye bir şart yoktur. Ya da defter tutmadı diye varlık barışından faydalandırılmaması mantıklı değildir. O halde defter tutmadı diye incelenmesi de saçmadır. Elinizde o kadar teknolojik imkan varken, istediğiniz yerden bilgi alma hakkınız varken, o kadar yazılım, program, denetmeniniz varken, son 5 yıldır ne yapıyordunuz? Zamanında bu kişileri tespit etseydiniz de keşke vergi mükellefi yapsaydınız. Anayasamıza göre herkes mali gücüne göre vergi vermekle mükelleftir. Son 5 yılın vergi incelemesini yapıp bir anda toplu bir şekilde vergi ve ceza istenmesi başka bir hukuksuzluktur. Burada maliyenin yapması gereken iş daha faaliyetinin ilk yılında kayıt dışı faaliyeti olan bir kişiyi tespit edip onu vergi mükellefi yapmak, vergiye gönüllü uyumunu sağlamak, sonrasında bu tip ağır vergi ve cezalara muhatap olmamalarını sağlamaktır. Yani vergi mükellefini de koruyup kollamaktır. Yoksa bir kişiye bir anda son 5 yılın vergi incelemesini yapıp bu kadar vergi ve ceza çıkarmak MÜLKİYET HAKKINA TECAVÜZDÜR. Ülkemizin imzalamış olduğu AİHM, insan hakları bilmem neleri, AB bilmem nelerine ne aykırıdır.


    Kenan GÜMÜŞ
    S.M. Mali Müşavir
    Ankara
    sn.kenangumus@gmail.com




    Benim yaklaşımım biraz daha farklı. Elinize dilekçe alıp kapı kapı vergi dairesi dolaşmayın. ŞU AN VERGİ KAYDI OLANLAR İLGİLİ TEBLİĞE GÖRE YALNIZCA SİSTEM ÜZERİNDEN BU BEYANNAMEYİ VERSİNLER. Şu an herhangi bir vergi kaydı olmayan kişiler kağıt olarak verebilirler. Sıkıntı çıkabilir. Bana göre sıkıntı yok ama vergi idaresi problem çıkarabilir.

    Ben şu şekilde yapıyorum: Vergi kaydı açıp, beyannameyi ve dilekçeyi sistem üzerinden yolluyorum. Kimseden izin istemiyorum. Beyanname de esas olan kişinin kendi iradesiyle beyanname vermesidir. Beyanname vermenin izni olmaz. Vergi mevzuatımızda beyanname verilirken hiç kimseden izin alınmaz. Bu yüzden verilen beyannamelere maliye bakanlığı bile karışmaz. Herkes beyanname verme özgürlüğüne sahiptir. Sen beyannameni verirsin, sonrasında müfettiş inceler ya da vergi dairesi, beyannamenizde bir eksiklik fazlalık varsa, 1 ay, 1 yıl, 4 yıl sonra geriye dönük olarak gerekli işlemleri yapar.

    Vergi kaydı olanlar için veya bu işlere devam edip vergi kaydı açtıran kişiler için varlık barışı çok daha kolaydır. Muhasebecileri e-beyanname sistemi üzerinden bunu rahatlıkla gönderebilirler. Dilekçelerini ise interaktif vergi dairesinden ilgili vergi dairesine yollarlar.
    Bu işleri bırakmış olan vergi kaydı olmayan kişiler ise bu beyannameyi bir dilekçe ekinde vergi dairelerine taahhütlü posta yoluyla gönderebilirler.

    Ama dilekçede kabul ediniz diye bir ibareye gerek yok. Ben varlık barışından faydalandım, şu şu şu yıllar şu şu google kazançlarım için yararlandım. Bilgilerinize sunarım. demeniz yeterlidir. Hiç bir hakkınız kaybolmaz. Buna rağmen incelenirseniz -ki inceleneceksiniz- o zaman incelemenin iptali için dava açarsınız. Çünkü yasa bu konuyla ilgili incelenemezsiniz diyor. Zaten varlık barışından faydalanmış bir kişiye vergi incelemesi yapılması, varlık barışı talebinin reddi anlamına gelir. Yani hepsi aynı kapıya çıkıyor.


    Bir de varlık barışından faydalanan arkadaşlar. Kurtuldum, oh be demeyin. Her şey bitti demeyin. Yine de vergi incelemesi geçireceksiniz. Müfettişlerin % 90'ı bu varlık barışı beyannamesinden faydalanma şartları sizde yok, diyerek, incelemesine devam edecektir. Eninde sonunda bu iş vergi mahkemesine gidecektir. Varlık Barışından faydalandım. Her şey sıfırlandı, şu an rahatım, bana artık vergi inceleme yazısı gelmez, demeyin. Mutlaka gelecek.

    Kenan GÜMÜŞ
    S.M. Mali Müşavir
    Ankara
    sn.kenangumus@gmail.com
    Merhaba Kenan bey. Düşünceleriniz için teşekkür ederim yalnız beyan ettiğiniz fikirlerin benim paylaşımlarımı hedef aldığını gördüğüm için bu açıklamayı yapmak zorunda kaldım.
    Öncelikle ben şu hep belirttim. Ben olaya pratik hukuk nazarından bakıyorum. Bu nedenle maliyenin ya da bir başkasının sübjektif değerlendirmelerine göre çalışmalarıma yön vermem. Çünkü neticede bu işler yargı önüne gelecek ve sonuçlanacak. Dolayısıyla günü kurtarmadan ziyade uzun vadeli hukuki çözümler üzerinde durmaktan yanayım.

    Neden vergi dairesi ikna edilmeli? Meslek hayatımda binlerce Danıştay kararı, binlerce vergi dava dosyası gördüm, yüzlerce vergi hakimi tanıdım. Gerek mali idarenin gerek teftiş makamının gerekse de vergi yargısında çalışan hakimlerin bir vergilendirme ihtilafına bakış açısını gayet iyi biliyorum. Bu nedenle süreç içerindeki muhtemel sorunları bertaraf edici başlangıç oldukça önemlidir. Dilekçeye gelince:

    1-Benim yazdığım bu dilekçeye çok fazla olumlu dönüş aldım. Neredeyse elimde vergi idaresinin benim gibi düşündüğüne dair bir özelge havuzu ya da bir çeşit idari kararlar albümü oluştu. Eğer dilekçe ile yola çıkmasaydım bunlar olmayacaktı. Şimdi sıra bunları vergi mahkemesinde kullanmak.

    2-Bahsettiğiniz dilekçe ile başvuru sonucu vergi idaresinin davacı lehine ortaya koyduğu irade ile hukuki güvenlik açısından başvuranlar oldukça imtiyazlı olacaktır. Çünkü vergi yargısında hukuki güvenlik dahi tek başına iptal sebebidir.

    3-Yine kişilerin mevcut hukuk düzeninde haklarını kullanırken hatalı bile olsa yönlendirilmesi neticesinde başlarına gelecek olumsuz sonuçlar, bu yönlendirmelerde kamu gücü olduğu için davacı lehine düzeltilecektir.

    4-Varlık barışı konusu çok ayrıntılı ve açık değildir. Bu ancak yasa yorumu ile ulaşılan bir koruma ve menfaattir. Mahkemenin üzerinde hiyerarşik baskı olmadığından davacı lehine olan idari yasa yorumları uyarınca uyuşmazlığın çözülmesi gündeme gelecektir. Bunun istisnasını görmedim.

    Bu listeyi uzatmam mümkün ama gerek yok. Dolayısıyla dileyen istediği yöntemle verir. Dileyen günü kurtarır dileyen kendini hukuki koruma altına alır. Bir kişi hiçbir kimseye ihtiyaç duymadan vergi dairesine giderek işe başlama bildirimi yapar (r10'dakilerin tabiri ile şahıs şirketlerini kurar) ve açılacak mükellefiyet uyarınca ek3 beyannamesini fiziksel ya da elektronik olarak da verebilir. Bunun için bir mali müşavire ihtiyaç da bulunmamaktadır.

    Varlık barışı ile inceleme sonucu ortaya çıkan vergilerin iptali sağlamamız ancak mahkemeyi bizim gibi düşünmeye sevk etmekle mümkündür. Bunu sağlayacak maddi ve hukuki alt yapımız oluştu. Dün İstanbul'da bir vergi dairesi varlık barışı konusunda olmaz yapamaz dediği halde yapan daireleri referans göstermemiz üzerine kabul etti. Bu somut örneklerin çoğalması varlık barışından yararlanan herkesin lehinedir. Dolayısıyla dilekçe ile başvurunun anlamsız ve saçma olarak kabul edilmesini idari yargı birikimime ve dava tecrübelerime dayanarak reddediyorum.

    Mükelleflerin kazançlarına gelince. Bu kazançlar reklam kazancıdır. Çünkü reklam yoksa, gelir de yok. Dolayısıyla adsense geliri elde edenler gerçek usule tabi ticari kazanç sahibi olarak dikkate alınmaktadırlar. Eğer bu kişiler yaptığı programları app store, google play gibi yerlerde satarak ya da Udemy gibi platformlarda içeriklerini pazarlayarak gelir elde etmiş olsa idi serbest meslek kazancı olurdu. Burada şahsi birikim ve mesaiden ziyade emek ve sermayenin içerisinde bulunduğu bir organizasyon vardır. Zaten vergi hukukçuları arasında da bu konuda ihtilaf yok.

    Açıklama hakkım doğduğu için yazdım.

    Teşekkür ederim.

    İyi günler diliyorum.
  • 13-05-2020, 13:33:48
    #60
    Hocam katkılarınız için ben teşekkür ederim. Kusura bakmayın bu alıntı vs bu tip şeyleri beceremiyorum. Yalnızca şu görüşlerinize katılmıyorum.
    Bildiğiniz üzere vergi usul kanununa göre vergi dairesinin görevi verginin tarh edilmesiyle ilgilidir. Yani vergi dairesinin bir beyannameyi kabul etmesi, izin vermesi veya görüş vermesi gibi bir görevi yoktur. Verdiği görüşlerin de hiç bir önemi yoktur.

    Yine vergi usul kanunu 369.maddede, görüş vermeye yetkili makamların görüş verecekleri belirtilmiştir. Yani vergi dairesi bu makamlardan birisi değildir.

    Hatta görüş vermeye yetkili makamlar bile "siz varlık barışından faydalanabilirsiniz" şeklinde bir görüş verseler bile bu görüşlerin bile çok fazla bir önemi yoktur. Sadece başvuran kişiyi vergi cezası ve gecikme faizinden kurtarır. Kişiye salınacak vergilerden kesinlikle kurtarmaz. Yani vergi müfettişleri vergi dairesinin görüşlerini hiç dikkate almayabilir, maliye bakanlığının verdiği görüşleri de yine aynı şekilde dikkate almayabilir. Böyle bir seçimlik hakları vardır.

    Benim demek istediğim kişinin kazancının ticari kazanç mı, serbest meslek kazancı mı veya başka bir kazanç türü mü olup olmadığı değildir. Hangi türde vergilendirilirse vergilendirilsin yine KDV ve Gelir vergisiyle uğraşmak zorunda kalacaklar. Bu kişiler yazılımla uğraşan kişilerdir. Profesyonel reklamcı değildir. Bu işlerle uğraşan firmalar da vardır. Bunlar profesyonel olarak çeşitli ticari firmaların reklamlarını profesyonel olarak sosyal medyada yapmak üzere kurulmuşlardır. Fakat bu kişilerin bunlarla yakından uzaktan bir alakası yoktur. Bunlar web sayfasını çeşitli platformlara veya uluslararası şirketlere kullandırırlar. Google da bunun karşılığı olarak, bir kullandırım bedeli öder. Web sayfalarının ismine bakan bir kişi bile bu kişilerin reklamcı olmadığını açıkça anlar. Yani google ın ödediği para reklam parası değildir, web sayfalarının kullandırılmasından kaynaklı bir kiralama veya satış bedelidir. Google İreland firması sadece reklam işiyle uğraşmaz, bir çok faaliyeti vardır. Bu faaliyetinden toplanan kazançları bir havuzunda toplar ve hizmet aldığı yurt içi veya yurt dışı kişi veya kurumlara buradan hizmet alım bedelleri öder. Bana da ilk zamanlarda bu iş reklam geliri gibi geliyordu ama işin içine girince öyle değil. Bu kişiler yazılımcı reklamcı değil. Web sayfasını bugün google a kiralar, yarın Arçelik veya Aselsan a kiralar. Şimdi Arçelik bu kişilerin web sayfası üzerinden ürün satışı yapsa ve karşılığında bu arkadaşlara para ödese, bu kişiler sanayici olur, Aselsan, bu kişilerin web sayfası üzerinden ürünlerini satsa, sergilese bu kişilere para ödese bu kişiler silah tüccarı olur. Böyle bir yaklaşım doğru değildir. Burada esas olan bunların yaptığı yazılımdır. Web sayfasıdır. Yani bu kişilerin web sayfası bunların işyeridir. Reklam kazancı yoksa kazanç yoktur, kısmen doğrudur. Fakat bu web sayfası yoksa yani dükkan-işyeri yoksa, hiç bir kazanç yoktur. Bir de meseleye bu açıdan bakmak gerekir. Oradan çeşitli kazançlar elde ederler. Siz daha iyi bilirsiniz, ben karşı görüşte olsam da yani web sayfasını işyeri olarak kabul etmesem de, web sayfasının işyeri olduğunu artık bizim vergi yargımız da kabul ediyor. Yeni çıkarılacak taslak halindeki vergi usul kanununa da bu web sayfalarının artık işyeri sayılacağı konusunu eklediler. Kişi bu iş yerinden (web sayfasından) reklam kazancı da elde eder, araç satışı da yapar, gıda maddesi satışı da yapar. Her türlü faaliyeti yapabilir. Her türlü faaliyetten ticari kazanç sağlayabilir.

    Bana göre bu kişiler dediğim gibi kesinlikle reklamcı değildir. Kazançları da reklam geliri değildir. Bir nevi google un Türkiye'deki bir mümessili veya çözüm ortağı gibidir. Hiç birinin mesleği veya mezuniyeti reklam alanıyla ilgili değildir. Ya da geçmişte çoğu herhangi bir reklam firmasında çalışmamıştır. Özet olarak ben bu konuya çok farklı bir açıdan bakıyorum.
    +
    Bu arada Google öyle uyanık bir firma ki, zaten bu yüzden dünya şirketi. Tabiri caizse çalının taşıyla çalının kuşunu vuruyor.

    Türkiye'den aldığı işi, yine Türkiye'deki firmalara yaptırıyor.

    Yani Arçelik Google a benim firmamın tanıtımını yap diyor. Google ok. yapıyorum. 200.000 TL yolla. Arçelik 200.000 Tl yi yolluyor, hizmetten TR de faydalanıldığı için Arçelik bu işin KDVsini ödüyor.

    söz konusu reklam bütçesi 200.000 TL, Katma değere tabi kazanç 200.000 TL. Bu işin KDV si hazineye intikal etti mi, etti.

    Uyanık google, hemen Türkiye'deki çözüm ortaklarıyla irtibata geçip web sayfalarını videolarını vs kullanıp, burada bu işin ifasını gerçekleştiriyor. yani web sayfasının kullanımı karşılığında bu reklam işini halletmiş oluyor. Yani ödenen para reklam değil, web sayfasının karşılığı bir ödeme.

    Aslına bakarsanız buradaki 200.000 TL lik bütçe, yani Türkiye'de tıklanan veya gösterilen reklam bütçesinin KDV si hazineye girdi. Tekrardan bu 200.000 TL lik reklam işiyle ilgili, bu arkadaşlardan KDV istenmesi bile çok saçmadır. Bu işin KDV si zaten TR de ödendi. Tekrar aynı iş için, aynı sipariş için, bu arkadaşlardan KDV istenmesi mükerrer vergilendirmeye neden olacaktır. Yani Arçelik firmasının işinden kaynaklı bir KDV doğuyor, bu kdv yi Arçelik devlete ödüyor. Sonradan aynı işten kaynaklanan, KDV si devlete ödenmiş olan bir işten dolayı sen maliye olarak tekrar bu kişilerden KDV istiyorsun. Olay reklam işinden çok farklı bir noktaya gitmiş. Bu arkadaşlarla konuştukça bu kişilerin içinde oldukça daha iyi anlaşılıyor. Kendilerini ve yaptıkları işi iyi ifade edemiyorlar. Bazı sıkıntılar bu yüzden kaynaklanıyor.





    +
    " Dolayısıyla adsense geliri elde edenler gerçek usule tabi ticari kazanç sahibi olarak dikkate alınmaktadırlar. Eğer bu kişiler yaptığı programları app store, google play gibi yerlerde satarak ya da Udemy gibi platformlarda içeriklerini pazarlayarak gelir elde etmiş olsa idi serbest meslek kazancı olurdu. Burada şahsi birikim ve mesaiden ziyade emek ve sermayenin içerisinde bulunduğu bir organizasyon vardır. Zaten vergi hukukçuları arasında da bu konuda ihtilaf yok." bu görüşünüze de katılamıyorum malesef.

    Danıştay 3. Dairesi Esas No:2010/2303 ve Karar No:2012/3985 kararında bu tip faaliyetleri ticari kazanç olarak yorumlamıştır;
    İnternet servis sağlayıcılarından sanal alan kiralamak suretiyle kurulan internet sitesinde yazılımı yapılan bilgisayar programındaki oyunun belli bir bedel karşılığı internet kullanıcılarına sunularak elde edilen kazancın ticari kazanç olduğu hakkında.
    "Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında düzenlenen basit raporda; davacının yazılımını kendisinin yaptığı bilgisayar programındaki 101 adlı oyunu kendi kurduğu internet sitesinde üyelerine belli bir bedel karşılığında kullanıma açtığı ve söz konusu sitede yayınladığı, muhtelif banka hesaplarına 2003 yılından 2006 yılının sonuna kadar toplam 159.826,27 TL tutarındaki paranın yatırıldığı tespit edilmiş, davacı inceleme elemanına verdiği ifadede, internet sitesinde programın ek avantajlarından yararlanan yaklaşık 1000 kişinin ücret ödediğini, tahsilatların banka aracılığıyla gerçekleştirildiğini, ücret ödemeleri ve servis sağlayıcılarına ödenen kira bedeli ve başka giderlerinin de bulunduğunu beyan etmiştir.
    ...
    Yapılan bu açıklamalar dikkate alındığında, dava konusu tarhiyata neden olan faaliyetin ticari faaliyet olduğu ve bu faaliyetten elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, vergilendirmeye konu kazancın telif kazancı olarak kabulü suretiyle vergiden müstesna tutulan serbest meslek kazancı olduğu yönünde verilen vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır."

    Eski maliyeciler de bu kazancı ticari kazanç olarak yorumluyorlar.




    Üstadım yanlış anlamayın da işin özü şu galiba:

    Memleketimizde ne vergi idaresi, ne vergi mahkemeleri, danıştay vs kimin ne yaptığı belli değil gibi. Bugün A diyorlar, yarın B.

    Benim anladığım bu.


    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    Ankara
    sn.kenangumus@gmail.com
  • 13-05-2020, 15:00:44
    #61
    kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam katkılarınız için ben teşekkür ederim. Kusura bakmayın bu alıntı vs bu tip şeyleri beceremiyorum. Yalnızca şu görüşlerinize katılmıyorum.
    Bildiğiniz üzere vergi usul kanununa göre vergi dairesinin görevi verginin tarh edilmesiyle ilgilidir. Yani vergi dairesinin bir beyannameyi kabul etmesi, izin vermesi veya görüş vermesi gibi bir görevi yoktur. Verdiği görüşlerin de hiç bir önemi yoktur.

    Yine vergi usul kanunu 369.maddede, görüş vermeye yetkili makamların görüş verecekleri belirtilmiştir. Yani vergi dairesi bu makamlardan birisi değildir.

    Hatta görüş vermeye yetkili makamlar bile "siz varlık barışından faydalanabilirsiniz" şeklinde bir görüş verseler bile bu görüşlerin bile çok fazla bir önemi yoktur. Sadece başvuran kişiyi vergi cezası ve gecikme faizinden kurtarır. Kişiye salınacak vergilerden kesinlikle kurtarmaz. Yani vergi müfettişleri vergi dairesinin görüşlerini hiç dikkate almayabilir, maliye bakanlığının verdiği görüşleri de yine aynı şekilde dikkate almayabilir. Böyle bir seçimlik hakları vardır.

    Benim demek istediğim kişinin kazancının ticari kazanç mı, serbest meslek kazancı mı veya başka bir kazanç türü mü olup olmadığı değildir. Hangi türde vergilendirilirse vergilendirilsin yine KDV ve Gelir vergisiyle uğraşmak zorunda kalacaklar. Bu kişiler yazılımla uğraşan kişilerdir. Profesyonel reklamcı değildir. Bu işlerle uğraşan firmalar da vardır. Bunlar profesyonel olarak çeşitli ticari firmaların reklamlarını profesyonel olarak sosyal medyada yapmak üzere kurulmuşlardır. Fakat bu kişilerin bunlarla yakından uzaktan bir alakası yoktur. Bunlar web sayfasını çeşitli platformlara veya uluslararası şirketlere kullandırırlar. Google da bunun karşılığı olarak, bir kullandırım bedeli öder. Web sayfalarının ismine bakan bir kişi bile bu kişilerin reklamcı olmadığını açıkça anlar. Yani google ın ödediği para reklam parası değildir, web sayfalarının kullandırılmasından kaynaklı bir kiralama veya satış bedelidir. Google İreland firması sadece reklam işiyle uğraşmaz, bir çok faaliyeti vardır. Bu faaliyetinden toplanan kazançları bir havuzunda toplar ve hizmet aldığı yurt içi veya yurt dışı kişi veya kurumlara buradan hizmet alım bedelleri öder. Bana da ilk zamanlarda bu iş reklam geliri gibi geliyordu ama işin içine girince öyle değil. Bu kişiler yazılımcı reklamcı değil. Web sayfasını bugün google a kiralar, yarın Arçelik veya Aselsan a kiralar. Şimdi Arçelik bu kişilerin web sayfası üzerinden ürün satışı yapsa ve karşılığında bu arkadaşlara para ödese, bu kişiler sanayici olur, Aselsan, bu kişilerin web sayfası üzerinden ürünlerini satsa, sergilese bu kişilere para ödese bu kişiler silah tüccarı olur. Böyle bir yaklaşım doğru değildir. Burada esas olan bunların yaptığı yazılımdır. Web sayfasıdır. Yani bu kişilerin web sayfası bunların işyeridir. Reklam kazancı yoksa kazanç yoktur, kısmen doğrudur. Fakat bu web sayfası yoksa yani dükkan-işyeri yoksa, hiç bir kazanç yoktur. Bir de meseleye bu açıdan bakmak gerekir. Oradan çeşitli kazançlar elde ederler. Siz daha iyi bilirsiniz, ben karşı görüşte olsam da yani web sayfasını işyeri olarak kabul etmesem de, web sayfasının işyeri olduğunu artık bizim vergi yargımız da kabul ediyor. Yeni çıkarılacak taslak halindeki vergi usul kanununa da bu web sayfalarının artık işyeri sayılacağı konusunu eklediler. Kişi bu iş yerinden (web sayfasından) reklam kazancı da elde eder, araç satışı da yapar, gıda maddesi satışı da yapar. Her türlü faaliyeti yapabilir. Her türlü faaliyetten ticari kazanç sağlayabilir.

    Bana göre bu kişiler dediğim gibi kesinlikle reklamcı değildir. Kazançları da reklam geliri değildir. Bir nevi google un Türkiye'deki bir mümessili veya çözüm ortağı gibidir. Hiç birinin mesleği veya mezuniyeti reklam alanıyla ilgili değildir. Ya da geçmişte çoğu herhangi bir reklam firmasında çalışmamıştır. Özet olarak ben bu konuya çok farklı bir açıdan bakıyorum.
    +
    Bu arada Google öyle uyanık bir firma ki, zaten bu yüzden dünya şirketi. Tabiri caizse çalının taşıyla çalının kuşunu vuruyor.

    Türkiye'den aldığı işi, yine Türkiye'deki firmalara yaptırıyor.

    Yani Arçelik Google a benim firmamın tanıtımını yap diyor. Google ok. yapıyorum. 200.000 TL yolla. Arçelik 200.000 Tl yi yolluyor, hizmetten TR de faydalanıldığı için Arçelik bu işin KDVsini ödüyor.

    söz konusu reklam bütçesi 200.000 TL, Katma değere tabi kazanç 200.000 TL. Bu işin KDV si hazineye intikal etti mi, etti.

    Uyanık google, hemen Türkiye'deki çözüm ortaklarıyla irtibata geçip web sayfalarını videolarını vs kullanıp, burada bu işin ifasını gerçekleştiriyor. yani web sayfasının kullanımı karşılığında bu reklam işini halletmiş oluyor. Yani ödenen para reklam değil, web sayfasının karşılığı bir ödeme.

    Aslına bakarsanız buradaki 200.000 TL lik bütçe, yani Türkiye'de tıklanan veya gösterilen reklam bütçesinin KDV si hazineye girdi. Tekrardan bu 200.000 TL lik reklam işiyle ilgili, bu arkadaşlardan KDV istenmesi bile çok saçmadır. Bu işin KDV si zaten TR de ödendi. Tekrar aynı iş için, aynı sipariş için, bu arkadaşlardan KDV istenmesi mükerrer vergilendirmeye neden olacaktır. Yani Arçelik firmasının işinden kaynaklı bir KDV doğuyor, bu kdv yi Arçelik devlete ödüyor. Sonradan aynı işten kaynaklanan, KDV si devlete ödenmiş olan bir işten dolayı sen maliye olarak tekrar bu kişilerden KDV istiyorsun. Olay reklam işinden çok farklı bir noktaya gitmiş. Bu arkadaşlarla konuştukça bu kişilerin içinde oldukça daha iyi anlaşılıyor. Kendilerini ve yaptıkları işi iyi ifade edemiyorlar. Bazı sıkıntılar bu yüzden kaynaklanıyor.





    +
    " Dolayısıyla adsense geliri elde edenler gerçek usule tabi ticari kazanç sahibi olarak dikkate alınmaktadırlar. Eğer bu kişiler yaptığı programları app store, google play gibi yerlerde satarak ya da Udemy gibi platformlarda içeriklerini pazarlayarak gelir elde etmiş olsa idi serbest meslek kazancı olurdu. Burada şahsi birikim ve mesaiden ziyade emek ve sermayenin içerisinde bulunduğu bir organizasyon vardır. Zaten vergi hukukçuları arasında da bu konuda ihtilaf yok." bu görüşünüze de katılamıyorum malesef.

    Danıştay 3. Dairesi Esas No:2010/2303 ve Karar No:2012/3985 kararında bu tip faaliyetleri ticari kazanç olarak yorumlamıştır;
    İnternet servis sağlayıcılarından sanal alan kiralamak suretiyle kurulan internet sitesinde yazılımı yapılan bilgisayar programındaki oyunun belli bir bedel karşılığı internet kullanıcılarına sunularak elde edilen kazancın ticari kazanç olduğu hakkında.
    "Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında düzenlenen basit raporda; davacının yazılımını kendisinin yaptığı bilgisayar programındaki 101 adlı oyunu kendi kurduğu internet sitesinde üyelerine belli bir bedel karşılığında kullanıma açtığı ve söz konusu sitede yayınladığı, muhtelif banka hesaplarına 2003 yılından 2006 yılının sonuna kadar toplam 159.826,27 TL tutarındaki paranın yatırıldığı tespit edilmiş, davacı inceleme elemanına verdiği ifadede, internet sitesinde programın ek avantajlarından yararlanan yaklaşık 1000 kişinin ücret ödediğini, tahsilatların banka aracılığıyla gerçekleştirildiğini, ücret ödemeleri ve servis sağlayıcılarına ödenen kira bedeli ve başka giderlerinin de bulunduğunu beyan etmiştir.
    ...
    Yapılan bu açıklamalar dikkate alındığında, dava konusu tarhiyata neden olan faaliyetin ticari faaliyet olduğu ve bu faaliyetten elde edilen kazancın ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, vergilendirmeye konu kazancın telif kazancı olarak kabulü suretiyle vergiden müstesna tutulan serbest meslek kazancı olduğu yönünde verilen vergi mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır."

    Eski maliyeciler de bu kazancı ticari kazanç olarak yorumluyorlar.




    Üstadım yanlış anlamayın da işin özü şu galiba:

    Memleketimizde ne vergi idaresi, ne vergi mahkemeleri, danıştay vs kimin ne yaptığı belli değil gibi. Bugün A diyorlar, yarın B.

    Benim anladığım bu.
    Bu konuda hem fikiriz. Ne idare, ne mahkeme konusunda insanlar kendisini emin hissetmiyor. Görüşler ve kararlar sürekli değişiyor. Yorumlar zaten farklı, böyle bir ortamda mükellef ne yapacağını şaşırıyor.

    Ticari kazanç konusuna gelince, kazancın serbest meslek olarak nitelenmesinin önemi aslında çok büyük. Gelir vergisi Kanunu'na göre, müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band,radyo ve televizyon senorya ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır. Dolayısıyla app storei google play ve Udemy üzerindenkazanç elde edenler (reklam kazancı hariç) istisna kapsamında olacaktır. Buna yakın zamanda kota koydular ama incelemeler geçmişe dönük olduğundan çok önemi yok. Bu nedenle kazanç unsurundaki ayrımı önemsiyorum. Paylaştığınız kararda da aynı durum geçerli. Ama bana göre işin niteliği ticari kazanç olduğunu gösteriyor.

    Dilekçe konusuna gelince, kanunda yer alan bir hakkın kullanımı açısından tabi ki vergi idaresinin herhangi bir takdir hakkı yok. Ancak takdir hakkı sizin pozisyonunuzun ve hukuki dayanağın hakkın kullanımı açısından uygun olup olmadığına dair yapılacak değerlendirme hakkındadır. Yasa ne kadar muğlak ise bu konudaki çekişmeler o oranda artar. Örneğin ihracat teslimleri KDV'den istisnadır. Ama hangi işlemler ihracattır sorun burada başlar. Ya da işte biraz önceki örnekte olduğu gibi istisnalı serbest meslek kazancı mı yoksa istisnasız ticari kazanç mı? Bu gibi ihtilafların çıkması kaçınılmaz. Bizim vergi dairesine yaptığımız başvurunun mahiyeti izin ya da icazet değil aslında bizim gibi düşünenlere taraftar toplayıp elimizi muhtemel uyuşmazlıklarda güçlendirmektir. Dediğim gibi vergi idaresince verilen mükellef lehine yapılan yorumların veya kararların vergi yargısında aleyhe değiştirilmesi nadirdir. Bu da genelde temyiz merci tarafından içtihat değişikliği ile yapılır. Bunun nedeni davalı tarafın daima kamu kurumu olması ve işlemin hukuka uygunluk karinesinden yararlanması bir de menfaat-külfet dengesi ile ilgilidir. Biz başta varlık barışına onay veren idarenin ileride tarhiyat yaptığında buna dair hukuki sebep ve argümanlarının yasal olmadığını hem objektif hem de sübjektif olarak ortaya koymak istiyoruz. Aksi halde mahkemeye karşı beyanlarımız hukuki bir bakış açısından öte gitmeyecektir.

    Teşekkür ederim.
  • 13-05-2020, 15:54:13
    #62
    Hocam,
    "Ticari kazanç konusuna gelince, kazancın serbest meslek olarak nitelenmesinin önemi aslında çok büyük. Gelir vergisi Kanunu'na göre, müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band,radyo ve televizyon senorya ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır."

    Bu şekilde yazmışsınız ama buna da katılmıyorum. Buradaki arkadaşların durumu gelir vergisi kanununda yer alan serbest meslek kazanç istisnasına girmiyor. Buradaki arkadaşların çoğu bu işi aylardır, hatta yıllardır yapıyorlar, dolayısıyla böyle bir istisnadan faydalanmaları kesinlikle mümkün değildir. Serbest meslek işinin sürekli olarak yapılması durumunda, artık bu istisnadan yararlanılamaz, kişi gerçek usulde vergilendirilir. KDV, Yıllık gelir vergisi vs diğer bütün vergilendirme işlemlerini diğer mükellefler gibi yapmak durumunda kalır.

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    Ankara
    sn.kenangumus@gmail.com
  • 13-05-2020, 19:29:51
    #63
    kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam,
    "Ticari kazanç konusuna gelince, kazancın serbest meslek olarak nitelenmesinin önemi aslında çok büyük. Gelir vergisi Kanunu'na göre, müellif, mütercim, heykeltraş, hattat, ressam, bestekar, bilgisayar programcısı ve mucitlerin ve bunların kanuni mirasçılarının şiir, hikaye, roman, makale, bilimsel araştırma ve incelemeleri, bilgisayar yazılımı, röportaj, karikatür, fotoğraf, film, video band,radyo ve televizyon senorya ve oyunu gibi eserlerini gazete, dergi, bilgisayar ve internet ortamı, radyo, televizyon ve videoda yayınlamak veya kitap, CD, disket, resim, heykel ve nota halindeki eserleri ile ihtira beratlarını satmak veya bunlar üzerindeki mevcut haklarını devir ve temlik etmek veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat Gelir Vergisinden müstesnadır."

    Bu şekilde yazmışsınız ama buna da katılmıyorum. Buradaki arkadaşların durumu gelir vergisi kanununda yer alan serbest meslek kazanç istisnasına girmiyor. Buradaki arkadaşların çoğu bu işi aylardır, hatta yıllardır yapıyorlar, dolayısıyla böyle bir istisnadan faydalanmaları kesinlikle mümkün değildir. Serbest meslek işinin sürekli olarak yapılması durumunda, artık bu istisnadan yararlanılamaz, kişi gerçek usulde vergilendirilir. KDV, Yıllık gelir vergisi vs diğer bütün vergilendirme işlemlerini diğer mükellefler gibi yapmak durumunda kalır.

    Kenan Gümüş
    S.M. Mali Müşavir
    Ankara
    sn.kenangumus@gmail.com


    Serbest meslekte devamlılık önemli değil ki, bu ticari kazanç ile arızi kazancı ayıran bir parametredir. Örneğin avukatlar yüz yılda çalışsa kazanç unsurları değişmez. Bir yazarın binlerce kitabı olsa da istisnadır.

    Her neyse konuyu uzatmayayım.

    Size iyi çalışmalar Kenan bey