kenankenan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam tavsiyem, mali müşaviriniz e-beyan sistemi üzerinden YRTI7186 - 01.08.2019 kodlu tarihli beyanmameyi doldurup beyan etsin. Çıkan vergiyi vadesini geçirmeden ödeyin. Yine sistem üzerinden interaktif vergi dairesi üzerinden ise bu verilen beyannamenin şu yıl ...... TL, şu yıl .... tL, şu yıl .... TL olmak üzere toplam .... rakamın kayıt dışı google rakamı ile ilgili olduğunu belirtin. Zaten beyannameyi elden vermeniz doğru değil. Tebliğde vergi kaydı olan kişilerin bu beyannameyi sistem üzerinden vermesi gerektiğini söyler. Kağıt ortamında beyannameyi verirseniz, bu beyannameyi usulüne uygun verilmediği için maliye veya vergi müfettişi yok sayabilir.

Sonrasında ben varlık barışından faydalandım diye muhakkak müfettişin inceleme tutanağına bu durumun geçirin.




+
İncelemelerde aklınızda olsun SİZ REKLAMCI DEĞİLSİNİZ. Tekrar yazıyorum, SİZ REKLAMCI DEĞİLSİNİZ.
Kendiniz de müfettişi de mali müşavirleri de mahkemeleri de yanlış yönlendiriyorsunuz.


Türk Dil Kurumuna göre; Reklamcı: Reklam işiyle uğraşan kimse.
Vidipedi: "Reklam, "insanları gönüllü olarak belli bir davranışta bulunmaya ikna etmek, belirli bir düşünceye yöneltmek, dikkatlerini bir ürüne hizmete, fikir ve kuruluşa çekmeye çalışmak, onunla ilgili bilgi vermek, ona ilişkin görüş ve tutumlarını değiştirmelerini veya belirli bir görüşü ya da tutumu benimsemelerini sağlamak amacıyla oluşturulan; iletişim araçlarından yer ya da süre satın almak yoluyla sergilenen ya da başka biçimlerde çoğaltılıp dağıtılan ve bir ücret karşılığı oluşturulduğu belli olan (diğer bir deyimle parasal destek sağlayan kişi ya da kuruluşların kimliği açık olan) duyuru"dur"


Siz bu işi yapmıyorsunuz. Sizler yazılımcısınız. Bir kısmınız web tasarımcısı, web yazılımcısı, web geliştiricilersiniz. sizin işiniz reklam felan değil, web sayfası yapar, onu sürekli olarak geliştirir ve güncellersiniz. Google a alan kiralarsınız ya da satarsanız, google reklam mı verir, yazılım mı indirtir, uygulama mı satar, sizi ilgilendirmez.
Bir kısmınız ise uygulama yazar, mobil uygulama veya diğer yazılımlar. İşiniz budur. Reklamla bir alakanız yoktur.

Reklamcıyım derseniz, yurt içi tıklanmaydı, yurt dışı tıklanmaydı, bir sürü sıkıntıyla uğraşırsınız. SİZ YAZILIMCISINIZ. YANİ YAZILIM DÜNYASINDA YER ALAN İŞLERİ YAPIYORSUNUZ. Hiç birinizin bir reklam eğitimi veya reklamcılık faaliyeti yoktur. Reklam oluşturma, reklam yapma, reklam videosu vs vs bir faaliyetiniz yoktur.


Reklamcı olsak ne fark eder yazılımcı olsak ne fark eder demeyin: Çok fark eder. Yazılımcılar ve tasarımcıların kazançlarının 2016 yılından bu yana sadece yarısı vergiye tabidir. Gelir Vegisi Kanunu'nun 89/13.maddesi; 13. Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara (GOOGLE'a) Türkiye'de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, ... bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın %50'si. Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır.

R10 Web sayfası da yazılımcıların web sayfasıdır. Reklamcıların buluştuğu dertleştiği bir alan değildir.

Müfettiş arkadaşlar burayı da okusun, sizlere hakkınız olan % 50 kazanç vergisi indirimini uygulasın. Yasada fatura kesme şartı var derse; siz geçmişte elimizde olmayan faturayı kesmedik diye ceza uyguluyorsunuz ama iş bize gelince fatura kesmedik diye, neden hakkımız olan vergi indirimlerini uygulamıyorsunuz, dersiniz. Fatura kesmemiş bilmem neymiş, defter tutmamış bilmem neymiş, şekli boş verin arkadaşlar, bu konuda ESAS şekilden üstündür. Vergi Usul Kanunu'nun 137.maddesine göre defter ve hesap tutmak, aldığı belgeleri saklamak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin vergi incelemesine tabi olacağı yazar. Vergi incelemesi geçirdiğinize göre demek ki sizler defter tutmak zorunda olan gerçek kişilersiniz. Defter tutmamanın yaptırımı yine aynı kanunda belirtilmiştir. Ama defter tutmadı diye bir kimsenin indirimleri uygulanmaz diye bir şart yoktur. Ya da defter tutmadı diye varlık barışından faydalandırılmaması mantıklı değildir. O halde defter tutmadı diye incelenmesi de saçmadır. Elinizde o kadar teknolojik imkan varken, istediğiniz yerden bilgi alma hakkınız varken, o kadar yazılım, program, denetmeniniz varken, son 5 yıldır ne yapıyordunuz? Zamanında bu kişileri tespit etseydiniz de keşke vergi mükellefi yapsaydınız. Anayasamıza göre herkes mali gücüne göre vergi vermekle mükelleftir. Son 5 yılın vergi incelemesini yapıp bir anda toplu bir şekilde vergi ve ceza istenmesi başka bir hukuksuzluktur. Burada maliyenin yapması gereken iş daha faaliyetinin ilk yılında kayıt dışı faaliyeti olan bir kişiyi tespit edip onu vergi mükellefi yapmak, vergiye gönüllü uyumunu sağlamak, sonrasında bu tip ağır vergi ve cezalara muhatap olmamalarını sağlamaktır. Yani vergi mükellefini de koruyup kollamaktır. Yoksa bir kişiye bir anda son 5 yılın vergi incelemesini yapıp bu kadar vergi ve ceza çıkarmak MÜLKİYET HAKKINA TECAVÜZDÜR. Ülkemizin imzalamış olduğu AİHM, insan hakları bilmem neleri, AB bilmem nelerine ne aykırıdır.


Kenan GÜMÜŞ
S.M. Mali Müşavir
Ankara
sn.kenangumus@gmail.com




Benim yaklaşımım biraz daha farklı. Elinize dilekçe alıp kapı kapı vergi dairesi dolaşmayın. ŞU AN VERGİ KAYDI OLANLAR İLGİLİ TEBLİĞE GÖRE YALNIZCA SİSTEM ÜZERİNDEN BU BEYANNAMEYİ VERSİNLER. Şu an herhangi bir vergi kaydı olmayan kişiler kağıt olarak verebilirler. Sıkıntı çıkabilir. Bana göre sıkıntı yok ama vergi idaresi problem çıkarabilir.

Ben şu şekilde yapıyorum: Vergi kaydı açıp, beyannameyi ve dilekçeyi sistem üzerinden yolluyorum. Kimseden izin istemiyorum. Beyanname de esas olan kişinin kendi iradesiyle beyanname vermesidir. Beyanname vermenin izni olmaz. Vergi mevzuatımızda beyanname verilirken hiç kimseden izin alınmaz. Bu yüzden verilen beyannamelere maliye bakanlığı bile karışmaz. Herkes beyanname verme özgürlüğüne sahiptir. Sen beyannameni verirsin, sonrasında müfettiş inceler ya da vergi dairesi, beyannamenizde bir eksiklik fazlalık varsa, 1 ay, 1 yıl, 4 yıl sonra geriye dönük olarak gerekli işlemleri yapar.

Vergi kaydı olanlar için veya bu işlere devam edip vergi kaydı açtıran kişiler için varlık barışı çok daha kolaydır. Muhasebecileri e-beyanname sistemi üzerinden bunu rahatlıkla gönderebilirler. Dilekçelerini ise interaktif vergi dairesinden ilgili vergi dairesine yollarlar.
Bu işleri bırakmış olan vergi kaydı olmayan kişiler ise bu beyannameyi bir dilekçe ekinde vergi dairelerine taahhütlü posta yoluyla gönderebilirler.

Ama dilekçede kabul ediniz diye bir ibareye gerek yok. Ben varlık barışından faydalandım, şu şu şu yıllar şu şu google kazançlarım için yararlandım. Bilgilerinize sunarım. demeniz yeterlidir. Hiç bir hakkınız kaybolmaz. Buna rağmen incelenirseniz -ki inceleneceksiniz- o zaman incelemenin iptali için dava açarsınız. Çünkü yasa bu konuyla ilgili incelenemezsiniz diyor. Zaten varlık barışından faydalanmış bir kişiye vergi incelemesi yapılması, varlık barışı talebinin reddi anlamına gelir. Yani hepsi aynı kapıya çıkıyor.


Bir de varlık barışından faydalanan arkadaşlar. Kurtuldum, oh be demeyin. Her şey bitti demeyin. Yine de vergi incelemesi geçireceksiniz. Müfettişlerin % 90'ı bu varlık barışı beyannamesinden faydalanma şartları sizde yok, diyerek, incelemesine devam edecektir. Eninde sonunda bu iş vergi mahkemesine gidecektir. Varlık Barışından faydalandım. Her şey sıfırlandı, şu an rahatım, bana artık vergi inceleme yazısı gelmez, demeyin. Mutlaka gelecek.

Kenan GÜMÜŞ
S.M. Mali Müşavir
Ankara
sn.kenangumus@gmail.com
Merhaba Kenan bey. Düşünceleriniz için teşekkür ederim yalnız beyan ettiğiniz fikirlerin benim paylaşımlarımı hedef aldığını gördüğüm için bu açıklamayı yapmak zorunda kaldım.
Öncelikle ben şu hep belirttim. Ben olaya pratik hukuk nazarından bakıyorum. Bu nedenle maliyenin ya da bir başkasının sübjektif değerlendirmelerine göre çalışmalarıma yön vermem. Çünkü neticede bu işler yargı önüne gelecek ve sonuçlanacak. Dolayısıyla günü kurtarmadan ziyade uzun vadeli hukuki çözümler üzerinde durmaktan yanayım.

Neden vergi dairesi ikna edilmeli? Meslek hayatımda binlerce Danıştay kararı, binlerce vergi dava dosyası gördüm, yüzlerce vergi hakimi tanıdım. Gerek mali idarenin gerek teftiş makamının gerekse de vergi yargısında çalışan hakimlerin bir vergilendirme ihtilafına bakış açısını gayet iyi biliyorum. Bu nedenle süreç içerindeki muhtemel sorunları bertaraf edici başlangıç oldukça önemlidir. Dilekçeye gelince:

1-Benim yazdığım bu dilekçeye çok fazla olumlu dönüş aldım. Neredeyse elimde vergi idaresinin benim gibi düşündüğüne dair bir özelge havuzu ya da bir çeşit idari kararlar albümü oluştu. Eğer dilekçe ile yola çıkmasaydım bunlar olmayacaktı. Şimdi sıra bunları vergi mahkemesinde kullanmak.

2-Bahsettiğiniz dilekçe ile başvuru sonucu vergi idaresinin davacı lehine ortaya koyduğu irade ile hukuki güvenlik açısından başvuranlar oldukça imtiyazlı olacaktır. Çünkü vergi yargısında hukuki güvenlik dahi tek başına iptal sebebidir.

3-Yine kişilerin mevcut hukuk düzeninde haklarını kullanırken hatalı bile olsa yönlendirilmesi neticesinde başlarına gelecek olumsuz sonuçlar, bu yönlendirmelerde kamu gücü olduğu için davacı lehine düzeltilecektir.

4-Varlık barışı konusu çok ayrıntılı ve açık değildir. Bu ancak yasa yorumu ile ulaşılan bir koruma ve menfaattir. Mahkemenin üzerinde hiyerarşik baskı olmadığından davacı lehine olan idari yasa yorumları uyarınca uyuşmazlığın çözülmesi gündeme gelecektir. Bunun istisnasını görmedim.

Bu listeyi uzatmam mümkün ama gerek yok. Dolayısıyla dileyen istediği yöntemle verir. Dileyen günü kurtarır dileyen kendini hukuki koruma altına alır. Bir kişi hiçbir kimseye ihtiyaç duymadan vergi dairesine giderek işe başlama bildirimi yapar (r10'dakilerin tabiri ile şahıs şirketlerini kurar) ve açılacak mükellefiyet uyarınca ek3 beyannamesini fiziksel ya da elektronik olarak da verebilir. Bunun için bir mali müşavire ihtiyaç da bulunmamaktadır.

Varlık barışı ile inceleme sonucu ortaya çıkan vergilerin iptali sağlamamız ancak mahkemeyi bizim gibi düşünmeye sevk etmekle mümkündür. Bunu sağlayacak maddi ve hukuki alt yapımız oluştu. Dün İstanbul'da bir vergi dairesi varlık barışı konusunda olmaz yapamaz dediği halde yapan daireleri referans göstermemiz üzerine kabul etti. Bu somut örneklerin çoğalması varlık barışından yararlanan herkesin lehinedir. Dolayısıyla dilekçe ile başvurunun anlamsız ve saçma olarak kabul edilmesini idari yargı birikimime ve dava tecrübelerime dayanarak reddediyorum.

Mükelleflerin kazançlarına gelince. Bu kazançlar reklam kazancıdır. Çünkü reklam yoksa, gelir de yok. Dolayısıyla adsense geliri elde edenler gerçek usule tabi ticari kazanç sahibi olarak dikkate alınmaktadırlar. Eğer bu kişiler yaptığı programları app store, google play gibi yerlerde satarak ya da Udemy gibi platformlarda içeriklerini pazarlayarak gelir elde etmiş olsa idi serbest meslek kazancı olurdu. Burada şahsi birikim ve mesaiden ziyade emek ve sermayenin içerisinde bulunduğu bir organizasyon vardır. Zaten vergi hukukçuları arasında da bu konuda ihtilaf yok.

Açıklama hakkım doğduğu için yazdım.

Teşekkür ederim.

İyi günler diliyorum.