• 03-04-2024, 16:10:27
    #10
    bydarius adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Akıl vermek gibi olmasın yanlış anlamayın hocam. Tavsiye verebilirim ancak.
    Betimlemeler güzel lakin üst üste betimlemelerde devam etmeyin. Arada bir iki cümlede bırakın okuyucu bir önceki cümleyi hazmetsin. Sonrasında yine betimlersiniz. Cümlelerden birinde varsa ikisinde olmasın yani.
    Ay okurken sıkıldım diyorsunuz yaniii snsnnss
    Betimleme yapmayı seven bir karakterim. Ama yanlış yerlerde yapıyorum sanırsam
  • 03-04-2024, 16:18:02
    #11
    yazı yazarken betimleme yapmak gerekiyor. betimleme okuyucuda hayal gücünü çalıştırmaya yarıyor.
    fazlası yani bir kaç cümle betimleme belli noktadan sonra okuyucuyu yazıdan koparıyor.
  • 03-04-2024, 16:20:09
    #12
    registan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    yazı yazarken betimleme yapmak gerekiyor. betimleme okuyucuda hayal gücünü çalıştırmaya yarıyor.
    fazlası yani bir kaç cümle betimleme belli noktadan sonra okuyucuyu yazıdan koparıyor.
    Sen bu yazıdan koptun mu peki?

    Dürüst ol ve acımadan eleştir ki hatalarımı fark edeyim. Yazar olmam zor mu?
  • 03-04-2024, 16:22:00
    #13
    Makalehizmetiii adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    4. Bölüm: Acılar Silsilesi
    Elfida’nın kalbi cam kırıklarıyla doluydu. Her bir cam kırığı, bir mızrak gibi kalbinin sol köşesine batıyordu. Kalbi hiç olmadığı kadar yangın yerine dönmüş ve kavrulmuştu. O gün Yiğitle konuşmalarının üzerinden neredeyse bir hafta geçmişti. Aklı söylenenlerde gidip geliyordu.
    Acıyı derin ve iliklerine kadar yaşamış bir adam nasıl olur da bu kadar hissiz olmayı başarabiliyordu?
    Bu soruya net olarak verebilecek bir cevap yoktu. Beyninin içi yine curcunalarla olan Elfida, birde bu sorunun cevabını kendine dert edindi. Adamda kendinde aradığı ve bulamadığı bir şey saklıymış gibi geliyordu. Düşündü, düşündü ve kendinde eksik olan şeyin ne olduğunu sonunda buldu. Sevgi…
    Beş harften oluşan bu kelime, bazı kişiler için sadece bir kelimeden ibaretti. Elfida bu duyguyu hayatı boyunca hiç tatmamış ve yaşamamıştı. Sevginin kollarına kendini bırakmak ve bir kez olsun hiçbir şeyi düşünmeden sadece anı dibine kadar yaşamak istiyordu. Son zamanlarda hissettiği tek duygu dilimi ise acıydı. Ruhunu yansıtan grinin aksine, odası beyaz renkte ağırlıklıydı.
    Buhranlı ruh halinden çıkmak için ayağa kalktı ve ilk önce silkelendi. Bu az da olsa, Elfida’yı kendine getirmeyi başardı. Yatağından hızla uzaklaşarak odanın içerisinde bulunan ebeveyn banyosuna ilerledi. Lavabodan içeri girdiğinde yuvarlak aynadan kendine baktı.
    Çökmüş yüzüne, ağlamaktan kızarmış gözleri ve morarmış gözaltları ruh halini bire bir yansıtıyordu. Hele kabarmış turuncu saçları onu daha da sinirlendi. Söylenmekten kendini alıkoyamadı.
    “ Hadi kötü bir ruh halindesin, anlıyorum. Gözaltların şişmiş, yüzün çökmüş. Kendi eserinle mutlu musun Elfida? Aynaya bak, aynaya. Herkes için kendini ön plana atıyorsun, feda ediyorsun. Değiyor mu? Artık bir kez olsun kendin için bir şeyler yap. Bak birde tupturuncu saçların horoz gibi kabarmış. Tarasan dert, taramasan ayrı dert.”
    İçini bir insana değil de, lavabodaki boş bir aynaya anlatmayı tercih etti. Güne hüzünlü bir iç dökmeyle başladı, devamının nasıl olacağını kestiremedi. İçini dökmek bir nebze de olsa, rahatlattı.
    Aynadaki haline bakmaya son vererek hayatında ilk defa kendine bir söz verdi.
    “ Bir daha yaşamımda ne olursa olsun, kimsenin beni yönlendirmesine asla izin vermeyeceğim. Bu hayatın başrolünde ben varsam, ben yaşamalıyım, bir başkası değil.”
    Bu sözleri söyledikten sonra aklına Yiğit’in söyledikleri geldi. Güçlü kadınlar dik durur ve ağlamazdı. Elfida en ufacık bir olayda bile yıkılmaya o kadar alıştı ki dik durmaya mecali kalmadı. Ağlamak bir insanı acizleştiriyorsa, bu dünyadaki en aciz kişi oydu.
    Darmadağınık ve henüz yeni uyandığından birbirine karışmış saçlarını eliyle düzeltti. Yine de saçlarını taramadan eski haline döneceğine benzemiyordu. Eline yuvarlak ve mat siyah renginde olan tarağını aldı. Gür ve ince telli olan kıvırcık saçlarını taraması azap gibi geliyordu. Her iki elini de devreye sokarak bir eliyle saçını tararken, diğer eliyle de dolaşan saçlarını çözüyordu.
    size tavsiyem
    yazmaya devam edin.

    ama yazdıktan sonra yazdıklarınızı farklı zamanlarda 3-5 gün sonra tekrar gözden geçirin. tekrar gözden geçirdiğiniz de kullanılmaması gereken kelimeleri anında bulup çıkaracaksınız.
    yavan kalmış söz dizimlerini fark edeceksiniz.
    eğer yazdıklarınız bir hikaye roman vb ise
    1 ay sonra tekrar okuyun. o zamanda yine değişiklik yapma isteği oluşacak.
    yani yazılanları zaman zaman tekrar okumak ve düzeltmek gerekiyor.
  • 03-04-2024, 16:26:39
    #14
    registan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    size tavsiyem
    yazmaya devam edin.

    ama yazdıktan sonra yazdıklarınızı farklı zamanlarda 3-5 gün sonra tekrar gözden geçirin. tekrar gözden geçirdiğiniz de kullanılmaması gereken kelimeleri anında bulup çıkaracaksınız.
    yavan kalmış söz dizimlerini fark edeceksiniz.
    eğer yazdıklarınız bir hikaye roman vb ise
    1 ay sonra tekrar okuyun. o zamanda yine değişiklik yapma isteği oluşacak.
    yani yazılanları zaman zaman tekrar okumak ve düzeltmek gerekiyor.
    Evet zaten sürekli gelişme açısında olduğum için değiştirme ihtiyacı içinde oluyorum. Okudunuz mu peki yazdıklarımı
  • 03-04-2024, 16:27:15
    #15
    Makalehizmetiii adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sen bu yazıdan koptun mu peki?

    Dürüst ol ve acımadan eleştir ki hatalarımı fark edeyim. Yazar olmam zor mu?
    yazıyı okutan ilk cümle yada ilk birkaç paragraftır. hep böyle söylerler.
    ilk cümleniz giriş cümlesi olmaması gereken bir cümle bence
    "Acıyı derin ve iliklerine kadar yaşamış bir adam nasıl olur da bu kadar hissiz olmayı başarabiliyordu?" bu cümle ile başlanılsa idi bence daha iyi bir giriş olurdu.
    okuyucuda merak uyandıracak bir cümle çünkü bu.

    "Elfida’nın kalbi cam kırıklarıyla doluydu. Her bir cam kırığı, bir mızrak gibi kalbinin sol köşesine batıyordu. Kalbi hiç olmadığı kadar yangın yerine dönmüş ve kavrulmuştu. O gün Yiğitle konuşmalarının üzerinden neredeyse bir hafta geçmişti. Aklı söylenenlerde gidip geliyordu"
    ilk cümleyi okuduğumda dedim gerçekten kalbine cam kırıkları mı saplanmış diye düşündüm. ama biraz ilerleyince bunun bir metafor olduğunu anladı.
  • 03-04-2024, 16:32:14
    #16
    registan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    yazıyı okutan ilk cümle yada ilk birkaç paragraftır. hep böyle söylerler.
    ilk cümleniz giriş cümlesi olmaması gereken bir cümle bence
    "Acıyı derin ve iliklerine kadar yaşamış bir adam nasıl olur da bu kadar hissiz olmayı başarabiliyordu?" bu cümle ile başlanılsa idi bence daha iyi bir giriş olurdu.
    okuyucuda merak uyandıracak bir cümle çünkü bu.

    "Elfida’nın kalbi cam kırıklarıyla doluydu. Her bir cam kırığı, bir mızrak gibi kalbinin sol köşesine batıyordu. Kalbi hiç olmadığı kadar yangın yerine dönmüş ve kavrulmuştu. O gün Yiğitle konuşmalarının üzerinden neredeyse bir hafta geçmişti. Aklı söylenenlerde gidip geliyordu"
    ilk cümleyi okuduğumda dedim gerçekten kalbine cam kırıkları mı saplanmış diye düşündüm. ama biraz ilerleyince bunun bir metafor olduğunu anladı.
    teşekkürler
  • 03-04-2024, 16:32:55
    #17
    Makalehizmetiii adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Evet zaten sürekli gelişme açısında olduğum için değiştirme ihtiyacı içinde oluyorum. Okudunuz mu peki yazdıklarımı
    okudum.
    eksikleriniz var.
    fazla kelimeler var. ayrıntı vermeye gerek olmayan şeyleri yazıya dökmeye gerek yok. bırak okuyucu hayal etsin

    bu bölümün ana amacı ne o tam olarak verilmemiş.
  • 03-04-2024, 16:37:14
    #18
    Makalehizmetiii adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    teşekkürler
    ben teşekkür ederim.
    yazmak okumaktan geçiyor bunu unutmayın.
    günlük okuma rutininiz nedir
    eğer yazacağım diyorsanız okumanız lazım. yani küp içindekini sızdırır derlerya atalar. o nedenle bol bol okumamız lazım.
    birde bu konu ile ilgili kitap yazı makale ile hemdem olmak lazım.

    2013 yılında bir kurgu-politik-tarihi bir kitap yazayım diye işe başladım.
    karakterler, olay örgüsü , akışlar vb herşey hazır. 70 sayfa yazdım. o gün bu gündür bitecek. (kişisel problmelerden dolayı devam edemedim)
    Allah nasip ederse bitirmeyi düşünüyorum.