• 12-01-2016, 22:51:37
    #37
    Sharkie adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ben yaşamadım oğlum yaşasın diyenler yüzünden bu nesil ilerleyemiyor... Büyüklerine saygısı olmayan bir nesil olmasın hiç.. Bunun dışında genellemeye vurmamak gerekir. Bazı bölgelerde çok güzel nesiller geliyor. Ayrıca şunu da söylemek istiyorum. Bir öğretmen olarak ne yazık ki değersiz öğretmenler akademisi sistemindeyiz. Değerimiz aldığımız parayla orantılı artık, iki velinin şikayetiyle, bir videoyla aile saygısı almayan çocuğa kızdığınızda sorgusuz sualsiz görevden uzaklaştırma ve sonrasında kovulma... Bir dönem boyunca bir öğrencim var aile saygısından dolayı halen YAWW, HELE, ARADA GÜLMELER, saygısızca tavırları var. Uyarılar, kızmalar yetmiyor. Neden? Çünkü ailesinden öyle öğreniyor, ailesi de bunu itiraf ediyor zaten. Birde şuna çok kızıyorum. Çocuktur çocukluğunu yaşıyor... Kusura bakmayın biz de çocuktuk ama böyle değildik! Çocukluğunu yaşıyor diye dünyaya niçin geldiğini, insanlara karşı saygılı olması gerektiğini bilmeli ve anlamalı. Neyse, umarım ben yanılırım, ileride güzel bir nesil olur...

    çocuğa kızdığınız için ceza almazsınız, döverseniz söverseniz ceza alırsınız. dövüyor sövüyorsanız o çocuktan daha sıkıntılı bir ruh halindesiniz demektir.

    çocuk dünyya neden geldiğini bilmek zorunda değildir. ayrıca dünyaya neden gelindiği sorusunun yanıtı kişiye ve insana göre değişir.

    sen çocuklen dayaktan korktuğun için itaat ediyordun bugün dayak azalınca itaat ermeyen çocukları suçlamak kolay. sonraki nesiller senin yaşadığın gibi yaşamak zorunda değil. benim babam okulda bir ton sopa yediyse bunun doğru olduğunu ve benim de soğa yemem gerektiğini iddia edemezsiniz.

    sen 20-30-40 yaşında muhakeme gücü olan eğitmek için eğitim almış bir öpretmensin. karşında henüz karakteri benliği oturmamış çocuklar var. ve bu çocukların sana itaat etmesini istiyorsun. sen klasik eğitim sisteminde yetişmişsin ve modern eğitim sistemine geçmek istemiyorsun. çünkü işi kolayına geldiği şekilde yapmak istiyorsun.

    aileler konusundaki şikayetlere katılıyorum. araba kullanmak için bile ehliyet lazım. allahın cahillerine çocuk yapma iözgürlüğü veriyor devlet. sonuçta bir sürü psikopat hırsoz terörist yetişiyor.

    ancak öğretmenlerimiz de tembel. öğretmenlerimiz yeniliğe kapalı. öğretmenlerimiz daha az çalışarak aynı parayı almak istiyorlar. piaget insan zihnini 3 alana ayırır. bilişsel duyuşsal ve psikomotor işlemler olarak. zeka genelde bilişsel alanı, tutum tavır duyuşsal alanı el beden koordinasyonu psikomotor alanı simgeler. bu konuda yapılan tüm şikayetler çocukların duyuşsal alandaki eksikliklerini ifade ediyor. empati yeteneği az, değer verme konusunda sıkıntı yaşayan çocuklar var.

    eski neslin duyuşsal alanı ile yeni neslin duyuşsal alanı eşleşmiyor. bizde insanlara sadece yaşlarından dolayı saygı göstermek gibi bir tutum vardı. yeni nesilde bu yok. yeni nesil sadece sevdiği yaşlı insanlara saygı duyuyor.

    her nesil kendi yaşadığı çocukluğu idealize edip kendinden sonra gelen ve kendine benzemeyen nesiller hakkında benzer şikayetleri yapacak. iletişim teknolojileri o kadar hızlı gelişti ki sosyal ve kültürel değerler ve kuşak çatışması alanı daraldı. eskiden 40 yaşındaki babayla 15 yaşındaki oğlu bu çatışmayı yaşardı. şimdi konuya 23-24 yaşında gençler yazmış 15-15 yaşındaki ergenler eleştiriyor.


    Sent from my iPhone using Tapatalk
  • 12-01-2016, 23:06:17
    #38
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    çocuğa kızdığınız için ceza almazsınız, döverseniz söverseniz ceza alırsınız. dövüyor sövüyorsanız o çocuktan daha sıkıntılı bir ruh halindesiniz demektir.

    çocuk dünyya neden geldiğini bilmek zorunda değildir. ayrıca dünyaya neden gelindiği sorusunun yanıtı kişiye ve insana göre değişir.

    sen çocuklen dayaktan korktuğun için itaat ediyordun bugün dayak azalınca itaat ermeyen çocukları suçlamak kolay. sonraki nesiller senin yaşadığın gibi yaşamak zorunda değil. benim babam okulda bir ton sopa yediyse bunun doğru olduğunu ve benim de soğa yemem gerektiğini iddia edemezsiniz.

    sen 20-30-40 yaşında muhakeme gücü olan eğitmek için eğitim almış bir öpretmensin. karşında henüz karakteri benliği oturmamış çocuklar var. ve bu çocukların sana itaat etmesini istiyorsun. sen klasik eğitim sisteminde yetişmişsin ve modern eğitim sistemine geçmek istemiyorsun. çünkü işi kolayına geldiği şekilde yapmak istiyorsun.

    aileler konusundaki şikayetlere katılıyorum. araba kullanmak için bile ehliyet lazım. allahın cahillerine çocuk yapma iözgürlüğü veriyor devlet. sonuçta bir sürü psikopat hırsoz terörist yetişiyor.

    ancak öğretmenlerimiz de tembel. öğretmenlerimiz yeniliğe kapalı. öğretmenlerimiz daha az çalışarak aynı parayı almak istiyorlar. piaget insan zihnini 3 alana ayırır. bilişsel duyuşsal ve psikomotor işlemler olarak. zeka genelde bilişsel alanı, tutum tavır duyuşsal alanı el beden koordinasyonu psikomotor alanı simgeler. bu konuda yapılan tüm şikayetler çocukların duyuşsal alandaki eksikliklerini ifade ediyor. empati yeteneği az, değer verme konusunda sıkıntı yaşayan çocuklar var.

    eski neslin duyuşsal alanı ile yeni neslin duyuşsal alanı eşleşmiyor. bizde insanlara sadece yaşlarından dolayı saygı göstermek gibi bir tutum vardı. yeni nesilde bu yok. yeni nesil sadece sevdiği yaşlı insanlara saygı duyuyor.

    her nesil kendi yaşadığı çocukluğu idealize edip kendinden sonra gelen ve kendine benzemeyen nesiller hakkında benzer şikayetleri yapacak. iletişim teknolojileri o kadar hızlı gelişti ki sosyal ve kültürel değerler ve kuşak çatışması alanı daraldı. eskiden 40 yaşındaki babayla 15 yaşındaki oğlu bu çatışmayı yaşardı. şimdi konuya 23-24 yaşında gençler yazmış 15-15 yaşındaki ergenler eleştiriyor.


    Sent from my iPhone using Tapatalk
    Hocam cümlelerinize kesinlikle katılıyorum. Fakat burada söylemek istediğim kızmak kelimesiyle illa dövmek karşılığı değildir. Derste bizler doğruyu her zaman konuşarak anlatıyoruz fakat evde ailesinden farklı gördüğünde çocuk ikileme düşüyor ve doğal olarak saygı göstereceği kişiler değişiyor. Bir velimle samimi olarak görüştüğümde hocam biz de küfür ediyoruz, gayet normal, dedi. Düşünün çocuklara küfürün kötü olduğunu anlattığınızda ikileme düşüp düşmediğini. Tabiki bizler elimizden geleni yapıyoruz. Ama Eğitim ilk önce aile de başlar sonra okulda devam eder. Mesajımı alıntıladınız güzel bir sohbet oldu fakat yanlış anlaşılmasın dövmek kavramına klasik koşullanmaya karşıyım. Benim demek istediğim bambaşka bir olay. Diğer öğrenciler değil de birkaçının böyle olması ailevi sorunlarından kaynaklanıyor ve bunu düzeltmek bizlere düştüğü için çocuk ikilemde kalıp sürekli yanılgılara düşebiliyor. Bu yüzden çocuklarımıza saygıdan kastettiğim aslında aile eğitimi, ailesinin eğitimi çok önemli. İşte o aileler teknoloji çağında genç yaşta evlenenlerden kaynaklandığı için bu sonuçlar ortaya çıkıyor. Tabi burada genelleme yapmak doğru değil ama nitekim günümüzde böyle oluyor. Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Öğretmen olmak o kadar zor ki anlatamam. Şuan bir köy okulunda hem mdr. yetkili öğretmenleriyim, sınıf öğretmenleriyim, hizmetli olarak sınıf, okul temizliği, sobasından tutun da her şeylerinle ilgilenmek, yetmemiş gibi sürekli elektrik kesintileri ve hazırlayacağınız etkinliklerin bulunduğunuz bölgeden kısıtlı olması vs.. o kadar zor şartlarda bu görevi yapan öğretmenler var ki, bunlardan biri olarak da kendimi katarak, bir öğrenciyi değiştirememek üzdüğü için bu konudan şikayetimi dile getirdim. Çocuğa bir şeyleri anlatabilmek için önce veliye anlatabilmek lazım. Fakat veli ne yazık ki olağan durumda.. Denemediğim yöntem kalmadı. Birçok öğrencimi düzelttim ama düzeltemediğimiz olunca üzülüyor. Olan çocuğa oluyor, hele köylerde büyüyünce hayalleri olmayan niçin okula geldiğinin, farkında olmayan çocuklar var ki anlatamam. Veliler bilinçli olmayınca, profesör mü olacak işte okuma yazma öğrensin yeter. Gece geç saatlere kadar film izleyip, oradaki cümleler, argoları öğrenmeleri vs. yaşına uygun filmler olmayınca hep sıkıntı. Bunlar bizim dışımızda olan şeyler... Okulu artık küfür etmemeyi, saygılı davramayı öğreten kurumlar kısmına getirdik ve bu yüzden hep geride kalıyoruz. Bu kavramlar bizim kültürümüzde önce ailede sonra okulda yani işbirliği içerisinde olurdu ama yeni nesil maalesef çok da iyi idare edemiyorlar. Yeni nesil eğitim seviyesi sıfır olabilir ama saygı olmasa yani kültürümüz olmasa gelecekleri de ne yazık ki olamayacak, düşüncesindeyim...
  • 12-01-2016, 23:13:35
    #39
    Zenginlik (istediğini kolay yoldan elde etme) bir standart haline gelince zamanında elde edilemeyen yada zor elde edilen şeylerin verdiği mutluluk da azalıyor.

    İnanlar artık kolay yoldan zengin olmaya çalışıyor, çok daha fazla kazanıp kazandığından da fazlasını harcıyor. Paylaşmanın ne demek olduğunu bilmiyor. Başkalarının fikirlerine ve düşüncelerine saygı nedir bilmiyor.

    Ya televizyon dizilerinden, ya filmlerden yada siyasetçilerin birbirlerine karşı yaptığı aşırı ahlaksız diyaloglardan etkileniyor onlar gibi davranmaya çalışıyorlar. Şimdi her yerde bir kutuplaşma var. Maç, siyaset, ekonomi, araba, cep telefonu vs vs. Her konuda kutuplara bölünen bir millet de yetişen yeni nesilden ahlak edep gibi değerler beklemek de yanlış olur.

    Ama en önemlisi güvensizlik. Güven sorunu arttıkça insanlar hem birbirinden korkuyor hem de yardımlaşmanın önü kesiliyor.
  • 13-01-2016, 02:15:58
    #40
    Sharkie adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam cümlelerinize kesinlikle katılıyorum. Fakat burada söylemek istediğim kızmak kelimesiyle illa dövmek karşılığı değildir. Derste bizler doğruyu her zaman konuşarak anlatıyoruz fakat evde ailesinden farklı gördüğünde çocuk ikileme düşüyor ve doğal olarak saygı göstereceği kişiler değişiyor. Bir velimle samimi olarak görüştüğümde hocam biz de küfür ediyoruz, gayet normal, dedi. Düşünün çocuklara küfürün kötü olduğunu anlattığınızda ikileme düşüp düşmediğini. Tabiki bizler elimizden geleni yapıyoruz. Ama Eğitim ilk önce aile de başlar sonra okulda devam eder. Mesajımı alıntıladınız güzel bir sohbet oldu fakat yanlış anlaşılmasın dövmek kavramına klasik koşullanmaya karşıyım. Benim demek istediğim bambaşka bir olay. Diğer öğrenciler değil de birkaçının böyle olması ailevi sorunlarından kaynaklanıyor ve bunu düzeltmek bizlere düştüğü için çocuk ikilemde kalıp sürekli yanılgılara düşebiliyor. Bu yüzden çocuklarımıza saygıdan kastettiğim aslında aile eğitimi, ailesinin eğitimi çok önemli. İşte o aileler teknoloji çağında genç yaşta evlenenlerden kaynaklandığı için bu sonuçlar ortaya çıkıyor. Tabi burada genelleme yapmak doğru değil ama nitekim günümüzde böyle oluyor. Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Öğretmen olmak o kadar zor ki anlatamam. Şuan bir köy okulunda hem mdr. yetkili öğretmenleriyim, sınıf öğretmenleriyim, hizmetli olarak sınıf, okul temizliği, sobasından tutun da her şeylerinle ilgilenmek, yetmemiş gibi sürekli elektrik kesintileri ve hazırlayacağınız etkinliklerin bulunduğunuz bölgeden kısıtlı olması vs.. o kadar zor şartlarda bu görevi yapan öğretmenler var ki, bunlardan biri olarak da kendimi katarak, bir öğrenciyi değiştirememek üzdüğü için bu konudan şikayetimi dile getirdim. Çocuğa bir şeyleri anlatabilmek için önce veliye anlatabilmek lazım. Fakat veli ne yazık ki olağan durumda.. Denemediğim yöntem kalmadı. Birçok öğrencimi düzelttim ama düzeltemediğimiz olunca üzülüyor. Olan çocuğa oluyor, hele köylerde büyüyünce hayalleri olmayan niçin okula geldiğinin, farkında olmayan çocuklar var ki anlatamam. Veliler bilinçli olmayınca, profesör mü olacak işte okuma yazma öğrensin yeter. Gece geç saatlere kadar film izleyip, oradaki cümleler, argoları öğrenmeleri vs. yaşına uygun filmler olmayınca hep sıkıntı. Bunlar bizim dışımızda olan şeyler... Okulu artık küfür etmemeyi, saygılı davramayı öğreten kurumlar kısmına getirdik ve bu yüzden hep geride kalıyoruz. Bu kavramlar bizim kültürümüzde önce ailede sonra okulda yani işbirliği içerisinde olurdu ama yeni nesil maalesef çok da iyi idare edemiyorlar. Yeni nesil eğitim seviyesi sıfır olabilir ama saygı olmasa yani kültürümüz olmasa gelecekleri de ne yazık ki olamayacak, düşüncesindeyim...

    Sınıf öğretmenisin galiba. İşin çok zor. Ama aslında en önemli işi siz yapıyorsunuz. Çünkü çocukların eğitim hayatlarına karşı tutumları ilkokulda belirleniyor. İlkokulda duyuşsal alanı doğru eğitilememiş çocuklar ergenlik döneminde büyük arıza çıkarıyorlar.

    Sizin yapabileceğiniz hiç bir çocuktan vazgeçmeyerek eğitim sürecinin sonuna kadar uğraşmak. Bu sadece bizim toplumumuzun meselesi değil. Bütün dünya sınırsız ve sorumsuz iletişimin sorunlarını yaşıyor.

    10 sene oldu. Medya okur yazarlığı dersi hala zorunlu hale gelmedi. Onun yerine din diyanet işlerini dayıyorlar. Artık yeni nesil dinini de, siyaseti de, tarihi de internetten, sosyal medyadan, televizyondan öğreniyor.

    Medyadan gelen bilgiyi filtrelemesini, kaynak analizini yapmasını bilmeyen nesillere siz türev integral öğretseniz ne olacak. Adam twitterda gördüğü, kaynağını, zamanını bilmediği resme bakıp bir kanaat getirip bir eyleme katılıyor. Bir eyleme destek veriyor.

    Artık bilişim devrindeyiz. Şu osmanlıca dersinde önce yeni nesillere geleceğimizi kurtaracak dersler öğretilmeli. Medya okur yazarlığı zorunlu olmalı, üzerine de zorunlu bir açık kaynak bilgisayar programlama dili kesin öğretilmeli.
  • 13-01-2016, 12:45:11
    #41
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Ülke'de aslında 2 şey eksik sadece Eğitim ve Sistem.Bunlar düzelirse düzelmeyecek bir şey yoktur.
  • 13-01-2016, 13:21:15
    #42
    Extralarge adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öğretmenini döven, bıçaklayan, öldüren gençlermi doğru yapıyor ? Eğitim sistemi baştan aşağıya ÇÖP....Önce çocuk veya genç büyüğüne saygılı olacak, haddini bilecek. Afedersin ama kendinden yaş olarak 3 kat büyük eğitimcisine küfür eden, saldıran genci bana kimse haklı diye savunamaz !!!
    Ben öğrenciyken öğretmenin koridora çekim de kendisinden daha yapılı olan öğrenciyi tekme tokat dövdüğünü bilirim. Öğretmen de öğretmenliğine güvenmesin, öğrencinin saygısını zorlamayı marifet sanmasınlar. Öğrenci de öğretmeni dövmesin öğretmen de öğrencisini dövmesin. Öğretmenlerin sütten çıkmış ak kaşık olduğunu savunmayın bana lütfen.

    Egolarını tatmin etmiyor şimdiki gençler, çok iyi oluyor. Yaş değil davranış saygıyı gerektirir, öğretmen saygıyı hak etmek için kendine çeki düzen vermeli.
  • 28-01-2016, 21:40:08
    #43
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sizin çocukluğunuzda da birileri sizin hakkınızda aynılarını söylüyordu.
    Her nesil bir öncekinden farklı olur.

    Olayın temeli sanayileşme ve ticaret ile birlikte batılı tarzı yaşam felsefesinin egemenlik alanının genişlemesi.

    Batı kültüründe hümanizmanın etkisi ile birey çok önemlidir. İnsan hakları, birysel özgürlükler, bireyin kendini gerçekleştirmesi gibi kavramlar ile insanın değeri yüksektir. Birey kendisini özel görür. Bireysel fayda, ve zevk odaklı yaşam egoizmi getirir. Birey toplumu mutlu etmek için değil kendini mutlu etmek için yaşar. Bu toplumlarda birey kendi rolüne kendi kimliğine kendi karar verir.

    Doğu kültüründe durum tam tersidir. Birey kendini bir grubun, bir bütünün parçası olarak görür. Grubun, bütünün değeri bireyin değerinden daha önemli ve yüksektir. Toplumun düzeni, kültürün devamı bireyin mutluluğu ve özgürlüğünden daha önemlidir.

    O yüzden batılı ülkeler psikopat, katil yetiştirebiliyor ama intihar bombacısı yetiştiremiyor çünkü insanlar bağlı oldukları grubu ya da bir ideali hayatlarından daha yukarıda görmüyorlar.

    Bugün bu konuda şikayet eden arkadaşlar doğu kültürünün ağırlığı ile yetişmiş karakterlere sahipler. Bu kültürün devam etmesini istiyorlar. Ve kendilerinden daha fazla batılı tarzla yetişen nesilleri yargılıyorlar.

    Siz her kim olursanız olun, sizin ölçünüz kendi hayatınız.
    Sizden daha fazla saygısız adamları görünce bunların saygısız olduğunu söyleyebildiğiniz gibi sizden daha saygılı adamları görünce kendi saygısızlığınızı farkediyor musunuz?
    Elbette farketmiyorsunuz.

    Sizden bir önceki nesil için babasının yanında çocuğunu sevmek büyük saygısızlıktı.
    Siz bugün babanızın yanında çocuğunuzu seviyorsunuz ve geçmişe göre saygısız oluyorsunuz.
    Siz de bugün babanızın yanında sigara içmiyorsunuz.
    Ve babasının yanında sigara içen yeni nesilleri görünce saygısız bunlar diyorsunuz.

    Ben çocukken TRT'nin tek kanalı vardı ve hafta içi akşam 19:30 ile 23:30 arasında yayın yapardı. Hafta sonu 10'da walt disney yayınlardı. Ve en büyük zevkimdi hafta sonu sabahı güne çizgi filme başlamak. O zaman da teyzem şimdiki çocuklar televizyon kuşağı oldu, bunlar kitap okumuyorlar sadece çizgi film izliyorlar diyordu. Bir kuşak walkman ve video teypler ile büyüdü. Bir kuşak televizyonla, bir kuşak internet ve cep telefonu ile. Şimdiki kuşaklar tablet ve akıllı telefon kuşakları.

    Öğretmenlerin çocukları eşek sudan gelinceye kadar dövebildiği evde annesine babasına öğretmenini şikayet ettiğinde bir de evde dayak yiyen çocuğun gösterdiği saygıyı idealize ediyorsunuz.

    Sizin öğretmeninize saygınız eğitimden, bilimden, sistemden değil, baskıdan dayaktan sopadan geliyordu. Bugün o dayak sopa ve baskı kalkınca öğretmenlere duyulan saygı da bir anda ortadan kalktı.

    Esasici eğitimden, modern eğitim anlayışına geçiyoruz. Köylülükten varoşluğa, oradan şehirliliğe doğru evriliyoruz.

    Hayatta doğru olan, güzel olan, normal olan zamandan zamana, kültürden kültüre değişir. Bugün 12 yaşında bir kızla cinsellik düşüneni hapse atıyoruz, pedofili diyoruz. 100-200 sene önce ortalama insan ömrü 30 seneydi, bebek ölümleri çok fazlaydı, bir kız adet görmeye başladığı andan itibaren evlendirilip mümkün olduğunda çok bebek yaptırılarak sağlıklı çocuk sahibi oranı arttırılmaya çalışılırdı.

    Bugün öğretmenine saygısızlık yapan zibidiler ne kadar yanlışsa, sizin zamanınızda öğretmenlerinizden korkmanız da o kadar yanlıştı.

    Bunlar sosyolojik değişimler. İyi, kötü güzel gibi kavramlarla açıklamaya çalışmak tarih ve sosyoloji bilmemekten kaynaklanır. Çünkü her devirde sizin gibi geçmişle bugünü kıyaslayıp geçmişi idealize eden adamlar çıkacaktır. 20 sene sonra bugün aşağıladığınız o çocuklar da çıkacaklar ve 20 sene sonrasının çocukları için sizin söylediklerinize benzer şeyler söyleyecekler.
    Katılıyorum.Çok güzel ifade etmişsiniz
  • 12-03-2016, 14:37:49
    #44
    Extralarge adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    - Öğretmenlerimizi görünce korkudan yolumuzu değiştirir, onlara bırakın saygısızlığı konuşurken yanlış kelime kullanacağız diye korkardık. Sınıfta kalmayı bırakın, zayıf not getireceğiz diye kara kara düşünürdük.

    - Büyüklerimize toplu taşıma araçlarında yer vermek için birbirimizle yarışırdık.

    - Bayramlarda büyüklerimizi ziyaret eder elini öperdik. Bayramlar bir başka güzeldi.

    .......
    ....
    ..

    Daha verilecek çok örnek var ama şimdi görüyorumki gençlik cep telefonu ve sosyal ağ bağımlısı olmuş. Öğretmenlere hakareti bırakın dayak atanlarımı ararsın, sınıfta kalmanın imkansızlaştığı bir eğitim sisteminde sadece okulda saat doldurmak için gidenimi. Büyüklere bırakın yer vermeyi konuşurken saygı duyan yok. Elde cep telefonu kulağında kulaklık dünya yansa önemsemeyen, dünyadan habersiz, sadece günü yaşayan ve tüketen ama sorgulamayan bir nesil yetişiyor..... Ebeveyinlerinlere büyük görev düşüyor ama nesil gittikte deformasyona uğruyor....

    Ellerinden cep telefonu, bilgisayarını al sudan çıkmış balığa dönüyorlar. Sosyalleşmeden çok asosyaleşiyorlar. Ezülmemek elde değil....
    Şuan ki nesil olarak (ben ve benim nesilim, aslında ben tam ortadayım yarı teknoloji yarı analog dönem) çok kötü bir durumdayız burası bir gerçek. Yine ben yarı dönemden kazandığım o eski şeylerden dolayı kahveye de giderim kafeye de giderim param olduğu sürece.Fakat şimdi ki nesil sadece starbucks.

    Sinir olduğum diğer bir konu hayatını dijital dünyaya adamaları.Oturuyoruz bir yerde yemek yiyeceğiz dur sofranın bir fotoğrafını çekelim.Hep bir gösteriş,hep bir kendini belli etme ne gerek var diye soruyordum artık onu da sormuyorum.

    Fakat bunun sorumlusu ne yazık ki geçmiş nesili korku ile büyüten ebeveynler ve öğretmenler.Zamanında korkuyla büyüyen bireyler çocuklarına aynısını yaşatmamak için düzensiz bir şekilde eğitim ve öğretimden uzaklaşınca (matematik,fizik vb. gibi akademik eğitimlerden bahsetmiyorum kişisel,sosyolojik eğitim) Geçmişte çok sıkı olan özgürlük kemeri bu zamanda da çok genişledi. Öğrencilerin öğretmenden korkarak saygı duyması bence saygı duymaması ile eş değer nitelikte.

    Niye çünkü o öğretmen demek ki öğretmen değil ki öğretememiş saygı nedir,korku ile mi sağlanır , eğitim ile mi sağlanır. Vuran,döven öğretmen öğretmen değildir.Öğretmen sözü ile yola getiren , tek bir küfür etmeden öğrenciyi dumur eden yere yapıştıran öğretmendir.

    Öğretmen öyle bir cümle kurmalı ki bir hakaret,küfür içermemeli ama öğrenci demeli ben ne yapıyorum.Ben zamanında öyle 3-4 öğretmene denk geldim.O tarz bir öğretmene denk gelmeden önce o dersin sınavında aldığım not 15-20 iken 80-90-100 oldu hep ve ben o öğretmeni hep sevdim sonrasında. Korku ile yola getirseydi sınavları atlatana kadar yalakalık yapar sonrasında arkasından söverdim ama öyle olmadı işte.

    Öğretmen çok özel bir meslek ve ne yazık ki günümüzde hiç bir özelliği olmadan tamamen kişilerin kendi ellerine kalmış bir durumda devam eden sisteme girdi.

    Çevrenizde saygısız nesiller görüyorsanız bilin ki yapılmayan bir hata var.Bu gençler kendi kendine böyle olmadı. Nasıl ki bir araba,bilgisayar,elektronik ürün durduk yere bozulmaz sapıtmaz ise aynı şekilde bir bireyde ya arkadaşlarından dolayı ya ailesinden dolayı ya da çevresindeki diğer bireylerden dolayı sapıtır.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 14:37:49 -->-> Daha önceki mesaj 14:13:29 --

    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sınıf öğretmenisin galiba. İşin çok zor. Ama aslında en önemli işi siz yapıyorsunuz. Çünkü çocukların eğitim hayatlarına karşı tutumları ilkokulda belirleniyor. İlkokulda duyuşsal alanı doğru eğitilememiş çocuklar ergenlik döneminde büyük arıza çıkarıyorlar.

    Sizin yapabileceğiniz hiç bir çocuktan vazgeçmeyerek eğitim sürecinin sonuna kadar uğraşmak. Bu sadece bizim toplumumuzun meselesi değil. Bütün dünya sınırsız ve sorumsuz iletişimin sorunlarını yaşıyor.

    10 sene oldu. Medya okur yazarlığı dersi hala zorunlu hale gelmedi. Onun yerine din diyanet işlerini dayıyorlar. Artık yeni nesil dinini de, siyaseti de, tarihi de internetten, sosyal medyadan, televizyondan öğreniyor.

    Medyadan gelen bilgiyi filtrelemesini, kaynak analizini yapmasını bilmeyen nesillere siz türev integral öğretseniz ne olacak. Adam twitterda gördüğü, kaynağını, zamanını bilmediği resme bakıp bir kanaat getirip bir eyleme katılıyor. Bir eyleme destek veriyor.

    Artık bilişim devrindeyiz. Şu osmanlıca dersinde önce yeni nesillere geleceğimizi kurtaracak dersler öğretilmeli. Medya okur yazarlığı zorunlu olmalı, üzerine de zorunlu bir açık kaynak bilgisayar programlama dili kesin öğretilmeli.
    +1

    Diğer gördüğüm bir eksiklik ise soyut olan matematik,fizik,kimya vb. gibi dersler üzerine binlerce formül,soru gördük ama yaşadığımız devlet üzerinde kurallar nedir,yasalarımız nedir,ne yapmalıyız,ne yapmamalıyız gibi hiç bir ders görmedik lisede.

    Üzerinde yaşadığımız topraklarda bir kurallar bütünü var. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası,Ceza Kanunları ve diğer kanunlar gibi.Hadi ilkokul ve ortaokul çağı için ağır kalabilecek nitelikte ama lise için bu tarz bir uygulama getirebilir.

    Kabul etmemiz lazım gelişmemiş bir toplumuz. Bunu maddi anlamda söylemiyorum. 100 yıl geriden geliyoruz. Mantıklı eleştiriler yapamıyoruz, sürekli olarak kendimizi övmeye çalışıyoruz. Mütevazi olamıyoruz. Avrupa'daki insanlarla bir karşılaştırmaya denk geldiğimizde tuvaleti bizim sayemizde öğrendiler. Totolarını yıkamıyorlardı diyoruz.

    Kendi dilimizden başka bir dil bilmiyoruz,kendi dilimizi bile doğru konuşamıyor,yazamıyoruz. Gelenekselciyiz. Bizim doğulu olduğumuzun en büyük kanıtı başkaları için yaşamak.Bunu yaparsam ne derler,oğlum böyle yapma arkamızdan ne derler, bizi millete rezil etme. Ne milleti,millet kim ? Aynı sokakta oturan 3-5 insan mı ? Akrabalar mı?

    Senin hayatını her çevrendeki insan belirleyecekse sen yaşamış mı oluyorsun?Kendinle ilgilen, başkasının hayatına karışma.Oğlunun da hayatı olsa karışma.Sen onu olabildiğince doğru bir şekilde eğitmeye odaklan.Hayat üzerinde yanlış yapmaması için gerekli bilgileri ver ama direk müdahale etme.Bırak tecrübe etsin,bırak kendine güveni olsun,bırak hayat ne öğrensin.

    Tüketici olmaktan ziyade mutlu , insanlara fayda sağlayabilecek , kendi kararlarını hür bir şekilde belirleyebilecek bireyler yetiştirin.Anlayışlı,saygılı. Ülkemizde hâla çocuğuna şiddet uygulayanlar var.Sonra yeni nesil niye böyle. Çocuk yetiştirmenin bir eğitimi var,uzmanlık alanı var. Tıp içerisinde bu konu ile ilgili yoğun araştırma,gözlemler var. Her şeyin uygun bir dille yapılması gereken yöntemleri var.Ne kadar kolay ama söv,küfür et.

    Biz niye böyleyiz veya gelişmiş ülkeler nasıl gelişmiş ? Söyleyeyim. Kendimize odaklanıp başkalarını eleştirmekle kısıtlı kalmak yerine kendimize bir şeyler katıp haklarımızı,yapmamız ve yapmamamız gerekenleri iyi bir şekilde belirleyip bir şekilde kendimize sağlıklı bir kişilik oturtabilirsek.Bir işi seçerken sadece maaşı şu kadar maaşı bu kadar diye değilde ben bu işi seviyorum.Bu işi yapmaktan keyif alıyorum diyerekten meslekler seçebilirsek zaten iyi yerlere geleceğiz.

    Ülkemizde nasıl meslek seçiliyor? Şu işte iyi para var ama atama yapılmıyor.Şu işte talep çok ama maaş az gibi gibi. (Burada bu söylediklerime bende dahilim yanlış anlaşılmasın biz toplum olarak genel de böyleyiz ne yazık ki )
  • 12-03-2016, 15:15:50
    #45
    Sen şöylesin o böyleyle "bu yeni nesil" problemi çözülmez, daha çok "yeni nesil"i tescil ve teyid eder. Eskiler olarak böyleydik, yeniler ise böyle böyle ile de problem çözülmez, bu daha çok çözümsüzlüğe götürür. Bireylerin doğruları kendilerine göre değişebilir, doğru, fikir hürdür ama toplumların onları ayakta tutan doğruları vardır, olmalıdır da. "Toplum"dan bahsedilen yerde bu doğru zaten olmalıdır da. Her nesle göre değişen bir kültürün doğruluğunu kabul ediyorsanız yaşayan her iki jenerasyon, ortadaki jenerasyona tâbî olmak zorundadır demek istiyorsunuz. Böyle bir saçmalık olmaz. Bu saçmalık olsa olsa kendi kararını vermekten aciz dediğiniz çocuğa özgürlük fikrinden, ithal fikirlerle ürettiğiniz modern kültüre göre cahil varsaydığınız bireylerin elindeki en temel üreme hakkını vermeme üzerine geliştirdiğiniz fikirlere gider.

    Tüketen kültür için üretilmiş mecralara ilgiyi arttırmak için kişinin dna.sına kadar tesir eden gerçekleri yok saymak nasıl bir neticeye hizmet eder? Bu olsa olsa iki işi bir arada yapamayan moron bir neslin önerisi olabilir.

    Yukarıda yapılan bazı yorumlara göre konuşuyorum tabii.

    Eskiden öğretmenine saygı duyan çocuk o saygıyı nereden almış diye sorgularsanız, otomatikman bugün terk edilmiş ve terk edilmesine teşvik ya da zorlama içeren değerlerimizden olduğunu görürüz. Bu nesil uzaydan gelmedi, gökten zembille inmedi. Şimdi bundan artık vazgeçilmiş olsa da uzun yıllar eğitim sisteminin belini kıran, okuma-yazma bilmeyen mezunlar yetiştiren "sınıfta kalmanın kaldırıldığı" eğitim sistemimiz tek başına bireyin saygı kavramını çürütmeye yetmezdi, bu aslında topyekün bir kültürel savaşın ilk sonuçlarındandı. Batı kapitalizmi zaten büyük ölçüde kendi milletini de böyle yönetiyor.

    Çocuğun duyuşsal alanı ile ilgili yazılanlara gelirsek, bu alandaki kodlamayı zaten önce ebeveyn, sonra ise ebeveyn ile birlikte eğitim sistemi ve toplume etkisi yapıyor. Eğitim sisteminin burada aile kadar payı var. Toplumsal etkinin büyüklüğü belki de aile ve eğitim ile ters oranda olacak. Duyuşsal alana hitap etmeyen eğitim sistemi ister istemez bu alanı serbest bırakmakla rasgele kodanmış bir ahlak ve tepki merkezi olmaya terk ediyor. Ebeveyn bu konuda bilinçli hareket edemeyebilir ama devletin bilinçli hareket etmesi gerekir.

    ... DİYE DÜŞÜNÜYORUM!