Hocam cümlelerinize kesinlikle katılıyorum. Fakat burada söylemek istediğim kızmak kelimesiyle illa dövmek karşılığı değildir. Derste bizler doğruyu her zaman konuşarak anlatıyoruz fakat evde ailesinden farklı gördüğünde çocuk ikileme düşüyor ve doğal olarak saygı göstereceği kişiler değişiyor. Bir velimle samimi olarak görüştüğümde hocam biz de küfür ediyoruz, gayet normal, dedi. Düşünün çocuklara küfürün kötü olduğunu anlattığınızda ikileme düşüp düşmediğini. Tabiki bizler elimizden geleni yapıyoruz. Ama Eğitim ilk önce aile de başlar sonra okulda devam eder. Mesajımı alıntıladınız güzel bir sohbet oldu fakat yanlış anlaşılmasın dövmek kavramına klasik koşullanmaya karşıyım. Benim demek istediğim bambaşka bir olay. Diğer öğrenciler değil de birkaçının böyle olması ailevi sorunlarından kaynaklanıyor ve bunu düzeltmek bizlere düştüğü için çocuk ikilemde kalıp sürekli yanılgılara düşebiliyor. Bu yüzden çocuklarımıza saygıdan kastettiğim aslında aile eğitimi, ailesinin eğitimi çok önemli. İşte o aileler teknoloji çağında genç yaşta evlenenlerden kaynaklandığı için bu sonuçlar ortaya çıkıyor. Tabi burada genelleme yapmak doğru değil ama nitekim günümüzde böyle oluyor. Umarım derdimi anlatabilmişimdir. Öğretmen olmak o kadar zor ki anlatamam. Şuan bir köy okulunda hem mdr. yetkili öğretmenleriyim, sınıf öğretmenleriyim, hizmetli olarak sınıf, okul temizliği, sobasından tutun da her şeylerinle ilgilenmek, yetmemiş gibi sürekli elektrik kesintileri ve hazırlayacağınız etkinliklerin bulunduğunuz bölgeden kısıtlı olması vs.. o kadar zor şartlarda bu görevi yapan öğretmenler var ki, bunlardan biri olarak da kendimi katarak, bir öğrenciyi değiştirememek üzdüğü için bu konudan şikayetimi dile getirdim. Çocuğa bir şeyleri anlatabilmek için önce veliye anlatabilmek lazım. Fakat veli ne yazık ki olağan durumda.. Denemediğim yöntem kalmadı. Birçok öğrencimi düzelttim ama düzeltemediğimiz olunca üzülüyor. Olan çocuğa oluyor, hele köylerde büyüyünce hayalleri olmayan niçin okula geldiğinin, farkında olmayan çocuklar var ki anlatamam. Veliler bilinçli olmayınca, profesör mü olacak işte okuma yazma öğrensin yeter. Gece geç saatlere kadar film izleyip, oradaki cümleler, argoları öğrenmeleri vs. yaşına uygun filmler olmayınca hep sıkıntı. Bunlar bizim dışımızda olan şeyler... Okulu artık küfür etmemeyi, saygılı davramayı öğreten kurumlar kısmına getirdik ve bu yüzden hep geride kalıyoruz. Bu kavramlar bizim kültürümüzde önce ailede sonra okulda yani işbirliği içerisinde olurdu ama yeni nesil maalesef çok da iyi idare edemiyorlar. Yeni nesil eğitim seviyesi sıfır olabilir ama saygı olmasa yani kültürümüz olmasa gelecekleri de ne yazık ki olamayacak, düşüncesindeyim...
Sınıf öğretmenisin galiba. İşin çok zor. Ama aslında en önemli işi siz yapıyorsunuz. Çünkü çocukların eğitim hayatlarına karşı tutumları ilkokulda belirleniyor. İlkokulda duyuşsal alanı doğru eğitilememiş çocuklar ergenlik döneminde büyük arıza çıkarıyorlar.
Sizin yapabileceğiniz hiç bir çocuktan vazgeçmeyerek eğitim sürecinin sonuna kadar uğraşmak. Bu sadece bizim toplumumuzun meselesi değil. Bütün dünya sınırsız ve sorumsuz iletişimin sorunlarını yaşıyor.
10 sene oldu. Medya okur yazarlığı dersi hala zorunlu hale gelmedi. Onun yerine din diyanet işlerini dayıyorlar. Artık yeni nesil dinini de, siyaseti de, tarihi de internetten, sosyal medyadan, televizyondan öğreniyor.
Medyadan gelen bilgiyi filtrelemesini, kaynak analizini yapmasını bilmeyen nesillere siz türev integral öğretseniz ne olacak. Adam twitterda gördüğü, kaynağını, zamanını bilmediği resme bakıp bir kanaat getirip bir eyleme katılıyor. Bir eyleme destek veriyor.
Artık bilişim devrindeyiz. Şu osmanlıca dersinde önce yeni nesillere geleceğimizi kurtaracak dersler öğretilmeli. Medya okur yazarlığı zorunlu olmalı, üzerine de zorunlu bir açık kaynak bilgisayar programlama dili kesin öğretilmeli.