• 26-12-2009, 23:54:53
    #64
    TBUDT adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yanılma ithimalim nedeniyle bir büyüğe sordum. Ve şu Hadisi Nakletti.
    Ashabına seslenrek" ramazan akşamlarını cemaatle namaz kılma hususunda ne kadar arzulu olduğunuzu görüyorum. Size bu namazı kıldırmam için hiçbir nedende yoktu. Ancak Ben sizin Ramazan namazını farz sanmanızdan dolayı korktum ve size bu namazı kıldırmadım" Buharî, Teheccud, 57
    Evet Tarevih Menduptur.
    Peygamber Efendimizin yaptığı şeylere sünnet denir.
    Ebu Hureyre RA ın rivayetine göre Peygamber Efendimiz ashabtan bir grubu Udbeydullah bin Kaab RA nın arkasında cemaatle nafile namaz kılarken gördü."Ve yaptıkları şey doğrudur güzeldir" diyerek tasvip etti.(Ebu Davud İkametüs sala s190)
    Ancak Hanbeli ve İbni Maceye göre bazı menkıbelerde Peygamber Efendimizin de namaz kıldığı söylenmektedir. Ancak müctehidler Peygamber Efendimizin zaten geceleri şiabdetle geçirdiğini Nafile namazı devamlı kıldığını söylyerek bunun teravih olmadığı ancxak ümmetine ramazan gecelerini ibadetle ihya etmeyi tavsiye ettiği hususunda ittifak etmişlerdir.
    Teravih mecburi bir namaz değildir, Hatta vacip veya devamlı sünnet bile değildir. Müstehap Mendup Sünneti Müekkide hakkında farklı yorumlar olsa da ittifak mendup olduğu yöndedir.
    Anafikir şudur: Teravih namazı sadece nafile bir namazdır.Halifelik zamanında mecburi gibi kılınmıştır. Yerine farz vacip namazlar ile borca düşen kaza namazları kılınması daha doğrudur.
    Sünneti müekkide dersen ahtopot kardeşim sana kızmam. Seni yalanlamam köçtülemem. Çünki sünneti müekkide olduğu yönündede ictihadlar var. Siz muhtelefün aleyhede uyabilirsiniz. Çünkü Peygamber Efendimiz " benim alimlerim gökteki yıldızlara benzer hangisine uyarsanız felaha ulaşırsınız veya bana ulaşırsınız gibi hadisi mevcuttur.
    Yeterki müctehidin kaynakları cennetle müjdelenen kişilerden birine dayansın ve rivayet yolu sahih olsun.
    Teravih Namazı sünnet-i müekkededir. Kaynak: http://www.diyanet.gov.tr/yayin/basi...sayfa=92&yid=2
  • 27-12-2009, 09:47:03
    #65
    Tabi siz bu hükmede uyabilirsiniz. Hiçbir sakıncası yok. Çokta faydalı.
    Sünneti müekkede Peygamber Efendimizin kendisinin devamlı uyduğu, ümmeti hakkında bir şart koşmadığı, ancak devamlı terki halinde mekruh mekruhdan sonra günaha yol açabilecek yaptırımı olan sünnettir.
    Yukarda dediğim gibi Peygamberimiz Efendimiz zaten sürekli nafile kılardı. Yani Ramazan akşamları diye ayırt etmeden ömrününü nafile namazlara verirdi. Ki kıldığı namazların rakat sayısını tutmazdı. Teravih gibi 20 rekat ile kalmaz yüzlerce rekat namaz kılardı. Bu yüzden sahih müctehidlerin çoğunluğu Rasülüllahın kıldığı namazın teravih olmadığını, sürekli kıldığı nafile namaz olduğunu,ümmetine ise Ramazan gecelerini dualar Kuran okumak ve namazlar ile yüceleştirin diye tavsiyede bulunduğunu bu yüzden mendup olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.
    Devlet iradelerinde bulunan hüküm merkezleri devletin ve hüküm merkezlerinin ortak bekası için bazen müttefiklere değilde muhteliflere uyabilir. Buna osmanlı şeyhulislamların müctehidlerin ortak karar kıldığı bazı konular yerine ihtilaf eden bazı müctehidlerin hükümlerine uyup karar verdikleri örnek verilebilir.Çünkü devletin ve milletin ortak bekası bunu gerektirir. Bu gibi diyanette devletin veya milletin iyiliği , bir düzenin devamı, halkı namaza teşvik için müttefik olunan karara değilde ihtilaf edenlere uyabilir.
    Yukarıda dediğim gibi bunda hiçbir sakınca yoktur. Yeterki muhalefet yapan müctehidin delilleri sahih olsun. Bu müctehide de uyabiliriz. Bunda herhangibir günah olmadığı gibi nafile namazdan ve bu namazı teşvikden dolayı sevap miktarı da yüksektir
  • 27-12-2009, 12:49:51
    #66
    TBUDT adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    --Türkiyeyi ilk tanıyan Ülke söylenildiği gibi pakistan, afganistan veya belçika değil, Rusyadır.
    TBMM yi tanıyan ilk ülke Ermenistan'dır. (Gümrü Antlaşması)
    TBMM 'yi tanıyan ilk avrupa ükesi Rusya'dır.
  • 27-12-2009, 13:33:38
    #67
    Bilgilendirme içim teşekkür ederim. Konuya katkı beklerim
  • 28-12-2009, 11:04:38
    #68
    Tarih her zaman galipler tarafından yazılır ve öğretilir, asla mağlubiyet almışların tarihleri olmaz. Bu gerçektir, ayrıca Karaman - Konya bölgesinde yer alan Türklerin Avşar olduğu doğrudur, keza bende öz be öz Avşar'ım çok şükür. ^^
  • 31-05-2010, 09:52:13
    #69
    Geçengün izlediğim bir tv programında İstanbulun fethinin Osmanlı yeniçerileri tarafından yapılmadığını duydum. Evet söylenenler gerçekti yeniçeriler padişahı korumakla yükümlü küçük birliklerdi.
    Fatih Sultan Mehmed zaten 70.000 civarında olan ordusunun 40.000 ini Avrupadan gelecek yardımlar veya arkadan vurmaları engellemek için Edirnede bırakmış, 30.000 civarındaki Askerlere çevreden tatılanlarla 40.000 olmuştur. Fakat İstanbulun Fethinin müjdesinden yararlanmak isteyen anadolu beylikleri Fatihe yardıma koşmuşlardır. Karaman Oğullarından 40.000e yakın asker ve diğer beyliklerden gelen askerlerle 100.000 üstüne çıkmıştır.
    Topları dökende, Bayrağı dikende,Kale kapısını açanda Anadolu gücüdür.
    Her fetihte yeniçerileri bahsederler yeniçerilerin görevleri fetih değil ki,
  • 31-05-2010, 12:44:50
    #70
    Konuyu okumaya çalışıyorum ama yazılar çok iç içe gözlerim mahvoldu.
    Yazarken maddeler arası birer satır boşluk bırakırsan daha okunaklı olur...