• 20-09-2022, 18:39:15
    #19
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Dil eğitimine 10 yaşından sonra başlanmalı iddiası artık kabul görmeyen 1920-30 lardan kalma araştırmaların sonuçları.
    O dönemde yapılan araştırmalarda ten renginin zekaya etkili olduğu da iddia ediliyordu.
    Artık daha sık görülen milletler arası evlilikler ve göçler ile aynı anda 2 farklı dille büyüyen çocukların zekalarında ya da dil öğrenme yeteneklerinde bir gerilik görülmediği anlaşıldı.
    Hatta bir çok araştırmada erken yaştan itibaren çift dille büyüyenlerin beynin kavrama ve bilişsel kapasitesinin tek dil bilenlerden daha fazla geliştiğini söylüyor.

    1) Öncelikle çocuğun içine kapanmasının nedeni sürekli olumsuz dönüt alması.
    Yani kurduğu cümleler sürekli düzeltilen ya da hata yaptığı söylenen çocuk elbette artık konuşmak istemez.
    Çocuğun 2 dili karıştırarak cümle kurması kafasının karıştığı ve geri kaldığı anlamına gelmez.
    Bu eskimiş ve artık kabul edilmeyen bir fikir.
    Bu confusing yani kafası karışma değil codemixing yani dilleri kaynaştırma olarak görülür.
    2 dili de kabul ettiği ve 2 dili de öğrenmeye başladığı anlamına gelir birinde eksik bildiğini diğer dilden alarak tamamlar.
    Ama dillerin gramerlerini karıştırmazlar sadece kelimeleri karıştırırlar.
    Yani o çocuğu tek dilde yetiştiriyorsanız o cümleyi zaten kuramaz çünkü ana dilinde o kelimeyi bilmiyordur o yüzden diğer dilden alır.
    Dilleri ayrı ayrı konuşmasını istiyorsanız çocukla rastgele çift dilde konuşmamak gerekir.
    Çocuğun babası 15 dakika ingilizce konuşup sonra Türkçeye dönüyorsa, ya da baba da gerçekten o dili tam bilmediği için ingilizce türkçe karıştırarak konuşuyorsa çocuk da doğal olarak codemixing yapar.
    Codemixing yapmasını azaltmak için diller arasında zaman mekan ya da kişi sınırı konulmalı.
    Mesela çocukla anne başka dilde baba başka dilde konuşmalı.
    Ya da belirli günler farklı dilde konuşulmalı.
    Veya çocukla parkta kreşte farklı dilde evde farklı dilde konuşulmalı.
    Çocuk böylece diller arasındaki sınırı görür.
    Ayrıca codemixing yapan çocuğa olumlu şekilde dönüt vererek bilgisi arttırılabilir çünkü çocuklar aslında eksik bilgiyi tamamlamak için codemixing yaparlar.
    Yani I want çay diyen bir çocuğun eksik bildiği bölüm o zamanda ya da mekanda hangi dil konuşuluyorsa o dilde sohbeti ilerleterek verilmeye çalışılır.
    Yani Türkçe konuşulması gereken bir dönemde Tea istiyorum diyen bir çocuğa. Sabahtan beri ben de çay istiyorum. Sen de çay istiyorsun. O zaman beraber bir çay demleyelim mi? Sen şekerli çay mı istiyorsun? Gibi çocuğun sohbet etmek istediği konu üzerine duygu yaratarak somut olarak çay demleyerek unutmayacağı şekilde geri bildirim yapılır. Çocuğa tea değil çay demelisin denilmez. Yoksa çocuk sürekli düzeltildiği için konuşmaya korkar hale gelir.
    Yani çocuğun bilingual olmasın da sorun yok, karşı taraftan sürekli düzelme alması hatalı.


    2) 2. dili 10 yaşından sonra öğrenme ile 6 yaşından önce öğrenme arasında fark var.
    10 yaşından sonra bir dil öğrenen çocuk akıcı konuşabilir ve ikinci bir dile sahip olur.
    Bu çocuk bildiği bir dil üzerinden transfer yolu ile yeni bir dil öğrenebiir.
    Bu dili akıcı şekilde de konuşabilir okuyabilir yazabilir.
    Ama iki dili de eşit oranda kullanamaz yani çift anadilli olmak için dil öğrenimine çok erken yaşta başlamak gerekir.
    Sizin çocğunuz bir dili akıcı konuşabilen bir insan olacak ama bu içine kapanık dediğiniz çocuk çift anadilli olacak.
    Çift anadilli yetişten çocukların beyin gelişimlerinin ve beynin işlem merkezinin daha iyi çalıştığı biliniyor.
    12 yaşında ingilizce öğrenen bir çocuk ingilizce bir kompozisyon yazabilir, 3 yaşında ingilizce öğrenmeye başlayan ingilizce şiir yazabilir.
    Çünkü düşüncelerimizi yeni dillerde ifade edebiliriz ama duygularımızı yeni bir dilde yaşayamayız.
    Oh my god ile aman allahım aynı hissiyatı vermez.

    3) Yapılan çalışmalarda dil öğreniminde en hızlı dönem hamileliğin 34. haftasından 1 yaşına kadardır.
    Tüm bebekler bu dönemde harika bir müzik kulağınaa sahiptir.
    Dünyadaki tüm dillerde toplam 600 sessiz formda, 200 sesli formda olmak üzere 800 farklı ses vardır.
    Bebekler bu seslerin tümünü duyabilirler. Zaman içinde beyinleri sadece sık duydukları seslere odaklanır ve bu hassasiyetleri kaybolur.
    Yani bebeklerinize farklı dillerde konuşmalar dinletmeniz onların beyinlerinde farklı sesler için bağlantılar oluşturur.
    Bu bağlantıları ilerleyen yaşlarda sadece iyi müzik kulağı olan insanlar kurabilir.
    Bebeklerinizle yabancı dilde konuşmasanız bile onlara her gün 3-5 dakika, ingilizce, ispanyolca, rusça, italyanca, fransızca, arapça, japonca haber bülteni dinletin internetten.
    Böylece farklı dillerden o dilin en ideal formunda onlarca farklı ses duyup bu sesler ile ilgili beyinlerinde bağlantılar oluştururlar.

    4)Yani sizin çocuğunuz 10 yaşından sonra anadilinden transfer yaparak bir yabancı dil öğrenebilir.
    Ama 10 yaşından önce hatta bebeklik döneminden beri 2 dil kullanan bir çocuğun yabancı dili olmaz o 2 ana dillidir.
    Hatta 3 ana dilli bile yapabilirsiniz.
    Yakın bir arkadaşımın kızı var, annesi ukraynalı, babası türk kız 3 yaşından beri ukraynada ingilizce eğitim verilen bir kreşe gidiyordu.
    Kız bugün 7 yaşında Ukraynaca, Türkçe ve İngilizceyi aksansız hemen hemen eşit derecede konuşuyor. Hiç zorlanmıyor.
    Beni alıntılamışsınız ama 10 yaşla ilgili bir karşı görüşlü ifadem yok. Beni ya yanlış alıntıladınız ya da anlamadınız. Çünkü ilk mesajımda yer alan kalın harflerle belirttiğim bölüme dikkat ederseniz herhangi bir yaş öncesinde dil öğrenmesine karşı değilim. Aksine bilinçli bir eğitimin uygulanması gerektiğini vurguluyorum. Çocuk eğitmek anne babaların keyfi uygulamalarıyla karar verilecek basit bir durum olamaz. Çok uluslu evlilikler de şuan alıntıladığınız mesajımdaki örneğe karşı olacak bir argüman değil. Aile yaşantısında, sosyal çevrede birden fazla dilin konuşulduğu bir ortamda büyüyen bir çocuğun şartlarıyla anne babasının hevesiyle bilinçsizce İngilizce öğrenen ama sosyal yaşantısında bunu nerede ne zaman kullanacağını ayırt edememiş, tüm çevresi Türkçe konuşan bir çocuğun şartları kıyaslanamaz ve birine bakıp diğeri için bak işte öğrenebiliyor ya da bak gördün mü öğrenmesi doğru değil diyemeyiz.
  • 20-09-2022, 18:53:45
    #20
    Ugursuz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Beni alıntılamışsınız ama 10 yaşla ilgili bir karşı görüşlü ifadem yok. Beni ya yanlış alıntıladınız ya da anlamadınız. Çünkü ilk mesajımda yer alan kalın harflerle belirttiğim bölüme dikkat ederseniz herhangi bir yaş öncesinde dil öğrenmesine karşı değilim. Aksine bilinçli bir eğitimin uygulanması gerektiğini vurguluyorum. Çocuk eğitmek anne babaların keyfi uygulamalarıyla karar verilecek basit bir durum olamaz. Çok uluslu evlilikler de şuan alıntıladığınız mesajımdaki örneğe karşı olacak bir argüman değil. Aile yaşantısında, sosyal çevrede birden fazla dilin konuşulduğu bir ortamda büyüyen bir çocuğun şartlarıyla anne babasının hevesiyle bilinçsizce İngilizce öğrenen ama sosyal yaşantısında bunu nerede ne zaman kullanacağını ayırt edememiş, tüm çevresi Türkçe konuşan bir çocuğun şartları kıyaslanamaz ve birine bakıp diğeri için bak işte öğrenebiliyor ya da bak gördün mü öğrenmesi doğru değil diyemeyiz.
    Size fikirlerinize karşıt görüş olarak yazmadım hocam.
    Ailenin bilinçsizce uygulamasına karşıt görüş olarak yazdım.
    Çünkü hala çok dilli çocukların karıştırarak dil kullanmasını bir engel, bir özür bir geri kalmışlık olarak görenler var.
    Küçük çocuklara doğru tepkiler veremeyip psikolojilerini bozan ebeveynler var.
    Bu konunun farklı olduğunu açıklamak için yazdım yoksa şahsi fikirlerinize yanıt olarak yazmadım.
    Pedagojik formasyonum var ve zaman zaman eğitim bilimleri, eğitim psikolojisi ve davranış psikolojisi üzerine okuma yapmayı severim.
    Böyle bir konu görünce uzun uzun yazdım.
  • 20-09-2022, 19:03:10
    #21
    Derssarayi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam sanırım net ifade edemedim. Zaten şikayetçi olduğum konu çocukla özel ve kaliteli zaman geçirmeden, oradan oraya sürüklemek çocuğu. Yoksa çocuğun spor yapmasında, dil öğrenmesinde ya da sanatla ilgilenmesinde nasıl sorun olabilir? Çocuğun, farklı alanlarda gelişimini destekleyecek şekilde, iyi planlanmış ve duygusal ihtiyaçlarının da karşılanacağı bir ortam oluşturmak, potansiyeli maksimuma ulaştırmakta çok önemli. Sorun zaten bu dengenin kurulamaması.

    Dil öğrenimi konusunda da aynı durum geçerli. Çocuğa nasıl geribildirim verilir, çocuğun dil gelişimi nasıl desteklenir gibi hayati bilgilere sahip olmadan çocuğa iki üç dil öğretmeye çalışmak ancak başarısızlık getirir.

    Hangi gelişim alanı olursa olsun, ülkemizdeki ebeveynlerin çoğu en temel pedagojik bilgilerden yoksun oldukları halde sırf kendi arkadaşları öyle yapıyor ya da moda öyle diye çocukları perişan ediyorlar. Keşke, sizin dediğiniz gibi bilinçli bir gelişim desteği olsa. Fakat durum çoğunlukla öyle değil.

    Bütün bu süreçlerin sonunda da henüz 12-13 yaşında 758474838 farklı kursa gitmiş ama hiçbir şeye ilgi duymayan, konsantrasyon sorunu yaşayan, tükenmişlik sendromuna girmiş çocuklarla çalışmak durumunda kalıyoruz.

    Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için tekrar edelim. Doğuştan yeterince maruz kalma ve doğru geribildirimle insan 2-3 ana dili olan birisi olabilir. Doğru destek ve kaliteli zaman geçirmeyle desteklendiğinde çocuğun sosyal, sportif, sanatsal faaliyetlere katılımı ancak fayda getirir. ANCAK, çocuğa nasıl destek verileceğini bilmeden, çocuğu kurstan kursa atarsanız, sonuç pek de istediğiniz gibi olmayabilir.
    Yazdıklarının hepsinde sana katılıyorum hocam.
    Çocuğun aileden ihtiyaç duyduğu ilk şey yabancı dil, spor, eğitim değil, sevildiğini ve güvende olduğunu hissetmektir.
    Kalan tüm eğitim çabaları sevilen ve kendini güvende hisseden bir çocuk üzerinde işe yarar.
    Ve araba sürmek için sınava girilen ehliyet alınan bir dünyada çocuk yapmak için hiç bir eğitime sınava ihtiyaç olmaması çağımızın en büyük sorunu.
    Bence oy kullanmak ve çocuk yapmak için KPSS gibi merkezi sınavlar yapılmalı.
    Bu sınavdan son 5 senede barajı geçemeyenlere oy kullanma ve çocuk yapma hakkı verilmemeli.
    Bu sınavda barajı geçemeyen bir ebeveynin çocuğu yolda ise zorla 1 aylık kursa tabi tutulmalı.
    Kimsenin eğitim bilimleri doktoası yapmasını beklemiyoruz ama çocuk eğitiminin ABC'sini bilmeyen adama çocuk doğmadan zorla eğitim verilmeli.
  • 20-09-2022, 19:32:31
    #22
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yazdıklarının hepsinde sana katılıyorum hocam.
    Çocuğun aileden ihtiyaç duyduğu ilk şey yabancı dil, spor, eğitim değil, sevildiğini ve güvende olduğunu hissetmektir.
    Kalan tüm eğitim çabaları sevilen ve kendini güvende hisseden bir çocuk üzerinde işe yarar.
    Ve araba sürmek için sınava girilen ehliyet alınan bir dünyada çocuk yapmak için hiç bir eğitime sınava ihtiyaç olmaması çağımızın en büyük sorunu.
    Bence oy kullanmak ve çocuk yapmak için KPSS gibi merkezi sınavlar yapılmalı.
    Bu sınavdan son 5 senede barajı geçemeyenlere oy kullanma ve çocuk yapma hakkı verilmemeli.
    Bu sınavda barajı geçemeyen bir ebeveynin çocuğu yolda ise zorla 1 aylık kursa tabi tutulmalı.
    Kimsenin eğitim bilimleri doktoası yapmasını beklemiyoruz ama çocuk eğitiminin ABC'sini bilmeyen adama çocuk doğmadan zorla eğitim verilmeli.
    Bu konuda ben de size katılıyorum. Teknoloji, bilim, sanat, şehirleşme, kültür, spor gibi konularda aşmış durumdayız insanlık olarak. Ama ironik şekilde insan yetiştirmek gibi bütün bu işlerin en temelinde yatan en önemli ve hayati unsuru hala hiç değiştirmeden onlarca, yüzlerce yıl önce yaptığımız gibi yapmaya çalışıyoruz.
  • 20-09-2022, 19:33:09
    #23
    O değil de yıllardır internet ortamında girdiğim en medeni tartışmaydı. Çok teşekkürler.
  • 21-09-2022, 12:04:07
    #24
    Derssarayi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Açılın dilci geldi. Şimdi arkadaşlar diğer dillerde de benzer tabirler vardır, bizde İngilizce için ESL ve EFL tabirlerini kullanırız sonradan öğrenenlerde. ESL: English as a Second Language (İkinci Dil Olarak İngilizce), EFL: English as a Foreign Language (Yabancı Dil Olarak İngilizce) demek. Bir çocuk, doğduğundan itibaren etrafında hem Türkçe hem de İngilizce konuşan birileri varsa genelde "bilingual" yani iki ana dilli olarak yetişir. Bu durumda İngilizce o çocuklar için ikinci dil olur. Dolayısıyla da ana dilinden pek bir farkı olmaz. Tabii zamanla o dilde pratiğe devam edip etmediği gelecekte durumu belirleyecektir ama o başka bir tartışmanın konusu.

    Çocuk, doğduktan sonra İngilizce'ye çok az maruz kalırsa ya da hiç maruz kalmazsa artık o çocuk İngilizce'yi yabancı dil olarak öğrenecek demektir. İşte bizim sıkıntımız genelde burada başlıyor. "Ne kadar erken o kadar iyi" ifadesi yabancı dil için geçerli olan bir ifade değil ne yazık ki. Çocuklar ancak 7 yaşlarına geldiklerinde ana dillerinin %90'ını edinirler. Yabancı dil için en iyi öğrenme yaşı da tam bu yaştan sonra başlayan 8-10 aralığıdır. Bu yaşlarda yabancı dil öğrenimine başlayan çocuklar "native-like" yani ana dili gibi seviyesine gelebilirler. Özellikle telaffuz konusunda bu yaşlarda başlamanın çok büyük avantajı var.

    Yalnız, yetişkinler de diğer bütün dil becerilerinde 8-10 yaş aralığında öğrenenler kadar performans gösterebiliyorlar. Sadece telaffuzda bu yaş grubuna yetişemiyorlar. Hatta gramer kurallarını öğrenmede ve bu kuralları uygulamada yetişkinler küçük yaş grubuna göre daha iyi performans gösteriyor. Yani yaşımız geçti diye bir şey aslında dil öğrenmede çok da geçerli bir bahane değil. Olsa olsa Kraliçe gibi telaffuzunuz olmaz da Etiyopyalı sokak satıcısı kadar telaffuzunuz olur. O da sizin buna ne kadar önem verdiğinize göre değişen bir kriter. Yani 12 yaşındaki bir çocuk da pekala çok ileri seviyede İngilizce öğrenebilir, 25 yaşındaki bir yetişkin de.

    Kısaca, çocuk doğumdan sonra iki dil birden duyup, o şekilde gelişim aşamalarını kat ediyorsa sıkıntı yok zaten ikinci dil sayılıyor İngilizce onun için. Ama 4-5 yaşında kadar hiç İngilizce duymadıysa ya da çok az duyduysa, o yaşlarda yabancı dil öğrenmesi pek tavsiye edilen bir durum değil. 8 yaşı beklemek daha verimli oluyor.

    Edit: yazım hatası.
    9-10 yaşlarında doğuda 1 sene yaşadım, nasıl oldu bilmiyorum ama büyük olasılıkla maruz kalma dediğimiz kavram nedeniyle 15 yıl geçmesine rağmen hala Kürtçe bilen bir bireyim
    Şaka gibi, Karadenizliyim ama neredeyse Anadilim gibi Kürtçe konuşabiliyor ve anlayabiliyorum Bu hem çok güzel hemde bana ilginç geliyor. (Yazamıyorum fakat)