• 20-09-2022, 14:58:28
    #10
    Ugursuz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @Derssarayi; hocamız bu işin akademik yönünü çok güzel açıklamış. Ben çocukların en azından kendi çocuğumun kendi dilini düzgün öğrenmeden ev ortamında (ya da eğitim normlarına uygun olmayacak şekilde) yabancı dil öğrenmesini doğru bulmuyorum. Yani doğduğu andan itibaren bir çocuk ile hem anadilde hem de yabancı dilde iletişim kurmak doğru olamaz. Çocuğu olanlar beni anlayacaktır, çocuklar öğrendikleri davranışları ilk zamanlar anne babayı taklit ederek, gördüklerini birebir uygulamaya çalışarak öğrenir. Neyi neden yaptığının mantığını ise zaman geçtikçe kavramaya başlar. Kuzenimin çocuğu şuan 5 yaşına girmek üzere. İlk zamanlardan itibaren kuzenim bu ufaklığa hem İngilizce hem Türkçe konuşarak aklınca İngilizce öğretmeye çalıştı. Evet çok da güzel öğrendi hatta annesinden daha iyi telaffuz ediyor.

    Ama çok büyük bir sıkıntıyı iş işten geçtikten sonra farkettik. Çocukta İngilizce ve Türkçe dil kavramı yok, kafasına göre yarı Türkçe yarı İngilizce ya da tamamen İngilizce konuşmaya (olduğu kadar) çalışıyor. Sonrasında da aile büyükleriyle, arkadaşlarıyla iletişim kurmakta ciddi sorunlar yaşadığı için çocuk içine kapanmaya, yaşıtlarıyla kavga etmeye başladı. Şuan konuşmuyor, çocuktan duyduğumuz tek şey anne, baba, evet, hayır, çiş geldi, yes, no ve sürekli anlamsız seslerle bağırmaktan ibaret.
    Tek bir örnek üzerinden genelleme yapamayız ama çocuklar konuşmaya başladığı anda ailesiyle, kendi yaşıtlarıyla iletişim kurmak istiyor, iletişim kuramadığında huysuzlaşıyor, ağlıyor hatta küsüyor yani bu durumdan olumsuz etkilenmeye başlıyor ve bu sürekli tekrar ederse sonuçları hiç de iyi olmuyor.

    Bu yüzden küçük yaştan itibaren yabancı dil eğitimi verilecekse kesinlikle bu uzman kontrolünde ve profesyonelce olmalı ya da biz aileler öncelikle bu konuda bilinçlenmeliyiz.

    Evet hocam tam da bu konular yüzünden araştırma yapıyoruz dört bir yandan. Teşekkürler.
  • 20-09-2022, 16:42:33
    #11
    Ugursuz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @Derssarayi; hocamız bu işin akademik yönünü çok güzel açıklamış. Ben çocukların en azından kendi çocuğumun kendi dilini düzgün öğrenmeden ev ortamında (ya da eğitim normlarına uygun olmayacak şekilde) yabancı dil öğrenmesini doğru bulmuyorum. Yani doğduğu andan itibaren bir çocuk ile hem anadilde hem de yabancı dilde iletişim kurmak doğru olamaz. Çocuğu olanlar beni anlayacaktır, çocuklar öğrendikleri davranışları ilk zamanlar anne babayı taklit ederek, gördüklerini birebir uygulamaya çalışarak öğrenir. Neyi neden yaptığının mantığını ise zaman geçtikçe kavramaya başlar. Kuzenimin çocuğu şuan 5 yaşına girmek üzere. İlk zamanlardan itibaren kuzenim bu ufaklığa hem İngilizce hem Türkçe konuşarak aklınca İngilizce öğretmeye çalıştı. Evet çok da güzel öğrendi hatta annesinden daha iyi telaffuz ediyor.

    Ama çok büyük bir sıkıntıyı iş işten geçtikten sonra farkettik. Çocukta İngilizce ve Türkçe dil kavramı yok, kafasına göre yarı Türkçe yarı İngilizce ya da tamamen İngilizce konuşmaya (olduğu kadar) çalışıyor. Sonrasında da aile büyükleriyle, arkadaşlarıyla iletişim kurmakta ciddi sorunlar yaşadığı için çocuk içine kapanmaya, yaşıtlarıyla kavga etmeye başladı. Şuan konuşmuyor, çocuktan duyduğumuz tek şey anne, baba, evet, hayır, çiş geldi, yes, no ve sürekli anlamsız seslerle bağırmaktan ibaret.
    Tek bir örnek üzerinden genelleme yapamayız ama çocuklar konuşmaya başladığı anda ailesiyle, kendi yaşıtlarıyla iletişim kurmak istiyor, iletişim kuramadığında huysuzlaşıyor, ağlıyor hatta küsüyor yani bu durumdan olumsuz etkilenmeye başlıyor ve bu sürekli tekrar ederse sonuçları hiç de iyi olmuyor.

    Bu yüzden küçük yaştan itibaren yabancı dil eğitimi verilecekse kesinlikle bu uzman kontrolünde ve profesyonelce olmalı ya da biz aileler öncelikle bu konuda bilinçlenmeliyiz.
    Aslında bu çocuklar geç de olsa iki dili de akıcı konuşabilirler girdi devam ettiği sürece. O yaşlarda iki dili bir dil gibi algılaması normal. Zaman geçtikçe ikisini ayırt etmeyi öğrenir çok büyük ihtimalle. Yalnız işte bu sosyal problemler sıkıntı oluşturabiliyor dil gelişimi anlamında da. 7-8 yaş gibi bir sınır ortaya çıkmasının bir nedeni de bu. 2 yaşında kendi kendine hem İngilizce hem Rusça öğrenen, üstün zekalı bir öğrencinin hikayesini dinledik geçen bir konferansta. Çocuk ortaokula gelince Rusça'yı tamamen unutmuş ve İngilizce konuşmayı da iletişim sağlamakta zorlandığı için reddediyormuş.

    Dil gelişimi de diğer gelişimler gibi genetik ve çevresel faktörlerden etkilenir. Çevresel anlamda iki dilin de pekiştirildiği bir ortamda bulunan bir çocuğun dil gelişimi ile, tersi durumda olan bir çocuğun dil gelişimi de doğal olarak aynı seyri takip etmez. Bilimsel araştırmalardan çıkan sonuçlar genele hitap ettiği için biz de onları kullanıp çeşitli çıkarımlar yapıyoruz. Bireysel tecrübeler, çok farklı gelişim süreçlerini ortaya çıkarabilir. Bu sebeple, çocuğun dil gelişimini izole düşünmemek gerekir. "Konuşun gitsin.", "Duysun duysun bir şey olmaz." gibi ifadeler çocuğa zarar verebilir. Dil, sonuçta iletişim kurma aracıdır. Çocuk, konuştuğu dille iletişim kuramadığını fark ettiği an o dili kullanmayı bırakacaktır.

    Ezcümle, bütün unsurları düşünecek, çok çeşitli faktörleri hesaba katacak ve çocuğun dil gelişimini de bu anlamda yönetebilecek durumda değilsek, genele uymakta fayda var.
  • 20-09-2022, 16:49:51
    #12
    Derssarayi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Aslında bu çocuklar geç de olsa iki dili de akıcı konuşabilirler girdi devam ettiği sürece. O yaşlarda iki dili bir dil gibi algılaması normal. Zaman geçtikçe ikisini ayırt etmeyi öğrenir çok büyük ihtimalle. Yalnız işte bu sosyal problemler sıkıntı oluşturabiliyor dil gelişimi anlamında da. 7-8 yaş gibi bir sınır ortaya çıkmasının bir nedeni de bu. 2 yaşında kendi kendine hem İngilizce hem Rusça öğrenen, üstün zekalı bir öğrencinin hikayesini dinledik geçen bir konferansta. Çocuk ortaokula gelince Rusça'yı tamamen unutmuş ve İngilizce konuşmayı da iletişim sağlamakta zorlandığı için reddediyormuş.

    Dil gelişimi de diğer gelişimler gibi genetik ve çevresel faktörlerden etkilenir. Çevresel anlamda iki dilin de pekiştirildiği bir ortamda bulunan bir çocuğun dil gelişimi ile, tersi durumda olan bir çocuğun dil gelişimi de doğal olarak aynı seyri takip etmez. Bilimsel araştırmalardan çıkan sonuçlar genele hitap ettiği için biz de onları kullanıp çeşitli çıkarımlar yapıyoruz. Bireysel tecrübeler, çok farklı gelişim süreçlerini ortaya çıkarabilir. Bu sebeple, çocuğun dil gelişimini izole düşünmemek gerekir. "Konuşun gitsin.", "Duysun duysun bir şey olmaz." gibi ifadeler çocuğa zarar verebilir. Dil, sonuçta iletişim kurma aracıdır. Çocuk, konuştuğu dille iletişim kuramadığını fark ettiği an o dili kullanmayı bırakacaktır.

    Ezcümle, bütün unsurları düşünecek, çok çeşitli faktörleri hesaba katacak ve çocuğun dil gelişimini de bu anlamda yönetebilecek durumda değilsek, genele uymakta fayda var.
    Kesinlikle katılıyorum, iş öğrenmekle kalmıyor. Sosyal hayatta bunu ne kadar kullanabilir çevresi buna hazır mı önemli olan bu.

    Zaten burada sorun yabancı dil değil. Aynı sorun başka konularda da yaşanabilir. 2 yaşında matematik öğretmeye başlayabilirsin 1. sınıfa başladığında isterse say2 konularını yalayıp yutmuş olsun. Sınıfta diğer arkadaşlarından farklı olduğunu anladığı anda işler tersine döner ya kendini üstün görüp arkadaşlarını beğenmez ya da arkadaşları bu çocuğu farklı olduğu için dışlayabilir doğru kişisel gelişim için çevre faktörleri göz ardı edilmemeli.
  • 20-09-2022, 16:52:40
    #13
    silver29 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bizim bina da ingilizce öğretmenin yeni bebeği oldu 1 yaşında değil sürekli ingilizce konuşuyor benimde yiğenim var konuşmaya başladığında renkleri sayıları öğrettik öğrendi bence 6 yaş gayet yeterli ve gelişime uygun
    hocam önce türkçe daha iyi olur gibi.
  • 20-09-2022, 17:43:59
    #14
    misal adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    hocam önce türkçe daha iyi olur gibi.
    Haklısınız zira maddi sorun olmayan ailelerin çocukları için dil sorun değil bence yurt dışı tatili yeterli erasmusta 5 günlük yurt dışı eğitimi alan lise öğrencilerinde B1 seviyesine kadar çıkanı görmüştüm.
  • 20-09-2022, 17:54:16
    #15
    Ugursuz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @Derssarayi; hocamız bu işin akademik yönünü çok güzel açıklamış. Ben çocukların en azından kendi çocuğumun kendi dilini düzgün öğrenmeden ev ortamında (ya da eğitim normlarına uygun olmayacak şekilde) yabancı dil öğrenmesini doğru bulmuyorum. Yani doğduğu andan itibaren bir çocuk ile hem anadilde hem de yabancı dilde iletişim kurmak doğru olamaz. Çocuğu olanlar beni anlayacaktır, çocuklar öğrendikleri davranışları ilk zamanlar anne babayı taklit ederek, gördüklerini birebir uygulamaya çalışarak öğrenir. Neyi neden yaptığının mantığını ise zaman geçtikçe kavramaya başlar. Kuzenimin çocuğu şuan 5 yaşına girmek üzere. İlk zamanlardan itibaren kuzenim bu ufaklığa hem İngilizce hem Türkçe konuşarak aklınca İngilizce öğretmeye çalıştı. Evet çok da güzel öğrendi hatta annesinden daha iyi telaffuz ediyor.

    Ama çok büyük bir sıkıntıyı iş işten geçtikten sonra farkettik. Çocukta İngilizce ve Türkçe dil kavramı yok, kafasına göre yarı Türkçe yarı İngilizce ya da tamamen İngilizce konuşmaya (olduğu kadar) çalışıyor. Sonrasında da aile büyükleriyle, arkadaşlarıyla iletişim kurmakta ciddi sorunlar yaşadığı için çocuk içine kapanmaya, yaşıtlarıyla kavga etmeye başladı. Şuan konuşmuyor, çocuktan duyduğumuz tek şey anne, baba, evet, hayır, çiş geldi, yes, no ve sürekli anlamsız seslerle bağırmaktan ibaret.
    Tek bir örnek üzerinden genelleme yapamayız ama çocuklar konuşmaya başladığı anda ailesiyle, kendi yaşıtlarıyla iletişim kurmak istiyor, iletişim kuramadığında huysuzlaşıyor, ağlıyor hatta küsüyor yani bu durumdan olumsuz etkilenmeye başlıyor ve bu sürekli tekrar ederse sonuçları hiç de iyi olmuyor.

    Bu yüzden küçük yaştan itibaren yabancı dil eğitimi verilecekse kesinlikle bu uzman kontrolünde ve profesyonelce olmalı ya da biz aileler öncelikle bu konuda bilinçlenmeliyiz.
    Dil eğitimine 10 yaşından sonra başlanmalı iddiası artık kabul görmeyen 1920-30 lardan kalma araştırmaların sonuçları.
    O dönemde yapılan araştırmalarda ten renginin zekaya etkili olduğu da iddia ediliyordu.
    Artık daha sık görülen milletler arası evlilikler ve göçler ile aynı anda 2 farklı dille büyüyen çocukların zekalarında ya da dil öğrenme yeteneklerinde bir gerilik görülmediği anlaşıldı.
    Hatta bir çok araştırmada erken yaştan itibaren çift dille büyüyenlerin beynin kavrama ve bilişsel kapasitesinin tek dil bilenlerden daha fazla geliştiğini söylüyor.

    1) Öncelikle çocuğun içine kapanmasının nedeni sürekli olumsuz dönüt alması.
    Yani kurduğu cümleler sürekli düzeltilen ya da hata yaptığı söylenen çocuk elbette artık konuşmak istemez.
    Çocuğun 2 dili karıştırarak cümle kurması kafasının karıştığı ve geri kaldığı anlamına gelmez.
    Bu eskimiş ve artık kabul edilmeyen bir fikir.
    Bu confusing yani kafası karışma değil codemixing yani dilleri kaynaştırma olarak görülür.
    2 dili de kabul ettiği ve 2 dili de öğrenmeye başladığı anlamına gelir birinde eksik bildiğini diğer dilden alarak tamamlar.
    Ama dillerin gramerlerini karıştırmazlar sadece kelimeleri karıştırırlar.
    Yani o çocuğu tek dilde yetiştiriyorsanız o cümleyi zaten kuramaz çünkü ana dilinde o kelimeyi bilmiyordur o yüzden diğer dilden alır.
    Dilleri ayrı ayrı konuşmasını istiyorsanız çocukla rastgele çift dilde konuşmamak gerekir.
    Çocuğun babası 15 dakika ingilizce konuşup sonra Türkçeye dönüyorsa, ya da baba da gerçekten o dili tam bilmediği için ingilizce türkçe karıştırarak konuşuyorsa çocuk da doğal olarak codemixing yapar.
    Codemixing yapmasını azaltmak için diller arasında zaman mekan ya da kişi sınırı konulmalı.
    Mesela çocukla anne başka dilde baba başka dilde konuşmalı.
    Ya da belirli günler farklı dilde konuşulmalı.
    Veya çocukla parkta kreşte farklı dilde evde farklı dilde konuşulmalı.
    Çocuk böylece diller arasındaki sınırı görür.
    Ayrıca codemixing yapan çocuğa olumlu şekilde dönüt vererek bilgisi arttırılabilir çünkü çocuklar aslında eksik bilgiyi tamamlamak için codemixing yaparlar.
    Yani I want çay diyen bir çocuğun eksik bildiği bölüm o zamanda ya da mekanda hangi dil konuşuluyorsa o dilde sohbeti ilerleterek verilmeye çalışılır.
    Yani Türkçe konuşulması gereken bir dönemde Tea istiyorum diyen bir çocuğa. Sabahtan beri ben de çay istiyorum. Sen de çay istiyorsun. O zaman beraber bir çay demleyelim mi? Sen şekerli çay mı istiyorsun? Gibi çocuğun sohbet etmek istediği konu üzerine duygu yaratarak somut olarak çay demleyerek unutmayacağı şekilde geri bildirim yapılır. Çocuğa tea değil çay demelisin denilmez. Yoksa çocuk sürekli düzeltildiği için konuşmaya korkar hale gelir.
    Yani çocuğun bilingual olmasın da sorun yok, karşı taraftan sürekli düzelme alması hatalı.


    2) 2. dili 10 yaşından sonra öğrenme ile 6 yaşından önce öğrenme arasında fark var.
    10 yaşından sonra bir dil öğrenen çocuk akıcı konuşabilir ve ikinci bir dile sahip olur.
    Bu çocuk bildiği bir dil üzerinden transfer yolu ile yeni bir dil öğrenebiir.
    Bu dili akıcı şekilde de konuşabilir okuyabilir yazabilir.
    Ama iki dili de eşit oranda kullanamaz yani çift anadilli olmak için dil öğrenimine çok erken yaşta başlamak gerekir.
    Sizin çocğunuz bir dili akıcı konuşabilen bir insan olacak ama bu içine kapanık dediğiniz çocuk çift anadilli olacak.
    Çift anadilli yetişten çocukların beyin gelişimlerinin ve beynin işlem merkezinin daha iyi çalıştığı biliniyor.
    12 yaşında ingilizce öğrenen bir çocuk ingilizce bir kompozisyon yazabilir, 3 yaşında ingilizce öğrenmeye başlayan ingilizce şiir yazabilir.
    Çünkü düşüncelerimizi yeni dillerde ifade edebiliriz ama duygularımızı yeni bir dilde yaşayamayız.
    Oh my god ile aman allahım aynı hissiyatı vermez.

    3) Yapılan çalışmalarda dil öğreniminde en hızlı dönem hamileliğin 34. haftasından 1 yaşına kadardır.
    Tüm bebekler bu dönemde harika bir müzik kulağınaa sahiptir.
    Dünyadaki tüm dillerde toplam 600 sessiz formda, 200 sesli formda olmak üzere 800 farklı ses vardır.
    Bebekler bu seslerin tümünü duyabilirler. Zaman içinde beyinleri sadece sık duydukları seslere odaklanır ve bu hassasiyetleri kaybolur.
    Yani bebeklerinize farklı dillerde konuşmalar dinletmeniz onların beyinlerinde farklı sesler için bağlantılar oluşturur.
    Bu bağlantıları ilerleyen yaşlarda sadece iyi müzik kulağı olan insanlar kurabilir.
    Bebeklerinizle yabancı dilde konuşmasanız bile onlara her gün 3-5 dakika, ingilizce, ispanyolca, rusça, italyanca, fransızca, arapça, japonca haber bülteni dinletin internetten.
    Böylece farklı dillerden o dilin en ideal formunda onlarca farklı ses duyup bu sesler ile ilgili beyinlerinde bağlantılar oluştururlar.

    4)Yani sizin çocuğunuz 10 yaşından sonra anadilinden transfer yaparak bir yabancı dil öğrenebilir.
    Ama 10 yaşından önce hatta bebeklik döneminden beri 2 dil kullanan bir çocuğun yabancı dili olmaz o 2 ana dillidir.
    Hatta 3 ana dilli bile yapabilirsiniz.
    Yakın bir arkadaşımın kızı var, annesi ukraynalı, babası türk kız 3 yaşından beri ukraynada ingilizce eğitim verilen bir kreşe gidiyordu.
    Kız bugün 7 yaşında Ukraynaca, Türkçe ve İngilizceyi aksansız hemen hemen eşit derecede konuşuyor. Hiç zorlanmıyor.
  • 20-09-2022, 18:00:27
    #16
    Bilimden bağımsız kendi fikrimi söyleyeyim. Bu iş son yıllarda biraz çılgınlık halini almaya başladı. İnsanlar çocuklarını sevmek, onlarla iyi vakit geçirmek, onları iyi insan olarak yetiştirmek yerine, çocuk daha ayakta duramazken senfoniler dinletip, yabancı dil öğretmeye çalışıyorlar. Arkadaşlar, çoğumuzun çocuğu Mozart ya da Kobe Bryant olamayacaklar. Bu tür insanlar çok nadir gelir ve inanın ebeveynlerin itmesiyle olacak iş değil bu. Yıllardır kurslarda çalışıyorum. Adam 4 yaşındaki çocuğu yüzme kursundan alıp, İngilizce kursuna bırakıyor, oradan da alıp resim kursuna gönderiyor. Çocuk, anne babasını görmeden büyüyor. Niye böyle yapıyorsun yazık, el kadar çocuğu al bir gezdir, parkta oyna, dondurma yiyin beraber deyince de "Geri kalmasın" diyorlar. Bu söz inanılmaz tehlikeli bence. Nereye yetişecekler? Neyin yarışı bu? En önde olması ya da olmaması sizin için neden bu kadar önemli? Yoksa çocuğu ona göre mi seveceksiniz? Komşunun çocuğunun IQ'su 150 ise sizin normal çocuğunuz onunla nasıl mücadele etsin?

    İnsanlar istiyorlar ki çocukları Mozart gibi müzik yapsın, van Gogh gibi resim çizsin, Michael Jordan gibi basketbol oynasın, Phelps gibi yüzsün, Einstein gibi fizik bilsin. Oldu, üstüne de sos dökeyim mi abime?
  • 20-09-2022, 18:15:10
    #17
    Derssarayi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bilimden bağımsız kendi fikrimi söyleyeyim. Bu iş son yıllarda biraz çılgınlık halini almaya başladı. İnsanlar çocuklarını sevmek, onlarla iyi vakit geçirmek, onları iyi insan olarak yetiştirmek yerine, çocuk daha ayakta duramazken senfoniler dinletip, yabancı dil öğretmeye çalışıyorlar. Arkadaşlar, çoğumuzun çocuğu Mozart ya da Kobe Bryant olamayacaklar. Bu tür insanlar çok nadir gelir ve inanın ebeveynlerin itmesiyle olacak iş değil bu. Yıllardır kurslarda çalışıyorum. Adam 4 yaşındaki çocuğu yüzme kursundan alıp, İngilizce kursuna bırakıyor, oradan da alıp resim kursuna gönderiyor. Çocuk, anne babasını görmeden büyüyor. Niye böyle yapıyorsun yazık, el kadar çocuğu al bir gezdir, parkta oyna, dondurma yiyin beraber deyince de "Geri kalmasın" diyorlar. Bu söz inanılmaz tehlikeli bence. Nereye yetişecekler? Neyin yarışı bu? En önde olması ya da olmaması sizin için neden bu kadar önemli? Yoksa çocuğu ona göre mi seveceksiniz? Komşunun çocuğunun IQ'su 150 ise sizin normal çocuğunuz onunla nasıl mücadele etsin?

    İnsanlar istiyorlar ki çocukları Mozart gibi müzik yapsın, van Gogh gibi resim çizsin, Michael Jordan gibi basketbol oynasın, Phelps gibi yüzsün, Einstein gibi fizik bilsin. Oldu, üstüne de sos dökeyim mi abime?
    Eğer çocuğu ile günde bir kaç saat özel zaman geçiriyorlarsa çok doğru yapıyorlar.
    İnsan bebeği gelişimini tamamlamadan doğar.
    Beyin gelişiminin %90'lık bölümü de ilk 6 senede tamamlanır.
    Kalan %10 lık gelişim 21-25 yaşına kadar sürer.
    Yani işlemci gücünün, zekanın, yeteneğin %90'ı ilk 6 senede büyük oranda tamamlanır.
    O yüzden bir çocuğun 3-7 yaş arasındaki eğitimi 17 yaşındaki üniversite hazırlığından 10 kat önemlidir.
    Çünkü o dönemde doğru yatırım ve eğitimi alamayan çocuklar varolan kapasitelerinin altında bir hayat sürerler.
    Elbette ebeveynler çocukla vakit geçirmeli.
    Ama 7 yaşına kadar jimnastik ve yüzme gibi sporların, yabancı dilin öğrenilmesi beyin gelişimine motor becerilerin gelişimine büyük katkı sağlar.
    7 yaşına kadar çocuklar ile uzun uzun konuşmak, onlara bir birleri ile bağlantılı yeni şemalar öğretmek, sorularına sabırla yanıt vermek ve maddi imkan varsa çeşitli dersler ile beyinlerindeki nöron bağlantılarını arttırmak çok faydalıdır.
    Tabi bu dönemde çocukların beslenmeleri ve uykuları da eğitim kadar önemli.
    Yani önemli olan çocuğun einstein olup olmaması değil, potansiyel kapasitesinin daha fazlasını kullanabilmesi.
  • 20-09-2022, 18:38:02
    #18
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Eğer çocuğu ile günde bir kaç saat özel zaman geçiriyorlarsa çok doğru yapıyorlar.
    İnsan bebeği gelişimini tamamlamadan doğar.
    Beyin gelişiminin %90'lık bölümü de ilk 6 senede tamamlanır.
    Kalan %10 lık gelişim 21-25 yaşına kadar sürer.
    Yani işlemci gücünün, zekanın, yeteneğin %90'ı ilk 6 senede büyük oranda tamamlanır.
    O yüzden bir çocuğun 3-7 yaş arasındaki eğitimi 17 yaşındaki üniversite hazırlığından 10 kat önemlidir.
    Çünkü o dönemde doğru yatırım ve eğitimi alamayan çocuklar varolan kapasitelerinin altında bir hayat sürerler.
    Elbette ebeveynler çocukla vakit geçirmeli.
    Ama 7 yaşına kadar jimnastik ve yüzme gibi sporların, yabancı dilin öğrenilmesi beyin gelişimine motor becerilerin gelişimine büyük katkı sağlar.
    7 yaşına kadar çocuklar ile uzun uzun konuşmak, onlara bir birleri ile bağlantılı yeni şemalar öğretmek, sorularına sabırla yanıt vermek ve maddi imkan varsa çeşitli dersler ile beyinlerindeki nöron bağlantılarını arttırmak çok faydalıdır.
    Tabi bu dönemde çocukların beslenmeleri ve uykuları da eğitim kadar önemli.
    Yani önemli olan çocuğun einstein olup olmaması değil, potansiyel kapasitesinin daha fazlasını kullanabilmesi.
    Hocam sanırım net ifade edemedim. Zaten şikayetçi olduğum konu çocukla özel ve kaliteli zaman geçirmeden, oradan oraya sürüklemek çocuğu. Yoksa çocuğun spor yapmasında, dil öğrenmesinde ya da sanatla ilgilenmesinde nasıl sorun olabilir? Çocuğun, farklı alanlarda gelişimini destekleyecek şekilde, iyi planlanmış ve duygusal ihtiyaçlarının da karşılanacağı bir ortam oluşturmak, potansiyeli maksimuma ulaştırmakta çok önemli. Sorun zaten bu dengenin kurulamaması.

    Dil öğrenimi konusunda da aynı durum geçerli. Çocuğa nasıl geribildirim verilir, çocuğun dil gelişimi nasıl desteklenir gibi hayati bilgilere sahip olmadan çocuğa iki üç dil öğretmeye çalışmak ancak başarısızlık getirir.

    Hangi gelişim alanı olursa olsun, ülkemizdeki ebeveynlerin çoğu en temel pedagojik bilgilerden yoksun oldukları halde sırf kendi arkadaşları öyle yapıyor ya da moda öyle diye çocukları perişan ediyorlar. Keşke, sizin dediğiniz gibi bilinçli bir gelişim desteği olsa. Fakat durum çoğunlukla öyle değil.

    Bütün bu süreçlerin sonunda da henüz 12-13 yaşında 758474838 farklı kursa gitmiş ama hiçbir şeye ilgi duymayan, konsantrasyon sorunu yaşayan, tükenmişlik sendromuna girmiş çocuklarla çalışmak durumunda kalıyoruz.

    Yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için tekrar edelim. Doğuştan yeterince maruz kalma ve doğru geribildirimle insan 2-3 ana dili olan birisi olabilir. Doğru destek ve kaliteli zaman geçirmeyle desteklendiğinde çocuğun sosyal, sportif, sanatsal faaliyetlere katılımı ancak fayda getirir. ANCAK, çocuğa nasıl destek verileceğini bilmeden, çocuğu kurstan kursa atarsanız, sonuç pek de istediğiniz gibi olmayabilir.