• 17-04-2022, 16:05:50
    #37
    vatandaş kedisin kendi içinde parti kurup kendisin hesap soracağı siyasetci getirmediği sürece siyasette siyasilerde alsa dürüst olmaz tv başında dilin kemiği yoktur istediğin söyler yarın yalanlar çünkü hesap soran yoktur mecliste oturup kimseye hesap vermeyenler oldukça bu millet asla bir yere varamaz.
    1 yasa getirsinler çok basit her ilin vatandaşları ilin milletvakilini hangi parti olursa olsun e-devlet üzerinde bir yıl içinde millet vekilin beğenmedi ise değiştirmek için oylamaya gitsin 3/1 oy toplanırsa o milletvekili cumhurbaşkanı bile olsa görevden alınsın bak bakalım nasıl milleti elin ayağın yalıyorlar. ayın şey valiler belediye başkanları içinde olsun bakın bakalım kisme çalabiliyor mu aile şirketi kurabiliyorlar mı
  • 17-04-2022, 16:25:56
    #38
    Sosyalist bir iktidar ile 10 yılda ülkede refah seviyesi 2-3 kat artar. Sadece bir avuç patron için değil, tüm ülke için. Cumhuriyetin ilk 30 yılında nasıl devletçi bir politika ile kankınma sağlandıysa, onun 3-4 katı bir hızla ülke kalkınır.

    Meselenin kredi ile, kişisel tercihlerle alakası yok, mesele kapitalizmin yapısı. Kaynakları çevreden alıp zenginliği merkeze toplamak, kapitalizmin işleyişi bu. O Nedenle milyarlarca insan köylerden göçüp kentlere geliyor bir iki istisna dışında.

    Zengin para biriktirerek, yada şirketine değer katarak değil, başkalarının emeğini sömürerek, toplumsal emek sömürüsünden daha fazla pay alarak zengin olur. Emek sömürüsü olmadan sermaye de olmaz, çünkü sermaye dediğin şey birikmiş emektir. R10 toplumsal işbölümünde görece kar marjı yüksek olan bilişim sektöründe faaliyet yürütüyor, diğer sektörler olmazsa r10 da olmaz. O zaman r10 aslında ülkede/dünyada devam eden sistemin bir parçası olarak, o sistemde üretilen değerden pay alıyor. Diğer sektörler olmazsa r10 havada asılı kalır, boşa düşer.




    cagataysahin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Afrikada üretim yapacak kaynak, toprak yok, teknoloji satacak akıl yok, altyapı zayıf, ülkelerine sermaye getirebilecek düşünceler gelişmemiş. Üretmeyenler keyfinden üretmiyor demiyorum ben sebebi bu. Ama sen bu ülkeye sosyalizm gelince sihirli bir hap içmişler gibi bir türkün refah seviyesine dahi erişebileceğini sanıyorsan yanılıyorsun.

    Türkiye'de tarımın gelişmeme nedenlerinin çoğu siyasi ve toplumsal nedenler. Dünyada satın alma gücü kolaylığı bakımından en ucuz petrolü kullanan amerikadaki çiftçiler bile kar edememekten şikayetçi, çünkü el emeği girdisi çok, sanayi sektörü makineyle üretim yaptığı için rekabet edemiyor haliyle. İkinci olarak tarım üretiminin gelişmesi ve büyümesi için ucuz kredi gerekir, şirketler ve ülkeler borçlarını asla ödemezler, onlar sadece faizi öderler, ana para borcunu da başka bankadan borç alarak öderler. Haliyle %3 yıllık faizin ödeme tutarı, %30'dan 10 kat daha az oluyor. Böyle bir faiz ortamında üretimin artmasını beklemek güç.

    Üstelik türk halkı ucuz krediyi gördüğü anda yatırım yapmak yerine ev araba alıyor. Türkiye'deki ekonomik sistem o kadar kötü ki, araba bile bir yatırım aracı olmaya başladı. Ülkede sermaye olmadığı için insanlar üç kuruş sermayeyle rahatça çalışmadan geçinebiliyorlar. ABD'de asgari ücret kadar faiz alabilmek için yaklaşık 2 milyon USD gerekir. Çünkü sermaye boldur, sermayenin bol olduğu ülkelerde emek değerli, sermaye değersizdir.


    Son olarak şunu söyleyeyim, zenginler paralarını biriktirerek zengin olmazlar, bu oldukça zayıf bir yöntem. Şirketlerinin değeriyle zengin oluyorlar. Mesela r10 ayda 500 bin TL kar ediyor olsun, sahibini zengin eden, r10'un yaptığı kar değil değeridir. Enflasyonu düşük olan ülkelerde, kara göre şirket değeri artarken, türkiye gibi yüksek enflasyonlu ülkelerde getiri azaldığı için şirket değeri ve yıllık kar arası denge azalır.

    Örneğin ABD'de yılda 1 milyon USD kar eden bir şirket 100 milyon USD edebilirken, TÜrkiye'de 2 milyon USD'ye satılan şirketler var. Şimdi burada patronu zengin eden, 1 milyon dolarlık kar mıdır, yoksa şirketin 100 milyon dolar etmesi midir?

    Kapitalizmde küçük azınlık toplumsal zenginliğin çoğunluğuna sahip olur, milyonlarca fakir ise yaşamak içn gerekli koşulları bile zar zor karşılayacak birücretle, kölelik koşullarında yaşamak zorunda kalır. Büyük patron kazandığı parayı harcamıyormuş, bundan bize ne hocam Biz milyonlarca emekçinin ihtiyacı olduğu halde harcayamadığı paraya bakalım. İş arayıp bulamayan, iş bulup geçinemeyen milyonlar bizim asıl derdimiz. Ha diyorsun ya zenginler de harcayamıyor diye, öyle bir harcıyor ki aklın durur! Bir işçinin bir ay köle gibi çalışıp kazandığı parayı bir yemekte hesap olarak ödüyorlar. Bir işçinin 1000 yılda kazanamayacağı paralara araba, lüks villa, malikane alıyorlar. Zenginler para harcayamıyor diye dertlenecek değiliz herhalde!

    Komünizmde sermaye olmaz, sosyalizmde de "sermaye" olmaz, kaynak olur. Sermaye kapitalizmde para kazanmak için çalınarak biriktirilmiş ve emek sömürüsü yapmak için kullanılan değere verilen isimdir.

    Kapitalizmin b*ktan bir sistem olduğu görmek için sokağa çıkıp milyonlara "halinizden memnun musunuz, geçinebiliyor musunuz" diye sormak, milyonlarca gence "gelecekte insanca bir yaşam düşleyebiliyor musun" diye sormak yeterli.
    Savunduğun Amerikada milyonlarca insan sokaklarda yaşıyor. O amerika dünya genelinde milyarlarca insanın emeğini sömürerek kendi ülkesindeki insanlara sus payı dağıtabiliyor! Peki sömürdüğü ülkelerin halkı ne olacak? Koç Sabancı zengin, ya geri kalan milyonlar ne olacak ülkemizdeki?


    Şuna cevap vereyim;
    "Araştırma sonuçlarına göre; en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay, bir önceki yıla göre 1,2 puan artarak yüzde 47,5'e yükseldi. En düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay ise 0,3 puan azalarak yüzde 5,9'a düştü "

    Gelirle tüketim aynı şey değildir, bir gelir tüketilmediği sürece gerçek gelir sayılmaz semboliktir.
    Yoksul sınıfın en çok para harcadığı şey market alışverişidir, ev kirasıdır, faturalardır vs vs.
    Şimdi sen diyebilir misin, evlerinde ayda 100 milyon liralık market alışverişi yapıyorlar, 523 milyon lira elektrik faturası ödemişler vs vs.
    Yani demek ki, ortada bizi refaha kavuşturacak kadar mal zaten yokmuş. O malın oluşmasına sebep olan sermayeyi de şimdi ülkeden kovarsan hepten hapı yutarsın.

    Bu arada komunizm de de sermaye vardır, kapitalizm de de. Komunizmde iç tasarruflarla büyür ekonomi, kapitalizm de her ikisi de. Yani sermaye komunizm de veya sosyalizm de yok diye bir şey yok. Sadece para olarak yok.
  • 17-04-2022, 16:39:21
    #39
    karikaturname adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sosyalist bir iktidar ile 10 yılda ülkede refah seviyesi 2-3 kat artar. Sadece bir avuç patron için değil, tüm ülke için. Cumhuriyetin ilk 30 yılında nasıl devletçi bir politika ile kankınma sağlandıysa, onun 3-4 katı bir hızla ülke kalkınır.

    Meselenin kredi ile, kişisel tercihlerle alakası yok, mesele kapitalizmin yapısı. Kaynakları çevreden alıp zenginliği merkeze toplamak, kapitalizmin işleyişi bu. O Nedenle milyarlarca insan köylerden göçüp kentlere geliyor bir iki istisna dışında.

    Zengin para biriktirerek, yada şirketine değer katarak değil, başkalarının emeğini sömürerek, toplumsal emek sömürüsünden daha fazla pay alarak zengin olur. Emek sömürüsü olmadan sermaye de olmaz, çünkü sermaye dediğin şey birikmiş emektir. R10 toplumsal işbölümünde görece kar marjı yüksek olan bilişim sektöründe faaliyet yürütüyor, diğer sektörler olmazsa r10 da olmaz. O zaman r10 aslında ülkede/dünyada devam eden sistemin bir parçası olarak, o sistemde üretilen değerden pay alıyor. Diğer sektörler olmazsa r10 havada asılı kalır, boşa düşer.
    Öyle mi, Güney Kore'de 20-30 yılda kaç kat kalkındı, bunlar sosyalist miydi? Almanya savaştan sonra nasıl kalkındı?
    Türkiye'nin kalkınma meselesine gelirsek, Türkiye cumhuriyet zamanlarında oldukça yoksul idi. Eğer bir ülke çok yoksul ise, o ülkedeki yatırımların gelir dönüşme hızı fazladır. Yani örneğin, 100 bin liralık bir yatırım, o dönem yılda 200-250 bin lira gelir üretebilirken, aynı yatırım şuanda atıyorum 50 bin lira ilave gelir yaratabiliyor. Ya da, Amerika'da örneğin 1 milyon dolar yatırım yapıp yılda 100 bin dolar kazanmak, iyi bir getiri olarak görülürken, Türkiye'de rezil bir getiridir.

    Haliyle ekonomi büyüdükçe kalkındıkça, iç tasarruflar ülkeyi kalkındırmaya yetmez, tasarruf ithal etmek gerekir. Bunu da sadece yüksek faizle değil, Demokratik ve hukuk devletinin gereği olarak, borsa yatırımları, doğrudan yabancı yatırımlar ile yaparız.

    Hadi diyelim ki, japonya gibi aşırı tasarruf eden bir ülkeyiz. Tasarruflarımız kalkınma için gerekli sermayeyi oluşturabiliyor. Hak ve özgürlükler sunmadan, herkese eşitçi bir yaklaşık ile insanları sosyalist ülkenizde nasıl tutacaksınız? Bütün zeki ve yetenekli, sermayeli insanlar kaçacak, geriye bir avuç dolu tek sermayesi emeği olan işçi sınıfı kalacak. Ülkenin asla bu şekilde gelişemeyeceği de bilinen bir gerçek. Mühendis olmadan, sadece işçiyle makine yapamazsınız.


    Peki herkesin eşit olduğu bir düzende, ya da aralarında çok az ekonomik farkın olduğu bir düzende nasıl olacak da insanları çalışmaya üretmeye iteceksiniz, insanlık bu toplum bilincine erişecek kadar refah yaşamıyor. Zengin insanlar kendilerine para kazandırmayacağını bilse de bilimle uğraşırlar çünkü ekonomik olarak özgürdürler. Ancak ABD dahi bu kadar büyük bir refah elde edememiştir henüz.
  • 17-04-2022, 16:53:01
    #40
    Osman paşa gayet netti, dürüst ve tarafı belli olduğu için meclise bire giremedi.


    https://www.youtube.com/watch?v=B_P-Hqzikwc



    https://www.youtube.com/watch?v=p31daxgmIHs
  • 17-04-2022, 17:05:52
    #41
    Güney Kore Kuzeydeki halkçı yönetime karşı emperyalizm tarafından her açıdan destekleniyor hocam, tıpkı türkiyenin AKP'nin ilk 10 yılında desteklendiği gibi.

    Ülke kaynakları ülkeye kalkırdırmaya yetmez sözüne kısmen katılıyorum, kapitalizmde sermaye ihracı ile başka coğrafyaları sömürmeden zenginlik artmaz. Bu da senin ayağına sıkman demek!
    Dünya coğrafyasının da sınırları olduğuna göre, sömürü olduğu müddetçe birileri sömüren tarafta olacak, birileri de sömürülen tarafta olacak. Her ülke dışarıdan sermaye almadan gelişemeyecekse eğer, bu sermaye uzaydan gelmeyecek, başka ülkeden transfer edilecek. Yani mantığın külli yanlış.

    Sosyalist ülkeler kendi insan kaynaklarını yetiştirir hocam, o konuda sıkıntın olmasın. Nitelikli işgücü, eğitimli emekçiler sosyalizme her zaman daha sıcak bakarlar. Bugün kapitalist Türkiyede sosyalizmi savunanların arasında nitelikli, eğitimli işgücü diyebileceğimiz mimar, mühendis, doktor, öğretmen vb eğitimli emekçilerin oranı ülke ortalamasının çok üstündedir.

    Japonyada fazla çalışmaktan ötürü hayatını kaybeden emekçiler var. Japon sermaye sınıfı milyonlarca emekçiyi ölümüne çalıştırarak sömürüyor. O zenginliğin kaynağı milyonların alınterinin sömürülmesi.

    Kapitalizm gibi, çalışanın açlık sınırında yaşamak zorunda olduğu bir sistemde bile insanlar çalışıyorsa eğer, sosyalizmde güle oynaya çalışır herkes. İnsan çalışmadan duramaz. Zaten düzgün bir eğitim politikasıyla son derece bilinçli yurttaşlar yetişir.

    ABD refah elde edememiş demek yanlış, ABD milyonlarca vatandaşına refah sunamıyor, bir avuç kapitalist ise zevki sefa sürüyor demek daha doğru.

    cagataysahin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öyle mi, Güney Kore'de 20-30 yılda kaç kat kalkındı, bunlar sosyalist miydi? Almanya savaştan sonra nasıl kalkındı?
    Türkiye'nin kalkınma meselesine gelirsek, Türkiye cumhuriyet zamanlarında oldukça yoksul idi. Eğer bir ülke çok yoksul ise, o ülkedeki yatırımların gelir dönüşme hızı fazladır. Yani örneğin, 100 bin liralık bir yatırım, o dönem yılda 200-250 bin lira gelir üretebilirken, aynı yatırım şuanda atıyorum 50 bin lira ilave gelir yaratabiliyor. Ya da, Amerika'da örneğin 1 milyon dolar yatırım yapıp yılda 100 bin dolar kazanmak, iyi bir getiri olarak görülürken, Türkiye'de rezil bir getiridir.

    Haliyle ekonomi büyüdükçe kalkındıkça, iç tasarruflar ülkeyi kalkındırmaya yetmez, tasarruf ithal etmek gerekir. Bunu da sadece yüksek faizle değil, Demokratik ve hukuk devletinin gereği olarak, borsa yatırımları, doğrudan yabancı yatırımlar ile yaparız.

    Hadi diyelim ki, japonya gibi aşırı tasarruf eden bir ülkeyiz. Tasarruflarımız kalkınma için gerekli sermayeyi oluşturabiliyor. Hak ve özgürlükler sunmadan, herkese eşitlikçi bir yaklaşık ile insanları sosyalist ülkenizde nasıl tutacaksınız? Bütün zeki ve yetenekli, sermayeli insanlar kaçacak, geriye bir avuç dolu tek sermayesi emeği olan işçi sınıfı kalacak. Ülkenin asla bu şekilde gelişemeyeceği de bilinen bir gerçek. Mühendis olmadan, sadece işçiyle makine yapamazsınız.


    Peki herkesin eşit olduğu bir düzende, ya da aralarında çok az ekonomik farkın olduğu bir düzende nasıl olacak da insanları çalışmaya üretmeye iteceksiniz, insanlık bu toplum bilincine erişecek kadar refah yaşamıyor. Zengin insanlar kendilerine para kazandırmayacağını bilse de bilimle uğraşırlar çünkü ekonomik olarak özgürdürler. Ancak ABD dahi bu kadar büyük bir refah elde edememiştir henüz.
  • 17-04-2022, 17:33:41
    #42
    karikaturname adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Güney Kore Kuzeydeki halkçı yönetime karşı emperyalizm tarafından her açıdan destekleniyor hocam, tıpkı türkiyenin AKP'nin ilk 10 yılında desteklendiği gibi.

    Ülke kaynakları ülkeye kalkırdırmaya yetmez sözüne kısmen katılıyorum, kapitalizmde sermaye ihracı ile başka coğrafyaları sömürmeden zenginlik artmaz. Bu da senin ayağına sıkman demek!
    Dünya coğrafyasının da sınırları olduğuna göre, sömürü olduğu müddetçe birileri sömüren tarafta olacak, birileri de sömürülen tarafta olacak. Her ülke dışarıdan sermaye almadan gelişemeyecekse eğer, bu sermaye uzaydan gelmeyecek, başka ülkeden transfer edilecek. Yani mantığın külli yanlış.

    Sosyalist ülkeler kendi insan kaynaklarını yetiştirir hocam, o konuda sıkıntın olmasın. Nitelikli işgücü, eğitimli emekçiler sosyalizme her zaman daha sıcak bakarlar. Bugün kapitalist Türkiyede sosyalizmi savunanların arasında nitelikli, eğitimli işgücü diyebileceğimiz mimar, mühendis, doktor, öğretmen vb eğitimli emekçilerin oranı ülke ortalamasının çok üstündedir.

    Japonyada fazla çalışmaktan ötürü hayatını kaybeden emekçiler var. Japon sermaye sınıfı milyonlarca emekçiyi ölümüne çalıştırarak sömürüyor. O zenginliğin kaynağı milyonların alınterinin sömürülmesi.

    Kapitalizm gibi, çalışanın açlık sınırında yaşamak zorunda olduğu bir sistemde bile insanlar çalışıyorsa eğer, sosyalizmde güle oynaya çalışır herkes. İnsan çalışmadan duramaz. Zaten düzgün bir eğitim politikasıyla son derece bilinçli yurttaşlar yetişir.

    ABD refah elde edememiş demek yanlış, ABD milyonlarca vatandaşına refah sunamıyor, bir avuç kapitalist ise zevki sefa sürüyor demek daha doğru.
    yahu şu olayı bir türlü anlamıyorum, diyelim ki bir türk, çok iyi eğitim almış ülkesine çok büyük katkılar sunuyor, ama sen onu kalkıp karnını doyuracak kadar ilme bile sahip olmayan afrikalılarla bir tutuyorsun. Yasalar önünde hepimiz eşitiz, ama eşitliğin adalet olmadığını da herkes biliyor.

    Sömürü kısmına gelelim, eğer sen bilgisayar üretiyorsan, dünyadaki her insan her ülke bilgisayar üretebilecek eğitime,sermayeye sahip olmadığı için doğal olarak sana rakip olacak insan sayısı azalır ve senin yaptığın malın değerin artar. Ama dünyada neredeyse her ülke katma değersiz mal üretebilir, yani buğday gibi.

    O buğdayı alıp ekmek yapmak mesele, çeliği alıp otomobil yapmak mesele. Ben otomobil yapıyorsam, çeliği bana satan kişiden tabi ki daha çok kazanacağım, burada ne adaletsizliği var ki? Çünkü otomobil üretebilen ülke sayısı az ve talep çok fazla, ama çeliğe olan arz-talep dengesi stabil, çünkü rekabet yüksek. Bu durumda tabi ki ben daha çok kazanacağım. Bir doktor eğitim alıp işçinin 30 saatlik emeğini sömürüyor, çünkü doktora talep yüksek ama arz eden yok, haliyle değeri artıyor.


    Peki şunu da sorayım sana, sosyalist ülkelerin ekonomileri geliştikçe, etrafındaki sosyalist olmayan ülkelerden malları daha pahalı almaya mı başlayacak? Hani sömürü yok ya sizde? Mesela siz bilgisayar, otomobil, uçak, silah üretip geliştiniz, peki onlara çeliği, plastiği satanı kendinizle bir tutup aynı parayı verecek misiniz?
  • 17-04-2022, 18:09:27
    #43
    Bütün insanlar tabii ki eşit hocam. Herkes düzgün bir eğitim alma hakkına sahip olursa okuyup insanlığa daha faydalı işler yapmak için çalışır. Afrikadaki siyahi insan fiziksel olarak senden üstün, belki bilmiyorsun.
    Sosyalizmde "mal" olmaz, ürün olur. Piyasa olmayacağı için ucuz pahalı diye bişey de olmaz.

    Doktoru doktor yapan şey insanlığın ortak bilgi birikimidir, ona okuma olanağı sağlayan toplumdur. Kimse kendi kendine doktor olmaz, kendisinden önce yuzbinlerce bilim insanının biriktirdiği ortak bilgiyle, toplumun sağladığı eğitim hakkıyla doktor olur. Onun doktorlugu da insanlığa hizmet etmektir.
    Sosyalist ülkeler de dünya genelindeki piyasaya tabi mecburen. Tüm dünya Sosyalist olana kadar kapitalist ülkelerle ticaret yapmak, piyasa koşullarına kısmen tabi olmak gerekebilir.

    cagataysahin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    yahu şu olayı bir türlü anlamıyorum, diyelim ki bir türk, çok iyi eğitim almış ülkesine çok büyük katkılar sunuyor, ama sen onu kalkıp karnını doyuracak kadar ilme bile sahip olmayan afrikalılarla bir tutuyorsun. Yasalar önünde hepimiz eşitiz, ama eşitliğin adalet olmadığını da herkes biliyor.

    Sömürü kısmına gelelim, eğer sen bilgisayar üretiyorsan, dünyadaki her insan her ülke bilgisayar üretebilecek eğitime,sermayeye sahip olmadığı için doğal olarak sana rakip olacak insan sayısı azalır ve senin yaptığın malın değerin artar. Ama dünyada neredeyse her ülke katma değersiz mal üretebilir, yani buğday gibi.

    O buğdayı alıp ekmek yapmak mesele, çeliği alıp otomobil yapmak mesele. Ben otomobil yapıyorsam, çeliği bana satan kişiden tabi ki daha çok kazanacağım, burada ne adaletsizliği var ki? Çünkü otomobil üretebilen ülke sayısı az ve talep çok fazla, ama çeliğe olan arz-talep dengesi stabil, çünkü rekabet yüksek. Bu durumda tabi ki ben daha çok kazanacağım. Bir doktor eğitim alıp işçinin 30 saatlik emeğini sömürüyor, çünkü doktora talep yüksek ama arz eden yok, haliyle değeri artıyor.


    Peki şunu da sorayım sana, sosyalist ülkelerin ekonomileri geliştikçe, etrafındaki sosyalist olmayan ülkelerden malları daha pahalı almaya mı başlayacak? Hani sömürü yok ya sizde? Mesela siz bilgisayar, otomobil, uçak, silah üretip geliştiniz, peki onlara çeliği, plastiği satanı kendinizle bir tutup aynı parayı verecek misiniz?
  • 17-04-2022, 18:14:14
    #44
    karikaturname adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bütün insanlar tabii ki eşit hocam. Herkes düzgün bir eğitim alma hakkına sahip olursa okuyup insanlığa daha faydalı işler yapmak için çalışır. Afrikadaki siyahi insan fiziksel olarak senden üstün, belki bilmiyorsun.
    Sosyalizmde "mal" olmaz, ürün olur. Piyasa olmayacağı için ucuz pahalı diye bişey de olmaz.

    Doktoru doktor yapan şey insanlığın ortak bilgi birikimidir, ona okuma olanağı sağlayan toplumdur. Kimse kendi kendine doktor olmaz, kendisinden önce yuzbinlerce bilim insanının biriktirdiği ortak bilgiyle, toplumun sağladığı eğitim hakkıyla doktor olur. Onun doktorlugu da insanlığa hizmet etmektir.
    Sosyalist ülkeler de dünya genelindeki piyasaya tabi mecburen. Tüm dünya Sosyalist olana kadar kapitalist ülkelerle ticaret yapmak, piyasa koşullarına kısmen tabi olmak gerekebilir.
    yoo, patates nasıl ki muzdan daha değersiz ise, sosyalizmde de aynı şey olacak, daha fazla patates alabileceksin muzdan. Ucuz pahalı sadece paraya endeksli bir şey değil. Evine ayda 5 kilo patates veriyorlarsa 1 kilo muz verebilirler.
  • 17-04-2022, 18:19:23
    #45
    cagataysahin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    yoo, patates nasıl ki muzdan daha değersiz ise, sosyalizmde de aynı şey olacak, daha fazla patates alabileceksin muzdan. Ucuz pahalı sadece paraya endeksli bir şey değil. Evine ayda 5 kilo patates veriyorlarsa 1 kilo muz verebilirler.
    Ürünlerin kullanım değeri ile ticari bir meta olarak satış fiyati/değeri aynı şey değil ama hocam. Herkese muz, herkese patates verirsen ikisi de aynı değerde olur. Fayda/değer dengesi zamanla oturur. Tarım ürünleri sozkonusu olduğunda sosyalist kuruluş coğrafyasına göre değişir bu.