Sosyalist bir iktidar ile 10 yılda ülkede refah seviyesi 2-3 kat artar. Sadece bir avuç patron için değil, tüm ülke için. Cumhuriyetin ilk 30 yılında nasıl devletçi bir politika ile kankınma sağlandıysa, onun 3-4 katı bir hızla ülke kalkınır.

Meselenin kredi ile, kişisel tercihlerle alakası yok, mesele kapitalizmin yapısı. Kaynakları çevreden alıp zenginliği merkeze toplamak, kapitalizmin işleyişi bu. O Nedenle milyarlarca insan köylerden göçüp kentlere geliyor bir iki istisna dışında.

Zengin para biriktirerek, yada şirketine değer katarak değil, başkalarının emeğini sömürerek, toplumsal emek sömürüsünden daha fazla pay alarak zengin olur. Emek sömürüsü olmadan sermaye de olmaz, çünkü sermaye dediğin şey birikmiş emektir. R10 toplumsal işbölümünde görece kar marjı yüksek olan bilişim sektöründe faaliyet yürütüyor, diğer sektörler olmazsa r10 da olmaz. O zaman r10 aslında ülkede/dünyada devam eden sistemin bir parçası olarak, o sistemde üretilen değerden pay alıyor. Diğer sektörler olmazsa r10 havada asılı kalır, boşa düşer.




cagataysahin adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Afrikada üretim yapacak kaynak, toprak yok, teknoloji satacak akıl yok, altyapı zayıf, ülkelerine sermaye getirebilecek düşünceler gelişmemiş. Üretmeyenler keyfinden üretmiyor demiyorum ben sebebi bu. Ama sen bu ülkeye sosyalizm gelince sihirli bir hap içmişler gibi bir türkün refah seviyesine dahi erişebileceğini sanıyorsan yanılıyorsun.

Türkiye'de tarımın gelişmeme nedenlerinin çoğu siyasi ve toplumsal nedenler. Dünyada satın alma gücü kolaylığı bakımından en ucuz petrolü kullanan amerikadaki çiftçiler bile kar edememekten şikayetçi, çünkü el emeği girdisi çok, sanayi sektörü makineyle üretim yaptığı için rekabet edemiyor haliyle. İkinci olarak tarım üretiminin gelişmesi ve büyümesi için ucuz kredi gerekir, şirketler ve ülkeler borçlarını asla ödemezler, onlar sadece faizi öderler, ana para borcunu da başka bankadan borç alarak öderler. Haliyle %3 yıllık faizin ödeme tutarı, %30'dan 10 kat daha az oluyor. Böyle bir faiz ortamında üretimin artmasını beklemek güç.

Üstelik türk halkı ucuz krediyi gördüğü anda yatırım yapmak yerine ev araba alıyor. Türkiye'deki ekonomik sistem o kadar kötü ki, araba bile bir yatırım aracı olmaya başladı. Ülkede sermaye olmadığı için insanlar üç kuruş sermayeyle rahatça çalışmadan geçinebiliyorlar. ABD'de asgari ücret kadar faiz alabilmek için yaklaşık 2 milyon USD gerekir. Çünkü sermaye boldur, sermayenin bol olduğu ülkelerde emek değerli, sermaye değersizdir.


Son olarak şunu söyleyeyim, zenginler paralarını biriktirerek zengin olmazlar, bu oldukça zayıf bir yöntem. Şirketlerinin değeriyle zengin oluyorlar. Mesela r10 ayda 500 bin TL kar ediyor olsun, sahibini zengin eden, r10'un yaptığı kar değil değeridir. Enflasyonu düşük olan ülkelerde, kara göre şirket değeri artarken, türkiye gibi yüksek enflasyonlu ülkelerde getiri azaldığı için şirket değeri ve yıllık kar arası denge azalır.

Örneğin ABD'de yılda 1 milyon USD kar eden bir şirket 100 milyon USD edebilirken, TÜrkiye'de 2 milyon USD'ye satılan şirketler var. Şimdi burada patronu zengin eden, 1 milyon dolarlık kar mıdır, yoksa şirketin 100 milyon dolar etmesi midir?

Kapitalizmde küçük azınlık toplumsal zenginliğin çoğunluğuna sahip olur, milyonlarca fakir ise yaşamak içn gerekli koşulları bile zar zor karşılayacak birücretle, kölelik koşullarında yaşamak zorunda kalır. Büyük patron kazandığı parayı harcamıyormuş, bundan bize ne hocam Biz milyonlarca emekçinin ihtiyacı olduğu halde harcayamadığı paraya bakalım. İş arayıp bulamayan, iş bulup geçinemeyen milyonlar bizim asıl derdimiz. Ha diyorsun ya zenginler de harcayamıyor diye, öyle bir harcıyor ki aklın durur! Bir işçinin bir ay köle gibi çalışıp kazandığı parayı bir yemekte hesap olarak ödüyorlar. Bir işçinin 1000 yılda kazanamayacağı paralara araba, lüks villa, malikane alıyorlar. Zenginler para harcayamıyor diye dertlenecek değiliz herhalde!

Komünizmde sermaye olmaz, sosyalizmde de "sermaye" olmaz, kaynak olur. Sermaye kapitalizmde para kazanmak için çalınarak biriktirilmiş ve emek sömürüsü yapmak için kullanılan değere verilen isimdir.

Kapitalizmin b*ktan bir sistem olduğu görmek için sokağa çıkıp milyonlara "halinizden memnun musunuz, geçinebiliyor musunuz" diye sormak, milyonlarca gence "gelecekte insanca bir yaşam düşleyebiliyor musun" diye sormak yeterli.
Savunduğun Amerikada milyonlarca insan sokaklarda yaşıyor. O amerika dünya genelinde milyarlarca insanın emeğini sömürerek kendi ülkesindeki insanlara sus payı dağıtabiliyor! Peki sömürdüğü ülkelerin halkı ne olacak? Koç Sabancı zengin, ya geri kalan milyonlar ne olacak ülkemizdeki?


Şuna cevap vereyim;
"Araştırma sonuçlarına göre; en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay, bir önceki yıla göre 1,2 puan artarak yüzde 47,5'e yükseldi. En düşük gelire sahip yüzde 20'lik grubun aldığı pay ise 0,3 puan azalarak yüzde 5,9'a düştü "

Gelirle tüketim aynı şey değildir, bir gelir tüketilmediği sürece gerçek gelir sayılmaz semboliktir.
Yoksul sınıfın en çok para harcadığı şey market alışverişidir, ev kirasıdır, faturalardır vs vs.
Şimdi sen diyebilir misin, evlerinde ayda 100 milyon liralık market alışverişi yapıyorlar, 523 milyon lira elektrik faturası ödemişler vs vs.
Yani demek ki, ortada bizi refaha kavuşturacak kadar mal zaten yokmuş. O malın oluşmasına sebep olan sermayeyi de şimdi ülkeden kovarsan hepten hapı yutarsın.

Bu arada komunizm de de sermaye vardır, kapitalizm de de. Komunizmde iç tasarruflarla büyür ekonomi, kapitalizm de her ikisi de. Yani sermaye komunizm de veya sosyalizm de yok diye bir şey yok. Sadece para olarak yok.