Sosyalist bir iktidar ile 10 yılda ülkede refah seviyesi 2-3 kat artar. Sadece bir avuç patron için değil, tüm ülke için. Cumhuriyetin ilk 30 yılında nasıl devletçi bir politika ile kankınma sağlandıysa, onun 3-4 katı bir hızla ülke kalkınır.
Meselenin kredi ile, kişisel tercihlerle alakası yok, mesele kapitalizmin yapısı. Kaynakları çevreden alıp zenginliği merkeze toplamak, kapitalizmin işleyişi bu. O Nedenle milyarlarca insan köylerden göçüp kentlere geliyor bir iki istisna dışında.
Zengin para biriktirerek, yada şirketine değer katarak değil, başkalarının emeğini sömürerek, toplumsal emek sömürüsünden daha fazla pay alarak zengin olur. Emek sömürüsü olmadan sermaye de olmaz, çünkü sermaye dediğin şey birikmiş emektir. R10 toplumsal işbölümünde görece kar marjı yüksek olan bilişim sektöründe faaliyet yürütüyor, diğer sektörler olmazsa r10 da olmaz. O zaman r10 aslında ülkede/dünyada devam eden sistemin bir parçası olarak, o sistemde üretilen değerden pay alıyor. Diğer sektörler olmazsa r10 havada asılı kalır, boşa düşer.
Öyle mi, Güney Kore'de 20-30 yılda kaç kat kalkındı, bunlar sosyalist miydi? Almanya savaştan sonra nasıl kalkındı?
Türkiye'nin kalkınma meselesine gelirsek, Türkiye cumhuriyet zamanlarında oldukça yoksul idi. Eğer bir ülke çok yoksul ise, o ülkedeki yatırımların gelir dönüşme hızı fazladır. Yani örneğin, 100 bin liralık bir yatırım, o dönem yılda 200-250 bin lira gelir üretebilirken, aynı yatırım şuanda atıyorum 50 bin lira ilave gelir yaratabiliyor. Ya da, Amerika'da örneğin 1 milyon dolar yatırım yapıp yılda 100 bin dolar kazanmak, iyi bir getiri olarak görülürken, Türkiye'de rezil bir getiridir.
Haliyle ekonomi büyüdükçe kalkındıkça, iç tasarruflar ülkeyi kalkındırmaya yetmez, tasarruf ithal etmek gerekir. Bunu da sadece yüksek faizle değil, Demokratik ve hukuk devletinin gereği olarak, borsa yatırımları, doğrudan yabancı yatırımlar ile yaparız.
Hadi diyelim ki, japonya gibi aşırı tasarruf eden bir ülkeyiz. Tasarruflarımız kalkınma için gerekli sermayeyi oluşturabiliyor. Hak ve özgürlükler sunmadan, herkese eşitçi bir yaklaşık ile insanları sosyalist ülkenizde nasıl tutacaksınız? Bütün zeki ve yetenekli, sermayeli insanlar kaçacak, geriye bir avuç dolu tek sermayesi emeği olan işçi sınıfı kalacak. Ülkenin asla bu şekilde gelişemeyeceği de bilinen bir gerçek. Mühendis olmadan, sadece işçiyle makine yapamazsınız.
Peki herkesin eşit olduğu bir düzende, ya da aralarında çok az ekonomik farkın olduğu bir düzende nasıl olacak da insanları çalışmaya üretmeye iteceksiniz, insanlık bu toplum bilincine erişecek kadar refah yaşamıyor. Zengin insanlar kendilerine para kazandırmayacağını bilse de bilimle uğraşırlar çünkü ekonomik olarak özgürdürler. Ancak ABD dahi bu kadar büyük bir refah elde edememiştir henüz.