• 24-10-2015, 01:46:29
    #1
    Reveloper
    Merhaba,

    Arkadaşlarla 4-5 saat tartıştıkta pek bir sonuca varamadık. Osmanlıcadan nasıl bir asimilasyon yapıldıda Türkçe'ye geçildi?

    Babaannem: 1953 doğumlu, babaannemin babası: 1920 doğumlu, babaannemin dedesi ise minimal 1900 doğumludur tahminimce ama babaannemin dedeside Türkçe konuşuyormuş. Ama 1928'de devrim oldu. Ben çözemedim bu asimilasyon nasıl oldu. Bilgisi olan varmı arkadaşlar?


    Akım olarak Eski Orta ve Yeni Türkçe grupları var ama eski ve orta'nın şu anki dilimizle alakası yok lakin Yeni Türkçe'nin geçişi nasıl oldu çözemedim
  • 24-10-2015, 01:56:12
    #2
    Alakası yok dediğiniz dil nedir? Osmanlıca sadece yazım dilidir, harf inkilabı sadece yazıda oldu, he tabi dilde de uyduruktan Türkçe kelimeler, batıdan alınan kelimeler geçti. (Eski Göktürkçe kelimeler geçti mi bilgim yok.) Yani 1900ler ile 1950lerdeki dil pek farklı olmaz bence.
  • 24-10-2015, 04:10:47
    #3
    Eski Türkçe ile yeni Türkçenin nasıl alakası yok?

  • 24-10-2015, 10:05:31
    #4
    Üyeliği durduruldu
    osmanlıca sadece yazı dilidir. Yani 1928 den önce arapca konuşan insanlar bi gecede türkçe konuşmaya başlamadı.Sadece alfabe değiştirildi ve geometri matematik dahil bir çok alanda terimler türkçeleştirildi. Geometri terimleri bizzat atatürkün yazdığı geometri kitabi ile türkçeleştirildi. Bu gün kullanılan üçgen dörtgen gibi terimler atatürkün yazdığı geometri kitabında yayınlandı.

    600 yıllık osmanlıda okuma yazma oranı % 5 bile değildi ama bu gün daha bir asır bile geçmeyen cumhuriyette okuma yazma oranı % 99 larda.
  • 24-10-2015, 12:24:32
    #5
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Şol cennetin ırmakları
    Akar Allah deyü deyü
    Çıkmış İslam bülbülleri
    Öter Allah deyü deyü

    Salınır tuba dalları
    Kur'an okur hem dilleri
    Cennet bağının gülleri
    Kokar Allah deyü deyü

    Kimi yiyip kimi içer
    Hep melekler rahmet saçar
    İdris nebi hülle biçer
    Diker Allah deyü deyü

    Altındandır direkleri
    Gümüştendir yaprakları
    Uzandıkça budakları
    Biter Allah deyü deyü

    Aydan arıdır yüzleri
    Misk ü amberdir sözleri
    Cennette huri kızları
    Gezer Allah deyü deyü

    Hakk'a âşık olan kişi
    Akar gözlerinin yaşı
    Pür nur olur içi dışı
    Söyler Allah deyü deyü

    Ne dilersen Hak'tan dile
    Kılavuzla gir bu yola
    Bülbül âşık olmuş güle
    Öter Allah deyü deyü

    Açıldı gökler kapısı
    Rahmetle doludu hepisi
    Sekiz cennetin kapısı
    Açar Allah deyü deyü

    Rıdvandürür kapı açan
    İdrisdürür hülle biçen
    Kevser şarabını içen
    Kanar Allah deyü deyü

    Miskin Yunus var dostuna
    Koma bugünü yarına
    Yarın Hakk'ın divanına
    Varam Allah deyü deyü




    700 yıl önce Yunus Emre bunları yazmış, halkımızın dili pek de değişmemiş.
  • 24-10-2015, 13:44:49
    #6
    Asiminasyon değil asimilasyon olacak fakat olayın bununla alakası yok. Yukarıdaki arkadaşların dediği gibi dilde değil yazımda yapılan bir değişiklikti. Asıl büyük değişim şudur, Osmanlı Türkçesi; Fars ve Arap edebiyattan etkilenmiş, hem bir çok edebi türü hem de binlerce kelimeyi almıştır. Yapılan alfabe değişikliğinden sonra ise zaten Tanzimat'tan beri devam eden Fransız ve diğer Avrupa edebiyatlarının etkisi iyice artmış ve Arapça, Farsça kelimeler yerine bu ülkelerden alınan kelimeler geçmiştir. Tanzimat ve sonrasında edebiyatından en çok etkilendiğimiz ülke Fransa'dır.

    Burada yapılması gereken eleştiri ancak şu olabilir; Avrupa'da toplanan bilim kongresi ortak dil için, İncil'in dili olan Latinceyi seçmiş ve din odaklı hareket etmişken, bizde İslam ve orjin dili Arapça sanki vebalıymış gibi terkedilmiştir. Üzücü olan budur.
  • 24-10-2015, 13:46:19
    #7
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    9.yy'daki Türkçe hitabelere yazıtlara bakın. Bir de 17.yy 18.yy'da yazılmış eser bulursanız onlara bakın. Bakalım size hangisi daha anlamlı gelicek.

    Edit: Ayrıca Türkçenin Arapçadan, Farsçadan ya da Fransızcadan vs. bir eksiği yok. Asıl mesele bizim özentiliğimiz. Bunun da haklı sebepleri var. Eser verebiliyor muyuz? Hayır.

    Ayrıca yukarıdaki arkadaşların dediği gibi, o zamanlar herkes Arapça biliyor muydu? Tabiki hayır. Biz latin alfabesi kullanıyoruz. Latin alfabesi kullanan başka dilleri anlayabiliyor muyuz? Hayır. Aynı mesele

    JoEN adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Asiminasyon değil asimilasyon olacak fakat olayın bununla alakası yok. Yukarıdaki arkadaşların dediği gibi dilde değil yazımda yapılan bir değişiklikti. Asıl büyük değişim şudur, Osmanlı Türkçesi; Fars ve Arap edebiyattan etkilenmiş, hem bir çok edebi türü hem de binlerce kelimeyi almıştır. Yapılan alfabe değişikliğinden sonra ise zaten Tanzimat'tan beri devam eden Fransız ve diğer Avrupa edebiyatlarının etkisi iyice artmış ve Arapça, Farsça kelimeler yerine bu ülkelerden alınan kelimeler geçmiştir. Tanzimat ve sonrasında edebiyatından en çok etkilendiğimiz ülke Fransa'dır.

    Burada yapılması gereken eleştiri ancak şu olabilir; Avrupa'da toplanan bilim kongresi ortak dil için, İncil'in dili olan Latinceyi seçmiş ve din odaklı hareket etmişken, bizde İslam ve orjin dili Arapça sanki vebalıymış gibi terkedilmiştir. Üzücü olan budur.
    Ve incil latince yazılmamıştır. Sadece kendi dillerine çeviri yapmışlardır. İncil dediğimiz kitap ise 4 ayrı kitaptır, tek kitap değil. Millet incili anlayarak okuyor, kaç kişi kuranı anlayarak okudu? Ben okumadım.
  • 24-10-2015, 14:20:39
    #8
    puncover adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    9.yy'daki Türkçe hitabelere yazıtlara bakın. Bir de 17.yy 18.yy'da yazılmış eser bulursanız onlara bakın. Bakalım size hangisi daha anlamlı gelicek.

    Edit: Ayrıca Türkçenin Arapçadan, Farsçadan ya da Fransızcadan vs. bir eksiği yok. Asıl mesele bizim özentiliğimiz. Bunun da haklı sebepleri var. Eser verebiliyor muyuz? Hayır.

    Ayrıca yukarıdaki arkadaşların dediği gibi, o zamanlar herkes Arapça biliyor muydu? Tabiki hayır. Biz latin alfabesi kullanıyoruz. Latin alfabesi kullanan başka dilleri anlayabiliyor muyuz? Hayır. Aynı mesele



    Ve incil latince yazılmamıştır. Sadece kendi dillerine çeviri yapmışlardır. İncil dediğimiz kitap ise 4 ayrı kitaptır, tek kitap değil. Millet incili anlayarak okuyor, kaç kişi kuranı anlayarak okudu? Ben okumadım.
    İncil Aramice ve İbranice'den Latince'ye evrilmiştir, Avrupa'ya Hristiyanlık yayıldığında kaynaklar Latince idi. O yüzden Latince kabul edilir.

    Kuran'ı okumadıysan bu senin sorunun, okumayan zaten anlayamaz. Biz de kaç kişi okuyor derken analizi kahvehanede ya da kimlik müslümanlarının olduğu yerlerde yaparsan tabiki kimse okumuyor diye aforizma kasarsın, ben defalarca okudum meal ve tefsir olarak. Yakın çevrem ve arkadaşlarım da, hep okuyan araştıran ve yeri geldiğinde fikir alışverişi yaptığım insanlar. Özetle bana göre herkes okuyor, sana göre kimse okumuyor, çevreye göre analiz yaparsak tabi.
  • 24-10-2015, 14:32:19
    #9
    Muhtemelen askerlik arkadaşımsın.Sen, Kahvehanelerde ya da kimlik müslümanlarında yaptığımı nereden çıkardın? Daha tartışamıyoruz bile saygılı olarak.

    Öncelikle bu tartışmayı din üzerinden gerçekleştiremezsin.

    Büyük ihtimal haklısın. Ülkenin %90'ı anlayarak okumuştur. Bu benim sorunum dahi değil. İkincisi beni o kadar iyi tanıyorsan, benim dışarıdan, bir gözlemci olarak bir Türk Vatandaşı bile olmayarak bu yorumu yaptığımı da bilmelisin. Ayrıca sen araştırmanı yakın çevrende mi yapıyorsun? Bu arada anadoluda da senelerce bulundum, avrupada da.

    Bence bir daha araştırmalısın. Ben de araştıracağım.

    Bu arada bilim veya edebiyatta Türkçe kaynak dahi bulamıyorsak dilimiz daha çooook yabancılaşır.