9.yy'daki Türkçe hitabelere yazıtlara bakın. Bir de 17.yy 18.yy'da yazılmış eser bulursanız onlara bakın. Bakalım size hangisi daha anlamlı gelicek.

Edit: Ayrıca Türkçenin Arapçadan, Farsçadan ya da Fransızcadan vs. bir eksiği yok. Asıl mesele bizim özentiliğimiz. Bunun da haklı sebepleri var. Eser verebiliyor muyuz? Hayır.

Ayrıca yukarıdaki arkadaşların dediği gibi, o zamanlar herkes Arapça biliyor muydu? Tabiki hayır. Biz latin alfabesi kullanıyoruz. Latin alfabesi kullanan başka dilleri anlayabiliyor muyuz? Hayır. Aynı mesele

JoEN adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Asiminasyon değil asimilasyon olacak fakat olayın bununla alakası yok. Yukarıdaki arkadaşların dediği gibi dilde değil yazımda yapılan bir değişiklikti. Asıl büyük değişim şudur, Osmanlı Türkçesi; Fars ve Arap edebiyattan etkilenmiş, hem bir çok edebi türü hem de binlerce kelimeyi almıştır. Yapılan alfabe değişikliğinden sonra ise zaten Tanzimat'tan beri devam eden Fransız ve diğer Avrupa edebiyatlarının etkisi iyice artmış ve Arapça, Farsça kelimeler yerine bu ülkelerden alınan kelimeler geçmiştir. Tanzimat ve sonrasında edebiyatından en çok etkilendiğimiz ülke Fransa'dır.

Burada yapılması gereken eleştiri ancak şu olabilir; Avrupa'da toplanan bilim kongresi ortak dil için, İncil'in dili olan Latinceyi seçmiş ve din odaklı hareket etmişken, bizde İslam ve orjin dili Arapça sanki vebalıymış gibi terkedilmiştir. Üzücü olan budur.
Ve incil latince yazılmamıştır. Sadece kendi dillerine çeviri yapmışlardır. İncil dediğimiz kitap ise 4 ayrı kitaptır, tek kitap değil. Millet incili anlayarak okuyor, kaç kişi kuranı anlayarak okudu? Ben okumadım.