• 07-04-2015, 01:30:17
    #46
    Moutinho adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kuran'ı tam anlayabilmek için bütün olarak incelememiz gerekiyor. Ortadan bir ayet seçerek, doğru bir yorum yapmamız mümkün değil. İşin bir de tarihsel, toplumsal boyutu var.

    Allah adaleti titizlikle ayakta tutun diyor. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe sürüklemesin diyor. Sizinle savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın diyor. Size saldırsalar bile karşılık vermeyin diye ayet mi bekliyordunuz?

    Dünyayı 6 günde yarattığını da nereden çıkardınız? Ayette gün değil dönem olarak geçer. Allah tabi ki her şeyi bir anda yaratabilirdi. İstediğini yapabilir, yaptırabilir. Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Biz insanlar için her şey bir anda olup bitse halimiz ne olurdu? Kölelik hemen kaldırılsa müşriklerdeki köleler ne olacaktı? Adı üstünde müşrik, kafir onlar. Kuran'a, peygambere itaat etmezler. Onlardaki köleler ne olacaktı? Müslümanların zaten kölesi yoktu. İslam'la şereflenen kölelerini zaten azad ediyordu. Gücü olan müşriklerin kölesini alıp, azad ediyorlardı.

    Bizim inandığımız din sizin dediğiniz gibi esirlere tecavüz etmeyi emretmiyor. Size bunu düşündüren nedir bilemiyorum ama o yorumu bilinçli yaptıysanız, inandığımız din aynı değil demektir.
    Merhaba.

    Dünya'nın 6 günde yaratıldığını Kuran'dan çıkarttım. İlgili ayetleri bağlantıda bulabilirsiniz:
    http://bigalioglu.blogcu.com/dunya-n...nlatim/4957617
    +

    https://www.youtube.com/watch?v=OxVEdrVe_OQ

    +
    Caner Taslaman'da o her güne 1000yıl diyor. DÜnya

    https://www.youtube.com/watch?v=Hd8JdtvFFcM


    İnsan mantığı ile neden düşünüyorsunuz ki bu olayları. Tanrı'yı herşeyi yapabilir. İnsan hayatını yazan eğer oysa, neden köleliği kaldırmaya gelince müşriklerin köleleri ne olacaktı diye düşünüyorsun? Bunu düşünmesi gereken Tanrı. Sen yada ben değiliz kardeşim.

    İslam cariyeliği yasaklamamış ve serbest bırakmıştır. Savaşta esir alınıp, tecavüz edilen, sonra sahiplenilen kadınlara CARİYE denir. Yorumu bilinçli yaptım. Daha açık olarak CARİYE'nin tanımını yapamayız sanırım. Başlı başına bir tecavüz işte. Nasıl görmezden gelebiliyorsunuz?

    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Birdiğer yorumda neden inmiş niçin inmiş diye araştırın diyorsunuz fakat Nisa 3 ayetinde ki cariye olayını sonuçta ''tecavüz'' olarak nitelendirdiniz.

    Cariyeler ile yetininin derken, bir kadın köleninin biriyle evlenmesi sonucu artık cariye hür olur ve aile kadını olur ve bu cariyenin yararına olur. Bunu tecavüz olarak nasıl algıladınız?

    Evet Allah isteseydi dünya da olmazdı fakat bu da imtihanın bir parçasıdır. Bu yüzden buna imtihan dünyası deniliyor. Allah diyor ki; herkes yaptığında hür ve ben insanlara bir irade verdim istediğini yapabilir fakat bunun hesabını ahirette verecek. Bir örnek vermek istiyorum; Afrikada açlıktan ölen insanlar var bu Tanrı'nın merhametsizliği mi? Bunu böyle düşünenlerde var oysa açlıktan ölen insanların ölümünde ki pay yine insanlara aittir çünkü Allah rızkı vermiştir ve yapılan araştırmalarda eğer gıda tüketimi doğru kullanılırsa yaklaşık 30 milyar insanın beslenebileceği söyleniyor.

    Bir diğer husus; evet mezhepçilikte veya müslümanların birbirini öldürmede yine biz samimiyetsiz Müslümanların payı da vardır, her şeyi ABD'den ve İsrail'den bilmekte abestir, zaten İslam dünyasının şuan içinde olduğu durumun asıl sorumlusu biz Müslümanlarız. Zaten İslam dünyası 15 yy.'a kadar bilimde öncüydü sadece İbni Rüşt değil onun gibi yetişen binlercesi var. Biruni, Harezmi, Fenari, İbn-i Sina, Farabi vs.. Elbette ben de beşik ulemalığına veya geleneğe karşı biriyim, ki sizin bahsettiğiniz geleneksel yapı bana göre İslam dininin en büyük düşmanlarındandır. İslam dünyasını geride bırakan büyük bir yobaz anlayış var ki hala devam ediyor bunu da asla inkar etmiyorum. Sizin arkadaşa önerdiğiniz kitaba sizin için bakacağım ben de size Caner Taslaman'ın kitaplarını öneriyorum herhangi biri olabilir eğer siz de ona bakarsanız sevinirim.
    Cariyeler ile ilgili düşüncemi, başka arkadaşa verdiğim cevapta belirttim.

    Dinlerin hepsi savaş ganimetlerini, tecavüzü(cariyelik vs. ne diyorsak artık adına), savaşarak ölünce cenneti vaat etmiştir. Bu benim düşüncem değil, tarihsel bir gerçektir. Katoliklerin düzenlediği Haçlı Seferleri bunun en büyük kanıtıdır. İstanbul'un Fethinde bile Fatih Sultan Mehmed 3 günlük yağma ve tecavüze izin vermiştir.

    Buna imtihan demek cevaplamaktan kaçmaktır. Bu bana göre bir imtihan değil. Sadece Afrika'da ki çocukları düşünme. Bir çocuk nasıl Özürlü doğabiliyor? Kendi varlığını bile idrak edemeyen özürlüler var. Onların günahı ne?
    Açlıktan, savaştan, masumluktan Dünya tarihinde milyonlarca insan ölmüş. Ben geçiştirip atmıyorum ve bunun neden böyle olduğunu anlamaya çalışıyorum sadece.

    Caner Taslaman'ın kitaplarını hiç okumadım ama Youtube'da takip ediyorum. Hitabeti çok kuvvetli ama dini kuralları altyapısı olmadan bilim ile uyarlamaya çalıştığını düşünüyorum. Söylediklerinde bir altyapı göremiyorum. Örneğin Evrimi Allah yaratmış olabilir diyor. Bu dinin açıklması, dini kurtarmak için bir bilim insanı tarafından yapılan açıklama.Ama Bilim din için açıklama yapmaz. Bilim koşulları, deneyleri, fikirleri, tezleri, antitezleri ortaya koyar ve en iyi ispatı yaparak gerçeği bulur.

    Din ile Bilim asla bir araya gelecek şeyler değil.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 01:30:17 -->-> Daha önceki mesaj 01:23:53 --

    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Adamlar anne baba falan diyorlar inandıkları tanrıya. Kendi dinlerini bile bilmiyorlar kaldı ki değiştirilmemiş olsun. Her gelen almış eline kağıdı kalemi yazmış kendi çıkarlarına uygun şekilde. Bunu yapanlarda çoğunlukla Yahudiler olmuş, Hristiyan dinini bozmak çelişkilerle doldurmak ve yok etmek için. Sebepsiz değil yani bu söylenenler yoksa başka din olduğundan dolayı değil. Zaten böyle şeyleri bizim tarihçiler araştırmaz malum, ama ne yapsınlar inanacak başka şey bulamıyorlar yok saymaları mümkün değil kolay değil. Yüce İsa sizi kutsasın.
    Bu da onların inancı. Dalga geçmeniz ve aşağılamanız hoş değil. Elbet forumda aktif olan bir Hristiyan kardeşimiz vardır. Lütfen Hristyanlardan özür dileyin.

    Sen onların Tanrı'yı Baba olarak görmelerinle dalga geçersen, onlar da senin Peygamberinin çocukken, kalbinin melekler tarafından gelip temizlenmesi ile, Peygamberin kafasının üstünde sürekli bir bulutun gezip onu güneşten koruması ile dalga geçerler.

    İncil ile ilgili İznik Konsili'ni okumanızı tavsiye ederim. Dediğiniz gibi insanlar tarafından İncil değiştirilmiş ve düzenlenmiş.
    Müslümanların'da Sünnetleri bu şekilde yazılıp, düzenlenmiş. Peygamberin ölümünden 200-300 yıl sonra kitap haline getirilmiş.
  • 07-04-2015, 02:23:28
    #47
    Üyeliği durduruldu
    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öznel bir yorum yapmış olmanıza rağmen bunu objektif olarak lanse ediyorsunuz.
    Hocam,

    Insanlari yanlis yonlendiriyorsunuz. Vebali boynunuza.

    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öldürün ayetlerinden önce ki ayetlere bakabilirsiniz Allah'a savaş açanlarla savaşın deniliyor yani saldıran siz olmayın diyor ve direk öldürde yoktur.
    Bir insan islami kabul etmedigi surece tanim geregi zaten Allaha savas acmis sayilir.

    Tevbe 5:

    Böylece haram aylar çıktığı zaman artık müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün ve onları yakalayın ve onları muhasara edin (kuşatın). Gözetleme yerlerinin hepsine oturun (onları gözaltında tutun). Bundan sonra eğer tövbe ederlerse ve namaz kılar ve zekât verirlerse o taktirde onların yolunu serbest bırakın. Muhakkak ki Allah; Gafur’dur, Rahîm’dir.


    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyinden kasıt; onların sahip olduğu inancı ve yaptığı sapkınlıkları almayın.
    Neml 1:Tâ, Sîn. İşte bunlar Kur'an'ın ve açık seçik beyanda bulunan Kitap'ın ayetleridir.

    Neymis, kuranda mecaz yoktur, hersey acik ve seciktir. Eger hristyanlarla ve yahudilerle dost edinmeyin diyorsa, bunun baska bir anlami yoktur. Yani gavurlarla dostluk yok. Sen diyorsanki ben dost olurum, o senin bilecegin is, islam inancina gore gunah islersin. Ama boyle bir kural yok dersen, kafadan kitabin Allahtan gelmedigini iddia etmis olursun, kafir olursun, cehennemi boylarsin. Ayrica Allah orda sunu demek istemedi, bunu demek istedi demek baslibasina sorundur, derdini anlatamamis oldugunu ima ediyorsun, buda ayri bir sakincali durum.


    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

    Misal; Yahudilerin gerçekten üstün ırk olduğunu kabul ediyor musunuz?
    Ben etmem, ama bir muslumanin etmesi gerekir. Ohaaa dediginizi duyar gibiyim aciklayayim. Birincisi Kurandaki herseyin Allahtan geldigine muslumanlar inanir. Ayni zamanda Kuranin hic degistirilmedigine inanir. Bir insan Kuranin degistirildigini yada Kurandaki hukumlerin gecersiz oldugunu soyledigi anda muslumanligi duser.

    Ayni muslumanlar incil ve tevratin degistirildiginide dusunur. Kurani acip bakarsan, Allahin tevrat ve incili degistirdigine dair en ufak birsey soylemedigini gorursun. Degistigini iddia etmeyi birak, aksine dogrular, hatta daha ileri gidip kendilerine tevrat indirilenlere seslenir, Muhammede sorup durmayin denir. Al bak:

    Maide 43: Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir.

    Maide 47: Ehli İncil de onun içinde Allahın indirdiğiyle hukm etsin ve kim Allahın indirdiğile hukmetmezse hep onlar -dinden çıkmış- fasıklardır

    Yani neymis, birak yanlis oldugunun iddia etmeyi, onunla karar verin diyor.

    Simdi gelelim konuya, ortada Tevrat ve Inciliin yanlis oldugunu iddia eden bir Kuran yok. Her ne kadar yobaz din adamlari incil ve tevratin bozuldugunu iddia etsede, Kurana gore boyle bisey yok. Dolayisiyla bu kitaplarda yazanlarda bir musluman icin dogru. Tevratta yahudilerin nasil ozel kilindigini anlatir, ustun oklduklari icin vs biseyler vardir. Birak Tevrati, Kuranda bile ustun kildim seklinde aciklamalar vardir.

    Ha tabi bu senin bilecegin is. Sen boyle bisey yoktur diyorsan, bence kafadan Kurandaki hukumler gecersizdir demis olursun. Senin hayatindir, senin kararin.

    Bak Kuiranda neler yaziyor:

    Bakara 47 : Ey İsrailoğulları! Sizin üzerinize en’am ettiğim o ni’metimi hatırlayın. Ve muhakkak ki Ben, sizi âlemlere üstün kıldım.

    Duhan 32: Ve andolsun ki Biz, onları (İsrailoğullarını) ilim üzerine âlemlere seçtik (üstün kıldık).

    Tevrati gec, Kuranda yahudilerin ustun irk oldugunu geciyor. Boyle bisey yok dersen, senin bilecegin istir. Sen ustun degiller diyorsan, Kurani yanlislamis oluyorsun, umarim farkindasin ne yaptiginin.

    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Zaten Allah herkese seçme hakkını vermiştir, insanların hür iradesi vardır bu doğrultu da ister inanın ister inanmaz. Bunu hiç kimse hiç bir şekilde İslam dini adına dayatamaz. Bu Kuran'ın mantalitesine terstir.
    Sen harbi Kurani okuduguna emin misin?
    Secde 13 :Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir

    Yani neymis, Allahin istedigi hidayete eriyor, digerleri cehenneme.


    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yine İslam dinine mensup bir kişi karşısında ki insana hikmet nazarından bakmalıdır. Daha değil Yahudi veya Hristiyan; Ateist veya Deist olan biri zulme uğruyorsa veya yardıma muhtaçsa ona sahip çıkmak Müslüman'a farzdır.
    Nerde yaziyor bu? Boyle bisey yok. Hristiyan ve Yahudi eger ek vergileri kabul ederse oldurulmez, digerlerine sorulmaz bile, direkt kelle gider. Bu ISID iskembeden kurallri uydurmuyor, yuzyillardan beri gelen kurallari uyguluyor.

    Bak sana ogreteyim, ogren. Kuranda muslumanlara musriklerler savasmasi icin onlarca emir vardir. Musrik demek, sirk yapan demektir. Sirk yapani Allah affetmeyecegini belirtmistir.

    Nisa 48:Şu bir gerçek ki, Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, bunun dışında kalanı/bundan az olanı dilediği kişi için affeder. Allah'a şirk koşan, gerçekten büyük bir günah işlemiştir.

    Sen simdi diyorsunki, ateist ve deist zulme ugramissa, yardim ederim. Sen bunu yaptiginda Allaha sirk kosanlara, Allahin affetmeyecegim dedigi insanlra yardim ediyorsun. Anlatirsin oteki trafta niye yardim ettigini, derdini.

    Bak hadislerde ne yaziyor: "Müslüman bir kimsenin kanı şu üç durumda helal olur. Zina eden evli kimse, nefse karşılık nefsi ve İslâm toplumundan ayrılarak dinini terkedeni öldürmek" (Buhârî, Diyât, 6; Muslim, Kasâme, 25, 26; Ebu Dâvud Hudûd, 1; Tirmizî, Hudûd, 15, Diyât, 10; Nesâî, Tahrîm, 5, Kasâme, 6; İbn Mâce, Hudûd, Dârimî, Hudûd 2, Siyer, II).

    Peygamber sana ateisti, deisti oldur diyor, sen kalkip daha yardim ederim diyorsun. Sana verilen gorevin tam tersini yapiyorsun, isi trajikomik durumu iddia ettigin seyin Islamin parcasi saniyorsun. Musluman biri dinden ciktiginda oldurulur, bunun islam tarihinde bir tane bile istisnasi yoktur.


    Segoe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sunni veya Şii arasında temel bir fark olmamasına rağmen -kitap bir, peygamber bir, kıble bir- Şii-Sunni çatışması sürekli oluyor.
    Hocam, sen harbi ucmussun. Nasil temel fark yok yahu. Siilerde 12 imam vardir, bunlar HZ. Muhammedin soyundan gelir, bunlar yanilmaz, yanlis yapmaz, gunahsizdirlar. Sunni inancina gore bunu soylemek sirktir. Sii ogle ve ikindiyi beraber kilar, aksam ve yatsiyi beraber kilar. Sunni bunlari yapsa adami cizerler. Sen gunde 3 vakit namaz kilacagim bundan sonra de, dinciler seni ibret olsun diye oldurur, ustune bide oldurduk kafiri diye sevinirler.

    Bak dogrusu neymis Kuranda yaziyor:

    "Gündüzün iki ucunda ve gecenin bir kısmında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir." (Sad suresi : 114)
  • 07-04-2015, 07:31:32
    #48
    Üyeliği durduruldu
    CssValley adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Barnabas ta isa dan sonra Muhammed gelecek ona inanın diyormuş bu sebeple yasakmış... işine gelmiyo gavurun

    Nokia 3310'dan gönderildi...
    Bu musluman alemi niye geri kalmis ve niye hep geri kalacak sorusunun cevabi aslinda senin yukarida yazdiklarinda gizli. Bilmiyorsun, kulaktan dolma bilgilerler yaziyorsun.

    Oncelikle ortada iki tane barnabas incili var. Biri orjinal olan Epistle of Barnabas ikincisi muslumanlarin uydurdugu Gospel of Barnabas. Ilki ( Epistle of Barnabas )i her yerde bulabilirsin, googleda arat, gorursun. Icerigi hemen hemen diger incillere benzer. Bu arada incilin orjinal adi ahittir. Sizin incil dediginiz seyin yeni ahit oldugunu varsayarsak (eksiside vardir, siz ona tevrat diyorsunuz). Iznikte toplanan konsuldede amac olayi standartlastirmadir. Yani bir incilde yazanla otekinde yazan arasinda cok fark yoktur. Muslumanlarin hepsi incilin orjinalinin Isaya indigini dusunur, hristiyanlar buna inanmaz. Isanin hayati gercek kitaptir, ogretileri kitaptir. Insanlarin yazdiklarinida kutsal kabul ederler, cunku her ne kadar icinde insan yazdiklari olsada, Tanrinin ilham verdiklerini dusunurler. Eski Ahitte aslinda 5 kitaptir, Musanin yazdigi dusunulur, yalandir, icinde Musanin olumu ve sonraki olaylar anlatiliyor. Kuran bu eski ahite benzer, cunku o zamanin muslumanlari daha cok yahudilerle calisiyordu, medine dediginiz yerin orjinal ismi Yathribtir,hicbir musluman kitabinda bu isimden bahsedilmez, cunku yahudi geleneginin etkileri Kuranda yokmus gibi bir anklatimi tercih etmisler. Hz Muhammed oraya yerlesmeden onceki yuzyillar boyunca yahudi sehridir. Kurani kronolojik olarak okursan medine doneminde Yahudilere bir sure sonra bodoslama dalma hazirligi yaptigini gorursun. Ufak ufak baslar, sonralari iyicene hakareti gecen sekilde yahudilerden bahseder. Ilk Mekke doneminde oyle kimseye hakaret olayi falan yoktur, neyse konuyu uzatmayayim.

    Gospel of Barnabasin iki kopyasi var, biri ispanyolca, ikincisi italyanca. Bu italyanca olan ana dili italyanca olmayan biri tarafindan yazilmis, cunku grameri berbat. Ayrica kitabin yaninda arapca notlar var. Anlat bakalim bize musluman kardesim, bu Barnabas nasil arapca bilecekte yanina notlar alacak? Bu barnabas yasadiginda arapca diye bir yazi dili bile yoktu. Bu iki kitaba karbon testi uyguladilar, muslumanlarin tezgahi ortaya cikti. Kitaplarin ikisi arasinda 200 yil fark var, biri 1400lerde, digeri 1600lerde yazilmis. Yani barnabas oldukten yaklasik 13 asir sonra.

    Sadece karbon testi degil, kitabin icerigide sakat. Cunku kitapta "Jubilee"den bahsediyor. Bunun turkcesiin bilmiyorum. Bu jubilee dedigimiz sey, gunahlardan arinma yili. Normalde 50 yilda bir kere oluyor, hrtistiyanlar bu olaya 1300 yilinda basliyor. 1300 yilindan once jubilee yok, ama barnabas incilinde var. Yani bu incili sallayan, jubilee olan bir zamanda yazmis. Caktin mi kofteyi?

    Hristiyanlikta butun incillerin gecmisi vardir. Sen 2015 yilinda incil buldum diye cikarsan, bunun tarihini arastirrilar, sizin gibi Hz. Osman kitaba cevirdi, ondan sonra butun kitaplar ayni muhabbetini kanit olmadan kimseye yediremezsin. Zaten gospel of barnabastan ilk defa Ibrahim al-Taybili
    diye bir Arap bahseder, bunlar enduluse yakin yerde yasayan yorenin ispanyolca, italyanca konusan hristiyan ahalisini kafalamak icin yazilan, bak aslinda orjinali bu, sizinkiler bunu degistirmis, bak ne kadarda Kurana benziyor diye yazilmis bir propaganda kitabi.

    Sana tavsiyem arastirmandir. Bak mesela Kurandan baslayabilirsin. Bu kitabin orjinali nerdedir? Niye su andaki Kuranlarin hepsi Hz Muhammed oldukten neredeyse 100 yil ortaya cikmistir? Niye Kuranin orjinali budur denilen kitaplarin hicbiri karbon testi yapildiginda Hz Muhammed yada Osman doneminden cikmiyor? Dusun bakalim, arastir biraz. Ama topkapi ve semerkanttaki Kuranlari orjinal diye getirme, cunku onlarin orjinal olmadigini biliyoruz.

    Bak su isimleri arastir: Ali ibn Abi Talib. Ilk kurani derleyen adamdir, siz Hz Ali diye bilirsiniz, bunun kitabini muslumanlarin cogu eklemeler oldugunu dusundukleri icin kabul etmemistir. Siilere gore orjinal kitap budur, muslumanlarin basinada Hz Muhammedten sonra Alinin gelecegini bu kitapta yazdigini iddia ederler. Aliden sonra sonra Zaid ibn Thabit Kurani toplamistir. Kuran toplanmis, ama her okuyan baska okuyor, cunku noktalama isaretlerini daha gelistirmemis adamlar. O zamana kadar dogru duzgun arapca yazili metin yok, ilk kitap kivamindaki metin Kuran. Ilk iokuyan yazanlar zaten baska dillerin alfabelerini cekistire cekistire yaziyor. Al Tabariyi oku, adam Azerbaycana ayni anda iki musluman ordusu girdi, bunlarin ikiside Kurani baska okuyor der. Osman bunu farkedince, butun kitaplari toplatip, yeniden derletmistir, Kureys dialectine gore yazdirmisitir, butun sehirlere bir kopya gonderilmis, ve diger butun kopyalarin imha edilmesini emretmistir. Osmanin versiyonundan baska Abdullah ibn Masʿud ve Ubay ibn Ka'b versiyonlarida vardir. Bunlarin ikiside Osmaninkinden az biraz farklidir. Mesela Ubay ibn Ka'b'inkinde 2 tane sure fazladir. Abdullahin versiyonunda sure siralari farklidir, birkac hafte degisik. Hz Muhammedin, Abdullah versiyonu dogrudur anlami cikaracak hadisleri var, cunku Abdullah ibn Masʿud her ramazn ayinda Kurani Hz Muhammed ile karsilastiriyor, ilk ezberleyen yetiskinlerden biri. Ubay ibn Ka'b o zamanlar cocuk. Osmanin versiyonu bu ikisindende baska. Bunlardan baska Alininkide bunlardan farklidir. Alinin kurani kronolojiktir ve su andakinden daha buyuktur, diger kuranlarin hicbiri kronolojik degildir. Osman zamaninda Kuran yukaridan asagi yazilir, Emevi devrinde sagdan sola. Ayrica Abd al-Malik zamaninda arapca gramer bulunmustur, kurandaki o noktalar ortaya cikmistir (sizin bildiginiz otreler falan daha sonra, bunlar kocaman kirmizi nokta koyuyorlar). Ondan oncekilerin hicbirinde noktalama olayi yoktur. Bundan yaklasik bir yuzyil sonrada birisi Tashkili bulmustur, Kuran su andaki modern haline kavusmustur. Topkapi sarayindaki Kuran kufictir, noktamala isaretleri vardir, ama sizin bildiginiz gibi degildir. Su andaki ortalama bir cami hocasi bunu zor okur, sizin evdeki Kuranla birebir ayni degildir. Kubbet-üs Sahra'ya gidin bakin, emevi devrindeki ilk yapilardan biridir, onun ustundeki Kuran yazilari kufictende, sizin evdeki Kurandada baskadir, noktalama isareti yoktur.

    Benim bildigim kadariyla su anda bilinen en eski tarihli Kuran topkapi sarayinda. Dinciler bu Osmaninki ile aynidir diyor, oyle olmadigini biz kufric oldugu icin zaten biluyoruz. Topkapidaki kuran Hz Muhammed oldukten yaklasik bir asir sonra yazilmis. Hz Muhammed zamaninni birakin, ondan bir asir sonra bile yazilmis Kuran yok ortada. Elalemin kitabina laf atmasi kolay, siz once kendi kitabinizi koruyun. Hz Muhammed oldukten sonra taslara yazilan arapca yazilarin stili ile su andaki kuranin stili birbirini tutmuyor. Adamlar noktalama isaretlerini bilmiyor, cunku noktalama isaretleri cok sonra bulundu. Bak suradaki resimlere http://www.islamic-awareness.org/His...ions/DoTR.html , ilk emevi devriden kalan Kubbet-üs Sahradaki yazilanlar. Bak bakalim sizin evdekine benziyor mu? Anlat bakalim bu adamlarinkisi ile sizinkisi nasil farkli oluyor ve ayni zamanda kitap korunmus oluyor?
  • 07-04-2015, 09:17:21
    #49
    Esirlere tecavüz edildiğine dair delil göstermeniz gerekir. Bir olayın yaşandığını iddia ediyorsanız, deliliniz olması gerekiyor. Topyekun müslümanlara bu şekilde iftira atamazsınız. Yoldan çıkanlar olmuştur, nefsinin kölesi olanlar olmuştur elbette. Ancak ne kitabımız bunu emreder, ne de dinimiz, ne de peygamberimiz.

    Bu arada Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'un fethinden sonra 3 günlük yağma ve tecavüz emrini verdiğine dair delilinizi de sunun lütfen. Bu şekilde ecdada apaçık iftira atamazsınız.
  • 07-04-2015, 09:31:51
    #50
    Ahmet Mahmut Ünlü şunu der: Yeterince ilminiz yoksa bunları okumayın. Çünkü sizi tereddüte sokar, kafanızı karıştırır. Doğru yorumlayamayacağınız için aklınızı bulandırır.
  • 07-04-2015, 10:14:20
    #51
    Üyeliği durduruldu
    Moutinho adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Esirlere tecavüz edildiğine dair delil göstermeniz gerekir. Bir olayın yaşandığını iddia ediyorsanız, deliliniz olması gerekiyor. Topyekun müslümanlara bu şekilde iftira atamazsınız. Yoldan çıkanlar olmuştur, nefsinin kölesi olanlar olmuştur elbette. Ancak ne kitabımız bunu emreder, ne de dinimiz, ne de peygamberimiz. .
    Huneyn savasinda muslumanlar galip gelmistir. Cariyeler ele gecirilmistir, bu cariyerlerin bir kisminin kocalari vardir, savasta esir dusmustur. Hz Muhammed burada ikilemde kalmistir, yani askerlerine tecavuz icin izin vermekte cekinceli davraniyor. O esnada Nisa 24 gelmistir. Nisa 24 ile bu sorun cozulur, yesil isik yakilir tecavuze. Nisa 24 su:

    (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

    Sen simdi bu Nisa 24u okursan, tek basina olayi cozemezsin. Sen bunu normal evlilik sanirsin. Cunku cariye ile evlenebilirsin diyor. O evlilik senin bildigin kadin ve erkegin ikisinin birden razi oldugu evlilik degil. Diger kadinlarin rizasi var, evlenmeyi kabul etmeyebilirler, cunku onlar hur, ama bir cariyenin boyle bir hakki yoktur. Sen cariyene ben senle iliski kuracagim dedigin anda, onun itiraz etme hakki yoktur. Tecavuzde zaten kadin istegi olmadan sevisme. Savasta esir dusmus kadini cariye olarak aldiginda, herhalde esir dusen kocasi yerine, cariye alan adamla kendi istegiyle sevismiyor.

    Nisa 3'e bakarsan, evlencek birini bulamazsan, cariye ile takilin yazar. Al buda Nisa 3:

    Ve eğer yetimler konusunda adalete riayet edemeyeceğinizden korkarsanız, o taktirde hoşunuza giden (size helâl olan diğer) kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Fakat, eğer (onlara da) adaletle davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane ile veya elinizin altındaki sahip olduklarınızla (cariyelerinizle) yetinin. İşte bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

    Yani oyle cariyeyi ikna edin, onunla anlasin olayi falan yok. Cariye serbest. cariye ganimet payi olarak sahibinin mesru payidir. Izne ihtiyac falan yok. Cariyenin eskiden evli olsa bile, esir dustugu anda onceki evlilikleri nisa 24'e gore duser, cariye oldugu anda vatandasin tapulu malidir. Detaylar: http://m.sorularlaislamiyet.com/index.php?oku=180090

    Muminunde ayrica bunu bir daha soyler:

    onlar/müminler, mahrem yerlerini günahlardan korurlar. yalnız eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri ile ilişki kurarlar.”(müminûn, 23/5-6).

    Dikkatini cekiyorsa esleri ve cariyeleri ayiriyor. Cunku eslerin rizasi var, hur. Eslerin senin ustunde hakki vardir, cariyenin en ufak hakki yoktur, zaten kole. Criye ile nikahta olmaz, nikah hur kadinla olur. Bak kafayi calistir, muhtesem suleymanda Hurrem kole iken her cagrildiginda padisahin yanina cikmak zorundadir. Azad edildiginde, yani hur oldugunda, padisah cagirsada teknik olarak sevisemez, cunku hur, zina olur. Padisahin azad ettikten sonra birde evlenmesi lazim. Caktin mi kofteyi, niye rizasi hur iken araniyorda, kole iken sorulmuyor. Cariyenin rizasi olmasina gerek yok, cunku kole. Her zaman derim, muslumanlar kendi dinlerini bilmiyor diye. Bak yukarida boyle bisey yoktur yazmissin, biran once tevbe etmen lazim, ben uyarayim, gerisi senin bilecegin is. Anladigim kadariyla koleye tecavuz senin vicdanina gore ters bisey, o yuzden boyle bisey yoktur diye dusunuyorsun. Sana tavsiyem Kurani okuman, farkinda olmadan bu Kuranda yoktur falan gibi laflar edip, islamin disina cikiyorsun, biran once Kurani okumani tavsiye ederim.

    Zaten islamda tecavuz diye bir suc yoktur, bu yuzden tecavuzde sorun yok, yada tecavuz yasak diye bisey yoktur. Tecavuz modern zamanlarda ortaya cikan bir suctur. Islamin indigi zamanda o bolgede tecavuz diye diye bir suc yoktur. Suc olmayan biseyinde zaten cezasi olmaz. Cariye ile idare et demek operasyona yesil isik yakmatir. Islamda zina diye bir suc vardir, tecavuz diye bir suc yoktur. Bir kisiye tecavuz edildigi icin degil, zina yaptigi icin ceza verilir. Istersen sana birebir tecavuz ornekleride veririm, ama buraya yazmam ters olur, millet zaten gergin, durup dururken bana sarmasinlar. Turkiyede laik bir sistemde yetisen muslumanlara tam olarak islam anlatilmadigi icin birde bu konuda damardan girdigim icin turk usulu muslumanlarin terazi bu gercekleri kaldirmaz, gereksiz yere dusman edinmeyeyim, acin Kurani okuyun, orda karsilastiginiz seyler ile size anlatilanlar arasindaki farki gorun.
  • 07-04-2015, 11:02:28
    #52
    @karacoder;

    Ben kimse ile dalga geçmedim latife yaptım. Kitaplarında bana baba deyin denilmiyor yoksa yanılıyor muyum, Kur'an da bunun şirk olduğu ve ahiret gününde İsa'yı rabbine ortak koşanların hesabının görüleceği yazıyor. İsa peygamber ise kendisinin bir suçunun olmadığını dile getirecekmiş yani şahitlik yapacak.

    Dostum senin kafa yapını çözemedim, kitapta yazılanları sorguluyorsun demek ki ekleme değiştirilme yapıldığına inanıyorsun ama eğer doğrusunu bilmediğin şeye mantık yürütürsen ve ahiret günü umduğun gibi karşına çıkmazsa ne olacak. Mantık yürütmen aslında normal ama bunu ilim ve bilgi sahibi olmadan yapamazsın. Tanrıyı sorgulamışsın, neden böyle değilde şöyle yapsın şöylesi daha makul demişsin. Bende pek araştırmadım ancak kendi mantığına göre yorumlarsan kendi dünyanı yaratmaya çalışırsın. Sana göre çelişkiler var, olabilir ama çelişkileri yada sana göre çelişen şeyleri görmek hiç zor değil milyon tane yazabiliriz, ortak noktaları bulmayı denedin mi hiç ne yazıldığını değilde ne istendiğini ne anlatılmaya çalıştığını düşündün mü. Belkide haklı olabilirsin bazı noktalarda pek bir bilgim olmadığı için sana harfi harfine cevap vermem de mümkün değil ancak dediğim gibi umarım sadece çelişkileri bulma yolunda ilerlemiyorsundur.


    Mesnevi den biraz alıntı yaptım;

    Hz. Peygamber demiştir ki, "Bahar serinliği sizin için bir ganimettir, (örtünüp sakınmayın) ona itibar edin. Zira ağaçlara nasıl faydalı olursa, size de tamamen feyiz bağışlar. Lakin sonbahar serinliğinden sakının. Çünkü bahçelere olan tesiri size de olur."

    Bu hadis-i şerifi rivayet edenler sadece zahiri manasında durup bununla kanaat etmişlerdir. Böyleleri dağı görüp içindeki madeni görmeyen gafillerdir.

    Mana bakımından sonbahar nefis ve hevestir. Akıl ve can ise cana can katan baharın ta kendisidir.

    Senin cüz-i ve acayip bir aklın var. Cihanda kamil akıl sahibini ara! Cüz-i aklın kül ile elbette kül olur. Zira akl-ı kül, alçak nefsin boynuna geçirilen zincir gibidir.

    Hadis-i şerifin teville manası, "Hayırlı, temiz nefesler hayat bahşeden ilkbahar gibidir" olur.
    --------------------------------

    Bak şimdi bir forumda gördüm birisi bu hadisi yazmış bir başkası ne yazmış yorum olarak.

    teşekkürler pentar kardeş, bahar ayının allerjik reaksiyonlara yol açtığını biliyordum,yani benim polene karşı allerjim var,fakat bu hadis-i şeriften sonra bahar havasının kıymetini bilmem gerek...
  • 07-04-2015, 11:29:33
    #53
    Moutinho adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Esirlere tecavüz edildiğine dair delil göstermeniz gerekir. Bir olayın yaşandığını iddia ediyorsanız, deliliniz olması gerekiyor. Topyekun müslümanlara bu şekilde iftira atamazsınız. Yoldan çıkanlar olmuştur, nefsinin kölesi olanlar olmuştur elbette. Ancak ne kitabımız bunu emreder, ne de dinimiz, ne de peygamberimiz.

    Bu arada Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'un fethinden sonra 3 günlük yağma ve tecavüz emrini verdiğine dair delilinizi de sunun lütfen. Bu şekilde ecdada apaçık iftira atamazsınız.
    Bu bir iftira değil, gerçek tespittir. Tarihin not aldığı olaylardır. Osmanlı benim de ecdadım. Bolivya'lı veya İtalyan vatandaşı değilim. Türk'üm. Dönemin şartlarında tecavüz ve yağma oluyordu. Günümüzde de savaşlarda tecavüz oluyor. Dönemin şartlarına göre değerlendirmek gerek herşeyi.

    Ecdad'a attığım iftira ile ilgili kaynaklar:
    http://www.alfasorgulama.com/2013/11...nlk-fethi.html

    Alıntı
    1- Kritovulos, “İstanbul’un Fethi”, İstanbul, 1967, s. 72
    2- Zorzi Dolfin, İstanbul’un Muhasarası ve Zaptı – Maalesef metinde bu kitabın künyesi yok
    3- Sndrew Wheatcroft, “Osmanlılar”, İstanbul: Altın Yayınları, 1996, s. 37
    4- Oruç Beğ Tarihi, İstanbul: Tercüman Yayınları, s. 109
    5- Aşık Paşaoğlu Tarihi, İstanbul: M.E.B. Yayınları, 1992, s. 119
    6- Emine Çaykara, Tarihçilerin Kutbu, "Halil İnalcık Kitabı", Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Nehir Söyleşi 16, 2005, Sayfa 460-461.


    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 11:29:33 -->-> Daha önceki mesaj 11:06:31 --

    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @karacoder;

    Ben kimse ile dalga geçmedim latife yaptım. Kitaplarında bana baba deyin denilmiyor yoksa yanılıyor muyum, Kur'an da bunun şirk olduğu ve ahiret gününde İsa'yı rabbine ortak koşanların hesabının görüleceği yazıyor. İsa peygamber ise kendisinin bir suçunun olmadığını dile getirecekmiş yani şahitlik yapacak.

    Dostum senin kafa yapını çözemedim, kitapta yazılanları sorguluyorsun demek ki ekleme değiştirilme yapıldığına inanıyorsun ama eğer doğrusunu bilmediğin şeye mantık yürütürsen ve ahiret günü umduğun gibi karşına çıkmazsa ne olacak. Mantık yürütmen aslında normal ama bunu ilim ve bilgi sahibi olmadan yapamazsın. Tanrıyı sorgulamışsın, neden böyle değilde şöyle yapsın şöylesi daha makul demişsin. Bende pek araştırmadım ancak kendi mantığına göre yorumlarsan kendi dünyanı yaratmaya çalışırsın. Sana göre çelişkiler var, olabilir ama çelişkileri yada sana göre çelişen şeyleri görmek hiç zor değil milyon tane yazabiliriz, ortak noktaları bulmayı denedin mi hiç ne yazıldığını değilde ne istendiğini ne anlatılmaya çalıştığını düşündün mü. Belkide haklı olabilirsin bazı noktalarda pek bir bilgim olmadığı için sana harfi harfine cevap vermem de mümkün değil ancak dediğim gibi umarım sadece çelişkileri bulma yolunda ilerlemiyorsundur.

    Mesnevi den biraz alıntı yaptım;

    Hz. Peygamber demiştir ki, "Bahar serinliği sizin için bir ganimettir, (örtünüp sakınmayın) ona itibar edin. Zira ağaçlara nasıl faydalı olursa, size de tamamen feyiz bağışlar. Lakin sonbahar serinliğinden sakının. Çünkü bahçelere olan tesiri size de olur."

    Bu hadis-i şerifi rivayet edenler sadece zahiri manasında durup bununla kanaat etmişlerdir. Böyleleri dağı görüp içindeki madeni görmeyen gafillerdir.

    Mana bakımından sonbahar nefis ve hevestir. Akıl ve can ise cana can katan baharın ta kendisidir.

    Senin cüz-i ve acayip bir aklın var. Cihanda kamil akıl sahibini ara! Cüz-i aklın kül ile elbette kül olur. Zira akl-ı kül, alçak nefsin boynuna geçirilen zincir gibidir.

    Hadis-i şerifin teville manası, "Hayırlı, temiz nefesler hayat bahşeden ilkbahar gibidir" olur.
    --------------------------------

    Bak şimdi bir forumda gördüm birisi bu hadisi yazmış bir başkası ne yazmış yorum olarak.

    teşekkürler pentar kardeş, bahar ayının allerjik reaksiyonlara yol açtığını biliyordum,yani benim polene karşı allerjim var,fakat bu hadis-i şeriften sonra bahar havasının kıymetini bilmem gerek...
    Burada sorularınızı cevaplamışlar:
    http://www.kutsalkitap.org/index.php...u-soeylenir-mi

    Sevgili kardeşim bu konularda ilim ve bilgi sahibi olabilmek için, tarikatların içerisinde yetişmiş, borozan gibi sakalla, cübbe ile dolaşmak mı gerekiyor? Dini bu cübbeli, sarıklı adamlardan mı öğreneceğiz. Onun dışındakiler araştırma yapamaz mı?

    Benim kafa yapımı çözmen zaten gereksiz. Burada bazı konular hakkında tartışıyor ve fikirler bırakıyoruz. Ne yapacaksın ya benim kafamı? Herkesin derdi kendine kardeşim.

    Eğer birisi benim öldükten sonra yanacağımı söylüyorsa, onun emirlerini okumam, anlamam sorgulamam gerekir. İnanırım veya inanmam. Ama araştırırım, öğrenmek isterim. Şansımı gece gündüz para yardımı toplayan cübbeli, sakallı heriflere bırakmam.
  • 07-04-2015, 13:43:24
    #54
    karacoder adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu bir iftira değil, gerçek tespittir. Tarihin not aldığı olaylardır. Osmanlı benim de ecdadım. Bolivya'lı veya İtalyan vatandaşı değilim. Türk'üm. Dönemin şartlarında tecavüz ve yağma oluyordu. Günümüzde de savaşlarda tecavüz oluyor. Dönemin şartlarına göre değerlendirmek gerek herşeyi.

    Ecdad'a attığım iftira ile ilgili kaynaklar:
    http://www.alfasorgulama.com/2013/11...nlk-fethi.html



    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 11:29:33 -->-> Daha önceki mesaj 11:06:31 --



    Burada sorularınızı cevaplamışlar:
    http://www.kutsalkitap.org/index.php...u-soeylenir-mi

    Sevgili kardeşim bu konularda ilim ve bilgi sahibi olabilmek için, tarikatların içerisinde yetişmiş, borozan gibi sakalla, cübbe ile dolaşmak mı gerekiyor? Dini bu cübbeli, sarıklı adamlardan mı öğreneceğiz. Onun dışındakiler araştırma yapamaz mı?

    Benim kafa yapımı çözmen zaten gereksiz. Burada bazı konular hakkında tartışıyor ve fikirler bırakıyoruz. Ne yapacaksın ya benim kafamı? Herkesin derdi kendine kardeşim.

    Eğer birisi benim öldükten sonra yanacağımı söylüyorsa, onun emirlerini okumam, anlamam sorgulamam gerekir. İnanırım veya inanmam. Ama araştırırım, öğrenmek isterim. Şansımı gece gündüz para yardımı toplayan cübbeli, sakallı heriflere bırakmam.
    Araştırma yapabilirsin elbette ne kadar araştırdığını da bilmiyorum ama işin ehli varken bizim araştırmalarımız ne kadar doğru bir netice verebilir. Sadece bazı hususlarda derinlemesine araştırma da yapılabilir. Ama neden araştırdığında önemli sen sanki çelişkileri bulmak için araştırıyorsun gibi geldi yanılıyor da olabilirim bu yüzden çözemediğimi söyledim. Yazdıkların genelde yapıcı olmaktan uzak genelde muhalefet tarzında, bilgili araştırmacı bir insan illa bu şekilde davranacak diye bir kaide mi var. Bir kez olsun dini bir konu açtın mı, güzel bir şeye değindin mi? Ama dini bir konu yada dine değinen yorumları görünce hemen zıplıyorsunuz. Amacın nedir bizleri aydınlatmak mı yoksa içinde ki ateşi körüklemek mi? 3-5 insanı aydınlatsan ne olacak milyonlarca insan var bu ülkede. Yoksa su damlası gibi birike birike göl mü olmaya çalışıyorsunuz? Nereye kadar sorgulama yapacaksın eline ne geçecek? Ölünce yanıp yanmayacağın beni bağlamaz ben kendimi kurtardım da başkaları ile mi uğraşacağım. Kesin bilgiye ulaşmak için sorgulamak yetmez benim derdim bu, bilgiye ulaştığın vakit karşına başka bir çözülmesi gereken soru çıkacaktır kısır bir döngüdür bu.

    Tüm soruların cevabını bulsan da sana faydası kısıtlıdır. Senin yaptığın şey şuna benzer; denizde nasıl yüzmen gerektiğini bir kitaptan okuyabilirsin ancak nasıl yüzeceğini okuyamazsın. Bunun haricinde okumakla ile yüzerek kazandığın tecrübe bir değildir. Ne alakası var bu nasıl bir örnektir diyebilirsin ama tamda yerinde bir örnek çünkü etrafımız ilim ile dolu iken her an rahmet yağmuru ile aydınlanırken yüzdüğümüzü söylemeyen birisine cahil diyebilirim. Denizi Allah bizler yüzelim keyif çatalım diye mi yarattı yoksa zaten içinde bulunduğumuz durumu idrak edebilmemiz için mi. Hadi bu gerçeği araştırarak bul! Yada bir hocaya sor de ki Allah denizi niçin yarattı.
    Bak bizleri de saran bir hava var. Peki aklına gelmeseydi şuan farkındamıydın bunun. Çünkü senin için önemsiz yada artık sıradan bir şey sadece fizik derslerinde ele aldığın bir şey onun haricinde düşünme ihtiyacı hissetmezsin bundan ötürü önemini manasını kavraman da gecikir hatta belkide bulamazsın. Lakin her an nefes almaktayız bir dakika bile nefesimizi tuttuğumuzda işte o zaman anlarız bunun değerini ama bu bile mamasında yatan hakikatleri anlamamız için kafi gelmez.


    Yanmaktan bahsetmişsin bu dünyada ne ekti isen karşılığını alacağız, sen kendin ne ektiğini bilmiyor musun? Sen kendinde olanı bilmiyorsun ama bunu araştırarak bulmak istiyorsun. Bu mümkün değildir. Zaten cebinde duran bir şeyi başka yerde aramaya benzer. Araman araştırman gerektiği doğrudur ancak nerede arayacağını bilmiyorsun. Milyonlarca soruyu cevaplarsın belkide hayatın boyunca ama yine de şu vicdanına bakıp hatalarını yediğin haram lokmaların sayısını bana söyleyemezsin. Anlamanı istediğim şey de budur, bunu daha açık nasıl izah edebilirim ki fazla şey yazınca da masal yazdığımı hikaye anlattığımı söylüyorsunuz. İşin ehli dediğim kamil insanların senden benden farkı budur, hocaları kastetmedim yada sakallıları. Bizler şu günah mı bu sevap mı diye tek tek araştırırken kamil insanlar bizzat yaşarken bunu kendi gözleri ile görerek bizim 1 yılda öğrenemeyeceğimiz şeylere, biranda bu bilgiye vâkıf olabilirler. Çok çaba sarf etmek bilgiye ulaşman için yeterli olmayabilir, ancak doğru bilgiye ulaştığın yanılgısına düşebilirsin. Doğru bilgi Tanrıdan gelir sorarsın ve aynı anda cevabını alırsın bu noktaya ulaşmak kolay değildir ancak şöyle bir şey var bu mertebeye geldiğin zaman gerisi çok kolaydır işinde emekli olan bir kişi gibi... 100 değil 1000 sene yaşayıp kafanı cevaplarla doldursan bile bu mertebeye gelemezsin.

    Bunları aslında yazmam boşuna anlamak istemeyene ne yazsak boşuna. Çünkü senin gittiğin yol bellidir sen hedefe gitmiyorsun kendince çizdiğin bir yoldan gidiyorsun. Bir işçi emekli olduğu zaman rahat yaşayacağını düşünür ve dört elle işine sarılarak tabiri caizse köle gibi çalışır. Sanırsın ki sonsuza kadar ölmeyecek! Peki neden bu şekilde? Çünkü başkalarından duyduğu için değil emekli olan insanları gördüğü için bu değere bizzat şahit için. Başkalarından duysa lakin hiç emekli olmayan birisini görmeseydi eminim bu kadar çabalamazdı. Bu yüzden ne anlatsam boşa ahiretin ne olduğunu bilmiyorsunuz ve gayeniz ahiret değil bundan dolayı. Ahireti hadi araştır bakalım sor soruştur sana adres tarif edebilecek kimse çıkacak mı. Kur'an okudum anlamadım demişsin. İşte bu senin eksikliğin, çelişkileri değil kendinde olan eksiklikleri eğer bu kadar çok araştırsaydın çok yol katedersin. Mana gözün açıkken okuduğun her kelime her cümle içinde yüzlerce binlerce bilgi barındırır. Bir kitabın adı 2 kelime bile olsa içinde barındırdığı bilgi çok daha fazladır.

    Bana hiç bilgi gelmiyor diyenler olacaktır. Ama siz bilgiye açıksanız illaki bu bilgi akışı her an süregelir. Okuduğunuz bilgiler hafızanıza yazılırken manen gelen bilgilerde kalbinize nakşeder. Aklınız gönlünüzü aydınlatırken aynı şekilde gönlünüzde aklınıza yol gösterici olur. Manen gelen bilgiler eğer temiz bir yüreğiniz varsa orada birikir ve çoğalır. Bu bilginin ne olduğunun farkında olmayabilirsiniz ve bundan dolayı gözardı eder hatta yok sayabilirsiniz. Lakin işin ehli kimseler bu bilgileri dışarıdan okunarak alınan bilgilerde olduğu gibi hafızaya yazarak görünür hale getirirler. Kur'an da bu şekilde yazıldı zaten, senin zaten araştırdığın kaynak budur farklı bir şey değil. Sen başkasının kaynağına bakarak araştırma yapıyorsun ama bizim için verilen bir kaynak. Lakin kendi kaynağına da bakabilirsin.

    Sakallı birisine hayatın gayesini dünyaya geliş amacımızı sorarsak bize sınav diyecektir. Ancak bu tek bir kelime bir kitabın kapağında yazabilir. Kitap dolusu bilgi... Derinlemesine düşünürken tefekkür ederken saniyenin kısa bir diliminde bir bilgi yumağı kalbime işler, bu bilgiyi o anda yakalayıp farkına varıp hafızamda bulunan bilgiler ile eşleştirerek yorumlayabilirim. Eğer bu anı kaçırırsam daha sonra çıkartmam bulmam çok zordur. Bakın bunlar kitaplarda öğretilmez, bunlar çok önemli olduğu halde bahsedilmez ancak dinin gerekliliklerini yerine getiren ahlak sahibi insanların tecrübe kazanması uzun sürmez. İsterse Hristiyan isterse Yahudi olsun önemli olan Allah'a imandır. Kalbinizi ona açtığınız zaman kendinizde halihazırda olan bu iletişim kanalını bloke etmemiş olursunuz.

    KAF-16
    Ve andolsun ki insanı Biz yarattık. Ve nefsinin ona ne vesveseler vereceğini biliriz. Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız.

    Bilgi insanın sahip olduğu en değerli şeydir. Para değil bilgidir değerli olan. Günah işleyen bir insan yanmaktan ziyade bu bilgilerden mahrum kalabilir. Ektiğini yakar küle çevirir. Sonrada der ki vicdanım rahat. Yahu sen sende olanın kayboluşundan bihabersin daha neyi araştırırsın. Hele önce sende olanı bir araştır. Cebinden 3 kuruş eksilse bunun hesabını tutarsın ama ya ahirette geçecek olanın hesabını kim tutacak ben mi tutacağım senin yerine! Ahirette geçecek dediysek bu dünyada geçmez de demedik. Burada da çok iyi geçiyor ama görene bilene anlayana. Kötü insanlara da değer veren insanların sayısı çoktur ama akıl vicdan sahibi birisi çok iyi bilir ki böyle insanların gittiği yol yol değildir. Allah'ı bilmeyen bir insan istediği kadar iyilik kötülük kavramları üstünde düşünsün, istediği kadar iyilik yaptığını savunsun. İyilik seni Allah'a yakınlaştıran şeydir kötülük ise uzaklaştıran. Bu kavramları insanın bilmesi bile aslında Allah'ın tek bir yaratıcının olduğunun delilidir. Aksi halde inançsızların direttiği gibi yaratıcı olmasaydı senin mükemmel olarak görmediğin bu dünyanın çok çok ötesinde bir yaşayış şekli olurdu. Allah'ın öğrettiklerini inkar eden birisine her türlü hakarette bulunmak Allah'ın hakkıdır. Ben olsaydım hakaret etmez ağızlarını bantlardım. Ama bu şekilde belki utanırlar da kendilerine çeki düzen verirler diye bir sesleniş var. Nankör ve bencil kimseler bu seslenişteki rahmeti görmek yerine bir suçları yokken kendilerine hakaret edildiği yanılgısına düşerek bunu koz olarak kullanmayı seçiyorlar.

    Kaldığımız yerden devam edelim;

    Velîlerin sözlerinden, yumuşak olsun, sert olsun, vücudunu örtme çünkü o sözler, dininin zâhirîdir.

    Sıcak da söylese, soğuk da söylese, hoş gör ki sıcaktan, soğuktan ( hayatın hâdiselerinden) ve cehennem azabından kurtulasın.

    Onun sıcağı, hayatın ilkbaharıdır. Doğruluğun, yakînin ve kulluğun sermayesidir.
    Çünkü can bahçeleri, onun sözleri ile diridir. Gönül denizi, bu cevherlerle doludur.
    Eğer gönlün bahçesinden cüzi bir zevk ve hal eksilse aklı başında olan kişinin gönlünü, binlerce gam kapladı.

    Sıddîka’nın –Allah ondan razı olsun- “ Bugünkü yağmurun sırrı neydi? “ diye sorması

    Sıddîka’nın aşkı çoşup edebe riayetle Peygamber’e sordu:

    “Ey şu varlığın hülâsası, vücudun zübdesi! Bu günkü yağmurun hikmeti neydi?
    Bu yağmur, rahmet yağmurlarından mıydı, yoksa tehdit için mi yağıyordu, pek yüce, pek azametli Allah’ın adaletinden miydi?

    Bu yağmur, bahara ait lûtuflardan mıydı, yoksa âfetlerle dolu güz yağmuru muydu?”
    Peygamber dedi ki: “Bu yağmur musibetler yüzünden insanın gönlüne çöken gamı yatıştırmak için yağıyordu.”
    Eğer Âdemoğlu, o keder ateşi içinde kalıp duraydı ziyadesiyle harabolur, eksikliğe düşer, ( hiçbir şey yapamaz bir hale gelir) di.

    O anda bu dünya harap olurdu, insanların içlerinde hırs kalmazdı.
    Ey can, bu âlemin direği gaflettir. Akıllılık, uyanıklık, bu dünya için âfettir.
    Akıllılık o âlemdendir, galip gelirse bu âlem alçalır.
    Akıllılık güneştir, hırs ise buzdur. Akıllılık sudur, bu âlem kirdir.
    Dünyada hırs ve haset kükremesin diye o âlemden akıllılık, ancak sızar, sızıntı halinde gelir.
    Gayb âleminden çok sızarsa bu dünyada ne hüner kalır, ne de ayıp.