• 08-04-2015, 16:01:30
    #82
    Üyeliği durduruldu
    CLass16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam öncelikle sizin , karacoderin , abcgrubun vs diğer tüm arkadaşların yazılarını takip ediyorum insanlara gerçekten bir şeyler kazandırabilecek nitelikte insanlarsınız.Teşekkür ediyorum.

    Son sorunuzu google'da biraz baktım şöyle bir cevap gördüm benim aklıma yattı bir de siz değerlendirin.
    "müdür kapıdan içeri girince,tüm öğrenciler ayağa kalktı,yalnız öğretmen hariç."

    şimdi burada öğretmenin ne iş yaptığını bilmeyen biri öğrenci olan sınıflandırır değil mi ? belki de biz şeytanın görevini ya da ne iş yaptığını tam bilmiyoruzdur ?
    Hocam,
    "müdür kapıdan içeri girince,tüm öğrenciler ayağa kalktı,yalnız öğretmen hariç."

    lafindan ogretmenin ogrenci olmadigi sonucunu cikarirsin. Kurandaki onermenin esdegeri su:
    "Mudur kapidan iceri girdi, tum insanlar ayaga kalti, ogretmen haric".

    Bundan ogretmenin insan oldugu sonucu cikar.

    Bahse gecen ayettede melek oldugu ortaya cikar, cunku basinda hani meleklere sordum diye basliyor.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 07:58:57 -->-> Daha önceki mesaj 07:54:02 --

    CLass16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    "piknik düzenliyoruz , hocalar hariç herkes geliyor."

    sizin mantığınızla bu cümleye bakarsak hocalar ve diğerleri eşit seviyede yani aynı şey. ama gerçek bu değil.orada da meleğide şeytanıda yaratan belli.ama sınıf farkı var aralarında bunu belirtiyor bu zamana kadar söyledikleriniz mantıklıydı hocam ama bunu kabul etmeniz gerekir.son derece açıklayıcı örnekler çünkü.
    Hocam,

    Yazinizi degistirdiginiz icin tekrar cevap vereyim.

    Sizin ifade ile Kurandaki ifade ayni degil. "piknik duzenliyoruz, hocalar haric herkes lafindan", piknige hoca haric herkesin geldigi anlasilir, baska bisey anlasilmaz. Ayet su:

    Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

    "Hani ogrencilere,..... demistikte ahmet haric butun ogrenciler,.... lafindan Ahmetin ogrenci oldugu cikarimi yapilir. Ayni sekilde yukaridanda bakara 34'e gore iblisin melek oldugu sonucu cikar.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 08:01:30 -->-> Daha önceki mesaj 07:58:57 --

    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İnşallah tatminkar cevaplar veririm (bildiğim kadarıyla cevaplayayım)

    Neyin ne zaman gönderileceğini sen ben karar veremeyiz.
    Hocam,

    Yanlis anlama ama sana sorularin sorularin hicbirine simdiye kadar cevap vermediniz (iblis muhabbeti haric, ondada yanlisinizi gosterdim), sadece biseyler yazmak icin yaziyorsunuz gibi geliyor bana.
  • 08-04-2015, 16:05:36
    #83
    protos78 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam,
    "müdür kapıdan içeri girince,tüm öğrenciler ayağa kalktı,yalnız öğretmen hariç."

    lafindan ogretmenin ogrenci olmadigi sonucunu cikarirsin. Kurandaki onermenin esdegeri su:
    "Mudur kapidan iceri girdi, tum insanlar ayaga kalti, ogretmen haric".

    Bundan ogretmenin insan oldugu sonucu cikar.

    Bahse gecen ayettede melek oldugu ortaya cikar, cunku basinda hani meleklere sordum diye basliyor.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 07:58:57 -->-> Daha önceki mesaj 07:54:02 --



    Hocam,

    Yazinizi degistirdiginiz icin tekrar cevap vereyim.

    Sizin ifade ile Kurandaki ifade ayni degil. "piknik duzenliyoruz, hocalar haric herkes lafindan", piknige hoca haric herkesin geldigi anlasilir, baska bisey anlasilmaz. Ayet su:

    Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

    "Hani ogrencilere,..... demistikte ahmet haric butun ogrenciler,.... lafindan Ahmetin ogrenci oldugu cikarimi yapilir. Ayni sekilde yukaridanda bakara 34'e gore iblisin melek oldugu sonucu cikar.
    hocam bakın farkedemediğiniz nokta şu

    "Mudur kapidan iceri girdi, tum insanlar ayaga kalti, ogretmen haric".

    burada insan çok büyük genelleme.böyle kurmuyor kuranda cümleyi.

    Bakın Allah yaratan.
    Melek , insan , şeytan yaratılan değil mi ?

    “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

    İblisle meleklerin arasında bir bağ olduğu doğru.Ama nasıl bir bağ ? Siz birebir benzerlik kuruyorsunuz öyle bir durum söz konusu değil.
    Sual: İblis, lanetlenmeden önce, meleklerin hocası mıydı?
    CEVAP
    Evet, meleklerin hocası ve reisi idi. İslam âlimleri buyuruyor ki:
    Allahü teâlânın emri ile, bütün melekler, Adem aleyhisselama doğru secde etti. Meleklerin hocası olan İblis, emri dinlemedi, secde etmedi. İmam-ı Salebi hazretlerinin, İbni Abbas hazretlerinden rivayet ettiğine göre; İblis, meleklerle beraber idi. Ateşten yaratılan cinler taifesinden idi. Melekler ise, nurdan yaratıldı. İblis’in önceki adı Azazil idi. Cennetin bekçilerindendi. Dünya seması meleklerinin reisi idi. Dünya, semasının ve yerin sultanıydı. Meleklerden ilimde üstün idi. Gök ile yeryüzü arasını idare ediyordu, bunun için kendini büyük gördü. Bu hâli onu Allah’a isyana sürükledi. Allahü teâlâ da onu, rahmetinden uzaklaştırdı. (Camiul Ahkam)

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 16:05:36 -->-> Daha önceki mesaj 16:02:23 --

    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    - Sonucu bilinen sınavı seni yaratan biliyor. Kalu Bela'da ruhların hepsi toplandığında ve o zaman herkes ayrılıp Cennet ve Cehenneme gönderilseydi Cehenneme giden itiraz etmeyecek miydi. Sonucunu Allah bilmezse yarattıklarından ne farkı kalacak. İşte o yüzden irade vermiş seni serbest bırakmış istediğin yolu seç ama sonunda bu bu olur demiş ve Peygamberler göndermiş.

    Hocam peki Allah niye böyle bir şey yapmış ? Ben yazdığınızı okuduğum da bunu çıkardım.Siz öyle bir cevap vermişsiniz ki Allaha insani sıfatlar yüklemişsiniz.Bende insani sıfatlar çerçevesinde diyorum ki neden ? Her ayrıntısını sizin belirlediğiniz bir oyun düşünün karakterlerin ne yapacaklarını biliyorsunuz ve o yaptıklarından dolayı cezalandırıyorsunuz ya da ödüllendiriyorsunuz.Mantık bunun neresinde ? Mantık ile sorgulamayacaksak haşa islam mantıksızmıdır ?

    Cevap verirken düşünün hocam ilk aklınıza geleni yazmayın
  • 08-04-2015, 16:17:00
    #84
    protos78 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam,

    Okumadigini bu konudaki ilk mesajindan anliyoruz. Sunu soylemissin.

    Bu lafi soyleyen bir insan daha once Kurani bir kere bile okumamistir. Okumus olsa, yukaridakiler yazmaz. Yanlis anlamayin ama puta tapiyorsunuz, umarim farkina varirsiniz. Bak yukarida sana Kurandan ayetlerle cariyene tecavcuz etme hakkinin oldugunu gosteriyorum. Senin bir musluman olarak ya bunu kabul etmen gerekiyor, yada aksini iddia eden ayetleri ortaya koyman gerekiyor. Koyamiyorsan, kendini kandiriyorsun. Kitabini okumamis, sosyal cevreye uyumlu insanlarin senin verdigin tepkinin aynisini vermesi normal. Ben seni sorgulamaya davet ediyorum, daha once dedigim gibi puta taptigini dusunuyorum.
    Nisa Suresi 3. ayet:

    Ve in hıftum ellâ tuksitû fîl yetâmâ fenkihû mâ tâbe lekum minen nisâi mesnâ ve sulâse ve rubâa, fe in hıftum ellâ ta’dilû fe vâhideten ev mâ meleket eymânukum. Zâlike ednâ ellâ teûlû.

    1. ve in hıftum : ve eğer korkarsanız
    2. ellâ : ... olmama, ... olamama
    3. tuksitû : adaletle davranmanız
    4. fî : hakkında, konusunda
    5. el yetâmâ : yetimler
    6. fe inkihû : o zaman, o taktirde nikâh edin
    7. mâ tâbe : helâl olanı, hoşunuza gideni
    8. lekum : sizin
    9. min : ...den, ...dan
    10. en nisâi : kadınlar
    11. mesnâ : ikişer
    12. ve sulâse : üçer
    13. ve rubâa : dörder
    14. fe : fakat, artık, öyleyse, o taktirde
    15. in hıftum : korkarsanız
    16. ellâ : ... olmama, ... olamama
    17. ta'dilû : adaletle davranırsınız
    18. fe : fakat, artık, öyleyse, o taktirde
    19. vâhideten : bir adet, bir (kişi)
    20. ev : veya
    21. mâ meleket : sahip olduğu şey
    22. eymânu-kum : (sizin) elinizin altındaki
    23. zâlike : işte bu, bu
    24. ednâ : çok yakın, daha yakın, daha uygun
    25. ellâ : ... olmama, ... olamama
    26. teûlû : zulmetmeniz, haksızlık etmeniz, adaletten ayrılmanız

    Abdulbaki Gölpınarlı : Yetim kızlar hakkında adâletle muâmele edemeyeceğinizden korkarsanız, beğendiğiniz, hoşunuza giden başka kadınlardan iki, üç ve dört kadın alın. Fakat bunların arasında adâleti gözetemeyeceğinizden korkarsınız o vakit bir zevceyle, yahut sahip olduğunuz cariyelerle iktifa edin. Bu, doğruluktan sapmamanıza daha yakın ve size daha uygundur.

    Ahmet Varol : Eğer (bakımınız altındaki yetim kızlarla evlendiğinizde) o yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız size helal olan başka kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın. Eğer adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman yalnız bir kadınla yahut elinizin altındaki cariyelerle yetinin. Bu adaletten sapmamanıza daha uygundur.

    Ali Bulaç : Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır.

    Ali Fikri Yavuz : Eğer yetim kızların haklarını (kendileri ile evlendiğiniz takdirde) gözetemiyeceğinizden korkarsanız size helâl olan diğer kadınlardan ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâh edin; ve eğer bu şekilde de âdalet yapamıyacağınızdan korkarsanız bir tane seçin yahut sahip olduğunuz cariyelerle yetinmeniz adâletten çıkmamanıza daha yakındır.

    Bayraktar Bayraklı : Şayet yetimler hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan başka kadınlardan ikişer, üçer, dörder alınız. O kadınlar arasında da adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, bir tane alınız; yahut ellerinizin altında bulunanlarla yetininiz. Zulüm ve haksızlık etmemeniz için en uygun olan budur.[69]

    Cemal Külünkoğlu : Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız, o takdirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, sizin adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.

    Diyanet İşleri (eski) : Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tane almalısınız veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.

    Diyanet Vakfi : Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdirde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

    Edip Yüksel : Yetimler hakkında adaletli davranamamaktan korkuyorsanız uygun gördüğünüz kadınlarla ikişer, üçer, dörder evlenebilirsiniz. Onlara eşit davranamamaktan korkuyorsanız bir taneyle veya yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi olduklari ile yetinin. Sapmamanız için en uygunu budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır : eğer yetimlerin haklarını gözetemiyeceğinizden korkarsanız size halâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâh edin ve eğer bu surette adalet yapamıyacağınızdan korkarsanız o zaman bir tane veya milkiniz cariye alın, ağmamanız için bu daha muvafıktır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız, size helal edilen kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın ve eğer bu takdirde adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir kadın ile veya sahibi bulunduğunuz cariye ile yetinin. Bu, azmamanız, haksızlık yapmamanız için daha elverişlidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir.
    Fizilal-il Kuran : Eğer gözetiminiz altındaki yetim kızları ile evlendiğiniz takdirde onların haklarını gerektiği gibi gözetemeyeceğinizden korkarsanız size nikahı düşen kadınlardan ikisi, üçü ya da dördü ile evlenebilirsiniz. Ama eğer onlar arasında adil davranamayacağınızdan korkarsanız tek kadınla evleniniz, ya da eliniz altındaki cariye ile yetininiz. Haksızlığa düşmemeniz için en uygun hareket budur.

    İbni Kesir : Eğer yetim kızların haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız; size helal olan diğer kadınlardan ikişer, üçer ve dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet aralarında adalet yapamayacağınızdan endişe ederseniz; o zaman, bir tane. Veya sağ ellerinizin sahip oldukları. Bu adaletten sapmamanıza daha uygundur.

    Kadri Çelik : Eğer, yetimlere adaletli davranamamaktan korkarsanız (onlarla değil), hoşunuza giden kadınlardan ikişer, üçer ve dörder evlenebilirsiniz. Şayet, adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariye) ile yetinin. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur.

    Muhammed Esed : Eğer yetimlere karşı adil davranamamaktan korkuyorsanız, o zaman, size helal olan (diğer) kadınlardan biri ile evlenin -(hatta) ikisi, üçü veya dördü (ile); ama onlara adil bir tarafsızlıkla muamele edemeyeceğinizden korkarsanız, o zaman (sadece) bir tane ile- yahut meşru şekilde sahip olduklarınız ile (evlenin). Bu, doğru yoldan sapmamanız için daha uygundur.

    Ömer Nasuhi Bilmen : Eğer yetim kızlar hakkında adâlete riâyet edemiyeceğinizden korkarsanız sizin için helâl olan kadınlardan ikişer, üçer veya dörder nikah ediniz. Ve eğer adâlet yapamayacağınızdan korkarsanız artık bir zevce ile veya mâlik olduğunuz cariye ile (iktifa ediniz). Çünkü bu sizin için adâletten sapmamanıza daha yakındır.

    Ömer Öngüt : Eğer (velisi bulunduğunuz) yetimlerle (evlendiğiniz takdirde) haklarına riâyet edememekten korkarsanız, size helâl olan diğer kadınlardan ikişer, üçer ve dörder olmak üzere nikâhlayınız. Şayet aralarında adalet yapamayacağınızdan endişe ederseniz, o zaman bir tane alın veya sahip olduğunuz câriyenizle yetinin. Bu, adaletten sapmamanız için daha elverişlidir.

    Şaban Piriş : Eğer, yetim kızlara adil davranamamaktan korkarsanız, (onları değil) sizin için uygun olan başka kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenin. Adil olamayacağınızdan korkarsanız bir tane ile veya sahip olduğunuz cariye ile evlenin. Bu, haksızlık etmemeniz için daha elverişlidir.

    Suat Yıldırım : Himayeniz altındaki yetim kızlarla evlenince haklarını gözetemeyeceğinizden, adaleti sağlayamayacağınızdan endişe ederseniz, onlarla değil, size helâl olup arzu ettiğiniz diğer kadınlarla iki, üç veya dört hanım olmak üzere evlenin. Eğer bu takdirde de aralarında adaleti gerçekleştirmekten endişe ederseniz, bir kadınla veya elinizin altında olan cariyelerle yetinin. Bu durum, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

    Süleyman Ateş : Şâyet öksüz(kızlarla evlendiğiniz takdirde on)lar hakkında adâleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. O(kadı)nlar arasında da adâlet yapamayacağınızdan korkarsanız bir tane alın; yahut ellerinizin altında bulunan(câriye)lerle yetinin. Cevr (ve haksızlık) etmemeniz için en uygun olan budur.

    Tefhim-ul Kuran : Eğer yetim(kız) lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikâhlayın. Şayet (yine de) adalet yapamıyacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin.) Bu sapmamanıza daha yakındır.

    Ümit Şimşek : Yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden endişelenirseniz, size helâl olan diğer kadınlardan iki, üç veya dörde kadar nikâh edersiniz. Eğer aralarında adaletle davranamayacağınızdan endişe ederseniz, bir tane ile veya elinizin altında bulunanlarla yetinin. Adaletten ayrılmamanız için bu daha uygundur.

    Yaşar Nuri Öztürk : Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.

    Ayetin diyanet tefsiri:

    Yetimler çoğu defa velileri tarafından evlendirilmekte, damat adayı ve evlilikle ilgili olarak ileri sürülen şartlar konusunda da velilerin isteği belirleyici olmaktadır. Yetim bir başkasıyla evlendirilirken onun menfaatinin koruyucusu velidir. Eğer yetim bir kızı bizzat veli almak, nikâhlamak isterse bu takdirde onun koruyucusu yoktur, şartları belirlemek de–aynı zamanda evlenme akdinin diğer tarafı olan– veliye kalmaktadır. Bu durumda hakkın kötüye kullanılması, yetimlerin hukukunun zayi olması ihtimali artacağından velilere, adaletten sapma riski karşısında, himayeleri altında bulunan ve kendileriyle evlenmeleri câiz olacak kadar da uzak akrabaları olan yetim kızlarla evlenmek yerine, başka kadınlarla evlenmeleri tavsiye edilmekte; “ikişer, üçer, dörder” demek suretiyle de dünyada evlenilecek kadınların tükenmediğine, velâyeti altındaki yetim kızlar dışında birçok kadının bulunabileceğine işaret buyurulmaktadır. Hz. Âişe’nin “yetimlerin hakkına riayet edemeyeceğinizden korkarsanız...” meâlindeki âyetin geliş sebebi olarak zikrettiği yaygın âdet ve sorular, yukarıdaki açıklamanın tarihî bir vâkıa olduğunu göstermektedir. Buna göre veliler ya mallarına göz koydukları için –istemedikleri, sevmedikleri halde– himayeleri altındaki yetimlerle evleniyorlardı yahut da isteyerek evleniyor, fakat mehirlerini ve çeyizlerini emsaline göre eksik belirliyorlardı (Buhârî, “Tefsîr”, 4/1). Âyetin dolaylı olarak temas ettiği birden fazla kadınla evlenme (teaddüd-i zevcât, polijeni) imkânı ve âdeti, İslâm’ın geldiği çağdan çok öncelere uzanmaktadır. O çağlarda Mısır, Hindistan, Çin ve İran’da, eski Yunan ve Roma toplumlarında, yahudilerde ve Araplar’da ya nikâhlamak ya da evde veya evin dışında bir yerde dost tutmak suretiyle erkekler, birden fazla kadınla evlilik yapıyor veya evliliğe benzer ilişkiler yaşıyorlardı. Bu devirlerde birden fazla kadınla evlenmenin çeşitli sebepleri vardı. İslâm’ın geldiği bölgede özellikle köylerde ve dağ başlarında yaşayan bedevîlerin çok kadınla evlenmelerinin baş sebebi, hem düşmana karşı korunmanın, hem de çevresi üzerinde hâkimiyet sağlamanın güçlü ve muharip nüfusa ihtiyaç göstermesidir. Diğer sebepler arasında kırsal hayatın güçlüğü ve birçok emekçiyi gerekli kılması, kabileler arasında sürüp giden savaşların, yağma, baskın ve talan hareketlerinin çok sayıda erkek ölümüne sebep olması, bunun sonucu olarak da kadın-erkek arasındaki sayı dengesinin erkek aleyhine bozulması gösterilebilir. Şu halde erkeğin birden fazla kadınla evlenme imkân ve uygulamasını İslâm getirmemiş, mevcut uygulamayı belli şartlara ve hukuk kurallarına bağlamak suretiyle iyileştirerek devam ettirmiştir. Devam ettirirken de iki durumu birbirinden ayırmış gibidir: a) Henüz evlenmemiş olanlara–bu âyette– bir kadınla yetinmeleri tavsiye edilmiş, birden fazla kadınla evli olanlar için adalete riayet edememe tehlikesinin bulunduğu, bundan uzak kalmanın en uygun yolunun ise bir kadınla evlenmek olduğu dile getirilmiştir. b) 129. âyette ise birden fazla kadınla fiilen evli olanlara hitap edilmiş, birden fazla kadın arasında adalete tam riayetin mümkün olmadığı bir kere daha hatırlatıldıktan sonra hiç olmazsa adaletsizlikte, farklı ilgi ve muamelede ölçünün kaçırılmaması istenmiştir. Beşerî sistemler köklü değişikliklere uğratılarak amaca uygun hale getirilirler. İslâm’da bir bütün halinde köklü değişim söz konusu değildir, onda değişmez kurallar vardır. Ancak bir kural, bir hüküm uygulandığında tabii olmayan olumsuz bir sonuç doğuyorsa uygulamayı durdurma imkânı da mevcuttur. Bu cümleden olarak, tarihî ve sosyal şartlara bağlı bir cevazdan (izin, serbest bırakma) ibaret olan çok kadınla evlilik, genellikle kötüye kullanıldığı ve olumsuz sonuçlar doğurduğu takdirde, müslümanların veya yetkili temsilcilerinin kararıyla engellenebilir. Bu tasarruf, Allah’ın hükmünü değiştirme anlamına gelmez. Bu, tıpkı şartlarını yerine getirememekten korkan ferdin tek kadınla evli kalmayı yeğlemesi gibidir; şartları oluşursa ruhsat da geri döner (bu konuda yapılan tartışmaların iyi bir özeti için bk. İbn Âşûr, IV, 226-229; Tabâtabâî, I, 195-209). “Mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin” tavsiyesi de yetimlerin ve kadınların haklarına riayet gerekçesine dayanmaktadır; ancak bunda câriyelerin de menfaati vardır. Allah Teâlâ önce aile bağı içinde hür kadınlara ve yetimlere yapılan haksızlıkları ortadan kaldırmayı murat etmiş, bunu sağlayacak hukukî düzenlemelere ışık tutmuştur. Aynı zamanda ve bir çırpıda kölelik ve câriyeliği kaldırmak hikmete uygun bulunmadığından bunu da zaman içinde kaldırmanın çok yönlü tedbirlerini vahyetmiştir. Kefâretler, ibadet sayılarak teşvik edilen ihtiyarî âzat etmeler, kölelere tanınan çeşitli haklar, onların özgürlüklerini kazanmaları konusunda kendilerine maddî yardım yapılması yönündeki teşvikler, köleliğin kaynaklarını kurutmaya yönelik yasaklar bu tedbirler arasındadır. Yetimlerin ve hür kadınların haklarına riayet edememekten korktuğu için sahip olduğu câriye ile evli gibi yaşayacak olan müminin avantajı, câriyenin hür kadınlara nisbetle daha az hakka sahip bulunmasıdır. Bu tavsiyenin, câriye lehine olan yanı ise bir aile kadını olmak ve çocuk doğurması halinde, alınır-satılır bir câriye olmaktan kurtulmaktır. Çünkü İslâm’ın getirdiği bir ıslahat olarak sahibinden çocuğu olan câriye “çocuk annesi” (ümmü’l-veled) adını almakta, artık evden ve elden çıkarılması câiz olmamakta, kocası ölünce de tamamen hürriyete kavuşmaktadır.

    Nisa Suresi 24. ayet:

    Vel muhsanâtu minen nisâi illâ mâ meleket eymânukum, kitâballâhi aleykum, ve uhille lekum mâ varâe zâlikum en tebtegû bi emvâlikum muhsinîne gayra musâfihîn(musâfihîne). Fe mâstemta’tum bihî minhunne fe âtûhunne ucûrehunne farîdah(farîdaten). Ve lâ cunâha aleykum fîmâ terâdaytum bihî min ba’dil farîdah(farîdati). İnnallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).

    1. ve el muhsanâtu : ve evli kadınlar
    2. min en nisâi : kadınlardan
    3. illâ : hariç, ...'den başka
    4. mâ meleket : sahip olduğunuz
    5. eymânu-kum : elinizin altında bulunan (cariyeler)
    6. kitâbe : yazılmış olan, farz kılınan hüküm
    7. allâhi : Allah
    8. aleykum : sizin üzerinize, size
    9. ve uhille : ve helâl kılındı
    10. lekum : sizin için, size
    11. mâ verâe zâlikum : bunların arkasında, dışında olanlar
    12. en tebtegû : istemeniz
    13. bi emvâli-kum : mallarınız ile
    14. muhsinîne : muhsin olanlar, namusunu koruyanlar, iffetli olanlar
    15. gayra musâfihîne : zina yapmamak
    16. fe mâstemta'tum : artık faydalanmak istediniz şey
    17. bi-hi : onunla
    18. min-hunne : onlardan
    19. fe âtû-hunne : o taktirde onlara (kadınlara) verin
    20. ucûre-hunne : onların (kadınların) ücretleri, mehirleri
    21. farîdaten : farz olarak (mehir olarak)
    22. ve lâ cunâha : ve günah yoktur
    23. aleykum : sizin üzerinize
    24. fî-mâ : o şey hakkında
    25. terâdaytum : razı oldunuz (anlaştınız)
    26. bi-hî : onunla
    27. min ba'di : sonradan, sonra
    28. el farîdati : farz olan, mehir
    29. inne : muhakkak
    30. allâhe : Allah
    31. kâne : oldu, ... idi, ...dır
    32. alîmen : en iyi bilen
    33. hakîmen : hakîm, hüküm ve hikmet sahibi

    Abdulbaki Gölpınarlı : Kocalı kadınlarla evlenmek de haram; ancak sahibi olduğunuz cariyeler müstesna. Allah'ın yazısı bu, emri bunlar size ve bunlardan başkalarını, evlenmeniz ve zinâda bulunmamanız için arayıp istemeniz helâl edilmiştir size. Kadınlardan biriyle evlenerek faydalandığınız takdîrde mehirlerini kararlaştırıldığı veçhile verin. Miktarını tâyin ettikten sonra gönül hoşluğuyla herhangi bir hususta uyuşursanız suç yok size. Şüphe yok ki Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Abdullah Parlıyan : Savaşta esir olarak ellerinize geçen cariyeler dışında, tüm evli kadınlarla evlenmeniz de Allah'ın yasasıyla size haram kılınmıştır. Bunların dışında kalan bütün kadınlar, kendilerine mal varlığınızdan bir kısmını mehir olarak vermeniz ve zina yolu ile değil, evlilik bağı yoluyla almak şartıyla size helaldir. Kendileriyle evlenmek istediğiniz kadınlara hak ettikleri mehirlerini verin. Mehrin tesbitinden sonra karşılıklı anlaşmak suretiyle mehrin az veya çok ödenmesinde size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah herşeyi bilendir, yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.

    Adem Uğur : (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

    Ahmet Varol : Sahip olduğunuz cariyeler dışında evli kadınları nikahlamanız da haram kılındı. Bunlar Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Zinadan kaçınıp iffetinizi korumak şartıyla bunlar dışındaki kadınları mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan yararlanmanıza karşılık mehirlerini belirlenmiş miktara göre ödeyin. Mehir belirlendikten sonra karşılıklı gönül hoşnutluğuyla birbirlerinize bağışta bulunmanızdan dolayı üzerinize bir günah yoktur [7]. Allah ilim sahibidir, hakimdir.

    Ali Bulaç : Sağ ellerinizin malik olduğu (cariyeler) dışındaki kadınlardan 'evli ve özgür' olanlarla da (evlenmeniz haramdır.) Bunlar, Allah'ın üzerinize yazdığıdır. Bunların dışında kalanı iffetlerini koruyup fuhuşta bulunmamak üzere mallarınızla (mehir vererek) evlenecek kadın aramanız size helal kılındı. Öyleyse onlardan hangi şeyle (veya ne kadar) yararlandıysanız, onlara ücret (mehir)lerini tesbit edildiği miktarıyla ödeyin. Miktarın tesbitinden sonra, karşılıklı hoşnud olduğunuz bir şey konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

    Ali Fikri Yavuz : (Bir de harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, diğer bütün nikâhlı kadınlarla evlenmeniz size haram kılındı. Bunlar, üzerinize Allah yazısı olarak haramdır. Haram kılınanların dışında kalanlar (Zinadan kaçınarak namuslu yaşamak şartı ile mallarınızla mehir vermek veya cariyeleri satın almak üzere isteyip nikâhlamanız) size helâl kılındı. O halde, onlardan hangisi ile faydalandınızsa mehirlerini kendilerine verin ki, farzdır. O mehri takdir edip kesiştikten sonra, aranızda anlaşmanızda da size bir günah yoktur. Şüphesiz ki Allah, kemâl üzere bilendir, gerçek hüküm ve hikmet sahibidir.

    Bayraktar Bayraklı : Hukuka uygun şekilde nikâhla sahip olduklarınız dışında bütün evli kadınlar size haramdır. Bu, üzerinize farz olan Allah'ın buyruğudur. Bunların dışında kalan bütün kadınlar, kendilerine mal varlığınızdan bir kısmını vermeniz ve hukuki olmayan bir ilişki ile değil de evlilik bağı yoluyla hukuka uygun bir şekilde olmak kaydıyla size helâldir. Kendileriyle evlenmek istediğiniz kadınlara hak ettikleri mehirlerini veriniz; ama bu hukuki yükümlülükten sonra bir şey üzerinde serbestçe anlaşmanızda sizin için bir sakınca yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir; hikmet sahibidir.

    Bekir Sadak : Evli kadinlarla evlenmeniz de haram kilindi. Maliki bulundugunuz cariyeler mustesna, bunlar, Allah'in uzerine farz kildigi hukumlerdir. Bunlardan baskasini, zinadan kacinip, iffetli olarak, mallarinizla istemeniz size helal kilindi. Onlardan faydalandiginza mukabil, kararlastirilmis olan mehirlerini verin; kararlastirilandan baska, karsilikli hosnud oldugunuz hususda size bir sorumluluk yoktur. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.

    Celal Yıldırım : Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıştır. Elinizde bulunan (evli harp esirleri) cariyeler müstesna.. (İşte bütün bunlar) Allah' in size farz kıldığı yazılı hükümlerdir; bunlardan başkasını, namuslu-iffetli, zinadan kaçınarak mallarınızla (mehir verip) istemeniz size helâl kılınmıştır. O halde onlardan hangisinden (nikâh akdiyle) yararlandınızsa, mehrini takdir edildiği şekilde verin ; (bu bir haktır). Takdir edildikten sonra karşılıklı rıza ile anlaştığınızda size bir vebal yoktur. Şüphesiz ki, Allah bilendir ve yegâne hikmet sahibidir.

    Cemal Külünkoğlu : (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna olmak üzere evli kadınlarla (evlenmeniz) de (haram kılındı). (İşte bütün bunlar) Allah'ın size farz kıldığı yazılı hükümlerdir. Bunlardan başkasını, namuslu-iffetli, zinadan kaçınarak mallarınızla (mehir verip) istemeniz size helâl kılınmıştır. O halde onlardan hangisinden (nikâh akdiyle) yararlandınızsa, mehirini takdir edildiği şekilde verin. Takdir edildikten sonra karşılıklı rıza ile anlaşmanızda size bir vebal yoktur. Şüphesiz ki, Allah bilendir ve yegâne hikmet sahibidir.

    Diyanet İşleri (eski) : Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna, bunlar, Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunlardan başkasını, zinadan kaçınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin; kararlaştırılandan başka, karşılıklı hoşnud olduğunuz hususda size bir sorumluluk yoktur. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.

    Diyanet Vakfi : (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

    Edip Yüksel : Ayrıca yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları hariç, evli kadınlar... Bunlar, ALLAH'ın üzerinize farz kıldığı yasalardır. Bunların dışındakiler, iffetli yaşamanız, zina etmemeniz ve mehirleriyle istemeniz koşuluyla size helaldir. Onlardan hoşlandıklarınıza, bir farz olarak mehirlerini ödeyin. Bu farzı yerine getirirken mehri ayarlamak için karşılıklı anlaşmanızda bir sakınca yoktur. ALLAH Bilendir, Bilgedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır : Bir de harb esiri olarak ellerinizde milk bulunanlar müstesna olmak üzere evli kadınlar, işte bütün bunlar size Allah yazısı olarak haram; Bunların maadası ise sifahdan kaçınarak namuslu yaşamak üzere mallarınızla isteyesiniz diye size halâl kılındı, o halde hangilerinden nikâh ile müstefid oldunuzsa mehirlerini kendilerine verin ki farzdır, o mehri kesişdikten sonra aranızda rızalaştığınızda da size bir cünha yoktur, her halde allah alîm, hakîm bulunuyor.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bir de harp esiri olarak elinize geçen cariyeler dışında, evli kadınlarla evlenmeniz Allah yazısı olarak haramdır. Bunların dışındakileri ise, zinadan kaçınıp namuslu yaşamak üzere mallarınızla istemeniz size helal kılındı. O halde hangisiyle nikah ile münasebette bulundunuzsa mehirlerini kendilerine bir farz olarak verin. O mehri kesiştikten sonra aranızda bir değişiklik yapmak hususunda anlaşmanızda da size bir günah yoktur. Her zaman Allah hakkıyla bilen mutlak hüküm sahibidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bir de harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı. Bütün bunlar Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışında kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallarınızla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kılındı. O halde onlardan nikah ile faydalanmanıza karşılık mehirlerini kendilerine verin ki, bu farzdır. O mehri takdir edip kesinleştirdikten sonra birbirinizi razı etmenizde bir mahzur yoktur. Şüphesiz ki Allah her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

    Fizilal-il Kuran : Savaş tutsağı olarak elinize geçmiş cariyeler dışında evli kadınlar ile evlenmeniz haramdır. Bunlar Allah'ın üzerinize yazdığı yasaklardır. Bunların dışında kalan kadınları iffetli yaşamanız, zina işlememeniz şartı ile mehirlerini vererek nikahlamanız size helâl kılındı. Bu kadınlardan sağladığınız faydanın karşılığı olarak kendilerine aranızda kararlaştırdığınız mehirlerini hakları olarak veriniz. Daha önce belirlenen mehri eşinizle anlaşarak yeni bir miktara bağlamanızın sakıncası yoktur. Hiç kuşkusuz Allah herşeyi bilir ve hikmet sahibidir.

    Gültekin Onan : Sağ ellerinizin malik olduğu (cariyeler) dışındaki kadınlardan 'evli ve özgür' olanlarla da (evlenmeniz haramdır). Bunlar, Tanrı'nın üzerinize yazdığıdır. Bunların dışında kalanı iffetlerini koruyup fuhuşta bulunmamak üzere mallarınızla(mehir vererek) evlenecek kadın aramanız size helal kılındı. Öyleyse onlardan hangi şeyle (veya ne kadar) yararlandıysanız, onlara ücret (mehir)lerini tesbit edildiği miktarıyla ödeyin. Miktarın tesbitinden sonra, karşılıklı hoşnud olduğunuz bir şey konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Tanrı, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

    Hasan Basri Çantay : (Harb esîri olarak) sağ ellerinizin mâlik olduğu kadınlar (mülk-i yemininiz olan cariyeler) müstesna olmak üzere diğer bütün kocalı kadınlar (la evlenmeniz de size haram edildi. Bu hürmetler) üzerinize Allanın farzı olarak (yazılmışdır). Onlardan maadası ise — namuskâr ve zinaya sapmamış (insanlar) haalinde (yaşamanız şartiyle) mallarınızla (mehir vermek veya satın almak suretiyle) ara (yıb nikâhla) manız için — size halâl edildi. O halde onlardan hangisiyle faidelendiyseniz ücretini takdir edildiği vech ile verin. O mehrin mıkdarını ta'yin etdikden sonra aranızda gönül hoşluğu ile uyuşduğunuz şey (mıkdar) hakkında üstünüze bir vebal yokdur. Şübhesiz ki Allah hakkıyle bilicidir, mutlak hüküm ve hikmet saahibidir.

    Hayrat Neşriyat : (Harb esîri olarak) sâhibi bu lun duğunuz câriyeler müstesnâ, ev li kadınlar da (size haram kılındı)! (Bunlar) Allah’ın üzerinize yaz dı ğı (haram lar)dır. Bunların dışında olan(kadın)lar ise, zinâdan kaçınan kimseler ve iffetli erkekler olarak mallarınızla (mehir lerini vererek) isteyesiniz diye size helâl kılındı.Öyle ise onlardan hangisiyle (evlenerek) faydalandıysanız, artık mehir le rini bir farîza olarak kendilerine verin! O farîzadan (mehri ta'yîn ettikten) sonra (daha az veya daha çok ver mek üzere) aranızda anlaştığınız (mik dar)da ise size bir günah yoktur. Muhakkak ki Allah, Alîm(herşeyi bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.

    İbni Kesir : Evli kadınlarla evlenmeniz de. Sağ ellerinizin sahib oldukları müstesna. Bunlar; Allah'ın size farz kıldığı hükümlerdir. Geriye kalanları ise; zinadan kaçınıp iffetli yaşamanız şartı ile mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan yararlandığınızın karşılığı olarak kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Kararlaştırdıktan sonra, aranızda anlaştığınız hususta size bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz ki Allah, Alim, Hakim olandır.

    Kadri Çelik : Sağ ellerinizin malik olduğu (cariyeler) dışında kadınlardan evli ve özgür olanlarla da (evlenmeniz haramdır). Bunlar, Allah'ın üzerinize yazdığıdır. Bunların dışında kalanı iffetli olarak zina etmeksizin istemeniz size helal kılındı. Öyleyse onlardan (belli bir süre) faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan ücretlerini verin. Kararlaştırdıktan sonra, karşılıklı hoşnut olduğunuz bir şey konusunda (miktarını arttırıp eksiltmenizde) üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah, bilendir, hikmet sahibi olandır.

    Şaban Piriş : Cariyeler dışında evli kadınlarla da evlenmeniz haramdır. Bu, Allah’ın size yazısıdır / yasağıdır. Bunların dışında kalan kadınlardan iffetli olup gayri meşru olan sefihliğe sapmadan, mallarınız karşılığında istemeniz size helaldir. Kendilerinden faydalandığınız kadınlara bir farz olan mehirlerini veriniz. Mehrin tespitinden sonra, karşılıklı hoşnut olduğunuz şeylerde size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah bilendir, hükmedendir.

    Suat Yıldırım : Kocası olan kadınlarla da evlenmeniz haramdır, ancak harp esiri olarak eliniz altında bulunan cariyeler bundan müstesnadır. İşte bütün bunlar Allah’ın kesin hükümleridir. Bu sayılanlardan başkalarını, iffetli yaşamak, zina etmemek şartıyla, mal harcayıp mehirlerini vererek nikâhlamanız helâldır. Dikkat edin: Evlenerek beraberliklerinden yararlandığınız kadınlara, belirlenmiş olan mehirlerini verin, bu bir haktır. Ama belirledikten sonra, aranızda anlaşarak miktarını arttırıp eksiltmenizde size bir vebal yoktur. Allah alîm ve hakîmdir (her şeyi hakkıyla bilir, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir).

    Süleyman Ateş : (Savaşta tutsak olarak) ellerinize geçen(câriye)ler dışında, evli kadınlar(la evlenmeniz) de harâmdır. (İşte bunlar) size Allâh'ın yazdığı yasaklardır. Bunlardan ötesini, iffetli yaşamak, zinâ etmemek şartıyle mallarınızla istemeniz (evlenmeniz), size helâl kılındı. O halde onlardan yararlanmanıza karşılık, kesilen ücretlerini bir hak olarak onlara verin. Hakkın kesiminden sonra karşılıklı anlaşma(k sûretiyle kesilenden az veya çok vermeniz)de üzerinize bir günâh yoktur. Allâh bilendir, hüküm ve hikmet sâhibidir.

    Tefhim-ul Kuran : Sağ ellerinizin malik olduğu (cariyeler) dışında kadınlardan 'evli ve özgür' olanlarla da (evlenmeniz haramdır.) Bunlar, Allah'ın üzerinize yazdığıdır. Bunların dışında kalanı iffeti koruyup fuhuşta bulunmamak üzere mallarınızla (mehir vererek) evliliği veya evlenecek kadın aramanız (veya istemeniz) size helal kılındı. Öyleyse onlardan hangi şeyle (veya ne kadar) yararlandıysanız, onlara ücret (mehir) lerini, tesbit edildiği miktarıyla ödeyin. Miktarın tesbitinden sonra, karşılıklı hoşnud olduğunuz bir şey konusunda üstünüze bir sorumluluk yoktur. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

    Ümit Şimşek : Evli kadınlar da size haram edildi-savaş esiri olarak elinizin altında bulunanlar müstesna. Sizin için Allah'ın yazdığı şey budur. Bundan ötesi ise, malınızdan onların mehirlerini vermek, gayrı meşru ilişkiden kaçınmak ve iffetli bir şekilde onları nikâhlamak şartıyla size helâl kılınmıştır. Zifafa girmiş olduğunuz kadınlara kararlaştırılan mehirlerini verin. Ancak, mehir kararlaştırıldıktan sonra aranızda anlaşarak bunu değiştirmenizde bir sakınca yoktur. Muhakkak ki Allah herşeyi bilir, her işi hikmetle yapar.

    Yaşar Nuri Öztürk : Harpte elinize geçmiş kadınlar hariç olmak üzere, nikâhlı kadınlarla evlenmeniz de haram kılınmıştır. Bu, üzerinize Allah'ın yazdığıdır. Bunlar dışındakileri, mallarınızı vererek almanız; şunu bunu dost tutmayarak iffetli yaşamanız, zina etmemeniz şartıyla size helal kılınmıştır. Kendilerinden nimetlendiğiniz kadınların mehirlerini onlara bir hak olarak verin. Mehir kesişmeden sonra karşılıklı hoşnutluğa bağlı hallerde üzerinize günah yoktur. Allah, her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.

    Ayetin diyanet tefsiri:

    Bu âyette geçen muhsanât, muhsınîn kelimeleri “menetmek, engellemek” mânasına gelen ihsân masdarından gelmektedir. Âyetlerde ihsan kelimesi kadınlar için “evli olmak, iffetli olmak, hür olmak” mânalarında kullanılmıştır. Her üç durum da kadını, zinadan koruduğu için bu mânalar, kökteki “engellemek” mânasıyla ilgili bulunmaktadır. Hangi âyette bu üç mânadan hangisinin kastedildiği karînelerle bilinecektir. Evlenme mânileri sayılırken zikredilen “muhsan kadınlar”dan maksat evli kadınlardır. Bu âyetle –Câhiliye devrinde bazı durumlarda câiz görülen– birden fazla erkekle evli olma âdeti kaldırılmış, bir kadının ancak bir erkeğin nikâhı altında bulunabileceği ve yalnızca onunla karı-koca hayatı yaşayabileceği hükmü getirilmiştir; yani İslâm’da çok kocalılık câiz değildir. “Ellerinizin altında olanlar müstesna” cümlesiyle câriyelerin kastedildiği noktasında görüş birliği vardır. Köleliğin yaygın biçimde uygulandığı eski toplumlarda varlığı kaçınılmaz olan efendinin câriyesiyle cinsel ilişkisi (istifrâş) konusu, İslâm âlimlerince –kölelik statüsünün realiteleri, nesep hükümleri ve İslâmiyet’in köleliği azaltma ve tedricen ortadan kaldırma hedefi ışığında– belirli kurallara bağlanmaya çalışılmıştır (bu konuda bilgi için bk. Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, I, 384; İbn Âşûr, V, 6 vd.; M. Akif Aydın-Muhammed Hamîdullah, “Köle”, DİA, XXVI, 237-246). İslâm’ın geçmişten devraldığı ve zaman içinde ortadan kaldırmayı hedeflediği kölelik sistemine ait bulunan bu hükümler tarihe intikal etmiştir. Yukarılarda sayılan “evlenilmesi yasak” kimseler dışında kalanlarla evlenmenin câiz olduğunu bildiren cümle, daha sonra gelen “zevcenin üzerine teyzesi veya halasını almanın yasaklanması, haram kılan sütün–doğumdan hısımlık ölçüsünde– genişletilmesi” gibi bazı hadislerdeki açıklamalarla, ayrıca zina eden kadınla ve erkekle evlenmeyi meneden (Nûr 24/3), mümin kadının gayri müslim erkekle evlenmesini yasaklayan naslarla sınırlandırılmıştır (bk. Bakara 2/221; Mümtehine 60/10). “Bunlardan başkasını, iffetli yaşamak ve zina etmemek kaydıyla, mallarınızla (mehirle) istemeniz size helâl kılındı” diye çevirdiğimiz cümlede geçen “muhsın”ı, meâlinde olduğu gibi “namuslu, iffetli” mânasında anlamak gerekir, “nikâh yapmak şartıyla” şeklinde anlamak doğru değildir. Çünkü kişinin kendi câriyesiyle nikâh yapma mecburiyeti yoktur, ayrıca “gayra müsâfihîn” (zinaya sapmaksızın) kaydı da bu mânaya karîne olmaktadır. 24. âyetteki “Onlarla karı-koca ilişkisi yaşamanıza karşılık...” anlamındaki kısımda yeralan “istimt┠kelimesi, faydalanma anlamındaki “müt‘a” kökünden gelmektedir. Şîa’nın Ca‘feriyye kolunda halen uygulanan bir nikâhın, yani belirli bir süre ile sınırlı evlenmenin adı da “müt‘a nikâhı”dır (Tabâtabâî, IV, 290 vd.); İslâmın ilk yıllarında dönemin şartlarına göre ihtiyaç bulunduğu için müt’a nikahının bir müddet mübah kılındığı konusunda ittifak vardır. Ehl-i Sünnet alimleri büyük çoğunlukla bu nikahın ebedî olarak yasaklandığı hükmünü benimsemişlerdir (ilgili hadisler için bk. Buhârî, “Nikah”, 31 vd; Müslim, “Nikah”, 11-32; Ebu Davud, “Nikah” 14).

    Bir cümle ile zanna düşmekten çekinmeyen birinin tüm bunları okuyacağını sanmıyorum ama yine de kopyaladım. Maalesef kendini kandıran sen ve senin gibiler. Sen benim Kuran'ı okumadığımı yazmaya devam et. Kuran'ı okumayan sen ve senin gibileri. Sizler sadece Kuran'ın müteşabih ayetlerini okursunuz. Sadece mealden çelişki bulduğunuzu sanarsınız. Allah özgür irade vermiş. Bizler inanmayı seçmişiz, sizler inkar etmeyi. Kimin haklı olduğunu ilerde siz de biz de bileceğiz. Çevremdekilerin de senin gibi inkar etmesi hiç önemli değil. Benim gücümün yettiğince ilmimi, imanımı, ibadetlerimi arttırmaya çalışıyorum. Gücümün yettiği ölçüde açıklamalarımı yaparım çevremdeki inkarcılara. Yeterli olur mu olmaz mı bilemem ama en azından samimi duygularla elimden geleni yaparım. Buradaki yazıların tamamını okumayacaksan cevap vermene gerek yok. Okumadan iftira atmaya devam edeceksen beni muhattap almana gerek yok.
  • 08-04-2015, 16:36:14
    #85
    Üyeliği durduruldu
    CLass16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    hocam bakın farkedemediğiniz nokta şu

    "Mudur kapidan iceri girdi, tum insanlar ayaga kalti, ogretmen haric".

    burada insan çok büyük genelleme.böyle kurmuyor kuranda cümleyi.
    Bencede oyle. Zaten ben Kurandaki cumle yukaridaki gibi degildir dedim. O gorusun sahibi delikanli53, ben degilim.

    CLass16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bakın Allah yaratan.
    Melek , insan , şeytan yaratılan değil mi ?
    Kurana gore oyle.

    CLass16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

    “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
    Bakara 34'un farkli meallerine suradan bakabilirsin. http://www.kuranmeali.com/ayetkarsil...sure=2&ayet=34 Bu ayetin basnda hani meleklere diye basliyor. Muslumanlarin kuran okuyanlari islerine gelmeyen bisey oldugunda hemen meali degistirip, istedikleri kivama getiriyorlar. Cunku baska bi yerde iblisin cin oldugu yaziyor, bu ayettede melekoldugu yaziyor, adamlar anlami degistirmeye calisiyor. Yukaridaki linke bak, farkli insanlarin meallerini oku. Meallern cogunda meleklere diye baslar.


    CLass16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

    İblisle meleklerin arasında bir bağ olduğu doğru.Ama nasıl bir bağ ? Siz birebir benzerlik kuruyorsunuz öyle bir durum söz konusu değil.
    Oyle bir durum sozkonusu. Cunku baktiginiz meali yazan Kuranin baska bir yerinde iblisin cin oldugunun yazildiginin farkinda, digerleri degil. Nerden mi biliyorum, bak yukaridaki mealllere, farkinda olmayanlar cumleye meleklere sorduk diye basliyor, farkinda olanlar akillari sira Allahin ayeti ile oynayip, anlam degistirmeye kalkiyor. Senin verdigin ornekteki hocaa durumu boyle kotarmaya calisip, bahsei gecen ayeti iblisin melek olmadigi anlamina gelcek sekilde aktariyor. Dogrusu meallerde, yukaridaki linkte.

    Ornekle aciiklayayim, daha kolay olur. Su ayete bak:

    Bakara=138:Allah'ın boyasını esas alın. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalnız O'na kulluk ederiz.

    Burda konusan kim? Allah? Muhammed?

    Allah olamaz, cunku kendisne kulluk edemez. Konusan kisi Muhammed. Noldu hani Kuranda konusan Allahti. Muhammedin lafi ne geciyor Kuranda? Bak dinciler bunun farkina varinca, hemen ayetin basina ekleme ile durumu kurtarmaya kalkarlar.

    Bak simdide dincilerin yaptigi kurnazliga: http://www.kuranmeali.com/ayetkarsil...ure=2&ayet=138

    Bazi dincilerin meallerinde "De ki" ile baslar. Cunku adam konusanin Muhammed oldugunu farketmis, hemen basina De ki ekletip, sanki Allah Muhammede bu sekilde konusmasini istemis gibi anlatiyor. Ayni hileyi senin takildigin iblis muhabbetindede yapiyorlar, mealleri okursan, farkedersin.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 08:36:14 -->-> Daha önceki mesaj 08:28:10 --

    Moutinho adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Nisa Suresi 3. ayet:
    Hocam,

    Dunya ustunde cariye ile sevisilmeyecegini iddia eden tek musluman sizsiniz, yani onlarca ayeti buraya koymaniz bisey ifade etmiyor. Size Kuranda cariye diye bisey oldugunu, cariye ile muslumanlarin iliskuiye girebilecegini, ve cariyenin bu iste rizasinin aranmadigini defalarca gosterdim. Hala alakasiz seyleri konuya yaziyorsunuz.

    Yani benim degil, simdiye kadarki butun islam alemlerinin sozlerini yalanlamaya calisiyorsunuz. Bana inanmiyorsan, ac bak youtubea. Ben daha cariyelik muhabbetinde sizin fikrinizde olan baska bir musluman gormedim.
  • 08-04-2015, 16:36:16
    #86
    aklıma eski ateist günlerim geldi tartışmaları okuyunca şimdi şükür imanımızı tazeledik.Kimse kimseyi etkileyemez,bu tartışmaların sonu yok yani iyi bilgiler var konu içerisinde tebrik ediyorum herkesi
  • 08-04-2015, 16:37:05
    #87
    protos78 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bencede oyle. Zaten ben Kurandaki cumle yukaridaki gibi degildir dedim. O gorusun sahibi delikanli53, ben degilim.



    Kurana gore oyle.



    Bakara 34'un farkli meallerine suradan bakabilirsin. http://www.kuranmeali.com/ayetkarsil...sure=2&ayet=34 Bu ayetin basnda hani meleklere diye basliyor. Muslumanlarin kuran okuyanlari islerine gelmeyen bisey oldugunda hemen meali degistirip, istedikleri kivama getiriyorlar. Cunku baska bi yerde iblisin cin oldugu yaziyor, bu ayettede melekoldugu yaziyor, adamlar anlami degistirmeye calisiyor. Yukaridaki linke bak, farkli insanlarin meallerini oku. Meallern cogunda meleklere diye baslar.



    Oyle bir durum sozkonusu. Cunku baktiginiz meali yazan Kuranin baska bir yerinde iblisin cin oldugunun yazildiginin farkinda, digerleri degil. Nerden mi biliyorum, bak yukaridaki mealllere, farkinda olmayanlar cumleye meleklere sorduk diye basliyor, farkinda olanlar akillari sira Allahin ayeti ile oynayip, anlam degistirmeye kalkiyor. Senin verdigin ornekteki hocaa durumu boyle kotarmaya calisip, bahsei gecen ayeti iblisin melek olmadigi anlamina gelcek sekilde aktariyor. Dogrusu meallerde, yukaridaki linkte.

    Ornekle aciiklayayim, daha kolay olur. Su ayete bak:

    Bakara=138:Allah'ın boyasını esas alın. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalnız O'na kulluk ederiz.

    Burda konusan kim? Allah? Muhammed?

    Allah olamaz, cunku kendisne kulluk edemez. Konusan kisi Muhammed.

    Bak simdide dincilerin yaptigi kurnazliga: http://www.kuranmeali.com/ayetkarsil...ure=2&ayet=138

    Bazi dincilerin meallerinde "De ki" ile baslar. Cunku adam konusanin Muhammed oldugunu farketmis, hemen basina De ki ekletip, sanki Allah Muhammede bu sekilde konusmasini istemis gibi anlatiyor. Ayni hileyi senin takildigin iblis muhabbetindede yapiyorlar, mealleri okursan, farkedersin.
    hocam niye ayrı ayrı cevaplama ihtiyacı duyuyorsunuz ? yazdıklarıma tek tek cevap vererek kendinize avantaj sağlıyorsunuz.
    şeytan konusuna gayet net bir şekilde açıklama getirdiğimi düşünüyorum anlamamakta ısrar edip etmemek size kalmış bir durum.
    peki ya gerçekten onların dedikleri gibiyse siz bunu bu şekilde yorumluyorsanız ? hiç bu açıdan düşündünüz mü ? biraz mantıklı yorumlayın hocam.
  • 08-04-2015, 16:42:46
    #88
    protos78 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam,

    Ben sana diyorumki, ortada bir Tanri varsa, bu Tanri insanlarin davranislarini duzenlemeye karar vermisse, bunu direkt yapar. Yada farkettirmeden yapar. Ama tanrinin yaptigi her hareket, her soz kendi icinde tutarli olmalidir. Degilse onu soyleyen Tanri degil, insandir. Herhangi bir kitabin gercek tanridan mi geldigini, insan yapimi olup olmadigini bir kisi dusunerek bulabilir. Icinde celiski varsa, insan yapimidir, celiski yoksa, Tanri yapimidir. Bu kadar basit.

    Bunlarin yaninda insanlarin sorgulamasi gerekiyor. Tanrinin bu sorgulama isini tesvik etmesi gerekiyor. Mesela yukarida bir ornek vermissin, insanlar hz Muhammede soru sormus, sinirlenmis, cevap vermemis. Boyle biseyin olmamasi lazim. Bak sende ayni seyi soyluiyorsun, "bir peygamber neden soru sorulmasina musade etmesin" demissin. Bende ayni fikirdeyim. Verdigin ornege bakarsan, peygamber susmus, cevap vermemis. Senin ondan beklentini karsilamamis. Mesela sorgulayan bir birey olsa idin, senin Hz Muhammed niye sorulara cevap vermiyor, yada Allah niye olaya mudahale etmedi demen lazim.

    Mesela benim hristiyan arkadaslarim var, diger dini kitaplardaki hatalari cok net goruyorlar, kendi kitaplarindaki hatalarin hicbirini gormuyorlar, gosteriyorsun ayni senin gibi davraniyorlar. Yahu bu sorgulayan, kafasi fildir fildir calisan adamin kafasi bir anda sira kendi inancina geldiginde zink diye duruyor? Ben sahsen niye insanlar kendi inanclarini sorgulamiyor diye merak ediyorum.

    Ayni seyi muslumanlarda yapiyor. Mesela tevrattaki, incildeki celiskileri zink diye anliyorlar. Ama ayni sorgulama olayini kendi kitaplarina hic uygulamiyorlar. Ben mesela ayni metodolojiyi uyguluorum, cok celiski buluyorum Kuranda. Diyanete soruyorum, cevap alamiyorum, bak burdada sordum, cevap verebilen yok.

    En basitinden kutsal bir kitapta Tanrinin insanlara sorgulamayin, soru sormayin dememesi lazim. Ama Kuranda diyor. Hz Muhammedin hayatina bakiyorsun, senin verdigin ornek ustunden gidiyorum, sorulari cevaplamamis. Bi kitap Tanri tarafindan gonderiliyorsa onun icinde celiski olmaz, varsa tanri degil, insan yazmistir o kitabi. Kurann bazi yerlerinde ne kadar az dusunuyorsunuz falan der, baska bi yerde bu tur sorulari sorarsaniz, kafirlerden olursunuz. Bu bile kendi icinde celiski, bi yerde dusun, bi yerde bu sorulari sorma diyor.

    Kolelik insan onuruna aykiri biseydir. Nasil bir kutsal kitapta insanlari ganimet olarak, kole olarak alin yazar, benim aklim almiyor. Bana hic mantikli gelmiyor.

    Muslumanlarin cogu hayatlari boyunca hic dusunmuyor. Dusunmediklerini verdigi cevaplardan anliyoruz. Senin icin demiyorum, yanlis anlama, ama muslumanlar sorulan soruyu dahi anlamiyor. konuyla alakasiz biseyler yaziyor, cevap verdigini saniyor.

    Konuyu dagitmayayim. Kurani eger Allah gonderdiyse, icinde celiski olmamasi lazim. Bi yerde bu A dir, baska bi yerde ayni sey icin Bdir dememesi lazim. Derse, insan yapimi oldugu ortaya cikar. Bak su ikisi Kuranda gecer, bunlarin ikisi nasil ayni anda dogru oluyor, cevap verin, bekliyorum. Sadece sen degil, diger muslumanlarda cevap verebilir.

    Bakara-34. Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

    Kehf-50. Hani biz meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis’ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis’i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
    Arkadaşım tamamda bu birkaç sorunun net cevabını bulunca ne olacak. Devamlı bir şeyler soracaksın bunun sonu yok. İblisi cinleri neden karıştırıyorsun sürekli önce kendine bakacaksın. Allah'a baş kaldırıyor musun önce bunu düşün. Peygamberler sana bilmediğim hiç bir bilgin olmayan bir yerden haber getirmedi. Zaten senin hatırlamanı sağladılar. Öyle olmasaydı emin ol değil milyarlarca insan çoğumuz inançsız olurduk. Bazılarının anlayamadığı ısrarla anlamak istemediği nokta bu. Kur'an da da yer yer geçiyor. İnsan inandığı için değil zaten bildiği için iman eder. İnanmayan kişi değil imanı zayıf olan bir kişi sorgular. Yada bardağı küçüktür araştırmaz sorgulamaz onları da kınayamam cahil kalmakta bir seçimdir, bende başkalarına göre cahilimdir. Sen Allah'tan ayrı gayri değilsin ki onu arayasın aradığın şey kendinsin. İnkar eden birisinin inkar ettiği şeyde kendisidir aksi halde yok olup gideceklerini ileri sürmezlerdi.

    Ben bilgili bir insan değilim ancak bazı şeylerin farkına varabiliyorum ve tecrübelerim oluyor bundan ötürü. Dini meseleleri tartışmak yerine ayetleri açıklamak yerine farklı bir bakış açısı ile bakıyorum ve bunu izah ediyorum. Benden kat kat bilgi sahibi insanları tanıyorum sormak istediğimde onlara danışıyorum. Öyle kimseler ki git otur soracağın soruyu içinde gizle öyle bir gizle ki ne aklına gelsin ne diline yinede sana cevap verirler. Şimdi böyle hocalar sayesinde zaten Allah'a şükür imanımız tam. Ama böyle bilgili insanları tanıyamadığı çelişkiye düştüğü için insanlara da üzülüyorum. Kendilerinin bilmediği bir soru sorsan bile Allah'ın izni ile cevap verirler yardımlarına Allah yetişir. İlginç bir örneği var ama burada anlatamam, bizzat gördüğüm bir olay. Şimdi dostum ayet ayet hafızamda yoktur bilgim de yoktur, ayetin meali nasıldır kim yapmıştır bunları bilmek gerekiyor. Sen beni gerçekten çelişkiye düşürsen bile yada daha doğrusu ben yanılarak çelişkiye düşsem bile dinin tamamını şüpheye düşerek sorgulayamam, o halde bu benim inancıma değil bahsettiğim hocalara olan inancımı da sorgulamam gerekecek. Bu mümkün değil benden kat kat bilgili ve cevap veremedikleri soru yok denecek kadar az. Araştırmamız gerek doğru söylüyorsun ama bende bunun gibi nedenlerden dolayı insanları yadırgamıyorum çünkü inandıkları din doğru bir yol zaten isteyen aklına soru takılan kimseler açar okur, aksi halde insanları sorgulayarak bilgilerini ölçerek bir yere varamam. İyilik yapmak isterken onları kötü bir yola sokabilirim ve bunun vebali çok ağırdır altında ezilirim. Güneş sana ne kadar uzaklıkta, başını kaldırıp bakma ihtiyacı bile duymazsın ama seni ışığı ile aydınlatır sürekli, o karanlığa gömülmedikçe veya bulutlar onu gizlemedikçe aklına bir güneş olduğu bile gelmez. Allah'ın rahmeti de farklı değildir. Kalbinde iyilik güzellik varsa bu O'ndan kaynaklanır. Allah varken yeryüzünü ne sana bırakır nede bana. Sen bir iş yerinin patronu olsan kime güvenirsin kime bırakırsın. Çok güvendiğin işçilerine belli bir işi belli bir zaman aralığında teslim edersin ancak. Bak işte böyle insanları tanıdım ben. Yağmuru bilim mi yağdırıyor hayır sadece bilim bunun izahını yapıyor. İste sana güneşli havada yağmur yağsın. Kerameti keramet yapan şeyin istemekten ol demekten bir farkı yoktur. Ancak sen Tanrı ile arana ne kadar mesafe koyarsan o ölçüde bu yetenekten uzak kalırsın. Keramet göstermek övünülecek bir şey değildir ve Allah'ın tasvip etmediği bir şeydir böyle olmasaydı inan bilimin arkasında ki sırrı her gün görürdün. Zaten bunu inanmayan kimselere göstermiyorlar inanan birisi eğer görmesi gerekiyorsa gösteriyorlar.

    Bir yere gidiyorsun araban ile. Başına bir kaza gelecek. Evet gelecek çünkü bir günah işledin. Başkasının hakkına tecavüz ettin. Cezan kesilir o anda, bu cezanın vakti ise Allah katında gizlidir. Gözün açık ise kesilen bu cezayı görebilirsin tanık olabilirsin. Ben bir kaç kere bunu gördüm. Daha sonrada cezasını çekeni gördüm. Neyse, araba ile gidiyorsun. İki yol ayrımı var diyelim. Birisi sağ yöne birisi sol yola ayrılıyor. Aklına yemek geliyor veya başka bir şey sağ yoldan da gidebilirsin ancak sol yola sapıyorsun aniden hızla gelen bir araç sana çarpıyor yada ağaç devriliyor. Ağacın yada bir köprünün arabanın üstüne düşmesi bilimsel olabilir, ama senin o yola girmen, aklına o yola girmen için gereken şey Allah katından gelir. Kaza gelirken geliyorum demez nasıl olduğuna anlam veremezsin keşke o yola girmeseydim derdin. İşlenen günahların bedeli bu dünyada ödetilmiyor mu sanıyorsunuz hemde fazladan cebinize giren her kuruşun hesabı yapılıyor.

    Bilim gelişebilir hastalıklara tedavi bulursun. Allah'ta sana yeni bir hastalık gönderir. Birini engellesen diğerine yakalanırsın. Küçücük gözle görülemeyecek kadar küçük bir hücre seni kanser yapar. Yani bu hücreye bile Allah müdahale edemiyor diyorsanız pes derim. Beyninde düşünmeni sağlayan şey nedir? Hafızanı yoklayan, hafızanı tarayıp dilediği bilgiyi oradan çıkartıp sonra kaslara emir gönderen şey nedir? Eğer bir robot olsaydık karnımız acıkır ve kaçarı yok bedenimize güç sağlamak için yemek yerdik ertelemezdik. Ama aç olduğum zaman yemek yemeyebilirim, midemden gelen seslere aldırış etmem onun yerine sigara içerim. Özgür bir irade vardır bu noktayı iyi düşünüp anlamak gerekiyor. Özgür olmasaydık biz yalancı olurduk çünkü programlı birer robot gibi çalışırdık ve sınav olmazdı seçimler olmazdı ateşte yanmamızda saçma olurdu. Ama bilimselliğe bakarsak özgür olamayacağımızı söyler bize. Sadece çok gelişmiş programlı robotlar olduğumuzu söyler. Ne olduğumuza siz karar verin ben gerçek olanı buldum. Anlatıyorum da zaten ama sizin bulmanız keşfetmeniz daha faydalı olur kendiniz için. Her ne kadar özgür iradeye sahip olsak bile nefsimizi dinlemekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Yani potansiyelimizin çok azına hakimiz. Oruç tutarsın bedenine olan hassasiyetin kayıp olur. Namaz kılarsın bencilliğini yok edersin. Boyun eğiyorsun hayıflanıyorsun ama boyun eğen kim nefsin, nefsin boyun eğince de ruhun yüceliyor. Dinin farzları bundan dolayı çok önemlidir. Bu gerçekleri bilmenin faydası var lakin bunları anlamak hiç kolay değil. Anlat hadi kim anlayacak. Bir bardağa hacminden daha fazla suyu nasıl dolduracaksın. Namaz kıl oruç tut farzları yerine getir dahası ile insanların aklını neden karıştırıyorsun. Allah sana cevap vermekten aciz değil ama cevabı bulacak olan da sensin, biranda bütün merak ettiklerini ve daha fazlasını sana aktarsa yanar kül olursun. Çok az düşünüyorsun görmüyor musun yediğin yemekleri kaşıkla yiyorsun bu ilmi sana veren kim. Kaşığı sen bilimle yapsan bile onu aklına düşüren kim. Düşünebilme yetisini sana bahşeden kim. Doğa anamı! Bir bardak suyu bile yudum yudum içiyorsun kaldı ki sen daha elindeki bir bardak suyu içmeden denizleri içmeye çalışıyorsun. Boğulacaksın haberin yok. Bir bardak su ile boğulacaksın hemde. Bana bir şey olmaz deme, çekirge bir sıçrar iki sıçrar bir şey olmadığını sanır bu da rahmetin olduğunun kanıtıdır. Ama biranda neye uğradığını şaşırırsın ansızın arkanda belirir aman dilersin fakat çok geç olur bilesin.
  • 08-04-2015, 16:44:21
    #89
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @karacoder;

    Anlamadığım şu dostum. Kaç yaşındasın bilmiyorum diyelim ki 25. Ortalama bir ömrün yarısı kadar neredeyse. Bana geçen süreyi gösterebilir misin. Yok olup gitti değil mi. Sanki hiç var olmamış gibi. O kadar hızlı oldu ki farkına bile varmadın, hafızanda yer alan bilgiler olmasaydı geçmişinden bile haberin olmayacaktı, geçmişin ne olduğunu bilmeyecektin.

    Ömrünün geri kalanı da öyle bir hızla geçecek ki yine sanki yaşamamışsın gibi. Yine ne kalacak hafızan. Yani diyorum ki vaktini neden boşa harcıyorsun git eğlen gez dolaş harap etme kendini buralarda. Amacın gayen nedir onu anlamadım. Yoksa cehennem çok mu tatlı oraya hazırlık mı yapıyorsun şirk koşarak. Bak bunu da kişisel algılama senin yazdıklarından ancak bunları çıkarttım. İlk sordukların neyse de son yazdıkların hiç makul değil, ne zaman peygamber geleceğini sana mı soracak Allah. Şöyle neden düşünmüyorsun peki; dinler uydurma demeye getiriyorsunuz peki neden sonradan başka bir din inmedi! (Uydurmada olsa). Kur'an da yazıldığı gibi son dinin zaten gelmiş olduğu için olmasın. Yoksa kota doldu mu, artık gerek duyulmuyor mu sanayi geliştiği için. Sen bırak doğmadan ölen çocukları da, (ruhu üfürülmemişse ölen bedendir) kendi derdine yan. Böyle kuzuyu şişe saplarsın sonra ateşte harıl harız çevirirsin cız cız diye ses gelir. Sonra da afiyetle yersin. Yani yanmak kötü bir şey değil senide bu yüzden kınamıyorum çünkü bu bir seçim, tecrübe kazanmak istiyorsun. Çiğ et yenmez mikroplu olur pis olur, bu yüzden ateşe sokarsın. Ama tavsiyem temizleneceksen bile fazla durma orada sonra uyarmadı deme çok sıcak. Hatta birkaç saniye dur sonra tövbe et çık. Sen en iyisi bize yazma dostum muhatap olma bizimle inan günahının artması beni sevindirmez belkide seni bu şekilde konuşmaya teşvik ederek bizde günaha giriyoruz.
    Tekrardan merhaba dostum. Evet insan ömrü çabuk tükeniyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor insan. Büyük Mega Şehirler yerine belki sakin, az nüfuslu bir köyde sakin bir yaşam sürsek, yaşamın tadını daha güzel alabilirdik. Sabah aynı rutinle işe gidip gelmek, para kazanma sevdası, mülkiyet derdi uğruna yaşamlarımızı dört duvar içerisinde geçiriyoruz. Dediğinde haklısın. Zaman çok çabuk geçiyor.

    Belirli bir amacım olmadığını onuncu kez söylüyorum.
    delikanlı53 ve senin, protos78 ile benim yazdıklarımıza bir yanıt veremediğinizi, konuyu saptırdığınızı, başka şeyler anlattığınızı, Kuranı Kerim'i okumadığınızı/anlamadığınızı söylüyoruz.

    Ben burada günah işlemiyorum. Lütfen benim için üzülme sevgili kardeşim. Zira kötü birşey konuşmuyoruz. Kötü birşey yaptığıma inanmıyorum. Sadece konuşuyoruz ve muhabbet ediyoruz. Tekrar söylüyorum benim için üzülme.
    Üzüleceksen kendin için, ailen için, sevdiklerin için üzül. Zira onlar için yaşıyoruz.

    Beni cehennemle neden tehdit ettiğini anlayamadım. Eğer cehenneme gidecek şeyler yazdıysam, bunu haketmişimdir demektir. Fakat ben hala bunun içine ne yaptığımı anlamadım? Buna karar verecek olan Allah'tır Kuran-ı Kerim'e göre. Sen değilsin. Eğer Tanrı'dan bir icazet aldıysan, veya ermiş/evliya olduğunu iddaa ediyorsan, söyle ona göre biraz daha saygılı konuşacağım.

    Bugüne kadar hiç insan öldürmedim. Kimsenin parasını gasp etmedim. Trafikte yayalara yol bile veriyorum. Önceliğim güzel hatunlar olsa da.
    İnsanlara kötülük yapmamaya çalıştım. Elbette yapmışımdır, iyilik meleği değilim. Kıskançlık, Hırs, Ego her insanın içerisinde vardır. Ama iyi bir insan olmaya çalıştım hayatım boyunca.

    Araştırdığım ve insanlarla tartıştığım için cehennemde yanacağımı zannetmiyorum.

    Bence eğer cehennemde yanacak insanlar varsa, bunlar insanları kandıran, onları aşağılayan, sınıflandıran, dışlayan, sevgi yerine kin besleyen insanlar olacaktır.

    delikanli53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İnşallah tatminkar cevaplar veririm (bildiğim kadarıyla cevaplayayım)

    - Nefs ve irade. diyeceğim bu sorunun cevabına. Şeytan (iblis) nefsine yenik düşüyor. Bildikleri yüzünden büyüklük yapıp sonradan yaratılanın büyüklüğünü kabul etmiyor ve kibrine yenik düşüyor. Şimdi kıyamet gününe kadar mühlet verilenlerdensin demiyor ki, "Belirli bir süreye kadar mühlet verilenlerdensin" diyor. Şimdi tövbe kapısı kıyamet gününe kadar açık (Güneş batıdan doğunca bitiyor tövbe işi) Şeytan da bunu biliyor ama hergün tövbe edeceğim umuduyla başlıyor.
    Şeytan Allah bir yarışa girmiyor ki, Şeytan Allah'ın büyüklüğünü ve tek olduğunu zaten kabul ediyor ama bazıları kabul edemiyor. Şeytan insanların iradesi olduğunu biliyor ve ben onlardan daha büyüğüm bana da izin ver diyor ve kibirine yenik düşüyor burada yarış olarak nasıl anlarsın ona bakarsan insanlar yaratıldığında kimin cennete gidip kimin cehenneme gideceğini Allah bilmiyor muydu da bizi sınava tabi tuttu, biliyordu ama kimse itiraz edemeyecek artık şeytanın da böyle yapacağını biliyordu (isteme sıfatı değil o ayrı, bilme sıfatı) ama yine yarattı. Yoksa Allah bilmese senden benden ne farkı olacak.

    - Oradaki put değil ki. Kabeye yönelerek Allah'ın emrini yerine getirmiş oluyoruz. Kabe konusu uzun bir konu Hz.Adem'den başlar Hz.Şit Hz.Nuh Hz.İbrahim ve Hz.İsmaile kadar ve son olarak Hz.Muhammed (s.a.v.)'e kadar uzanır. Konuyla ilgili daha detaylı bir kaynak göndereyim size. Ayrıca Hz.Muhammed (s.a.v.) aracılığı ile yapılması gerekenler emredildi (ayrıca Hacer-ül Esved taşını da Peygamber efendimiz gençliğinde kendisi yerleştirmiştir (bunu da merak edenlere anlatırım)
    Allah emretti biz de yapıyoruz. Benzetmek gibi olmasın ama Yahudilere gönderilen 10 emirde "Cumartesi balık tutmayın" der, buna mantık arayabilir misin Allah emretti.

    - Ne büyük sorumluluk değil mi, tebliğ geliyor ve yapmıyorsun diğer tarafa tebliğ gitmiyor ve sorumlu olmuyorsun.. Ayrıca Hz.Süleyman (hükümdar peygamber) Dünyanın birçok yerine tebliğ ulaştırdı. Hz.Muhammed (s.a.v.) kritik noktalara mektup gönderdi, ashabı dünyanın 4 bir köşesine tebliğ ulaştırsın diye gönderdi. Şimdi buna inanıp inanmamak da sana kalıyor. Ama tebliğ yoksa (gelmediyse ve sen araştırmadıysan) sorumluluk yok. Ama günümüzde böyle birşey mümkün değil. Kısa bir hatırlatma 1000 küsür Paygamber geldiği rivayet edilir hepsi Kuran'da yok.

    - Sonucu bilinen sınavı seni yaratan biliyor. Kalu Bela'da ruhların hepsi toplandığında ve o zaman herkes ayrılıp Cennet ve Cehenneme gönderilseydi Cehenneme giden itiraz etmeyecek miydi. Sonucunu Allah bilmezse yarattıklarından ne farkı kalacak. İşte o yüzden irade vermiş seni serbest bırakmış istediğin yolu seç ama sonunda bu bu olur demiş ve Peygamberler göndermiş.

    - Allah yarattığı birşeye niye böylesin mi diyecek. O konu biraz farklı benim bahsettiğim iki farklı uzvu olan insanlar var. Sonradan böyle birşeye meyletmek elbette yanlış ve haram bu konu bu işin ilmini bilenlerle tartışılmalı bu konuda detaylı cevap veremeyeceğim.

    - Onu bilemem ama eğer herhangi bilinçli birşey yoksa onun sınavını Allah bilir. Fakat kürtaj vb. yollarla onu öldürenlerin vay haline. Öteki tarafta sorarlar o çocuğa senin günahın neydi diye.

    - Şu anda kullandığın teknolojiyi teknoloji sanıyorsan geçmişe bak. Hepsi de helak olmadı mı, yok olmadı mı. Hz.Sülayman'ın cinlere yaptırdığı serçe sarayı, tahtını göz açıp kapatana kadar alan askeri. Zaten dünya zamanı bir piramittir, yükselme çökme ve tekrar yükselme. Şu anda yükselmede miyiz bilemeyiz. Dünyada kötülük bitecek mi, son peygamber gelmiş tebliğ bitmiş.
    Hz.Musa'ya ne dedi yahudiler "Bıldırcın yemekten bıktın söyle Allah'ına başka birşey göndersin"

    Neyin ne zaman gönderileceğini sen ben karar veremeyiz.
    Teşekkürler yanıtlarınız için.


    - Söylediğiniz gibi herşey tekrardan en başa döndü. Şeytan'ı Allah yok edebilirdi. Ama insanları sınav yapmak amacıyla etmediğini dile getirdiniz bir şekilde. Bu büyük bir konu.
    Sınavın sonucunu Allah zaten biliyorsa, neden sınav oluyoruz?.
    İnsan aklının algısıyla, sınav belirli yetenekleri test etmek amacıyla yapılan bir uygulamadır.
    Fakat Tanrı'nın insanları test etmesine ihtiyacı yok.
    Düşünsene bi. Burada Belediye Başkanı veya iş yerimizde bulunan Patron'dan bahsetmiyoruz. Tanrı diyoruz ya... Herşeyi yapabilir. İstese şuan bulutları siyah bile yapabilir. Belki pembe. Onun kararına kalmış.
    O zaman yaşamın bir anlamı ve hikmeti yok size göre, yaşam sadece bir sınavsa. Ufak bir planın veya oyunun parçasıyız.

    - Cumartesi balık tutmanın yasaklanması kesinlikle mantıksız.

    - 1000 peygamber gönderildiği konusu Kuran'da geçmiyor. Hadisler de var.

    Ayrıca İnsanlık Tarihimizde bu hadisi kanıtlayacak birşey yok. Ortadoğu dışında semavi dinlere benzer bir Tanrı/Peygamber sistemi yok. Semavi dinlerin kitaplarında işlenen konuların temel kaynağı zaten; MÖ.4000 ile 2000 yılları arasında yaşamış Sümerler toplumundan gelmektedir. Tufan ve Yaratılış konuları Ortadoğu'ya Sümerler'den yayılmıştır. Kuzey Amerika'da veya Çin'de böyle inanışlar yoktur. Bu inanışlar tamamen yereldir. Bu benim düşüncem veya fikrim değil, öteki yorumlar gibi. Gerçek İnsanlık Din Tarihidir...

    Ayrıca Peygamber döneminde Avustralya Kıtasına, Kuzey Avrupa, Doğu Avrupa, bugün Rusya'yı kaplayan Asya topraklarına, Amerika Kıtası'na ve Doğu Asya'ya elçi gönderilmemiştir. Örneğin Kuzey Amerika'da yaşayan bir insanın İslam, Hristyanlık ile tanışması coğrafi keşifler sonrası olmuştur. 15. ve 16.yy sonraları..... O güne kadar bu insanlar 3 Semavi dinden veya bizim bilmediğimiz belki o 1000 peygamberi içeren bir dinden ve tanrıdan haberleri yoktu.

    - Sonucu biliniyorsa, neden sınav oluyoruz. Cehenneme gidecek insanın suçu nedir?
    Atıyorum Recep diye bir vatandaş var. Hayatı boyunca kötülük yaptı, hırsızlık yaptı, suç işledi. Cehennemlik bir insan ve cehenneme gidecek.
    Bu insanın kaderini belirleyen Allah. Recep'e verilen iradeyi de belirleyen Allah değil mi? Yani bir insan yazılan iradesini Allah'ın yazdığını bozarak değiştirebilir mi? Çok derin değil mi?
  • 08-04-2015, 16:55:00
    #90
    Üyeliği durduruldu
    CLass16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    hocam niye ayrı ayrı cevaplama ihtiyacı duyuyorsunuz ? yazdıklarıma tek tek cevap vererek kendinize avantaj sağlıyorsunuz.
    şeytan konusuna gayet net bir şekilde açıklama getirdiğimi düşünüyorum anlamamakta ısrar edip etmemek size kalmış bir durum.
    peki ya gerçekten onların dedikleri gibiyse siz bunu bu şekilde yorumluyorsanız ? hiç bu açıdan düşündünüz mü ? biraz mantıklı yorumlayın hocam.
    Hocam,

    Onlarin dedikleri gibi bisey yok. Kuran sabittir. Sen okudugunda baska, ben okudugumda baska bi anlami cikmaz. Ben size diyorumki dincilerin bazilari Kuranda bir hata oldugunu farkettiklerinde bunu meal ile kapatmaya calisiyor,. Yukarida linki verdim, bazilari Kuranin diger kisminda iblisin farkli anlatildiginin farkinda, bu yuzden anlam degistirecek sekilde meal yapiyor. Bazilari farkinda degil, olani yaziyor.

    Bak baska bir ornek daha verdim. Konusanin Muhammed oldugu bariz belli, ama adamlar basina Kuranda olmayan "De ki" yada sonunda Kuranda olmayan "deyin" gibi ifadeler ekleyip, durumu kotarmaya calsiiyor.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 08:55:00 -->-> Daha önceki mesaj 08:44:37 --

    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Arkadaşım tamamda bu birkaç sorunun net cevabını bulunca ne olacak.
    Benim amacim dogru inanci bulmak. Bana gore bir yaratici var. Onun izlerini ariyorum. Bunu yaparkende aklimi kullaniyorum. Herhangi bir kitapta birkac yanlis bulursam, zaten benim icin o dinin Tanrisi kafadan bosa cikiyor. Mesela Zeus yok, nerden biliyoruz, Olimposun tepesine cikiyorsun, eleman orda yok. Ayni mantigi diger dinlerede uyguluyorum.

    Benim garibime giden insanlarin kendi dinlerini hic sorgulamamasi, dusunmeden dogru kabul etmesi. Mesela Islamin evrensel bir din olmadigi o kadar bellki, insanlarin bunu farkedememsi bana garip geliyor. Bazen internet sitelerinde goruyorum, mesela ISID vatandasin kafayi kesiyor, muslumanlar bu islamda yoktur diyor, bu lafla haberleri yok dinden ciktiklarindan. Aacyip garip bi durum. Mesela Kurana gore zina ve icki yasak, ama cennette Allah odul diye muslumanlara sinirsiz s.ks ve icki vaat ediyor. Yani bu bana acayip absurd geliyor, size gelmiyor mu?