Hocam,
Ben sana diyorumki, ortada bir Tanri varsa, bu Tanri insanlarin davranislarini duzenlemeye karar vermisse, bunu direkt yapar. Yada farkettirmeden yapar. Ama tanrinin yaptigi her hareket, her soz kendi icinde tutarli olmalidir. Degilse onu soyleyen Tanri degil, insandir. Herhangi bir kitabin gercek tanridan mi geldigini, insan yapimi olup olmadigini bir kisi dusunerek bulabilir. Icinde celiski varsa, insan yapimidir, celiski yoksa, Tanri yapimidir. Bu kadar basit.
Bunlarin yaninda insanlarin sorgulamasi gerekiyor. Tanrinin bu sorgulama isini tesvik etmesi gerekiyor. Mesela yukarida bir ornek vermissin, insanlar hz Muhammede soru sormus, sinirlenmis, cevap vermemis. Boyle biseyin olmamasi lazim. Bak sende ayni seyi soyluiyorsun, "bir peygamber neden soru sorulmasina musade etmesin" demissin. Bende ayni fikirdeyim. Verdigin ornege bakarsan, peygamber susmus, cevap vermemis. Senin ondan beklentini karsilamamis. Mesela sorgulayan bir birey olsa idin, senin Hz Muhammed niye sorulara cevap vermiyor, yada Allah niye olaya mudahale etmedi demen lazim.
Mesela benim hristiyan arkadaslarim var, diger dini kitaplardaki hatalari cok net goruyorlar, kendi kitaplarindaki hatalarin hicbirini gormuyorlar, gosteriyorsun ayni senin gibi davraniyorlar. Yahu bu sorgulayan, kafasi fildir fildir calisan adamin kafasi bir anda sira kendi inancina geldiginde zink diye duruyor? Ben sahsen niye insanlar kendi inanclarini sorgulamiyor diye merak ediyorum.
Ayni seyi muslumanlarda yapiyor. Mesela tevrattaki, incildeki celiskileri zink diye anliyorlar. Ama ayni sorgulama olayini kendi kitaplarina hic uygulamiyorlar. Ben mesela ayni metodolojiyi uyguluorum, cok celiski buluyorum Kuranda. Diyanete soruyorum, cevap alamiyorum, bak burdada sordum, cevap verebilen yok.
En basitinden kutsal bir kitapta Tanrinin insanlara sorgulamayin, soru sormayin dememesi lazim. Ama Kuranda diyor. Hz Muhammedin hayatina bakiyorsun, senin verdigin ornek ustunden gidiyorum, sorulari cevaplamamis. Bi kitap Tanri tarafindan gonderiliyorsa onun icinde celiski olmaz, varsa tanri degil, insan yazmistir o kitabi. Kurann bazi yerlerinde ne kadar az dusunuyorsunuz falan der, baska bi yerde bu tur sorulari sorarsaniz, kafirlerden olursunuz. Bu bile kendi icinde celiski, bi yerde dusun, bi yerde bu sorulari sorma diyor.
Kolelik insan onuruna aykiri biseydir. Nasil bir kutsal kitapta insanlari ganimet olarak, kole olarak alin yazar, benim aklim almiyor. Bana hic mantikli gelmiyor.
Muslumanlarin cogu hayatlari boyunca hic dusunmuyor. Dusunmediklerini verdigi cevaplardan anliyoruz. Senin icin demiyorum, yanlis anlama, ama muslumanlar sorulan soruyu dahi anlamiyor. konuyla alakasiz biseyler yaziyor, cevap verdigini saniyor.
Konuyu dagitmayayim. Kurani eger Allah gonderdiyse, icinde celiski olmamasi lazim. Bi yerde bu A dir, baska bi yerde ayni sey icin Bdir dememesi lazim. Derse, insan yapimi oldugu ortaya cikar. Bak su ikisi Kuranda gecer, bunlarin ikisi nasil ayni anda dogru oluyor, cevap verin, bekliyorum. Sadece sen degil, diger muslumanlarda cevap verebilir.
Bakara-34. Hani meleklere, Âdem için saygı ile eğilin demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.
Kehf-50. Hani biz meleklere, Âdem için saygı ile eğilin demiştik de İblisten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblisi ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Hâlbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!
Arkadaşım tamamda bu birkaç sorunun net cevabını bulunca ne olacak. Devamlı bir şeyler soracaksın bunun sonu yok. İblisi cinleri neden karıştırıyorsun sürekli önce kendine bakacaksın. Allah'a baş kaldırıyor musun önce bunu düşün. Peygamberler sana bilmediğim hiç bir bilgin olmayan bir yerden haber getirmedi. Zaten senin hatırlamanı sağladılar. Öyle olmasaydı emin ol değil milyarlarca insan çoğumuz inançsız olurduk. Bazılarının anlayamadığı ısrarla anlamak istemediği nokta bu. Kur'an da da yer yer geçiyor. İnsan inandığı için değil zaten bildiği için iman eder. İnanmayan kişi değil imanı zayıf olan bir kişi sorgular. Yada bardağı küçüktür araştırmaz sorgulamaz onları da kınayamam cahil kalmakta bir seçimdir, bende başkalarına göre cahilimdir. Sen Allah'tan ayrı gayri değilsin ki onu arayasın aradığın şey kendinsin. İnkar eden birisinin inkar ettiği şeyde kendisidir aksi halde yok olup gideceklerini ileri sürmezlerdi.
Ben bilgili bir insan değilim ancak bazı şeylerin farkına varabiliyorum ve tecrübelerim oluyor bundan ötürü. Dini meseleleri tartışmak yerine ayetleri açıklamak yerine farklı bir bakış açısı ile bakıyorum ve bunu izah ediyorum. Benden kat kat bilgi sahibi insanları tanıyorum sormak istediğimde onlara danışıyorum. Öyle kimseler ki git otur soracağın soruyu içinde gizle öyle bir gizle ki ne aklına gelsin ne diline yinede sana cevap verirler. Şimdi böyle hocalar sayesinde zaten Allah'a şükür imanımız tam. Ama böyle bilgili insanları tanıyamadığı çelişkiye düştüğü için insanlara da üzülüyorum. Kendilerinin bilmediği bir soru sorsan bile Allah'ın izni ile cevap verirler yardımlarına Allah yetişir. İlginç bir örneği var ama burada anlatamam, bizzat gördüğüm bir olay. Şimdi dostum ayet ayet hafızamda yoktur bilgim de yoktur, ayetin meali nasıldır kim yapmıştır bunları bilmek gerekiyor. Sen beni gerçekten çelişkiye düşürsen bile yada daha doğrusu ben yanılarak çelişkiye düşsem bile dinin tamamını şüpheye düşerek sorgulayamam, o halde bu benim inancıma değil bahsettiğim hocalara olan inancımı da sorgulamam gerekecek. Bu mümkün değil benden kat kat bilgili ve cevap veremedikleri soru yok denecek kadar az. Araştırmamız gerek doğru söylüyorsun ama bende bunun gibi nedenlerden dolayı insanları yadırgamıyorum çünkü inandıkları din doğru bir yol zaten isteyen aklına soru takılan kimseler açar okur, aksi halde insanları sorgulayarak bilgilerini ölçerek bir yere varamam. İyilik yapmak isterken onları kötü bir yola sokabilirim ve bunun vebali çok ağırdır altında ezilirim. Güneş sana ne kadar uzaklıkta, başını kaldırıp bakma ihtiyacı bile duymazsın ama seni ışığı ile aydınlatır sürekli, o karanlığa gömülmedikçe veya bulutlar onu gizlemedikçe aklına bir güneş olduğu bile gelmez. Allah'ın rahmeti de farklı değildir. Kalbinde iyilik güzellik varsa bu O'ndan kaynaklanır. Allah varken yeryüzünü ne sana bırakır nede bana. Sen bir iş yerinin patronu olsan kime güvenirsin kime bırakırsın. Çok güvendiğin işçilerine belli bir işi belli bir zaman aralığında teslim edersin ancak. Bak işte böyle insanları tanıdım ben. Yağmuru bilim mi yağdırıyor hayır sadece bilim bunun izahını yapıyor. İste sana güneşli havada yağmur yağsın. Kerameti keramet yapan şeyin istemekten ol demekten bir farkı yoktur. Ancak sen Tanrı ile arana ne kadar mesafe koyarsan o ölçüde bu yetenekten uzak kalırsın. Keramet göstermek övünülecek bir şey değildir ve Allah'ın tasvip etmediği bir şeydir böyle olmasaydı inan bilimin arkasında ki sırrı her gün görürdün. Zaten bunu inanmayan kimselere göstermiyorlar inanan birisi eğer görmesi gerekiyorsa gösteriyorlar.
Bir yere gidiyorsun araban ile. Başına bir kaza gelecek. Evet gelecek çünkü bir günah işledin. Başkasının hakkına tecavüz ettin. Cezan kesilir o anda, bu cezanın vakti ise Allah katında gizlidir. Gözün açık ise kesilen bu cezayı görebilirsin tanık olabilirsin. Ben bir kaç kere bunu gördüm. Daha sonrada cezasını çekeni gördüm. Neyse, araba ile gidiyorsun. İki yol ayrımı var diyelim. Birisi sağ yöne birisi sol yola ayrılıyor. Aklına yemek geliyor veya başka bir şey sağ yoldan da gidebilirsin ancak sol yola sapıyorsun aniden hızla gelen bir araç sana çarpıyor yada ağaç devriliyor. Ağacın yada bir köprünün arabanın üstüne düşmesi bilimsel olabilir, ama senin o yola girmen, aklına o yola girmen için gereken şey Allah katından gelir. Kaza gelirken geliyorum demez nasıl olduğuna anlam veremezsin keşke o yola girmeseydim derdin. İşlenen günahların bedeli bu dünyada ödetilmiyor mu sanıyorsunuz hemde fazladan cebinize giren her kuruşun hesabı yapılıyor.
Bilim gelişebilir hastalıklara tedavi bulursun. Allah'ta sana yeni bir hastalık gönderir. Birini engellesen diğerine yakalanırsın. Küçücük gözle görülemeyecek kadar küçük bir hücre seni kanser yapar. Yani bu hücreye bile Allah müdahale edemiyor diyorsanız pes derim. Beyninde düşünmeni sağlayan şey nedir? Hafızanı yoklayan, hafızanı tarayıp dilediği bilgiyi oradan çıkartıp sonra kaslara emir gönderen şey nedir? Eğer bir robot olsaydık karnımız acıkır ve kaçarı yok bedenimize güç sağlamak için yemek yerdik ertelemezdik. Ama aç olduğum zaman yemek yemeyebilirim, midemden gelen seslere aldırış etmem onun yerine sigara içerim. Özgür bir irade vardır bu noktayı iyi düşünüp anlamak gerekiyor. Özgür olmasaydık biz yalancı olurduk çünkü programlı birer robot gibi çalışırdık ve sınav olmazdı seçimler olmazdı ateşte yanmamızda saçma olurdu. Ama bilimselliğe bakarsak özgür olamayacağımızı söyler bize. Sadece çok gelişmiş programlı robotlar olduğumuzu söyler. Ne olduğumuza siz karar verin ben gerçek olanı buldum. Anlatıyorum da zaten ama sizin bulmanız keşfetmeniz daha faydalı olur kendiniz için. Her ne kadar özgür iradeye sahip olsak bile nefsimizi dinlemekten kendimizi alıkoyamıyoruz. Yani potansiyelimizin çok azına hakimiz. Oruç tutarsın bedenine olan hassasiyetin kayıp olur. Namaz kılarsın bencilliğini yok edersin. Boyun eğiyorsun hayıflanıyorsun ama boyun eğen kim nefsin, nefsin boyun eğince de ruhun yüceliyor. Dinin farzları bundan dolayı çok önemlidir. Bu gerçekleri bilmenin faydası var lakin bunları anlamak hiç kolay değil. Anlat hadi kim anlayacak. Bir bardağa hacminden daha fazla suyu nasıl dolduracaksın. Namaz kıl oruç tut farzları yerine getir dahası ile insanların aklını neden karıştırıyorsun. Allah sana cevap vermekten aciz değil ama cevabı bulacak olan da sensin, biranda bütün merak ettiklerini ve daha fazlasını sana aktarsa yanar kül olursun. Çok az düşünüyorsun görmüyor musun yediğin yemekleri kaşıkla yiyorsun bu ilmi sana veren kim. Kaşığı sen bilimle yapsan bile onu aklına düşüren kim. Düşünebilme yetisini sana bahşeden kim. Doğa anamı! Bir bardak suyu bile yudum yudum içiyorsun kaldı ki sen daha elindeki bir bardak suyu içmeden denizleri içmeye çalışıyorsun. Boğulacaksın haberin yok. Bir bardak su ile boğulacaksın hemde. Bana bir şey olmaz deme, çekirge bir sıçrar iki sıçrar bir şey olmadığını sanır bu da rahmetin olduğunun kanıtıdır. Ama biranda neye uğradığını şaşırırsın ansızın arkanda belirir aman dilersin fakat çok geç olur bilesin.