Bu bir iftira değil, gerçek tespittir. Tarihin not aldığı olaylardır. Osmanlı benim de ecdadım. Bolivya'lı veya İtalyan vatandaşı değilim. Türk'üm. Dönemin şartlarında tecavüz ve yağma oluyordu. Günümüzde de savaşlarda tecavüz oluyor. Dönemin şartlarına göre değerlendirmek gerek herşeyi.
Ecdad'a attığım iftira ile ilgili kaynaklar:
http://www.alfasorgulama.com/2013/11...nlk-fethi.html
--R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 11:29:33 -->-> Daha önceki mesaj 11:06:31 --
Burada sorularınızı cevaplamışlar:
http://www.kutsalkitap.org/index.php...u-soeylenir-mi
Sevgili kardeşim bu konularda ilim ve bilgi sahibi olabilmek için, tarikatların içerisinde yetişmiş, borozan gibi sakalla, cübbe ile dolaşmak mı gerekiyor? Dini bu cübbeli, sarıklı adamlardan mı öğreneceğiz. Onun dışındakiler araştırma yapamaz mı?
Benim kafa yapımı çözmen zaten gereksiz. Burada bazı konular hakkında tartışıyor ve fikirler bırakıyoruz. Ne yapacaksın ya benim kafamı? Herkesin derdi kendine kardeşim.
Eğer birisi benim öldükten sonra yanacağımı söylüyorsa, onun emirlerini okumam, anlamam sorgulamam gerekir. İnanırım veya inanmam. Ama araştırırım, öğrenmek isterim. Şansımı gece gündüz para yardımı toplayan cübbeli, sakallı heriflere bırakmam.
Araştırma yapabilirsin elbette ne kadar araştırdığını da bilmiyorum ama işin ehli varken bizim araştırmalarımız ne kadar doğru bir netice verebilir. Sadece bazı hususlarda derinlemesine araştırma da yapılabilir. Ama neden araştırdığında önemli sen sanki çelişkileri bulmak için araştırıyorsun gibi geldi yanılıyor da olabilirim bu yüzden çözemediğimi söyledim. Yazdıkların genelde yapıcı olmaktan uzak genelde muhalefet tarzında, bilgili araştırmacı bir insan illa bu şekilde davranacak diye bir kaide mi var. Bir kez olsun dini bir konu açtın mı, güzel bir şeye değindin mi? Ama dini bir konu yada dine değinen yorumları görünce hemen zıplıyorsunuz. Amacın nedir bizleri aydınlatmak mı yoksa içinde ki ateşi körüklemek mi? 3-5 insanı aydınlatsan ne olacak milyonlarca insan var bu ülkede. Yoksa su damlası gibi birike birike göl mü olmaya çalışıyorsunuz? Nereye kadar sorgulama yapacaksın eline ne geçecek? Ölünce yanıp yanmayacağın beni bağlamaz ben kendimi kurtardım da başkaları ile mi uğraşacağım. Kesin bilgiye ulaşmak için sorgulamak yetmez benim derdim bu, bilgiye ulaştığın vakit karşına başka bir çözülmesi gereken soru çıkacaktır kısır bir döngüdür bu.
Tüm soruların cevabını bulsan da sana faydası kısıtlıdır. Senin yaptığın şey şuna benzer; denizde nasıl yüzmen gerektiğini bir kitaptan okuyabilirsin ancak nasıl yüzeceğini okuyamazsın. Bunun haricinde okumakla ile yüzerek kazandığın tecrübe bir değildir. Ne alakası var bu nasıl bir örnektir diyebilirsin ama tamda yerinde bir örnek çünkü etrafımız ilim ile dolu iken her an rahmet yağmuru ile aydınlanırken yüzdüğümüzü söylemeyen birisine cahil diyebilirim. Denizi Allah bizler yüzelim keyif çatalım diye mi yarattı yoksa zaten içinde bulunduğumuz durumu idrak edebilmemiz için mi. Hadi bu gerçeği araştırarak bul! Yada bir hocaya sor de ki Allah denizi niçin yarattı.

Bak bizleri de saran bir hava var. Peki aklına gelmeseydi şuan farkındamıydın bunun. Çünkü senin için önemsiz yada artık sıradan bir şey sadece fizik derslerinde ele aldığın bir şey onun haricinde düşünme ihtiyacı hissetmezsin bundan ötürü önemini manasını kavraman da gecikir hatta belkide bulamazsın. Lakin her an nefes almaktayız bir dakika bile nefesimizi tuttuğumuzda işte o zaman anlarız bunun değerini ama bu bile mamasında yatan hakikatleri anlamamız için kafi gelmez.
Yanmaktan bahsetmişsin bu dünyada ne ekti isen karşılığını alacağız, sen kendin ne ektiğini bilmiyor musun? Sen kendinde olanı bilmiyorsun ama bunu araştırarak bulmak istiyorsun. Bu mümkün değildir. Zaten cebinde duran bir şeyi başka yerde aramaya benzer. Araman araştırman gerektiği doğrudur ancak nerede arayacağını bilmiyorsun. Milyonlarca soruyu cevaplarsın belkide hayatın boyunca ama yine de şu vicdanına bakıp hatalarını yediğin haram lokmaların sayısını bana söyleyemezsin. Anlamanı istediğim şey de budur, bunu daha açık nasıl izah edebilirim ki fazla şey yazınca da masal yazdığımı hikaye anlattığımı söylüyorsunuz. İşin ehli dediğim kamil insanların senden benden farkı budur, hocaları kastetmedim yada sakallıları. Bizler şu günah mı bu sevap mı diye tek tek araştırırken kamil insanlar bizzat yaşarken bunu kendi gözleri ile görerek bizim 1 yılda öğrenemeyeceğimiz şeylere, biranda bu bilgiye vâkıf olabilirler. Çok çaba sarf etmek bilgiye ulaşman için yeterli olmayabilir, ancak doğru bilgiye ulaştığın yanılgısına düşebilirsin. Doğru bilgi Tanrıdan gelir sorarsın ve aynı anda cevabını alırsın bu noktaya ulaşmak kolay değildir ancak şöyle bir şey var bu mertebeye geldiğin zaman gerisi çok kolaydır işinde emekli olan bir kişi gibi... 100 değil 1000 sene yaşayıp kafanı cevaplarla doldursan bile bu mertebeye gelemezsin.
Bunları aslında yazmam boşuna anlamak istemeyene ne yazsak boşuna. Çünkü senin gittiğin yol bellidir sen hedefe gitmiyorsun kendince çizdiğin bir yoldan gidiyorsun. Bir işçi emekli olduğu zaman rahat yaşayacağını düşünür ve dört elle işine sarılarak tabiri caizse köle gibi çalışır. Sanırsın ki sonsuza kadar ölmeyecek! Peki neden bu şekilde? Çünkü başkalarından duyduğu için değil emekli olan insanları gördüğü için bu değere bizzat şahit için. Başkalarından duysa lakin hiç emekli olmayan birisini görmeseydi eminim bu kadar çabalamazdı. Bu yüzden ne anlatsam boşa ahiretin ne olduğunu bilmiyorsunuz ve gayeniz ahiret değil bundan dolayı. Ahireti hadi araştır bakalım sor soruştur sana adres tarif edebilecek kimse çıkacak mı. Kur'an okudum anlamadım demişsin. İşte bu senin eksikliğin, çelişkileri değil kendinde olan eksiklikleri eğer bu kadar çok araştırsaydın çok yol katedersin. Mana gözün açıkken okuduğun her kelime her cümle içinde yüzlerce binlerce bilgi barındırır. Bir kitabın adı 2 kelime bile olsa içinde barındırdığı bilgi çok daha fazladır.
Bana hiç bilgi gelmiyor diyenler olacaktır. Ama siz bilgiye açıksanız illaki bu bilgi akışı her an süregelir. Okuduğunuz bilgiler hafızanıza yazılırken manen gelen bilgilerde kalbinize nakşeder. Aklınız gönlünüzü aydınlatırken aynı şekilde gönlünüzde aklınıza yol gösterici olur. Manen gelen bilgiler eğer temiz bir yüreğiniz varsa orada birikir ve çoğalır. Bu bilginin ne olduğunun farkında olmayabilirsiniz ve bundan dolayı gözardı eder hatta yok sayabilirsiniz. Lakin işin ehli kimseler bu bilgileri dışarıdan okunarak alınan bilgilerde olduğu gibi hafızaya yazarak görünür hale getirirler. Kur'an da bu şekilde yazıldı zaten, senin zaten araştırdığın kaynak budur farklı bir şey değil. Sen başkasının kaynağına bakarak araştırma yapıyorsun ama bizim için verilen bir kaynak. Lakin kendi kaynağına da bakabilirsin.
Sakallı birisine hayatın gayesini dünyaya geliş amacımızı sorarsak bize sınav diyecektir. Ancak bu tek bir kelime bir kitabın kapağında yazabilir. Kitap dolusu bilgi... Derinlemesine düşünürken tefekkür ederken saniyenin kısa bir diliminde bir bilgi yumağı kalbime işler, bu bilgiyi o anda yakalayıp farkına varıp hafızamda bulunan bilgiler ile eşleştirerek yorumlayabilirim. Eğer bu anı kaçırırsam daha sonra çıkartmam bulmam çok zordur. Bakın bunlar kitaplarda öğretilmez, bunlar çok önemli olduğu halde bahsedilmez ancak dinin gerekliliklerini yerine getiren ahlak sahibi insanların tecrübe kazanması uzun sürmez. İsterse Hristiyan isterse Yahudi olsun önemli olan Allah'a imandır. Kalbinizi ona açtığınız zaman kendinizde halihazırda olan bu iletişim kanalını bloke etmemiş olursunuz.
KAF-16
Ve andolsun ki insanı Biz yarattık. Ve nefsinin ona ne vesveseler vereceğini biliriz. Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız.
Bilgi insanın sahip olduğu en değerli şeydir. Para değil bilgidir değerli olan. Günah işleyen bir insan yanmaktan ziyade bu bilgilerden mahrum kalabilir. Ektiğini yakar küle çevirir. Sonrada der ki vicdanım rahat.

Yahu sen sende olanın kayboluşundan bihabersin daha neyi araştırırsın. Hele önce sende olanı bir araştır. Cebinden 3 kuruş eksilse bunun hesabını tutarsın ama ya ahirette geçecek olanın hesabını kim tutacak ben mi tutacağım senin yerine! Ahirette geçecek dediysek bu dünyada geçmez de demedik. Burada da çok iyi geçiyor ama görene bilene anlayana. Kötü insanlara da değer veren insanların sayısı çoktur ama akıl vicdan sahibi birisi çok iyi bilir ki böyle insanların gittiği yol yol değildir. Allah'ı bilmeyen bir insan istediği kadar iyilik kötülük kavramları üstünde düşünsün, istediği kadar iyilik yaptığını savunsun. İyilik seni Allah'a yakınlaştıran şeydir kötülük ise uzaklaştıran. Bu kavramları insanın bilmesi bile aslında Allah'ın tek bir yaratıcının olduğunun delilidir. Aksi halde inançsızların direttiği gibi yaratıcı olmasaydı senin mükemmel olarak görmediğin bu dünyanın çok çok ötesinde bir yaşayış şekli olurdu. Allah'ın öğrettiklerini inkar eden birisine her türlü hakarette bulunmak Allah'ın hakkıdır. Ben olsaydım hakaret etmez ağızlarını bantlardım. Ama bu şekilde belki utanırlar da kendilerine çeki düzen verirler diye bir sesleniş var. Nankör ve bencil kimseler bu seslenişteki rahmeti görmek yerine bir suçları yokken kendilerine hakaret edildiği yanılgısına düşerek bunu koz olarak kullanmayı seçiyorlar.
Kaldığımız yerden devam edelim;
Velîlerin sözlerinden, yumuşak olsun, sert olsun, vücudunu örtme çünkü o sözler, dininin zâhirîdir.
Sıcak da söylese, soğuk da söylese, hoş gör ki sıcaktan, soğuktan ( hayatın hâdiselerinden) ve cehennem azabından kurtulasın.
Onun sıcağı, hayatın ilkbaharıdır. Doğruluğun, yakînin ve kulluğun sermayesidir.
Çünkü can bahçeleri, onun sözleri ile diridir. Gönül denizi, bu cevherlerle doludur.
Eğer gönlün bahçesinden cüzi bir zevk ve hal eksilse aklı başında olan kişinin gönlünü, binlerce gam kapladı.
Sıddîka’nın –Allah ondan razı olsun- “ Bugünkü yağmurun sırrı neydi? “ diye sorması
Sıddîka’nın aşkı çoşup edebe riayetle Peygamber’e sordu:
“Ey şu varlığın hülâsası, vücudun zübdesi! Bu günkü yağmurun hikmeti neydi?
Bu yağmur, rahmet yağmurlarından mıydı, yoksa tehdit için mi yağıyordu, pek yüce, pek azametli Allah’ın adaletinden miydi?
Bu yağmur, bahara ait lûtuflardan mıydı, yoksa âfetlerle dolu güz yağmuru muydu?”
Peygamber dedi ki: “Bu yağmur musibetler yüzünden insanın gönlüne çöken gamı yatıştırmak için yağıyordu.”
Eğer Âdemoğlu, o keder ateşi içinde kalıp duraydı ziyadesiyle harabolur, eksikliğe düşer, ( hiçbir şey yapamaz bir hale gelir) di.
O anda bu dünya harap olurdu, insanların içlerinde hırs kalmazdı.
Ey can, bu âlemin direği gaflettir. Akıllılık, uyanıklık, bu dünya için âfettir.
Akıllılık o âlemdendir, galip gelirse bu âlem alçalır.
Akıllılık güneştir, hırs ise buzdur. Akıllılık sudur, bu âlem kirdir.
Dünyada hırs ve haset kükremesin diye o âlemden akıllılık, ancak sızar, sızıntı halinde gelir.
Gayb âleminden çok sızarsa bu dünyada ne hüner kalır, ne de ayıp.