• 30-06-2020, 13:28:58
  • 30-06-2020, 13:31:47
    appledeveloper adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    - Hak dinlerin ilk zamanı Hz. Âdem devridir. İlk insan olan Hz. Âdem aynı zamanda ilk peygamberdir.
    Sümerler milatta önce 4.000-2.000 arasında yaşamış kadim bir medeniyetin insanlarıdır.
    “Uyaran bir peygamber gelmiş olmayan hiçbir millet yoktur.” (Fatır, 35/24)
    mealindeki ayette ifade edildiği üzere, Hz. Âdem’den Hz. Muhammed (asm)’e kadar gelmiş geçmiş bütün insanlara mutlaka bir peygamber gönderilmiştir. Zaten, İslam inancına göre, bir peygamberin mesajını duymayan insanların sorumlulukları da yoktur.
    “Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.” (İsra, 17/15)
    mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.
    - İşte bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, yaklaşık 2.000 yıllık bir zaman diliminde tarih sahnesinde yer alan Sümerlere de bir çok peygamber gönderilmiştir. Sümer medeniyetinin güzel ve doğru yanları, bu peygamberlerin öğrettikleri ilahi vahiy ışığında şekillenmiştir.
    Bu sebeple, daha sonraki semavi dinlerin bildirdiği bazı hakikatlerin Sümerler döneminde de söz konusu olması, bu dinlerin oradan kopyalandığını değil, bütün dinler gibi Sümerlerin medeniyetinin de aslı semavi dinlerin öğretilerine dayandığını göstermektedir.,
    Nitekim, Hz. İbrahim, Sümerlerin son devrelerini yaşadığı m. ö 2.000 yılında yaşamıştır.
    Demek ki, uzun bir süre yaşayan Sümer medeniyetinin kaynağı olan dinlerden sonra, Hz. İbrahim ile başlayan yeni bir dönemde artık İbrahimi dinler devri başlamıştır. Bu her iki medeniyetin kaynağı da Allah’ın gönderdiği dinlerdir.
    - Şu anda ayakta olan ve binler seneden beri devam eden İbrahimi dinlerin hepsi Orta Doğu coğrafyasında yer aldığı için, insanların bu konudaki bilgilerinin kaynağı, yaşayan bu dinler olduğu için, bildiklerimiz de ister istemez yalnız bu coğrafyadaki dinlerle sınırlı kalmıştır.
    Yoksa, yukarıdaki ilgili ayette geçtiği üzere, insanların bulunduğu her bölgeye mutlaka peygamberler gönderilmiştir. İslam literatüründe sayısı 124 bin olarak bilinen bu peygamberlerden sadece bir kısmı Orta Doğuda geldikleri bilinmektedir.
    Nitekim, İmam Rabbani Hindistan bölgesinde birçok peygamberin geldiğini keşif yoluyla gördüğünü bildirmiştir. “Hindistan’da görülen Allah’ın sıfatları ve onları tenzih ve takdis eden bazı bilgilerin ve daha başka önemli bilgilerin gerçek kaynağı o peygamberlerdir.” manasına gelen İmam Rabbani’nin açıklamaları vardır. (bk. Arapça, el-Mektûbât, 259. Mektup, 1/313-315)
    Demek ki, semavi dinler yalnız Orta doğuya mahsus değildir.
    Bununla beraber, Hz. Âdem’in ve Hz. Havva’nın cennetten dünyaya gönderildikleri zaman, ilk buluştukları bölge Orta doğu olması da, insanlığın ilk beşiği olan bu bölgede bir çok peygamberlerin gelmiş olması, işin tabiatının gereğidir.
    - Enbiya suresindeki “Big Bang” teorisine işaret eden ayetin verdiği bilginin Sümerlerde de olduğuna dair soruya gelince; şunu söyleyebiliriz:
    a) Önce bu bilginin Sümerlerde de olduğuna dair (Sümer kaynaklı) sağlam bir belgenin gösterilmesi gerekir. Bu belge gösterilmediği sürece, bu iddia (başka bazı konularda da görüldüğü gibi) bir kısım dinsizlerin yaptığı palavradan öteye geçemez.
    b) Şayet böyle bir belge gösterilirse, bu takdirde yukarıda belirttiğimiz gibi, o devirdeki Allah’ın peygamberlerinden alınmış bir bilgi olduğunda şüphe yoktur. Çünkü, insanların o devirde böyle bir ontolojik meseleye vakıf olması düşünülemez.
    c) İslam’daki bu bilginin Sümerlerden kopyalandığını iddia etmek kadar akıldan uzak bir iddia olamaz. Çünkü, Kur’an’da açıkça ilan edildiği üzere, Hz. Muhammed (asm) gibi okuma-yazması olmayan bir insanın yetiştiği çok cahil bir çevrede, cehaletin kol gezdiği bir dönemde, bir Sümer yazısını okuyup ondan kopyalar almasını düşünmek için gerçekten akıldan istifa etmek gerekir.
    d) “Çoğu uzmana göre insanlık tarihinin en önemli buluşu olan yazının, ilk olarak M.Ö. 3500 yıllarında Sümer rahipleri tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Sümer rahipleri yazıyı, tapınak ve depolarda bulunan malları kaydetmek amacı ile kullanmışlardır” ifadesinden de Sümerlerde dinin ve din adamları rahiplerin bulunduğunu göstermektedir.
    Demek ki Sümerlere vahiy yoluyla bazı bilgileri öğreten Allah, aynı bilgileri daha sonraki dinlerle de vahiy etmiştir.
    Demek ki, bilgili kopyalama yok, kaynak birliği vardır.

    https://sorularlaislamiyet.com/butun...li-olabilir-mi

    ve

    "Sina'ya, Hira'ya, zeytin'e ve incir'e and olsun". Bu ayette 4 mübarek yere işaret edilmiştir. Yerlerin en mübarek olanları Allah’ın vahyinin indiği yerlerdir.

    Buna göre bu ayetlerde yer alan yerlerden Sina, Hz Musa'ya vahiy inen yer; Hira, Hz Muhammed'e vahiy inen yer; Zeytin ağacı/dağı, Hz. İsa'ya vahiy inen yerdir.
    Bu durumda mübarek olan yerlerden incir ağacı ise Buda’ya vahyin indiği yerdir.

    Çünkü, bu dört semavi dinden Budizmin kurucusu olan Buda, genel kanaate göre bir peygamberdir ve bir incir ağacının altında iken ilk defa vahye mazhar olmuştur. “Buda şöyle dedi. Ben dünyaya gelen ilk buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kutsi, aydınlanmış ve idarede fevkalade kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedi gerçekleri öğretecektir... Ananda sordu: o nasıl bilinecek? Buda cevapladı: o, maitreya (rahmet[alemlere rahmet]) olarak bilinecek.” Türklere peygamber geldiğinin kanıtı göktanrı dini.

    son olarak "Biz her millete bir peygamber gönderdik" Nahl 16

    Sümerlerin teknolojisinin gelişmesi gönderilen peygamberlerin mucizeleri ile gerçekleşmiştir.

    Muazzes İlmiye çığ bunağını okuyup da burda saçma sapan masallar uydurmayın.

    Gerçekten insanın sabrını ciddi şekilde zorluyorsunuz ,inançlara ve kutsallığa saygı duyun.

    Hayatın ve evrenin sebeblere ve sonuçlarla meydana geldiğine inanan birisi ALLAH veya tanrı inancına sahip bir insandan daha ahmaktır.
    Allah'a inanan bir insan rızkın, Allahtan geldiğine inanır kula minnet etmez.


    sırf ego kasacağım diye Alemlerin ve hayatın yaratıcısı olan Allah'ı inkar etmek verdiği nimetleri hor görmek
    ebedi hayatı yakıp ,akıl ve mantıktan çıkmaktır.

    Şayet Müslümanlara bakıp islamdan soğuyorsanız , mükemmel olan İslamdır. müslümanlar değil.
    her insan hata yapabilir , günah işleyebilir .İnsanın doğasında var bu.
    Bir çok yerden alıntı yaparak ben de post kasmak isterdim fakat bunun için ne yazık ki zaman ayırmam, ayıramam değil ayırmam. Buna gerek yok tüm dini metinleri ( en azından türkçe çevirileri olanları ) okuyup bu bana uygun değil deme olgunluğunu gösterdim. Sonuç olarak da kainat ya da evren denen bir ortamın tesadüf eseri olmayağına kanaat getirdim ve deist olmayı tercih ettim. Deizmi tercih eden bir çok kişi de bu şeklide tercih etmiştir diye düşünüyorum. Anne ve ya babam yahudi , hrstiyan ya da budist olsaydı da bu muhtemelen böyle olacaktı. Ben dini görüşümden dolayı bir topluluğu ya da dini aşağılamıyor ya da eleştirmiyorum. Bu açıdan bakabilirsiniz bakın bu da var diyorum.

    Her birey dilediği dine ya da inanç sistemine mensup olabilir bu cinsel tercih gibi çok doğal bir şey ve ben saygı duyulması gerekiğine inanıyorum. Fakat sizin konuşma tarzınızdan anladığım kadarıyla bir bakış açısında değilsiniz o nedenle sizinle ikili tartışmaya girmiyorum. Siz öyle düşünüyor ve inanıyorsunuz buna saygı duyarım ben ise farklı bir açıdan bakarak bu şekilde düşünüyorum saygı duymak ya da duymamak size kalmış diyorum.

    Sevgiler

    Edit: Deizm nedir bilmiyor olabilirsiniz. Bilmemek değil öğrenmemekte direnmek ayıptır.

    Deizm veya yaradancılık, doğal dünyaya dair gözlemler ve mantığın kaynağını oluşturduğu; dinsel bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alan, bu sebeple vahiy ve esine dayalı tüm dinleri reddeden bir Tanrı inancıdır. Deist felsefeye göre Tanrı vardır ve nihai olarak evrenin yaratılmasından sorumludur, ancak yaratılan dünyaya doğrudan müdahale etmez. Eşdeğer olarak deizm, Tanrı'nın varoluşunu her şeyin sebebi olarak ortaya koyan ve onun kusursuzluğunu (ve genellikle doğal hukuk ile takdir-i ilahinin varlığını da) kabul eden, ancak Tanrı'nın evrende mucizeler aracılığıyla ilahi vahyi veya doğrudan müdahalesini reddeden görüş olarak da tanımlanabilir.
  • 30-06-2020, 13:47:21
    Full Stack Developer
    songuku adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Eski sümer dinini araştırırsanız , sonrasındaki ortaya çıkan yahudilik, isevilik ( hrıstiyanlık) ve islamiyettin birbirinden nasıl etkilendiğini görebilirsiniz.

    En büyük örnek her gün en az binlerce kez söylenen ama asıl kökeni ibranice olan selamün aleyküm , aşağıda kökenini veriyorum.

    Yahudiler arasında kullanılan geleneksel İbranice selamlaşma şekli olarak; selam veren, "şalom aleykem" (barış üzerinizde olsun) der, selamı alan ise "aleykem şalom" (üzerinizde olsun barış) diye karşılık verir. İbranice şalom barış demektir.

    Ek olarak Allah kelimesi hakkında da bu bilgileri göstermeden bu konuyu açıklamak eksik olacaktır.

    Al-İlahİslam öncesi Araplar; Arap toplumu Kabe'de 360 tane puta tapıyordu, bunlardan en güçlüsü ve en yükseğe koydukları ilah ay tanrısı olan Al-İlah (El-İlah) idi.[3] İslam öncesi Araplara göre Al-İlah “Dünyanın yaratıcısı, havadan yağmur indirici, yerden dane çıkarıcı ve Kabe'nin efendisi” idi.[4] Al-İlah'ın üç adet kızı bulunmaktaydı: El-Lât, El-Uzzâ, El-Manât.Üçüncü kavram ise erkeklerde sünnet olmadır. Yahudilerden geçen bir başka uygulamadır.

    Son olarak da aşağıdaki görseli eklemek istiyorum.

    songuku adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bir çok yerden alıntı yaparak ben de post kasmak isterdim fakat bunun için ne yazık ki zaman ayırmam, ayıramam değil ayırmam. Buna gerek yok tüm dini metinleri ( en azından türkçe çevirileri olanları ) okuyup bu bana uygun değil deme olgunluğunu gösterdim. Sonuç olarak da kainat ya da evren denen bir ortamın tesadüf eseri olmayağına kanaat getirdim ve deist olmayı tercih ettim. Deizmi tercih eden bir çok kişi de bu şeklide tercih etmiştir diye düşünüyorum. Anne ve ya babam yahudi , hrstiyan ya da budist olsaydı da bu muhtemelen böyle olacaktı. Ben dini görüşümden dolayı bir topluluğu ya da dini aşağılamıyor ya da eleştirmiyorum. Bu açıdan bakabilirsiniz bakın bu da var diyorum.

    Her birey dilediği dine ya da inanç sistemine mensup olabilir bu cinsel tercih gibi çok doğal bir şey ve ben saygı duyulması gerekiğine inanıyorum. Fakat sizin konuşma tarzınızdan anladığım kadarıyla bir bakış açısında değilsiniz o nedenle sizinle ikili tartışmaya girmiyorum. Siz öyle düşünüyor ve inanıyorsunuz buna saygı duyarım ben ise farklı bir açıdan bakarak bu şekilde düşünüyorum saygı duymak ya da duymamak size kalmış diyorum.

    Sevgiler

    Edit: Deizm nedir bilmiyor olabilirsiniz. Bilmemek değil öğrenmemekte direnmek ayıptır.

    Deizm veya yaradancılık, doğal dünyaya dair gözlemler ve mantığın kaynağını oluşturduğu; dinsel bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alan, bu sebeple vahiy ve esine dayalı tüm dinleri reddeden bir Tanrı inancıdır. Deist felsefeye göre Tanrı vardır ve nihai olarak evrenin yaratılmasından sorumludur, ancak yaratılan dünyaya doğrudan müdahale etmez. Eşdeğer olarak deizm, Tanrı'nın varoluşunu her şeyin sebebi olarak ortaya koyan ve onun kusursuzluğunu (ve genellikle doğal hukuk ile takdir-i ilahinin varlığını da) kabul eden, ancak Tanrı'nın evrende mucizeler aracılığıyla ilahi vahyi veya doğrudan müdahalesini reddeden görüş olarak da tanımlanabilir.
    Birçok yerden alıntı yapmadım. kaynak sorularlaislamiyet.com'dur
    onun kaynağıda Kuranı kerimdir.

    Anlattığınız safsatalar boş ve yersiz , şahsınıza saygım sonsuz ama fikirlerinize asla.
    amacınız deizim propagandalığı başka birşey değil.
    insanları boşluğa düşürmekle elinize ne geçiyor bilmiyorum.
    en kısa zamanda Allah'ın Hakikâtlerine yönelmeniz dileği ile
    Saygılar.
  • 30-06-2020, 13:51:03
    Okuduğum bir kitapta asıl sorulması gerekenin Tanrının varlığı değil bizim bilincimizin ona ulaşmak için hazır olup olmadığıydı.

    Geçenler yolda iki kişi adres sordu, sordukları yer çok yakındı hatta görülür uzaklıktaydı, parmağımla işaret ettiğim halde ters istikamete doğru gittiler. Dalga mı geçtiler beni mi denediler anlayamadım.

    https://www.nadirkitap.com/ruyadan-u...p18261993.html

    Sorularında samimi isen önce dereyi geç sonra okyanusa açılırsın.


    https://www.youtube.com/watch?v=hHQpgcAE8OQ
  • 30-06-2020, 14:02:05


    https://www.youtube.com/watch?v=o9Zczotsttw


    Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz zaten, biz bir toz zerresi üzerinde yaşayan yıldız tozlarıyız sadece.
  • 30-06-2020, 14:58:06
    songuku adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle



    https://www.youtube.com/watch?v=o9Zczotsttw


    Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz zaten, biz bir toz zerresi üzerinde yaşayan yıldız tozlarıyız sadece.
    Zerreden oluşan evrenin özünde sicim vardır, aslında zerreciklerin kopyalarından oluşan bir yapıdır. Asla boyutsal olarak bir yapısı yoktur zaten böyle olsaydı evren patlama sonucu oluşamazdı. Büyük olan küçük olandan meydana gelemezdi. Nasıl ki karadelikler hacimsel olarak binlerce yıldızı içinde barındırır. Evrendeki gezegenler güneşler insandaki atomlar misalidir kapsayıcı olan evren değildir insan ruhu evreni kapsamaktadır. Güneşi buraya koymuşsun daha da küçük görmek mümkün istediğin kadar küçük görebilirsin. Tüm alemi Sebastiyan kadar küçültebilirsin.

    Monitörde gördüğün görüntü de tek bir nokta değil mi? Evrenin farklı olduğunu mu sanıyorsunuz. Asıl gerçek şu ki biz hiçbir zaman boyutsal bir şeyle karşılaşmadık. Ben yani sana size bilimsel teoriler den bahsetmiyorum. İnsan beynindeki kalıplaşan düşünceler onun gerçekleri görmesini engeller ancak gerçeklerin anlaşılması için önünde duran mani sadece kalıplaşan bilgiler değildir.

    Lakin bakış açısını değiştirerek çabalayarak bildiklerine yeni bilgiler katmakta senin elindedir. Evreni balona benzetelim için hava doludur patlatırsan sönüp gider. Ama insan ruhu böyle bir şey değildir hacimsizdir ancak tüm ihtişamı barındırır. Hacim benlikten doğmuştur naifliğin görünür hale gelmesidir. Yıldızlar insandaki yüceliğin görünür halidir yansımasıdır. Yoksa sen yıldızlara yıldız diyebilir miydin onlara mana katabilir miydin ama şaşılır şeydir insanın onlara yücelik manalarını kendinden yüklerken aynı zamanda kendindeki yücelikten bihaber olması. Kendimiz hakkında sorular sorarken aciz kalmamıza sinirlenir ve başkalarına saldırırız. Hangi kutu zorla açılır kutuyu açmak için çekiç kullanılmaz çünkü zarar verir anahtar lazımdır usulüne uygun şekilde açılmalıdır. Yüzlerce soru sormak kutuyu paramparça etmek gibidir.

    Güzel söz yılanı deliğinden çıkarır hemde insanın kendisi içinde geçerlidir. Kendine hakaret edersin paramparça etmişsin ruhunu ama ben sana şimdi minicik bir laf etsem dağları yerinden oynatmaya çalışırsın. Aynaya bakan hayvan kendi aksini görünce savaşa girer. Soru sormuşmuş cevap bekliyormuş. Tatmin olmak istiyormuş. Savaştayım demiyorda kendisini kandırdığı gibi bizi de kandırmaya çalışıyor. Soruları soran şeytandır çünkü ben hiç rastgelmedim soru sorarak mantıklı cevap ile mutmain olan susan. Soru soruyor bizi de aynaya çekiyor aha geldim aynanın karşısındayım. Sayısız yıldızı yutan karadelik gibi beni de kolay lokma mı sandın. Sen onu bunu bırakta şeytanın seni nasıl ele geçirdiğinden bahset bize. Yer mi? Şeytan soru sormuş hele yaklaşta kulağına fısıldayayım demiş içine çekecek güya. Senin özün kara delikse benimki de beyaz delik.

    İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. O güneş ki bizdeki saklı güneşi görse ölmeye yüz tutar görevini icra edemez. Hadi bana inanmıyorsun atanın yaydığı ışığı da mı görmüyorsun bire cahiller. Elbette sana kızmıyorum insan cahil diye kör diye suçlu olacak değil ya ama pislikten temizlenmeye niyet etmeyenden herkes nefret eder. Pis insandan koku yayılır açığa çıkar ama koktuğunu belli etmemeye çalışırsın kendin bile halinden nefret eder hale gelirsin utanır sıkılırsın. Sizde ki bu hayasızlık içinize öyle bir sinmişki suyun temizliğini inkar eder duruma düşmüşsünüz. Ateşten ateşe atlar içinde yüzersiniz ve ateşi inkar edersiniz. 60 yıldır yıkanmayan adamın durumu sizden iyidir çünkü onun bedeni pis sizin gönlünüz pis. Soru sorarak mı temizleyeceksiniz içinizi?

    Ateş gördüğünü yakmaya çalışır aynı sizin gibi. Güneş gördüğünü aydınlatır. Güneş her yeri ışığı ile aydınlatıyor senin içinde bir nebze şükür var mı karanlıkta mı kaldın da feryat edersin. Her gece güneş gider maksat sen güneşi hatırla farkına var diye sen hiçbir zaman güneşi görmedin hep karanlığı yaşadın. Adamın birisi demişki kaldır başını bak güneşe yaratanın sanatına demiş, diğer adam cevap vermiş sen kendindeki güneşe bakmazsında gölgesini mi izlersin bu nasıl bir cahilliktir.

    Güneşin büyüklüğünü geçte aydınlatmasına bak. Bundan kutlu gün mü vardır siz neden eğlenmezsiniz siz bugünü kutlamıyorsunuz. Doğru ya özel bir gün ilan edilmedikçe siz aydınlığı göremeyecek kadar çaresiz kalmışsınız. Allah nerede işte burada, her yerde hazır nazır değil mi ama sen illa ki mekan ararsın büyüklük küçüklük ikileminde sıkışmışsın. Allah burada ama onu gören gözler nerededir?
  • 30-06-2020, 16:07:56
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Zerreden oluşan evrenin özünde sicim vardır, aslında zerreciklerin kopyalarından oluşan bir yapıdır. Asla boyutsal olarak bir yapısı yoktur zaten böyle olsaydı evren patlama sonucu oluşamazdı. Büyük olan küçük olandan meydana gelemezdi. Nasıl ki karadelikler hacimsel olarak binlerce yıldızı içinde barındırır. Evrendeki gezegenler güneşler insandaki atomlar misalidir kapsayıcı olan evren değildir insan ruhu evreni kapsamaktadır. Güneşi buraya koymuşsun daha da küçük görmek mümkün istediğin kadar küçük görebilirsin. Tüm alemi Sebastiyan kadar küçültebilirsin.

    Monitörde gördüğün görüntü de tek bir nokta değil mi? Evrenin farklı olduğunu mu sanıyorsunuz. Asıl gerçek şu ki biz hiçbir zaman boyutsal bir şeyle karşılaşmadık. Ben yani sana size bilimsel teoriler den bahsetmiyorum. İnsan beynindeki kalıplaşan düşünceler onun gerçekleri görmesini engeller ancak gerçeklerin anlaşılması için önünde duran mani sadece kalıplaşan bilgiler değildir.

    Lakin bakış açısını değiştirerek çabalayarak bildiklerine yeni bilgiler katmakta senin elindedir. Evreni balona benzetelim için hava doludur patlatırsan sönüp gider. Ama insan ruhu böyle bir şey değildir hacimsizdir ancak tüm ihtişamı barındırır. Hacim benlikten doğmuştur naifliğin görünür hale gelmesidir. Yıldızlar insandaki yüceliğin görünür halidir yansımasıdır. Yoksa sen yıldızlara yıldız diyebilir miydin onlara mana katabilir miydin ama şaşılır şeydir insanın onlara yücelik manalarını kendinden yüklerken aynı zamanda kendindeki yücelikten bihaber olması. Kendimiz hakkında sorular sorarken aciz kalmamıza sinirlenir ve başkalarına saldırırız. Hangi kutu zorla açılır kutuyu açmak için çekiç kullanılmaz çünkü zarar verir anahtar lazımdır usulüne uygun şekilde açılmalıdır. Yüzlerce soru sormak kutuyu paramparça etmek gibidir.

    Güzel söz yılanı deliğinden çıkarır hemde insanın kendisi içinde geçerlidir. Kendine hakaret edersin paramparça etmişsin ruhunu ama ben sana şimdi minicik bir laf etsem dağları yerinden oynatmaya çalışırsın. Aynaya bakan hayvan kendi aksini görünce savaşa girer. Soru sormuşmuş cevap bekliyormuş. Tatmin olmak istiyormuş. Savaştayım demiyorda kendisini kandırdığı gibi bizi de kandırmaya çalışıyor. Soruları soran şeytandır çünkü ben hiç rastgelmedim soru sorarak mantıklı cevap ile mutmain olan susan. Soru soruyor bizi de aynaya çekiyor aha geldim aynanın karşısındayım. Sayısız yıldızı yutan karadelik gibi beni de kolay lokma mı sandın. Sen onu bunu bırakta şeytanın seni nasıl ele geçirdiğinden bahset bize. Yer mi? Şeytan soru sormuş hele yaklaşta kulağına fısıldayayım demiş içine çekecek güya. Senin özün kara delikse benimki de beyaz delik.

    İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. O güneş ki bizdeki saklı güneşi görse ölmeye yüz tutar görevini icra edemez. Hadi bana inanmıyorsun atanın yaydığı ışığı da mı görmüyorsun bire cahiller. Elbette sana kızmıyorum insan cahil diye kör diye suçlu olacak değil ya ama pislikten temizlenmeye niyet etmeyenden herkes nefret eder. Pis insandan koku yayılır açığa çıkar ama koktuğunu belli etmemeye çalışırsın kendin bile halinden nefret eder hale gelirsin utanır sıkılırsın. Sizde ki bu hayasızlık içinize öyle bir sinmişki suyun temizliğini inkar eder duruma düşmüşsünüz. Ateşten ateşe atlar içinde yüzersiniz ve ateşi inkar edersiniz. 60 yıldır yıkanmayan adamın durumu sizden iyidir çünkü onun bedeni pis sizin gönlünüz pis. Soru sorarak mı temizleyeceksiniz içinizi?

    Ateş gördüğünü yakmaya çalışır aynı sizin gibi. Güneş gördüğünü aydınlatır. Güneş her yeri ışığı ile aydınlatıyor senin içinde bir nebze şükür var mı karanlıkta mı kaldın da feryat edersin. Her gece güneş gider maksat sen güneşi hatırla farkına var diye sen hiçbir zaman güneşi görmedin hep karanlığı yaşadın. Adamın birisi demişki kaldır başını bak güneşe yaratanın sanatına demiş, diğer adam cevap vermiş sen kendindeki güneşe bakmazsında gölgesini mi izlersin bu nasıl bir cahilliktir.

    Güneşin büyüklüğünü geçte aydınlatmasına bak. Bundan kutlu gün mü vardır siz neden eğlenmezsiniz siz bugünü kutlamıyorsunuz. Doğru ya özel bir gün ilan edilmedikçe siz aydınlığı göremeyecek kadar çaresiz kalmışsınız. Allah nerede işte burada, her yerde hazır nazır değil mi ama sen illa ki mekan ararsın büyüklük küçüklük ikileminde sıkışmışsın. Allah burada ama onu gören gözler nerededir?
    peki deyip geçiyorum ve saygı duyuyorum ama siz anlamaya çalışmak yerine karşı tarafı yargılamaya ve ya aşağı görmeye çalışıyorsunuz.
  • 30-06-2020, 17:44:25
    songuku adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    peki deyip geçiyorum ve saygı duyuyorum ama siz anlamaya çalışmak yerine karşı tarafı yargılamaya ve ya aşağı görmeye çalışıyorsunuz.
    Saygı duyma sadece gerçeği gör görebiliyorsan. Boş laflar itina ile seçilmiş kelimeler vs. bunların bir katkısı olmaz. Ben genelleme yapıyorum yani genel konuşuyorum aşağı gördüğüm yoktur kimseyi. Allah size ağır gelebilir bunu anlarım ama insan hep boş hep boş nereye kadar. 2 ay evde oturduk insan hareket etmek istiyor kasları açılsın istiyor beyni enerji harcasın istiyor yükün altına girmek istiyor dışarı çıkıyorsun gözlerin güneşe bakamıyor ışık rahatsız ediyor ama geri içeri giriyor musun bu yüzden, dışarıda bir süre kalarak gözünü alıştırıyorsun. Tanrı inanılmaz

    Yani Tanrıya inanmak saçma, mantıken evet yaratıcının varlığına deliller görüp olduğunu iddia ediyorsun ama bunun faydası olmaz ki inansan ne değişir inanmasan ne olur. İnsan zaten yaratıcıdan gelmiştir yaratan insanı farklı bir şeyden yaratmamıştır. Sen şimdi buna ispat istesen ben sana nasıl cevap vereceğim amaç burada güzel güzel konuşmak mı yoksa gerçeği en kısa sürede bulmak mı. Senden iyi ispat var mı ama sen kendini bilmiyor tanımıyor anlamıyorken benim sözlerim sadece seni teşvik etme amacı taşıyor.

    Sen bana bahsetsen ne iyi olurdu birazda, öyle iyi olmaz mı? İnsan gidip cahilleri dost edinir mi, ister ki kendi bilgi seviyesinde arkadaşları olsun ortak paylaşımları olabilsin. Sen anlatsan bana Tanrıyı işte şöyle yüce şöyle güzel desen benim eksik kaldıklarımdan girsen konuya. Yoksa Tanrı varmış ben öye Tanrının diye başlardım deist falan olsam bilmiyorum belki sizde söylüyorsunuzdur gayriihtiyari.

    Yani beni yanlış anlama bilginiz sıfır zero. Sıfır rakamını çarp 100 ile çarp 1000 ile şakkadanak 10 milyar ile çarp sonuç ne olur değişmez. Bilgin yok dediğim için küsüp okumamazlık etmeyesin. Sen zaten okur yazar birisine benziyorsun. Bilgin yok diyorum çünkü anlatmak istediğimi ancak bu şekilde başlayarak anlatırım aksi halde ben yazarken sen edindiğin bilgilerle düşünerek yazdıklarımı kendi bildiklerine göre yorumlarsın o zaman ben sana katkı sağlamış olmam.

    Şimdi baktım mesela demişsinki Tanrı var ama dünya işlerine karışmaz. Hayır bu söz elbette sana ait değil öğrenilmiş bilgiden ibaret. Ne biliyorsun? Tanrıyı bilmiyorken ne yapıp ne yapmadığını nasıl bilebilirsin. Tanrı diyorsun bu bile bilgisizliğin ifadesi değil midir çünkü yaratan hiçbir sıfatla anlatılamaz kalıplaştırılamaz. Ne diyebiliriz en uygun olarak var olan diyebiliriz. Peki var olan bir şey var olan'lar diye nitelenebilir mi. Çoğulluk katılabilir mi.

    İşte bu noktada benim sana anlatmak istediğimi veremiyor oluşum doğuyor. Neden? Parmağını şimdi gözüne doğru yaklaştır gözlerine doğru yaklaştırdın mı? Parmak ucuna bakarken parmağın haricindeki yerlerin netliğini kaybettiğini görürsün veya ekrana odaklanırsan parmağın yakında olduğu halde netliği azalır. Çokluk durumuna alışageldiğimiz için bir olanı görmüyoruz, çokluk ile bir olanın özünün aynı olduğunu idrak edemiyoruz. Tanrıyı görmüyorsun çünkü insanlara baktığında tek yaptığın farklılıklara odaklanmak şekillerde takılı kalmak. İnsandaki öz birdir ama sen hiç bakmayı denemedin çünkü örnekteki gibi ya içe bakarsın ya dışa ikisi aynı anda görünmez ve senin tek öğrendiğin şey dışa bakmaktır bu yüzden bilgin olmadığını söylemiştim yani deneyimin sıfırdır.

    Nasıl ki insan yüzüne odaklandığında kaşını gözünü burnunu badem bıyıklarını seçersin görürsün ya işte yine bakarak ama biraz daha odaklanarak insandaki varlığı hissedebilir görebilirin. Ama açık dille ifade etmeme rağmen sen bu sefer dediğimi karıştırabilirsin. E zaten ben bunu biliyorum diyebilirsin. Varlık sana göre nedir benlik midir ego mudur? Ego varlığın kalıplaşmasıdır ego bütünü temsil etmez ve aslında hiç alakası bulunmuyor. Nasıl ki insanın gölgesi insana işaret eder ama aslıyla alakası bulunmuyor.

    İnsan olmasaydı gölgesi olur muydu? Ego var çünkü ruhumuz var. Ego olmasaydı yürüyen cesetler olurduk düşünmemiz bile mümkün olmazdı. Ben bunları yazarak mantık çerçevesinde konuşmaya çalışamazdım. Lakin bilimden anladığını ileri süren bir kısım insanlar diyor ki ruhumuz yok beyin var yeterde artar hayır efendim beyin sadece araçtır, siz hiç bir aracın benzin olmadan yola koyulduğunu gördünüz mü. Mümkün mü? Beyindeki atomlara yön veren güç sağlayan nedir? Beyin hiç der mi ben bana yeterim diyebilir mi o halde bilgisayarının da aynı şeyi söylemesi icap ederdi. Bilgisayarın seninle konuşabiliyor mu? Bizim bilim insanımız yoktur bilimci geçinen çoktur. Her şeyi kendi doğrultularına göre yorumlarlar ama sonrada derler ki bilim tektir sonuç tektir.

    Bilimi geçelim. Geldiğimiz nokta neresi? İnsan bir ruha sahiptir ama bu ruhun farkında değilizdir. Bu ruhu bilmeden ego ile olan farkını bilmeden Tanrıyı bilmek namümkün. Bu halde sen ya da bir başkası Tanrıdan bahsetse veya Tanrıyı inkar etse bu neyi değiştirir ki. Ha yanlış anlama Tanrıdan bahsederken içinden gelerek bahsediyorsan bilgisine de haiz olduğunu gösterir. Yoksa mesela; Zeus var tek gerçek Zeus onun şanı pek yücedir onun günü her şeye yeter! desem anlamı olur mu. Buna dikkat etmelisin yoksa ben senin neyi bilip bilmediğini nereden bileyim. Bilimsel olarak felsefi olarak Tanrı var diyorsan boşuna demiş olursun çünkü faydası nedir. Yani faydası olduğu için böyle yazmaktayım sana faydası var ki bende sende farkındalık yaratmak için yazıyorum.

    Tanrı boş bir hevesten ibaret değil ki aman he Tanrı var de geç diyelim hehe Tanrı var ok tamam!! Boş hevesler peşinde insanlar kendilerini heba ediyorlar ateşe atlıyorlar hayatları kararıyor falan filan, onlara kıyasla benim bahsettiğim Tanrı daha mı boş bir şey? Tanrı bana bu ağzı vermiş değil mi ben o halde onu konuşmayacaksam ne işe yarıyor. Yoksa maksat burada onun varlığını mı tartışıyoruz sadece. Ateistler Allah'ın yokluğunu tartışa durur, müslümanlar ise Allah'dan bahsederler, bu ayrımı iyi belle.

    Tanrı var ve din göndermedi Tanrı var bizi boş bıraktı kendi halimize bıraktı. Yani ben bu noktada tartışamam bu da senin bileceğin iş. Zaten Tanrıyı bulsan din araçtır ama Tanrıyı bulduk bu sefer isteklerini bilmemiz lazım gelir. İnanmak başka bilmek başka bir olmak başka. Aslında tabi ki yaratanın parçasıyız işaret edeniz muhakkak ondan bize bilgiler gelir bilgisi ağzımıza gelmese duruşumuz yeter varlığımız yeter. Ama okumasını bilene, kimi insan söze bakar kimi insan güzelliğe bakar kimisi kusurlara bakar kimisi öze bakar. Kusurlu görüyorsan yaratta görelim kusurlu bir şey dahi olsa yaratabilir misin? İnsan kusurları kendinden görür kendisinde bulduğu kusurları karşıdan bilir. Tanrı yok diyen de elbet doğruyu söylüyordur çünkü içinde Tanrı sevgisinden yer koymamıştır hep şeytana yer açmıştır yoksa imkanı mı var Tanrı her yerdedir her an bizimledir O olmasa bizim varlığımız nasıl olacaktı.

    Bak bu tartışmalar belki kafanda yeni sorular sormana yol açacak belki hepsini inkar etmek saçma görmek anlamsız bulmak en kolayıdır yükün altına girmek kolay mesele değildir. Ama gerçekte yazılan çizilen bir şey yoktur sende yoksun bende yokum kimse yok sadece O var ve O'nun var olduğunu söyleyenler ile var olmadığını söyleyen ağızlar var. Bize göre var tabi ki yoksa ne dediysem ilkin odur; yoktur. Konuşmak çelişki yaratmak değildir ki konuşmak sadece konuşmaktır yoksa konuşarak mı Tanrıyı bulacağız ona ulaşacağız!
  • 30-06-2020, 18:56:12
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Saygı duyma sadece gerçeği gör görebiliyorsan. Boş laflar itina ile seçilmiş kelimeler vs. bunların bir katkısı olmaz. Ben genelleme yapıyorum yani genel konuşuyorum aşağı gördüğüm yoktur kimseyi. Allah size ağır gelebilir bunu anlarım ama insan hep boş hep boş nereye kadar. 2 ay evde oturduk insan hareket etmek istiyor kasları açılsın istiyor beyni enerji harcasın istiyor yükün altına girmek istiyor dışarı çıkıyorsun gözlerin güneşe bakamıyor ışık rahatsız ediyor ama geri içeri giriyor musun bu yüzden, dışarıda bir süre kalarak gözünü alıştırıyorsun. Tanrı inanılmaz

    Yani Tanrıya inanmak saçma, mantıken evet yaratıcının varlığına deliller görüp olduğunu iddia ediyorsun ama bunun faydası olmaz ki inansan ne değişir inanmasan ne olur. İnsan zaten yaratıcıdan gelmiştir yaratan insanı farklı bir şeyden yaratmamıştır. Sen şimdi buna ispat istesen ben sana nasıl cevap vereceğim amaç burada güzel güzel konuşmak mı yoksa gerçeği en kısa sürede bulmak mı. Senden iyi ispat var mı ama sen kendini bilmiyor tanımıyor anlamıyorken benim sözlerim sadece seni teşvik etme amacı taşıyor.

    Sen bana bahsetsen ne iyi olurdu birazda, öyle iyi olmaz mı? İnsan gidip cahilleri dost edinir mi, ister ki kendi bilgi seviyesinde arkadaşları olsun ortak paylaşımları olabilsin. Sen anlatsan bana Tanrıyı işte şöyle yüce şöyle güzel desen benim eksik kaldıklarımdan girsen konuya. Yoksa Tanrı varmış ben öye Tanrının diye başlardım deist falan olsam bilmiyorum belki sizde söylüyorsunuzdur gayriihtiyari.

    Yani beni yanlış anlama bilginiz sıfır zero. Sıfır rakamını çarp 100 ile çarp 1000 ile şakkadanak 10 milyar ile çarp sonuç ne olur değişmez. Bilgin yok dediğim için küsüp okumamazlık etmeyesin. Sen zaten okur yazar birisine benziyorsun. Bilgin yok diyorum çünkü anlatmak istediğimi ancak bu şekilde başlayarak anlatırım aksi halde ben yazarken sen edindiğin bilgilerle düşünerek yazdıklarımı kendi bildiklerine göre yorumlarsın o zaman ben sana katkı sağlamış olmam.

    Şimdi baktım mesela demişsinki Tanrı var ama dünya işlerine karışmaz. Hayır bu söz elbette sana ait değil öğrenilmiş bilgiden ibaret. Ne biliyorsun? Tanrıyı bilmiyorken ne yapıp ne yapmadığını nasıl bilebilirsin. Tanrı diyorsun bu bile bilgisizliğin ifadesi değil midir çünkü yaratan hiçbir sıfatla anlatılamaz kalıplaştırılamaz. Ne diyebiliriz en uygun olarak var olan diyebiliriz. Peki var olan bir şey var olan'lar diye nitelenebilir mi. Çoğulluk katılabilir mi.

    İşte bu noktada benim sana anlatmak istediğimi veremiyor oluşum doğuyor. Neden? Parmağını şimdi gözüne doğru yaklaştır gözlerine doğru yaklaştırdın mı? Parmak ucuna bakarken parmağın haricindeki yerlerin netliğini kaybettiğini görürsün veya ekrana odaklanırsan parmağın yakında olduğu halde netliği azalır. Çokluk durumuna alışageldiğimiz için bir olanı görmüyoruz, çokluk ile bir olanın özünün aynı olduğunu idrak edemiyoruz. Tanrıyı görmüyorsun çünkü insanlara baktığında tek yaptığın farklılıklara odaklanmak şekillerde takılı kalmak. İnsandaki öz birdir ama sen hiç bakmayı denemedin çünkü örnekteki gibi ya içe bakarsın ya dışa ikisi aynı anda görünmez ve senin tek öğrendiğin şey dışa bakmaktır bu yüzden bilgin olmadığını söylemiştim yani deneyimin sıfırdır.

    Nasıl ki insan yüzüne odaklandığında kaşını gözünü burnunu badem bıyıklarını seçersin görürsün ya işte yine bakarak ama biraz daha odaklanarak insandaki varlığı hissedebilir görebilirin. Ama açık dille ifade etmeme rağmen sen bu sefer dediğimi karıştırabilirsin. E zaten ben bunu biliyorum diyebilirsin. Varlık sana göre nedir benlik midir ego mudur? Ego varlığın kalıplaşmasıdır ego bütünü temsil etmez ve aslında hiç alakası bulunmuyor. Nasıl ki insanın gölgesi insana işaret eder ama aslıyla alakası bulunmuyor.

    İnsan olmasaydı gölgesi olur muydu? Ego var çünkü ruhumuz var. Ego olmasaydı yürüyen cesetler olurduk düşünmemiz bile mümkün olmazdı. Ben bunları yazarak mantık çerçevesinde konuşmaya çalışamazdım. Lakin bilimden anladığını ileri süren bir kısım insanlar diyor ki ruhumuz yok beyin var yeterde artar hayır efendim beyin sadece araçtır, siz hiç bir aracın benzin olmadan yola koyulduğunu gördünüz mü. Mümkün mü? Beyindeki atomlara yön veren güç sağlayan nedir? Beyin hiç der mi ben bana yeterim diyebilir mi o halde bilgisayarının da aynı şeyi söylemesi icap ederdi. Bilgisayarın seninle konuşabiliyor mu? Bizim bilim insanımız yoktur bilimci geçinen çoktur. Her şeyi kendi doğrultularına göre yorumlarlar ama sonrada derler ki bilim tektir sonuç tektir.

    Bilimi geçelim. Geldiğimiz nokta neresi? İnsan bir ruha sahiptir ama bu ruhun farkında değilizdir. Bu ruhu bilmeden ego ile olan farkını bilmeden Tanrıyı bilmek namümkün. Bu halde sen ya da bir başkası Tanrıdan bahsetse veya Tanrıyı inkar etse bu neyi değiştirir ki. Ha yanlış anlama Tanrıdan bahsederken içinden gelerek bahsediyorsan bilgisine de haiz olduğunu gösterir. Yoksa mesela; Zeus var tek gerçek Zeus onun şanı pek yücedir onun günü her şeye yeter! desem anlamı olur mu. Buna dikkat etmelisin yoksa ben senin neyi bilip bilmediğini nereden bileyim. Bilimsel olarak felsefi olarak Tanrı var diyorsan boşuna demiş olursun çünkü faydası nedir. Yani faydası olduğu için böyle yazmaktayım sana faydası var ki bende sende farkındalık yaratmak için yazıyorum.

    Tanrı boş bir hevesten ibaret değil ki aman he Tanrı var de geç diyelim hehe Tanrı var ok tamam!! Boş hevesler peşinde insanlar kendilerini heba ediyorlar ateşe atlıyorlar hayatları kararıyor falan filan, onlara kıyasla benim bahsettiğim Tanrı daha mı boş bir şey? Tanrı bana bu ağzı vermiş değil mi ben o halde onu konuşmayacaksam ne işe yarıyor. Yoksa maksat burada onun varlığını mı tartışıyoruz sadece. Ateistler Allah'ın yokluğunu tartışa durur, müslümanlar ise Allah'dan bahsederler, bu ayrımı iyi belle.

    Tanrı var ve din göndermedi Tanrı var bizi boş bıraktı kendi halimize bıraktı. Yani ben bu noktada tartışamam bu da senin bileceğin iş. Zaten Tanrıyı bulsan din araçtır ama Tanrıyı bulduk bu sefer isteklerini bilmemiz lazım gelir. İnanmak başka bilmek başka bir olmak başka. Aslında tabi ki yaratanın parçasıyız işaret edeniz muhakkak ondan bize bilgiler gelir bilgisi ağzımıza gelmese duruşumuz yeter varlığımız yeter. Ama okumasını bilene, kimi insan söze bakar kimi insan güzelliğe bakar kimisi kusurlara bakar kimisi öze bakar. Kusurlu görüyorsan yaratta görelim kusurlu bir şey dahi olsa yaratabilir misin? İnsan kusurları kendinden görür kendisinde bulduğu kusurları karşıdan bilir. Tanrı yok diyen de elbet doğruyu söylüyordur çünkü içinde Tanrı sevgisinden yer koymamıştır hep şeytana yer açmıştır yoksa imkanı mı var Tanrı her yerdedir her an bizimledir O olmasa bizim varlığımız nasıl olacaktı.

    Bak bu tartışmalar belki kafanda yeni sorular sormana yol açacak belki hepsini inkar etmek saçma görmek anlamsız bulmak en kolayıdır yükün altına girmek kolay mesele değildir. Ama gerçekte yazılan çizilen bir şey yoktur sende yoksun bende yokum kimse yok sadece O var ve O'nun var olduğunu söyleyenler ile var olmadığını söyleyen ağızlar var. Bize göre var tabi ki yoksa ne dediysem ilkin odur; yoktur. Konuşmak çelişki yaratmak değildir ki konuşmak sadece konuşmaktır yoksa konuşarak mı Tanrıyı bulacağız ona ulaşacağız!
    Peki sensin 😉