appledeveloper adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- Hak dinlerin ilk zamanı Hz. Âdem devridir. İlk insan olan Hz. Âdem aynı zamanda ilk peygamberdir.
Sümerler milatta önce 4.000-2.000 arasında yaşamış kadim bir medeniyetin insanlarıdır.
“Uyaran bir peygamber gelmiş olmayan hiçbir millet yoktur.” (Fatır, 35/24)
mealindeki ayette ifade edildiği üzere, Hz. Âdem’den Hz. Muhammed (asm)’e kadar gelmiş geçmiş bütün insanlara mutlaka bir peygamber gönderilmiştir. Zaten, İslam inancına göre, bir peygamberin mesajını duymayan insanların sorumlulukları da yoktur.
“Biz bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyiz.” (İsra, 17/15)
mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.
- İşte bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, yaklaşık 2.000 yıllık bir zaman diliminde tarih sahnesinde yer alan Sümerlere de bir çok peygamber gönderilmiştir. Sümer medeniyetinin güzel ve doğru yanları, bu peygamberlerin öğrettikleri ilahi vahiy ışığında şekillenmiştir.
Bu sebeple, daha sonraki semavi dinlerin bildirdiği bazı hakikatlerin Sümerler döneminde de söz konusu olması, bu dinlerin oradan kopyalandığını değil, bütün dinler gibi Sümerlerin medeniyetinin de aslı semavi dinlerin öğretilerine dayandığını göstermektedir.,
Nitekim, Hz. İbrahim, Sümerlerin son devrelerini yaşadığı m. ö 2.000 yılında yaşamıştır.
Demek ki, uzun bir süre yaşayan Sümer medeniyetinin kaynağı olan dinlerden sonra, Hz. İbrahim ile başlayan yeni bir dönemde artık İbrahimi dinler devri başlamıştır. Bu her iki medeniyetin kaynağı da Allah’ın gönderdiği dinlerdir.
- Şu anda ayakta olan ve binler seneden beri devam eden İbrahimi dinlerin hepsi Orta Doğu coğrafyasında yer aldığı için, insanların bu konudaki bilgilerinin kaynağı, yaşayan bu dinler olduğu için, bildiklerimiz de ister istemez yalnız bu coğrafyadaki dinlerle sınırlı kalmıştır.
Yoksa, yukarıdaki ilgili ayette geçtiği üzere, insanların bulunduğu her bölgeye mutlaka peygamberler gönderilmiştir. İslam literatüründe sayısı 124 bin olarak bilinen bu peygamberlerden sadece bir kısmı Orta Doğuda geldikleri bilinmektedir.
Nitekim, İmam Rabbani Hindistan bölgesinde birçok peygamberin geldiğini keşif yoluyla gördüğünü bildirmiştir. “Hindistan’da görülen Allah’ın sıfatları ve onları tenzih ve takdis eden bazı bilgilerin ve daha başka önemli bilgilerin gerçek kaynağı o peygamberlerdir.” manasına gelen İmam Rabbani’nin açıklamaları vardır. (bk. Arapça, el-Mektûbât, 259. Mektup, 1/313-315)
Demek ki, semavi dinler yalnız Orta doğuya mahsus değildir.
Bununla beraber, Hz. Âdem’in ve Hz. Havva’nın cennetten dünyaya gönderildikleri zaman, ilk buluştukları bölge Orta doğu olması da, insanlığın ilk beşiği olan bu bölgede bir çok peygamberlerin gelmiş olması, işin tabiatının gereğidir.
- Enbiya suresindeki “Big Bang” teorisine işaret eden ayetin verdiği bilginin Sümerlerde de olduğuna dair soruya gelince; şunu söyleyebiliriz:
a) Önce bu bilginin Sümerlerde de olduğuna dair (Sümer kaynaklı) sağlam bir belgenin gösterilmesi gerekir. Bu belge gösterilmediği sürece, bu iddia (başka bazı konularda da görüldüğü gibi) bir kısım dinsizlerin yaptığı palavradan öteye geçemez.
b) Şayet böyle bir belge gösterilirse, bu takdirde yukarıda belirttiğimiz gibi, o devirdeki Allah’ın peygamberlerinden alınmış bir bilgi olduğunda şüphe yoktur. Çünkü, insanların o devirde böyle bir ontolojik meseleye vakıf olması düşünülemez.
c) İslam’daki bu bilginin Sümerlerden kopyalandığını iddia etmek kadar akıldan uzak bir iddia olamaz. Çünkü, Kur’an’da açıkça ilan edildiği üzere, Hz. Muhammed (asm) gibi okuma-yazması olmayan bir insanın yetiştiği çok cahil bir çevrede, cehaletin kol gezdiği bir dönemde, bir Sümer yazısını okuyup ondan kopyalar almasını düşünmek için gerçekten akıldan istifa etmek gerekir.
d) “Çoğu uzmana göre insanlık tarihinin en önemli buluşu olan yazının, ilk olarak M.Ö. 3500 yıllarında Sümer rahipleri tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Sümer rahipleri yazıyı, tapınak ve depolarda bulunan malları kaydetmek amacı ile kullanmışlardır” ifadesinden de Sümerlerde dinin ve din adamları rahiplerin bulunduğunu göstermektedir.
Demek ki Sümerlere vahiy yoluyla bazı bilgileri öğreten Allah, aynı bilgileri daha sonraki dinlerle de vahiy etmiştir.
Demek ki, bilgili kopyalama yok, kaynak birliği vardır.

https://sorularlaislamiyet.com/butun...li-olabilir-mi

ve

"Sina'ya, Hira'ya, zeytin'e ve incir'e and olsun". Bu ayette 4 mübarek yere işaret edilmiştir. Yerlerin en mübarek olanları Allah’ın vahyinin indiği yerlerdir.

Buna göre bu ayetlerde yer alan yerlerden Sina, Hz Musa'ya vahiy inen yer; Hira, Hz Muhammed'e vahiy inen yer; Zeytin ağacı/dağı, Hz. İsa'ya vahiy inen yerdir.
Bu durumda mübarek olan yerlerden incir ağacı ise Buda’ya vahyin indiği yerdir.

Çünkü, bu dört semavi dinden Budizmin kurucusu olan Buda, genel kanaate göre bir peygamberdir ve bir incir ağacının altında iken ilk defa vahye mazhar olmuştur. “Buda şöyle dedi. Ben dünyaya gelen ilk buda (yol gösterici) değilim, son da olmayacağım. Belli bir zamanda dünyaya bir başka kişi gelecektir. O da kutsi, aydınlanmış ve idarede fevkalade kabiliyetli olan biridir. O benim size öğretmiş olduğum aynı ebedi gerçekleri öğretecektir... Ananda sordu: o nasıl bilinecek? Buda cevapladı: o, maitreya (rahmet[alemlere rahmet]) olarak bilinecek.” Türklere peygamber geldiğinin kanıtı göktanrı dini.

son olarak "Biz her millete bir peygamber gönderdik" Nahl 16

Sümerlerin teknolojisinin gelişmesi gönderilen peygamberlerin mucizeleri ile gerçekleşmiştir.

Muazzes İlmiye çığ bunağını okuyup da burda saçma sapan masallar uydurmayın.

Gerçekten insanın sabrını ciddi şekilde zorluyorsunuz ,inançlara ve kutsallığa saygı duyun.

Hayatın ve evrenin sebeblere ve sonuçlarla meydana geldiğine inanan birisi ALLAH veya tanrı inancına sahip bir insandan daha ahmaktır.
Allah'a inanan bir insan rızkın, Allahtan geldiğine inanır kula minnet etmez.


sırf ego kasacağım diye Alemlerin ve hayatın yaratıcısı olan Allah'ı inkar etmek verdiği nimetleri hor görmek
ebedi hayatı yakıp ,akıl ve mantıktan çıkmaktır.

Şayet Müslümanlara bakıp islamdan soğuyorsanız , mükemmel olan İslamdır. müslümanlar değil.
her insan hata yapabilir , günah işleyebilir .İnsanın doğasında var bu.
Bir çok yerden alıntı yaparak ben de post kasmak isterdim fakat bunun için ne yazık ki zaman ayırmam, ayıramam değil ayırmam. Buna gerek yok tüm dini metinleri ( en azından türkçe çevirileri olanları ) okuyup bu bana uygun değil deme olgunluğunu gösterdim. Sonuç olarak da kainat ya da evren denen bir ortamın tesadüf eseri olmayağına kanaat getirdim ve deist olmayı tercih ettim. Deizmi tercih eden bir çok kişi de bu şeklide tercih etmiştir diye düşünüyorum. Anne ve ya babam yahudi , hrstiyan ya da budist olsaydı da bu muhtemelen böyle olacaktı. Ben dini görüşümden dolayı bir topluluğu ya da dini aşağılamıyor ya da eleştirmiyorum. Bu açıdan bakabilirsiniz bakın bu da var diyorum.

Her birey dilediği dine ya da inanç sistemine mensup olabilir bu cinsel tercih gibi çok doğal bir şey ve ben saygı duyulması gerekiğine inanıyorum. Fakat sizin konuşma tarzınızdan anladığım kadarıyla bir bakış açısında değilsiniz o nedenle sizinle ikili tartışmaya girmiyorum. Siz öyle düşünüyor ve inanıyorsunuz buna saygı duyarım ben ise farklı bir açıdan bakarak bu şekilde düşünüyorum saygı duymak ya da duymamak size kalmış diyorum.

Sevgiler

Edit: Deizm nedir bilmiyor olabilirsiniz. Bilmemek değil öğrenmemekte direnmek ayıptır.

Deizm veya yaradancılık, doğal dünyaya dair gözlemler ve mantığın kaynağını oluşturduğu; dinsel bilgiye dolaysız biçimde sadece akıl yoluyla ulaşılabileceği ilkesini esas alan, bu sebeple vahiy ve esine dayalı tüm dinleri reddeden bir Tanrı inancıdır. Deist felsefeye göre Tanrı vardır ve nihai olarak evrenin yaratılmasından sorumludur, ancak yaratılan dünyaya doğrudan müdahale etmez. Eşdeğer olarak deizm, Tanrı'nın varoluşunu her şeyin sebebi olarak ortaya koyan ve onun kusursuzluğunu (ve genellikle doğal hukuk ile takdir-i ilahinin varlığını da) kabul eden, ancak Tanrı'nın evrende mucizeler aracılığıyla ilahi vahyi veya doğrudan müdahalesini reddeden görüş olarak da tanımlanabilir.