• 13-10-2024, 21:59:21
    #19
    ErenKumek adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kafaya taktığınız şeyler, aslında ruhunuzun genişlemesi ile alakalı.
    İnsan ruhu çok geniştir. Danimarkadaki bir olayı dahi kafasına takabilir.
    Ancak bu tamamen ''olayların sizin kontrolünde olmadığını'' anlamanız ile alakalıdır.
    Kendinizi seviyor musunuz?
    Başkaları tarafından suçlanan bir hayatınız mı mevcut?
    Kendinizi suçladığınız bir olay mı var?
    Toplumsal kabulleri yapamadığınız bir alan var mı? (Örneğin erkek adam evine bakar lafı, kimi bünyelerde çok sert etki yapar ve o erkek evine bakamadığı zaman travma oluşur)
    Bunları bir düşünün, vereceğiniz cevaba göre ister özelden ister buradan devam edelim.
    Kendimi sevmiyorum bazı konularda, değişmek istiyorum ama değişemiyorum, girişim ve iş dünyasıyla ilgileniyorum. Hayatımı değiştirmek için en uç kısımdan başlamak istedim, defalarca işe girdim, defalarca yeni iş girişiminde bulundum olmadı, ne zaman mutlu olacaksam sanki bir el gelip her şeyi yıkıyor mahvediyor. Dahası da var... Lütfen bir çare
  • 13-10-2024, 22:30:10
    #20
    Hangi ilaçları kullanıyorsunuz ve ne zamandır kullanıyorsunuz bilmiyorum ama yeterince verim alamıyorsunuz sebebi şunlar olabilir :
    1- İlacın dozu yeterli gelmeyebilir . Bu durumda doktorunuza gidip doz ayarlaması isteyebilirsiniz.
    2- Doz yeterliyse yanına anksiyolitik ilaç yazabilir.
    3- Yazılan anksiyolitiğin dozu yeterli seviyeye gelmesine rağmen hala yakınmalarınız devam ediyorsa ilacı değiştirmesini talep edebilirsiniz. Birçok ilaç var ve her ilaç herkese aynı etkiyi göstermeyebilir. Ağrı kesicilerde bile bir kişinin ağrısı geçerken diğerinin geçmeyebiliyor ki psikiyatride bu durum çok daha karmaşıktır. İlaçların hastalığı iyileştirmeme ihtimali de vardır. Bazı hastaların hastalığı ilaca dirençli olabiliyor. İlaçların kombine edilerek kullanılması daha faydalı olabilir. İlaç değişimleri sonucu en çok faydalı olan ilaçtan devam etmenizi öneririm. Bunun dışında bilgisine güvendiğiniz bir doktordan tedaviyi aksatmadan ve doktoru değiştirmeden devam edin. Çünkü sizin durumunuzu en iyi o bilir.
    4- Her şeye rağmen tam iyileşme olmuyorsa zaten terapi ile devam etmelisiniz. Bazı hastalarda tam iyileşme sağlanamayabiliyor ve bunun terapi ile desteklenmesi gerekiyor. Tedavi uzun yıllar sürecek belki de ömür boyu ilaç kullanmak zorunda kalacaksınız. İlaç ve terapiye ek izzet güllü hocanın videolarını izlemenizi öneririm. Birçok hasta hocanın videoları ile tedavisinde ilerleme kat ettiğini söylüyor.
    Son ve en garanti yöntem çok kötü durumdaki hastalara Ekt tedavisidir.

    Kendi terapinizi kendiniz yapmanız adına birçok kitap var . Size uygun olanı seçebilirsiniz.

    https://www.amazon.com.tr/gp/most-gi..._13810331031_1
  • 14-10-2024, 00:30:15
    #21
    disavurum adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yaklaşık bir buçuk senedir ilaç kullanıyorum ama arada hâlâ panik atak geliyor ve her şeyi kafaya takıyorum. Öneri ve tavsiyeleriniz nedir, daha önce yaşayan ve yenen oldu mu ?
    BDT temelli çalışan bu konuda uzman sayılan sevilen bir psikolojik danışman veya psikologdan terapi desteği alın. Aşılamayacak hiçbir şey yoktur, yeter ki doğru uzmanı keşfedin. Üniversite akademisyenlerini bu konuda tercih edebilir, konuşması videosu size iyi gelen bir akademisyene mail gönderebilirsiniz.
  • 14-10-2024, 01:16:13
    #22
    "Karanlıkta bir ışık, kendinizi keşfetme fırsatı, depresyon, Cheri Huber, Çeviri: Tuğrul Görgül". Ön kapağında bunlar yazan bir kitap var. Birkaç defa okudum.
  • 14-10-2024, 07:00:13
    #23
    disavurum adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kendimi sevmiyorum bazı konularda, değişmek istiyorum ama değişemiyorum, girişim ve iş dünyasıyla ilgileniyorum. Hayatımı değiştirmek için en uç kısımdan başlamak istedim, defalarca işe girdim, defalarca yeni iş girişiminde bulundum olmadı, ne zaman mutlu olacaksam sanki bir el gelip her şeyi yıkıyor mahvediyor. Dahası da var... Lütfen bir çare
    Hocam öncelikle şunu anlamanız gerekiyor; insan fiziki gibi gözükse de aslında ruhani bir varlıktır.
    Ruhu tatmin olmayan her insan, gerçek anlamda mutsuzluğa çok açıktır.
    Elon Musk'ın canım çok sıkılıyor (alt metni = mutsuzum) demesi aslında tesadüf değil.

    Kendinize koyduğunuz hedefler, ruhunuz ile uyuşmuyor. Bu çok açık.
    Daha önce birşeyi netliğe kavuşturmanız gerekiyor;
    Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum?
    Alt temelde bu sorusu cevaplanmamış insanlar, ruhani olarak eksik kalmaktadırlar.
    İnanç temelli eksik bir insan olup, doğduğu ve büyüdüğü andan itibaren bir yarış atı misali koşmaya başladıkları için,
    neden koştuğunu sorgulamayı dahi bırakıp, ''nasıl daha hızlı koşup birinci olabilirim'' e odaklanmaya çalışıyorlar.
    Ancak bu ''varoluş sorusu'' ruh ile uyuşan bir çerçevede cevaplanmadığından, bazı bünyelerde bu bir ikilem oluşturabiliyor.

    Anksiyete dahil birçok hastalığın tedavisi neden ''Ruh ve Sinir Hastalıkları'' bölümünde işlendiğini daha iyi anlamış olduk sanırım.

    Jim Carrey, dünyanın en başarılı komedyeni benim fikrimce. Ancak son 10 yıldır depresyonda. Bunun sebebinin de aslında tamamen bu olduğunu düşünüyorum.
    Kendisi itiraf ediyor ''herşey anlamsız'' sözüyle. Sorgulamaya çok geç yaşta başladığından, bu süreç onun için çok daha ağır geçiyor.
    İnsanoğlu, bedeni doyurduğu bir hayata tüm yatırımını yapıp, ruhunu aç bıraktığında, maalesef hassas bünyelerde sorun oluşturabiliyor.

    Muhteşem bir yaklaşım vardır;
    ''Aslında kırıldığı yerden ışık alır insan.''
    Bu rahatsızlığınıza kulak verin, asla sizin kötülüğünüzü istemiyor. Asla sizi üzmek için gelmedi.
    Sizi bir ömür ve hatta ölümden sonra dahi rahat ettirmek için şuanda sizinle.
    Sizi kıran ve yıpratan hangi hastalığınız var ise, size bir şeyler anlatmak istiyor.

    Şimdi şunu diyebilirsiniz; yahu şuursuz akılsız bir hastalık nasıl bana birşey anlatmaya çalışabilir?
    Aslında doğru bir yaklaşım. Şuursuz bir olay, şuurluymuş gibi davranıyorsa, demekki o hastalığı yöneten, perdenin ardında şuurlu bir El vardır.

    Allah size, ''Kulum, önceliğini dünya yapmayı bırakmalısın. Öncelik Ben'im ve Sen'sin.'' mesajını veriyor aslında.
    Bunu anladığınız anda hayat değişiyor. Bakış açısı rahatlamaya başlıyor.
    Çaresiz gibi hissettiğiniz anlar, aslında çarenin ta kendisi olmaya başlıyor.

    Allah'a inancınız var ise, acil şekilde Allah'ı araştırmaya-öğrenmeye-yaşamaya başlamanız ve
    hayatınızı idame ettirmek için zorunlu para kazanma eylemleri dışındaki çoğu zamanınızı buna ayırmanız gerekiyor.

    Eğer Allah'a inancınız yok ise, inançsal olarak kendinizi bir kere daha sorgulayıp, felsefenin dahi ilk 3 sorusu olan Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? sorularını ciddi anlamda
    tekrar ele almanız gerekiyor. Zaten hakkını vererek yapılan her araştırma, tüm ibreyi Allah'a çevirecektir. Bu konuda size videolu anlatım olarak birçok kaynak gösterebilirim.

    Tekrar söylüyorum, ruhani tarafı ağır basan bir varlık olan insan, sadece bedensel ihtiyaçları için yaşadıkça, ruhu ile çatışmaya başlar.
    Bu çatışma, her bünyede bambaşka etki uyandırır. Kimi ruhunu öldürür, zalim ve vicdansız olur. Kimi ruhuna cevap verir. Kendini tekrardan inşa eder.

    Buradaki çoğu arkadaşın tavsiye ettiği ilaç-doktor yaklaşımları, ruhunuzun size olan mesajını susturmaya yardım edebilecektir.
    Ancak ruh hakikatten susmalı mı bu noktada? Dünyada dahi sonsuz tatmin ve mutluluğu yaşama fırsatı bulmuşken, hakikatten ruhu sessize mi almak gerekiyor?
    Ağlayan bir bebek size kendini duyurmak isterken, bebeği sessize almak, o bebeğin sıkıntısının geçtiği anlamına mı gelir?

    ''Aslında kırıldığı yerden ışık alır insan.''
    Bunu sakın unutmayın. Ve inanın; bu rahatsızlığınız size inanılmaz bir mutluluğun gelmesine vesile olacak.
    Öyle bir mutluluk ki bu, diğer suni ve sahte tüm mutlulukları gölgede bırakacak cinsten...

    Allah yardımcınız olsun, sizin için herşey çok daha güzel olmaya hazırlanıyor inşallah. Ben buna inanıyorum...
  • 14-10-2024, 14:04:48
    #24
    ErenKumek adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam öncelikle şunu anlamanız gerekiyor; insan fiziki gibi gözükse de aslında ruhani bir varlıktır.
    Ruhu tatmin olmayan her insan, gerçek anlamda mutsuzluğa çok açıktır.
    Elon Musk'ın canım çok sıkılıyor (alt metni = mutsuzum) demesi aslında tesadüf değil.

    Kendinize koyduğunuz hedefler, ruhunuz ile uyuşmuyor. Bu çok açık.
    Daha önce birşeyi netliğe kavuşturmanız gerekiyor;
    Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum?
    Alt temelde bu sorusu cevaplanmamış insanlar, ruhani olarak eksik kalmaktadırlar.
    İnanç temelli eksik bir insan olup, doğduğu ve büyüdüğü andan itibaren bir yarış atı misali koşmaya başladıkları için,
    neden koştuğunu sorgulamayı dahi bırakıp, ''nasıl daha hızlı koşup birinci olabilirim'' e odaklanmaya çalışıyorlar.
    Ancak bu ''varoluş sorusu'' ruh ile uyuşan bir çerçevede cevaplanmadığından, bazı bünyelerde bu bir ikilem oluşturabiliyor.

    Anksiyete dahil birçok hastalığın tedavisi neden ''Ruh ve Sinir Hastalıkları'' bölümünde işlendiğini daha iyi anlamış olduk sanırım.

    Jim Carrey, dünyanın en başarılı komedyeni benim fikrimce. Ancak son 10 yıldır depresyonda. Bunun sebebinin de aslında tamamen bu olduğunu düşünüyorum.
    Kendisi itiraf ediyor ''herşey anlamsız'' sözüyle. Sorgulamaya çok geç yaşta başladığından, bu süreç onun için çok daha ağır geçiyor.
    İnsanoğlu, bedeni doyurduğu bir hayata tüm yatırımını yapıp, ruhunu aç bıraktığında, maalesef hassas bünyelerde sorun oluşturabiliyor.

    Muhteşem bir yaklaşım vardır;
    ''Aslında kırıldığı yerden ışık alır insan.''
    Bu rahatsızlığınıza kulak verin, asla sizin kötülüğünüzü istemiyor. Asla sizi üzmek için gelmedi.
    Sizi bir ömür ve hatta ölümden sonra dahi rahat ettirmek için şuanda sizinle.
    Sizi kıran ve yıpratan hangi hastalığınız var ise, size bir şeyler anlatmak istiyor.

    Şimdi şunu diyebilirsiniz; yahu şuursuz akılsız bir hastalık nasıl bana birşey anlatmaya çalışabilir?
    Aslında doğru bir yaklaşım. Şuursuz bir olay, şuurluymuş gibi davranıyorsa, demekki o hastalığı yöneten, perdenin ardında şuurlu bir El vardır.

    Allah size, ''Kulum, önceliğini dünya yapmayı bırakmalısın. Öncelik Ben'im ve Sen'sin.'' mesajını veriyor aslında.
    Bunu anladığınız anda hayat değişiyor. Bakış açısı rahatlamaya başlıyor.
    Çaresiz gibi hissettiğiniz anlar, aslında çarenin ta kendisi olmaya başlıyor.

    Allah'a inancınız var ise, acil şekilde Allah'ı araştırmaya-öğrenmeye-yaşamaya başlamanız ve
    hayatınızı idame ettirmek için zorunlu para kazanma eylemleri dışındaki çoğu zamanınızı buna ayırmanız gerekiyor.

    Eğer Allah'a inancınız yok ise, inançsal olarak kendinizi bir kere daha sorgulayıp, felsefenin dahi ilk 3 sorusu olan Ben kimim? Nereden geldim? Nereye gidiyorum? sorularını ciddi anlamda
    tekrar ele almanız gerekiyor. Zaten hakkını vererek yapılan her araştırma, tüm ibreyi Allah'a çevirecektir. Bu konuda size videolu anlatım olarak birçok kaynak gösterebilirim.

    Tekrar söylüyorum, ruhani tarafı ağır basan bir varlık olan insan, sadece bedensel ihtiyaçları için yaşadıkça, ruhu ile çatışmaya başlar.
    Bu çatışma, her bünyede bambaşka etki uyandırır. Kimi ruhunu öldürür, zalim ve vicdansız olur. Kimi ruhuna cevap verir. Kendini tekrardan inşa eder.

    Buradaki çoğu arkadaşın tavsiye ettiği ilaç-doktor yaklaşımları, ruhunuzun size olan mesajını susturmaya yardım edebilecektir.
    Ancak ruh hakikatten susmalı mı bu noktada? Dünyada dahi sonsuz tatmin ve mutluluğu yaşama fırsatı bulmuşken, hakikatten ruhu sessize mi almak gerekiyor?
    Ağlayan bir bebek size kendini duyurmak isterken, bebeği sessize almak, o bebeğin sıkıntısının geçtiği anlamına mı gelir?

    ''Aslında kırıldığı yerden ışık alır insan.''
    Bunu sakın unutmayın. Ve inanın; bu rahatsızlığınız size inanılmaz bir mutluluğun gelmesine vesile olacak.
    Öyle bir mutluluk ki bu, diğer suni ve sahte tüm mutlulukları gölgede bırakacak cinsten...

    Allah yardımcınız olsun, sizin için herşey çok daha güzel olmaya hazırlanıyor inşallah. Ben buna inanıyorum...
    Tam olarak bahsettiğiniz çatışmanın içindeyim. Ya ruhumu öldüreceğim ya da yeniden inşa olacağım ama ikisini de nasıl yapacağımı bilmiyorum. Sonu neresi bilmediğim bir yolda yürüyorum. Bahsettiğiniz Jim Carrey gibi hayatın anlamsız olduğu fikrine çok kez kapıldım, bende her şey inancımı tanrıyı sorgulamaya başladıktan sonra oldu. Yazdıklarınız hem iyi geldi hem de sorgulattı ama ben şimdi ne yapayım hocam, hangi yolda gideyim ve bu ruhani yollardan hangisini nasıluygulayabilirim bunu bilmiyorum. İşe mi gireyim, sevgili mi yapayım, oturup tüm gün bunları mı sorgulayayım, ne yapayım inanın bilmiyorum, bu sokak bana çıkılmaz hissettiriyor ama içten içe dediğinize inanıyorum, belki de başıma fiziksel zorluklar gelecekken bu geldi, belki de Allah ya da Tanrı bana hazırladığı güzel şeyler için beni sınıyor, beni ölçüyor. Dayanılmaz bir acı, keyifsizlik, geç kalmışlık hissi ve huzursuzlukla doluyum. İyi dilekleriniz için de ayrıca çok teşekkür ediyorum. Bu ifadelerinizin değerini ölçemezsiniz, benim durumumdaki biri için bunları duymak çok önemli hatta hayati bir mesele diyebilirim.
  • 14-10-2024, 22:19:24
    #25
    disavurum adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tam olarak bahsettiğiniz çatışmanın içindeyim. Ya ruhumu öldüreceğim ya da yeniden inşa olacağım ama ikisini de nasıl yapacağımı bilmiyorum. Sonu neresi bilmediğim bir yolda yürüyorum. Bahsettiğiniz Jim Carrey gibi hayatın anlamsız olduğu fikrine çok kez kapıldım, bende her şey inancımı tanrıyı sorgulamaya başladıktan sonra oldu. Yazdıklarınız hem iyi geldi hem de sorgulattı ama ben şimdi ne yapayım hocam, hangi yolda gideyim ve bu ruhani yollardan hangisini nasıluygulayabilirim bunu bilmiyorum. İşe mi gireyim, sevgili mi yapayım, oturup tüm gün bunları mı sorgulayayım, ne yapayım inanın bilmiyorum, bu sokak bana çıkılmaz hissettiriyor ama içten içe dediğinize inanıyorum, belki de başıma fiziksel zorluklar gelecekken bu geldi, belki de Allah ya da Tanrı bana hazırladığı güzel şeyler için beni sınıyor, beni ölçüyor. Dayanılmaz bir acı, keyifsizlik, geç kalmışlık hissi ve huzursuzlukla doluyum. İyi dilekleriniz için de ayrıca çok teşekkür ediyorum. Bu ifadelerinizin değerini ölçemezsiniz, benim durumumdaki biri için bunları duymak çok önemli hatta hayati bir mesele diyebilirim.
    İçiniz rahat olsun hocam, Allah sizi asla yalnız bırakmadı. Her zaman sizinle. Sadece bazı konularda sizin adımlarınız çok önemli.
    Ruhunuzu isteseniz de öldüremezsiniz =) Sadece susturursunuz, o da geçici aslında. Hem de sağlıklı değil.
    O yüzden siz değerinizi bilin. Ya bunları hiç düşünmeden göçseydiniz? Size olan vade sonlansaydı?
    O yüzden bu duygular çok değerli. Düşünmekten çekinmeyin, araştırmak kaidesi ile.

    Allah İnşirah Suresi'nde der ki;
    ''Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul. Ve ümit edeceğini yalnız Rabbinden iste.''
    Bu sürede size düşen en önemli şey bol bol gülümseyin. Part time da olsa bir işe girin. Hayatta olan aile fertlerinizle çokça vakit geçirin. Ellerinden öpün.
    Küçüklerse merhametinizi hissettirin. İnanın fıtratınıza, yaradılışınıza yaklaştıkça içiniz huzur ile dolacak Allah'ın izniyle.

    Ve aklınızdaki Allah'a dayalı hangi sorular var ise istediğiniz zaman sorabilirsiniz.
    Sizin duygularınızı geçmişte yaşamış bir insan olarak şunu net söyleyebilirim ki, gerçekten inanca dayalı sorunları çözünce gerisi çorap söküğü misali geliyor.
  • 14-10-2024, 23:53:28
    #26
    PayPal + Wise + Revolut
    İnsan o ruh haline girince herşey den ümidi kesiliyor herşey den bıkıyor hiçbirşey den zevk alamıyorsun ama zaman en iyi ilaç bazen zamana bırakmak iyi geliyor çok geçmiş olsun
  • 15-10-2024, 08:22:12
    #27
    Ben doğrudan bahsettiğiniz kilit sorunlar üzerinden kısa kısa açıklayacağım. " Dayanılmaz bir acı, keyifsizlik, geç kalmışlık hissi ve huzursuzlukla doluyum... "

    1 - Hiç bi acı dayanılamaz değildir. Günün sonunda sona erer ve etkisi kaybolur. Size garanti ederim ki; her şey geçecek. Her şey sona erecek çünkü. Bu hem iyi hem kötü anlamda geçerli. Hayat kanunları.

    2 - Keyifsizlik için pek çok yeni şey üretilebilir. Bir makale okunabilir, resim çizilebilir, müzik dinlenebilir, yeni yerler yeni şeyler keşfedilebilir, iyilik yapılabilir. Sokaktan geçen rastgele biri ile konuşulabilir mesela. Yalnız olmayın. Evdeyseniz dijitalden sosyalleşin, dışarıdaysanız da insanlarla. Gidin rastgele biri ile tanışın, yapabiliyorsanız her gün 1 yeni insan tanıyın hatta. Belki birinin de size ihtiyacı vardır, hatta olacakta. Bunu asla bilemeyeceksiniz.

    3- Geç kalmışlığı kendi çemberimde özetlersem ; Herkesin zamanı farklıdır " diyebilirim. Neye göre geç kaldınız? Yarışta hissediyoruz ama öyle değiliz. Sizin savaşınız yine sizinle. Kafanızdaki ile. Düşüncelerinizle. Elbette bu his oluyor, hatta bazen yasalara göre 36 yaşınızda kpss ye katılamıyorsunuz mesela. Ya da 40 lara 50 lere gelince "bizden geçti diyorsunuz. Ama genel olarak hiç bir şey için geç değil. Neye göre geç? Sizin gibi birine göre mi?

    4- Huzursuzluk. Aslında keyifsizlikle özdeştirilebilir. Sorunları bulun ve ortadan kaldırın. Bu sizin hayatınız. En güçlü savaşlar zihinde verilir - Senua . Bunu sakın unutmayın. Siz etrafı, beni, buradaki herkesi boş verin. Kendi iç dünyanıza dalın. Kendinizle baş başa kalın.

    Çünkü burada yazılan her şeyi çok kısa bir süre içinde unutacaksınız. Almanız gerekenleri alın.