• 25-03-2021, 18:33:57
    #1
    arkadaşlar bunu neden yazıyorum bilmem sadece kımseye anlatamadıgım için yazıyorum bu fani dünya çok acımasız yemin ederim işe gidiyorum işte o .... bitmiyor eve geliyorum duvarlar üzerime geliyor kimseye zarar vermek istemıyorum kendime zarar veriyorum herkez üzerime geliyor bu yalan dünyada beni tek anlayan arabesk şarkılar uykularım haram oluyor uyuyamıyorum düşünmekten işe gidiyorum sıkıntı ya bir insan bu kadar mı bırak bu hayattan ya geride iki tane evladım var olmasa gerçekten çok kötü şeyler yapacam ama olmuyor olmuyor
  • 25-03-2021, 18:36:27
    #2
    İş yok sadece evde daralıyorum be ne edem. 😭
  • 25-03-2021, 18:37:23
    #3
    Üyeliği durduruldu
    Bence her insan zaman zaman yasar boyle durumlar hic gecmiycek hissine kapilir cehennemin dibini gormus biri olarak konusuyorum geciyor ama doktorla ama doktorsuz kendiniz asamiyorsaniz bir uzmana basvurmanizi oneririm
  • 25-03-2021, 18:41:07
    #4
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Sorunun nedir bilemeyiz ama çok bunaltma kendini..
    Herkesin kendine göre sorunları oluyor.
    ALLAH yardımcınız olsun
  • 25-03-2021, 18:41:27
    #5
    Şükretmek lazim dostum. Beterin beteri var bu dunyada en dip diye bisey yok. İmtihan dunyasi. Sabret ve sukret insallah mutlulugu bulacaksin
  • 25-03-2021, 18:42:31
    #6
    Üyeliği durduruldu
    Maddiyat yerindeyse, sizi seven bir eşiniz ve çocuklarınız varsa hayattan almanız gerekeni almışsınız demektir. Bunun dışında hayattan tüm beklentilerinizi bir kenara bırakmalı, aileniz için yaşamalısınız. Kötü düşünceleri aklınızdan silmeye çalışın.
  • 25-03-2021, 18:42:59
    #7
    İnsan, hayırlı başlangıçlar kadar hayırlı sonlar da dilemelidir kendisi için. Hayat böyle. Bugün gülerek başladığımız bir iş veya ilişki, yarın bizi ağlatabilir. Bugün bize can olan, yarın el olabilir. Demem o ki, hayatın her anını bir sınav olarak düşünürsek rahat ederiz. Sizin de dediğiniz gibi fani, gelip geçici. Her şeyin hayırlısını dileyerek güne başlarsak rahat ederiz. Şöyle düşünün hocam, öyle bir dünyada yaşıyoruz ki kimisi daha fazla malım, param olsun diye gecesini gündüzüne katıp çalışıyor. Kimisi de 1 saat daha fazla yaşayabilmek için bütün malını mülkünü doktorların önüne yatırıyor. İşte dünya bu kadar

    Size bir nebze olsun faydalı olabilirim belki diye içimden geçenleri yazdım. Allah sizi ailenize, ailenizi de size bağışlasın. Dik durun, evlatlarınızın size ihtiyacı var. "Ne de olsa kışın sonu bahardır" diyor türküde. Ömrünüz güzel olsun.
  • 25-03-2021, 18:45:16
    #8
    Nelerden daralıyorsun mesela?
    Sağlık durumun nedir?
    Maddi mi daralıyorsun, manevi mi?
    İçinde bir şeylere dair hiç bir umut yok mu? Umutsuz olmaz! En ufak bir market alışverişi, giyim, kuşam. Güne, haftaya bir umutla başla.
    Çevren için, ailen için ( her zaman ) yaşama, düşünme. Biraz kendin için düşün.
    Evdeki, işteki tartışmalar, kavgalar hepsi geçici, Bunu unutma.
    Allah sabır, güç versin.
  • 25-03-2021, 19:17:30
    #9
    Bu haber hem iyi, hem kötü.

    Sana moral olsun diye falan söylemiyorum, beynin bir bölümünün (limbik sistem) aşırı fazla çalışması ile duygular ve karar mekanizması kontrolden çıkar. Bu seni beyninin ekstra yük altında çalıştığını dolayısı ile daha fazla nöron bağlantısı olduğunu gösterir. Meali: Bir yada bir kaç tık daha zekisin.

    Bunu çözmenin bir yolu da o bölgede fazla nörotransmitterı bastırmak ki şizofren ilaçları dopamini etki altına alarak bunu sağlıyor. Tabi şizofren demiyorum, olay şu: Beyindeki belirli nörotransmitterların bulunması mevcut duygu durumunu belirler. Şizofrenide sadece dopamin etkilidir ve çok ekstrem durumlara çıkar. Beynin fazla dopamini engelleyen, akşama kadar oruç tuttuktan sonra ilk sigaranın daha çok zevk vermesi gibi çeşitli dopamin arttırıcı mekanizması da var. Bir projeyi tamamlarsın, dopamin salgılanır. Çok sıkı çalışırsan iş sonundaki o dopamin daha da fazla salgılanır. Sabrın sonu selamet, sıkı can iyidir sözleri buradan geliyor. Sizde de dopamin, serotonin, noradrenalin, GABA, histamin, glutamat, asetilkolin gibi çeşitli norötransmitter arasındaki dengede bir sıkıntı var. Yani bilim de tam olarak bunu bilmiyor. Serotonin depresyonu engellerken, noradrenalin de engelliyor. GABA sakinleştiriyor, glutamat uyarıyor ve asetilkolin hatırlamanı kolaylaştırıyor.

    Şimdi önceki paragrafın başına geliyorum tekrar: Bunu çözmenin bir yolu da o bölgede fazla nörotransmitterı bastırmak veya ruh halinde etkili nörotransmitterları arttırmak. Bilim şuan fazla nörotransmitterı arttırmanın yolunu şuan sadece dopaminde bulmuş. Çünkü şizofreni hastaları için acil çözüm gerekliydi fakat diğer problemler için beynin belirli bölgelerini hedef alan bir şey henüz yeni yeni bulundu ve yeni teste geçildi ki bunun gibi belki de onlarca çözüm/ilaç gerekli çünkü beyinde onlarca kısım var.

    Beyindeki norökimyasal dengesizliklerin nedeni ise şöyle:
    • Çevre kirliliği, toksinler, su kirliliği, ağır metaller. Bunlar egzoz, fabrika, doğalgaz vb. kirlikler ile suyun kirletilmesi, yanlış arıtılması ve eski metal musluk sularının zamanla suya metal karıştırması
    • Oynanmış ürünler, monosodyum glutamat gibi domapin mekanizmasını uyaran aburcuburlar ( tüm aburcuburlar uyarır, buna zincir yemek firmaları dahil )
    • Ekonomik ve aile içi problemler
    • Teknolojinin beynin dopamin mekanizmasını bozması
    • Mastürbasyon
    • Plansız, düzensiz bir yaşam ve erteleme hastalığı.
    • Günde 1 saatten fazla tek seferde ve aralıklar ile 2 saatten fazla çalışsanız bile müzik dinlemek.
    • Daha da vardır benim aklıma ilk gelenler bunlar..
    Çözüm ise belli, alanında gerçekten uzman bir psikiyatristi bulup gitmek. Genelde sana vereceği şey, ruh halini yavaşça iyileştirecek ilaçlardır. Bunlar zamanla daha iyi düşünmesini sağlayarak takıntılara ve düşünceleri takılmanı, beynin diğer bölümlerindeki aktifliği artırarak aşırı aktif bölgenin zamanla dinmesini sağlamak. Akabinde ise en az 6 ay kullandıktan bir miktar sonra doktor ilacınızı kesecektir. Bu sizin genetik ve mevcut problemlerinize göre daha da uzayacaktır. Tabi bunun haricinde senin yapabileceğin şeyler de var:
    • Antioksidan tarafından zengin beslenmek, sigara içiyorsanız 2-3 kat daha fazla beslenmek
    • GABA arttırıcı çaylar içmek (limon melisa, papatya, yeşil çay gibi)
    • Peynir gibi, et gibi süt ürünlerinden (et süt ürünü değil evet ) aşırıya kaçmamak kaydı ile her gün tüketerek beynin kullanacağı nörotransmitter öncülerini (bunlar protein yani aminoasitler)
    • Aşırı kahve ve çay yerine yeşil çay tüketmek
    • Her gün olmasa da günde en az 5 bin, haftalık 35-40 bin adım atmak ama benim önerim 20 dakika kardio. İlk hafta zor gelir fakat sonra hoşunuza gidecek. Bunu açıklayacağım.
    • Düşünmemeye çalışmak, hobi ve farklı uğraşlar bulmak.
    Koşu yapmak, koşu sırasında insanın endorfin salgılamasını sağlar. O an damarların parçalanması (hamlık dediğimiz şeyin nedeni) esnasında bunu hissetmenizi engeller, hoşnutluk verir, enerji verir. Koşu bittiği gibi oda beyinden çekilmeye başlar ama beynin diğer işlevlerini tetikleyerek günden güne daha erken yatmanızı, daha az düşünmenizi ve beynin sorunlu bölgesi yerine farklı bölümlerini aktif ederek zamanla daha enerjik ve mutlu hissetmenizi sağlar, koşu dışında da. Ayrıca koşuda belirlediğiniz 30 dakika hedefi ile hedef sonunda dopamin artışı sağlanır ve sonraki günlerde o 30 dakikanın dolması uzun sürer ve dopamin mekanizmanız daha fazla dopamin salgılaması için tetiklenir. Böylelikle herhangi bir işte dahi siz fark etmeseniz bile daha fazla dopamni salgılanır. Sporcu arkadaşlarımın sayko, enerjik ve gerizekalıca davranmalarını ben buna bağlıyorum. Fazla enerji ve mental rahatlık da iyi değil

    Örneğin sürekli bilgisayar oynamak zamanla dopaminin ateşlemesini azaltır. Norönlar bunu zamanla daha az ateşler ve oyunlar da zevk vermemeye başlar. Çünkü beyin bunun için geçmişte fazlası ile dopamin salgıladığı için artık hangi durumda ve ne yaptığınızı algılıyor. Bu aynı zamanda diğer faaliyetlerde de dopamin artışını engeller. Yani gün boyu oyun oynamak, hiç bir uğraş olmadan yaşamak zamanla sadece oyunda değil tüm her şeyde alınan zevki azaltır. Bu regülasyonu azaltan şey, sana zevk veren kolay şeyi sürekli yapman: Yemek yemek, müzik dinlemek, cinsel ihtiyaçların suyunu çıkartmak, halim yok diyerek yatmak.

    Sadece dopamin üzerinden örnek veriyorum, çünkü insana zevk veren şey odur. Mutluluğu da başta serotonin ve noradrenalin akabinde de endorfin gibi çeşitli nörotransmitterlar yada birleşimi yada yada dopamin ile bunların birleşimi sağlar. Uyuşturuculardaki doz artışın nedeni de bu, beyin aşırı ve aşırı fazla şimdiye kadar hiç görmediği kadar dopaminin dolaşımda olduğunun görür ama geri alamaz çünkü geri alma mekanizması inhibe edilmiştir. O nedenle uyuşturucu etkisi geçtiği gibi geri çeker ve çok daha zor salar. Bu genelde dopaminde geçerlidir. Çünkü sadece serotonine yada noradrenaline etki eden bir uyuşturucu yoktur. Çünkü bunlar bağımlılık yapmaz.

    Örneğin bir fareye beynine elektrik verecek bir sistem bağlıyorlar ve her elektrik de dopamin salgılıyor. Fare elektrik verildiği sürece yemek yemiyor fakat kesildikten bir süre sonra acıktığını fark edip yemek yiyor. Daha sonra bir buton gibi bir şeyi farenin kafesine koyuyorlar ve ona bastıkça kendi beynine dopamin veriyor. Sonuç olarak 3 gün sonra ne yemek ne su yemeden aralıksız butona bastığı için ölüyor.

    Beyin çok gelişmiş bir sisteme sahip. Hz Muhammed'in yaşamı dopamin salgılamamaya yönelikti. Ona rağmen sorunlar çekti, çünkü çevresel faktörler ona etki ediyordu ama o pes etmedi. Sonuç olarak kazanan o oldu, aynı şey alkol kullanımı hariç Atatürk için de geçerli. Oda dopamin mekanizmasını biliyordu. Kitap okumanın aslında bir zevki yok, zevki veren bilgi öğrenilmesi yada hikayenin akılda canlanması ile artan dopamin. Eğer oturup günde 30 sayfa kitabı sıkılmadan düzenli olarak okuyamıyorsan norökimyasal dengesizliğin vardır. Tabi vakit yoktur falan onlardan bahsetmiyorum.

    Bu yazıyı yazarken çok eğlendim.

    Kısaca evet, doğrudan olmasa bile bilimin bu süreci başlatan, hızlandıran yada iyileştiren çözümleri var. Eski zamanlarda teknoloji yoktu, doğadaki bitkileri deneye deneye test ederlerdi ve bugün gün bilimle incelendiğinde eski insanların zamanla doğru tedavileri bulmuş olduğu bulundu. Ağrılarda yada iltihabi durumlarda söğüt ağacı özüne saldırırlardı. Çünkü aspirinin temel maddesi söğüt ağacından elde ediliyor

    Beyne gelen kötü düşünceleri baskılamaya çalışmamak ve çok az olsa başarmak dopamin salgılatır ama bu zor bir eylem olduğu için düşünmek de bağımlılık yapar. Düşünmemeye çalış, kişisel önerilerimi doktoruna danış. Aklına bir şey takılırsa PM atabilirsin.

    Sağlıcakla kal.


    (Tüm yazı bildiklerim ve kişisel fikrimdir)