Tamamda güzel insan.. çin bir anda hokuz pokus diyerek mi bu ara malları üretmeye başladı? hayır.. zamanla... Türkiyeye kimse sihilir deynek deydirmeyecek.. zamanla gelişeceğiz... Ben bu yönde düşünmekteyim.
dolar satmakla TL değer kazanmak bunu aklı başında olan her insan bilir.. bende bilincindeyim. Üretime geçmemiş gerektiğini söylüyorum.. yoksa afrika yolunda ilerleriz.
Enerji demişsin. Evet enerji olarak doğu akdenizden bir şeyler çıkartırsak.. ve Türkiye içerisinde enerji ihtiyacını karşılayacak seviyede ise 2-4 yıl sürmez dış borcu kapatmak.. yıllık 50 milyar dolar seviyelerinde malum..
Şu nükler santralin gidişatı ne? bilmiyorum.. umarım kazasız belasız açarız da..bir nebze olsun kendi elektriğimizin bir kısmını karşılarız oradan.. devamı da gelir bir şekilde.
Aramal üretmek için bir yerden başlamamız gerekmekte.. çin söyle çin böyle.. Ona bakarsan Güney kore teknolojide bir atıldı uçtu gibii.. Teknoloji lideri konumunda..
Tamam biz ne bir çiniz nebir g.koreyiz..
Belki düşüncelerimde yanılıyorumdur hiç bir yere dayatmadım bu olayı kendi fikirlerimi açıkladım sadece. Eleştirici ve geri dönüşünüz için ayrıca teşekkür ederim en azından bazıları gibi okumadan yazmak yerine.. Siz okuyarak cevap vermişsiniz.
1) Ekonomik konuları yakından takip etmiyorsun değerli kardeşim. Nükleer santrale de geçiş garantili köprüler gibi dolar üzerinden garanti verildi. Kullanıma göre daha fazlası da olabilir ama en az 35 milyar dolar net para ödeyeceğiz. Ve Ruslardan elektriğin kilowatını 12 centten alacağız. Bugün elektriğin kilowatı meskenler için 50-60 kuruş. Dolar 10 lira olduğunda nükleer santralden aldığın her kilowat saat için Ruslara 1,2 lira ödersin. Devlet Ruslardan 1,2 liraya aldığı elektriği de dağıtım, kdv, dağıtıcı karı ile falan bize 2 liradan aşağı çakmaz. Dolar çıktıkça nükleer santralden gelecek elektrik de pahalı hale gelecek çünkü fiyat garantisi dolarla verildi. Hani dalga geçiyorya damat bizle, maaşını dolarla mı alıyorsun dolarla borcun mu var diye. Evet dolarla borcumuz var. Geçmediğimiz her köprüye, girmediğimiz her tünele, nükleer santralden gelen kullanmadığımız her kilowat saat elektriğe dolarla borcumuz var.
2) Memleketin eğitimi yerlerde. Vasıfsız adamlar yetiştiriliyor. Eğitim politikası durmadan değişiyor. 2. dünya savaşında yıkılan Almanya'nın tekrar Avrupanın devi olmasının nedeni yetişmiş insan gücüydü. Bir ülkenin yetişmiş insan gücü varsa o ülkeyi her yıktığından yeninden inşa edebilirler. Sen istiyorsun ki yurt dışından yabancı sermaye gelsin seni geliştirsin. O bahsettiğin sömürge olmaktır, gelen sermaye burada mal üretir, devlete vergi verir, ama karını alır kendi ülkesine götürür. Kore örneği çok güzel. Ama biz akdeniz toplumuyuz. Çin, Japonya ve Kore gibi çalışkan insanlardan oluşmuyoruz. Avrupa Birliğine bakın. Avrupa'nın kurtarılmaya ihtiyacı olan ekonomileri yunanistan, italya, ispanyadır... Kurtarması gerekenler zenginleri de ingiltere, almanya ve kuzey ülkeleridir ))) Dünya'daki eğitim testleri sıralamalarına bakarsan Koreli, Çinli, japon çocukların bizim çocukları nasıl solladığını görebilirsin.
3) Ara malı üretimi için politika lazım. Ama ayasofya ile uğraşan, erkekli kızlı aynı evde kalınması ile uğraşan, istanbul sözleşmesi ile uğraşan Türk siyaseti ara malı falan üretimini teşvik edemez. Ara malı üretimi için ciddi bir planlama ve ciddi teşvikler verilmesi gerekir. Üstelik bu teşviklerin de yandaşlara peşkeş çekilmeden hakedene verilmesi gerekir. Sen Türkiye'de hakeden verilen teşvik görünce şaşırmıyor musun? Bu ülkede liyakat sorunu var. Kurumsallık yok, tek adam rejimi var. O yüzden ben doğduğumdan beri söylenen bir şey vardı. Türkiye kabile devleti değildir diye. Giderek kabile devleti oluyoruz. Tıpkı bir kabile devletindeki gibi tek bir reis ne derse memlekette o oluyor. Ve bu reis seçimle geldiği için bunu demokrasi zannediyoruz.