Yanılıyorsunuz.
Dünya şuan en ilkel çağında.
Kulaktan dolma bilgiler değil kendim araştırmayı çok severim. Uzun uzadıya konuşmayıda.
Geçmişe yönelik araştırmalarınızı iyi yaparsanız dediklerimin doğruluğunu kendiniz fark edeceksiniz.
Şuan ki teknolojiye gelişmiş diyorsanız , sanskritlerin yaşadağı , sümerlerin hatta hepsini geçtim mısıra bakabilirsiniz.
Şuan teknolojimiz filan gelişmiş değil. Ve bildiğiniz öğrendiğiniz her şey yalan.
Şuan en ilkel çağdayız, teknoloji olarak. Belki insanlığın ilk çağlarında ki ile eşdeğiriz. Taştan çömlekten bahsetmiyorum tabii ki.
Söylediğiniz hubble teleskobunu dünyaya çevirip canlı yayın yapmayan ve dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlamayan nasa ya hiç değinmiyorum
Bu arada rüya olayını hiç duymadım demişsiniz o halde şuan savunduğunuz evren hakkında ki bilgileri sunan bilim adımlarının inandığı en temel ilkeyi hiç bilmiyorsunuz.
Giordano Bruno, 1548 yılında İtalyanin Naples şehrinde doğdu. Gerçek ismi Filippo idi. Rahip olunca Giordano ismini aldı. Bruno inanılmaz bir hafızaya sahipti. Duyduğu bir şeyi asla unutmuyordu. Evrenin sırlarına çok meraklıydı. Bu merakıyla, kilisenin depolarında saklanan yasaklanmış kitapları okumaya cesaret etti ve okurken yakalanıp rahiplikten atıldı.
O kitaplardan birinde, tanrının sadece bu dünyayı yaratacak kadar küçük olamayacağı ve onun yaratmasının bu kadarla sınırlı kalamayacağı, dolayısıyla başka Güneşlerin, yıldızların ve dünyaların da olabileceği yazılıydı. O sıralarda Kopernik her şeyin merkezi Dünya değil Güneştir demişti. Bruno bu görüşü hemen sahiplendi.
Bruno bir gece rüyasında yıldızların ötesine yolculuk yaptı. Rüyasında yıldızlar alemini gezdi. Hepsinin ayrı ayrı güneşler olduğunu ve etraflarında o güneşlerin yörüngesinde dönen gezegenler bulunduğunu, hatta gezegenlerin bazılarında hayat olduğunu gördü. Rüyadan uyanınca artık kâinatın bir merkezinin olmadığına, yıldızlarında kendi başlarına birer Güneş olduklarına ve etraflarında dönen gezegenlerin olduğuna inanmıştı
Hocam herkes NASA'ya giydiriyor tamam da Dünyadaki tek uzay ajansı o değil ki. Liste çok daha uzun ama birkaçını merak edenler için yazayım tekrar.
JAXA (Japon Uzay Araştırma Ajansı)
Roskosmos (Rusya Uzay Ajansı)
Çin Ulusal Uzay Yönetimi (CNSA)
ESA (Avrupa Uzay Ajansı)
ISRO (Hindistan Uzay Araştırma Kurumu)
Avusturya Uzay Ajansı (ASA)
Belçika Uzay Ajansı
Brezilya Uzay Ajansı (AEB)
İngiltere Ulusal Uzay Merkezi
Bulgaristan Havacılık ve Uzay Ajansı
Kanada Uzay Ajansı CSA/ASC
Kolombiya Uzay Kurulu
İngiliz Milletler Topluluğu Bilim ve Sanayi Araştırma Kurumu(CSIRO)
Tamam biri yalan söyler de hepsi mi yalancı? Hepsi mi kurmaca?
Bu arada sizin bahsettiğiniz konu çok fark farklı bir konu.
Evet belki de İnsanlığın teknolojik evreleri bildiğimiz ve bize öğretilen gibi yaşanmadı.
Ve yine evet bilimin ilk başlangıç noktaları çeşitli inanışlar, gelenekler veya sizin dediğiniz gibi bir rüya ile de başlamış olabilir. Ki öyle de olması çok normal. Yani bundan 1000, 2000 yıl önceki insanlardan bugünün bilim kafasında olmasını düşünmek zaten saçma olur.
Ama benim tam emin olamadığım nokta, siz şuan dünya yuvarla değil düzdür demeye mi getiriyorsunuz?
Gerçi dediklerinizden öyle dediğiniz kesin ama yine de insanın inanası gelmiyor tabi böyle bir şeye nasıl inanılır?
Işık hızı emin olun işimizi fazlasıyla görür. Çünkü o hıza ulaştığımızda zaten zaman ve mekan kavramı yok oluyor. Anlayacağınız zaman duruyor.
Tahminen biz yine herşeyi aynı görürüz o hızlara çıksak. Ama çevremizdeki herşeyi durur gibi görürüz muhtemelen. Düşünsenize siz hareket ediyorsunuz ancak çevrenizdeki herşey sabit. Işık bile sizinle aynı hızda yavaş yavaş gidiyor.( Bu tamamen benim düşüncem)
Zaman ve mekan kavramı yok olacağı için binlerce yıl, ışınlanan insan için geçerli olmayıp, bizim için geçerli olacaktır.
Bu yazıyı okumanızı tavsiye ederim
Eğer ki ışık hızına ulaşamayacak olsak bile yanlış hatırlamıyorsam ışık hızının %86 sına ulaşırsak herşey yarı yarıya yavaşlar, %98 sine ulaşırsak 7 kat yavaşlar diye hatırlıyorum. %100 de ise durur.
Son olarak evrene ilgi duyuyorsanız izafiyet kuramı, genel görelilik hakkında fazla ayrıntıya inmeden genel olarak bakmanızı tavsiye ederim. Çünkü zamanı anlamadan evreni anlamak çok zordur.
Yazıda da belirttiğimi sanıyordum ama atlamış da olabilirim

Işık hızı normal şartlarda işimiz görmez diye dememin sebebi ; Yani bir mesafeyi ışık hızıyla da gitsek o mesafe çok çok çok uzak olunca Samanyolun Galaksisinden bile çıkamıyoruz. Mesafeler korkunç uzaklıkta.
Ama ışık hızıyla gitmenin farklı sonuçları olacaktır. Bu da sizin dediğiniz gibi zaman mekan kavramındaki değişiklikler.
Ama işte sorun da zaten ışık hızıyla gidememekte. Aslında bu örnekler verirken bile kimse ışık hızında gidersek diye örnek vermiyor. Herkes ışık hızına yakın bir hızla diye başlıyor cümleye. Çünkü ışık hızıyla giden bir gemi, cihaz v.b. şeyler yapmak imkansız. O bahsi geçen %98 7 kat yavaşlaması dahi yetmiyor özetle.
Bu belirttiğiniz kaynaktan değil ama birçok internet kaynağından izafiyet teorisine bakmışlığım var. Hatta Albert Einstein'ın İzafiyet Teorisi diye bir kitabı var 144 sayfa ve çok basit bir anlatımla bu teori anlatılmış. (Türkçe çevirisi Say Yayınları)
Benim hatam belki de kafamdakini anlatırken Işık hızına yakın hızlar yerine "ışık hızında" terimini kullanmak oldu ki aslında bu çok büyük bir fark o yüzden yanlış anlaşıldıysam özür dilerim .
Verdiğiniz link için de teşekkür ederim. İlk feda karşılaşanlar için güzel ve basit anlatımlı güzel bir örnek olmuş.