tuzunler adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Evet gerçekten inanması çok güç. Aklın sınırlarını zorlayan bir bilgi. Ama eksiği var fazlası yok. Çünkü maddenin %99.9999999999'u boşluktan oluşuyor.

Misal dünyadaki tüm insanlarda bulunan atomlardaki boşlukları çıkardığımızı düşünelim. Geriye kalan maddeyi bir küp şekerin hacmi kadar alana sığdırabilirsiniz.

Şu kitaplarda, internette Atom diyince çizilen bir görsel vardır hani.


Ha işte bu resimde görültüğü gibi atom çekirdeği ve elektronlar o kadar da yakın değil. Hatta bir büyük basketbol stadyumu düşünün. bu stadyumun tam ortasında bir misket koyun. Bu misketi atomun çekirdeği kabul edersek elektronlar da stadyumun çevresinde dönecektir.





Hocam dedikleriniz biraz kulaktan dolma bilgiler. Özellikle şu rüyalı kısmı hiç ama hiç duymadım.

İnsanlık bu noktaya bir anda gelmedi. Binlerce yıllık bilgi birikimin sonucunda insanlık bu bilgi seviyesine erişti. Teknoloji geliştikçe de bu bilgiye ulaşma hızı git gide hızlanıyor.
Yani 100 yıl önce bir şeyleri keşfetme hızı başkaydı, şimdi bambaşka bundan yüz yıl sonra akıl sınırlarını zorlayan bilgilere ulaşacağız.

Misal uzaya gönderdiğimiz Hubble teleskobu'nun sadece 1 dakikada topladığı bilgi bundan 50 yıl önceki insanlığın tüm ama tüm topladığı bilgiye eşdeğer.

Binlerce yıl dünyanın düz olduğu düşünülmüş, ama yanlış düşünülmüş. Nasıl binlerce yıl bir öküzün kafasında olduğu yanlış düşünüldüğü gibi o düşüncede yanlıştı ve bu yanlıştan M.Ö. 500 yılında dönüldü.

ve bir anda kabul edilen bir şey yok. İnsanlar yeri geldi doğrular adına canlarını verdiler.

bu arada evren ve dünya tabi ki sorgulamaya açık ki zaten buna bilim deniliyor.
Yanılıyorsunuz.

Dünya şuan en ilkel çağında.

Kulaktan dolma bilgiler değil kendim araştırmayı çok severim. Uzun uzadıya konuşmayıda.

Geçmişe yönelik araştırmalarınızı iyi yaparsanız dediklerimin doğruluğunu kendiniz fark edeceksiniz.

Şuan ki teknolojiye gelişmiş diyorsanız , sanskritlerin yaşadağı , sümerlerin hatta hepsini geçtim mısıra bakabilirsiniz.

Şuan teknolojimiz filan gelişmiş değil. Ve bildiğiniz öğrendiğiniz her şey yalan.
Şuan en ilkel çağdayız, teknoloji olarak. Belki insanlığın ilk çağlarında ki ile eşdeğiriz. Taştan çömlekten bahsetmiyorum tabii ki.

Söylediğiniz hubble teleskobunu dünya’ya çevirip canlı yayın yapmayan ve dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlamayan nasa ya hiç değinmiyorum

Bu arada rüya olayını hiç duymadım demişsiniz o halde şuan savunduğunuz evren hakkında ki bilgileri sunan bilim adımlarının inandığı en temel ilkeyi hiç bilmiyorsunuz.

“Giordano Bruno, 1548 yılında İtalya’nin Naples şehrinde doğdu. Gerçek ismi Filippo idi. Rahip olunca Giordano ismini aldı. Bruno inanılmaz bir hafızaya sahipti. Duyduğu bir şeyi asla unutmuyordu. Evrenin sırlarına çok meraklıydı. Bu merakıyla, kilisenin depolarında saklanan yasaklanmış kitapları okumaya cesaret etti ve okurken yakalanıp rahiplikten atıldı.

O kitaplardan birinde, tanrının sadece bu dünyayı yaratacak kadar küçük olamayacağı ve onun yaratmasının bu kadarla sınırlı kalamayacağı, dolayısıyla başka Güneş’lerin, yıldızların ve dünyaların da olabileceği yazılıydı. O sıralarda Kopernik her şeyin merkezi Dünya değil Güneş’tir demişti. Bruno bu görüşü hemen sahiplendi.

Bruno bir gece rüyasında yıldızların ötesine yolculuk yaptı. Rüyasında yıldızlar alemini gezdi. Hepsinin ayrı ayrı güneşler olduğunu ve etraflarında o güneşlerin yörüngesinde dönen gezegenler bulunduğunu, hatta gezegenlerin bazılarında hayat olduğunu gördü. Rüyadan uyanınca artık kâinatın bir merkezinin olmadığına, yıldızlarında kendi başlarına birer Güneş olduklarına ve etraflarında dönen gezegenlerin olduğuna inanmıştı”