• 30-06-2018, 09:58:14
    #19
    kasparov108 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    <br />
    <br />
    Öyle bir ülke çizdin ki, birak yaşamayı tatile gelmeye korkar insan.
    O betonlar dediginiz yol olsa gerek.
    Düzgün yollar kaza riskini azaltacağı gibi yakıt maliyetini araç giderlerini ve yedek parçaya olan ihtiyacı azaltır. Ayrıca ticaret kolaylaşır. Iller arası ticaret daha kolay hale gelir. Eskiden istanbul adiyaman 22 saat iken suan 16 saat. (Otobusle) zaman kazandırır. Yakıt kazandırır. Aracın ömrünü uzatır. Ticareti arttırır. Is imkanını genişletir.
    Sadece yol yapılarak..
    Bu kadar olumsuz bakışı anlayamıyorum. Sanki önceki hükümetlerde uzaya gidecektik de ak parti engel olmuş gibi.

    Arkadaş sanırım beton derken yolları değil, binaları kastetti.
  • 30-06-2018, 12:07:37
    #20
    kasparov108 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    <br />
    <br />
    Öyle bir ülke çizdin ki, birak yaşamayı tatile gelmeye korkar insan.
    O betonlar dediginiz yol olsa gerek.
    Düzgün yollar kaza riskini azaltacağı gibi yakıt maliyetini araç giderlerini ve yedek parçaya olan ihtiyacı azaltır. Ayrıca ticaret kolaylaşır. Iller arası ticaret daha kolay hale gelir. Eskiden istanbul adiyaman 22 saat iken suan 16 saat. (Otobusle) zaman kazandırır. Yakıt kazandırır. Aracın ömrünü uzatır. Ticareti arttırır. Is imkanını genişletir.
    Sadece yol yapılarak..
    Bu kadar olumsuz bakışı anlayamıyorum. Sanki önceki hükümetlerde uzaya gidecektik de ak parti engel olmuş gibi.
    İktidar yanlılarına ne söylersek söyleyelim iyi de adam yol yaptı diye yanıt alıyoruz. İnşallah yolların betondan değil asfalttan yapıldığını biliyorsundur.
    Değerli kardeşim uzun uzun anlatırım sana ama basitçe yanıt vereceğim.
    Ülkenin batmasının, bizim fakirleşmemizin sebebi cari açık vermemiz, ve hem borç stoğunun hem de cari açığın sürekli artması.
    Basitçe anlatayım ki herkes anlasın.
    • Bir evde bir aile var. Bu ailede anne ve baba terzi evde elbise üretip satıyor ve ayda 5000 bin lira para sokuyor. (ülke olarak bir aileyiz ve türk lirası olarak para kazanıyoruz.)
    • Ama kredi kartı borçları, kredi ödemeleri, kira, yemek, faturalar ve elbise dikmek için alınan kumaşlar vesaire tüm harcamalar 6000 bin lira tutuyor. (üretim yapmak için ara mallarının çoğunu ithal ediyoruz, yani ihracatımız ithalatımıza bağlı ve lüks yaşıyoruz.)
    • Her ay bu aile giderek artan oranda açık veriyor. (biz de ülke olarak her yıl giderek artan şekilde cari açık veriyoruz.)
    • Bu açığı finanse etmek için yeni borç ve krediler alınıyor, evdeki atadan kalan antika eşyalar satılıyor. (biz de borç ödemeyi sürdürebilmek için borç alıyor ve kamu varlıklarını satıyoruz)
    • Bu esnada bir dönem mahallede para bolluğu var. Bankalar düşük fazi verdiği için komşular parasını daha iyi faiz verdiğin için sana veriyorlar. Sen de daha bol ve ucuza borçlanabiliyorsun. (amerika ve avrupanın global şekilde finansal krize girmesiyle para daha iyi kazanç vaadeden gelişmekte olan ülkere kayıyor)
    • Aile parayı bol bulunca yeni bir yatak odası takımı alıyor, beyaz eşyaları yeniliyor. odalar arasında geçişi kolaylaştırmak için yeni kapılar açılıyor evde tadilat yapılıyor. Evdeki insanlar borçla daha lüks yaşama kavuşuyor. (biz de bu dönemde ele geçirdiğimiz ucuz para ile 1 milyar liralık saray yaptırdık, cumhurbaşkanına yeni vip uçaklar aldı, tüm bakanlıkları eski binalarından çıkarıp yeni gökdelenlerine taşıdık.)
    • Sonuçta mahalledeki bol para devri bitti. Bankalar faizi arttırınca bize ucuza ve bol borç para veren adamların borçlarını tahsil edip daha güvenli liman olan bankalara gitmek istediği için sıkışmaya başladı aile. (Amerika ve Avrupa'daki kriz hafifledi, Amerikan merkez bankası faizi yükseltince senin piyasana gelen yatırımcılar güvensiz ortam yüzünde hızla geri kaçmaya başladı, dolar yükseldi, artık daha pahalıya ve daha zor borçlanıyor Türkiye.)
    • Kriz geldiğinde aile borcu sürdürebilmek için daha yüksek faiz vaadetmek ve zorunda ve daha fazla borcu ödeyebilmek için yemesinden içmesinden giyinmesinden harcadığı elektrikten tasarruf etmek zorunda. (Kriz yaklaşıyor ve kriz geldiğinde ailenin başına gelecek acı reçete bizim de başımıza gelece)
    • Peki aslında ne yapılmalıydı? Bu aile düşük faizle bol borç para bulurken evde tadilat yapacağına, o para ile anne baba ingilizce fransızca öğrenebilirdi, böylece yeni müşteriler edinerek eve dah afazla para sokabilirdi. Ya da çocuklarına bir bilgisayar alıp makale satarak eve para sokmasını sağlayıp gelirlerini arttırabilirlerdi. Ya da balkonlarında saksılarında limon yetiştirip organik limon olarak sokakta satıp ekstra gelir elde edebilirlerdi. Hepsinden önemlisi eve bir dokuma makinesi alıp artık kumaşı satın almak yerine evde kumaş dokuyarak evdeki katma değeri arttırıp dışarı kaçan kumaş parasının çoğunu evde tutabilirlerdi. Yani eve dışarıdan giren geliri arttırabilirken dışarı kaçan parayı azaltabilirlerdi. Hatta balkonda yetiştirdikleri ürünlerin bir bölümünü yiyerek daha az dışarı para kaçırırlardı. (Türkiye de ara malı ithalini azaltmak için kaynak yaratabilirdi, ihracata yönelik sanayiye daha fazla yatırım, teşvik ve kaynak yaratabilirdi. Saraya bakanlıklara yeni bina dikmek yerine yeni fabrika dikilmesine para harcayabilirdi. İhracata yönelik yatırımı ve vatandaşın tasarrufunu teşvik edebilirdi. Daha fazla yurt dışından para gireceği için cari açık azalırdı. tarım ve hayvancılık gibi hala dışarı para kaçırdığımız ve kendimize yetmemiz gereken alanlara daha iyi denetlenen teşvikler verilebilirdi.)
    Sana bir aile üzerinden anlattım.
    Kriz geldiğinde daha önceki hükümetler daha kötüydü diyebilecek misin merak ediyorum. Önceki hükümetlerin hiç biri böyle bol dolarlı bir dünya ekonomik modelinde iktidar olmadılar. Krizin nedeni cari açık. Ve ekonomik krize girince anlayacaksın ki bu hükümetin iyi işler yaptığı söylenen dönem tamamen global ekonomik kriz dalgasının üzerinde yükselmekti. Doların ne kadar arttığını ve akaryakıtın henüz zamlanmadığını biliyorsun. Enflasyonun yükseldiğini görüyorsun hem de akaryakıt zamları gelmeden bu zamlar gelince enflasyonun ne hale geleceğini de biliyorsun. Ve buna rağmen bu durumun eser sahibini koruma içgüdüsüne sahipsin.
    Diyorlar ki uçak yaptık, helikopter yaptık, tank yaptık, iha yaptık.
    Bir F16 'yı ne kadar yapıyorsak bu malları da o kadar yapıyoruz. Asıl para eden hassas parçalarını ithal ediyoruz.
    İha'nın motoru, anakartı, mikro çipi ithal. Tankın motoru ithal. Helikopterin motoru ithal amerikan senatosunun onayı olmadan satamıyorsun Pakistan'a...
    Yani bir şey ürettiğimiz zannederken hala cari açık veriyoruz, çünkü ürettiğimiz şeyin en pahalı parçalarını ithal ediyoruz.
    Bir mal ürettiriyorum. İçindeki elektrik motoru Türkiye'de üretilmiyor. İthal etmem gerekiyor. Ve dolar her çıktığında daha pahalıya getirtebiliyoruz.
    Üstelik bu elektrik motoru dışındaki parçalar da plastik ve para etmeyen parçalar, yani malın fiyatını asıl belirleyen parça ithal...
    Yani bu ülkede küçük bir elektrik motoru üretilemiyor. Ben daha fazla mal üretip sattığımda siz zannediyorsunuz ki ekonomi büyüyor.
    Oysa yurt dışına kaçırdığımız para büyüyor.
    Sen bir iphone alırken 1000 dolar ödüyorsun. Koreli aslında 830 dolar ödüyor.
    Çünkü her iphone'un ekranı ve içindeki mikroçiplerin bir bölümü samsungdan satın alınıyor ve 170 dolar koreye geri dönüyor.
    Devletin özel sektör eliyle kurulamayacak kadar büyük yatırımları kendi yapması lazım, kara geçirip halka açması özelleştirmesi lazım
    (mikroçip, yarı iletken, lcd ekran panel, güneş enerjisi panelleri vs...)
    Yoksa bu cari açık inşallah ve maşallah ile kapanmayacak...
    Kanal istanbul diye bir saçmalığı anlatıyorlar.
    Zaten boğaz orada, orada bir kanal var, o kanal uluslararası anlaşmalar ile bedava.
    Sen kendi anlaşmana aykırı şekilde hiç bir gemiyi paralı yola yönlendiremezsin. O nedenle kanal istanbul hiç bir zaman parasını çıkarmayacak.
    Sadece deniz kenarı, yeni bir boğaz rantı, yeni şişirilmiş konut projeleri yaratacak...
    Al sana proje, Devlet silikon endüstrisi kursun, güneş enerjisi paneli imalatı ve geliştirilmesi üzerinde 5 sene çalışsın.
    Üretilen paneller devlet arazilerine kurulsun. Al sana cari açığın enerji bölümünü kapatmanın yolu...
    Ama vizyon lazım, bu iktidarın tek bildiği inşaat sektörü üzerinden rant yaratıp bu rantı paylaşmak...

    Basitçe yanıt vereyim dedim 7 dakikadır yazıyorum.
    Sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim...
  • 30-06-2018, 13:30:50
    #21
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İktidar yanlılarına ne söylersek söyleyelim iyi de adam yol yaptı diye yanıt alıyoruz. İnşallah yolların betondan değil asfalttan yapıldığını biliyorsundur.
    Değerli kardeşim uzun uzun anlatırım sana ama basitçe yanıt vereceğim.
    Ülkenin batmasının, bizim fakirleşmemizin sebebi cari açık vermemiz, ve hem borç stoğunun hem de cari açığın sürekli artması.
    Basitçe anlatayım ki herkes anlasın.
    • Bir evde bir aile var. Bu ailede anne ve baba terzi evde elbise üretip satıyor ve ayda 5000 bin lira para sokuyor. (ülke olarak bir aileyiz ve türk lirası olarak para kazanıyoruz.)
    • Ama kredi kartı borçları, kredi ödemeleri, kira, yemek, faturalar ve elbise dikmek için alınan kumaşlar vesaire tüm harcamalar 6000 bin lira tutuyor. (üretim yapmak için ara mallarının çoğunu ithal ediyoruz, yani ihracatımız ithalatımıza bağlı ve lüks yaşıyoruz.)
    • Her ay bu aile giderek artan oranda açık veriyor. (biz de ülke olarak her yıl giderek artan şekilde cari açık veriyoruz.)
    • Bu açığı finanse etmek için yeni borç ve krediler alınıyor, evdeki atadan kalan antika eşyalar satılıyor. (biz de borç ödemeyi sürdürebilmek için borç alıyor ve kamu varlıklarını satıyoruz)
    • Bu esnada bir dönem mahallede para bolluğu var. Bankalar düşük fazi verdiği için komşular parasını daha iyi faiz verdiğin için sana veriyorlar. Sen de daha bol ve ucuza borçlanabiliyorsun. (amerika ve avrupanın global şekilde finansal krize girmesiyle para daha iyi kazanç vaadeden gelişmekte olan ülkere kayıyor)
    • Aile parayı bol bulunca yeni bir yatak odası takımı alıyor, beyaz eşyaları yeniliyor. odalar arasında geçişi kolaylaştırmak için yeni kapılar açılıyor evde tadilat yapılıyor. Evdeki insanlar borçla daha lüks yaşama kavuşuyor. (biz de bu dönemde ele geçirdiğimiz ucuz para ile 1 milyar liralık saray yaptırdık, cumhurbaşkanına yeni vip uçaklar aldı, tüm bakanlıkları eski binalarından çıkarıp yeni gökdelenlerine taşıdık.)
    • Sonuçta mahalledeki bol para devri bitti. Bankalar faizi arttırınca bize ucuza ve bol borç para veren adamların borçlarını tahsil edip daha güvenli liman olan bankalara gitmek istediği için sıkışmaya başladı aile. (Amerika ve Avrupa'daki kriz hafifledi, Amerikan merkez bankası faizi yükseltince senin piyasana gelen yatırımcılar güvensiz ortam yüzünde hızla geri kaçmaya başladı, dolar yükseldi, artık daha pahalıya ve daha zor borçlanıyor Türkiye.)
    • Kriz geldiğinde aile borcu sürdürebilmek için daha yüksek faiz vaadetmek ve zorunda ve daha fazla borcu ödeyebilmek için yemesinden içmesinden giyinmesinden harcadığı elektrikten tasarruf etmek zorunda. (Kriz yaklaşıyor ve kriz geldiğinde ailenin başına gelecek acı reçete bizim de başımıza gelece)
    • Peki aslında ne yapılmalıydı? Bu aile düşük faizle bol borç para bulurken evde tadilat yapacağına, o para ile anne baba ingilizce fransızca öğrenebilirdi, böylece yeni müşteriler edinerek eve dah afazla para sokabilirdi. Ya da çocuklarına bir bilgisayar alıp makale satarak eve para sokmasını sağlayıp gelirlerini arttırabilirlerdi. Ya da balkonlarında saksılarında limon yetiştirip organik limon olarak sokakta satıp ekstra gelir elde edebilirlerdi. Hepsinden önemlisi eve bir dokuma makinesi alıp artık kumaşı satın almak yerine evde kumaş dokuyarak evdeki katma değeri arttırıp dışarı kaçan kumaş parasının çoğunu evde tutabilirlerdi. Yani eve dışarıdan giren geliri arttırabilirken dışarı kaçan parayı azaltabilirlerdi. Hatta balkonda yetiştirdikleri ürünlerin bir bölümünü yiyerek daha az dışarı para kaçırırlardı. (Türkiye de ara malı ithalini azaltmak için kaynak yaratabilirdi, ihracata yönelik sanayiye daha fazla yatırım, teşvik ve kaynak yaratabilirdi. Saraya bakanlıklara yeni bina dikmek yerine yeni fabrika dikilmesine para harcayabilirdi. İhracata yönelik yatırımı ve vatandaşın tasarrufunu teşvik edebilirdi. Daha fazla yurt dışından para gireceği için cari açık azalırdı. tarım ve hayvancılık gibi hala dışarı para kaçırdığımız ve kendimize yetmemiz gereken alanlara daha iyi denetlenen teşvikler verilebilirdi.)
    Sana bir aile üzerinden anlattım.
    Kriz geldiğinde daha önceki hükümetler daha kötüydü diyebilecek misin merak ediyorum. Önceki hükümetlerin hiç biri böyle bol dolarlı bir dünya ekonomik modelinde iktidar olmadılar. Krizin nedeni cari açık. Ve ekonomik krize girince anlayacaksın ki bu hükümetin iyi işler yaptığı söylenen dönem tamamen global ekonomik kriz dalgasının üzerinde yükselmekti. Doların ne kadar arttığını ve akaryakıtın henüz zamlanmadığını biliyorsun. Enflasyonun yükseldiğini görüyorsun hem de akaryakıt zamları gelmeden bu zamlar gelince enflasyonun ne hale geleceğini de biliyorsun. Ve buna rağmen bu durumun eser sahibini koruma içgüdüsüne sahipsin.
    Diyorlar ki uçak yaptık, helikopter yaptık, tank yaptık, iha yaptık.
    Bir F16 'yı ne kadar yapıyorsak bu malları da o kadar yapıyoruz. Asıl para eden hassas parçalarını ithal ediyoruz.
    İha'nın motoru, anakartı, mikro çipi ithal. Tankın motoru ithal. Helikopterin motoru ithal amerikan senatosunun onayı olmadan satamıyorsun Pakistan'a...
    Yani bir şey ürettiğimiz zannederken hala cari açık veriyoruz, çünkü ürettiğimiz şeyin en pahalı parçalarını ithal ediyoruz.
    Bir mal ürettiriyorum. İçindeki elektrik motoru Türkiye'de üretilmiyor. İthal etmem gerekiyor. Ve dolar her çıktığında daha pahalıya getirtebiliyoruz.
    Üstelik bu elektrik motoru dışındaki parçalar da plastik ve para etmeyen parçalar, yani malın fiyatını asıl belirleyen parça ithal...
    Yani bu ülkede küçük bir elektrik motoru üretilemiyor. Ben daha fazla mal üretip sattığımda siz zannediyorsunuz ki ekonomi büyüyor.
    Oysa yurt dışına kaçırdığımız para büyüyor.
    Sen bir iphone alırken 1000 dolar ödüyorsun. Koreli aslında 830 dolar ödüyor.
    Çünkü her iphone'un ekranı ve içindeki mikroçiplerin bir bölümü samsungdan satın alınıyor ve 170 dolar koreye geri dönüyor.
    Devletin özel sektör eliyle kurulamayacak kadar büyük yatırımları kendi yapması lazım, kara geçirip halka açması özelleştirmesi lazım
    (mikroçip, yarı iletken, lcd ekran panel, güneş enerjisi panelleri vs...)
    Yoksa bu cari açık inşallah ve maşallah ile kapanmayacak...
    Kanal istanbul diye bir saçmalığı anlatıyorlar.
    Zaten boğaz orada, orada bir kanal var, o kanal uluslararası anlaşmalar ile bedava.
    Sen kendi anlaşmana aykırı şekilde hiç bir gemiyi paralı yola yönlendiremezsin. O nedenle kanal istanbul hiç bir zaman parasını çıkarmayacak.
    Sadece deniz kenarı, yeni bir boğaz rantı, yeni şişirilmiş konut projeleri yaratacak...
    Al sana proje, Devlet silikon endüstrisi kursun, güneş enerjisi paneli imalatı ve geliştirilmesi üzerinde 5 sene çalışsın.
    Üretilen paneller devlet arazilerine kurulsun. Al sana cari açığın enerji bölümünü kapatmanın yolu...
    Ama vizyon lazım, bu iktidarın tek bildiği inşaat sektörü üzerinden rant yaratıp bu rantı paylaşmak...

    Basitçe yanıt vereyim dedim 7 dakikadır yazıyorum.
    Sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim...
    uzun uzun anlattığınız için teşekkür ederim. Aslında cümlenizin başında iktidar yanlılarına ne anlatsak diye başlamız olmanız biraz düşüncenizi ortaya koyuyor.
    ve herhalde BETON ile ASFALT arasındaki farkı sanırım ortaokul çocuğu da biliyordur.

    Sizler birer webmaster olarak 12 yıldır foruma üyesiniz. Acaba siz ilk işinizi script yazarak mı başlattınız? Yoksa baktınız örnek mi aldınız? Sizler webmaster olmadan önce belkide wordpress kurmayı öğrendiniz. Daha sonra eklenti daha sonra tema daha sonra script. siz ilk işinizde domaininiz, hostinginiz proje ve scriptiniz ayağınıza geldi de siz mi kurmadınız? hayır. Tek tek yanıla yanıla öğrene öğrene yaptınız ve haliyle bazı şeyleri yurtdışından ithal ettiniz. Tema yaptıysanız wordpress ithal, script yazdıysanız kodlar ithal. ( ilk başta)
    Şimdi yerli projeler üretiliyor. Tank, uçak vs vs. Bunların parçalarının ithal edilmesini eleştirmişsiniz. 1 tank atıyorum ithal edilince 500 milyondur. Parçalarını alıp siz üretince 600 milyon olmaz değil mi ? 300 olur 400 olur. Siz her ne kadar parça ithal ederken ithalatı arttırdığımızı ve paraların yurt dışına gittiğini düşünsenizde biraz daha geniş bakarsanız paranın içerde kaldığını göreceksiniz. Siz araba tamirini öğrenmeden araba üretemezsiniz. Bundan 10-15 yıl önce yerli SİLAH yoktu. Şimdi parçaları ile birlikte yüzde 100. Yerli silahımız var. Acaba eskiden niye yapılmadı diye hayıflandınız mı ? Yada soruyorum size neden yapılamadı ? Silah küçük bir parça tank koca bir parça. Elbette zamanla makinesi de osu da busu da burada üretilecektir.
    BETON: Avrupa da binaların 20-30 yıllık olduğunu inşaatın az olduğunu biliyorsunuzdur anlatmaya gerek yok. Aynı zamanda daha bundan 20 yıl önce türkiyedeki 7 şiddettinde bir depremde 30 bin insanın öldüüğünü, fakat daha 3*5 yıl önce japonyadaki 9 şiddetindeki depremde tusunami harici neredeyse ölü olmadığını da biliyorsunuzdur. Bu da gösterir ki Türkiyede daha önce beton yoktu. Toprak vardı. Tek tek hatırlamaya ve hatırlatmaya gerek yok yaşananları. Elbette ki kalkınmanın ilk aşaması inşaat ve betondur. O küçümsediğiniz beton'un kaç sektöre doğrudan katkısı var tahmin edin.
    Elinizde 1 arsa olduğunu düşünün. büyük de bir projeniz vardır. İlk işiniz Bir beton dikmektir oraya. Avrupalıların seneler önce yaptığını biz şuan yapıyoruz. Çünkü önceki hükümetler de denetim mekanizması diye birşey yoktu. Beton sanılan evlerin yarısı toprak olmasaydı o zaman şuan burada da sanırım inşaat çalışmaları, kentsel dönüşüm projeleri olmazdı.

    Kriz kapıya dayandığında eski hükümetlerden daha iyi olduğunu söyleyemeyeceğimi ima etmişsiniz. Sizler sanırım benle yaşıt veya benden büyüksünüz. Doların 4 liradan 24 liraya çıktığı günleri de herhalde hatırlar veya öğrenirsiniz. Şuan ailem kıbrısta ise bunun nedeni o ekonomik krizlerdir. ve bilirsiniz bundan 5-6 yıl önce dolar 1 lira olur mu diye konuşulurdu değil mi ? Yoksa doları 1.21 e 1.30 a getiren de başka hükümet miydi ? Seçimlerden 1 ay önce 4.60 dolan doların 1 gecede (6-7 saatte ) 32 kuruş birden artmasını neye bağlayabilirsiniz? Darbe girişiminden sonraki ilk iş gününde Doların sadece 9 kuruş arttığını biliyor muydunuz? Ne oldu da dolar 32 kuruş birden arttı acaba? Bunda hükümetin hatası var dış güçler diye birşey yok diye düşünüyorsanız bence mesajımı görmezden geliniz.

    Bu hükümet 2001 krizinden 1 yıl sonra göreve gelmişti değil mi ? Ne vardı o zamanlar.. ve ne yok şuan. Soyut şeyler değil somut elle tutulur gösterebileceğiniz birşey var mıdır ?
    Önceki hükümetler ne yaptı da bu hükümet onu ortadan kaldırdı.
    Önceden ne yapabiliyordunuz da şuan yapamıyor musunuz ?
    Yada bu hükümetin yaptığı o beton'u önceki hükümetler yapsaydı acaba bu hükümet yine beton mu yapacaktı yoksa başka projelere kafa mı yoracaktı.
    Son seçimde sizlere proje ile gelen kimdi? Ne vaad ettiler. ( somut )
    Türkiye de uzay istasyonu kurulması için çalışmalara acaba başka hükümet mi başladı. Kitapların paralı olduğu zamanlardan çocuklara ücretsiz bilgisayar dağıtılmaya başlandığı zamana sizce hiç mi bir gelişme yoktur?.
    Bana bu hükümetten yana değilde, muhalefetten yana tavır takınmam için somut tek bir sebep söyler misiniz ? Bu hükümet Allah'ın emri değil, bir peygamber hiç değil. (haşa). Her hükümetin hatası olduğu gibi bunların da var. Ama bunlardan başka bana tek 1 alternatif gösteremezsiniz. Çünkü nereye bakıyorsanız baktığınız yerlere ak partililer de tamamen içtenlikle bakmakta ve görmekteler. Bizler maaş mı alıyoruz iktidardan ? NEden bu kadar savunuyoruz acaba. Bizleri aşağılamak yerine hangi siyasetçi durup bunu düşündü.

    Zamanınızı aldıysam özür dilerim
  • 30-06-2018, 14:22:18
    #22
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İktidar yanlılarına ne söylersek söyleyelim iyi de adam yol yaptı diye yanıt alıyoruz. İnşallah yolların betondan değil asfalttan yapıldığını biliyorsundur.
    Değerli kardeşim uzun uzun anlatırım sana ama basitçe yanıt vereceğim.
    Ülkenin batmasının, bizim fakirleşmemizin sebebi cari açık vermemiz, ve hem borç stoğunun hem de cari açığın sürekli artması.
    Basitçe anlatayım ki herkes anlasın.
    • Bir evde bir aile var. Bu ailede anne ve baba terzi evde elbise üretip satıyor ve ayda 5000 bin lira para sokuyor. (ülke olarak bir aileyiz ve türk lirası olarak para kazanıyoruz.)
    • Ama kredi kartı borçları, kredi ödemeleri, kira, yemek, faturalar ve elbise dikmek için alınan kumaşlar vesaire tüm harcamalar 6000 bin lira tutuyor. (üretim yapmak için ara mallarının çoğunu ithal ediyoruz, yani ihracatımız ithalatımıza bağlı ve lüks yaşıyoruz.)
    • Her ay bu aile giderek artan oranda açık veriyor. (biz de ülke olarak her yıl giderek artan şekilde cari açık veriyoruz.)
    • Bu açığı finanse etmek için yeni borç ve krediler alınıyor, evdeki atadan kalan antika eşyalar satılıyor. (biz de borç ödemeyi sürdürebilmek için borç alıyor ve kamu varlıklarını satıyoruz)
    • Bu esnada bir dönem mahallede para bolluğu var. Bankalar düşük fazi verdiği için komşular parasını daha iyi faiz verdiğin için sana veriyorlar. Sen de daha bol ve ucuza borçlanabiliyorsun. (amerika ve avrupanın global şekilde finansal krize girmesiyle para daha iyi kazanç vaadeden gelişmekte olan ülkere kayıyor)
    • Aile parayı bol bulunca yeni bir yatak odası takımı alıyor, beyaz eşyaları yeniliyor. odalar arasında geçişi kolaylaştırmak için yeni kapılar açılıyor evde tadilat yapılıyor. Evdeki insanlar borçla daha lüks yaşama kavuşuyor. (biz de bu dönemde ele geçirdiğimiz ucuz para ile 1 milyar liralık saray yaptırdık, cumhurbaşkanına yeni vip uçaklar aldı, tüm bakanlıkları eski binalarından çıkarıp yeni gökdelenlerine taşıdık.)
    • Sonuçta mahalledeki bol para devri bitti. Bankalar faizi arttırınca bize ucuza ve bol borç para veren adamların borçlarını tahsil edip daha güvenli liman olan bankalara gitmek istediği için sıkışmaya başladı aile. (Amerika ve Avrupa'daki kriz hafifledi, Amerikan merkez bankası faizi yükseltince senin piyasana gelen yatırımcılar güvensiz ortam yüzünde hızla geri kaçmaya başladı, dolar yükseldi, artık daha pahalıya ve daha zor borçlanıyor Türkiye.)
    • Kriz geldiğinde aile borcu sürdürebilmek için daha yüksek faiz vaadetmek ve zorunda ve daha fazla borcu ödeyebilmek için yemesinden içmesinden giyinmesinden harcadığı elektrikten tasarruf etmek zorunda. (Kriz yaklaşıyor ve kriz geldiğinde ailenin başına gelecek acı reçete bizim de başımıza gelece)
    • Peki aslında ne yapılmalıydı? Bu aile düşük faizle bol borç para bulurken evde tadilat yapacağına, o para ile anne baba ingilizce fransızca öğrenebilirdi, böylece yeni müşteriler edinerek eve dah afazla para sokabilirdi. Ya da çocuklarına bir bilgisayar alıp makale satarak eve para sokmasını sağlayıp gelirlerini arttırabilirlerdi. Ya da balkonlarında saksılarında limon yetiştirip organik limon olarak sokakta satıp ekstra gelir elde edebilirlerdi. Hepsinden önemlisi eve bir dokuma makinesi alıp artık kumaşı satın almak yerine evde kumaş dokuyarak evdeki katma değeri arttırıp dışarı kaçan kumaş parasının çoğunu evde tutabilirlerdi. Yani eve dışarıdan giren geliri arttırabilirken dışarı kaçan parayı azaltabilirlerdi. Hatta balkonda yetiştirdikleri ürünlerin bir bölümünü yiyerek daha az dışarı para kaçırırlardı. (Türkiye de ara malı ithalini azaltmak için kaynak yaratabilirdi, ihracata yönelik sanayiye daha fazla yatırım, teşvik ve kaynak yaratabilirdi. Saraya bakanlıklara yeni bina dikmek yerine yeni fabrika dikilmesine para harcayabilirdi. İhracata yönelik yatırımı ve vatandaşın tasarrufunu teşvik edebilirdi. Daha fazla yurt dışından para gireceği için cari açık azalırdı. tarım ve hayvancılık gibi hala dışarı para kaçırdığımız ve kendimize yetmemiz gereken alanlara daha iyi denetlenen teşvikler verilebilirdi.)
    Sana bir aile üzerinden anlattım.
    Kriz geldiğinde daha önceki hükümetler daha kötüydü diyebilecek misin merak ediyorum. Önceki hükümetlerin hiç biri böyle bol dolarlı bir dünya ekonomik modelinde iktidar olmadılar. Krizin nedeni cari açık. Ve ekonomik krize girince anlayacaksın ki bu hükümetin iyi işler yaptığı söylenen dönem tamamen global ekonomik kriz dalgasının üzerinde yükselmekti. Doların ne kadar arttığını ve akaryakıtın henüz zamlanmadığını biliyorsun. Enflasyonun yükseldiğini görüyorsun hem de akaryakıt zamları gelmeden bu zamlar gelince enflasyonun ne hale geleceğini de biliyorsun. Ve buna rağmen bu durumun eser sahibini koruma içgüdüsüne sahipsin.
    Diyorlar ki uçak yaptık, helikopter yaptık, tank yaptık, iha yaptık.
    Bir F16 'yı ne kadar yapıyorsak bu malları da o kadar yapıyoruz. Asıl para eden hassas parçalarını ithal ediyoruz.
    İha'nın motoru, anakartı, mikro çipi ithal. Tankın motoru ithal. Helikopterin motoru ithal amerikan senatosunun onayı olmadan satamıyorsun Pakistan'a...
    Yani bir şey ürettiğimiz zannederken hala cari açık veriyoruz, çünkü ürettiğimiz şeyin en pahalı parçalarını ithal ediyoruz.
    Bir mal ürettiriyorum. İçindeki elektrik motoru Türkiye'de üretilmiyor. İthal etmem gerekiyor. Ve dolar her çıktığında daha pahalıya getirtebiliyoruz.
    Üstelik bu elektrik motoru dışındaki parçalar da plastik ve para etmeyen parçalar, yani malın fiyatını asıl belirleyen parça ithal...
    Yani bu ülkede küçük bir elektrik motoru üretilemiyor. Ben daha fazla mal üretip sattığımda siz zannediyorsunuz ki ekonomi büyüyor.
    Oysa yurt dışına kaçırdığımız para büyüyor.
    Sen bir iphone alırken 1000 dolar ödüyorsun. Koreli aslında 830 dolar ödüyor.
    Çünkü her iphone'un ekranı ve içindeki mikroçiplerin bir bölümü samsungdan satın alınıyor ve 170 dolar koreye geri dönüyor.
    Devletin özel sektör eliyle kurulamayacak kadar büyük yatırımları kendi yapması lazım, kara geçirip halka açması özelleştirmesi lazım
    (mikroçip, yarı iletken, lcd ekran panel, güneş enerjisi panelleri vs...)
    Yoksa bu cari açık inşallah ve maşallah ile kapanmayacak...
    Kanal istanbul diye bir saçmalığı anlatıyorlar.
    Zaten boğaz orada, orada bir kanal var, o kanal uluslararası anlaşmalar ile bedava.
    Sen kendi anlaşmana aykırı şekilde hiç bir gemiyi paralı yola yönlendiremezsin. O nedenle kanal istanbul hiç bir zaman parasını çıkarmayacak.
    Sadece deniz kenarı, yeni bir boğaz rantı, yeni şişirilmiş konut projeleri yaratacak...
    Al sana proje, Devlet silikon endüstrisi kursun, güneş enerjisi paneli imalatı ve geliştirilmesi üzerinde 5 sene çalışsın.
    Üretilen paneller devlet arazilerine kurulsun. Al sana cari açığın enerji bölümünü kapatmanın yolu...
    Ama vizyon lazım, bu iktidarın tek bildiği inşaat sektörü üzerinden rant yaratıp bu rantı paylaşmak...

    Basitçe yanıt vereyim dedim 7 dakikadır yazıyorum.
    Sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim...
    Eminim ki bir çok kişinin ufkunu açmıştır bu yazı.
  • 30-06-2018, 17:47:00
    #23
    kasparov108 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    uzun uzun anlattığınız için teşekkür ederim. Aslında cümlenizin başında iktidar yanlılarına ne anlatsak diye başlamız olmanız biraz düşüncenizi ortaya koyuyor.
    ve herhalde BETON ile ASFALT arasındaki farkı sanırım ortaokul çocuğu da biliyordur.

    Sizler birer webmaster olarak 12 yıldır foruma üyesiniz. Acaba siz ilk işinizi script yazarak mı başlattınız? Yoksa baktınız örnek mi aldınız? Sizler webmaster olmadan önce belkide wordpress kurmayı öğrendiniz. Daha sonra eklenti daha sonra tema daha sonra script. siz ilk işinizde domaininiz, hostinginiz proje ve scriptiniz ayağınıza geldi de siz mi kurmadınız? hayır. Tek tek yanıla yanıla öğrene öğrene yaptınız ve haliyle bazı şeyleri yurtdışından ithal ettiniz. Tema yaptıysanız wordpress ithal, script yazdıysanız kodlar ithal. ( ilk başta)
    Şimdi yerli projeler üretiliyor. Tank, uçak vs vs. Bunların parçalarının ithal edilmesini eleştirmişsiniz. 1 tank atıyorum ithal edilince 500 milyondur. Parçalarını alıp siz üretince 600 milyon olmaz değil mi ? 300 olur 400 olur. Siz her ne kadar parça ithal ederken ithalatı arttırdığımızı ve paraların yurt dışına gittiğini düşünsenizde biraz daha geniş bakarsanız paranın içerde kaldığını göreceksiniz. Siz araba tamirini öğrenmeden araba üretemezsiniz. Bundan 10-15 yıl önce yerli SİLAH yoktu. Şimdi parçaları ile birlikte yüzde 100. Yerli silahımız var. Acaba eskiden niye yapılmadı diye hayıflandınız mı ? Yada soruyorum size neden yapılamadı ? Silah küçük bir parça tank koca bir parça. Elbette zamanla makinesi de osu da busu da burada üretilecektir.
    BETON: Avrupa da binaların 20-30 yıllık olduğunu inşaatın az olduğunu biliyorsunuzdur anlatmaya gerek yok. Aynı zamanda daha bundan 20 yıl önce türkiyedeki 7 şiddettinde bir depremde 30 bin insanın öldüüğünü, fakat daha 3*5 yıl önce japonyadaki 9 şiddetindeki depremde tusunami harici neredeyse ölü olmadığını da biliyorsunuzdur. Bu da gösterir ki Türkiyede daha önce beton yoktu. Toprak vardı. Tek tek hatırlamaya ve hatırlatmaya gerek yok yaşananları. Elbette ki kalkınmanın ilk aşaması inşaat ve betondur. O küçümsediğiniz beton'un kaç sektöre doğrudan katkısı var tahmin edin.
    Elinizde 1 arsa olduğunu düşünün. büyük de bir projeniz vardır. İlk işiniz Bir beton dikmektir oraya. Avrupalıların seneler önce yaptığını biz şuan yapıyoruz. Çünkü önceki hükümetler de denetim mekanizması diye birşey yoktu. Beton sanılan evlerin yarısı toprak olmasaydı o zaman şuan burada da sanırım inşaat çalışmaları, kentsel dönüşüm projeleri olmazdı.

    Kriz kapıya dayandığında eski hükümetlerden daha iyi olduğunu söyleyemeyeceğimi ima etmişsiniz. Sizler sanırım benle yaşıt veya benden büyüksünüz. Doların 4 liradan 24 liraya çıktığı günleri de herhalde hatırlar veya öğrenirsiniz. Şuan ailem kıbrısta ise bunun nedeni o ekonomik krizlerdir. ve bilirsiniz bundan 5-6 yıl önce dolar 1 lira olur mu diye konuşulurdu değil mi ? Yoksa doları 1.21 e 1.30 a getiren de başka hükümet miydi ? Seçimlerden 1 ay önce 4.60 dolan doların 1 gecede (6-7 saatte ) 32 kuruş birden artmasını neye bağlayabilirsiniz? Darbe girişiminden sonraki ilk iş gününde Doların sadece 9 kuruş arttığını biliyor muydunuz? Ne oldu da dolar 32 kuruş birden arttı acaba? Bunda hükümetin hatası var dış güçler diye birşey yok diye düşünüyorsanız bence mesajımı görmezden geliniz.

    Bu hükümet 2001 krizinden 1 yıl sonra göreve gelmişti değil mi ? Ne vardı o zamanlar.. ve ne yok şuan. Soyut şeyler değil somut elle tutulur gösterebileceğiniz birşey var mıdır ?
    Önceki hükümetler ne yaptı da bu hükümet onu ortadan kaldırdı.
    Önceden ne yapabiliyordunuz da şuan yapamıyor musunuz ?
    Yada bu hükümetin yaptığı o beton'u önceki hükümetler yapsaydı acaba bu hükümet yine beton mu yapacaktı yoksa başka projelere kafa mı yoracaktı.
    Son seçimde sizlere proje ile gelen kimdi? Ne vaad ettiler. ( somut )
    Türkiye de uzay istasyonu kurulması için çalışmalara acaba başka hükümet mi başladı. Kitapların paralı olduğu zamanlardan çocuklara ücretsiz bilgisayar dağıtılmaya başlandığı zamana sizce hiç mi bir gelişme yoktur?.
    Bana bu hükümetten yana değilde, muhalefetten yana tavır takınmam için somut tek bir sebep söyler misiniz ? Bu hükümet Allah'ın emri değil, bir peygamber hiç değil. (haşa). Her hükümetin hatası olduğu gibi bunların da var. Ama bunlardan başka bana tek 1 alternatif gösteremezsiniz. Çünkü nereye bakıyorsanız baktığınız yerlere ak partililer de tamamen içtenlikle bakmakta ve görmekteler. Bizler maaş mı alıyoruz iktidardan ? NEden bu kadar savunuyoruz acaba. Bizleri aşağılamak yerine hangi siyasetçi durup bunu düşündü.

    Zamanınızı aldıysam özür dilerim
    Öncelikle konulara düz mantıkla yanıt yazıyorsun. Düz mantıktan ziyade çeşitli veriler üzerinden sentez yapman gerekiyor.
    Tezlerini madde madde çürüteyim.
    • Şimdi sen satın almak yerine bazı parçalarını biz yapıp bazı parçalarını ithal edersek daha ucuza gelir zannediyorsun düz mantıkla. Ama imalat öyle bir iş değil.
      Bir Altay Tankının maliyeti 14 milyon dolara yakın. 550 milyon dolar teklif verildi 40 Altay tank için.
      Amerikan Abrams Tankı 8 milyon dolar, Markeva İsrail tankı 6 milyon dolar, Rus Tankı T90 4,5 milyon dolar, Çin ZTZ-99 2,5 milyon dolar, Alman Leopard 6,5 milyon dolar.
      YANİ SEN MOTORUNU KENDİ ÜRETEMEDİĞİN, VİTESİNİ KENDİN ÜRETEMEDİĞİN BİR TANKA TOPTAN SATIN ALDIĞINDA ÖDEYECEĞİN PARANIN 2-6 KATINI ÖDÜYORSUN.
      EĞER AMBARGO YERSEN YA DA SAVAŞ ŞARTLARINDA KENDİ KENDİNE ÜRETEMEYECEKSEN BİR MALA NEDEN YERLİ ÜRETİM DERSİN? NİYE ÜRETİRSİN?
      Yani neymiş %100 yerli diye sana yutturulan şeylerden sadece piyade tüfeğini üretebilirsin ambargo yediğinde. Ama sen bunu araştırmamışsın ki %100 yerli silah üretiyoruz zannediyorsun.
      Yapılması gereken kendi tankını üretmek değil tanklarını koruyacak aktif koruma sistemi üretmek olmalıydı.
      Çünkü senin 14 milyon dolarlık tankın aktif koruma sistemi olmadığı için 80 bin dolarlık bir rus füzesi ile keklik gibi avlanabiliniyor.
      Aynı şey helikopter için de geçerli. Ambargo durumunda üretemiyorsun. Amerika izin vermeden satamıyorsun çünkü atak helikopterin motoru Amerikadan ithal.
      Satamadığın için birim başı maliyet inanılmaz yüksek oluyor. Çünkü geliştirme ve lisans maliyetini imal edilen parça başına bölmen gerekiyor.
      BASİTÇE SATAMADAN KENDİ KENDİNE ÜRETMEK DAHA PAHALI. ÜSTELİK İMALATTA YANLIŞ STRATEJİ İZLENİYOR, LAZIM OLAN DEĞİL GEREKSİZ OLAN ÜRETİLİYOR.
    • Avrupa'da binalar sadece 20-30 yıllık değil. Şehir merkezlerinden köylere bir çok yerde yüzlerce yıllık binalar var. Çünkü adamlarda yıkıp yerine yenisini yapma gibi barbar bir mantık yok. Şehir merkezlerindeki 2-3 katlı eski binaları yıkıp yerine gökdelenler dikecek imar yağmaları oralarda yaşanmıyor. Kalkınmanın ilk aşaması eğitimdir, beton ve inşaat değil. Betonla kalkınılmaz. İnşaat bir çok sektöre destek oluyor zannediyorsun ya. Maalesef önceki yazımda anlattığım hiç bir şeyi anlamamışsın. Bu ülkede yapılan tüm inşaatın finansmanı yurt dışından geliyor. Hem inşaatın hem de satınal evlerin finansmanı yurt dışından geliyor. Ve bu inşaattan 100 bin liraya bir ev aldığında bu paranın bir kısmı yurt dışından alınan finansmanın faizi olarak yurt dışına kaçıyor. Çünkü senin şirketin yerli bankadan kredi alıyor ama senin bankan da yurt dışından para buluyor. Yani inşaat sektörü yurt dışına para kaçıran bir sektördür. Ayrıca inşaat sektörünin ürettiği katma değer düşüktür, bir evin maliyetini rant belirler, yani arazinin fiyatı, eve harcanan beton ve malzemenin değeri evin toplam maliyeti içinde çok daha düşüktür. Ve sana önceki yazımda anlattım bir inşaat şirketi Rusya'da Libya'da, Irak'ta iş yapıp oradan Türkiye'ye döviz getirmiyorsa cari açığı kapatmaz. Yani evdeki herkesin toplam 5000 bin lirası varsa, baba oğluna para ile bir iş yaptırıp 100 lira verirse evdeki toplam para artmaz, sadece yer değiştirir para. Yani bu ülke içinde bir birimize alıp sattığımız malın bizim ekonomi problemlerimizi çözme şansı yok. Neden turizme değer veriyoruz? Çünkü bir Rus, bir Alman kendi ülkesinin ekonomisinde üretilen 1000 doları alır getirir senin ülkene bırakır gider. Ama İstanbul'dan Bodruma tatile giden adam 1000 dolar harcadığında sadece para ülke içinde yer değiştirir. Sen bir daire aldığında para ülke içinde yer değiştirir. Üstelik evi kredi ile aldığında bankaya faiz ödersin, o banka da borç aldığı yabancı bankaya faiz öder. Yani senin aldığın evden bir miktar para yurt dışına kaçar. Dışarıya mal ve hizmet satışı yapamadığımız sürece beton ölü yatırımdır.
    • Eski hükümetlerde denetim yoktu diyorsun. İnşaatlar kötü yapılıyormuş. Yeni hükümette çok büyük denetim var o yüzden tek bir madende 307 kişi birden ölüyor. Devletin tutumu, ülkenin kültürü ve zamanın koşulları ile iktidarları karşılaştırmak saçmalıktır. Soğuk Savaş döneminde Amerika'ya rest çekip Kıbrıs'ın yarısını almış bir Ecevit var. Sürekli eskiden herşey karneyleydi, döviz alıp satamazdık diye anlatılan şeyler işte bunun bedelidir. Yani 30 sene öncesi ile bugünü kıyasalayanlar saçmalıyor. Bugün sağlık çok iyi çalışıyor sosyal sigorta sistemi harika diyenler bunun bedelinin ne olduğunu söylemiyorlar. Eskiden 47-52 yaşında emekli olurdun. Artık hastaneye gidince sistem biraz daha iyi işliyor, neden? Çünkü emeklilik yaşı 65 oldu. Mezarda emekli olacağın için, emekli sayısı giderek azalacağı ve emekli maaşı daha az ödeneceği için artık sosyal güvenlik sisteminin açıkları azalıyor. Bizim milletimiz hiç bir şeyin bedelini nedenini araştırmaz. Artık bilişim sistemleri ile herşey kayıt altında ve takip edildiği için dol@ndırıcılık ve yolsuzluk azaldı sosyal güvenlik siteminde. Ve böylece sistem biraz daha yi işliyor. Ama bugün devlet memuru değilsen emekliliği unutun. Türkiye'de hiç bir özel şirket müdür değilsen 50-55 ten sonra adam çalıştırmaz. Bu adam 2 kere hastalnıp rapor alsın kapının önüne koyarlar.
    • Doları 1,20 'ye getiren hükümetten bahsediyorsun ya. Dolar daha önce kaç liraydı biliyor musun? Ve dolar nasıl 1,20'ye geldi hiç araştırdın mı? 2001 krizi öncesi dolar 550-600 bin lira civarındaydu. Bugünkü para ile 55-60 kuruş. 2001 krizi sonrası dolar 1,35 ti, sonra 1,65'e kadar çıktı. Sonra düşüş trendine girdi. 1,18'e kadar düştü. Bunların hepsini yaşadım. 2001 krizinde işsiz kaldım. Ve dolar 1,18 e düştüğünde yıl 2008'ti ve Amerika'nın en büyük bankaları ve mortgage sistemi batıyordu. Yani Avrupa ve Amerika'nın krize girmesiyle Amerikan Federal bankası faizleri düşürdü ve bol dolar politikası izledi. Dünyadaki tüm gelişmekte olan ülkelerde dolar gevşedi düştü. Yani hükümetin herhangi bir dahli yoktu doları düşmesiyle. Yani bu hükümet herşeyi doğru yapıyor da neden dolar yükseliyor? Peki doları yükselten dış güçler ise, daha önce 2001'de ülkeyi krize sokup diğer partileri siyaset sahnesinden silip bu iktidarı getiren hangi güçlerdi? Yani sizin desteklediğiniz parti bir ekonomik kriz sonrası iktidara gelmiş. Eskiden dış mihraklar yoktu şimdi mi çıktı? Madem dış mihrakların yarattığı kriz ile iktidara geldiniz niye eski hükümetleri suçluyorsunuz? Onların iktidarında dolar 55 kuruştan 1,35 olmuş. Sizin iktidarınızda da 1,20 den 4,70 olmuş. Siz iyisiniz önceki iktidarlar çok mu kötüydü. Siz iktidara gelirken bir kumpasla bir operasyonla geldiğinizi kabul etmiş olursunuz bugün ekonomideki bozulmayı dış mihrakların size yaptığı bir kumpas bir operasyon olarak gösterirseniz.
    • Takım tutar gibi siyasi parti tutuyorsunuz. Yenilsende yensen de taraftarın sende gibi bir mantık siyasette saçmalıktır. Bir siyasi partinin lideri sevilmez, sempati duyulur, sevmek insanları köreltir. Çünkü takımın yenildiğinde sana bir maliyeti yoktur sana takılan bir kaç arkadaşın dışında. Ama yanlış politikalar izlendiğinde bunun hesabını hepimiz veriyoruz ve sana da bana da maliyeti var. Sen okumadığın, araştırmadığın, dinlemediğin için sadece yandaş medyayı takip ettiğin için muahelefetin hiç bir vaadi yok zannediyorsun. Bugün 1600 lira asgari ücret alan tüm AKP'lilerin utanması lazım. CHP'nin asgari ücrete radikal zam vaadi olmasaydı o zam hiç bir zaman yapılmayacaktı. O gün "CHP saçmalıyor, Kılıçdaroğlu bu işten anlamaz asgari ücret o kadar artamaz, ekonomik gerçekler var" diyen AKP'liler sonra çıkıp paşa paşa asgari ücreti kendi fikirleriymiş gibi kendileri arttırdılar oy kaçırmamak için... Hani kaynak yoktu? Yani muhalefetin vaadi ve projesi var. Ama sen araştırmıyorsun kardeşim. Ülkede mobilet motoru üretilmiyorken sen zannediyorsun helikopter yapıyoruz. Ülkede yarı iletken teknolojisi yokken sen zannediyorsun ki uydu yapıyoruz. Her seçim öncesi sana yutturulan resimlerle geliştik zannediyorsun. Sonra da sormuyorsun önceki seçimde resimlerini gösterdiğiniz, 40 milyon euro lisansına para ödenen araba nerede? Resmi aşağıda. Seçim reklamı için devletin parası ile 40 milyon euroluk lisans sayın alınmış ama bu araba hiç bir zaman üretilmedi ve üretilmeyecek Sen bunun hesabını soramazsın çünkü sana ne denilirse inanacak bir taraftarlığa sahipsin. Sana geçen seçimde gösterilen araba resimlerini memleketin arabasının hazır olduğunu unutmuşsun Türk Uzay Ajansı kuruluyor uzaya gidiyoruz zannediyorsun. Bu ülkede Türkiye Atom Enerjisi kurumu var ama nükleer santrali Ruslar kuruyor. Çünkü siyaset, ekonomi, evrensel hukuk hakkında sana söylenenler dışında hiç bir şey okumuyorsun. Liderinin peygamber olmadığını söylüyorsun, lider ne derse onun peşinden gidiyorsunuz. Adam çözüm süreci diyor televizyonlarda şehit haberleri yayınlanmıyor görmezden geliniyor süreci bozmayalım diye. Şivan Perverle kongreler yapılıyor. Sonra politika değiştirip milliyetçi oluyor hergün şehit cenazelerinden canlı yayınlar izliyoruz ekranlarda, önüne geleni terörist diye suçluyor. Ve siz çıkıp dün öyle diyordun bugün böyle diyorsun diyemiyorsunuz. Sürekli aldatıldığını söyleyen bir lidere taraftarca sevginiz nedeniyle hoşgörü gösteriyorsunuz. Ama meleket batıyor artık gözünüzü açmanız lazım değerli kardeşim. Eğer muhalefetin hiç bir vaadi projesi yok zannediyorsan bu tamamen senin taraftarca tavrın ile muhalefeti hiç dinlememiş olmandan kaynaklanıyor.

      Sonuçta siyasetçilerin hepsi yalancıdır. Senin oy verdiğin de benim oy verdiğim de... Önemli olan bu adamları muhalefet ve eleştiri ile denetlemek. Bir iktidarın medyanın büyük bölümüne hakim olmasının nedeni hatalarını örtbas etme isteğidir. Sana yalanları daha çok yerden farklı kişiler ile söyleyecekler ve sen de inanacaksın. Yoksa medya'nın görevi iktidarın işine çomak sokmaktır. Siyasiler bilmeliler ki yalan söylediklerinde hata yaptıklarında bunu yakalayıp duyuracak bir medya var. Yoksa medyayı kontrol edip her türlü yolsuzluğu yaparlar.
      Yani kardeşim sizin siyasi görüşünüzü temsil eden partiye ve lidere laf söylediğimizde babanıza sövmüşüz gibi tepki göstermenize, savunmaya çalışmanıza gerek yok. Tam tersine siyasetçilerin hepsinin potansiyel yalancı olduğunu anlarsan, sorgulamaya ve muhalefet etmeye başlarsan ancak memleketi geliştirecek yola girebiliriz. Çünkü daha hızlı karar almak lazım, bürokrasi olmamalı, bizim icraatlarımızı yargı yavaşlatıyor diyen bir politikacı kral olmak istiyordur. Bürokrasi ve yargı bir denetim ve denge mekanizmasıdır. Neden bir devlet dairesinde bir evrağa 3-4 imza gerekir? Çünkü aynı anda 3-4 kişinin birden rüşvet alması, torpil yapma ihtimali 1 kişinin yapabilme ihtimalinden düşüktür. İşler yavaşlar ama sorumluluk birden çok insana dağıtılarak kontrol ve denge sağlanır. Kontrolsüz ve dengesiz güç isteyen bir adamdan her zaman çekinmen lazım...
  • 30-06-2018, 19:26:03
    #24
    Arkadaşlar biz bir şey söyleyince muhalif diye dinlemiyorsunuz bile ama ekonomik göstergeler 2002 'yi andırıyor. Enflasyon yükseliyor, faiz artıyor. Enflasyon daha da yükseliyor faiz daha fazla artmak zorunda. Bu sarmala girdik.
    Şuan ülkenin en büyük firmaları yıllık %25 maliyetle borçlanıyor. Bu tüketicilerde %30ları geçti.

    Düşünün bir üretici 100 TL kredi kullandı. Bundan kâr edebilmesi için artık 25 lira faiz eklemesi lazım. 125 TL 'nin altına mümkün değil satamaz. Diğer işletme maliyetleri + kârını hesaba hiç katmıyorum. Keşke böyle olmasa. Keşke sizin dediğiniz gibi olsa. Ama bu işin sonu gerçekten hayırlı gözükmüyor.


    https://www.youtube.com/watch?v=HKl82K6vR7k
  • 30-06-2018, 20:06:10
    #25
    Anlatımlarınızın yarısı benim arastirmadigim sorgulamadigim ve taraftar olduğum varsayımı üzerinde yoğunlaşıyor.
    Yerli silahımız yok demissiniz ben avukatım ve yerli silah üreten firmanın avukatlığını yapan kısının yanında çalıştım.
    Siz mantık tanklarla alakali dedikleriniz konusunda sizde var ve ayni şeyi söylemekten öteye gitmemissiniz. Haliyle aynı şeylere aynı cevabı vermek zorundayım. Bu bir başlangıçtır. Tank yerlidir ama yuzde 100 yerli midir hayir. Olur mu ? Olur.
    Emeklilik yaşı 65 değil. 60. Ve çok ovdugunuz avrupa da bazı ülkelerde daha fazla. Ülkeyi bu duruma sokan zaten emekliliğin yaşının düşük olmasıdır.
    Sağlık sistemini dahi eleştirdiniz. Ki siz eskiyi gördünüz buna rağmen eleştiriyor olmanız ilginç.
    Bir kumpas ile gelinmedi iktidara. Kendiniz de dediginiz gibi krizden sonra gelindi. 94 yılında kibrisa tasinmamizin sebebi 7 tl olan 1 doların 24 lira ya 1 gece de çıkması ve ardından batmamizdi. Inşaat sektörüne cevap verirken 99 depremini unutmuşsunuz.
    Verdiğiniz cevapların tamamında hemen inanıp sorgulamadigimizi ima etmişsiniz ama bunu derken dahi hala bizleri yada düşüncelerimizi küçük gördüğünüzü saklayamamışsınız.
    Inşaat sektörünün bir çok sektöre doğrudan etki ettiğini kabullenmemek zaten izahtan vareste bir durum. Ülkede 100 yıllık binalar sağlam duruyordu da millet yıkmaktan zevk almıyordur sanırım.

    Eleştirinize bize sovulmus gibi değil sanırım aynı naziklikle cevap veriyorum. Bir cok kisi de benim gibi. Aksine biz iktidarın yaptıklarını desteklediğimiz zaman koyun muamelesi görüyoruz. Elbet sizin gözleriniz varsa bizlerin de vardir.
    Araba mevzusunda ;
    Önümüzde yeni secimler için 4 5 yıl var. Sayet adım atılmamışsa o zaman hakli sayılırsınız. Çünkü hükümetin vaadi yerli araba 2018 de gelecek değildi. Hükümet söz verdiği bir çok vaadi ama 3 ay ama 5 ay da gecikse yerine getiriyor. En azindan bolu tüneli gibi inşaatlara başlanıp da patates deposu olarak kullanılmıyor.

    Medyanın yarısından fazlasi elinde diyerek algı yaratıyorsunuz. Biz atv ye takılı kalıp diğer tv leri görmesek anlarım. Fox halk tv cnnturk habertürk ntv gibi kanalları hükümetin elinde diye düşünmemek lazim sanirim.

    Uzun lafın kısası, görüldüğü üzere elestirmediginiz sey kalmamış. Hükümete su iyidir dediginiz tek bir şey yok. Elbette hataları vardir. 16 yil olmuş hatasız kul olmazken hatasız devlet nasil olur.
    Uzay istasyonunu söyleme sebebim muharrem incenin ağzından çıkan endüstri 4.0 kelimesine tüm milletin bel bağlıyor hayran kalıyor olmasıdır.
    Yapilan nükleer santral sadece ruslar tarafından değil, ayni zamanda türk şirket tarafindan da yapılıyor. Gönül isterdi ki herseyi tek başımıza yapalım.
    Önceki hükümetle kıyaslamadan başınızdaki iktidarın düzgün is yapip yapmadığını nasil anlayacaksınız. Ben ak parti hükümetini 1930 hükümetiyle değil bir önceki ve ondan önceki hükümetle karsilastiririm. 1 önceki hükümeti de ondan öncekiyle karşılaştırım.
    Bakınız ak parti haricinde gelen hükümetlerin ortalama ömrü 16 ay neden acaba durup sordunuz mu kendinize..
    Önceki hükümetlere bakın ve ondan önceki ile karşılaştırın. Ne değişmiş? Hiç birşey. Ak parti 2002 de yüzde 34 ile geldikten sonra 2007 yılında ak partiye kapatma davasi açıldı. O zamanlar da 5. Yılını yaşayan ak parti yine önceki hükümetle karsilastirilirdi ve aralarında daglar kadar fark vardi. O zaman da 30 yıl öncesi ile karsilastirmayin dediniz mi ?

    Durup kendinize sorun bunca yıl da bunca hükümet görmüş bir millet, bunca hükümet değiştirmiş bir millet ne oluyor da ak partiye hep yüzde 40-50 Oy veriyor.

    Eğitim sistemi ak parti hükümete geldiğinde nasıldı? Şimdi nasıl? Hersey eğitimle diyorduk.. okuma yazma oranı yüzde 85 iken yuzde 34 oy alan ak parti vardi. Şimdi okuma yazma oranı yüzde 99 iken ak parti 2 kişiden birinin oyunu alıyor.

    Tekrar ediyor ve bitiriyorum. Her hükümet hata yapar. Ak parti de hatalıdır. Ama bu hataları en azindan suan için kesinlikle diğer alternatifleri seçecek kadar büyük veya affedilmez değildir .


    SM-G950F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
  • 30-06-2018, 21:58:10
    #26
    kasparov108 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Anlatımlarınızın yarısı benim arastirmadigim sorgulamadigim ve taraftar olduğum varsayımı üzerinde yoğunlaşıyor.
    Yerli silahımız yok demissiniz ben avukatım ve yerli silah üreten firmanın avukatlığını yapan kısının yanında çalıştım.
    Siz mantık tanklarla alakali dedikleriniz konusunda sizde var ve ayni şeyi söylemekten öteye gitmemissiniz. Haliyle aynı şeylere aynı cevabı vermek zorundayım. Bu bir başlangıçtır. Tank yerlidir ama yuzde 100 yerli midir hayir. Olur mu ? Olur.
    Emeklilik yaşı 65 değil. 60. Ve çok ovdugunuz avrupa da bazı ülkelerde daha fazla. Ülkeyi bu duruma sokan zaten emekliliğin yaşının düşük olmasıdır.
    Sağlık sistemini dahi eleştirdiniz. Ki siz eskiyi gördünüz buna rağmen eleştiriyor olmanız ilginç.
    Bir kumpas ile gelinmedi iktidara. Kendiniz de dediginiz gibi krizden sonra gelindi. 94 yılında kibrisa tasinmamizin sebebi 7 tl olan 1 doların 24 lira ya 1 gece de çıkması ve ardından batmamizdi. Inşaat sektörüne cevap verirken 99 depremini unutmuşsunuz.
    Verdiğiniz cevapların tamamında hemen inanıp sorgulamadigimizi ima etmişsiniz ama bunu derken dahi hala bizleri yada düşüncelerimizi küçük gördüğünüzü saklayamamışsınız.
    Inşaat sektörünün bir çok sektöre doğrudan etki ettiğini kabullenmemek zaten izahtan vareste bir durum. Ülkede 100 yıllık binalar sağlam duruyordu da millet yıkmaktan zevk almıyordur sanırım.

    Eleştirinize bize sovulmus gibi değil sanırım aynı naziklikle cevap veriyorum. Bir cok kisi de benim gibi. Aksine biz iktidarın yaptıklarını desteklediğimiz zaman koyun muamelesi görüyoruz. Elbet sizin gözleriniz varsa bizlerin de vardir.
    Araba mevzusunda ;
    Önümüzde yeni secimler için 4 5 yıl var. Sayet adım atılmamışsa o zaman hakli sayılırsınız. Çünkü hükümetin vaadi yerli araba 2018 de gelecek değildi. Hükümet söz verdiği bir çok vaadi ama 3 ay ama 5 ay da gecikse yerine getiriyor. En azindan bolu tüneli gibi inşaatlara başlanıp da patates deposu olarak kullanılmıyor.

    Medyanın yarısından fazlasi elinde diyerek algı yaratıyorsunuz. Biz atv ye takılı kalıp diğer tv leri görmesek anlarım. Fox halk tv cnnturk habertürk ntv gibi kanalları hükümetin elinde diye düşünmemek lazim sanirim.

    Uzun lafın kısası, görüldüğü üzere elestirmediginiz sey kalmamış. Hükümete su iyidir dediginiz tek bir şey yok. Elbette hataları vardir. 16 yil olmuş hatasız kul olmazken hatasız devlet nasil olur.
    Uzay istasyonunu söyleme sebebim muharrem incenin ağzından çıkan endüstri 4.0 kelimesine tüm milletin bel bağlıyor hayran kalıyor olmasıdır.
    Yapilan nükleer santral sadece ruslar tarafından değil, ayni zamanda türk şirket tarafindan da yapılıyor. Gönül isterdi ki herseyi tek başımıza yapalım.
    Önceki hükümetle kıyaslamadan başınızdaki iktidarın düzgün is yapip yapmadığını nasil anlayacaksınız. Ben ak parti hükümetini 1930 hükümetiyle değil bir önceki ve ondan önceki hükümetle karsilastiririm. 1 önceki hükümeti de ondan öncekiyle karşılaştırım.
    Bakınız ak parti haricinde gelen hükümetlerin ortalama ömrü 16 ay neden acaba durup sordunuz mu kendinize..
    Önceki hükümetlere bakın ve ondan önceki ile karşılaştırın. Ne değişmiş? Hiç birşey. Ak parti 2002 de yüzde 34 ile geldikten sonra 2007 yılında ak partiye kapatma davasi açıldı. O zamanlar da 5. Yılını yaşayan ak parti yine önceki hükümetle karsilastirilirdi ve aralarında daglar kadar fark vardi. O zaman da 30 yıl öncesi ile karsilastirmayin dediniz mi ?

    Durup kendinize sorun bunca yıl da bunca hükümet görmüş bir millet, bunca hükümet değiştirmiş bir millet ne oluyor da ak partiye hep yüzde 40-50 Oy veriyor.

    Eğitim sistemi ak parti hükümete geldiğinde nasıldı? Şimdi nasıl? Hersey eğitimle diyorduk.. okuma yazma oranı yüzde 85 iken yuzde 34 oy alan ak parti vardi. Şimdi okuma yazma oranı yüzde 99 iken ak parti 2 kişiden birinin oyunu alıyor.

    Tekrar ediyor ve bitiriyorum. Her hükümet hata yapar. Ak parti de hatalıdır. Ama bu hataları en azindan suan için kesinlikle diğer alternatifleri seçecek kadar büyük veya affedilmez değildir .


    SM-G950F cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
    Verdiğin bilgilerin hepsinde hata var. Oysa elinin altında internet var. Açık bakabilirsin.
    Emeklilik yaşı 2036'ya kadar 7000 günü dolduracak olanlar için 60 yaş, 2044'e kadar kademeli olarak çıkıyor ve 2044'ten itibaren itibaren 65...
    Bugün asgari ücretten prim yatıran insanların alacağı emekli maaşı da maaşlarının %45'i olacak...
    94'te 7 lira olan 24 lira olan para kıbrıs lirasıdır herhalde. Türk lirası olarak o yıllarda binleri kullanıyorduk. 20 bin liradan 40 bine çıkmıştır belki.
    99 depremini unutmadım. Am abu hükümet herkese unutturdu. Depremi düşünen kimse yok memlekette.
    Depremde toplanma alanı ilan edilen yerler de imara açıldı satıldı bile...
    İnşaat sektörünün bir çok sektöre etkisinden bahsediyorsun. Ben de sana bu etki ülkenin ekonomik problemini çözmez diyorum. Makro mikro iktisat okumak lazım.
    Devletin inşaata verdiği para ülke içinde yayılır. Yani ailede baba odasını toplayan çocuğuna para verdiğinde, yemek yapan kızına harçlık verdiğinde evdeki toplam para değişmez.
    Cari açığı inşaat ile kapatamazsın... Cari açığı kapatamazsan yeniden borçlanarak eski borcunu ödersin.
    Tıpkı borcunu ödemeki için kredi çeken, sonra o krediyi kapatmak için daha büyük kredi çeken, ve o krediyi kapatmak için de daha büyük bir kredi çeken bir adam gibi bizim devlet.
    Dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip ülkesi Venezuella battı. Sebebi Chavez denilen adamın parayı üretime değil, betona yatırmasıydı...
    CNNTürk, KanalD, NTV de artık iktidarın kontrolünde. Sounda baskılarla sattırıldılar. Ve artık devletle ekonomik ilişkileri güçlü olan holdinglerin elindeler...
    Elbette hataları vardır dediğin hatalar:
    -2010'da yetmez ama evet referandumu ile anayasayı değiştirip yargıyı tamamen cemaatin istediği şekilde şekillendirdiler. bu ceematin hakim ve savcıları ergenekon diye genel kurmay başkanını ve tüm atatürkçü askerleri hapse attı. yerlerine cemaatçi askerleri paşa yaptı ve darbeye giden süreç başladı.
    -çözüm süreci diye terör örgütü ile masaya oturuldu. şehirlerin altlarına bombalar döşenirken, terör örgütü kimlik kontrolü yaparken ses çıkarılmadı. şivan pervere konserler apoya mitingler yaptırıldı. sonra o şehirlerin altındaki bombaları temizlemek için yüzlerce şehit verildi.
    -Suriye'de Esat'ı devirmek, sünnileri başa geçirmek için iç savaşa karışıldı, sonuçta ne esat devrildi, 4 milyon Suriyeli ve güneyimizde Amerikanın silahlandırdığı terör örgütü ile başbaşa kaldık. Bu tehditi yok etmek için şehit verdik bedel ödedik. Ama baştaki adam hatalı Suriye politikası nedeniyle bedel ödemedi.
    -Rus uçağını düşürdük. Önce çıktılar astılar kestiler emri ben verdim dediler. Sonra özür dilediler, aslında Putin iyi reistir dediler.
    Eğitimden bahsediyorsun. Eğitim eskiden kötüymüş akp ile düzelmiş öyle mi? İnşallah şaka yapıyorsundur. 16 senede kaç kez eğitim sistemi ve sınav isimleri ve şekilleri değişti. Eğitim yap boz tahtası oldu. Bugün Türkiye de okumaz yazma oranı da %96. AKP iktidara geldiğinde de %85 değildir.
    Memlekette darbeye neden olmuş, güneyde savaş çıkarıp terör örgütüne devlet kurdurmuş, dünyada Türkiye algısını Libya, Kuzey Kore seviyesine düşürmüş ve ekonomi bakanı tarafından açıkça uzun vadeli ve dövizle borçlanmayın diye uyarı yapan bir iktidardan daha iyisi yok düşünen millet herhalde yeni bir kurtuluş savaşı vermek istiyordur.
  • 01-07-2018, 09:19:18
    #27
    Dediginiz gibi emeklilik yaşi suan 60. 65 olana kadar kim öle kim kala. Ak partiden sonra gelecek olan hükümet isterse 45 e çekebilir. Fakat bu millet 2044 e kadar ak partiye oy verirse dediğin gibi 65 olur. Haliyle interneti acip bakmaya lüzum yok durum anlattığım gibi.
    Şuan için Emeklilik maaşı meksika da 65, Güney kore de 60, japonya da 63, izlanda da 67, portekiz, yeni zelanda, isveç, irlanda, isviçre, ABD, Avustralya, danimarka, ingiltere, kanada, almanya, hollanda, polonya, ispanya da 65, norveç de 67, yunanistanda 58, italya da 57. ENN gelişmiş ülke dediğiniz lüxemburg da 65. Turkiye de şuan 60. ama 65 olacak.

    Inşaatın cari açığı kapatacağı iddası nda değilim. Olmazsa olmaz olduğunu iddia ediyorum. Bizdeki son çıkan telefonu alma hastalığı gibi huylarımız bitmedikçe cari açık da kolay kolay bitmeyecektir.

    7 lira derken ya 7 milyondur yada 7 bin sonuç olarak 94 yılını ben babamdan dinliyorum. Herhalde kıbrıs lirasının da türk lirası olduğunu bilebilecek yaştasınız. Ayni para birimi.

    Şuan yüzde 15 olan enflasyon daha iyi günlerini de yine ak parti döneminde görmüştü. Ama sizler o yılları hatirlarsiniz enflasyon kac rakamdi ? 1 gece de kac rakamlara çıkıyordu? Şuan 15 iken ülke batıyor diyorduk ya hani. 2001 de yüzde 68 2002 de yüzde 30 olduğunda yani siz ıssız kaldığınızda bu kadar elestirilmiyordu hükümet.
    Şuan acip twitter a baksaniz niceleri onu almayalım bunu almayalım da enflasyon tavan yapsın da ülke batsın da erdoğan gitsin derdindeler.

    Depremi bu devlet unutturdu demek gelişmeleri gözü kapalı izlemektir. Istanbul da ki kentsel dönüşüm laf ve rant için miydi sadece. Yine 30 bin insan kaybetmeyelim diyeydi..

    Ntv cnnturk kanal d gibi kanalların hükümet yanlısı olduğunu düşünmek tamamen partizanlık ve algı yaratmadan öte birsey değil. Demirören başa geçti de cnnturk ekibi değişti benim haberim mi yok ? Ahmet hakan yoksa artık ak partili mi ? Hani seçim çalışmasında chp otobüsüne çıkan gazeteci ahmet hakan.

    Hata dediğin şeylerin politika olduğunu anlatmak isterdim size ama biliyor ve tahmin ediyorum ki 40 yıl anlatsam ikna edemem. Çünkü siz veya sizin gibi düşünenler (ve değil) yuzde 68 enflasyonlu günleri bugünlere tercih edecek kadar muhalif durumdasınız.