İktidar yanlılarına ne söylersek söyleyelim iyi de adam yol yaptı diye yanıt alıyoruz. İnşallah yolların betondan değil asfalttan yapıldığını biliyorsundur.
Değerli kardeşim uzun uzun anlatırım sana ama basitçe yanıt vereceğim.
Ülkenin batmasının, bizim fakirleşmemizin sebebi cari açık vermemiz, ve hem borç stoğunun hem de cari açığın sürekli artması.
Basitçe anlatayım ki herkes anlasın.
- Bir evde bir aile var. Bu ailede anne ve baba terzi evde elbise üretip satıyor ve ayda 5000 bin lira para sokuyor. (ülke olarak bir aileyiz ve türk lirası olarak para kazanıyoruz.)
- Ama kredi kartı borçları, kredi ödemeleri, kira, yemek, faturalar ve elbise dikmek için alınan kumaşlar vesaire tüm harcamalar 6000 bin lira tutuyor. (üretim yapmak için ara mallarının çoğunu ithal ediyoruz, yani ihracatımız ithalatımıza bağlı ve lüks yaşıyoruz.)
- Her ay bu aile giderek artan oranda açık veriyor. (biz de ülke olarak her yıl giderek artan şekilde cari açık veriyoruz.)
- Bu açığı finanse etmek için yeni borç ve krediler alınıyor, evdeki atadan kalan antika eşyalar satılıyor. (biz de borç ödemeyi sürdürebilmek için borç alıyor ve kamu varlıklarını satıyoruz)
- Bu esnada bir dönem mahallede para bolluğu var. Bankalar düşük fazi verdiği için komşular parasını daha iyi faiz verdiğin için sana veriyorlar. Sen de daha bol ve ucuza borçlanabiliyorsun. (amerika ve avrupanın global şekilde finansal krize girmesiyle para daha iyi kazanç vaadeden gelişmekte olan ülkere kayıyor)
- Aile parayı bol bulunca yeni bir yatak odası takımı alıyor, beyaz eşyaları yeniliyor. odalar arasında geçişi kolaylaştırmak için yeni kapılar açılıyor evde tadilat yapılıyor. Evdeki insanlar borçla daha lüks yaşama kavuşuyor. (biz de bu dönemde ele geçirdiğimiz ucuz para ile 1 milyar liralık saray yaptırdık, cumhurbaşkanına yeni vip uçaklar aldı, tüm bakanlıkları eski binalarından çıkarıp yeni gökdelenlerine taşıdık.)
- Sonuçta mahalledeki bol para devri bitti. Bankalar faizi arttırınca bize ucuza ve bol borç para veren adamların borçlarını tahsil edip daha güvenli liman olan bankalara gitmek istediği için sıkışmaya başladı aile. (Amerika ve Avrupa'daki kriz hafifledi, Amerikan merkez bankası faizi yükseltince senin piyasana gelen yatırımcılar güvensiz ortam yüzünde hızla geri kaçmaya başladı, dolar yükseldi, artık daha pahalıya ve daha zor borçlanıyor Türkiye.)
- Kriz geldiğinde aile borcu sürdürebilmek için daha yüksek faiz vaadetmek ve zorunda ve daha fazla borcu ödeyebilmek için yemesinden içmesinden giyinmesinden harcadığı elektrikten tasarruf etmek zorunda. (Kriz yaklaşıyor ve kriz geldiğinde ailenin başına gelecek acı reçete bizim de başımıza gelece)
- Peki aslında ne yapılmalıydı? Bu aile düşük faizle bol borç para bulurken evde tadilat yapacağına, o para ile anne baba ingilizce fransızca öğrenebilirdi, böylece yeni müşteriler edinerek eve dah afazla para sokabilirdi. Ya da çocuklarına bir bilgisayar alıp makale satarak eve para sokmasını sağlayıp gelirlerini arttırabilirlerdi. Ya da balkonlarında saksılarında limon yetiştirip organik limon olarak sokakta satıp ekstra gelir elde edebilirlerdi. Hepsinden önemlisi eve bir dokuma makinesi alıp artık kumaşı satın almak yerine evde kumaş dokuyarak evdeki katma değeri arttırıp dışarı kaçan kumaş parasının çoğunu evde tutabilirlerdi. Yani eve dışarıdan giren geliri arttırabilirken dışarı kaçan parayı azaltabilirlerdi. Hatta balkonda yetiştirdikleri ürünlerin bir bölümünü yiyerek daha az dışarı para kaçırırlardı. (Türkiye de ara malı ithalini azaltmak için kaynak yaratabilirdi, ihracata yönelik sanayiye daha fazla yatırım, teşvik ve kaynak yaratabilirdi. Saraya bakanlıklara yeni bina dikmek yerine yeni fabrika dikilmesine para harcayabilirdi. İhracata yönelik yatırımı ve vatandaşın tasarrufunu teşvik edebilirdi. Daha fazla yurt dışından para gireceği için cari açık azalırdı. tarım ve hayvancılık gibi hala dışarı para kaçırdığımız ve kendimize yetmemiz gereken alanlara daha iyi denetlenen teşvikler verilebilirdi.)
Sana bir aile üzerinden anlattım.
Kriz geldiğinde daha önceki hükümetler daha kötüydü diyebilecek misin merak ediyorum. Önceki hükümetlerin hiç biri böyle bol dolarlı bir dünya ekonomik modelinde iktidar olmadılar. Krizin nedeni cari açık. Ve ekonomik krize girince anlayacaksın ki bu hükümetin iyi işler yaptığı söylenen dönem tamamen global ekonomik kriz dalgasının üzerinde yükselmekti. Doların ne kadar arttığını ve akaryakıtın henüz zamlanmadığını biliyorsun. Enflasyonun yükseldiğini görüyorsun hem de akaryakıt zamları gelmeden bu zamlar gelince enflasyonun ne hale geleceğini de biliyorsun. Ve buna rağmen bu durumun eser sahibini koruma içgüdüsüne sahipsin.
Diyorlar ki uçak yaptık, helikopter yaptık, tank yaptık, iha yaptık.
Bir F16 'yı ne kadar yapıyorsak bu malları da o kadar yapıyoruz. Asıl para eden hassas parçalarını ithal ediyoruz.
İha'nın motoru, anakartı, mikro çipi ithal. Tankın motoru ithal. Helikopterin motoru ithal amerikan senatosunun onayı olmadan satamıyorsun Pakistan'a...
Yani bir şey ürettiğimiz zannederken hala cari açık veriyoruz, çünkü ürettiğimiz şeyin en pahalı parçalarını ithal ediyoruz.
Bir mal ürettiriyorum. İçindeki elektrik motoru Türkiye'de üretilmiyor. İthal etmem gerekiyor. Ve dolar her çıktığında daha pahalıya getirtebiliyoruz.
Üstelik bu elektrik motoru dışındaki parçalar da plastik ve para etmeyen parçalar, yani malın fiyatını asıl belirleyen parça ithal...
Yani bu ülkede küçük bir elektrik motoru üretilemiyor. Ben daha fazla mal üretip sattığımda siz zannediyorsunuz ki ekonomi büyüyor.
Oysa yurt dışına kaçırdığımız para büyüyor.
Sen bir iphone alırken 1000 dolar ödüyorsun. Koreli aslında 830 dolar ödüyor.
Çünkü her iphone'un ekranı ve içindeki mikroçiplerin bir bölümü samsungdan satın alınıyor ve 170 dolar koreye geri dönüyor.
Devletin özel sektör eliyle kurulamayacak kadar büyük yatırımları kendi yapması lazım, kara geçirip halka açması özelleştirmesi lazım
(mikroçip, yarı iletken, lcd ekran panel, güneş enerjisi panelleri vs...)
Yoksa bu cari açık inşallah ve maşallah ile kapanmayacak...
Kanal istanbul diye bir saçmalığı anlatıyorlar.
Zaten boğaz orada, orada bir kanal var, o kanal uluslararası anlaşmalar ile bedava.
Sen kendi anlaşmana aykırı şekilde hiç bir gemiyi paralı yola yönlendiremezsin. O nedenle kanal istanbul hiç bir zaman parasını çıkarmayacak.
Sadece deniz kenarı, yeni bir boğaz rantı, yeni şişirilmiş konut projeleri yaratacak...
Al sana proje, Devlet silikon endüstrisi kursun, güneş enerjisi paneli imalatı ve geliştirilmesi üzerinde 5 sene çalışsın.
Üretilen paneller devlet arazilerine kurulsun. Al sana cari açığın enerji bölümünü kapatmanın yolu...
Ama vizyon lazım, bu iktidarın tek bildiği inşaat sektörü üzerinden rant yaratıp bu rantı paylaşmak...
Basitçe yanıt vereyim dedim 7 dakikadır yazıyorum.
Sonuna kadar okuduysanız teşekkür ederim...