• 08-06-2018, 01:42:49
    #73
    neyse beyler millet kıraathanesinde dıj güjler muhabbeti yaparsınız artık. çay da bedava olacakmış.
  • 08-06-2018, 02:01:53
    #74
    Ajiba adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    1996 yılında Bakırköy Ticaret lisesinde bilgisayar dersleri görmemiş olsam harbiden doğru derdim bu dediğine. Zaten 2002'den önce evimizde buzdolabı filanda yoktu.. Önümüzde Levi's yapraklar elimizde mızrak mamut avlardık ormanlarda (o zamanlar katledilmemişti) ..
    Yaş ilerleyince tarihler karışıyor o 1996 ! Aslında 1986 yılı idi ..
  • 08-06-2018, 02:08:30
    #75
    Bakanımızın şeyinde değil

    Tarım bakanımıza “partinizin milletvekil adaylarının pek beğenilmediği söyleniyor” diye soruldu. Tarım bakanımız “söylesinler, çok da şeyimde değil” diye cevap verdi.

    * Devlet adamı dediğin böyle olur.

    * Kanada'da mercimek yoktu, 1972 yılında üniversitelerinde “mahsül üretim merkezi” kurdular, mercimek araştırmalarına başladılar, hatta ürün çeşitliliği için Türkiye'den mercimek örneği aldılar. Bizim çok da şeyimizde olmadığı için, bugün Kanada'dan mercimek ithal ediyoruz, mercimek ithalatımızın yüzde 80' Kanada'dan.

    * Yoğurt… Biz icat ettik, adını biz koyduk, dünyanın hangi lisan konuşulan ülkesine giderseniz gidin, yoğurdun üzerinde Türkçe “yoğurt” yazar, gurbet ellerde marketler dolaşırken, rafta akrabanı görmüş gibi olursun, sarılasın gelir. Ama bizim çok da şeyimizde olmadığı için, durup dururken yoğurdumuzun standardı değiştirildi, AB'ye uyum ayağıyla protein oranı düşürüldü, yüzde 12 oranında yağsız kuru madde bulunması şartı tamamen kaldırıldı. Geleneksel olarak sade tüketilen, kıvamlı, koyu Türk yoğurdu, cıvık hale getirildi. Böylece, Türk pazarında yer bulamayan, meyveli, cıvık Avrupa malı yoğurtlara yol açıldı. Çok kısa sürede çocuklarımızın yoğurt konusundaki damak zevk değişti. Ve… Fransa devlet, tarihte ilk kez, bir Türkiye Cumhuriyeti bakanına, tarım bakanımıza “şövalye” madalyası taktı! Çok da şeyimizde olmadığı için “niye bu Fransa bizim bakanımıza madalya verdi” diye merak etmedik.

    * İnek ithal ediyoruz, koyun ithal ediyoruz, çok da şeyimizde olmadığı için alıştık gari… Ama aynı zamanda, uğurböceği ithal ediyoruz. Hani “uç uç böcecik annen sana terlik pabuç alacak” var ya, işte onu ithal ediyoruz. Tarımdaki zararlıları yok etmeye yarıyorlar. İthal tarım ilaçlarıyla bizim uğurböceklerinin neslini yok ettik, şimdi, tarımdaki zararlıları yok etsinler diye İspanyol uğurböceklerini ithal ediyoruz. Süt ürünlerinde kullanmak için “bakteri” ithal ediyoruz. Çok da şeyimizde olmadığı için “yerli ve milli” bakterimiz yok mu birader diye düşünmüyoruz!
    Fare ithal ediyoruz, laboratuvarlarda deney yapmak için memlekette fare bulamıyoruz iyi mi… Memleketin adı Turkey, çok da şeyimizde olmadığı için hindi ithal ediyoruz.

    * Angola, Ertre, Kongo gibi Afrika'nın gelişmiş ülkelerinden (!) saman ithal ettiğimiz zaten biliyorsunuz… Çok da şeyimizde olmadığı için solucan ithal ediyoruz. İthal ettiğimiz solucanlarla gübre yapıyoruz. Çünkü sadece toprağın üstünü değl, toprağın altındaki yaşamı da kuruttuk. Elalemin solucanını ithal etmezsek, bu memlekette gübre bile üretemiyoruz.

    * Narenciye para etmiyor, dalında çürümeye bırakıyoruz, ağaçları söküyoruz. Çok da şeyimizde olmadığı için, ilaç ve çay üretim için, portakal kabuğu, mandalina kabuğu, limon kabuğu ithal ediyoruz.

    * İskenderun demir çelik, Ruslar yaptı, parasını domatesle ödedik. Seydişehir alüminyum, Ruslar yaptı, parasını portakalla ödedik. Aliağa rafinerisi, Ruslar yaptı, parasını salatalıkla ödedik. Oymapınar barajı, Ruslar yaptı, parasını mandalinayla ödedik. Türk tekstilinin temeli, Nazilli Sümerbank basma fabrikası, Ruslar yaptı, bir lira bile vermedik, kabak biber greyfurtla ödedik. Sebzemiz meyvemiz narenciyemiz işte bu kadar kıymetliydi. Çok da şeyimizde olmadığı için, hem bu hayat tesislerimiz sattık savdık, peşkeş çektik, imha ettik, hem de sebzemiz meyvemiz artık “çöp” fiyatına bile ihraç edemez hale geldik.

    * Üç tarafımız denizlerle çevrili, iç denizimiz var, deniz büyüklüğünde göllerimiz var, çok da şeyimizde olmadığı için barbun Senegal'den geliyor, kalamar Hindstan'dan, ahtapot İspanya'dan, kardes Endonezya'dan, midye Şili'den lagos Mısır'dan, kalkan Romanya'dan, uskumru Norveç'ten, sinarit Gana'dan, lüks otellerde yediğiniz kılıç şişler aslında Çin'den ithal köpek balığı… Karadeniz'de 26 balığın neslini kuruttuk, Marmara'da 125 balığın neslini tükettik, tarlada çipura yetiştirmeye çalışıyoruz. Sardalya festivali düzenliyoruz ama, çok da şeyimizde olmadığı için sardalya Yunanistan'dan geliyor.
    * Çok da şeyimizde olmadığı için, Akp iktidara geldiğinden beri, 2002'den beri toplam tarım alanımız 26 milyon hektardan 23 milyon hektara geriledi. Eklen tarım alanımız 18 milyon hektardan 15 milyon hektara geriledi. Ayrıca, şu anda 4 milyon hektarlık alan, maddi imkansızlıklar nedeniyle ekilemiyor.

    * Hal böyleyken, Türk tarımının ocağına incir ağacı diken sayın hükümetimiz ne yaptı bilyor musunuz? Çok da şeyimizde olmadığı için Afrika'da tarla kiraladı! Bastı tiko parayı, Sudan'da 7 milyon 805 bin dönüm arazi kiraladı. Hem de 99 seneliğine kiraladı. Kim çalışacak bu arazide? Sudanlı köylüler çalışacak. Sayın hükümetimizin projesine göre, Sudanlı köylüler bizim araziyi ekip biçecek, ürün yetiştirecek, ihraç edecek! Kiraladığımız arazinin büyüklüğü, Sivas kadar… Kayser, Eskişehir, Diyarbakır, Yozgat, Çorum ve Manisa'nın tarım arazisinden daha büyük.

    * Türkiye'nin kendi kendine yetebildiği tek ürünü “şeker pancarı” kalmıştı. Çok da şeyimizde olmadığı için mısır şurubuna yol verildi, şeker fabrikaları satıldı, çok da şeyimizde olmadığı için hem şeker pancarımız imha edildi, hem diyabette milletçe rekora gidiyoruz.

    * Sırp Kasabı'ndan kıyma ithal ediyoruz. * Çiftlkbank meselesine hiç girmeyeyim… Çok da şeyimizde olmadığı için tosun şu anda Uruguay'da Ferrariyle geziyor.

    * Son beş sene içinde 568 milyon kilo tohum ithal ettik. Nereden ithal ediyoruz bu tohumu… Türkiye'nin topraklarının yarısından fazlası tarım arazisi ama, çok da şeyimizde olmadığı için, topraklarının yarısından fazlası çöl olan eeyyy İsrail'den ithal ediyoruz.

    * Başka örnekler de vermek isterdim… Çok da şeyimizde olmadığı için gerek görmüyorum.

    * Fazla şeyinde olursa, kafaya takıyorsun, kahroluyorsun. Şeyinde olmazsa, mis gibisin.

    * Bana sorarsanız, memleket hâlâ tarım bakanımız gibi arkadaşlar yönetiyorsa ve sayın ahalimiz hâlâ bu arkadaşlara oy veriyorsa, değil kafaya, şeye bile takmamak lazım…

    Tarımdan aşağı Kasımpaşa yani.

    Yılmaz ÖZDİL
    Yazısı
    bu yazışmayı bir arkadaşım paylaşmış doğruluğunu bilmem ama okumak gerekli diye düşünüyorum
  • 08-06-2018, 02:14:45
    #76
    ekb adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Siyaset konusundan bu kadar uzaklaştırılmak istenmesi benim çok hoşuma gitmiyor. Sen, ben, o bu ülkede yaşıyorsa veya ekmeğini bu ülkeden çıkarıyorsa bunda ilk ana etmen siyasi partiler veya kişiler. Dolayısı ile siyaset, ekonomi gibi kavramlar direkt bizim hayat standartlarımıza entegre olan olan olgular.

    Siyasi konuların yasaklanması mı çözüm yoksa insanların bilinçli bir şekilde tartışma ortamı yaratabilmesi mi ? Bunlar boş konular değil, içerikler zaman kaybı değil. Senin geleceğini direkt etki edecek konu bunlar.
    Elimden gelse bu yorumunu like yağmuruna tutardım. Tamamiyle doğru.
  • 08-06-2018, 02:16:38
    #77
    HaDeme adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bakanımızın şeyinde değil

    Tarım bakanımıza “partinizin milletvekil adaylarının pek beğenilmediği söyleniyor” diye soruldu. Tarım bakanımız “söylesinler, çok da şeyimde değil” diye cevap verdi.

    * Devlet adamı dediğin böyle olur.

    * Kanada'da mercimek yoktu, 1972 yılında üniversitelerinde “mahsül üretim merkezi” kurdular, mercimek araştırmalarına başladılar, hatta ürün çeşitliliği için Türkiye'den mercimek örneği aldılar. Bizim çok da şeyimizde olmadığı için, bugün Kanada'dan mercimek ithal ediyoruz, mercimek ithalatımızın yüzde 80' Kanada'dan.

    * Yoğurt… Biz icat ettik, adını biz koyduk, dünyanın hangi lisan konuşulan ülkesine giderseniz gidin, yoğurdun üzerinde Türkçe “yoğurt” yazar, gurbet ellerde marketler dolaşırken, rafta akrabanı görmüş gibi olursun, sarılasın gelir. Ama bizim çok da şeyimizde olmadığı için, durup dururken yoğurdumuzun standardı değiştirildi, AB'ye uyum ayağıyla protein oranı düşürüldü, yüzde 12 oranında yağsız kuru madde bulunması şartı tamamen kaldırıldı. Geleneksel olarak sade tüketilen, kıvamlı, koyu Türk yoğurdu, cıvık hale getirildi. Böylece, Türk pazarında yer bulamayan, meyveli, cıvık Avrupa malı yoğurtlara yol açıldı. Çok kısa sürede çocuklarımızın yoğurt konusundaki damak zevk değişti. Ve… Fransa devlet, tarihte ilk kez, bir Türkiye Cumhuriyeti bakanına, tarım bakanımıza “şövalye” madalyası taktı! Çok da şeyimizde olmadığı için “niye bu Fransa bizim bakanımıza madalya verdi” diye merak etmedik.

    * İnek ithal ediyoruz, koyun ithal ediyoruz, çok da şeyimizde olmadığı için alıştık gari… Ama aynı zamanda, uğurböceği ithal ediyoruz. Hani “uç uç böcecik annen sana terlik pabuç alacak” var ya, işte onu ithal ediyoruz. Tarımdaki zararlıları yok etmeye yarıyorlar. İthal tarım ilaçlarıyla bizim uğurböceklerinin neslini yok ettik, şimdi, tarımdaki zararlıları yok etsinler diye İspanyol uğurböceklerini ithal ediyoruz. Süt ürünlerinde kullanmak için “bakteri” ithal ediyoruz. Çok da şeyimizde olmadığı için “yerli ve milli” bakterimiz yok mu birader diye düşünmüyoruz!
    Fare ithal ediyoruz, laboratuvarlarda deney yapmak için memlekette fare bulamıyoruz iyi mi… Memleketin adı Turkey, çok da şeyimizde olmadığı için hindi ithal ediyoruz.

    * Angola, Ertre, Kongo gibi Afrika'nın gelişmiş ülkelerinden (!) saman ithal ettiğimiz zaten biliyorsunuz… Çok da şeyimizde olmadığı için solucan ithal ediyoruz. İthal ettiğimiz solucanlarla gübre yapıyoruz. Çünkü sadece toprağın üstünü değl, toprağın altındaki yaşamı da kuruttuk. Elalemin solucanını ithal etmezsek, bu memlekette gübre bile üretemiyoruz.

    * Narenciye para etmiyor, dalında çürümeye bırakıyoruz, ağaçları söküyoruz. Çok da şeyimizde olmadığı için, ilaç ve çay üretim için, portakal kabuğu, mandalina kabuğu, limon kabuğu ithal ediyoruz.

    * İskenderun demir çelik, Ruslar yaptı, parasını domatesle ödedik. Seydişehir alüminyum, Ruslar yaptı, parasını portakalla ödedik. Aliağa rafinerisi, Ruslar yaptı, parasını salatalıkla ödedik. Oymapınar barajı, Ruslar yaptı, parasını mandalinayla ödedik. Türk tekstilinin temeli, Nazilli Sümerbank basma fabrikası, Ruslar yaptı, bir lira bile vermedik, kabak biber greyfurtla ödedik. Sebzemiz meyvemiz narenciyemiz işte bu kadar kıymetliydi. Çok da şeyimizde olmadığı için, hem bu hayat tesislerimiz sattık savdık, peşkeş çektik, imha ettik, hem de sebzemiz meyvemiz artık “çöp” fiyatına bile ihraç edemez hale geldik.

    * Üç tarafımız denizlerle çevrili, iç denizimiz var, deniz büyüklüğünde göllerimiz var, çok da şeyimizde olmadığı için barbun Senegal'den geliyor, kalamar Hindstan'dan, ahtapot İspanya'dan, kardes Endonezya'dan, midye Şili'den lagos Mısır'dan, kalkan Romanya'dan, uskumru Norveç'ten, sinarit Gana'dan, lüks otellerde yediğiniz kılıç şişler aslında Çin'den ithal köpek balığı… Karadeniz'de 26 balığın neslini kuruttuk, Marmara'da 125 balığın neslini tükettik, tarlada çipura yetiştirmeye çalışıyoruz. Sardalya festivali düzenliyoruz ama, çok da şeyimizde olmadığı için sardalya Yunanistan'dan geliyor.
    * Çok da şeyimizde olmadığı için, Akp iktidara geldiğinden beri, 2002'den beri toplam tarım alanımız 26 milyon hektardan 23 milyon hektara geriledi. Eklen tarım alanımız 18 milyon hektardan 15 milyon hektara geriledi. Ayrıca, şu anda 4 milyon hektarlık alan, maddi imkansızlıklar nedeniyle ekilemiyor.

    * Hal böyleyken, Türk tarımının ocağına incir ağacı diken sayın hükümetimiz ne yaptı bilyor musunuz? Çok da şeyimizde olmadığı için Afrika'da tarla kiraladı! Bastı tiko parayı, Sudan'da 7 milyon 805 bin dönüm arazi kiraladı. Hem de 99 seneliğine kiraladı. Kim çalışacak bu arazide? Sudanlı köylüler çalışacak. Sayın hükümetimizin projesine göre, Sudanlı köylüler bizim araziyi ekip biçecek, ürün yetiştirecek, ihraç edecek! Kiraladığımız arazinin büyüklüğü, Sivas kadar… Kayser, Eskişehir, Diyarbakır, Yozgat, Çorum ve Manisa'nın tarım arazisinden daha büyük.

    * Türkiye'nin kendi kendine yetebildiği tek ürünü “şeker pancarı” kalmıştı. Çok da şeyimizde olmadığı için mısır şurubuna yol verildi, şeker fabrikaları satıldı, çok da şeyimizde olmadığı için hem şeker pancarımız imha edildi, hem diyabette milletçe rekora gidiyoruz.

    * Sırp Kasabı'ndan kıyma ithal ediyoruz. * Çiftlkbank meselesine hiç girmeyeyim… Çok da şeyimizde olmadığı için tosun şu anda Uruguay'da Ferrariyle geziyor.

    * Son beş sene içinde 568 milyon kilo tohum ithal ettik. Nereden ithal ediyoruz bu tohumu… Türkiye'nin topraklarının yarısından fazlası tarım arazisi ama, çok da şeyimizde olmadığı için, topraklarının yarısından fazlası çöl olan eeyyy İsrail'den ithal ediyoruz.

    * Başka örnekler de vermek isterdim… Çok da şeyimizde olmadığı için gerek görmüyorum.

    * Fazla şeyinde olursa, kafaya takıyorsun, kahroluyorsun. Şeyinde olmazsa, mis gibisin.

    * Bana sorarsanız, memleket hâlâ tarım bakanımız gibi arkadaşlar yönetiyorsa ve sayın ahalimiz hâlâ bu arkadaşlara oy veriyorsa, değil kafaya, şeye bile takmamak lazım…

    Tarımdan aşağı Kasımpaşa yani.

    Yılmaz ÖZDİL
    Yazısı
    bu yazışmayı bir arkadaşım paylaşmış doğruluğunu bilmem ama okumak gerekli diye düşünüyorum
    hadi ben okudum anladim, degisim istiyorum. peki karsindaki adama bunu nasil anlatirsin ? hepsini dij gujler yapti.
  • 08-06-2018, 02:16:40
    #78
    Kim Gelirse gelsin Bu soruna el atması çok iyi olur bence

    Not: Video gördüğümde inanasım gelmedi
  • 08-06-2018, 02:26:04
    #80
    bir tarafta bulutmudur mulutmudur diyen Zamanın Ulaştırma Bakanı,diğer tarafta ( sokakta 10 kişiden 7 sinin bilemeyeceği ) ping ve lag konusuna değinen Cumhur Başkanı adayı.
  • 08-06-2018, 02:34:41
    #81
    Konunun yorumlarını okuyana kadar konu kilitlenir sonrada silinir diyordum. Bu yorumu gönderene kadar halen şüphelerim var. Eğer okuyorsanız konu halen kapanmamış demektir

    9 sayfa yorum okudum. 9 sayfa yorum arasında bir ümitle bu seçim vaadi hakkında birileri bir şey demiştir inşallah dedim 9. sayfaya gelene kadar. Konunun açılmasına vesile olan seçim vaadi dışında her şey konuşulmuş. Seçim vaadiyle ilgili gözüme çarpan sadece bir arkadaşın yorumu oldu.

    Mevcut iktidarı savunanları anlarım. Çünkü konuyu sulandırmak isteyeceklerdir. Ama karşıt görüşlü olan arkadaşların seçim vaatleri hakkında güzel yada kötü düşüncelerini, bu vaadin olup olmayacağını yada Türkiye için yeterli gelip gelmeyeceğini konuşulmasını isterdim.

    Salatalıkla yoğurt bile yan yana geldiğinde cacık oluyorken, ne iktidar yanlısı ne de karşıt görüşlü bizden bir cacık olmaz.