• 11-11-2012, 04:01:12
    #10
    Üyeliği durduruldu
    Yurtdışında ingilizce eğitimi almak için ne gerekli ?
  • 11-11-2012, 04:18:07
    #11
    yabancı dilleri ana diller ile karşılaştırmak, kıyaslamak hayli gereksizdir. kalkıp italyancayı böle öyleniyoruz neden ingilizce böyle deseniz anlarım ama biri ana dil diğeri yabancı dil.

    diyosan ki sezgisel olarak, türkçe gibi öğrenmek istiyorum. o zaman yurt dışına gidiceksin ve hiç türkçe kullanmıycaksın ve ayrıca seninle daima ilgilenen peşinden koşan 1 erkek 1 kadın olacak ki attaaa gidiyoz dediği zaman aynı zamanda da atta yı göstersin.

    demem o dur ki ders bitiş zili çaldıktan sonra türkçe konuştuğun sürece yabancı dil öğrenmen teoriden öteye gidemez. heleki çekingen ve asosyal biriysen bırak geliştirmeyi yerinde sayar durursun. Üniye başlarsın geçiştirmek için yada elinde belge olsun diye dil kursları belge verir ama yolda biri adres sorar önce burdan left sonra go go go en son da right bile diyemiyebilirsin.

    bir de ingilizce anlamak, ingilizce konuşmak, ingilizce okumak , ingilizce yazmak gibi farklı kategorilere ayrılır bu konu ki hepsi başlı başına bir beladır...
  • 11-11-2012, 11:29:48
    #12
    xLn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    yabancı dilleri ana diller ile karşılaştırmak, kıyaslamak hayli gereksizdir. kalkıp italyancayı böle öyleniyoruz neden ingilizce böyle deseniz anlarım ama biri ana dil diğeri yabancı dil.

    diyosan ki sezgisel olarak, türkçe gibi öğrenmek istiyorum. o zaman yurt dışına gidiceksin ve hiç türkçe kullanmıycaksın ve ayrıca seninle daima ilgilenen peşinden koşan 1 erkek 1 kadın olacak ki attaaa gidiyoz dediği zaman aynı zamanda da atta yı göstersin.

    demem o dur ki ders bitiş zili çaldıktan sonra türkçe konuştuğun sürece yabancı dil öğrenmen teoriden öteye gidemez. heleki çekingen ve asosyal biriysen bırak geliştirmeyi yerinde sayar durursun. Üniye başlarsın geçiştirmek için yada elinde belge olsun diye dil kursları belge verir ama yolda biri adres sorar önce burdan left sonra go go go en son da right bile diyemiyebilirsin.

    bir de ingilizce anlamak, ingilizce konuşmak, ingilizce okumak , ingilizce yazmak gibi farklı kategorilere ayrılır bu konu ki hepsi başlı başına bir beladır...
    Hocam ana dilimle tabi ki karşılaştırırım. Hoca bana diyor ki; İngilizce düşün. Bende soruyorum eğer bir Türk, İngilizce düşünebiliyorsa şayet hadi bir pazara çıkalım bakalım ne kadar İngilizce düşünüyor görelim. Ya da gelsin bana tarihten, ekonomiden, bir şeyler anlatsın. Sistemde öğretilmek istenen temel mantık İngilizce düşünmek üzerinden gidiyor. Ben İngiliz değilim ki İngilizce düşüneyim. Ne yani ben 18 yılıdır kalemi görünce aklıma kalem geliyor artık onu "pencil" diye düşünmem çok saçma.

    Gramer kurallarının dediğim gibi sezgisel olarak oturması lazım gerektiğini düşünüyorum. 10 yaşında ki bir çocuk hiç bir dil bilgisi kuralı görmeden istediği zaman dilimi içerisinde çok rahat cümle kurabilir. Ha grameri sonradan öğrenemez miyiz, öğreniriz fakat kalıcı olmuyor kalıcı olması için sürekli çaba sarf etmek gerekiyor. Bu durumda @exam in söylediklerine katılıyorum.

    Siz diyorsunuz ki İngilizce okumak, yazmak, anlamak, konuşmak farklı kategorilere ayrılır. Cidden çok komik ya. Siz ana dilinizde Yazma: Çok iyi, Anlama: Orta, Konuşma: Kötü vs gibi bir derecelendirme yapıyor musunuz? Ana Dili geçtim bugün yanlış hatırlamıyorsam İsveç'te nüfusun yarısı 4 dil biliyor. Soralım bakalım onlara öğrendikleri dilleri böyle kategorize edip puanlama yapıyorlar mı. Bir dili ya biliyorsundur ya bilmiyorsundur. "İşte ben konuşulanı anlayabiliyorum da konuşamıyorum", "Ben okuduğumu anlıyorum da yazamıyorum" bunlar bana ütopik şeyler geliyor.
  • 11-11-2012, 17:43:12
    #13
    N2Lock adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam ana dilimle tabi ki karşılaştırırım. Hoca bana diyor ki; İngilizce düşün. Bende soruyorum eğer bir Türk, İngilizce düşünebiliyorsa şayet hadi bir pazara çıkalım bakalım ne kadar İngilizce düşünüyor görelim. Ya da gelsin bana tarihten, ekonomiden, bir şeyler anlatsın. Sistemde öğretilmek istenen temel mantık İngilizce düşünmek üzerinden gidiyor. Ben İngiliz değilim ki İngilizce düşüneyim. Ne yani ben 18 yılıdır kalemi görünce aklıma kalem geliyor artık onu "pencil" diye düşünmem çok saçma.

    Gramer kurallarının dediğim gibi sezgisel olarak oturması lazım gerektiğini düşünüyorum. 10 yaşında ki bir çocuk hiç bir dil bilgisi kuralı görmeden istediği zaman dilimi içerisinde çok rahat cümle kurabilir. Ha grameri sonradan öğrenemez miyiz, öğreniriz fakat kalıcı olmuyor kalıcı olması için sürekli çaba sarf etmek gerekiyor. Bu durumda @exam in söylediklerine katılıyorum.

    Siz diyorsunuz ki İngilizce okumak, yazmak, anlamak, konuşmak farklı kategorilere ayrılır. Cidden çok komik ya. Siz ana dilinizde Yazma: Çok iyi, Anlama: Orta, Konuşma: Kötü vs gibi bir derecelendirme yapıyor musunuz? Ana Dili geçtim bugün yanlış hatırlamıyorsam İsveç'te nüfusun yarısı 4 dil biliyor. Soralım bakalım onlara öğrendikleri dilleri böyle kategorize edip puanlama yapıyorlar mı. Bir dili ya biliyorsundur ya bilmiyorsundur. "İşte ben konuşulanı anlayabiliyorum da konuşamıyorum", "Ben okuduğumu anlıyorum da yazamıyorum" bunlar bana ütopik şeyler geliyor.
    Hocam yazdıkların çok komik gerçekten. Sen diyorsun ki okuma, yazma, anlama farklı kategori değildir. O zaman senin Türkçe derslerin'in hepsi 100. Mantık dersleri'nin hepsi 100. Konuşma dersleri'nin hepsi 100. O yüzden mi? Reading, speaking, listening'in sınavları ayrı ayrı oluyor. Bir insan okuduğu şeyi kelimelerden bir anlam çıkartarak anlayabilir, az biraz da zaman ve tens bilgisi varsa götürür. Ama bu demek değildir ki bu adam cümle kurabilir, yada konuşabilir, telaffüz edebilir. Yada yabancı bir aksanı anlıyabilir. Daha türkler arasında şive farklılıklarından, zamanı geldiği zaman türkçeyi anlıyamazken sen nasıl olurda ya biliyodur ya bilmiyodur diye bilirsin? O yüzden mi diksiyon dersleri veriliyor? O dersleri alanlar bu yaşlarına gelmişler konuşmayı bilmiyorlar mı?

    Hoca'nın dediği ana dilin gibi düşünme olayı türkçe ve ingilizce gramatik olarak çok farklıdır. Ayrıca nasıl ki türkçede bir kelime bir den fazla anlam taşıyabiliyorsa ingilizcede de bu böyledir fakat türkçedeki yan anlamlar ingilizce de de aynı şekilde değildir. Bu yüzden sadece ingilizce için değil tüm yabancı diller için ana dilini unutum öğle öğrenmek gerekir. Türkçe ile kıyaslıyarak öğrenmek yanlıştır çünkü birbiri ile çok farklıdır. Ana dilin portekizce olsa ispanyolca öğrenmek isteden gramatik olarak ve kelime öbekleri olarak %90 benzerlik gösterir ve yapabilirsin ama türkçe bambaşka.

    Örneğin 'What's up to you?' türkçe düşündüğün zaman seni nasıl kaldırabilirim? sena kaldırmak nedir gibi bir anlam çıkar fakat türkçe anlamı 'hacı naban?' dır. Yada 'How You Doin'?' türkçe düşünürsen 'nasıl yapıyon?' dur ama söylenmek istenen yine naban nasılsın dır?

    Türkçe düşünüldüğü sürece tavuk çevirmeye, chicken translate. Kapıyı aralık bırak'a, Leave the door december. İçli köfteye, sensitive meet ball demeye devam ederiz
  • 11-11-2012, 19:13:04
    #14
    xLn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam yazdıkların çok komik gerçekten. Sen diyorsun ki okuma, yazma, anlama farklı kategori değildir. O zaman senin Türkçe derslerin'in hepsi 100. Mantık dersleri'nin hepsi 100. Konuşma dersleri'nin hepsi 100. O yüzden mi? Reading, speaking, listening'in sınavları ayrı ayrı oluyor. Bir insan okuduğu şeyi kelimelerden bir anlam çıkartarak anlayabilir, az biraz da zaman ve tens bilgisi varsa götürür. Ama bu demek değildir ki bu adam cümle kurabilir, yada konuşabilir, telaffüz edebilir. Yada yabancı bir aksanı anlıyabilir. Daha türkler arasında şive farklılıklarından, zamanı geldiği zaman türkçeyi anlıyamazken sen nasıl olurda ya biliyodur ya bilmiyodur diye bilirsin? O yüzden mi diksiyon dersleri veriliyor? O dersleri alanlar bu yaşlarına gelmişler konuşmayı bilmiyorlar mı?

    Hoca'nın dediği ana dilin gibi düşünme olayı türkçe ve ingilizce gramatik olarak çok farklıdır. Ayrıca nasıl ki türkçede bir kelime bir den fazla anlam taşıyabiliyorsa ingilizcede de bu böyledir fakat türkçedeki yan anlamlar ingilizce de de aynı şekilde değildir. Bu yüzden sadece ingilizce için değil tüm yabancı diller için ana dilini unutum öğle öğrenmek gerekir. Türkçe ile kıyaslıyarak öğrenmek yanlıştır çünkü birbiri ile çok farklıdır. Ana dilin portekizce olsa ispanyolca öğrenmek isteden gramatik olarak ve kelime öbekleri olarak %90 benzerlik gösterir ve yapabilirsin ama türkçe bambaşka.

    Örneğin 'What's up to you?' türkçe düşündüğün zaman seni nasıl kaldırabilirim? sena kaldırmak nedir gibi bir anlam çıkar fakat türkçe anlamı 'hacı naban?' dır. Yada 'How You Doin'?' türkçe düşünürsen 'nasıl yapıyon?' dur ama söylenmek istenen yine naban nasılsın dır?

    Türkçe düşünüldüğü sürece tavuk çevirmeye, chicken translate. Kapıyı aralık bırak'a, Leave the door december. İçli köfteye, sensitive meet ball demeye devam ederiz
    Türkçe dersiyle alakası yok kategorilendirmenin. Sınavların ayrı olması falan da değil olay. Sadece mantığıma ters geliyor. Anlıyorum, yazamıyorum. Yazıyorum, konuşamıyorum vs vs. Şimdi bir adam söylenileni anlıyor ama konuşamıyor bu size mantıklı geliyor mu?

    Bana kalırsa Türkçe düşünmeden olmaz. Bir İtalyan da bir Almanda bir Türk'de ilk önce kafasında cümleyi kendi ana dilinde kurar sonra çevirmek istediği dile çevirir. İngilizce düşünüyorum diyen adam zaten bu dili ana dili seviyesinde biliyordur fakat ikinci bir dili zaten kimse ana dili gibi öğrenemez.

    İşin aslına bakarsanız da zaten yemek isimleri özel isimlere girmesi lazım. Biz derste yabancıların yemeklerinin isimlerini Türkçe'ye çevirmiyoruz. Türkçe düşünme olayında direkt deyimleri vs düşünelim demiyorum. Genel olarak İngilizce düşünme olayı bence bize çok ters.
  • 12-11-2012, 03:07:04
    #15
    N2Lock adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Türkçe dersiyle alakası yok kategorilendirmenin. Sınavların ayrı olması falan da değil olay. Sadece mantığıma ters geliyor. Anlıyorum, yazamıyorum. Yazıyorum, konuşamıyorum vs vs. Şimdi bir adam söylenileni anlıyor ama konuşamıyor bu size mantıklı geliyor mu?

    Bana kalırsa Türkçe düşünmeden olmaz. Bir İtalyan da bir Almanda bir Türk'de ilk önce kafasında cümleyi kendi ana dilinde kurar sonra çevirmek istediği dile çevirir. İngilizce düşünüyorum diyen adam zaten bu dili ana dili seviyesinde biliyordur fakat ikinci bir dili zaten kimse ana dili gibi öğrenemez.

    İşin aslına bakarsanız da zaten yemek isimleri özel isimlere girmesi lazım. Biz derste yabancıların yemeklerinin isimlerini Türkçe'ye çevirmiyoruz. Türkçe düşünme olayında direkt deyimleri vs düşünelim demiyorum. Genel olarak İngilizce düşünme olayı bence bize çok ters.
    sen türkçe konuşurken şu cümleyi nasıl kurarım diye kafanda kurguluyosan önce türkçene kasman lazım. Ben yıllardır yurd dışında yaşadım, döndüm, ev arkadaşlarım şu anda yabancı, takıldığım insanlar yabancı ama benim anlama ile konuşma yeteneğim bir değil. anlamayı daha iyi anlarım ama konuşurken daha zorlanırım çünkü gırtlar ve dil hareketleri onların ki gibi değil. yazma durumum da konuşma ve dinlemeye göre farklıdır. ve buna rağmen hiç cümle kurucağım zaman bu cümleyi nasıl kurarım diye önce türkçe düşünüp sonra ingilizceye çevirmedim. dinlerken de önce cümleyi komple algılıyayım sonra türkçeye çevirip türkçesini algılıyayım olmadı olmaması da lazım. yani aşılması lazım bunların gelişmesi lazım. öğretmenlerinin demek istediği türkçe düşünmeyin layı bu. kasmıyosun içinden geldiği gibi konuşuyosun. baktın ki karşındaki anlamadı. duruyosun nerede hata yaptım diyip tensine bakıyosun kelimelerine bakıyosun olmadı biri düzeltiyo o şekilde geliştiriyosun. türkçe diceğimi buldum hop çevireyim bunu bir de söylüyeyim o anlasın.. türkçe ile kıyaslama demiştim. kıyaslıcaksan cevap ver sen arkadaşların ile konuşurken önce söylüceğin şeyi kafanda kuruyosun sondan sonra mı söylüyorsun yoksa ana avrat girip dilin nasıl dönüyosa söylüyor musun (şimdi biri çıkıp beyin işte bunu çok hızlı şekilde yapıyo farkedemiyoruz demesin benim bahsettiğim istemli ve durarak düşünmek). demem o dur ki anadil anadildir yabancı diller ile kıyaslanamaz. kıyaslanmamalı. kelime öğrenirken de türkçesini değil beyninde oluşan anlama odaklan. biri pencil dediği zaman aklına kalem gelmesin aklına kalem figürü gelsin, kalem görseli gelsin. demek istediğimiz bu.
  • 12-11-2012, 03:37:53
    #16
    Üyeliği durduruldu
    Bence bir dil, gerçek anlamda öğrenilmek isteniyorsa Türkiye'de olacak iş değil bu. Eğitim sistemi hangi konuda insanlara bir şeyler verebiliyor ki İngilizce konusunda verebilsin?

    Not: Düz lise çıkışlıyım ve üniversitedeki hazırlık yılını sınavla atlamış birisiyim, gayet de memnunum sene kaybetmediğim için. Boşa zaman kaybı olurdu. Hazırlık okuyan arkadaşların da, bölümüne bir yıl geç başlamak dışında bir kazanımları olmayacak. Tabi buna da kazanım denirse...
  • 12-11-2012, 11:51:12
    #17
    xLn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    sen türkçe konuşurken şu cümleyi nasıl kurarım diye kafanda kurguluyosan önce türkçene kasman lazım. Ben yıllardır yurd dışında yaşadım, döndüm, ev arkadaşlarım şu anda yabancı, takıldığım insanlar yabancı ama benim anlama ile konuşma yeteneğim bir değil. anlamayı daha iyi anlarım ama konuşurken daha zorlanırım çünkü gırtlar ve dil hareketleri onların ki gibi değil. yazma durumum da konuşma ve dinlemeye göre farklıdır. ve buna rağmen hiç cümle kurucağım zaman bu cümleyi nasıl kurarım diye önce türkçe düşünüp sonra ingilizceye çevirmedim. dinlerken de önce cümleyi komple algılıyayım sonra türkçeye çevirip türkçesini algılıyayım olmadı olmaması da lazım. yani aşılması lazım bunların gelişmesi lazım. öğretmenlerinin demek istediği türkçe düşünmeyin layı bu. kasmıyosun içinden geldiği gibi konuşuyosun. baktın ki karşındaki anlamadı. duruyosun nerede hata yaptım diyip tensine bakıyosun kelimelerine bakıyosun olmadı biri düzeltiyo o şekilde geliştiriyosun. türkçe diceğimi buldum hop çevireyim bunu bir de söylüyeyim o anlasın.. türkçe ile kıyaslama demiştim. kıyaslıcaksan cevap ver sen arkadaşların ile konuşurken önce söylüceğin şeyi kafanda kuruyosun sondan sonra mı söylüyorsun yoksa ana avrat girip dilin nasıl dönüyosa söylüyor musun (şimdi biri çıkıp beyin işte bunu çok hızlı şekilde yapıyo farkedemiyoruz demesin benim bahsettiğim istemli ve durarak düşünmek). demem o dur ki anadil anadildir yabancı diller ile kıyaslanamaz. kıyaslanmamalı. kelime öğrenirken de türkçesini değil beyninde oluşan anlama odaklan. biri pencil dediği zaman aklına kalem gelmesin aklına kalem figürü gelsin, kalem görseli gelsin. demek istediğimiz bu.
    Yani İngilizce böyle öğrenilebilir diyorsunuz, sıkıntı yok. İngilizce düşünerek, gramer çalışarak, bol bol okuyarak, izleyerek. Bilmiyorum ben şimdiye kadar bunların hepsini tam manasıyla yapmadım ama yaptığım kadarıyla da pek olumlu bir sonuç alamadım sanırım sorun bende
  • 05-05-2014, 11:38:48
    #18
    N2Lock adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yani İngilizce böyle öğrenilebilir diyorsunuz, sıkıntı yok. İngilizce düşünerek, gramer çalışarak, bol bol okuyarak, izleyerek. Bilmiyorum ben şimdiye kadar bunların hepsini tam manasıyla yapmadım ama yaptığım kadarıyla da pek olumlu bir sonuç alamadım sanırım sorun bende

    hocam şurada anlatılanları denemenizi öneririm. ingilizce geliştirme teknikleri ve sıradışı metodları liste halinde bulabilirsiniz. kendinize uygun bir metod seçebilrsiniz.

    ingilizceyi türkçe düşünerek konuşmaya çalışmayın bence. bu yapılan en büyük hatadır. İngilizce düşünerek konuşmayı deneyin. hatta önerim önce bol bol türkçe alıştırmalar yapın ingilizce düşünme üzerine.

    örnek :

    Ben var akşam size gelmek
    Alabilirmiyim ben bir tabak daha pilav lütfen?