N2Lock adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Hocam ana dilimle tabi ki karşılaştırırım. Hoca bana diyor ki; İngilizce düşün. Bende soruyorum eğer bir Türk, İngilizce düşünebiliyorsa şayet hadi bir pazara çıkalım bakalım ne kadar İngilizce düşünüyor görelim. Ya da gelsin bana tarihten, ekonomiden, bir şeyler anlatsın. Sistemde öğretilmek istenen temel mantık İngilizce düşünmek üzerinden gidiyor. Ben İngiliz değilim ki İngilizce düşüneyim. Ne yani ben 18 yılıdır kalemi görünce aklıma kalem geliyor artık onu "pencil" diye düşünmem çok saçma.

Gramer kurallarının dediğim gibi sezgisel olarak oturması lazım gerektiğini düşünüyorum. 10 yaşında ki bir çocuk hiç bir dil bilgisi kuralı görmeden istediği zaman dilimi içerisinde çok rahat cümle kurabilir. Ha grameri sonradan öğrenemez miyiz, öğreniriz fakat kalıcı olmuyor kalıcı olması için sürekli çaba sarf etmek gerekiyor. Bu durumda @exam in söylediklerine katılıyorum.

Siz diyorsunuz ki İngilizce okumak, yazmak, anlamak, konuşmak farklı kategorilere ayrılır. Cidden çok komik ya. Siz ana dilinizde Yazma: Çok iyi, Anlama: Orta, Konuşma: Kötü vs gibi bir derecelendirme yapıyor musunuz? Ana Dili geçtim bugün yanlış hatırlamıyorsam İsveç'te nüfusun yarısı 4 dil biliyor. Soralım bakalım onlara öğrendikleri dilleri böyle kategorize edip puanlama yapıyorlar mı. Bir dili ya biliyorsundur ya bilmiyorsundur. "İşte ben konuşulanı anlayabiliyorum da konuşamıyorum", "Ben okuduğumu anlıyorum da yazamıyorum" bunlar bana ütopik şeyler geliyor.
Hocam yazdıkların çok komik gerçekten. Sen diyorsun ki okuma, yazma, anlama farklı kategori değildir. O zaman senin Türkçe derslerin'in hepsi 100. Mantık dersleri'nin hepsi 100. Konuşma dersleri'nin hepsi 100. O yüzden mi? Reading, speaking, listening'in sınavları ayrı ayrı oluyor. Bir insan okuduğu şeyi kelimelerden bir anlam çıkartarak anlayabilir, az biraz da zaman ve tens bilgisi varsa götürür. Ama bu demek değildir ki bu adam cümle kurabilir, yada konuşabilir, telaffüz edebilir. Yada yabancı bir aksanı anlıyabilir. Daha türkler arasında şive farklılıklarından, zamanı geldiği zaman türkçeyi anlıyamazken sen nasıl olurda ya biliyodur ya bilmiyodur diye bilirsin? O yüzden mi diksiyon dersleri veriliyor? O dersleri alanlar bu yaşlarına gelmişler konuşmayı bilmiyorlar mı?

Hoca'nın dediği ana dilin gibi düşünme olayı türkçe ve ingilizce gramatik olarak çok farklıdır. Ayrıca nasıl ki türkçede bir kelime bir den fazla anlam taşıyabiliyorsa ingilizcede de bu böyledir fakat türkçedeki yan anlamlar ingilizce de de aynı şekilde değildir. Bu yüzden sadece ingilizce için değil tüm yabancı diller için ana dilini unutum öğle öğrenmek gerekir. Türkçe ile kıyaslıyarak öğrenmek yanlıştır çünkü birbiri ile çok farklıdır. Ana dilin portekizce olsa ispanyolca öğrenmek isteden gramatik olarak ve kelime öbekleri olarak %90 benzerlik gösterir ve yapabilirsin ama türkçe bambaşka.

Örneğin 'What's up to you?' türkçe düşündüğün zaman seni nasıl kaldırabilirim? sena kaldırmak nedir gibi bir anlam çıkar fakat türkçe anlamı 'hacı naban?' dır. Yada 'How You Doin'?' türkçe düşünürsen 'nasıl yapıyon?' dur ama söylenmek istenen yine naban nasılsın dır?

Türkçe düşünüldüğü sürece tavuk çevirmeye, chicken translate. Kapıyı aralık bırak'a, Leave the door december. İçli köfteye, sensitive meet ball demeye devam ederiz