sen türkçe konuşurken şu cümleyi nasıl kurarım diye kafanda kurguluyosan önce türkçene kasman lazım. Ben yıllardır yurd dışında yaşadım, döndüm, ev arkadaşlarım şu anda yabancı, takıldığım insanlar yabancı ama benim anlama ile konuşma yeteneğim bir değil. anlamayı daha iyi anlarım ama konuşurken daha zorlanırım çünkü gırtlar ve dil hareketleri onların ki gibi değil. yazma durumum da konuşma ve dinlemeye göre farklıdır. ve buna rağmen hiç cümle kurucağım zaman bu cümleyi nasıl kurarım diye önce türkçe düşünüp sonra ingilizceye çevirmedim. dinlerken de önce cümleyi komple algılıyayım sonra türkçeye çevirip türkçesini algılıyayım olmadı olmaması da lazım. yani aşılması lazım bunların gelişmesi lazım. öğretmenlerinin demek istediği türkçe düşünmeyin layı bu. kasmıyosun içinden geldiği gibi konuşuyosun. baktın ki karşındaki anlamadı. duruyosun nerede hata yaptım diyip tensine bakıyosun kelimelerine bakıyosun olmadı biri düzeltiyo o şekilde geliştiriyosun. türkçe diceğimi buldum hop çevireyim bunu bir de söylüyeyim o anlasın.. türkçe ile kıyaslama demiştim. kıyaslıcaksan cevap ver sen arkadaşların ile konuşurken önce söylüceğin şeyi kafanda kuruyosun sondan sonra mı söylüyorsun yoksa ana avrat girip dilin nasıl dönüyosa söylüyor musun (şimdi biri çıkıp beyin işte bunu çok hızlı şekilde yapıyo farkedemiyoruz demesin benim bahsettiğim istemli ve durarak düşünmek). demem o dur ki anadil anadildir yabancı diller ile kıyaslanamaz. kıyaslanmamalı. kelime öğrenirken de türkçesini değil beyninde oluşan anlama odaklan. biri pencil dediği zaman aklına kalem gelmesin aklına kalem figürü gelsin, kalem görseli gelsin. demek istediğimiz bu.
Yani İngilizce böyle öğrenilebilir diyorsunuz, sıkıntı yok. İngilizce düşünerek, gramer çalışarak, bol bol okuyarak, izleyerek. Bilmiyorum ben şimdiye kadar bunların hepsini tam manasıyla yapmadım ama yaptığım kadarıyla da pek olumlu bir sonuç alamadım sanırım sorun bende