• 24-05-2026, 12:22:02
    #19
    BrooKs adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Güzel bi konu, fakat sizin yaşadığınız şey tam olarak zenginlik sayılmaz hocam evet düzeninizi kurmuşşunuz ama yine tam olarak istediğinizi yapamazsınız ve bir yere bağlısınız.

    Antalya'da güzel bi otelde çalışmıştım zamanında zengin insanların geldiği, günlüğü 5k dolar olan bi otelden bahsediyorum. Onları görünce insan daha iyi anlıyor ne kadar boş yaşadığını 😄

    Zengin insanların zaman derdi yok, para derdi yok ve yapılabilecek o kadar çok şey varki hayatta
    Kesinlikle haklısın bakın sizden örnek vereceğim

    Yakın zamanda yeğenim bir arkadaşı ile ziyaretime geldi.

    İstanbul'dan Çanakkale'ye 2 ayrı motorla geldiler, yeğen Antalya'da 5 yıldızlı otellerde çevirmen olarak çalışıyor, arkadaşı ile yeni tanışmış sayılır o da hiç çalışmadan para yiyormuş gelirleri sayesinde.

    İşin mantıksız tarafı yeğen dediki

    "Enişte son 2 yılda 500 kızla birlikte oldum"

    Buraya 2 günlüğüne geldiler, motorlar 800k civarı tabi, burada 2 günde 5 kızla birlikte oldu (kafede otururken biri gelip selam vermese inanmazdım)

    Yeğen benim 500 hayatta yaşayacağımı 2 yılda yaşamış

    Tabi akrabasını arayıp çocuğa karışmayın bizden iyi yaşıyor dedim
  • 24-05-2026, 12:29:07
    #20
    Üyeliği durduruldu
    Browland adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sorun tam olarak bu hocam zenginlerin yapmak istediği şeye ulaşma kapasitesine çok yakınım.
    Ne kadar yakınsın, mesela 100 milyon doların var mı? Ömrünün sonuna kadar asla çalışmasam da ayda 20 bin dolar harcayarak yaşayabilirim seviyesinde misin? Bence ne sorduğunu ve ne istediğini bilmiyorsun... Az önceki cevabımı bir daha oku... Ha bütün bunlar varken mutsuzum, bi amacım yok dersen o da senin psikolojik sorunun...
  • 24-05-2026, 12:34:15
    #21
    ❤YouTube | YapayYazılımcı
    Browland adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kesinlikle haklısın bakın sizden örnek vereceğim

    Yakın zamanda yeğenim bir arkadaşı ile ziyaretime geldi.

    İstanbul'dan Çanakkale'ye 2 ayrı motorla geldiler, yeğen Antalya'da 5 yıldızlı otellerde çevirmen olarak çalışıyor, arkadaşı ile yeni tanışmış sayılır o da hiç çalışmadan para yiyormuş gelirleri sayesinde.

    İşin mantıksız tarafı yeğen dediki

    "Enişte son 2 yılda 500 kızla birlikte oldum"

    Buraya 2 günlüğüne geldiler, motorlar 800k civarı tabi, burada 2 günde 5 kızla birlikte oldu (kafede otururken biri gelip selam vermese inanmazdım)

    Yeğen benim 500 hayatta yaşayacağımı 2 yılda yaşamış

    Tabi akrabasını arayıp çocuğa karışmayın bizden iyi yaşıyor dedim
    Evet bu taraflarda gayet mümkün. Genelde insan dünyayı sadece çevresiyle sınırlı olarak görüyor. Dünyada yaşanabilecek hazzın bi sınırı yok
  • 24-05-2026, 12:34:58
    #22
    Aktashalil adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tükenmişlik sendromu bu yüzden var hocam. Amaç ve hedef yoksa gerçekten zevk alacak bi kadınlar kalıyor geriye o da belli bir zaman sonra bitiyor tabi. Günümüzde sırf bu sebepten intihar eden çok var. Özellikle gelişmiş ve dini inancı düşük Avrupa ülkelerinde.
    Hayatı seviyorum hocam kötü düşüncelerim bulunmuyor, tükenmişlik sendromu için aylardır planlama yapmaya çalışıyorum.

    Bu sendrom eninde sonunda herkese bulacaşacak kimine imkansızlık yüzünden kimine boşlama nedeniyle. Kurtulmanın yolları da var, mesela son 1 olumsuz taraf var sigarayı bırakmaya çalışacağım, onun için bir diyet türü belirledim, alışıyorum yavaş yavaş. Sonra Spor ve diyet.

    1k dan fazla kitap okudum sanırım tekrar başlamam.

    Kısaca planlar

    İyi bir teleskop alıp çocuklarla gökyüzü kampları (zaten burada 2 adım sonrası zifiri karanlık, hazır oğlum merak salmışken)

    Finansal portföy oluşturup yönetmek (kişisel Eylül sonu, ödemeler dengesi ile birlikte)

    Araç almak yerine onun parasını fona koyup aylık kar ile aylık tatil turları 2-3 günlük belkide eşime bir elektirikli araç şehir içi ulaşım için (kendime istemiyorum hevesim yok)

    Planlar aslında basit ve uygulanabilir. Vade uzun olduğundan küçük adımlarla kesin sonuç
  • 24-05-2026, 12:35:25
    #23
    Hocam, saydıklarınız mutluluk kaynağı değil; kurulmuş bir düzenden bahsediyorsunuz. Büyük bir hata yapmadığınız sürece aç kalmayacaksınız, çocuklarınızın okul taksitlerini rahatça yatırabileceksiniz, vücudunuzda stres belirtileri olmayacak, temel ihtiyaçlara erişiminiz olacak... Elbette bunlar güzel şeyler. Ancak çöpten yemek toplayıp sokakta yaşadığınız bir hayattan çıkmadıysanız, bunlar insana sürekli mutluluk verecek, “Lan ben yaşıyorum” dedirtecek şeyler değil.

    İnsanı asıl diri tutan şey bazen manevi tatmindir. Bir gün birine gerçekten faydanız dokunduğunda, bir insanın hayatına yön verdiğinizde ya da yıllarca içinizi kemiren bir boşluğu anlamla doldurduğunuzda hissedilen şey; yeni bir araba almaktan çok daha büyük olabiliyor. Çünkü insan sadece konforla değil, anlam hissiyle de besleniyor.

    Ekosistem kurabilme nimeti var mesela. Kendi kurduğunuz düzenin onlarca, yüzlerce insana ekmek kapısı olduğunu görmek… İnsanların sizinle beraber büyümesi, ev geçindirmesi, çocuk okutması… Bu artık bireysel hazdan çıkıyor; insan kendini bir etki alanı oluşturmuş gibi hissediyor. Bazı zenginlerin çalışma hırsı da tam olarak buradan geliyor zaten: Paradan çok, kurdukları yapının büyümesini izlemek onları tatmin ediyor.

    Bir diğer taraf ise oyunun kendisi. Aylarca piyasaları takip edip doğru hamleyi doğru anda yaparak bir gecede 10 milyon dolar kaldırdığınızı düşünün. Böyle bir anda hissedilen şey sadece para sevinci değil. İnsan kendini sistemin dilini çözmüş gibi hissediyor. Risk alıp kazanmanın verdiği adrenalin, zekasının karşılığını aldığını düşünmesi, herkesten birkaç hamle önde olmanın verdiği tatmin… Bazı insanlar için bu, modern çağın avcılık hissi gibi.

    Bir de deneyim tarafı var. Titanic batığına dalmak, Pasifik Okyanusu’nda ilerleyen mega yatından helikoptere binip toplantıya gitmek, kuzey ışıklarını canlı izlemek, bir ülkenin cumhurbaşkanıyla at çiftliğinde sohbet etmek, Paris’te sabah kruvasanı yemek, Maldivler’de köpekbalıklarıyla yüzmek, dünyanın en tehlikeli pistlerinde yarışmak, paraşütle atlamak… Bunlar çoğu insanın hayatında yalnızca belgesellerde görebileceği deneyimler. Para bazı insanlara sadece konfor değil; dünyanın kilitli kapılarını açma gücü veriyor. Bu yüzden bazı zenginler mutluluğu “sahip olmakta” değil, erişebilmekte buluyor.

    İlişkiler ve arzular tarafı da var tabii. Kimisi çok eşli bir hayat yaşıyor, kimisi sürekli yeni insanlar tanıyor, kimisi sıradan insanın asla giremeyeceği sosyal çevrelerin içinde dolaşıyor. Bazıları için mutluluk; özgürlük hissi, sınırların kalkması ve canı ne istiyorsa yapabileceğini düşünmekten geliyor.

    Kısacası zenginler sürekli şampanya patlattıkları için mutlu olmuyor. Çoğu zaman onları mutlu eden şey; güç hissi, anlam hissi, etki oluşturabilmek, oyunu kazanmak, sıra dışı deneyimlere erişebilmek ve hayat üzerinde kontrol sahibi olduklarını düşünmek oluyor.
  • 24-05-2026, 12:48:00
    #24
    Değerli hocam seni severim. Kendine nazar etme lütfen.
  • 24-05-2026, 12:50:09
    #25
    Aktashalil adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tükenmişlik sendromu bu yüzden var hocam. Amaç ve hedef yoksa gerçekten zevk alacak bi kadınlar kalıyor geriye o da belli bir zaman sonra bitiyor tabi. Günümüzde sırf bu sebepten intihar eden çok var. Özellikle gelişmiş ve dini inancı düşük Avrupa ülkelerinde.
    Haz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam, saydıklarınız mutluluk kaynağı değil; kurulmuş bir düzenden bahsediyorsunuz. Büyük bir hata yapmadığınız sürece aç kalmayacaksınız, çocuklarınızın okul taksitlerini rahatça yatırabileceksiniz, vücudunuzda stres belirtileri olmayacak, temel ihtiyaçlara erişiminiz olacak... Elbette bunlar güzel şeyler. Ancak çöpten yemek toplayıp sokakta yaşadığınız bir hayattan çıkmadıysanız, bunlar insana sürekli mutluluk verecek, “Lan ben yaşıyorum” dedirtecek şeyler değil.

    İnsanı asıl diri tutan şey bazen manevi tatmindir. Bir gün birine gerçekten faydanız dokunduğunda, bir insanın hayatına yön verdiğinizde ya da yıllarca içinizi kemiren bir boşluğu anlamla doldurduğunuzda hissedilen şey; yeni bir araba almaktan çok daha büyük olabiliyor. Çünkü insan sadece konforla değil, anlam hissiyle de besleniyor.

    Ekosistem kurabilme nimeti var mesela. Kendi kurduğunuz düzenin onlarca, yüzlerce insana ekmek kapısı olduğunu görmek… İnsanların sizinle beraber büyümesi, ev geçindirmesi, çocuk okutması… Bu artık bireysel hazdan çıkıyor; insan kendini bir etki alanı oluşturmuş gibi hissediyor. Bazı zenginlerin çalışma hırsı da tam olarak buradan geliyor zaten: Paradan çok, kurdukları yapının büyümesini izlemek onları tatmin ediyor.

    Bir diğer taraf ise oyunun kendisi. Aylarca piyasaları takip edip doğru hamleyi doğru anda yaparak bir gecede 10 milyon dolar kaldırdığınızı düşünün. Böyle bir anda hissedilen şey sadece para sevinci değil. İnsan kendini sistemin dilini çözmüş gibi hissediyor. Risk alıp kazanmanın verdiği adrenalin, zekasının karşılığını aldığını düşünmesi, herkesten birkaç hamle önde olmanın verdiği tatmin… Bazı insanlar için bu, modern çağın avcılık hissi gibi.

    Bir de deneyim tarafı var. Titanic batığına dalmak, Pasifik Okyanusu’nda ilerleyen mega yatından helikoptere binip toplantıya gitmek, kuzey ışıklarını canlı izlemek, bir ülkenin cumhurbaşkanıyla at çiftliğinde sohbet etmek, Paris’te sabah kruvasanı yemek, Maldivler’de köpekbalıklarıyla yüzmek, dünyanın en tehlikeli pistlerinde yarışmak, paraşütle atlamak… Bunlar çoğu insanın hayatında yalnızca belgesellerde görebileceği deneyimler. Para bazı insanlara sadece konfor değil; dünyanın kilitli kapılarını açma gücü veriyor. Bu yüzden bazı zenginler mutluluğu “sahip olmakta” değil, erişebilmekte buluyor.

    İlişkiler ve arzular tarafı da var tabii. Kimisi çok eşli bir hayat yaşıyor, kimisi sürekli yeni insanlar tanıyor, kimisi sıradan insanın asla giremeyeceği sosyal çevrelerin içinde dolaşıyor. Bazıları için mutluluk; özgürlük hissi, sınırların kalkması ve canı ne istiyorsa yapabileceğini düşünmekten geliyor.

    Kısacası zenginler sürekli şampanya patlattıkları için mutlu olmuyor. Çoğu zaman onları mutlu eden şey; güç hissi, anlam hissi, etki oluşturabilmek, oyunu kazanmak, sıra dışı deneyimlere erişebilmek ve hayat üzerinde kontrol sahibi olduklarını düşünmek oluyor.
    Çok güzel teşekkür ederim.

    İnanın söylediklerimizin analizini yıllar yıllar önce yapmıştım. 13 yaşından bu yana maddi gazdan uzağım, manevi olarak dünyadaki neredeyse onlarca İnanç kültür araştırdım.

    Size samimi olarak söylüyorum son 25 yıldır kapital sistemi benimsiyorum, evet bir inancım var ve nüfusun %90 ondan fazlasından daha bağlıyım çünkü inancımı yaşıyorum.

    10 dan fazla insanın hayatını olumlu yönde değiştirdim. Başta kendim olmak üzere.

    Burada bile bir çok kez konu açtım para kazanma üzerine. Onları kendim uyguladım ve kazandım umarım birileri de yapmıştır.

    Mesela

    https://www.r10.net/is-fikirleri/326...eriyorlar.html

    Bu konuyu açmıştım. Daha başladığımda. Şimdi profesyonel kaynakçıyım. Yazın İstanbul'da 4 ay çalıştım 55k maaşa, Çanakkale'de kendi evimi yaptım.

    Öğrenirken yazdım, benimle o dönem birileri bir işe girseydi şimdi Türkiye'nin her yerinde iş yapabilecek mesleği olurdu.

    Tarikat kursam müridin çok olur

    Ama sonuca gelelim, inanç dediğimiz bizim beynimizin bir yanılgısı, bize sadece zihinsel boşluğu dolduracak haz hormonu. Yani gerçek değil, ben de inançlıyım üstüne yaşıyorum ama gerçek olmadığını da biliyorum.

    İnançlardaki temel konular

    - yalan söyleme
    - hak yeme
    - aldatma
    - iyilik yap

    Bakın bunlar aslında inanç değil yapma imkanımız varken yapmamız gereken toplumsal davranış ilkeleri. Yani bunları yapmak bizi aslında normal biri yapıyor. Ve ben yukarıdaki kurallara tam uyuyorum.

    Tekrar teşekkürler.
  • 24-05-2026, 12:54:10
    #26
    ArtStoreUqur adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Değerli hocam seni severim. Kendine nazar etme lütfen.
    Teşekkür ederim, çok kişi söylüyor öyle, paylaşma nazar değer diye...

    Bunu bir eğitim olarak düşünün hocam, birilerine gösteriş için yazmıyorum, buna ulaşmak mümkün, zor değil. Ben de vaktiyle çok zorlandım cebimde hiç param olmadığı zamanlar da oldu. Ama nihai hedefe ulaşmanın matematiği ile sorunların çözülebildiğini öğrendim 2009 yılında. (KYK borcu ile)

    Teşekkürler
  • 24-05-2026, 13:03:54
    #27
    Kendini niye sınırlıyorsun.
    Bu durum senin kendini sınırlamanla alakalı.
    Yapacağın şeyler bitmiş değil. Kendi kendime yeterim modundasın.
    Koyduğun hedeflerde ufak hedefler o yüzden ulaşacağını düşünüyorsun.

    Çocuklarına ev aldın mı ? O çocuklara gelecek kurdun mu mesela.
    Ülkenin hali ortada. Muhtemelen sonraki nesil çalışarak bir şeyler elde etmesi çok zor olacak.
    Bunun gibi daha çok örnek verilebilir.