Tükenmişlik sendromu bu yüzden var hocam. Amaç ve hedef yoksa gerçekten zevk alacak bi kadınlar kalıyor geriye o da belli bir zaman sonra bitiyor tabi. Günümüzde sırf bu sebepten intihar eden çok var. Özellikle gelişmiş ve dini inancı düşük Avrupa ülkelerinde.
Hocam, saydıklarınız mutluluk kaynağı değil; kurulmuş bir düzenden bahsediyorsunuz. Büyük bir hata yapmadığınız sürece aç kalmayacaksınız, çocuklarınızın okul taksitlerini rahatça yatırabileceksiniz, vücudunuzda stres belirtileri olmayacak, temel ihtiyaçlara erişiminiz olacak... Elbette bunlar güzel şeyler. Ancak çöpten yemek toplayıp sokakta yaşadığınız bir hayattan çıkmadıysanız, bunlar insana sürekli mutluluk verecek, “Lan ben yaşıyorum” dedirtecek şeyler değil.
İnsanı asıl diri tutan şey bazen manevi tatmindir. Bir gün birine gerçekten faydanız dokunduğunda, bir insanın hayatına yön verdiğinizde ya da yıllarca içinizi kemiren bir boşluğu anlamla doldurduğunuzda hissedilen şey; yeni bir araba almaktan çok daha büyük olabiliyor. Çünkü insan sadece konforla değil, anlam hissiyle de besleniyor.
Ekosistem kurabilme nimeti var mesela. Kendi kurduğunuz düzenin onlarca, yüzlerce insana ekmek kapısı olduğunu görmek… İnsanların sizinle beraber büyümesi, ev geçindirmesi, çocuk okutması… Bu artık bireysel hazdan çıkıyor; insan kendini bir etki alanı oluşturmuş gibi hissediyor. Bazı zenginlerin çalışma hırsı da tam olarak buradan geliyor zaten: Paradan çok, kurdukları yapının büyümesini izlemek onları tatmin ediyor.
Bir diğer taraf ise oyunun kendisi. Aylarca piyasaları takip edip doğru hamleyi doğru anda yaparak bir gecede 10 milyon dolar kaldırdığınızı düşünün. Böyle bir anda hissedilen şey sadece para sevinci değil. İnsan kendini sistemin dilini çözmüş gibi hissediyor. Risk alıp kazanmanın verdiği adrenalin, zekasının karşılığını aldığını düşünmesi, herkesten birkaç hamle önde olmanın verdiği tatmin… Bazı insanlar için bu, modern çağın avcılık hissi gibi.
Bir de deneyim tarafı var. Titanic batığına dalmak, Pasifik Okyanusu’nda ilerleyen mega yatından helikoptere binip toplantıya gitmek, kuzey ışıklarını canlı izlemek, bir ülkenin cumhurbaşkanıyla at çiftliğinde sohbet etmek, Paris’te sabah kruvasanı yemek, Maldivler’de köpekbalıklarıyla yüzmek, dünyanın en tehlikeli pistlerinde yarışmak, paraşütle atlamak… Bunlar çoğu insanın hayatında yalnızca belgesellerde görebileceği deneyimler. Para bazı insanlara sadece konfor değil; dünyanın kilitli kapılarını açma gücü veriyor. Bu yüzden bazı zenginler mutluluğu “sahip olmakta” değil, erişebilmekte buluyor.
İlişkiler ve arzular tarafı da var tabii. Kimisi çok eşli bir hayat yaşıyor, kimisi sürekli yeni insanlar tanıyor, kimisi sıradan insanın asla giremeyeceği sosyal çevrelerin içinde dolaşıyor. Bazıları için mutluluk; özgürlük hissi, sınırların kalkması ve canı ne istiyorsa yapabileceğini düşünmekten geliyor.
Kısacası zenginler sürekli şampanya patlattıkları için mutlu olmuyor. Çoğu zaman onları mutlu eden şey; güç hissi, anlam hissi, etki oluşturabilmek, oyunu kazanmak, sıra dışı deneyimlere erişebilmek ve hayat üzerinde kontrol sahibi olduklarını düşünmek oluyor.
Çok güzel teşekkür ederim.
İnanın söylediklerimizin analizini yıllar yıllar önce yapmıştım. 13 yaşından bu yana maddi gazdan uzağım, manevi olarak dünyadaki neredeyse onlarca İnanç kültür araştırdım.
Size samimi olarak söylüyorum son 25 yıldır kapital sistemi benimsiyorum, evet bir inancım var ve nüfusun %90 ondan fazlasından daha bağlıyım çünkü inancımı yaşıyorum.
10 dan fazla insanın hayatını olumlu yönde değiştirdim. Başta kendim olmak üzere.
Burada bile bir çok kez konu açtım para kazanma üzerine. Onları kendim uyguladım ve kazandım umarım birileri de yapmıştır.
Mesela
https://www.r10.net/is-fikirleri/326...eriyorlar.html
Bu konuyu açmıştım. Daha başladığımda. Şimdi profesyonel kaynakçıyım. Yazın İstanbul'da 4 ay çalıştım 55k maaşa, Çanakkale'de kendi evimi yaptım.
Öğrenirken yazdım, benimle o dönem birileri bir işe girseydi şimdi Türkiye'nin her yerinde iş yapabilecek mesleği olurdu.
Tarikat kursam müridin çok olur
Ama sonuca gelelim, inanç dediğimiz bizim beynimizin bir yanılgısı, bize sadece zihinsel boşluğu dolduracak haz hormonu. Yani gerçek değil, ben de inançlıyım üstüne yaşıyorum ama gerçek olmadığını da biliyorum.
İnançlardaki temel konular
- yalan söyleme
- hak yeme
- aldatma
- iyilik yap
Bakın bunlar aslında inanç değil yapma imkanımız varken yapmamız gereken toplumsal davranış ilkeleri. Yani bunları yapmak bizi aslında normal biri yapıyor. Ve ben yukarıdaki kurallara tam uyuyorum.
Tekrar teşekkürler.