• 06-03-2025, 11:53:34
    #19
    lorxy adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Siz bence anlatmak istediğimi anlayamamışsınız.

    Hiç ölçülmemiş gibi bir durum yok, çünkü bilinç bir enerji çeşidi değil, fiziksel beyin süreçlerinin yan ürünü.

    Argümanınıza şahsi fikirlerim ile yanlış demiyorum, nöronlar oksijen ve glikoz devamlılığı olmadan aktif halde olamıyor, beyinin elektriksel aktivitesi tamamen duruyor ve beyin öIümünden hemen sonra beyinin dokusu bozuluyor.

    Nöronlar öIüyor, siz canlı olmayan nöronların devamlılığından bahsediyorsunuz.

    Ağır kafa travmalarında bilinç tamamen kapandığında hiç bir rüya görülmüyor, kapalı bir bilinçte bile böyle bir durum oluyor iken, tüm aktivitesel özelliklerini yitirmiş bir beyinde dediğiniz durum mümkün değil.

    Ortada belki diyebileceğimiz durum ise dediğiniz gibi rüyada uzun geçen zamanın gerçekte kısa geçmesi ve tıpkı uzaydaki zaman dilimi gibi olması. Beyin öIümü gerçekleşir iken 1-2 dakikalık sürede bunun olma ihtimali var, ama her ne kadar rüyada uzun görmüş olsak da bir süre sonra beyin tüm fonksiyonlarını yitirirecek, bu ise sonsuz döngü argümanını tamamen kırar değil mi?

    Kurduğunuz argüman felsefi olarak yorumlanabilir, ama bilimsel olarak tamamen yanlış olduğunu söylemem kesinlikle daha büyük bir yanlış değil.

    Saygılar.


    Bilinç bir enerji çeşidi değil demişsiniz. Nöronların elektriksel iletilerle birbirleriyle iletişim kurduğunu biliyoruz. En basitinden bu bilincin bir enerji olarak nitelenebileceğini gösterir.

    ağır kafa travması tamamen farklı bir konu şu anki konuyu çürütecek bir kanıt sunmuyor. Rüyalarını hatırlamıyor olmaları görmedikleri anlamına da gelmiyor zaten…

    Her t anında yeni bir zaman ölçeği oluşturulabiliyorsa, bu sistem bir sonsuz iç içe geçen süre dizisi oluşturur. Her zaman dilimi içinde yeni bir tam zaman dilimi oluşturuluyorsa, bu sonsuz bir seri olmuş olur. Beyin dünyada işlevini yitirmiş gibi görünebilir. Canlılığın bizim ölçebileceğimiz kadarına bitmiş diyebiliriz. Fakat içeride her şey sonsuza kadar devam edebilir. Zaten felsefik yaklaşım gerektiren bir konu bu işin bilimsel tarafında da hatalı bir düşünce varsa doğrusunu öğrenmek isterim tabii ki.
  • 06-03-2025, 16:17:34
    #20
    ulasisbl adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bilinç bir enerji çeşidi değil demişsiniz. Nöronların elektriksel iletilerle birbirleriyle iletişim kurduğunu biliyoruz. En basitinden bu bilincin bir enerji olarak nitelenebileceğini gösterir.

    ağır kafa travması tamamen farklı bir konu şu anki konuyu çürütecek bir kanıt sunmuyor. Rüyalarını hatırlamıyor olmaları görmedikleri anlamına da gelmiyor zaten…

    Her t anında yeni bir zaman ölçeği oluşturulabiliyorsa, bu sistem bir sonsuz iç içe geçen süre dizisi oluşturur. Her zaman dilimi içinde yeni bir tam zaman dilimi oluşturuluyorsa, bu sonsuz bir seri olmuş olur. Beyin dünyada işlevini yitirmiş gibi görünebilir. Canlılığın bizim ölçebileceğimiz kadarına bitmiş diyebiliriz. Fakat içeride her şey sonsuza kadar devam edebilir. Zaten felsefik yaklaşım gerektiren bir konu bu işin bilimsel tarafında da hatalı bir düşünce varsa doğrusunu öğrenmek isterim tabii ki.
    Beyin bir organ, bilinç ise beynin bir yan ürünüdür. Elektriksel yapı beyindedir, ve beyindeki elektriksel yapı zaten başka bir forma geçerek ısı enerjisini ortaya çıkarır.

    Kafa travmalarında, beynin fiziksel olarak hasar görmesi sonucu bilinç kapanır, yani kısmi beyin hasarlarında bilinç kapandığında rüya bile görmüyor isek bilincin beynin bir yan ürünü olduğunu, ve beyin ölümü gerçekleştiğinde bilincin kapalı olacağını hali ile kurduğunuz devamlılığın olmayacağı aşikardır.

    Son cümlenden yola çıkarak bilimsel kısmı ve kurduğun teoriyi inceleyebiliriz.

    Fiziksel olarak, kuantum mekaniğine göre zamanın daha küçük parçalara bölünebilmesi mümkün değil. Eğer her t anında yeni bir zaman ölçeği oluşturuluyorsa, bu zamanın sonsuz bölünebilir olduğunu varsayar. Ama fiziksel gerçeklikte, Planck ölçeğinden küçük zaman dilimleri anlamını yitirir. Bilinç beyin aracılığıyla var olduğundan bu fiziksel olarak bu ihtimal çürür.

    Biyolojik olarak, oksijen ve glikoz akışı durduğunda, nöronlar birkaç dakika içinde işlevini kaybeder. Bir hücre öldüğünde, içeride herhangi bir bilinç devam edemez. Beyindeki elektriksel yapı durur. Beyin öIümünde, EGG ile ölçülen beyin dalgaları tamamen sıfırlanır. Beyin artık elektrik üretmediği için herhangi bir bilinç veya zaman algısı mümkün değil. Hücresel yapı da geri dönderilemez. Beyindeki ATP üretimi durduğunda, hücreler parçalanır ve geri dönüşü olmayan biyolojik bir çöküş başlar. Bu süreçte, herhangi bir içsel zaman algısı sürdürülemez. Beyin enerjinin elektriksel yapı sayesinde devamlılık sürdürür, enerji elektriksel yapıdan başka bir forma dönüştüğünde beynin devamlılığını sağlayamaz ve bilincin de fişini çeker.

    Zamanın subjektif algısı, fiziksel zamandan da farklıdır. Ölüm anında zaman algısı genişleyebilir gibi düşünüyorsun, ama bu yalnızca beyin halen çalışırken mümkündür. Beyin durduğunda, zaman algısı da sona erer, haliyle bilinç de.

    Ayrıca zaman iç içe geçemez, termodinamiğin ikinci yasasına göre kapalı bir sistemde entropi sürekli artar ve bu düzensizliğin artışı sürecin sonlanmasına yol açar. Beyin ölünce, entropi geri döndürülemez şekilde artar ve sistemin içsel bir zaman dizisi oluşturması imkansız hale gelmiş olur.

    Neticede kurduğun argümanın gerçekten sınırsız bir paradoksa girebilmesi için beyin ömrünün sınırsız şekilde devam etmesi gerekir. Her enerji aynı formda kalmaz, formu değişen her enerji türü her maddeyi çalıştıramaz. Her maddenin ise ömrü vardır ve son bulacağı bir nokta da.

    Bu ihtimallerden ise sadece ilahi boyutlar kalıyor, haliyle 4000'in üzerinde din ve 4000'in üzerinde sonuç. Ama bilimsel olarak imkansız
  • 06-03-2025, 16:25:16
    #21
    lorxy adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Beyin bir organ, bilinç ise beynin bir yan ürünüdür. Elektriksel yapı beyindedir, ve beyindeki elektriksel yapı zaten başka bir forma geçerek ısı enerjisini ortaya çıkarır.

    Kafa travmalarında, beynin fiziksel olarak hasar görmesi sonucu bilinç kapanır, yani kısmi beyin hasarlarında bilinç kapandığında rüya bile görmüyor isek bilincin beynin bir yan ürünü olduğunu, ve beyin ölümü gerçekleştiğinde bilincin kapalı olacağını hali ile kurduğunuz devamlılığın olmayacağı aşikardır.

    Son cümlenden yola çıkarak bilimsel kısmı ve kurduğun teoriyi inceleyebiliriz.

    Fiziksel olarak, kuantum mekaniğine göre zamanın daha küçük parçalara bölünebilmesi mümkün değil. Eğer her t anında yeni bir zaman ölçeği oluşturuluyorsa, bu zamanın sonsuz bölünebilir olduğunu varsayar. Ama fiziksel gerçeklikte, Planck ölçeğinden küçük zaman dilimleri anlamını yitirir. Bilinç beyin aracılığıyla var olduğundan bu fiziksel olarak bu ihtimal çürür.

    Biyolojik olarak, oksijen ve glikoz akışı durduğunda, nöronlar birkaç dakika içinde işlevini kaybeder. Bir hücre öldüğünde, içeride herhangi bir bilinç devam edemez. Beyindeki elektriksel yapı durur. Beyin öIümünde, EGG ile ölçülen beyin dalgaları tamamen sıfırlanır. Beyin artık elektrik üretmediği için herhangi bir bilinç veya zaman algısı mümkün değil. Hücresel yapı da geri dönderilemez. Beyindeki ATP üretimi durduğunda, hücreler parçalanır ve geri dönüşü olmayan biyolojik bir çöküş başlar. Bu süreçte, herhangi bir içsel zaman algısı sürdürülemez. Beyin enerjinin elektriksel yapı sayesinde devamlılık sürdürür, enerji elektriksel yapıdan başka bir forma dönüştüğünde beynin devamlılığını sağlayamaz ve bilincin de fişini çeker.

    Zamanın subjektif algısı, fiziksel zamandan da farklıdır. Ölüm anında zaman algısı genişleyebilir gibi düşünüyorsun, ama bu yalnızca beyin halen çalışırken mümkündür. Beyin durduğunda, zaman algısı da sona erer, haliyle bilinç de.

    Ayrıca zaman iç içe geçemez, termodinamiğin ikinci yasasına göre kapalı bir sistemde entropi sürekli artar ve bu düzensizliğin artışı sürecin sonlanmasına yol açar. Beyin ölünce, entropi geri döndürülemez şekilde artar ve sistemin içsel bir zaman dizisi oluşturması imkansız hale gelmiş olur.

    Neticede kurduğun argümanın gerçekten sınırsız bir paradoksa girebilmesi için beyin ömrünün sınırsız şekilde devam etmesi gerekir. Her enerji aynı formda kalmaz, formu değişen her enerji türü her maddeyi çalıştıramaz. Her maddenin ise ömrü vardır ve son bulacağı bir nokta da.

    Bu ihtimallerden ise sadece ilahi boyutlar kalıyor, haliyle 4000'in üzerinde din ve 4000'in üzerinde sonuç. Ama bilimsel olarak imkansız
    Kaliteli bir tartışmaydı buradan kesin bir sonuçla ayrılamayacağımız kesin , yine yorumunda katılmadığımiki nokta var 1.'si: "Planck ölçeğinden küçük zaman dilimleri anlamını yitirir" => HENÜZ anlayamadığımız bir şeyin anlamsız olduğunu bilemeyiz. 2.'si:"EGG ile ölçülen beyin dalgaları tamamen sıfırlanır" => EGG'nin ölçemediği bir dalga boyutunda bu süreçler sonsuza kadar devam edebilir. Günümüz bilimiyle ve bildiklerimizle bu sorunun cevabını sadece öldüğümüzde öğrenebileceğimiz kesin. Tabi şu an bu döngülerden birinde sıkışıp kalmadıysak...
  • 06-03-2025, 16:31:23
    #22
    Bu konuları derinlemesine tartışabileceğin yapay zeka modelimi https://chatgpt.com/g/g-TkheVMHIH-mystigpt buradan kullanabilirsin.
  • 06-03-2025, 16:54:11
    #23
    Bir dizi vardı ölen insanların bilincini bir sunucuya yüklüyorlar ve orada sonsuza kadar yaşayabiliyor. Olmasını isterdim.
  • 06-03-2025, 17:09:37
    #24
    ulasisbl adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kaliteli bir tartışmaydı buradan kesin bir sonuçla ayrılamayacağımız kesin , yine yorumunda katılmadığımiki nokta var 1.'si: "Planck ölçeğinden küçük zaman dilimleri anlamını yitirir" => HENÜZ anlayamadığımız bir şeyin anlamsız olduğunu bilemeyiz. 2.'si:"EGG ile ölçülen beyin dalgaları tamamen sıfırlanır" => EGG'nin ölçemediği bir dalga boyutunda bu süreçler sonsuza kadar devam edebilir. Günümüz bilimiyle ve bildiklerimizle bu sorunun cevabını sadece öldüğümüzde öğrenebileceğimiz kesin. Tabi şu an bu döngülerden birinde sıkışıp kalmadıysak...
    Uzun zamandır adam akıllı saygı çerçevesinde tartışmayı özlemişim teşekkürlerimi sunuyorum

    Aslında henüz anlayamadığımız bir durum sayılmaz, bilinç açık iken rüya görürüz, bilinç kapandığında rüya görmeyiz. Bilinç açık iken bu dünyada diri vaziyetteyiz. Bilinç kapanıp beyin öIümü gerçekleştiğinde mortingen strasse.

    EGG beynin elektriksel dalgalarını ölçer, enerji başka bir boyuta geçtiğinde bu dalgayı göremeyeceğimiz doğrudur, ama elektriksel yapı iflas ettiğinde beynin de fişini çekeceği doğrudur. Sonuçta beden çürüyor, yukarıda sonsuzluk paradoksunun olmama sebeplerini de belirtmiştim.

    İşin özünde öIüm sonrası hayat hakkında benim bir dini inancım var, dinimi ve düşüncelerimi benimsediğim gibi herkesin inancına ve düşüncelerine saygı duymaktayım anlaşılacağı üzere
  • 06-03-2025, 19:30:07
    #25
    backlinkmatik.com
    rüya da, koma halisulasyonları da, beyin ile tecrübe ediliyor. ölümde ise beyin ölüyor kısacası bahsettiginiz beynin çalıştığı diğer durumlardan cok farkli bir durum. ölünce o enerji miktoorganizmalarq geçiyor malesef, insan için ise şarteller tamamen kapanıyor. en azından bildiğimiz boyutta.

    ruhani bir sona inananlar için durum zaten her inançta farkli şekillerde açıklanıyor
  • 06-03-2025, 19:45:12
    #26
    ulasisbl adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Uyurken normalden çok daha hızlı zaman geçen rüyalar görürüz bazen bir saatlik derin uykuda birden fazla rüya görebiliriz. Orda akan zaman gerçek hayattaki zamandan çok daha hızlı, ölüme yakın tecrübeleri olan insanların röportajlarına baktığımızda da hepsi kendi kültürüne ait şeyler gördüğünden bahsediyor. Eğer ölürken beyin kendini en güçlü moda alırsa, rüya örneğindeki gibi bilinçaltımızın içinde yeni bir yaşama başlama ihtimalimiz nedir. Her şey enerjiden ibaret ve var olan hiçbir enerji yok edilemez. Ve her parçanın daha küçük bir parçası vardır. Küçüklük ölçülemeyeceği için de aslında sonsuza kadar giden bir döngüye hapsolmuş oluyoruz. Ve zihnimiz bizi yeni bir hayata başlatıyor. Bunun olma ihtimali nedir. Stajdayım detaylı açıklayabildim mi bilmiyorum ama bunu tartışmak isterim.
    Bu tweet aradığınız soruların cevaplarını verebilir.



    https://x.com/srkntnyldz/status/1879292765726724357
  • 06-03-2025, 20:28:51
    #27
    İnsan, kendi içinde sonsuz bir evren taşır. Hiç kimse, bir başkasının dünyayı nasıl algıladığını, gördüklerini nasıl yorumladığını tam olarak bilemez. Her birey, kendi düşünceleri ve hisleriyle şekillenen benzersiz bir gerçeklikte yaşar.
    Bu yüzden inanıyorum ki dünya, yalnızca var olmak ya da ibadet etmek için yaratılmış bir yer değil. Eğer Tanrı bizi sadece ibadet için yaratmış olsaydı, bu görevi yerine getiren melekler zaten vardı. İnsan, bilinç, irade ve keşfetme gücüyle donatılmış bir varlık. Belki de bu dünya, gerçekliği kavrayabilmemiz için bir aşama, bir geçiş süreci.
    Peki, biz bu dünyayı hangi boyuttan izliyoruz? Algıladığımız gerçek, mutlak gerçek mi? Belki de farklı frekanslarda var olan alemler iç içe geçmiş durumda, fakat biz yalnızca kendi frekansımıza uygun olanı görebiliyoruz. Kimi zaman bilinmeyene daha yakın olduğumuz anlar var; farkında olmadan belirli görevleri yerine getiriyor, dönemsel sınavlardan geçiyoruz. Bu sınavlar, adeta bir sonraki aşamadaki yerimizi belirleyen noktalar gibi.
    Cennet ve cehennemin, anlatıldığı kadar basit kavramlar olduğunu düşünmüyorum. Sınavı tamamladığında ödül veya ceza ile sonsuz bir yaşama geçmek fikri eksik olabilir. Belki de süreç burada bitmiyor, belki de biz sadece bir seviyeyi tamamlıyor ve başka bir aşamaya geçiyoruz. Eğer bu bir yolculuksa, sınavın sonrasında ne olduğunu keşfetmek için daha büyük bir bilinç gerekiyor...


    çünkü kutsal kitaplarda ölmek doğuş anlamına geliyor ve bu bize bildirilmiş. aslında ölmüyoruz gerçek bir yerde varolup doğuyoruz. belkide burda anne baba kardeş evlat dediklerimiz arkamızdan ağlıyor ama belkide biz "vay canına nasıl bitti " deyip uyanacaz hiç kaybettiklerimiz düşünmeyeceğiz belkide herkes gecici diğer alemde anlamsız gelecek

    kısacası toparlarsam. dünya ile bittiğini düşünmüyorum. aşamaların oldugunu düşünüyorum. evet mutlak bir yaratıcı olduguna inanıyorum ama anlatıldıgı kadar hiçbirşey basit düz oldugunu düşünmüyorum.
    enerjiye cok inanıyorum , dua (istemenin gücüne inanıorum) ve bu dünyada doğup büyüyüp çalışıp yaşayıp gitmenin yeri oldugunu düsünmüyorum.

    adam doğuyor coluk cocuk torun tombalak sonra gidiyor bu kadar düz bir yer olamaz..