• 06-03-2025, 09:37:07
    #10
    Ölüm ve tekrar dirilme ayetlerde sabittir. Dediklerinize gelince rüya ve enerji olayı doğrudur.

    Bunu kimse yargılayamaz ve inkar edemez.

    Ama hiçbir yaprak dahi Allah C.C izni olmadan kıpırdamaz ayetini okuduğumuzda her şeyin Allah'tan olduğunu ve yine ona döndürüleceğimizi bilmemiz tüm olayı anlatmaktadır
  • 06-03-2025, 09:52:25
    #11
    Matrix deyiz. Aslında bulunduğumuz yerde değiliz. Gördüğümüz herşey bir yanılsama. Üstün bir varlık tarafından kontrol ediliyoruz. Buna Tanrı veya uzaylı veya başka birşey de adlandırabiliriz. Kısacası bu hayat bize verilmiş bir rol, bizlerde oyuncuyuz😅
  • 06-03-2025, 09:52:52
    #12
    Bazıları teknik bilgi olsa da tamamına yakını kişisel çıkarımlar olacaktır. Öncelikle rüyalarda zaman algımızın farklı olması, beynimizin belirli anlarda nasıl çalıştığıyla ilgili. Uyku sırasında özellikle REM evresinde, beyin yüksek aktiviteye geçiyor ve zaman algımız değişiyor. Bu yüzden 5-10 dakikalık rüya süresi bazen saatlerce yaşanmış gibi hissedilebiliyor.
    Ölüm anına yaklaşan insanların, kendi kültürlerine ait imgeler görmesi bence beynin bildiği ve alışık olduğu sembollerle bir anlam oluşturma çabası olabilir. Çünkü beyin, ölüm anında hayatta kalma mekanizmalarını devreye sokarken, aynı zamanda anlam arayışına da giriyor olabilir. Ölüme yakın deneyimler yaşayan insanlar, zamanın yavaşladığını veya geçmişteki anıları bir anda gördüğünü söylüyor. Bu, beynin son bir bilinç patlaması yaşadığına işaret edebilir. Eğer beyin, ölüm anında rüyalardaki gibi bir hızlanmış gerçeklik yaratıyorsa, bu durum bilinç açısından sonsuz bir döngü hissi de verebilir.

    Fizik demişsiniz, fizikte enerjinin yok edilemeyeceği ve sadece dönüşebileceği prensibi var evet. Ancak bilinç dediğimiz şeyin tamamen fiziksel mi, yoksa başka bir boyutta mı var olduğu hala bilinmeyen bir konu. Eğer bilinç bir tür enerji formuysa, belki de ölümle başka bir boyuta geçiş yapabiliriz. Eğer bilincimiz ölürken kendi içinde yeni bir gerçeklik yaratıyorsa, bu, sonsuz döngü içinde sıkıştığımız anlamına gelebilir mi? Teorik olarak, bilinç sürekli yeni bir yaşam formu yaratıyor olabilir ve her ölümde yeni bir rüya (veya yaşam) başlıyor olabilir. Bu teori zaten simülasyon teorisi, reenkarnasyon, çoklu evrenler gibi birçok konseptle de bağlantılı asında. Yani, belki de her ölüm, yeni bir gerçeklikte doğuş olabilir.

    Bence soruyu "Bilinç, ölüm anında kendini yeniden yaratabilir mi?" diye sormak lazım. Kesin bir cevap yok ama bu tür tartışmalar gerçekten zihni açıyor.
  • 06-03-2025, 10:07:16
    #13
    berkayonn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bazıları teknik bilgi olsa da tamamına yakını kişisel çıkarımlar olacaktır. Öncelikle rüyalarda zaman algımızın farklı olması, beynimizin belirli anlarda nasıl çalıştığıyla ilgili. Uyku sırasında özellikle REM evresinde, beyin yüksek aktiviteye geçiyor ve zaman algımız değişiyor. Bu yüzden 5-10 dakikalık rüya süresi bazen saatlerce yaşanmış gibi hissedilebiliyor.
    Ölüm anına yaklaşan insanların, kendi kültürlerine ait imgeler görmesi bence beynin bildiği ve alışık olduğu sembollerle bir anlam oluşturma çabası olabilir. Çünkü beyin, ölüm anında hayatta kalma mekanizmalarını devreye sokarken, aynı zamanda anlam arayışına da giriyor olabilir. Ölüme yakın deneyimler yaşayan insanlar, zamanın yavaşladığını veya geçmişteki anıları bir anda gördüğünü söylüyor. Bu, beynin son bir bilinç patlaması yaşadığına işaret edebilir. Eğer beyin, ölüm anında rüyalardaki gibi bir hızlanmış gerçeklik yaratıyorsa, bu durum bilinç açısından sonsuz bir döngü hissi de verebilir.

    Fizik demişsiniz, fizikte enerjinin yok edilemeyeceği ve sadece dönüşebileceği prensibi var evet. Ancak bilinç dediğimiz şeyin tamamen fiziksel mi, yoksa başka bir boyutta mı var olduğu hala bilinmeyen bir konu. Eğer bilinç bir tür enerji formuysa, belki de ölümle başka bir boyuta geçiş yapabiliriz. Eğer bilincimiz ölürken kendi içinde yeni bir gerçeklik yaratıyorsa, bu, sonsuz döngü içinde sıkıştığımız anlamına gelebilir mi? Teorik olarak, bilinç sürekli yeni bir yaşam formu yaratıyor olabilir ve her ölümde yeni bir rüya (veya yaşam) başlıyor olabilir. Bu teori zaten simülasyon teorisi, reenkarnasyon, çoklu evrenler gibi birçok konseptle de bağlantılı asında. Yani, belki de her ölüm, yeni bir gerçeklikte doğuş olabilir.

    Bence soruyu "Bilinç, ölüm anında kendini yeniden yaratabilir mi?" diye sormak lazım. Kesin bir cevap yok ama bu tür tartışmalar gerçekten zihni açıyor.
    . Bütün cevaplarınızı okudum beni en iyi anladığını düşündüğüm berkayonn'a teşekkür ederim. Tabii ki kişisel yorumlarım da var bu düşüncenin içerisinde, bazı arkadaşlar din ayet falan demiş arkadaşlar size harbiden çok özeniyorum. Keşke ben de takıldığım konuları böyle kapatabilsem. Maalesef ki üstüne düşünmeden duramıyorum...
  • 06-03-2025, 10:11:51
    #14
    lorxy adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Termodinamiğin birinci yasasına göre enerji yok edilemez olsa da, varolan enerji, aynı formunda her zaman kalmaz. Bilinç ise ölçülebilir bir enerji değildir.

    Olaylara kendi felsefenizi çizerek bakmışsınız, biyolojik olarak baktığımızda bilincin oluşumu için beyinin elektriksel ve kimyasal formunun korunması, yani nöronların devamlılığını sürdürmesi gerek. Beyin öIümü gerçekleştiğinde nöronlar da öIür.

    Neticede, bilimsel olarak argümanınız yanlış.
    Henüz ölçülememiş olması bilincin ölçülemez enerji olduğunu göstermez. Nöronların devamlılığından bahsediyorum zaten ben aslında olayı anlayamayıp yazmışsın cevabını, ben zaten o ölüm anında beynin çok güçlü bir şekilde çalışarak sürekli yeni hayatlar üretebileceği ve bunun sonsuz döngü yaratacağını söyledim. Doğrudan bilimsel olarak argüman yanlış demek bence daha büyük yanlış. Saygılar.
  • 06-03-2025, 10:25:55
    #15
    dediğin gibi olsa bile kimse kendini yaşamdan koparıp bir alt kademe olan sonsuzluğa düşürmek istemez, elimizde tek seferlik sahip olduğumuz bir hayat var, kıymetini bilmeli.
    Objektif olarak da cevaplıyayım, bence hiç bir şey sabit kalmaz özellikle insan gibi evrene kıyasla toz kadar değeri olmayan bir canlının sonsuz bir döngüye girmesi pek olası değil
  • 06-03-2025, 10:37:59
    #16
    can44 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    dediğin gibi olsa bile kimse kendini yaşamdan koparıp bir alt kademe olan sonsuzluğa düşürmek istemez, elimizde tek seferlik sahip olduğumuz bir hayat var, kıymetini bilmeli.
    Objektif olarak da cevaplıyayım, bence hiç bir şey sabit kalmaz özellikle insan gibi evrene kıyasla toz kadar değeri olmayan bir canlının sonsuz bir döngüye girmesi pek olası değil
    Peki şu an yaşadığın hayatın ilk hayatının olduğuna neden inanıyorsun, belki de kendi yarattığın sonsuzlukta bir parçadan ibaretsin ve şu an konuştuğun görüştüğün herkes senin zihnine aitse.. Evrende sabit kaldığımızı söylemiyorum ve kendini bu kadar değersiz görmemelisin. İnsan bedeni bir sanat eseri gibi ve çok karmaşık. Kesinlikle bu potansiyeli olduğuna inanıyorum.
  • 06-03-2025, 10:41:41
    #17
    ulasisbl adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Peki şu an yaşadığın hayatın ilk hayatının olduğuna neden inanıyorsun, belki de kendi yarattığın sonsuzlukta bir parçadan ibaretsin ve şu an konuştuğun görüştüğün herkes senin zihnine aitse.. Evrende sabit kaldığımızı söylemiyorum ve kendini bu kadar değersiz görmemelisin. İnsan bedeni bir sanat eseri gibi ve çok karmaşık. Kesinlikle bu potansiyeli olduğuna inanıyorum.
    "herkes benim zihnime ait.." olsaydı hayatı bu kadar basit kurgulamazdım ona eminim. yinede senin dediginde olabilir hocam bilemeyiz o kadar ileriye gitmedik henüz konuşarak gidebileceğimizide sanmam
  • 06-03-2025, 11:39:21
    #18
    ulasisbl adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Henüz ölçülememiş olması bilincin ölçülemez enerji olduğunu göstermez. Nöronların devamlılığından bahsediyorum zaten ben aslında olayı anlayamayıp yazmışsın cevabını, ben zaten o ölüm anında beynin çok güçlü bir şekilde çalışarak sürekli yeni hayatlar üretebileceği ve bunun sonsuz döngü yaratacağını söyledim. Doğrudan bilimsel olarak argüman yanlış demek bence daha büyük yanlış. Saygılar.
    Siz bence anlatmak istediğimi anlayamamışsınız.

    Hiç ölçülmemiş gibi bir durum yok, çünkü bilinç bir enerji çeşidi değil, fiziksel beyin süreçlerinin yan ürünü.

    Argümanınıza şahsi fikirlerim ile yanlış demiyorum, nöronlar oksijen ve glikoz devamlılığı olmadan aktif halde olamıyor, beyinin elektriksel aktivitesi tamamen duruyor ve beyin öIümünden hemen sonra beyinin dokusu bozuluyor.

    Nöronlar öIüyor, siz canlı olmayan nöronların devamlılığından bahsediyorsunuz.

    Ağır kafa travmalarında bilinç tamamen kapandığında hiç bir rüya görülmüyor, kapalı bir bilinçte bile böyle bir durum oluyor iken, tüm aktivitesel özelliklerini yitirmiş bir beyinde dediğiniz durum mümkün değil.

    Ortada belki diyebileceğimiz durum ise dediğiniz gibi rüyada uzun geçen zamanın gerçekte kısa geçmesi ve tıpkı uzaydaki zaman dilimi gibi olması. Beyin öIümü gerçekleşir iken 1-2 dakikalık sürede bunun olma ihtimali var, ama her ne kadar rüyada uzun görmüş olsak da bir süre sonra beyin tüm fonksiyonlarını yitirirecek, bu ise sonsuz döngü argümanını tamamen kırar değil mi?

    Kurduğunuz argüman felsefi olarak yorumlanabilir, ama bilimsel olarak tamamen yanlış olduğunu söylemem kesinlikle daha büyük bir yanlış değil.

    Saygılar.